BİR KİMLİĞİN İNŞASI; KOBANİ

BİR KİMLİĞİN İNŞASI; KOBANİ
  • 02.04.2015

BİR KİMLİĞİN İNŞASI; KOBANİ 1

Yasemin Kazan-Londra

Dr. Deniz Çiftçi, Kürtler’in statü elde etmesini istemeyen tüm güçlerin, en büyük amacının, Rojava’yı “insansızlaştırmak”, daha açık bir ifade ile “Kürtsüzleştirmek” olduğunu dile getirdi. Göçü, sadece bir mekan değişikliği değil, aynı zamanda göç edenlerin, etnik ve ulusal kimliklerinin parçalanması olarakta ele alan Çiftçi, Rojava’nın bu yüzden kısa sürede güvenliğinin sağlanması ve Kobani’nin acilen yeniden inşa edilmesi gerektiğinin önemini vurguladı.

Ortadoğu’da özellikle etnik ve dini çatışmalar üzerine araştımalar yapan Dr. Deniz Çiftçi, doktora çalışmasını Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yaptı. Halen Ortadoğu’da İŞİD’in ortaya çıkması ve İŞİD ile Kürtler arasında yaşanan çatışmayı konu alan derinlemesine araştırmalar yapiyor. Bölgede yürüttüğü saha çalışmasından yeni dönen ve Londra’da çalışmalarında devam eden Ortadoğu analisti Çiftçi ile Kobani direnişi, Kobani’nin yeniden inşası ve Kürtler’in bugünkü durumu hakkında konuştuk.

Bölgeden yeni gelen biri olarak Kobani’nin artık özgür olduğunu söyleyebilirmiyiz?

Kobani’yi sadece coğrafi bir mekan olarak ele alırsanız sorunun cevabı; evet. Kent merkezi ve çok sayıda köy DEAŞ çetelerinden temizlendi, bugünlerde daha güvenilir ve özgür. Ancak; Kobani, yalnızca bir kentin özgürlüğüne kavuşması değil, aynı zamanda insanlık onurunun kıran kırana mücadelesidir. Bugün Kobani, her ne kadar böyle bir kurtuluşun simgesi olsada, Kürdistan’nın bazı bölgeleri, özellikle Şengal bölgesindeki bazı yerler DEAŞ ’in elindedir. DEAŞ, Ortadoğu’da birçok bölgede etkinliğini sürdürmekte ve halen bir tehdit arz etmektedir.Kürtler’in azılı düşmanı olması ve tehdidin henüz ortadan kalkmamış olması nedeniyle, gerçek anlamda tam bir özgürlükten bahsetmenin erken olacağı kanısındayım. DEAŞ Ortadoğu’da var olduğu sürece Kürtler’in özgürlüğü büyük bir tehdit altında olacaktır. Bu nedenle, PYD Eş Başkanı Sayın Salih Müslim’in 25 Mart’ta İngiliz parlamentosunda yaptığı konuşmada ‘‘son bir DEAŞ’çı bile Ortadoğu’da kalsa onunla savaşacağız” demesi büyük önem taşımaktadır.

Özgürlük ruhu ile zafer kazanan Kobani’de bundan sonra nasıl bir ruh hakim olur, nasıl bir yapı inşa edilir?

Kobani, Kürtler için artık çok daha derin bir anlama sahiptir ve her şeyden önce büyük zorluklara rağmen bir “direniştir”. Kürt kimliğinin, kanla, bedeli ödenerek elde edilen onuru ve ulusal kimliklerinin sembolüdür. Kürtler arasındaki duygudaşlığın zirveye çıkması ve en önemlisi Kürt siyasal tarihinin adeta yeniden yazılmasıdır. Kuşkusuz, sadece Kürtler için değil, Kobani, diğer toplumlar ve güçler içinde Ortadoğu’da kurulu olan düzenlerin değişebileceğinin, değişmek zorunda olduğunun bir kanıtıdır. Özellikle Kürtler’in komşuları, Kobani’den sonra, Kürtler’in kendi tarihlerini yazabilecek siyasal bilinç ve cesarete sahip olduğunun farkına vardılar. Batı dünyası için Kobani zaferi, Kürtler’in Ortadoğu’da siyasal dengeleri değiştirecek bir güç ve önemli bir müttefik olduğunun ispatıdır. DEAŞ için Kobani, Kürtler’in diğer güçlere benzemediğinin ve kolay kolay onları sindiremeyeceğinin işaretedir. Kısacası, Kobani direnişi, kendisini insanlık onuru ile özdeşleştirdi. İşte, tüm bu faktörleri göz önüne bulundurduğumuzda, neredeyse şehrin tamamı yıkılan Kobani’yi yeniden inşa etmek her şeyden önce Kürtler için bir kimliğin inşasıdır. Kobani’yi inşa etmek, bu yüzden, Kobani’yi sadece bir kent olarak inşa etmek anlamına gelmemelidir. Kobani, kent kimliğinin ötesinde bir halkın kollektif hafızasıdır artık.

İnsanların yaşamı için hala büyük tehlikeleri olan ve çadır bile kurulamayacak halde olan bu şehre kısa süre içerisinde dönüşlerin olması mümkün mü?

Bu çok ciddi bir sorun. Sivil insanların yaşadığı bir yerde savaşı sürdürmek oldukça zordur. Sivillerin hedef alınması endişesi bu noktada bazen mecburi geri çekilmelere de neden olabiliyor. Öte taraftan şöyle bir durum da var, DEAŞ’in özellikle de Kürtler’in statü elde etmesini istemeyen tüm güçlerin en büyük amacı Rojava’yı “insansızlaştırmaktır” daha açık bir ifade ile “Kürtsüzleştirmektir”. Rojava’yı işgal ederek başaramazlarsa da en azından taktiksel saldırılar gerçekleştirerek güvensizleştirmek ve insansızlaştırmak istiyorlar. Bugün Rojava’da çok sayıda Kürt göç etmek zorunda kaldı. Eğer geri dönüşler, belli bir süre sonra yapılmazsa bu durum Rojava’da nüfus dengesini ve beraberinde siyasal dengeleri Kürtler’in aleyhine değiştirebilir. Bu yüzden tüm Kürtler’in ve gerçekten Kobani direnişine sahip çıkan herkesin bir an önce Rojava’da güvenliğin sağlanması ve sonrasında geriye dönüşlerin yapılması için var gücü ile çalışması gerekiyor.

DEAŞ tehlikesinin halen devam etmesi şehrin yeniden inşası sürecinde ne tür olumsuzluklara yol açar?

Kürtler, DEAŞ tehlikesinin varlığını göz önününde bulundurarak hareket etmek zorundalar. Önce DEAŞ ’in yok olmasını bekleyip daha sonra Kobani’yi inşa etmek veya göç edenleri geri getirelim demek tam da Rojava’nın uzun vadede “Kürtsüzleşmesini” hedef alan aktörlerin planladığı bir şeydir. Çünkü; DEAŞ kısa vadede hatta önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde yok olacak gibi görünmüyor. Her şeyden önce DEAŞ üzerinden Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek isteyenlerin bu örgüte destekleri bir kaç yılda bitecek gibi değil. Kürtler bu gerçekliğin farkında olarak Rojava’da, yaşadıkları her yerde kendi öz savunma güçlerini çok güçlü bir şekilde kurmalı ve yıkılan, boşalan kentlerini yeniden inşa etmelidirler.

Kobani’nin inşası sürecinde mülteci Kürtler nasıl etkilenirler?

Göç sadece bir mekan değişikliği değildir. Aynı zamanda göç edenlerin kimliklerinin parçalanmasıdır. Göç eden Kürtler’in büyük bir çoğunluğu çok kötü koşullarda yaşamaktadır. Kamplarda yaşayanların koşulları ne kadar mükemmel olursa olsun (ki hiç öyle değil) sonuçta 5-6 veya bazen 10 kişi bir çadırda yaşıyor. Yüzbinlerce Kürt bu yüzden Türkiye, Irak, Lübnan ve diğer Ortadoğu ülkelerinde büyük şehirlerin varoşlarına dağılmışlar. Büyük çoğunluğu sokaklarda veya çok kötü koşullarda yaşamaktadır. Bu insanlar doğal olarak bu şehirlerde gün be gün asimile oluyorlar.

Kobani’nin yeniden inşasının en az verilen mücadele kadar önemli olduğunu biliyoruz. Peki Mürşitpınar sınır kapısı açılmadan bu inşaya başlamak mümkün mü?

Mümkündür, ama oldukça zordur. Çünkü Rojava’da üç Kürt Kantonu (Cezire, Kobani ve Afrin) arasındaki bazı geçiş bölgeleri halen DEAŞ’ın elindedir. Eğer üç kanton arasındaki topraksal temas veya güvenlik koridoru tam olarak sağlanırsa, Semelka sınır kapısı üzerinden, Güney Kürdistan’dan gerek duyulan her türlü malzeme veya lojistik destek rahatlıkla temin edilebilir. Eğer üç kanton arasındaki bölgeler DEAŞ’tan tam olarak temizlenmezse, kentin inşası için gerekli her türlü malzeme ve güvenliğin sağlanması için gerekli olan mühimmat ancak ve ancak Mürşitpınar kapısı üzerinden gönderilebilir. Bu sınır kapısının da kapalı olması birçok şeyi haliyle zorlaştıracaktır.

Uluslararası güçlerin desteğinin Kobani’nin yeniden inşasında ve ambargonun kaldırılmasında katkısı nasıl olabilir?

Uluslararası güçlerin Kobani’nin inşa sürecinde çok önemli bir katkısı olabilir. Her şeyden önce Kobani’yi inşa etmek için Türkiye’nin sınır kapısını açması gerekiyor. Uluslararası güçler bu noktada Türkiye’nin bu kapıyı açık tutması için diplomatik gücünü kullanabilir. Bunun yanısıra, Kobani’nin yeniden inşası için 5 milyar doların üzerinde bir ekonomik bütçeye ihtiyaç var. Bu bütçenin sağlanmasında önemli destek olabilirler.

Kobani’nin yeniden inşası uluslararası bir görev midir?

Kobani’yi inşa etmek her şeyden önce tüm Kürtler’in görevidir. Ancak Kobani’de insanlık onuru kurtarıldığı için inşasında yer almak tüm güçler için, özellikle Batı için ahlaki bir görevdir. Bunun dışında, DEAŞ’in ortaya çıkması, zemin bulup güçlenmesi veya bir canavara dönüşmesi Kürtler’in hataları veya politikaları sonucu oluşan bir şey değildir. Batı’nın özellikle Amerika’nın Irak’ta uyguladığı yanlış politikalar ve Ortadoğu’daki neredeyse her ülkenin DEAŞ ’ı bitirmek yerine DEAŞ içerisinde kendi DAİŞ’ini yaratmaya çalışması bu canavarın güçlenmesinde ve Kürtler’e saldırmasında dolaylı veya dolaysız rol oynamıştır. Bu yüzden aslında DEAŞ üzerinden siyaset yapan veya bu örgütün bu güne gelmesinde dolaylı veya dolaysız rol oynayan herkesin Kobani’nin yeniden inşa edilmesinde rol alması ahlaki görevleridir. Tabi şu da var, uluslararası ilişkiler daha çok realist bir paradigma üzerine kurulduğu için “ahlak” belirleyici değildir. Bu yüzden Kobani’ye gereken yardımı yapmayabilirler. Böylesi bir durumda Kürtler çok güçlü bir duygudaşlık örneği göstererek kendi öz imkanlarını sonuna kadar kullanıp Kobani’yi inşa etmelidirler.

Kobani Başbakanı Enver Müslim’in ‘‘ Kobani insanlık için bir zaferdir ve tarihe öyle geçecektir. Kobani insanlık için mücadele verdi, şimdide insanlığın ve uluslaraarası toplumların Kobani için mücadeleye ortak olması gerekir’’ sözleri bu anlamda önem kazanıyor….

Mücadelelerinde Kürtler’i destekleyen uluslararası güçler Kobani’nin inşasında henüz yok. Bu desteği elde etmek için ne yapmak gerekir?

Kürtler, özellikle diasporada yaşayanlar diplomatik kanalları ve diğer tüm demokratik yol ve yöntemleri sonuna kadar zorlamalıdırlar. Kürtler, çok güçlü lobi faaliyeti yürütmeli ve gerekirse sadece Kobani’nin inşasını esas alan diplomatik ve ekonomik birimler kurup Batılı siyasi iktidarlar ve özellikle batı kamuoyu üzerinden baskı yapabilir. Kobani direnişi sırasında olduğu gibi, Kobani’nin yeniden inşasında da Batı kamuoyunda böyle bir duyarlılık oluşturabilir ve bu duyarlılık siyasiler üzerinede bir basınca dönüştürebilir. Tabi tüm bunların olabilmesi için, her şeyden önce Kürtler’in ortak hareket etmesi gerekiyor.

Kobani’nin ekolojik bir mimari ile, öz yönetim, cinsiyet özgürlükçü, demokratik özerk toplumun temellerinin atıldığı, sermaye odaklı inşaat rantı olmadan yeniden inşası mümkün müdür? (Nasıl Mümkündür?)

Kürt siyasal hareketi, Kürt sorununun çözümü noktasında Demokratik Özerklik modelini esas almaktadır. Buna katılır veya katılmazsınız veya bu model uygulama şansı bulur veya bulmaz, tüm bu soruları bir kenara bırakırsak, Demokratik Özerklik teorik olarak demokratik, ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü bir paradigma üzerinden kendisini tanımlıyor. Bu model özünde belli bir etnik, dini veya toprak parçasını esas almıyor. Demokratik Özerklik ve bu modelin bir yansıması olan Rojava’daki Demokratik Kantonal Yapılanma (Kantonal Model) teorik anlamda insan merkezli yani hümanistik modellerdir. Özellikle Demokratik Özerkliğin sekiz boyutunu göz önüne aldığımızda, kapitalist değerlere alternatif bir örgütlenme, yapılanma ve demokratik, eşit ve cinsiyet özgürlükçü değerler üzerinden bir birey ve toplumun inşasını hedeflediğini görüyoruz. Teorik karşılığı bu şekilde olan bu model, pratikte güçlü bir şekilde uygulanırsa söz ettiğiniz kaygılarda ortadan kalkar. Tabi Ortadoğu gibi bir coğrafyada dört tarafı adeta düşman ile çevrili olmak bu modellerin uygulanma şansını her açıdan zorlayan bir çok unsuru kendi içerisinde barındırmaktadır. Böylesi durumlarda teori ile pratik bazen çatışabilir.

Kobani’nin şuanki durumuna daha doğrusu savaş sonrası yıkıntılara baktığımızda ne görmeliyiz?

Ben, Kobani’nin savaş sonrası haline baktığımda, büyük bir direnişin ve zaferin bir boyutu ile ödenen bedelini görmekteyim. Ama bu öyle bir bedel ki, oraya bakan herkesin kendisini oraya karşı vicdani, ahlaki veya siyasi olarak sorumlu hissedip yeniden inşa edilmesinde kendisinden bir şeyler katmasını sorumlu ve zorunlu kılmaktadır.

Reklam
AKP’nin seçilmişlere yönelik darbesi Londra’da protesto edildi
Amed, Wan ve Merdin Büyükşehir Belediyelerinin Türk devleti tarafından gasp edilip halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine kayyum atanması Londra’daki demokratik...
NUJ genel sekreteri, MA editörü Karahan’ın gözaltına alınmasını kınadı
İngiltere Gazeteciler Ulusal Sendikası-NUJ genel sekreteri Michelle Stanistreet ve Morning Star gazetesi uluslararası editörü Steve Sweeny Mezopotamya Ajansı Kürtçe servisi...
Zila&Anna Kadın Festivali Hafta Sonu Londra’da Düzenlenecek
Başkent Londra’da her yıl geleneksel olarak düzenlenen Zilan Kadın Festivali’nin 16’ıncısı 29-30 Haziran tarihlerinde gerçekleşecek. Bu yılki festival ‘Zilan ve...
Gik-Der Festivalinin bu yılki teması; ırkçılık ve faşizm
Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) bu yıl gerçekleştireceği 11’inci kültür sanat festivalini ırkçılık ve faşizm teması ile gerçekleştiriyor. Dün gerçekleştirilen...
Binlerce Kişi ‘Barış’lar Ölmesin’ diye yürüdü
Bıçaklı saldırı sonucu ağır yaralanan ve geçtiğimiz Pazartesi günü tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Barış Küçük için 5 binin üzerinde...
Barış’ın katil zanlısı tutuklandı
Geçtiğimiz Pazartesi günü tedavi gördüğü hastahanede yaşamını yitiren Barış Küçük’ün katil zanlısı Adam Tarik Highburry Magistarates mahkemesi tarafından tutuklandı. Zanlı...
Barış’ın Katil Zanlısı Gözaltına Alındı
Kuzey Londra’nın Haringey bölgesinde Cumartesi sabahı (1 Haziran) yaşanan bıçaklı saldırıda yaşamını yitiren Barış Küçük’ün (33) katil zanlısı polisler tarafından...
Londra’da yaşanan bıçaklı saldırıda Kürdistanlı genç yaşamanı yitirdi
İngiltere’nin başkenti Londra’da yaşanan bıçaklı saldırıda yaralanan Kürdistanlı genç Barış Küçük (33) yaşamını yitirdi. Kuzey Londra’nın Haringey bölgesinde Cumartesi sabahı...
Senin bitmeyen sevginde gizlidir, herkesin kendinden bir parça bulduğu sen! – İmam ŞİŞ
Peki nasıl oluyor da 21 yıldır bir denizin ortasında bulunan ıssız bir adada, yıllarca  tek başına kalmasına ve akıl almaz...
İmam Şiş: Süreç yasal güvenceye kavuşmadan direnişime son vermeyeceğim
İmam Şiş: Zindanlardan yapılan açıklamaları olduğu gibi haklı buluyor, kabul ediyor ve tecride tümden son verildiği deklare edilmediği ve yasal...
Londra’daki 1 Mayıs Kutlamasında Yüzlerce Kişi Yürüdü
Bir Mayıs Dünya Emekçi Bayramı nedeniyle başkent Londra’da yapılan yürüyüş ve mitinge binlerce kişi katıldı. Kürdistanlı ve Türkiyeli sosyalistlerin yoğun...
İmam Şiş: İnsanlığı felakete sürükleyen bu kriz ve kaos ortamından çıkış…
  ‘‘Gerçek zincirler duygularımızın ve arzularımızın yarattığı zincirlerdir.’’ Spinoza Genel olarak 1 Mayıslarda; kapitalist üretim ilişkileri içerisinde ücretli emek işçiliği...
Londra’da açlık grevleri ile dayanışma eylemi
İngiltere’nin başkenti Londra devam eden açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla bir eylem düzenlendi. Yapılan eylemde polisler ve bir grup faşist...
Britanya Dışişleri Bakanlığı Önünde Açlık Grevi Eylemi
İngiltere’nin başkenti Londra’da açlık grevi eylemlerine dikkat çekmek amacıyla Dışişleri Bakanlığı önünde bir eylem düzenlendi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan...
Owen: Batı’nın sessizliği utanç verici
Tecride karşı 5 günlük açlık grevine giren 87 yaşındaki İngiliz insan hakları savunucusu Margaret Owen, yaşananlar karşısında Batı’nın sessiz tavrından...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ