Sürüklenen insanlık ve seçimler

Sürüklenen insanlık ve seçimler
  • 14.10.2015

Ülkede, yakın geçmişte pek alışık olmadığımız bir seçim süreci yaşıyoruz. Bugüne kadar her hükümet, seçimlere yakın zamanlarda gönülleri okşayacak yatırımlar ve kimi kırıntılarla halkı yanıltmaya, küçük umutlar ekerek buradan beslenmeye çalışırdı. AKP’nin de bugüne kadar yaptığı bundan farklı değildi. Ne oldu da bugün bundan vazgeçildi?.. Neden, alenen kanlı saldırı ve imha politikaları, vahşet kareleri eşliğinde seçimlere gidilebiliyor?..

Öyle anlaşılıyor ki, 2023’leri planlayan bir parti, elindeki tüm devlet kaynakları ve olanaklarına rağmen 7 Haziran’da yeni kurulan bir parti (HDP) tarafından yenilgiye uğratılmış olması, onu ciddi ve hala etkisinde kaldıkları bir şoka sokmuş. Ciddi bir özgüven kaybı yaşatmış…

Düştüğünde bir daha kalkamayacağının farkında olan Saray ve AKP, öyle görünüyor ki durumu tersine çevirebilmek için elindeki tüm mekanizmaları devreye sokmaktan, şoven ve faşist karakterini alenen kullanmaktan kaçınmıyor / kaçınmayacak…

Ortaçağ vahşetinin deneylerine sarılarak “ya tutarsa” mecalinden korku imparatorluğunu bir kez daha inşa etmek, bu tutmaz ise düşman gördüklerine zarar vermeyi, öç almayı ve son ayakkabı kutularını da doldurmayı planlayan bir seçim planı ile yol almaya çalışıyor.

Sadece ülkede değil Ortadoğu içinde de hükümranlık hayalleri kuran Saraylı, öncelikle 7 Haziran seçimleri sonrası yeni bir hükümet oluşumuna engel olduğu gibi kontrolündeki DAİŞ çetelerini de ortalığa salarak Suruç katliamı ile savaş ilanını vermiş oldu. Kendince uluslar arası kamuoyunda DAİŞ gerekçelendirilerek Kürt ulusal özgürlük hareketinin yaşam alanları imha edilecek ve böylelikle bir yandan Ortadoğu hayalleri için kullandığı DAİŞ’in önünü açarak oradan ilerlemeyi sürdürecek, diğer yandan ise moral üstünlüğü ele geçirerek Türkiye ve Kürdistan’daki başta ulusal özgürlük güçleri ve devrimci, sosyalist güçler olmak üzere demokrasi güçlerini teslim alabileceğini ummaktaydı. Bunu başaramayınca başta HDP’nin en fazla oy aldığı kentler olmak üzere Kürdistan kentlerine yönelik sıkıyönetim, sokağa çıkma yasakları devreye sokularak katliam saldırıları yapılmaya başlandı. Özellikle Cizre halkının direnişi ve başta Kürdistan olmak üzere Avrupa çapında Kürt halkı ve dostlarının, devrimci, sosyalist ve ilerici kuvvetlerin eylemleri ile saldırıların püskürtülmüş olması Saray ve AKP gladyosunu daha da korkutmaya başladı. Korku büyüdükçe saldırıların boyutu da pervasızlaştı. İnsanlık, panzerler arkasına bağlanarak sürüklenir oldu. Katledilen kadın gerillalar çırılçıplak teşhir edilir oldu. Evlerinin kapılarını açanlar kurşuna dizilir oldu.

Hiç kuşkusuz bunlar daha önce de yaşanmıştı. Fakat dün ile bugün arasında önemli bir fark vardı. Kürt sorunu ve çözüm zorunluluğu artık en azgın faşist güçler tarafından da kabul görülmek zorunda kalınmış ve toplumsal bir gerçeklik haline gelmişti. Daha da ötesi artık bir başka eşiğe girilmişti. Şovenizm önemli oranda kırılmıştı. Bugün, asker ailelerinin “oğlumu bu vatana feda etmiyorum” demeye başlaması, askerlerin cenaze törenlerinde “Erdoğan oğlunu savaşa yolla” sloganlarının atılması ya da değişik rütbelerdeki askerlerin “bu güne kadar ‘çözüm’ diyenler neden şimdi ‘sonuna kadar savaş’ diyor” demeleri toplumsal tabandaki değişimlere işaret etmektedir…

Bütün bunlar, Saray ve AKP gladyosunun yaşadığı korku ve özgüven kaybını daha da derinleştirmektedir. Korku derinleştikçe saldırının dozu artmaktadır…

Halkların birleşik demokratik cephesi haline gelen HDP ve onu oluşturan güçlere (Kürt ulusal özgürlük hareketi, devrimci ve sosyalist güçler, demokrasi güçleri, Alevi hareketi) yönelik saldırılar bir yana artık liberal aydınlar bile linç edilmektedir.

Deyim yerindeyse artık panik atak hale gelen Saray ve AKP gladyosu katliam ve siyasi soykırım operasyonlarından medet ummaktadır.

Bu saldırılar ile bir yandan geniş yığınlarda korku ve umutsuzluk yaratmayı ummakta, diğer yandan ise örgütlü kuvvetleri seçimleri boykota zorlamaktadır. Böylelikle seçim dışı kalan kuvvetlere düşen milletvekili sayısını alarak kendi imparatorluğunu kurmayı hayal etmektedir.

Tüm bu nedenlerle seçimler, bir öncekinden çok daha önemli bir mücadele alanı haline gelmiş bulunmaktadır.

Bu dönemin seçim çalışmaları, yukarıda saydığımız gerekçeler nedeniyle açıktır ki ikili karakterli olmak durumundadır. Bir yandan yaşanan saldırılara karşı sokağın gücü ile faşist baskı ve saldırılara karşı barikat örerken diğer taraftan seçim sandıklarını hesap sorma aracı haline getirebilmeliyiz.

Böylesi bir zaman diliminde seçim çalışmasını hafife alan duygu ve düşünceler, geleceği göremeyen yaklaşımlardır. Varsa bu ruh halinden hızla kopuşmalıyız!.. Seçim çalışmaları üzerinden en geniş yığınları karanlığın suç ortağı olmamaya hazırlamalı ve elde edeceğimiz başarı ile gerçek adaletin yolunu açabilmeliyiz. Bunu başarabildiğimiz oranda ödenen bedellerin hakkını verebilir, aydınlıklara ulaşabiliriz!

Yerlerde sürüklenen insanlığımız Hacı Lokman Birlik şahsında tüm ölümsüzleşenlerimiz önünde saygı ile eğiliyorum.

Reklam
DAİŞ’e Karşı Savaşan Herkes Türk Devletinin Hedefinde
Bir süre önce Suriye ve Irak’ta DAİŞ’e karşı savaşan İngiliz Joe Robinson tatil yaptığı Didim’de Türk polisi tarafından gözaltına alındıktan...
Dalston Savaş Alanına Döndü
Londra’nın Dalston bölgesi savaş alanına döndü. Rashan Charles adlı siyahi gencin gözaltında yaşamını yitirmesini protesto eden öfkeli gençler polis ile...
Enternasyonal Devrimcilere Görkemli Uğurlama
İki hafta önce Reqa’da yaşamlarını yitiren enternasyonalist savaşçılar ülkelerine gönderilmek üzere Smelka sınır kapısından Güney Kürdistan’a uğurlandılar. Aralarında Britanyalı Luke...
Savaş Buradan Başlıyor!
Başkent Londra’da düzenlenecek olan uluslararası silah satış fuarını protesto etme çalışmaları şimdiden başladı. Geçtiğimiz hafta sonu yapılan çalışma atölyelerinde bu...
TC Londra Büyükelçiliği Önünde İnsan Hakları Eylemi
Türkiye’de gözaltına alınan insan hakları savunucularından 6’sının tutuklanmasına yönelik tepkiler büyüyerek devam ediyor. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği önünde yapılan protesto eyleminde...
‘‘Adalet Yoksa Barış ta Yok’’
Cumartesi günü Dalston’da bir gencin polis tarafından gözaltına alındığında yaşamını yitirmesi yüzlerce kişi tarafından protesto edildi. Rashan Charles adındaki 20...
Faşizme Karşı Yürütülen Destansı Mücadelenin Adıdır Reqa
Rojava ve Kuzey Suriye’de DAİŞ’e karşı yürütülen savaş 5’inci yılına girmek üzere. Bu beş yıl, onlarca hamle, yüzlerce özgürleştirilen mezra,...
Londra ve Edinburgh’ta Efrin’i Sahiplenme Eylemleri
Türk devletinin son dönemde Efrin başta olmak üzere Rojava’ya dönük saldırılarına karşı Avrupa’nın birçok merkezinde tepkiler büyürken, Londra ve Edinburgh’ta...
Londra’dan Nuriye ve Semih İçin Çağrı: Onları Öldürecek Açlık Değil, Bizlerin Sessizliğidir
Kuzey Londra’da bulunan Wood Green kütüphanesi önünden bir araya gelen Britanya Demokratik Güç Birliği üyeleri137 gündür açlık grevinde bulunan Nuriye...
Gülmen ve Özakça İçin Londra’da İki Günlük Açlık Grevi
Tutuklandıklarından sonra da açlık grevlerine devam eden Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile dayanışma amacıyla Londra’da iki günlük açlık grevi...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ