Barış Konsepti

Barış Konsepti
  • 04.01.2011

Ali Has

Barış denildiği zamam doğal olarak aklımıza ilk gelen bir çatışmasızlık döneminin başlaması ya da savaş yürüten iki askeri gücün silahlarını susturmasıdır. Tabiki edindiğimiz toplumsal eğitim bizelere barışı ancak bu bahsettiğim dar kıstaslarda düşünmeye yol açıyor. Oysa barış bir konsept olarak düşünüldüğünde çok daha derin bir akedemik ve bilimsel olgudur. Yani sadece silahların susması ve bir çatışmasızlık dönemine girilmesi barış için yeterli değildir. Silahların susması barış değilse eğer, barış tam olarak nedir?

Aslında barışı tanımlarken ve anlamaya çalışırken bir tek husus doğrultusunda değerlendiremeyiz diye düşünüyorum. Barış konseptinin akedemik ve bilimsel bir olgu olduğundan barışı bir çok faktörü olan bir husus olarak düşünmek gerekir. Örneğin çatışmasızlık, barış dili, geçmiş ile yüzleşmek, hoşgörü, adalet bu faktörlerden sadece bir kaç tanesidir. Yani toplumsal barışı inşa edebilmek için sadece çatışmasızlık yetmeyecektir. Bu sadece yolun başıdır. Toplumsal adalet, barış dilinin geliştirilmesi, toplumsal hoşgörü ve geçmiş ile yüzleşmek gibi konseptler süreci başlatan çatışmasızlık dönemine kan ve can verecektir.
Barış konseptine bahsettiğim dar bakış açısı ile bakıp ve bir bilim olarak düşünememek toplumsal barışı onlarca yıl yavaşlatacaktır. Dolayısıyla eğer kalıcı bir toplumsal barıştan bahsediyorsak bunun ancak değindiğim faktörlerin de yer aldığı bir eğitim süreci ile oluşacağını düşünüyorum.
Buna bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’nin Kürtler ile yaşadığı son döneme bakabiliriz. Bildiğimiz gibi bu yakın tahrihte Türkiye’de barış olgusunu filizlendiren bir dönem yaşandı ve bu dönem malesef çok kısa sürerek sona erdi. Hepimizin gelişmeleri takip ettiği gibi süpehsiz PKK’nın “nefsi müdafa” stratejisini sona erdirip tekrardan bir “aktif müdafa” ortamına girmesinin beli başlı sebep ve faktörleri var. Yıllardır barış ellini uzatıp fakat muhatap bulunamayınca olacak olan budur tabiki. Fakat benim burada üstünde durmak istediğim PKK’nın neden tek taraflı ateşkes sürecini sona erdirmesi ve tekrardan bir çatışma ortamına girilmesi değil. Böylesi değerlendirmeleri yapan çok arkadaşımız oldu ve olacaktır. Benim burada değerlendirmek istediğim Türkiye’de yaşanan, kısa da olsa, barış sürecinin neden olgunlaşamadığıdır. Yine tabiki bu konu ile ilgili çok çeşitli değerlendirmeler yapılabilir.
Örneğin, AKP’nin aslında konu ile ilgili ciddi olmadığı ve süreci sadece kendi iktidarını sürdürebilmek için başlattığı… AKP’nin süreç içinde PKK veya Kürtleri yasal zeminde temsil eden DTP/BDP’yi muhatap almak istememesi tabiki bu türden değerlendirmelere ağırlık kazandırıyor. Aynı zamanda Kürt tarafında da sürecin çok çabuk gelişmesi beklentisi de tabiki doğru değildi.
Bu genel eleştirilerden barış konseptine dönersek eğer, sürecin bahsettiğimiz toplumsal barış anlayışına hazır olmadığını görmemek mümkün değil. Süreç içinde Kürt tarafı kendini, haklı olarak, mağdur gördüğü için karşı tarafı sürece ve konsepte alıştıracak adımlar konusunda, karşı tarafın hassasiyetlerini bazen gözardı edip kendini dayatmıştır diye düşünüyorum.
Aynı şekilde, Kürtlerin de hassasiyetleri konusunda malesef süreç içinde hoşgörü ile karşılanmamıştır. Örneğin, Türkiye medyası ve bazı politikacıları, bu süreç içinde kendilerini, kılıflarından çıkartıp, barışçıl bir dil ve üslup kulanabilirdi. Bu, rahatlıkla toplumu bir dialog zeminine hazırlardı. Aynı şekilde geçmiş ile yüzleşme komisyonları kurulup geçmişte yapılan hataları itiraf ederek bir hoşgörü ortamı yaratılabilinirdi. Yetersizlikleri her ne kadar olsa da bu süreç bizler için önemli dersler çıkartabileceğimiz önemli bir süreçti diye düşünüyorum. Sanırım çıkartabileceğimiz en önemli ders ise Türkiye’nin olası bir barış süreci için ciddi bir politik iktidara ve barış konseptinin bir bütün olarak düşünülüp barışı bir toplumsal program haline getirmesi gereksinimidir.

Reklam
Sanat Deliliktir
Gökhan Yavuzel   Ortadoğu coğrafyası veya kuzey Afrika kıtası ülkelerinin birine mensup iseniz ve yazarlık gibi bir serüvenin içerisinde yol kat...
Sömürü çarkının bir dişlisi; ‘Bizim Esnaf’
İbrahim Avcıl Kürdistanlı ve Türkiyeli toplumların Britanya’ya yoğun göçü 1980’lerin sonunda başladı. Bu göç 1990’ları ilk yarsına kadar tüm hızıyla...
Bozca-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu
LONDRA- 12. Olağan Kongresi’ni gerçekleştiren BOZCA-Der’in yeni başkanı Mehmet Koç oldu. Bozhöyük, Camili yurt ve civar yöre köylülerinin oluşturduğu Bozca-Der’in...
‘Ben Kolay Ölmem’ avrupa turnesinde
SUNA ALAN / LONDRA Ahmed Arif ve Cemal Süreya’yı bir araya getiren, “Ben Kolay Ölmem” tiyatro oyunu Avrupa turnesine hazırlanıyor....
Parlamentoya seçilen ilk Kürt ve Aleviyim
İşçi Partisi’nden Britanya Parlamentosu’na seçilen ilk Kürt ve Alevi olan Feryal Demirci Clark, parlamentodaki ilk konuşmasını yaptı. Türkiye kökenli nüfusun...
Yeni Yaşam gazetesine dava
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Yeni Yaşam Yazı işleri Müdürü Aydın Keser hakkında hazırlanan iddianame, İstanbul 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından...
‘Ciddiyetin Önemi’ 2’inci kez Londra’da 
Londra ve Britanya genelinde hem Türkçe konuşan toplumu hem de İngilizce konuşan toplumları bir araya getiren sanatsal girişimleri ile Pan...
Barış Küçük’ün katil zanlısı suçunu itiraf etti
LONDRA- Londra’da bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük’ün katil zanlısı Adam Tarık suçunu kabul ederek hırsızlık yaptığını ve...
Hedef Süryanileri sindirmek
Mardin – Mardin Süryani Birliği Başkanı Yuhanna Aktaş, Nusaybin’de  Mor Yakup Kilisesi rahibi Sefer Bileçen ve Süryanilerin gözaltına alınmasının sindirme ve...
Avam Kamarası Brexit anlaşmasını onayladı
İngiltere Parlamentosu’nun alt kanadı olan Avam Kamarası, ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) üyeliğinden ayrılmasının (Brexit) koşullarını düzenleyen anlaşmayı onayladı. Avam Kamarası’nın...
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ