Copyright © 2005 - 2010 to www.telgraf.co.uk
Monday, 06 Sep 2010
 
 
Ferhat Tunç ‘özgürlük’ ödülünü aldı


Dünya Özgür Müzik Forumu’nun bu yılki ödülüne Kürt sanatçı Ferhat Tunç layık görüldü.

Önceki hafta İngiliz Krallık Mimarlar Enstitüsü’nde düzenlenen görkemli bir törenle ödülünü alan sanatçı, ödülü aldıktan sonra katılımcılara küçük bir konser verdi.

Telgraf’ın sorularını yanıtladı…

Dünya Özgür Müzik Forumu’nun (Freemuse) “müzik üzerindeki sansüre karşı gösterdiği çabalardan dolayı” “3 Mart Müzik Özgürlüğü-2010" ödülüne layık gördüğü sanatçı Ferhat Tunç, Londra’da düzenlenen törenle ödülünü aldı.
İranlı sanatçı Mahsa Avdat ile birlikte bu yılki ödülü paylaşan Tunç’a, İngiliz Krallık Mimarlar Enstitüsü’nde düzenlenen törenle ödülü verildi. Index On Censorship isimli ifade özgürlüğünün yayılması için çalışmalar yürüten Londra merkezli kuruluşun ev sahipliğinde düzenlenen gecede sanatçı Tunç, ödülü aldıktan sonra katılımcılara küçük bir konser verdi.

TUNÇ: ÖDÜL SON DERECE ANLAMLI

Tunç, ödülü nasıl karşıladığı sorusuna şu yanıtı verdi:
“Yoğun bir baskı altında tutulan, yasaklanan, tehdit edilen, halen zamanının önemli bir bölümünü mahkeme koridorlarında geçiren bir sanatçı olarak, Türkiye’nin dışında, uluslar arası boyutlu bir ödüle layık görülmüş olmayı son derece anlamlı buluyorum. Bu ödül bana müziğimden, şarkılarımdan çok, kendi kimliğiyle müzik yapmaya çalışırken baskılarla karşılaşmamdan ve bu baskılara karşı mücadelemden ötürüdür. Artık siz ne kadar kendi ülkenizde baskılarla karşılaşsanız da yalnız olmadığınızı hissediyorsunuz, çünkü dünyanın bir başka yerinde insanlar size destek ve değer veriyor. Sanırım bu ödülün de anlamı bu.”
Ödül Komitesi, yaptığı açıklamada Tunç’un yaklaşık otuz yıldır kendisine yönelik davalar ve tehditlere rağmen müziğini icra etmekte ısrar ettiğine dikkat çekerek Tunç’un aktif bir şekilde Türkiye’de ifade özgürlüğünü genişletme yönünde mücadele ettiğini vurguladı.
Geçen yıl ünlü Amerikalı folk sanatçısı Pete Seeger’a verilen ödülün bu yılki törenine çok sayıda İngiliz sanatçı ve gazeteci katıldı. Gecenin biletleri 150 Pound’tan satıldı.

AHMET ALTAN DA ADAY

Bu arada, ifade özgürlüğünün yayılması konusunda çalışan Index On Censorship’ın bu yılki “The Guardian gazetecilik ödülü”ne Taraf Gazetesi Yayın Yönetmeni Ahmet Altan da aday gösterildi. Ödülde son elemeye kalan diğer isimler ise Yemen’deki Al Ayyam gazetesi, İrlandalı gazeteci Suzanne Breen ile Peru’da yayın yapan Radio La Voz oldu. Kuruluş, yaptığı açıklamada Altan’ın Türkiye’de ordunun siyasetteki rolüne karşı mücadele ettiğine, hakkında açılan davalara, kendisi ve çalışma arkadaşlarına yönelik tehditlere aldırmadan gazeteciliği sürdürdüğüne vurgu yaptı. The Guardian Gazetecilik Ödülü’ne 2008 yılında gazeteci Hrant Dink’in oğlu Arat Dink layık görülmüştü.

---------------------------------------

Tunç: ‘Ödülden sonra daha güçlü olduğumu hissettim’


Sanatçı Ferhat Tunç, Londra’daki ödül töreninin ardından Telgraf’ın sorularını yanıtladı:

- Bu ödülü nasıl karşılıyorsunuz?

Bu ödülü Türkiye’deki yasaklara verilmiş bir yanıt olarak görmek lazım. Türkiye’de düşünce özgürlüğüne yönelik yapılan saldırılara yönelik bir yanıt ve düşünce özgürlüğü mücadelesi veren sanatçılara verilmiş bir destek olarak görmek lazım. Benim şahsımda, Türkiye’de mağdur edilen, görmezden gelinen, inkâr edilen, demokratik değerleri savunan sanatçılara verilmiş bir ödül olarak kabul ediyorum ben. Biz kendi ülkemizde de hiçbir zaman yalnız değiliz ama bu ödülden sonra daha güçlü olduğumu hissettim.

- Ödül için size nasıl ulaştılar?

Bu alanda faaliyet yürüten merkezi Danimarka’da olan Uluslararası Dünya Müzik Forumu isimli bir oluşum var. Bu forum, yazarların haklarını savunan PEN gibi, dünyada baskı gören müzisyenlerle dayanışma içinde olan bir forum. Ben de dört yıldır bu forumun Türkiye’den üyesiyim. Forum 2003’te ben cezaevine düştükten sonra benimle iletişime geçti. İlişkimiz daha sonra devam etti ve beni Türkiye temsilcileri olarak tayin ettiler. Ben de Forum’a uzun bir süredir raporlar gönderiyorum. Şunu da söyleyeyim, Türkiye bu raporlarda özgürlükler konusunda çok gerilerde kalıyor. Ödül konusunda ise yine bağlantılı olarak yaptığım çalışmalardan dolayı bu yıl beni uygun görmüşler.

- Şu anda size yönelik ne tür davalar var?

Benimle ilgili şu anda süren beş tane dava var. Yakınlarda yeni bir dava daha açıldı, o da Munzur Festivali’nde yaptığım bir konuşmadan kaynaklanıyor. O konuşmada “bu coğrafyanın üniformalı katillerin cehenneme dönüştürdüğü bir coğrafya olmasını istemiyorum” demişim. Ama o üniformalı katillerin kim olduğunu kendileri de o bölgenin insanları da iyi biliyor. Bunun dışında da süren diğer davalar var. Fakat aynı zamanda çok ciddi yasaklamalarla karşılaşan, hala şarkıları televizyon kanallarında, radyo istasyonlarında yasaklı olan bir sanatçıyım.

- Türkiye’de açılım tartışmaları sürüyor. Siz de Alevi açılımı kapsamında başbakanlı toplantıya davet edilmiştiniz. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu süreci?

Evet, ben daha önce Alevi açılımı toplantısına çağrılmıştım ama kabul etmemiş ve katılmamıştım. Bunu kamuoyuyla da paylaşmıştım. Geçen hafta Kürt açılımı kahvaltısı yapıldı. Birçok sanatçı çağrıldı. Hatta bu şarkıcılar arasında Kürtlere hakaret eden isimler de vardı. Kürtlere hakaret eden veya sorunla uzaktan yakından bir ilgisi olmayan insanlar çağırılıyor ve bu mesele konuşuluyor.
Açıkçası ben bu hükümetin bu sorunların çözümü konusunda gerçek anlamda samimi olduğuna inanmıyorum. Bu kaygımı da her platformda dile getiren bir sanatçıyım. Ama ben Türkiye’de gerçek anlamda bir demokratik açılıma ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Türkiye’de özgürlüklerin çok geniş anlamda kullanılabilmesi için çok ciddi bir sürecin başlatılması gerekiyor. Her şeyden önce de sivil ve demokratik bir sivil anayasaya ihtiyaç var. Bu anayasayı da bu hükümetin gerçekleştireceğine inanmıyorum.

 

Hamza Aktan