| Türk ve Kürt derneklerinden Brown’a tepki: |
|
İngiltere’de seçimlerin temel tartışma konularından bir olan ‘göçmen soru nu’ Başbakan Gordon Brown’un geçen hafta yaptığı açıklama ile yeniden alevlendi. Brown açıklamasında ülkeye uyum sağlamayacak göçmenlerin bu ülkeye gelmemesi gerektiğini söylerek, özellikle eğitimsiz göçmenlere kapıyı kapatacaklarını vurguladı. Brown’un konuşmasına Türkiyeli derneklerden tepki geldi: “İnsanları eğitimli-eğitimsiz veya yetenekli yeteneksiz diye ayırmak ayrımcılık.”
Başbakan Gordon Brown, önceki hafta hükümetin göçmen politikasıyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi ve bu tartışmalı konu hakkındaki vaatlerini açıkladı. Toplumda ülkeye olan göçün yarattığı kaygıları anladığını belirten Brown, konuşmasında göçmenlerin karşılaştıkları güçlüklere ve ülkeye katkılarına da vurgu yaptı. Göçün tarih boyunca insanlığın bir gerçeği olduğunu söyleyen Brown, buna verdiği örnekler arasında 60’lı yıllarda yaşanan Türkiye’den Almanya’ya olan kitlesel göçü de gösterdi. TOPKAYA: İNSANA İNSAN OLARAK BAKILMALI Halkevi başkanı Mustafa Topkaya, Brown’un açıklamalarının bir yasal düzenlemeye dönüşmesini beklemediğini, daha çok bir “politik manevra” olduğu görüşünde. Topkaya’ya göre özellikle Muhafazakâr seçmenden oy almak için Brown bu açıklamaları yapma gereğini duydu, ancak reel politikada bunun geçerli olması zor. Topkaya, şöyle yorumluyor: “Bir yandan bir seçim açıklaması olarak görmek gerekiyor. Fakat bir yandan da özellikle ekonomik krizden sonra ülke kapılarını üçüncü dünya ülkelerine açık tutmayacaklarını, ülkenin işsizlikle dolmasına izin vermeyeceklerini göstermeye çalışıyorlar. Ancak gene de biz insana insan olarak bakılması gerektiğine inanıyoruz. İnsanların eğitimsiz olmaları veya kalifiye olmamaları onların kendi suçu değildir. Bunun çok çeşitli nedenleri vardır. Bu tartışmaların da insanların temel hakları dikkate alınarak yürütülmesi gerekiyor.” SAĞLAM: VASIFSIZ İNSANLARA NE OLACAK? İngiltere Türk Dernekleri Başkanı Şener Sağlam, Brown’un ayrımının yanlış olduğunu ifade ederek “insan vasıflı veya vasıfsız, insandır” vurgusunu yapıyor. Sağlam’ın yorumu şöyle: “Bizim böyle bir ayrıma gönlümüz razı olamaz ve karşı oluruz. Bu durumda vasıfsız insanlara ne olacak? Kaldı ki, bizim gibi toplumlar bu ülkeye büyük girdiler sağlamıştır. Ancak böylesi bir ayrım yapmak sonunda bizim toplumumuzu da olumsuz etkileyecektir. İnsanları neye göre kalifiye veya değil diye ayırabilirler ki. Onlara göre kalifiye olmayacak bir çok insan bu ülkeye çok büyük katkılar sağlamıştır…” SITKI: SORUN AB POLİTİKASINDAN KAYNAKLANIYOR Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi başkanı Akmen Sıtkı, Brown’un açıklamasını “mantıklı bulmadığını” belirtiyor. Sıtkı şöyle yorumluyor: “Brown’un açıklaması pek mantıklı değil çünkü İngiltere eninde sonunda AB üyesi ülkelerin insanlarını almak zorunda. Diğer ülkelere ise kapılar zaten kapalıydı. Bu tartışmalar AB üyesi ülkelerden gelen yoğun göçlerin sonunda oluyor. Kapılarınızı 40 ülkeye sonuna kadar açarsanız sonuç böyle oluyor haliyle. Öte yandan AB üyesi olmayan ülkelerin eğitimli insanlarına da yerleşim veya çalışma izni vermiyorlar ki. Bu politikalarla birlikte bizim insanlarımızın gelişi daha da zor olacak. Ayrıca insanların yeteneği, kalifiye olup olmadığını neye göre belirleyecekler, bu da ayrıca açıklanması gereken bir nokta.” SEZGİN: UCUZ İŞGÜCÜ POLİTİKASI Day-Mer başkanı Ahmet Sezgin de Brown’un açıklamalarını doğru bulmuyor. Sezgin, bu yaklaşımın savaşlardan, insani krizlerin yaşandığı bölgelerden kaçan insanların şartlarını görmezden geldiğini, bu insanların şartlarını yok saydığını vurguluyor. Sezgin’in yorumu şöyle: “Bu söylemin kendisi çok da yeni değil aslında. Avrupa Birliği ülkelerinin ucuz işgücü sağlama politikalarının bir örneği bu da. Ucuz işgücü yeterliliği dışında bir hususu dikkate almıyor. Ancak eğitimli göçmen de var eğitimsiz de. Bu gösteriyor ki, bundan sonra daha iyi bir hayat için buraya gelecek insanların şartları dikkate alınmayacak.” AKSOY: BU YAKLAŞIM IRKÇILIĞA GÖTÜRÜR Hackney Göçmen Forumu başkanı Ali Rıza Aksoy ise, Brown’un yaklaşımının ayrımcılık olduğunu, bunun ırkçılığa kadar gidebileceği yorumunda bulunuyor. Aksoy’un değerlendirmesi şöyle: “Hiç kimse ülkesini gönüllü olarak terk etmez. İnsanlar savaşlar, felaketler sonrasında mecburen terk ediyorlar. Bu yaklaşım göçün görünmez duvarlarını yükselten bir tutum. O zaman canları tehlikede olan insanlara nasıl bir çözüm sunacaklar? Ayrıca, insanları az gelişmiş, çok gelişmiş diye ayırmak insancıl bir tutum değildir. Bu onları adım adım ırkçılığa götürür. Bu politika az gelişmiş tüm ülkeleri olumsuz etkileyecek. Çünkü bu aslında beyin göçünü öne çıkarıyor. Daha önce tanımlamadan yaptıkları beyin göçünü şimdi açık açık dile getiriyorlar. Geri kalmış ülkelere de ‘sizin yetenekli insanlarınızı alacağız, sizin de geri kalmanız devam edecek’ diyorlar.” Hamza Aktan |


