Copyright © 2005 - 2010 to www.telgraf.co.uk
Thursday, 09 Sep 2010
 
 
Derneklerden 1 Mayıs’a katılım çağrısı


Bu yıl genel seçimden yalnızca altı gün öncesine denk gelen 1 Mayıs İşçi Bayramı için

Bu yıl genel seçimden yalnızca altı gün öncesine denk gelen 1 Mayıs İşçi Bayramı için Türkiyeli dernek temsilcileri geniş katılım beklediklerini açıkladı. Day-Mer Başkanı Ahmet Sezgin, Gik-Der Başkanı İbrahim Avcıl, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi Başkanı İnci Kaya, Tohum Kültür Merkezi başkanı Halil Çakıroğlu ve Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu bu yılki 1 Mayıs’ın önemi ve kutlamalar için yapılan hazırlıkları Telgraf’a anlattı.

İşçi Bayramı 1 Mayıs kutlamalarına sayılı günler kala Türkiyeli sivil toplum örgütleri ve dernekler de çalışmalarını tamamladı. İngiliz sendikalarla birlikte kutlama çalışmalarını yürüten dernekler, bu Pazar günü Clerkenwell Road’da başlayıp Trafalgar Square’a uzanacak yürüyüşte çok sayıda Türkiyeli işçinin de katılımını bekliyor. Dernek temsilcileri normalde 3 ila 5 bin arasında değişen katılımcı sayısını bu yıl 10 bin civarında beklediklerini dile getiriyor. Bu yılki etkinliklere Türkiye’den  Tekel direnişine katılan işçileri temsilen Tek-Gıda İş Sendikası başkanı Mustafa Türker de davet edildi. 1 Mayıs’ın bu yıl işçiler için ne ifade ettiğini Telgraf’a anlatan dernek temsilcilerinin görüşleri şöyle:

DAY-MER: EKONOMİK KRİZ DAMGASINI VURACAK

Ahmet Sezgin (Day-Mer Başkanı):  “Bu yılki 1 Mayıs’ta esas olarak öne çıkan şey, bir buçuk yıldır süren küresel ekonomik kriz. Bu kriz yeni yeni dar gelirli insanlara yansımaya başlıyor. Sermayedarlar da krizin faturasını işçi ve emekçilere ödetmek istiyorlar. Biz de bu yıl sosyal devlet yapısının çökmemesi, krizin faturasının işçilere ödetilmemesi, Afganistan’da ve başka yerlerde yaşanan savaşların ve yarattığı tahribatın işçilerin sırtına yüklenmemesi için yürüyeceğiz. Biz Türkiyeli dernekler de örgütlü olarak yürüyüşe destek vereceğiz. Özellikle krizin bir sonucu olarak İngiltere’de son bir yılda ciddi grevler, işçi hareketi kabarmaları yaşandı. Dolayısıyla bu yılki 1 Mayıs, bu açıdan da ayrı bir önem kazanıyor. Sizin aracılığınızla bütün toplumumuzun 1 Mayıs gününü kutluyoruz.”

AVCIL: 1 MAYIS BİZİM TARİHİMİZ

İbrahim Avcıl (Gik-DerBaşkanı): “1 Mayıs bizim tarihimiz. 1886’da işçiler sekiz saatlik çalışma hakkı için mücadele verirlerken büyük zorluklarla, engellerle karşılaştılar. Bizim bu mücadeleye ve tarihe sahip çıkmamız gerekiyor. Bu nedenle Türkiyeli işçileri Mayıs’ta sokağa çağırıyoruz. Hem dayanışma göstermek, hem sesimizi yükseltmek için. Bu yılki 1 Mayıs aynı zamanda son dönemlerde yükselen ırkçılığa karşı da bir yürüyüş olacak. Bu açıdan da ayrıca önemli buluyoruz.”

TÜM HALKIMIZI BEKLİYORUZ

İnci Kaya (Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi Başkanı): “Yaklaşan bu yılki 1 Mayıs'ı küresel emperyalist sistemin derin bir ekonomik kriz içinde olduğu ve bu krizin yükünü emekçilere fatura ettiği bir ortamda karşılıyoruz. Bunun iki anlamı var, birincisi; kesin zafer ilan etmiş ve muazzam bir istikrar başarısıyla övünen emperyalist sistemin yalanları kriz gerçeğiyle en geri kitlelerin nezdinde bile açığa çıkmıştır. Öldü denilen sosyalizmin gerçek bir seçenek olduğu yeniden gündeme gelmiştir. Diğer taraftan işten çıkarılmalar, sendikasızlaştırmalar gibi neo-liberal politikalarla emekçiler muazzam bir yoksulluk sınırına itilmiştir. Bunun için emekçiler için tek bir seçenek devrimci alternatiftir diyoruz. Emekçilerin ilerici, demokratik, devrimci örgütlenmeler içersinde örgütlenerek, her türden gerici saldırılara karşı kendi devrimci alternatifini hayata geçirmeye ve yeni bir dünya kurmaya çalışması tek doğru olandır. Bu anlamda 1 Mayıs Cumartesi günü gerçekleşecek olan enternasyonal proletaryanın Birlik, Mücadele, Zafer gününe tüm halkımızın katılımını bekliyoruz.”

TOHUM KÜLTÜR: İŞÇİ HAREKETLERİ ARTIYOR

Halil Çakıroğlu (Tohum Kültür Merkezi Başkanı):  “2010 1 Mayısı’nı, krizden kaynaklı yaygınlaşan toplumsal tahribat koşullarında karşılıyoruz. Ancak, sermayeci iktidarların krizleri aşma adına dayattıkları toplumsal tahribat politikaları, işçi ve emekçi kitlelerinin güçlü itirazlarıyla karşılanıyor. İşçi/emekçi kitlelerin krizin bedelini ödemeye karşı geliştirdikleri kitlesel direniş ve isyan eylemleri uluslararası bir karakter kazanıyor.
Egemenler dünyasında neler oluyor? Krizleri aşma adına egemenlerce sunulan her sözde çözüm yeni krizler üretiyor. Batan tekeller, tröstler, holdingler, bankalar v.s. derken örnek gösterilen ülkeler dahi ekonomik çöküntülerle sarsılıyor. AB ülkeleri içinde Yunanistan başta olmak üzere, özellikle Macaristan, Estonya, Letonya, İzlanda, İrlanda, İspanya, ve Portekiz ekonomileri çok ciddi sarsılıyorlar. Artan krizlerle birlikte, dünya çapında burjuva egemenliğe içkin uzlaşmaz çelişkiler derinleşiyor. Çoğalan çözümsüzlükler burjuvaziyi içte ve dışta daha fazla militarizme kilitliyor. Büyük bir toplumsal depreme dönüşen uluslararası mali ve iktisadi krizin faturası bütün ücretli emekçilere ve dünya halklarına kesilmek isteniyor.
Peki işçi ve emekçi halk cephesinde neler oluyor? 2010 yılında krizin sosyal yaşama etkisi işsizlerin ve yoksulların korkunç boyutlarda artması oldu. Egemenlerce dayatılan nisyan kültürüne karşı isyan kültürü yerküreyi yeniden çepeçevre sarıyor! 1 Mayıs’ta, umudu ve isyanı büyütelim ki;  sömürü, baskı ve talan düzeni yıkılsın!”

AVEG’DEN KADIN VURGUSU
 
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (Aveg-Kon), 1 Mayış İşçi Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınlayarak işçileri ve göçmenleri bu yılki yürüyüşe davet etti. Konfederasyon’un yaptığı açıklamadan satırbaşları şöyle: 
“1 Mayıs, her türden sömürüye karşı işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Öyleyse 1 Mayıs öncelikle; atölyelerde, fabrikalarda, tarım alanlarında, evde, sokakta işçi sınıfının en çok sömürüye uğrayan, en acımasız koşullarda çalıştırılan, ayrımcılığa ve cinsel istismara uğrayan, emeği en çok görünmez kılınan, sosyal güvencesiz bırakılan, işten ilk el çektirilen biz işçi ve emekçi kadınlarındır. Gelecek için, kardeşlik için, eşitlik ve özgürlük için, sermayenin krizini çocuklarımızın sırtına bırakmamak için, özgür oluncaya dek susmayacağımızı göstermek için; kadınca isyanla dolduralım alanları!”