25 Kasım sürecinin ortaya çıkardıkları…

25 Kasım sürecinin ortaya çıkardıkları…
  • 03.12.2014

“25 Kasım ve erkekler” başlıklı yazımda; kendisine “ilerici”, “devrimci”, “demokrat”, “sosyalist” yada “yurtsever” tanımlaması yapan ve kendilerinin, verili erkek kimliğinden farklı olduklarına inanan erkeklerin, kadına yönelik şiddet karşısında duruşlarını ele almış ve bu “farklı”lıklarını somutlamaları üzerinde durmuştum.

Bu yazıma ilişkin birçok takdir eden yazılar ve telefonlar da aldım. Arayan ve yazanlar içerisinde erkekler de vardı. Açıkçası bundan çok umutlanmıştım. Fakat, maalesef pratik yine aynıydı. “Kadın özgürlükçü” bu erkeklerden yine somut adım çıkmamıştı. Demekki bu konu gündemimizde olmaya devam edecek…

İkincisi, kadınların kendi sorunlarına sahiplenmeleri noktasındaki duruşları… Açıkça belirtmeliyim ki burada da ciddi sıkıntılar var. Yapılan eylem ve etkinliklere kadınların katılımı olması gerekenin oldukça altındaydı. Her gün şiddet nedeniyle kurumlara giden, yardım isteyen, büyük mutsuzluklar yaşayan kadınlar, hala sihirli bir değneğin kendi yaşamlarını değiştirmelerini beklemekteydi.

Amerikalı kadın yazar Colette Dowling’in “Sindrella kompleksi” olarak tanımladığı bu duruş; özgürleşmek, bağımsızlaşmak, eşitlenmek isteyen, mutluluk isteyen kadınların en önemli ayak bağı. Bir yandan köleliği sorgulayan, haksızlığa uğradığını düşünen kadının öte yandan bunun için hiç bir şey yapmamasını “Sindrella kompleksi” olarak tanımlayan yazar, bunu çocukken izlediğimiz bir masalın kahramanından almış. Masalda, babası yaşarken oldukça mutlu olan prenses Sindrella’nın, (yada Külkedisi) babasının ölümü ardından üvey annesi ve kardeşleri tarafından nasıl ezildiğini anlatmaktaydı. Fakat Sindrella durumunu değiştirmek için hiç bir şey yapmıyordu. Taaki, sihirli değneği ile onun yaşamını değiştirecek bir masal perisi ortaya çıkana dek.

Çevremize baktığımızda, konuştuğumuzda her kadından adeta bin ah işitirken sorunun çözümü söz konusu olduğunda bu kadar mesafeli duruş, ciddi bir Sindrella kompleksi ile ya da diğer bir anlatımla kurtarılmayı bekleyen bir yaklaşımla karşı karşıya olduğumuza işaret ediyor…

Bilinmesi ve mutlaka anlaşılması gereken bir şey varki; hiç bir özgürlük ve mutluluk, sorunun muhataplarınca sahiplenilmediği sürece var edilememiştir. Bütün insanlık tarihi buna şahittir. Ve her özgürlüğün, her kazanımın ve başarının ardında bedeller olmuştur. Bırakın mücadeleyi, bilim insanlarının yaşamlarına bakın. Hemen hepsinin yaşamında ödenmiş ağır bedeller vardır. Ya sosyal yaşamları ölmüştür, ya evlilikleri iyi gitmemiştir, ya çocukları büyük sıkıntılar yaşamıştır yada öldürülmüş, tutsak edilmişlerdir. Kısacası yeni olana, güzel olana, insanca olana düşman sistemlerde bilim bile bedellerle üretilebilmektedir. Dolayısıyla, yeni bir yaşamı, insanca bir yaşamı hayal eden her kadın ve erkek; mücadeleyi ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alabilmelidir. Bunu göze alamayanların gerçek mutluluğu yakalayabileceklerine inanmayanlardanım.

Üçüncüsü, kadın kurumlarının duruşları… İzlediğim kadarıyla burada da ciddi sorunlar bulunuyor. Öncelikle 25 Kasım’ın mücadeleci yanının yeterince kavranamadığını düşünüyorum. Örneğin; 25 Kasım’lar, 8 Martlar kadar sahiplenilmiyor. Oysa 25 Kasım’da tıpkı 8 Mart’ta olduğu gibi içeriği boşaltılmaya çalışılan günlerden biri. Yani, 8 Mart gibi iki 25 Kasım var. Biri, kadına yönelik şiddeti tüm yönleri ile ele alan (ekonomik, politik, fiziksel, cinsel, psikolojik, vb) diğeri ise sadece aile içi şiddeti eksen alan BM’nin kabul ettiği (etmek zorunda kaldığı) 25 Kasım.

Kadın özgürlüğünün gerçek sahipleri olarak hiç kuşkusuz bizim 25 Kasım mücadelemiz birincisini, yani kadına yönelik şiddeti tüm yönleri ile ele alan ve buna kaynaklık eden tüm sorunları ortadan kaldırmayı hedefleyen 25 Kasım’dır. Bazılarının yaptığı gibi sadece iyileştirmelerle kendimizi sınırlayamayız. İyileştirmeler için de mücadele ederiz, fakat ana hedefimiz sorunlara kaynaklık eden tüm nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır.

Sonuç olarak; bütün bunlardan hareketle, ciddi bir aydınlanma, yeni bir bilinç ve algı yaratma ile karşı karşıyayız. Bu nedenle daha önce yaptığımız ve toplumda belli bir algı yaratabildiğine inandığım “eskort” ve “sauna” reklamları yapan Türkiyeli, Kürdistanlı ve Kıbrıslı göçmenlere hitap eden gazeteler başta olmak üzere tüm medya şiddetine karşı verilecek mücadele, kadın mücadelesine ciddi bir ivme katacaktır.

Hiç kuşkusuz Şengal ve Kobane’li kadınlarla dayanışmamızı kesintiye uğratılmaksızın sürdürebileceğimiz böylesine bir çalışma, toplumumuzda kirlenmeye neden olan ve beraberinde şiddeti de arttırdığını tespit ettiğimiz algının değişmesinde ve “erk”ekliğin yeniden sorgulanmasında da önemli bir rol oynayacaktır…

Reklam
Britanyalı 5 Milyon Emekçinin Temsilcilerinden Efrin Çağrısı
Britanya’nın en büyük ve önemli sendikaları Türk devletinin Efrin’i işgal girişimine karşı eyleme geçti. Üç gün önce Unison sendikası tarafından...
BAF: Karanlığa Karşı Aydınlığı Örgütleme İçin Ortak Mücadele
Britanya Alevi Federasyonu geçtiğimiz Pazar günü Enfield’te bulunan binasında üçüncü genel kurulunu gerçekleştirdi. İşçi Parti Milletvekilleri Joan Ryan ve Kate...
Birleşik Krallık’ın Her Köşesinde Efrin Eylemleri
Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, başta Londra olmak üzere Birleşik Krallık’ın birçok kentinde eylemler de büyüyerek devam ediyor....
Londra’da Binlerce Kişi Efrin İçin Yürüdü
Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Dünyanın birçok merkezinde olduğu gibi...
Londra Büyük Efrin Buluşmasına Hazırlanıyor
Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırıları devam ederken, dünyanın her köşesinde eylemler de büyüyerek devam ediyor. Efrin ile dayanışma günü ilan...
Londra’da ‘Afrin Erdoğan’a Mezar Olacak’ Sloganları
Türk devletinin Afrin’e yönelik işgal girişimleri ve saldırıları Londra’da protesto edildi. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği önünde öğlen saatlerinde yapılan protestoya Kürdistan’nın...
Ülkeler Arası Bilgi Paylaşımları Başladı
Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde bilgi paylaşımı sözleşmesi yürürlüğe girdi ve ilk paylaşımlar 2018 yılının ilk günlerinde maliye yetkilileri ve bankalar arasında...
Londra’da ‘Maraş’tan Roboski’ye; Unutmadık, Unutulmayacağız’ Paneli
Roboski Katliamı’nın 6’ıncı yılı ve Maraş Katliamı’nın 41’inci dolayısıyla Londra’da bulunun Kürt Toplum Merkezi’nde “Maraş’tan Roboski’ye Unutmadık, Unutturmayacağız!” başlıklı panel...
13 Yılın Ardından Gelen Görkemli Açılış
On yıldan fazladır inşaatı devam eden Cemevi’nin yeni binası Pazar günü yapılan büyük bir tören ile açılışı gerçekleştirildi. Açılışa Türkiye...
İngiliz Devrimcilerin Naaşları Londra’da
YPG saflarında DAİŞ’e karşı savaşırken Rakka’da yaşamlarını yitiren İngiliz enternasyonalist savaşçılar Jac Holmes ve Oliver Hall’un naaşları bugün öğleden sonra...
Şehit Düşen İngiliz Devrimciler İçin Kitlesel Karşılama Töreni
YPG saflarında DAİŞ’e karşı savaşırken Rakka’da yaşamlarını yitiren İngiliz enternasyonalist savaşçılar Jac Holmes ve Oliver Hall’un naaşları salı günü Londra’ya...
Londra Mehmet’ini Uğurlamaya Hazırlanıyor
Rakka’da Daiş çetelerinin saldırısında yaşamını yitiren Mehmet Aksoy (Firaz Dağ) 10 Kasım Cuma günü yapılacak törenden sonra Karl Marx’ın bulunduğu...
Londra Silah Fuarı Protesto Edilecek
Başkent Londra’da düzenlenecek olan uluslararası silah satış fuarı protesto edilecek. Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar tarafından yapılan açıklamada Türkiye gibi ülkelerin...
Kürdistan’daki Savaş Londra’da Başlıyor
“Düşen her bomba, ‘terörle mücadele’ adına atılan her merminin bir yerde üretilmesi gerekiyor. Ve her nerede olursa olsun, bu üretime...
İskoç Polisi İki Gün Önce Kapısını Kırarak Girdiği Kürt Derneğinde Halkın Sorularına Cevap Verdi
Geçtiğimiz hafta İskoçya’nın başkenti Edinburgh’ta Kürt Toplum Merkezi ve bazı Kürt Halk Meclisi üyelerinin evlerine yapılan baskınlara tepkiler büyüyerek devam...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ