Hukukun Kapsamı Dışında Kalmak…

Hukukun Kapsamı Dışında Kalmak…
  • 04.01.2011

Ali Has

Aydınlanma Çağı dediğimiz dönemde insan ve hukuk arasındaki ilişki üzerinde çok çeşitli ve kapsamlı tartışmalar ve çözümlemeler ortaya çıkmıştı. Bu tartışma ve çözümlemeleri burada tekrarlamak istemiyorum ama sunu söylemek durumundayız; hukuk bir konsept olarak çoğunluğun hemfikir olduğu bir takım kurallardan oluşmaktadır. Bu kurallara uyulmadığı taktirde yine hukuk kurallarının belirlediği belli başlı yaptırımlar mevcuttur.

Benim bu yazımla üstünde durmak istediğim konu “Hukuk kapsamı dışında bırakılan insanların konumları nedir?”, “Hukukun bu kişilere yaptırım gücü olabilir mi?” veya daha önemli bir soru ise “Etiksel olarak olabilmeli midir?”. Bu sorulara bir cevap bulabilmek için Kürt sorunu bence iyi bir örnektir ve Kürtleri örnek vererek hukukun kapsamı üzerinden tartışma yürütmek isterim.
Doğal kanunlar gereği hepimiz doğarız ve belli başlı şeyler bizim için önceden belirlenmiş olur. Örneğin kardeşlerimizi biz belirleyemeyiz; onlar ya vardır ya da olacaklardır. Aynı şekilde hukuk kuralları da bizim kontrolümüz dışında bizim için ya önceden belirlenmiştir ya da belirleneceklerdir. Şüphesiz herkesin beğenmediği veya “Bu kanun olmasaydı daha iyi olurdu!” dediği bazı yasalar vardır. Bu tür durumlarda benimsenen kural “çoğunluğun hemfikir” olması kuralıdır. Yani toplum çoğul bir yasa üzerinde hemfikir ise o halde o yasanın çoğunluğu oluşturmayan bazı kişiler tarafından beğenilmemesi önemli değildir. O kişiler çoğunluğa uyarak sözkonusu yasaya uyarlar. Bu yazılı olmayan fakat herkesin benimsediği doğal bir reaksiyondur. Tabi ki bu reaksiyonun da limitleri var. Biz genelde bu reaksiyonu bilinçaltı ile bağlantılı olarak ve düşünmeden veririz.
Bunun en önemli sebebi ise bizlere söz konusu yasanın ciddi bir zarar vermediğindendir. Eğer verseydi, şüphesiz verdiğimiz reaksiyon bilinçli ve farklı olurdu.
Şimdi gelelim hukukun kapsamı dışında bırakılan insanlara… Öne sürdüğüm bu argüman ile kimse kolay kolay hukukun kapsamı dışında kalamaz, diye düşünüyor olabilirsiniz. Bence bu doğru değil! Düşünün ki yasaları ile sizi ezen bir mentalite var. Düşünün ki kendi ana dilinizi konuşmak yasalarca yasaklanmış ve yaptırımlar uygulanmakta… Düşünün ki kültürel haklarınız elinizden alınıyor, kendi öz kimliğinizle kendinizi tanıtamıyorsunuz ve başka bir aidiyet ile kendinizi tanıtmak zorunluğu taşıyorsunuz. Düşünün ki bunların dışına çıktığınızda sizi öldüren, hapse tıkayan, horlayan ve işkence eden bir mentalite var.
“Ya belirlediğimiz yasalara uyarsınız ya da istediğimizi yaparız!”. Düşünün ki böylesi bir statükoya karşı siyasi girişimlerin sesi kesiliyor, hapse atılıyor, siyasetten men ediliyor, legal parti ve kurumları kapatılıyor. Bu yasalara ve yaptırımlara isyan edip dağa çıktığınızı düşünün; ve düşünün ki yasalara uymayıp isyan ediyorsunuz diye sizleri “terörist” ilan edip kriminalize ediyorlar…Düşünün…
Eğer bir hukuk sistemi size bir konsepti (asimile edip inkar/yok etmeyi) dayatıyorsa o halde sizin de kendinizi bir reaksiyon olarak bu hukuk sisteminin kapsamı dışında tutma hakkınız vardır. Çünkü bu hukuk zaten sizi kriminal, yani yasalara uymayan kişi olarak ilan etmiş durumda. Bunun en iyi örneklerini Hindistan’da Ghandi ve Amerika’da da Martin Luther King, bulundukları dönemin yasalarına karşı sivil itaatsizlik yöntemi geliştirerek bize öğretmişlerdir.
Fakat benim tartışmaya açmak istediğim; böylesi bir hukuk sisteminin sizi kendisinin dışına ittikten sonra yargılama gücü var mıdır? Veya etiksel olarak bunu yapabilmeli midir? Bir toplumu diğer bir toplumun üstünde tutan, ezen ve ırkçı bir sisteme bağımlı olan bir hukuk sistemi adalet ilkesinden uzak olduğu için etiksel olarak dışına itilen insanlara herhangi bir yaptırım gücü olmamalı, diye düşünüyorum. Tabi ki burada yapmak istediğim insanların yasaları kırmalarını teşvik etmek değil. Tamamen bu konumda olan insanların hukuk ile ilişkileri nasıl olmalı, konusunu tartışmaya açmak…Ünlü felsefeci Aristoteles “…hukukun üstünlüğü kişilerden üstündür” demişti. Ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde bunun böyle olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü adalet ilkesinden uzak, tamamen devlet rejimine bağımlı bir sistemin ve toplumlar arasında tercih yapan bir hukuk üstün değildir – böylesi bir hukuka direniş gösteren insanlar daha üstündür.

Reklam
Londra Mehmet’ini Uğurlamaya Hazırlanıyor
Rakka’da Daiş çetelerinin saldırısında yaşamını yitiren Mehmet Aksoy (Firaz Dağ) 10 Kasım Cuma günü yapılacak törenden sonra Karl Marx’ın bulunduğu...
Londra Silah Fuarı Protesto Edilecek
Başkent Londra’da düzenlenecek olan uluslararası silah satış fuarı protesto edilecek. Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar tarafından yapılan açıklamada Türkiye gibi ülkelerin...
Kürdistan’daki Savaş Londra’da Başlıyor
“Düşen her bomba, ‘terörle mücadele’ adına atılan her merminin bir yerde üretilmesi gerekiyor. Ve her nerede olursa olsun, bu üretime...
İskoç Polisi İki Gün Önce Kapısını Kırarak Girdiği Kürt Derneğinde Halkın Sorularına Cevap Verdi
Geçtiğimiz hafta İskoçya’nın başkenti Edinburgh’ta Kürt Toplum Merkezi ve bazı Kürt Halk Meclisi üyelerinin evlerine yapılan baskınlara tepkiler büyüyerek devam...
Ulus Group: Muhasebede Yakaladığımız Başarıyı Yayma Planımız Var
Başta muhasebe olmak üzere finans, kaza davaları, sigorta ve mortgage alanında çalışmalar yürüten Ulus Group, yeni şubeleriyle İngiltere genelindeki müşterilerine...
Sessizliğin Sesi: Teknolojinin Bizi Çevreleyen Duvarlarına Karşı, Duygularımızı Sessizce Haykırmaktır
Sanatçı Özge Ateş’in “Sound of Silence” (Sessizliğin Sesi) resim sergisi Londra’da ziyaretçiler ile buluştu. Suna Alan-Londra     Sanatçı Özge...
Kansoy: Bir Gün Önce Röportaj Yaptığınız Kişinin Diğer Gün Ölüm Haberini Yazmak Zor Bir İş
Reqa! Çağımıza ait olmayan barbarlar ordusu DAİŞ’in 2014 yılında başkent ilan etmesinden sonra çoğumuz duyduk ismini. DAİŞ’in vahşetine belki de...
‘İngiltere Vergi Sistemi Düşündüğünüz Kadar Karmaşık Değil’
Rakamlarla uğraşmak kimi zaman insanlara ürkütücü ve içinden çıkılmaz devasa bir problem gibi gelmiştir. Sektör olarak en fazla rakamsal kavramların...
’14 Temmuz’ filmi 24 Eylül’de Londra’da
12 Eylül darbesi ardından Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi’nde yaşanan vahşete karşı PKK’li tutsakların direnişini konu alan “14 Temmuz” filmi 24...
Hüseyin Çelebi Şiir Ve Öykü Yarışması Başvuruları Devam Ediyor
Bu yıl 25’incisi düzenlenen Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Etkinliği ödül töreni bu yıl Londra’da düzenlenecek. Katılım başvuruları 15 Eylüle...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ