Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) Kültür ve Sanat Festivali bu yıl online olarak yapıldı

Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) Kültür ve Sanat Festivali bu yıl online olarak yapıldı

Göçmen İşçiler Kültür Derneği (Gik-Der) Kültür ve Sanat Festivali, bu yıl online olarak Irkçılığa Hayır! Nefes alamıyorum! teması ile gerçekleştirildi. Aynı gün Gik-Der bahçesinde demokratik kurum temsilcileirnin, gazeteci ve yazararın katıldığı bir resepsiyon gerçekleştirildi.

Aralarında Erdal Erzincan, İlkay Akkaya, Pınar Aydınlar, Lawje gibi sanatçıların ve grupların yanı sıra Can Dündar, Alp Altınörs, Barbaros Şansal gibi çok sayıda siyasetçinin, gazetecinin, akademisyenin, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla yapılan festival geniş ilgi gördü. Festivalin sunuculuklarını oyuncu Ada Burke ve İbrahim Avcıl gerçekleştirdi. Sunucular, dünyada yükselen ırkçılığa karşı gerek sunumları gerekse de sorularıyla duyarlılık oluşturdular.

 

Katılan sanatçılar ırkçılığa hayır diyerek başta Türkiye olmak üzere dünyanın içinde bulunduğu politik ortam ve Türkiye’nin bu politik ortamdan kaynaklı çıkmazları üzerine konuştular.

Yaşamlarını Londra’da sürdüren sanatçılar Canan Sağar ve İbrahim Kırılmaz, çocukların özgürce koşup oynayabileceği, sanatçının sanatını özgürce yapabileceği ırkçılığın, faşizmin olmadığı bir dünya temennisi ile sahnelerini gerçekleştirdiler. Sağar, “bir taş nedeni ile cezaevine atılan çocukların asla oyun oynadıkları için, taş attıkları için cezaevlerine konulmamalı. Çocuklar özgürce sokaklarda ve caddelerde dolaşmalı. Daha güzel ve daha özgür bir dünya yaratmalıyız” dedi.

Festivale katılan müzik gruplarından biri olan Vardiya, festivalin ana temasını selamlayarak dünyadaki ırkçılığa karşı da müzik yaptıklarını dile getirdi. Müziklerini her daim ırkçılığa ve faşizme karşı yapacaklarının altını çizdiler.

Sanat hayatını Londra’da sürdüren Suna Alan “bugün türkülerimi barış ve kardeşlik için söylüyorum. Her türlü ırkçılığı lanetliyorum.” Açıklamasına bulunarak programına başladı.

Türkiye’nin önde gelen heavy metal gruplarından Murder King, sağlık sorunları sebebi ile festivale katılamasalar da gönderdikleri video mesaj ile festivale katkı sundular. Mesajda “Londra’daki dinleyicilerini selamlayarak ırkçılığın san bulacağı bir dünyada bir an önce buluşabiliriz” denildi.

Türkiye’nin muhalif gruplarından Bandista, özel bir video çalışması ile festivale katıldı. “Irkçılıkla mücadeleye devam” dedi.

Festivalin sanatçılarından biri olan Pınar aydınlar, Gik-Der’i selamlayarak programına başladı. Pandemi sürecinin en çok emekçileri etkilediğinin altını çizen Aydınlar “göçmen işçilerle birlikteyiz, bugün okuyacağımız bütün eserler zalimin zulmüne karşı direnenler adına olacaktır.” Şeklinde konuştu. Ayrıca, bir eserini ölüm orucunda hayatlarını yitiren Grup Yorum üyelerine adadı.

Festivalin müzik gruplarından olan Lawje “Biz bugün anadilimizden sizlere türkülerimizi okuyacağız. Biz Hakkari’li bir grubuz. Tüm grup arkadaşlarımla birlikte yaşadığımız coğrayfanın rüzgarıyla sesleneceğiz. Her renkten, her dilden insanlar var; ister siyah, ister sarı, ister beyaz. Biz bu dünyada hep birlikte yaşamak istiyoruz ama en iyi ve en güzelini, renk, dil ve din farkı olmadan. Hep birlikte iyi bir dünya yaratabiliriz. Birlikte güzel bir dünya kurabilmek üzere sizlere keyifli ve müzikli dakikalar diliyoruz. Her türlü ırkçılığa hayır.” dedikten sonra performanslarına devam etti.

Daha sonra, festivalin sanatçı konuğu olan İlkay Akkaya, performansına sözü ve müziği merhum Tuncay Akdoğan’a ait olan Ağla Sevgili Yurdum şarkısı ile başladı. “Pandemi sebebiyle çok değişik koşullarda bir festival gerçekleştiriyoruz. Gönül isterdi ki oraya gelelim, birbirimizin enerjisini alarak yüz yüze şarkılarımızı, türkülerimizi söyleyelim. Fakat şu an koşullar bu şekilde. Uzaktan da olsa sizlerle türkülerimizi paylaşmak çok büyük mutluluk.” şeklinde konuştu ve ırkçılığa hayır diyerek türkülerini barış ve kardeşlik adına söyledi.

Festivalin son konuğu Erdal Erzincan ise hiç söz söylememesine rağmen, her türlü ırkçılığa ve ayrımcılığa bağlaması ile karşı durdu. Oldukça yalın ve lezzetli bir performans gösteren bağlama virtüözü Erzincan, izleyicilerinin kalbinde ve ruhunda derin izler bıraktı.

Festivale konuk olan sanatçılar, gazeteciler, yazarlar, akademisyenler ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı birlikte seslerini yükselttiler. Sunuculardan İbrahim Avcıl’ın sorularıyla konukları yönlendirdiği ilk konuklar Can Dündar ve İsrafil Erbil şunları söylediler:

Sorulan soru üzerine önceki ve sonraki hayatını anlatan Dündar, Türkiye’deki baskıların kendilerine çok olumsuz yansıdığını ve hayatlarını değiştirmek zorunda kaldıklarını söyledi. Dündar, sözlerine şöyle devam etti: “Bu değişikliklerden dolayı bir sürgün, mülteci hayatına başladık. Fakat şunu söylemem gerek ki uzun süredir kendi ülkemizde de bir çok muhalif gibi sürgün hayatındaydık. Öte yandan Amerika’da Trump’a ve ırkçı politikalarına çok yoğun tepkiler olduğunu, nihayet beyazlar ve siyahların el ele verip ırkçılık karşıtı mücadele verdiğinin altını çizdi. Dündar, AKP iktidarı ile ilgili açıklamasını “AKP iktidarında bedel ödeyen hiç kimse, hiçbir muhalif yaptıklarından ve yapacaklarından hiç pişman değil. Bunlar en sonunda gidecekler.” diye bitirdi.

Oyuncu ve hekim Ercan Kesal, Gik-Der’i selamlayarak dünyanın hepimizin evi olduğunu ve hepimizin birer göçmen olduğunu söyledi. Kesal, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeryüzü bizden önce d vardı, bizden sonra da devam edecek. Bir büyük sofranın, tesadüfen yerini almış misafirlerinden başkası değiliz. Sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan, olan bitene sessiz kaldıklarımızdan da sorumluyuz. Birbirimizi, bizi sayılar olarak gören yöneticilerin gözleri ile görmekten vazgeçmeliyiz.” Şeklinde konuştu.

Britanya Alevi Federasyonu Başkanı İsrafil Erbil konuk oldu. Erbil, Alevilerin kendi inançları gereği her zaman ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı olduklarını, insanı insandan ayırmaya hatta insanı doğadan ayırmaya sürekli karşı geldiklerini belirtti. “Sivas’ta, Maraş’ta, Çorum’da, Dersim’de katledilen insanların acılarıyla ve bu katliamlarla, bu katliamları yapanlar hiçbir zaman yüzleşmemiştir. Yapanların yanına kâr kalmıştır. Ama şunu biliyoruz ki onların tarihe bırakacakları bir miras yoktur. Ezilenler, katliama uğrayanlar sokaklara çıktığımızda diyoruz ki biz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakıyoruz. Peki ya siz?” diye sözlerine devam etti.

Festivalde Gik-Der adına konuşan Helin Peköz, göç ve ırkçılığın günümüzün en temel sorunlarından biri olduğunu ve mutlaka örgütlü bir şekilde karşı konulması gerektiği çağrısında bulundu. Pekiz, “Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin sorunlarının önemli bir şekilde ele alınması gereklidir. Covid-19 salgını bizleri biraz da olsa düşünmeye sevk etti ve dayanışmamızı güçlendirdi. Dayanışmayı ırkçılığa ve faşizme karşı da derhal göstermeliyiz.” Açıklamasında bulundu.

İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan iseTürkiye’deki siyasi atmosferin insan hakları bakımından vahim bir durumda olduğunu ama her şeye rağmen umutlu olduklarını dile getirdi. Türkdoğan, “Türkiye’deki durum nefret söylemleri üzerinden ilerliyor ve bu durum içinde ırkçılığı da barındırıyor. Türkiye’nin ulus devlet kaynaklı yapısal büyük sorunları var. Türkiye’de herkes devletleşmiştir ve Sünni Müslümanlığın taşıyıcısı durumundadır. Böyle olduğu için de Türkiye’de çok ciddi sorunlar var. Sistem ayrımcılığı besliyor ve güçlendiriyor.” Uyarısında bulundu.

Festivale Türkiye’den katılan felsefeci Prof. Dr. Sinan Özbek, ırkçılığın kaynağının sömürgecilik olduğunun altını çizdi. “Irkçılık temel olarak 16. Yüzyılda ortaya çıkan, plantaj ekonomisi içinde ortaya çıkan, plantaj aristokrasisine ait bir ideolojidir. Irkçılığa en çok göçmenler, göçmen işçiler maruz kalır. Irkçı ideoloji, emekçi sınıfları bölmek için son derece önemli bir aparattır. Beyaz işçi, patronu ile kendisini aynı kimlikte, aidiyette hisseden ‘beyaz işçi’ kendisine aynı çıkarlara sahip olan yabancı işçi ile arasına mesafe koyar, hatta onu aşağılar.”

Programa yaşamını Londra’da sürdüren felsefeci-akademisyen Alkan Karaçam, son dönemlerde Türkiye’deki ekonomik çıkmazlar sebebi ile Londra’ya göç eden Ankara Antlaşmalıların, burada çok şiddetli bir emek sömürüsüne maruz kaldığını belirtti. Karaçam “Londra’da özellikle Ankara Antlaşmalı göçmenler etnik emek sömürüsüne maruz kalıyor. Bireye, inancına, etnik kökenine ve konuştuğu dile yönelik bir kimlik atfediliyor ve emek sömürüsü görünmez kılınıyor.” açıklamasında bulundu.

İngiliz gazeteci Steve Sweeney, Türkiye’de göz altına alınma sürecini anlatarak konuşmasına başladı. Sweeney, açıklamasında şunları söyledi: “Siyahi bir insanın öldürülmesinden yola çıkarak başlasa da, gelişen bütün tepkiler, bütün dünyada yükselen ırkçılığa karşı idi. Özellikle İngiltere’deki ana akım medya ırkçılığı körüklüyor ve sahip çıkıyor. Oysa dünyanın her yerinde ırkçılık yükseliyor; Türkiye’de, Filistin’de ve hatta yaşadığımız yer Britanya’da. Dünyanın en lanetli şeyi ırkçılık ama maalesef buralarda da yükseliyor.”

Uzun süre yaşadıklarıyla Türkiye’de gündem olan modacı-tasarımcı Barbaros Şansal, konuşmasına kendisine yapılan linçi anlatarak başladı. Şansal “yaşadıklarım bir devlet linci idi, bu ne ilk ne de son olacak ama gelecek güzel günlerin bizim olacağına inanıyorum.” Açıklamasında bulundu. Festivale konuşmaları ile renk katan Şansal, Türkiye ve ırkçılık ile ilgili değerlendirmelerde bulundu: “Bütün dünyada ırkçılığı arttıran şey şiddettir. Şiddeti arttırıp çıkar sağlayark ırkçılığı canlı tutuyorlar. Türkiye’de, Amerika’daki ırkçı cinayete tepki verenler aynı zamanda tutarsız biçimde Kürtlerin yaşadıkları vahşetlere karşı sessiz kalıyorlar. Bu da iki yüzlülüğün ta kendisidir. Ermenileri, Alevileri, Yahudileri ve diğer bütün kadim kültürleri, inançları yok sayarak kendi egemenliklerini kurmak ve sürdürmek için nefreti körüklüyorlar.

Aveg-Kon adına konuşan başkan Zeynep Birsel, dünyada yaşanan çığlık “nefes almak istiyorum” diyor. Bu çığlığı mutlaka duymalıyız. Irkçılık karşısında daha güçlü örgütlenmeliyiz uyarısı ile sözlerine başladı. Bunu mutlaka duymalıyız. Birsel konuşmasında, Avrupa da ki tüm göçmen örgütlerin ırkçılığa karşı ortak diren göstermelidir çağrısından da bulundu. Birsen konuşmasını, örgütlü bir güç olduğunuzda, çığlığınız da daha büyük olacaktır. Bu nedenle orta gücümüzü kullanarak sistemin değiştirebiliriz. Göçün ve ırkçılığın tarihi çok eskidir.  Yaşadığınız İngiltere de sanayi ile birlikte göç başladı. Bu göç ırkçılığı daha da güçlendirdi. Göç kapitalizmi yeniden güçlendirmek yapılan bir olgudur. Bizim temel sloganımız adalet yoksa batırışta yoktur. Diyerek tamamladı.

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, HDP’deki son gelişmeleri ve adalet yülüyüşünü anlatarak konuşmasına başladı. Çepni, “halkın iradesi ile seçilmiş belediye başkanlarımızı AKP-MHP faşizmi tarafında yok sayılıyor. Belediyelerimize yapılan bu saldırılar aslında onların sonunu getiriyor. Açlık ve sefaletten başka bir şey getirmeyen AKP- MHP iktidarı, bir bataklığın içinde yok olmaktadır. Covid-19 süresince dağıtılan tüm yardımlar sermayenin ve yandaşların malzemeleridir. Bu zor salgın koşullarında bile çıkar sağlama peşindedir. Bu durumda bile yandaş şirketlere para aktarıyor. Bir kez daha açık olarak görüldü ki kapitalizm insanlığa bir şey vermemektedir.” diye konuştu.

Festivale konuk olan HDK Eş Başkanı Sedat Şenoğlu görüşlerini festival izleyicileri ile paylaştı. Demokrasi yürüyüşünün toplumun bütün kesimlerinde, demokrasiyi özleyen, adalet, özgürlük, iş ve aş isteyen herkeste yankı bulduğunu söyledi.

Programda, HDP MYK üyesi Alp Altınörs diğer bir konuşmacıydı. Sermayenin eşitsizlik ve sömürü anlamına geldiğini, hiyerarşiler yarattığını söyleyen Altınörs konuşmasına şu şekilde devam etti: “Kapitalizm, sadece sermayenin işçi sınıfını sömürdüğü bir sistem değildir. Aynı zamanda hakim ulusların, ezilen ulusları da sömürdüğü bir sistemdir. Dolayısıyla buradan ırkçılık türer, ezen ulus şövenizmi türer, hakim ulus milliyetçiliği türer. Eş genel başkanlarımızın, belediye başkanlarımızın, atanan kayyımlar hepsi birer darbeydi. 24 Haziran seçimlerinde yeniden barajı aşarak bu darbeleri boşuna çıkardık dedi.

 

Gik-Der Basın Merkezi

Festival aşağıdaki link’ten sürekli olarak ücretsiz izlenebilecek..

https://www.youtube.com/watch?v=Punn2nP1GjE

 

https://m.facebook.com/story.php?story_fbid=150903393173945&id=105176927746592

 

CATEGORIES
Share This