Sanatçı ve İktidar İlişkisi

Sanatçı ve İktidar İlişkisi
  • 08.02.2020

Gökhan Yavuzel


 “Mala taparsan mallaşırsın.” demiş ve eklemişti, üstad İlyas Salman: 

 “Aşkı, şiiri ve kavgayı bilmeyen insandan hayır gelmez. Çünkü dünyada aşık olunacak çok güzel, uğruna şiir yazılacak çok güzellik ve kavga edilecek çok onursuz var.”

 Bu ilk çıkarımdan güce tapanlar gücün esiri, iktidara tapanlar ise iktidarın kölesi olur, tespiti çıkar. Kişi her neyin uğraşı içindeyse kendi irade ve aklıyla hareket etme sorumluluğunu üstlenebilmelidir. Başkasının aklı ve fikrine tüm iradesini teslim ediyorsa; bağımsız değildir, modern bir köledir. 

 Özellikle toplumların estetik, düşünce ve üretkenliğini üstlenen sanatçılar özgür ve muhalif olmak durumundadır. Sanatçı aksaklık ve yanlışlık olduğu için muhaliftir, o bugünün dünyasını onarmak ve daha da güzelleştirmek için sosyal sorumluluklar alır. Üstünkörü muhalif değildir, o neyi niçin savunduğunu bilir, gücün ve zorbanın karşısında halkının yanında olabilendir. Savaş yerine barışı; toplumsal düzensizliğe karşı huzuru; yıkım karşısında ise umudu ve mücadeleyi besler.  

 Zülfü Livaneli “Serenad” isimli romanında “Bütün iktidarlar öldürür” tespitini yapar. Tarih konusuna hakim olanlarda tasdik eder ki, kan dökmemiş bir iktidar henüz peydah olmadı… Ancak iktidarın tabi olduğu sistem, yönetim biçimi ve halkla olan ilişkileri potansiyel yaklaşımın ölçüsünü belirler. Ulus-Devlet’çiliğin radikal hali şovenizmi ve onun üst aşaması olan faşizmi doğurur. Baskı, medya sansürü ve fikir özgürlüğünün kısıtlanması gibi sebepler buna örnektir. Daha somut olması açısından Türkiye örneğini vermek yanlış olmayacaktır. Burada sanatçı mevcut iktidarın baskı ve tektipleştirmesine karşı özgür iradesini ortaya koyma yolunda dirençli olması elzemdir, ki sanatçıyı özgün kılan en temel özelliği bu olsa gerek. O halkının kanayan yarasına melhem olabilmeli, hiç değilse bozuk koşulları düzeltmek adına çaba verebilmelidir. O sadece mevcut konjenktüre karşı teorik önerileri ve tartışmalarıyla sınırlı kalmamalıdır, en zor koşullarda bile pratiğiyle bunu destekleyebilmelidir. 

  İktidar öldürme aracına dönüşmüş ve farklılıkları dışlayıp imha etme sürecinde bir diktatör doğuyorsa o devletin sonu gelmiş demektir. Keyfivari yönetim modeli uzun ömürlü değildir, ancak despotizmin farkına varmadığı; öfkesiyle meşru ve azınlıkta da olsa bilinçli bir muhalif devrimci halk kitlesi doğmuş ve karşı hamle için uygun ve nesnel koşulları beklemektedir. Bu karşı çıkış elbette ki, icab etmesi halinde iktidarın koruyucu güvenlik ve kurumlarını imha etmek için silahlı ve kanlı bir taktik doğuracak, sonu gelmez düşünülen iktidarın sonunu getirecektir… 

 Bu aşamada etkin ve üretkenliğini halktan almış sanatçıların tercih, söylem ve pratiği halkın gücünü ve iktidarın çaresiz yenilgisinin teşhisinde, güçlü bir faktör olarak önümüze çıkmaktadır. Ona düşen misyon; halkçı reformlar ya da devrim öncesi, kitlelere haklı ideolojik bir eğitimin ve öğreticiliğin zeminini oluşturmak ve bilinç aşılatmaktır. Bazı doktrinlerin yahut zamansız kalkışmaların yeteri kadar kitle oluşturamamış olmasının nedenleri bir önceki yenilgilerin temel sebepleri sayılmakla birlikte; partisel olgunluğun, ideolojik yoğunluğun ve politik derinliğin hayata geçirilememiş olmasına bağlanabilir. 

 İktidar cephesi, bir zor kullanma aracı olarak düşünüldüğünde bugün özellikle Türkiye’de gelmiş olunan bütün baskı, yıldırma ve öteki yahut öteki düşünen ve iktidar ile aynı düşünmeyen bireyler üzerinde de ciddi baskılar söz konusudur. Hayatını zindanlarda veya diasporada geçirmek zorunda kalan insanların mücadele ve üretkenlik alanını zayıflatacağını düşünen yönetimin gözden kaçırdığı diğer husus; bu insanların zor koşullarda daha dinamikleştiği, etki alanını genişlettiği ve derin politik ve sanatsal hakimiyetini büyüttüğü gerçeğidir. 

 Bu kanlı, aldatmacalı, sömürü ve katliamlarla dolu geçmiş oluşturan iktidarlar kadar suçlu bir diğer cenah ise; bazı soytarıların parti ya da sivil toplum kuruluşları himayesinde solun ve hatta ülkenin en gerçekçi sanatını üretenler olduklarını iddia etmesi, bununla da yetinmeyip kavramsallaştırdıkları bazı sol literatürlerle devrime hizmet ettiklerini vurgulamaları, iktidarın ortaya sunduğu politikaların sadece terimlerini değiştirerek destek vermeleri ve halktan yana tutum almamaları, opürtünist kavramın belki de en somut temsilcileridir. Buna karşın sesini yükseltmeye çalışan Toplumcu-Gerçekçi sanatçıların güçlü medya organlarının olmayışı ve toplumun çoğunluğuna ulaşmasını sağlayacak araçlardan mahrum olması, baskı ve yıldırmalarla boğuşması gibi sebepler popülist akımın yandaş ve fırsatçılığını üstlenen kesimlere karşı kaybı biçiminde yorumlanabilir, ancak bu ne gerçek, ne rasyonel ne de kabul edilebilirdir… Çünkü talihin tersine döndüğünü ve tekerrür edeceğini tarihsel olgularda destekler. 

 Sonuç olarak, sanatın ve sanatçının eğitsel ve kültürel yönü mücadele alanlarını kapsayacak; zorba ve dikta rejimlere karşın en yüce silah olarak bilinç düzeyine tesir edecektir. İktidar cephesinin kullandığı ve kullanacağı meşru olmayan araçlar, onların gücü ve üstünlüğüne rağmen yenilgiye uğrayacaktır… 

 Aydınlık günlere

Selamlar.    

Reklam
Kürt işverenden NHS çalışanlarına anlamlı destek
Londra Last Stop adlı Kebap Shop’un sahibi Kürt esnaf Fırat Amara, koronavirüsle mücadelede baş rol oynayan sağlık emekçilerine destek olmak...
Britanya Sağlık Bakanı’nın Test Sonucu da Pozitif
Britanya Başbakanı Boris Johnson’ın ardından ülkenin Sağlık Bakanı Matt Hancock’ın yeni tip Koronavirüs (Covid-19) testi pozitif çıktı. Hancock, Twitter’dan paylaştığı...
Kürtler Britanya’nın bir çok kentinde kriz merkezleri oluşturdu
Koronavirüs salgınına karşı toplumsal dayanışma için harekete geçen Kürt Halk Meclisi, Britanya’nın bir çok kenti ile Londra’nın 6 bölgesinde Kriz...
Kürt Halk Meclisi: Yaşatmak için ‘evde kal’
Kürt Halk Meclisi, koronavirüs salgınına karşı geliştirilen ‘Evde kal’ çağrılarına herkesin riayet etmesi gerektiğini ifade ederek, “Bizler Kürt Halk Meclisi...
KHM Koronavirüs Kriz Merkezi’nde ‘dayanışma’ çağrısı
Kürt Halk Meclisi Coronavirüs Kriz Merkezi, salgına karşı ihtiyacı olan insanlar için oluşturulan kriz komisyonlarına herkesin gücü oranında destek ve...
Koronavirüs gençler için ne kadar tehlikeli?
Şu ana kadar uzmanların verdiği mesaj gayet netti: ‘Yaşınız ne kadar ileri ise koronavirüs sizin o kadar tehlikeli’. Fakat virüsün...
Britanya’da 24 saatte 113 kişi Covid-19’dan hayatını kaybetti
Hikmet Erden Britanya’da koronavirüs salgınından ölenlerin sayısı 578’e ulaşırken son 24 saatte 113 kişi hayatını kaybetti. İngiltere’de kısmi sokağa çıkma...
Alxaslı Ali Doğuş koronavirüsten hayatını kaybetti
Londra’da Koronavirüsten dolayı Elbistan Alxas bölgesinden Hacı Ali Doğuş ve Erzincan’lı Melik Ejder hayatını kaybetti. Koronavirüsün giderek yayıldığı ve yüzlerce...
Koronavirüs: Galler Prensi Charles’ın test sonucu pozitif çıktı
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in oğlu ve tahtın varisi Galler Prensi Charles’ın koronavirüs testinin pozitif çıktığı açıklandı. Yapılan açıklamada, 71 yaşındaki...
Almanya, koronavirüsü 2012’de öngörmüş! İşte salgın raporu
Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Alman Meclisi’ne tam 8 yıl önce sunulan Robert Koch Enstitüsü ve çok sayıda bilim kurulunun...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ