‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’

‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’
  • 30.04.2015

‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’ 2

Elbistanlılar dayanışma derneğinde Cumartesi günü yapılan ‘Maraş Kürtçesi’ konulu panelde konuşan Mazlum Doğan, Cumhuriyet döneminin en büyük mağdurunun Maraş Kürtçesi olduğunu belirterek 20 yıl içerisinde büyük bir asimilasyon yaşandığını belirtti. Konuyla ilgili bir örnek te veren Doğan, Annesinin tek kelime Türkçe bilmediğini ve Torunun da şuan tek kelime Kürtçe bilmediğini söyleyerek yaşanan trajedinin boyutlarını gösterdi.

Kürtçe üzerine çalışmalar yürüten ve aslen Elbistanlı olan Mazlum Doğan, El-Com binasında düzenlenen panelde Maraş Kürtçesi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhuriyet döneminin en büyük mağdurunun Maraş Kürtçesi olduğunu belirten Mazlum Doğan şunları belirtti; ‘‘İnsanlar bir şekilde Aleviliklerini korudular ama Kürtçelerine bir yara, bir çıban gibi yaklaştılar. Ama Aleviliklerini evlerinde gururla bir mücevher gibi taşıdılar. Bu açıdan Cumhuriyet döneminin en büyük mağduru Kürtçe, özelde de Maraş Kürtçesi.’’

‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’ 1

CUMHURİYET İLE BERABER İNKAR POLİTİKASI BAŞLADI

Osmanlı döneminde, Kürtçe ile ilgili yargıların, Cumhuriyet dönemine hiç benzemediğini belirten Doğan, Şemseddin Sami adlı dilbilimcinin kitaplarında Kürtçe ile ilgili yazdıklarını anlattı. Doğan; ‘‘ Şemseddi Sami Türkiye’de dil biliminin kurucusu olarak bilinir, 8-9 lisan bilir. Kitabında Kürtçe’ye bir değer veriyor. Kürtçe doğal bir dil olduğu için dil bilimcilerin gözünde daha değerli ve önemli oluyor. Cumhuriyet dönemine geldiğimiz zaman bu yargı değişiyor. Artık Kürtçe melez, bozma bir dil, hatta Türkçenin bir lehçesi, dağ Türkçesi olarak adlandırılıyor. Bu yaklaşım Türkiye’deki sol cenahta bulunan yazar ve aydınlarda var. Bir sürü solcu olarak bilinen dil bilimci kitaplarında Kürtçe’den bahsedilmemektedir. Hatta profesör Ahmet Burhan Kürtçenin 164 kelimeden oluştuğunu söyleyip bozma, Farsçanın bir lehçesi olduğunu dahi söylemiştir.

MARAŞLILAR KÜRTÇELERİNDEN UTANMAYA BAŞLADI

Bu sistematik politikalar Maraş’taki Kürtleri de etkiledi. Dolayısıyla bu insanların dillerine bakışı, dillerini algılayışı daha çok Kürtçe köylülükle gericilikle özdeşleştirildi. Dolayısıyla insanlar yavaş yavaş Kürtçe ‘den utanır oldu. Kürtçeyi konuşmak onlar için köylülük oldu. Mesela ben üniversiteye gittiğim yıllarda, köye geldiğimde insanlar bana ‘Üniversiteye gidiyor ama Kürtçe konuşuyor’ gibi alaycı yaklaşırlardı. İnsanlar doktora gittiği zaman, doktor onlarla Kürtçe konuştuğu zaman ‘oo doktor bizlen Kürtçe konuştu’ diye küçümserlerdi. Çünkü Kürtçe konuşmak köylülüktür algısı hakimdi. Dolayısıyla insanlar köklerinden dillerinden utanır oldular. Bu politika öyle derin bir politika ki insanlarımız Avrupa’ya geldiler, Avrupa’da da dahi aynı devam etti. Yasak olmamasına rağmen, insanlar daha da politikleşmelerine rağmen bu yaklaşım değişmedi, ve dillerinden utanmaya devam ettiler.

Maraşlı Kürtler önce Türkçe bilmedikleri için bir travma yaşadılar, Sonra diğer Kürtler ile iletişime geçtiklerinde kendi Kürtçeleriyle konuşamadıkları için, ya da onların Kürtçesi küçük görüldüğü için yine bir travma geçirdiler. Bu açıdan bakıldığında Maraş Kürtlerinin, Kürtçesinin hali tam bir trajedi.

BİZİM KÜRTÇEMİZ GERÇEK KÜRTÇE DEĞİL YANILGISI

Şöylesi bir yanılgıda var. En aydın okumuş Maraşlı bile, ‘bizim Kürtçemiz gerçek kürtçe değil, Kürtçemiz bozuk bir kürtçe’. Gerçek kürtçe diye bir şey yok. Bu göreceli birşey. Gerçek kürtçe arayışı yumuşak bir faşizmin göstergesi. Maraş Kürtçesi bugün Hakkari ile beraber Kürtçenin en orjinal formlarını taşıyan Kürtçedir. Bu boyutuyla yaklaşırsak Maraş Kürtçesi Mardin, Amed, Kars gibi bölgelerinkinden daha orjinaldir. Arap-İslam etkisi olmadığı için biraz daha arkaik kalmış.

BUNA DİLSEL ÖTENAZİ DİYORUM

Bu inkar durumuna ben dilsel ötenazi diyorum. Devletin politikaları sonucu insanlarımız öyle bir dillerinden utandılar ki dilleri ölsün istediler. Öyle bir nefret oluştu ki, Kürtçe konuşan insanlar dışlanır oldu, küçümsenir oldu. Alay konusu oldu. Ben bunları söylerken Maraşlı Kürtleri suçlamıyorum tabi ki, tartışmasız bunun tek sorumlusu devlettir. Ama sonuçları itibariyle düşünürsek, Maraşlı Kürtler dilsel bir ötenazi yaşamak istediler ve dillerini unutmak istediler.

‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’ 3

20 YILDA ASİMİLE OLDUK

Şuan Maraş Kürtçesine baktığımız zaman tam dibe vurduğu bir nokta. İnsanlar dillerini sahiplenmiyorlar, şuan deliler ve yaşlılar dışında kimse Kürtçe konuşmuyor. Yurtdışındakiler de buna dahildir. 500 yıl önce buradan, Dersim’den Horasana gitmiş Kürtler var, bu insanlar 500 yıldır dillerini koruyorlar. Aynı bizim Maraş Kürtçesini konuşuyorlar. Ama biz 20 yılda asimile olduk. Benim Annem 20 yıl önce Türkçe bilmiyordu, Torunu bugün Kürtçe anlamıyor. Bu inanılmaz bir trajedi. 20 yılda ne değişti. Bu 20 yıl politikleşmenin en çok arttığı dönem. Bunun dünyada başka bir örneği yok.

Doğan verdiği onlarca örnekle Maraş yöresinde konuşulan Kürtçenin ne kadar zengin bir içeriğe sahip olduğunu anlattı.

Panelin ikinci bölümünde yapılan soru-cevap kısmından sonra panel sona erdi.

Reklam
İkinci dalga kapıda: Salgın yeniden canlanabilir
İngiltere’de test ve temas takibi uygulamaları başlıyor. Fakat kısıtlayıcı önlemler hafifletilirken, bunların önemli bir etki yaratması için kitlesel bazda yaygınlaştırılması...
Hasan Cemal’den Telgraf News’e konuk olan  Osman Baydemir’e  mektup: Berxwedan jiyane!
Geçtiğimiz pazar günü Telgraf News Facebook adresimizden canlı yayın yaptığımız Hikmet Erden’in hazırlayıp sunduğu Telgraf Aktüel programına konuk olan Osman...
Apê Musa 100 Yaşında!
HABER MERKEZİ – Gazeteci-yazar Hüseyin Aykol, 100 yaşına basan Musa Anter için “1992 yılında öldürdüğünü sananlar yanılıyor. Kürt medyasının yaptığı...
Sanatçılardan Kirmançkî albüm
Bir araya gelen 10 Kürt sanatçı, “Wenge Royî” albümünde Kirmançkî şarkılar seslendirdi. Kürt sanatçılar, Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim Bilim ve...
Kate Osamar’dan Hükümete ‘Ankara Anlaşması’ çağrısı
İşçi Partisi (Labour) Edmonton Milletvekili Kate Osamar İngiltere’de Ankara Anlaşması olarak bilinen ECAA-2 adlı vize ile kalan insanların durumuna ilişkin...
İngiltere’de koronavirüsten hayatını kaybedenlerin sayısı 33 bin 998’e yükseldi
İngiltere’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ölenlerin sayısı son 24 saatte 384 artarak 33 bin 998 oldu. Sağlık Bakanlığının Twitter...
Covid-19’un panzehiri dayanışma ağları
HİKMET ERDEN / LONDRA Covid-19’un en fazla tahribatta bulunduğu yerlerden Londra’da Kürdistanlı ve Türkiyeli demokratik kitle örgütleri toplumsal dayanışmayı en...
Mahalle olmayan mahallerde huzursuzluğun iktidarı – Ayşe Çavdar
1990’larda Refah Partisi’nin (RP) neden ansızın yükseldiği konusunda klişe bir teori vardı. Parti olanca gücüyle dönemin sağcı-solcu iktidar ortaklarının görmezden...
Ankara Anlaşmalıların Başvurabileceği Destek ve Yardımlar
Birleşik Krallık hükümetinin açıkladığı Koronavirüs destek paketinden Ankara Anlaşması ile ülkede kalanların faydalanıp faydalanamayacağı veya faydalanacaksa hangi destek ve yardıma...
İngiltere Parlamentosu’nda ilk defa Dersim Tertelesi konuşuldu
İngiltere Parlamentosu’nda ilk defa Dersim Tertelesi’nde yaşamını yitirenlerin anması yapıldı.  Dersim Tertelesi’nin 81. Yılında çeşitli ülkelerde anmalar yapılmaya başlandı. İngiltere...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ