Author: ali

  • Koronavirüs: Yoğun bakım süreci nasıl işliyor?

    Koronavirüs: Yoğun bakım süreci nasıl işliyor?

    10 günü aşkın bir süre önce Covid-19 teşhisi konan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, durumunun ağırlaşması üzerine Londra’daki St Thomas Hastanesi’nde yoğun bakıma alındı.

    Başbakanlıktan yapılan açıklamada, Johnson’ın doktorlarının tavsiyesi üzerine önlem olarak bu adımın atıldığı belirtildi.

    Yoğun bakım nedir?

    Yoğun bakım üniteleri, ağır hastalara yakın gözetim altında tedavi uygulamak için düzenlenmiş özel koğuşlar.

    Bu koğuşlarda daha az sayıda hasta bulunuyor. Doktorlar ve hemşireler hastalarla bire bir ilgileniyor.

    Hastaların etrafı özel gözetim ekipmanı ile donatılıyor ve durumları sürekli takip edilyor.

    Londra’da ExCeL Fuar Merkezi’nin Covid-19 hastaları için sahra hastanesine dönüştürülmesiyle Pazar günü açılışı yapılan Nightingale Hastanesi’nde 4000 adet yoğun bakım yatağı bulunuyor.

    Kimler yoğun bakıma ihtiyaç duyar?

    Birçok hasta çeşitli nedenlerle yoğun bakıma ihtiyaç duyabiliyor.

    Kimi hastalar ağır bir ameliyatın ardından iyileşme sürecinde, kimileri ise örneğin trafik kazasında ağır yaralanma gibi ciddi bir travma sonrasında yoğun bakıma alınıyor.

    Başbakan Johnson ise 10 günü aşkın devam eden koronavirüs enfeksiyonunda düzelme kaydedilmediği için daha yoğun bir gözetim ve bakıma ihtiyaç duyabileceği ihtimali üzerine önlem olarak yoğun bakıma alındı.

    Johnson’ın yüksek ateş de dahil olmak üzere Covid-19 semptomları düzelme göstermedi.

    Koronavirüs akciğerlerde enfeksiyona yol açabiliyor. Johnson’ın da nefes almakta güçlük çektiği, ancak henüz solunum cihazına bağlanmadığı belirtiliyor.

    Ne tür bakım uygulanıyor?

    Yoğun bakım ünitesindeki her hastanın solunum cihazına bağlanması gerekmiyor.

    Bazı hastaların solunumuna destek olmak üzere “sürekli pozitif havayolu basıncı” (CPCP) adı verilen aygıtlar kullanılıyor. Bunlar ağızdan bir maske yoluyla ve hafif bir basınç uygulayarak akciğerlere oksijen gönderiyor. Bu aygıtları kullanan hastaların, solunum cihazına bağlananlar gibi uyutulması gerekmiyor.

    Yoğun bakım ünitesindeki hastaların kablolarla ve tüplerle birçok cihaza bağlanarak vücut fonksiyonlarının gözetim altında tutulması gerekiyor.

    Tedavide kullanılan ilaç ve beslenmelerini sağlayan serum damar yoluyla veriliyor.

    Bazı hastanelerin yoğun bakım ünitelerinde ciddi vakalarda kullanılmak üzere ECMO cihazları adı verilen yaşam destek cihazları da bulunuyor. Bunlar akciğer ve kalbin fonksiyonlarını üstleniyor. Ancak İngiltere çapında bu cihazların sayısı oldukça sınırlı.

    Yoğun bakımdan çıkış

    Durumlarında ilerleme ve düzelme kaydedilen hastalar yoğun bakımdan çıkarılıp normal koğuşlara gönderiliyor. Böylece o bakıma acil ihtiyacı olan diğer hastalara yer açılıyor.

    Bazı hastalar birkaç gün sonra yoğun bakımdan çıkarken; bazılarının birkaç hafta, hatta birkaç ay kalması gerekebiliyor.

     

    Kaynak : BBC

     

  • Online Kürtçe derse rekor katılım!

    Online Kürtçe derse rekor katılım!

    HİKMET ERDEN

    Tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs’ten kaynaklı insanların mecburi olarak evlerine kapandığı bu zor karantina günlerinde başlatılan online Kürtçe dil kursuna çok yoğun ilgi oluştu. Kürt dil öğretmeni Aledin Sinayiç’in başlattığı online Kürtçe derslerine Almanya’dan Amerika’ya İngiltere’den Japonya’ya Çin’e kadar yüz kişi katıldı. Ders için kullanılan online platformun kapasitesinin yüz kişi ile sınırlı olmasından kaynaklı çok sayıda kişi de derse katılamadı. Yaşanan yoğun ilgiden kaynaklı yeni eğitmenler ile kurs sayısını insanların Kürtçe seviyelerine göre arttıracağını belirten Sinayiç, bu ilgiye ve ihtiyaca cevap olmak için diğer Kürtçe eğitimcilerle yoğun bir çalışma yürüteceklerini ifade etti.

    Londra merkezli başlatılan Online Kürtçe dil kursu şimdiye kadar yapılan en kalabalık Kürtçe kursu olarak ta kayıtlara geçti. En kalabalık olmasının yanında, dünyanın dört bir yanından farklı yaş gruplarından insanların katılımıyla en renkli sınıf olarak ta yerini aldı. Kürt ve Kürtçe ile ilgili yapılan tüm çalışmalara saldırılar olduğu gibi bazı faşist troller organize bir şekilde online Kürtçe dersini sabote etme girişimleri de oluşturulan üç kişilik teknik güvenlik ekibi ile boşa çıkarıldı.

    ‘Yoğun ilgi Kürt dili eğitmenlerine ve kurumlarına bir mesaj’

    Dersin başlangıcında Dr. Midhad Çewlik Kürt dili ve lehçeleri hakkında kısa bir sunum yaparken, Mamoste Aledin’in eski öğrencilerinden İskandar Ding de kısa bir sunum yaptı. 15 dil konuşabilen Ding dil öğrenme sürecinde yapılması gerekenleri ve Kürtçe öğrenirken yaşadığı deneyimleri paylaştı.

    Yapılan sunumlardan sonra başlayan Ingilizce anlatımlı Kürtçe dersi yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Ders yine İskandar Ding adlı akademisyen ve müzisyenin söylediği Kürtçe şarkı ile sona erdi.

    Dersin ardından gazetemize konuşan Sinayiç, yaşanan yoğun ilginin Kürt dili eğitmenlerine ve Kürt kurumlarına büyük bir mesaj içerdiğini ve bu mesajın ‘harekete geçin’ olduğunu ifade etti.

    ‘‘Kürt dili ile uğraşan ve emek veren çok sayıda şahıs ve kurum var. Ancak bizler insanların bize gelmesini bekliyoruz. Halbuki teknolojinin bize sunduğu imkanlardan faydalanıp insanların evine girebiliriz. Ben bu proje ile bunu kanıtlamaya çalıştım; artık insanların evine Kürtçeyi biz götürelim. Bunun için bir bilgisayar veya elimizdeki telefon yeter.’’

    ‘İlgi karşısında çok duygulandım’

    Yaşanan yoğun ilgi karşısında duygulandığını ifade eden Sinayiç şunları belirtti; ‘‘Şirnex’in Cizre ilçesinin kırsal bir köyünde 5 yaşındayken ilkokula başladığımda tek kelime Türkçe bilmezken, öğretmenim Fedai Öztürk te tek kelime Kürtçe bilmiyordu. Türkçe bilmediğimden kaynaklı tırnak uçlarıma yediğim o kalın odun cetvelin acısını şuan gibi hatırlıyorum. Evet, o cetvelin acısı benim iyi düzeyde Türkçe öğrenmemi sağladı, ancak Annem Delal’in bildiği tek dil olan Kürtçe ‘ye olan sevdamı da büyüttü. Şimdi o günleri anımsarken bugün tüm dünyada Kürtçe ’ye bu denli yoğun ilgi karşısında duygulanmamak elde değil.’’

    ‘Dilin öldüğü yerde bir halk ölür’

    Yıllardır başkent Londra’da Kürtçe dil eğitimi veren Aledin Sinayiç, Kürtçe’nin kadim bir dil olduğunu ve milyonlarca Kürt tarafından konuşulduğunu ancak Kürtçe’ye yönelik saldırıların da hiç bitmediğini ifade etti.

    ‘‘Düşünün 21’inci yüzyılda yaşıyoruz ve halen bir dile yönelik bu kadar barbarca saldırı var. Bir halkı diğer bir halk grubundan ayıran temel özellik konuştuğu dildir, Kürdü Kürd yapan konuştuğu dildir. Kimlik bilinci de, duyguları da o dil çerçevesinde gelişir. Dilin öldüğü bir yerde bir halk ölür. O yüzdendir Kürtçeye bu kadar saldırmaları. Bakın Kürt belediyelerine atanan kayyımlara, ilk icraatları belediye çalışmalarından Kürtçeyi kaldırmak oluyor.’’

    ‘‘Ben Kürdistan’dan kopmak zorunda kaldığım bu 10 yıl boyunca hep Kürtçe’ye tutundum. On yıldır başkent Londra’da özellikle de Kürt Halk Meclisleri bünyesinde Kürtçe dersleri veriyorum. Şimdiye kadar dünyanın onlarca halklarından binden fazla öğrenciye ders verdim. Ve bu zor mülteci yıllarımda bana yaşam gücü verdi. Ama beni en çok acıtan Kürt öğrencilerim oldu. Aralarında sadece bir nesil olan birçok öğrencim dedesi ve nenesiyle hiç iletişim kuramadığına şahit oldum. Bu korkunç bir durum.’’

     ‘Online Kürtçe dersleri daha da geliştireceğiz’

    Koronavirüs’ten kaynaklı karantina günleri başlamadan önce iki tanesi Kürt kurumunda, bir tanesi de LSE (London School Of Economics) üniversitesinde olan üç sınıfa Kürtçe dil eğitimi veren Sinayiç, dört haftadır her üç sınıfa da ayrı günlerde online Kürtçe eğitimi vermeye devam ediyor. İnsanların evlerine kapanmak zorunda kaldığı bu zor günlerde Kürtçe öğrenme talebinin daha da arttığını ifade eden Sinayiç bu yüzden bu çalışmayı büyütmek istediğini ifade etti.

    ‘‘Haftanın üç akşamı farklı düzeylerde online olarak Kürtçe eğitimi veriyordum. Ancak yoğun talepten kaynaklı bunu geliştirmeye karar verdim. Bu hafta ilk

    kalabalık sınıfımıza başladık, gelecek haftalarda diğer Kürtçe eğitmen arkadaşların da yardımıyla sınıf sayılarını geliştireceğiz. Ben sizin gazeteniz aracılığıyla Kürtçe eğitmenlere ve Kürtçe sevdalısı sanatçılara çağrı yapmak istiyorum. Lütfen bu zor günleri böylesi değerli çalışmalarla atlatalım. Hep beraber bu sevdayı büyütelim.’’

    Sinayiç son olarak Kürtçe diline ilgi duyan ve bu projenin parçası olmak isteyen ve Kürtçe öğrenmek isteyenlere kurdimamoste@gmail.com email adresinden iletişim kurma çağrısı yaptı.

     

     

     


  • Boris Johnson: Koronavirüs tedavisi gören İngiltere Başbakanı yoğun bakıma kaldırıldı

    Boris Johnson: Koronavirüs tedavisi gören İngiltere Başbakanı yoğun bakıma kaldırıldı

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Covid-19 belirtilerinin kötüleşmesi üzerinde yoğun bakıma kaldırıldı.

    Başbakanlık’tan yapılan açıklamada, Johnson’ın sağlık ekibinin tavsiyesi üzerine yoğun bakıma kaldırıldığı yer aldı.

    BBC Politika Editörü Laura Kuenssberg kararın, gerekmesi ihtimaline karşı Johnson’ı solunum cihazına yakın tutmak için alındığını aktarıyor.

    BBC Bilim ve Sağlık Muhabiri James Gallagher, Johnson’ın bilincinin açık olduğunu ve solunum cihazına bağlı olmadığını belirtiyor.

    27 Mart’ta koronavirüse yakalanan ve ateşinin düşmemesi nedeniyle dün hastaneye kaldırılan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, 6 Nisan günü öğlen saatlerinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “rutin testler için hastaneye gittiğini ve kendisini iyi hissettiğini” yazmıştı.

    İngiltere Yerel Yönetim ve İskan Bakanı Robert Jenrick COVID-19 nedeniyle dün gece hastaneye kaldırılan Başbakan Boris Johnson’ın hastanede birkaç gün daha kalmasının ihtimal dışı olmadığını, ancak “kısa süre sonra” başbakanlık ofisine dönmesini beklediklerini belirtmişti.

    BBC Politika Editörü Laura Kuenssberg, Başbakan Johnson’ın Dışişleri Bakanı Dominic Raab’dan yerine vekalet etmesini istediğini aktarıyor.

    Raab, Johnson’ın Pazar akşamı hastaneye kaldırılması üzerine Pazartesi sabahki kabine toplantısına da başkanlık yapmıştı.

    27 Mart’ta, 55 yaşındaki Boris Johnson’ın koronavirüs testinin pozitif çıktığı açıklanmıştı. Johnson o günden beri tedavi görüyor.

    Çoğu kişide belirtiler 10 gün içinde geçse de Johnson’ın belirtileri kötüleşti.

     

  • COVID-19 ve ÇOCUKLAR

    COVID-19 ve ÇOCUKLAR

    Türkiye Psikiyatri Derneği Ruhsal Travma ve Afet Çalışma Birimi tarafından hazırlanmıştır.

    COVİD-19 salgını dünyanın hemen her ülkesini etkilemeye devam ediyor. Salgın, ailelerin ve bireylerin yaşam rutinlerini değiştirmelerine neden oldu. Çocuklar okula gidemiyor ve evden eğitim almaya çalışıyorlar. Anne babaların bir kısmı evden çalışıyor, bir kısmı ücretsiz izinde ve diğerleri de kendi işlerini kısıtlamalar nedeni ile yapamıyorlar. Sosyal mesafeyi arttırmak gerektiği için, çocuklar arkadaşları ve akrabaları ile görüşemiyor. Bulaşıcı hastalık salgınları hepimizde hastalığın bize ve yakınlarımıza bulaşması korkusuna neden oluyor. Her birimizin hayatında şimdiye kadar rastlamadığımız büyüklükte bir belirsizlik var ve ne yapmamız gerektiğini de tam olarak bilmediğimiz için kendimizi yetersiz hissediyoruz. Bu iki durumun birleşimi bir yandan kaygıyı arttırıyor diğer yandan kaygının kontrol edilmesini zorlaştırıyor.

    Çocukların psikolojik sağlıklarının korunmasının hem kendileri hem de aileleri için son derece önemli olduğu açıktır. Bunu sağlamak için, mümkün olduğu kadar belirsizliği azaltmak ve yeterlilik algısını arttırmak gerekir. Her iki amaca da ulaşabilmek için, travma ile karşılaşılan durumlarda kullanılan yöntemlerin salgına uyarlanarak uygulanması akıllıca bir yöntem olacaktır.

    Çocukların ruh sağlığı korumak için

    Çocukların kaygılarını kontrol edebilmek için ilk adım bilgilendirmedir. Bu tip durumlarda çocuklarla konuşmanın belli prensipleri vardır:

    • –  İlk olarak çocuğun soru sorabileceği bir ortam sağlanmalıdır. Sorular dürüstçe ve çocuğun anlayabileceği bir şekilde cevaplanmalıdır.
    • –  Koronavirüsün yeni bir virüs olduğu, yaptığı hastalığın adının COVİD-19 olduğu, doktorların bununla ilgili bilgileri edinmeye devam ettiği, birçok kişinin hastalandığı ama çoğunun durumunun iyi olduğu, her “hasta” olanın bu virüsü taşımadığı ve belirtilerin başka hastalıklarla da ilişkili olabileceği, çocukların nadiren hasta oldukları ve hasta olurlarsa da çok hafif geçirdikleri, ancak yine de hijyene dikkat edilmesinin önemli olduğu belirtilmelidir.
    • –  Çocuğun aynı soruları tekrar tekrar sorabileceği bilinmelidir.
    • –  Çocuklar daha çok kendileri ve sevdikleri ile ilgilidir, bu yüzden sevdiklerinin durumu

    ile ilgili de bilgi verilmelidir.

    • –  Bu dönemde ev dışında çalışmak zorunda kalan anne ve babalar işten geldiklerinde

    hijyen kuralları nedeniyle çocuklarına sarılmamaları ve öpmemelerini gerekçeleriyle anlatmalıdır. Özellikle bu dönemde nöbet usulü çalışmak zorunda kalan sağlık çalışanları görevlerini, evde bulunmadıkları zamanı nasıl geçirdiklerini endişelendirmeden ancak güven duygusunu sarsmamak adına herhangi bir bilgiyi de saklamadan paylaşmalıdır.

    • –  Gerçekçi olmayan sözler verilmemelidir. Evde veya okulda güvenli olacakları söylenebilir, ancak etraflarındaki kimsede hastalık olmayacağı gibi bir söz verilmemelidir.
    • –  Çocuk hastalar birçok kişinin kendilerine yardımcı olduğunu ve kendileriyle ilgilendiğini bilmelidir.
    • –  Çocuk yetişkinlere bakarak kendisini ayarladığı için, konu ile ilgili yorumlara ve tepkilere dikkat edilmelidir.
    • –  Çocuklar televizyon veya sosyal medyadaki abartılı veya korkutucu haber ve yorumlara maruz kalmaktan korunmalıdır. Çocuklara sosyal medyada duydukları her şeyin doğru olmadığı söylenmelidir.
    • –  Okulların kapatılması korkutucu bir olay gibi sunulmamalıdır. Evde olmanın diğer insanlara faydalı olacağını çocuk bilmelidir.
    • –  Günlük rutinler yani yaşamın doğal akışı mümkün olduğunca korunmalıdır.
    • –  Çocukların sınıf arkadaşlarıyla, mümkünse öğretmenleriyle iletişim kurmaları, dijital olanaklar kullanılarak görüntülü konuşmalar yapmaları sağlanmalı ve desteklenmelidir.
    • –  Sürekli uyku sorunu yaşayan, korkularını kontrol edemeyen, anne babasından

    ayrılamayan çocukların profesyonel /psikososyal yardıma ihtiyacı olabilir.

    Çocuklarla travmayı çalışmada yaygın olarak kullanılan ‘Psikolojik İlk Yardım’ programı (Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışma Rehberi, 2016) prensiplerine göre, çocuk ve ergenlerle iletişim kurarken aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi önerilmektedir:

    • –  Çocuğun göz seviyesinde oturma,
    • –  Okul çocuklarında duyguların ifadesine yardımcı olma ve sık rastlanan duygusal tepkileri isimlendirme,
    • –  Çocukların stresini arttıracak “dehşete kapılma” gibi yüklü kelimeleri kullanmama,
    • –  Dikkatli şekilde dinleme ve onu anladığınızı fark etmesini sağlama,
    • –  Çocukların zorlandıklarında kendi yaşından daha küçük yaştaymış gibi davranışlar

    göstermesini ve o alışkanlıklarına dönebileceğini akılda tutma,

    – Dili çocuğun gelişimsel düzeyine göre ayarlama, “ölüm” gibi kavramları çocukların farklı

    şekillerde anladığını unutmama,
    – Ergenlerle “yetişkin gibi” iletişim kurma, onların düşünce ve duygularına saygı

    duyulduğu mesajını verme,
    – Çocuğa yeterli duygusal desteği verebilmeleri için anne baba ile bu teknikleri

    pekiştirme.

    UNICEF, ailelerin geçici de olsa “yeni normale” göre kendilerini tekrar organize etmelerini tavsiye etmektedir. Bunun için ilk adım olarak sakin ve proaktif olmayı, ikinci adım olarak rutinleri oturtmayı önermektedir. Çocuklar her zaman için iyi ve tutarlı olarak yapılandırılmış ortamlarda daha az kaygılı olurlar ve daha iyi işlevsellik gösterirler. Bu nedenle, evde çocuklarla beraber vakit geçirmek zorunda olan anne babalar, günlerini çocukla oynanacak zamana, kendi sosyalleşmeleri için gerekli zamana, kendi iş ve uğraşlarını kapsayacak zaman ayıracak şekilde düzenlemelidirler.

    Yaşa göre farklılıklar olacaktır. Okul çağı çocuklarında, önce çocuğun ders ve diğer sorumluluklarını yerine getirmesi, sonra diğer aktivitelere geçilmesi önerilmektedir. 10-11 yaş ve üzerindeki çocuk ve gençlerde, rutinlerin oluşturulmasına çocuklar da katılmalıdırlar. Çocuğun duygularını tanımlamasına ve onlara sahip çıkmasına yardımcı olunmalıdır. Özellikle ergenlerde okul yaşamının kaybı çok önemlidir. Okul ortamının kaybolması ergenlerin sosyal hayatını çok olumsuz şekilde etkileyebilir. Genç kendisini mutsuz ve kaygılı hissedebilir. Bu hisleri ifade etmesi desteklenmeli ve bu duygular normalleştirilmelidir. Anne babalar kendi yorumlarını ve davranışlarını kontrol etmelidir; çocuk ve gençlere ulaştıkları gerçekçi olmayan bilgileri doğru yorumlamaları konusunda yardımcı olmaları gerekmektedir.

    Evden çıkamayan çocuklar için, Travmatik Stres Bozukluğu Merkezi tarafından da (CTSS Helping Homebound Children During Covid-19 OutBreak, 2020) benzer önerilerde bulunulmaktadır. Bu öneriler arasında aşağıdakiler yer almaktadır:

    • –  Ailelerin birlikte bir plan yapması, uygun olduğu durumlarda çocukların da planlama aşamasında katılım sağlaması ve bu şekilde kendilerini daha yetkin hissetmeleri,
    • –  Evde yapılabilecek fiziksel aktivitelerin planlanması,
    • –  Sağlıklı diyet, uyku düzeni, uygun hijyenik uygulamalar,
    • –  Yemek, yatma zamanı, çalışma ve egzersiz için rutinleri oluşturmak ve bunlara uymak,
    • –  Evde gerekli gıda maddeleri ve ilaçların bulunması,
    • –  Çocukların ev işlerine katılımı ile yeterlilik hislerinin arttırılması,
    • –  Oyunlar, filmler gibi eğlenceli aktivitelerin planlanması,
    • –  Olumlu bir duygulanımın sürdürülmesi,
    • –  Anne babanın sabırlı ve toleranslı tutumları ile model olmaları,
    • –  Gevşeme egzersizleri,
    • –  Alkol ve tütün kullanımının azaltılması,
    • –  Eğer önceden var olan bir aktivite ise dini aktivitelerin çevrimiçi yöntemlerle devamı.

    Çocukların önemli bir kısmı, geçici bir dönem için bazı kaygı belirtileri, uykusuzluk ve konsantrasyon sorunları gösterse de, ağır bir ruhsal bozukluk yaşamazlar. Ancak özellikle daha önceden çeşitli ruhsal sorunları veya travmatik yaşantıları olanlar, aile sorunları yaşayanlar veya yakınlarını kaybedenler artmış ruhsal bozukluk riski altındadır. Eğer iki haftadan uzun süren belirtiler varsa, profesyonel destek gerekebilir. Bu belirtileri anne baba ve diğer bakım veren kişilerin takip etmesi gerekmektedir.

    Yaşa göre görülebilen belirtiler:

    • Okul öncesi çocuklarda: davranış ve becerilerde gerileme, anne babaya aşırı yapışma ve ayrılamama, uyku sorunları, iştahsızlık, korkular, yatak ıslatma, zarar verici davranışlar, yabancılardan aşırı korkma, nedeni bilinmeyen ağrılar, konuşma sorunları.
    • Okul çocuklarında: huzursuzluk, saldırganlık, aşırı yapışma, kabuslar, belirgin konsantrasyon sorunları, yapması beklenen aktiviteleri yapamama, yaşa ve bilişsel gelişim düzeyine göre daha küçük yaşta çocuk davranışlarının sergilenmesi.
    • Ergenlerde: döneme özgü birçok duygusal ve fiziksel değişiklik devam etmekte olduğu için, salgın hastalık ve zorunlu olarak evde kalma birçok soruna neden olabilir. Bazı ergenler böyle bir sorun olduğunu tamamen inkar edebilirler ve hayatlarında hiçbir değişiklik yapmayı kabul etmeyebilirler. Uyku ve yeme sorunları, aşırı huzursuzluk, saldırganlık, içe kapanma, üzüntü, yoğun kaygı, fiziksel ağrılar, davranış sorunları, alkol kullanımı gibi riskli davranışlar.

    Yaşamını kaybeden yakınları olduğunda

    COVİD-19 salgını sırasında yaşamını kaybeden yakınları olduğu zaman, çocuklara ve gençlere nasıl bilgi ve destek verilebileceğine dair Psikolojik İlk Yardım programında (Psikolojik İlk Yardım: Saha Çalışma Rehberi, 2016) pratik öneriler bulunmaktadır:

    • –  Yakınlarını kaybeden çocuklara yaklaşımda öncelikle bireylerin farklı yas süreçleri olduğu hatırlanmalıdır ve yas sürecindeki kişilere saygılı, özenli ve kapsayıcı yaklaşım önemlidir.
    • –  Yas sürecinin bir “normali” olmadığı çocuğa ve aile üyelerine de vurgulanmalıdır.
    • –  Bireylere yaşadıkları sürecin normal ve anlaşılır olduğu belirtilmeli, kaybedilen kişiden ismiyle söz etmeli, yalnızlık, üzüntü ve öfkenin devam edebileceği belirtilmeli,

    belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda bir uzmanla görüşmeleri önerilmelidir.

    • –  Önerilen ifadelerden birisi “Her aile üyesinin yası kendine göre yaşadığını ve ifade ettiğini bilmek önemlidir. Bazısı çok ağlar, bazısı hiç ağlamaz. Aile üyeleri bir şeyleri eksik veya yanlış yaptıklarını düşünerek üzülmemelidir. Önemli olan herkesin duygularına saygı göstermek ve gelecek günlerde birbirine yardımcı olmaktır”

    şeklindedir.

    • –  “Nasıl hissettiğini biliyorum, şimdi daha iyi bir yerde, onun zamanı gelmişti, en azından

    çok çekmedi, bununla başa çıkacak kadar güçlüsün, zamanla kendini daha iyi

    hissedeceksin, senin hayatta kalman önemli, elinden gelen her şeyi yaptın, kader, her şeyin bir nedeni var, artık evin erkeği sensin” gibi ifadelerde bulunulmamalıdır. Karşınızdaki bu ifadelerin kullanırsa sizin bunu saygılı bir şekilde karşılamanız ancak sizin bu ifadeleri başlatmamanız önerilmektedir.

    Çocuk ve ergenlerin ölüme dair anlayışları yaşa ve kültüre göre değişir. Okul öncesi çocuklar ölümün daimî olduğunu anlamayabilirler ve ölümün fiziksel gerçekliğini (“artık nefes alamaz, hareket edemez, acı hissetmez”) anlamaları için yardım gerekebilir. Okul çocukları ölen kişinin geri gelmesine dair duydukları istekle “hayalet benzeri” deneyimler yaşayabilirler. Ergenlerde ölüm öfke ve dürtüsel hareketleri, okulla ilgili sorunları tetikleyebilir.

    Ailelere verilebilecek öneriler arasında ise;

    • –  çocuğa sevileceği ve bakılacağına dair güven verme,
    • –  çocuğun olanlarla ilgili konuşmaya hazır olduğunu gösteren işaretlere açık olma,
    • –  çocuk konuşmak istemiyorsa onu bu konuda utandırmama ve suçlu hissettirmeme,

    konuşması için ısrar etmeme,

    • –  sorulara kısa, dürüst ve yaşa uygun yanıtlar verme,
    • –  ölüme onların bir hatasının neden olmadığını veya bunun bir ceza olmadığını açıklama,
    • –  yargılamadan duygularını dinleme,
    • –  çocuğun sorularına tekrar tekrar yanıt vermeye hazır olma,
    • –  eğer bir sorunun yanıtını bilmiyorsa bunu dürüstçe söyleme yer almaktadır.

    Örneğin şu ifadeler kullanılabilir “Herkesi kurtarmak için elimizden geleni yaptık. Deden hayatta olduğumuzu bilseydi çok sevinirdi. Sen yanlış hiçbir şey yapmadın”.

    Sonuç:

    Çocukların ve gençlerin korunması için, bilgilendirme, dürüst ve açık olma, bilgi kaynaklarını kontrol etme, rutinlerin oluşturulması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının devamı, anne ve babanın model olması, sosyal ilişkilerin telefon veya internet aracılığıyla da olsa devamı, duyguları dinleme, anlamlandırma ve destekleme, olası ruhsal bozukluk gelişimine karşı uyanık olunması ve daha önceden var olan sorunlar için tedavilerin devamının sağlanması olarak özetlenebilir.

    Hazırlayan:

    Dr. Özgür Öner

    Kaynaklar:

    https://www.cstsonline.org/assets/media/documents/CSTS_FS_Helping_Homebound_Children_duri ng_COVID19_Outbreak.pdf

    https://www.nasponline.org/resources-and-publications/resources-and-podcasts/school-climate- safety-and-crisis/health-crisis-resources/helping-children-cope-with-changes-resulting-from-covid-19

    https://store.samhsa.gov/product/Talking-With-Children-Tips-for-Caregivers-Parents-and-Teachers- During-Infectious-Disease-Outbreaks/PEP20-01-01-006

    https://www.unicef.org/coronavirus/how-talk-your-child-about-coronavirus-covid-19

    National Child Traumatic Stress Network and National Center for PTSD, Psychological First Aid: Field Operations Guide, 2nd Edition. July, 2006.

  • İngiltere’de Ölüm Artış Hızı Yavaşladı

    İngiltere’de Ölüm Artış Hızı Yavaşladı

    LONDRA – İngiltere’de yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 439 artarak 5 bin 373’e yükseldi.

    Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre, son 24 saatte 439 kişinin hayatını kaybetmesiyle Kovid-19 kaynaklı can kaybı 4 bin 934’ten 5 bin 373’e çıktı.

    Dün 5 binden fazla gerçekleşen vaka sayısındaki artış 3 bin 802’e gerilerken, toplam vaka sayısı da 51 bin 608 oldu. Can kaybı ve vaka sayıları, son 2 gündür üst üste düşüş gösterdi.

    Son 24 saatte 13 bin 313 test yapılırken, toplam test sayısı da 208 bin 837’ye yükseldi.

    Bugünkü verilere Birleşik Krallık’a bağlı Kuzey İrlanda’nın verilerinin dahil olmadığı belirtildi.

    Bugüne kadar 24 saat içindeki en fazla ölüm, 708 ile 4 Nisan’da kaydedilmişti.

     

  • Koronovirüsten Korunurken Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruyacağız?

    Koronovirüsten Korunurken Akıl Sağlığımızı Nasıl Koruyacağız?

    Klinik Psikolog Dr. Duygu Cantekin

    Günlerdir koronavirüse karşı kendimizi nasıl korumamız gerektiğini sayısız uzmandan, hükümet yetkililerinden ve medyadan dinledik, öğrendik. Peki bu süreçte akıl sağlığımızı nasıl koruyacağımızı biliyor muyuz? Herkes için olağanüstü olan bu durumla sağlıklı baş edebiliyor muyuz?
    Bunun için gerekli gördüğüm 6 maddeyi sizinle paylaşıyorum.

    1- Sosyal medya kullanımını sınırlandırın:
    Kriz durumlarında doğru haber alma ihtiyacı çok doğaldır. Belirsizlikten, oluşan panik havasından, başımıza nelerin geleceğini öğrenme telaşıyla özellikle sosyal medyayı çok fazla takip ederiz. Ancak burada önemli olan gerekli ve yeterli bilgiye ulaşmaktır. Bundan fazlası kaygı ve stresinizi arttırmaktan, panik havasını çoğaltmaktan başka bir işe yaramaz. Sürekli koronavirüsle ilgili haberleri, paylaşımları takip etmek çaresiz, umutsuz hissetmenize, bunalmanıza, kaygılarınızı arttırdığı kadar depresif hissetmenize de neden olur. Belli bir zaman diliminde, günlük gelişmelerle ilgili temel bilgileri edinin, sonra kapatın. Emin olun yeterince şey biliyorsunuz. Ayrıca, sosyal medyadan aldığınız her habere doğruluğunu kontrol etmeden inanmayın ve yaymayın. Sadece konusunda uzman ve güvenilir olan kaynakların haberlerine itibar edin.

    2- ‘Gereksiz’ stokçuluğu bırakın ve ihtiyaçlarınıza odaklanın:
    Evet, doğru. İzlediğimiz tüm distopik, apokaliptik filmlerin ilk sahnelerini yaşıyor gibiyiz. Ama bu filmlerden tek bir şey öğrendiysek o da paniğin hiç işe yaramadığı; aksine krizi derinleştirdiği. ‘Hayatta kalma mücadelesi’ verdiğimizi düşündüğümüz zamanda kaynaklarımızı sağlama alma ihtiyacı hissederiz. Ancak panik ve kaygı rasyonel değerlendirmeyi ketler. Unutmayın, gereksiz stok sizi sağlama almaz, aksine kaynakların tükenmesine ve ihtiyacı olanların erişiminin zorlaşmasına neden olur. Her markete gittiğinizde boş raflar görmek ise panik ve çaresizlik hissini daha da arttırır.

    3- Kaygınızın normal olduğunu kabul edin ve ona zaman ayırın:
    Kaygı, evrimsel olarak hayatta kalmamamızı sağlayan önemli bir duygudur. Bir tehdit algıladığımızda vücudumuzun kendini korumak için gösterdiği reaksiyondur. Böyle bir süreçte de bir dereceye kadar kaygılı olmamız gayet doğaldır. Kaygınızı yaşamak için gün içinde kendinize yarım saat zaman ayırın (Uyumadan hemen önce olmasın) ve sadece o yarım saat içinde kaygınızı yaşamaya izin verin. Bu süre içinde de kontrolünüzün hiç olmadığı veya çok az olduğu kaygılar ile kontrol edebileceğiniz kaygıların ayrımını yapın. Bu yarım saat dışındaki tüm zamanda anda kalmaya gayret edin.

    4- Fiziksel mesafelenme uygulayın, sosyal mesafelenme değil:
    Her gün sevdiklerinizi, arkadaşlarınızı, ailenizi belli bir rutinde arayın. Onlarla sadece koronavirüs hakkında konuşup tembihlerde bulunmayın. Konuşacak başka gündemler yaratmaya özen gösterin. Mümkünse keyifli konular olsun.

    5- Kendinize vakit ayırmak için bir fırsat olarak görün:
    Evde kapalı kaldığınızı değil, kendinize ve evinize odaklandığınızı düşünün. Her zaman ‘ah bir vaktim olsa da yapsam’ dediğiniz şeyleri yapmak için size bir fırsat. Ne zamandır öğrenmeyi istediğiniz bir uğraş, bitiremediğiniz kitaplar, çalışamadığınız dersler, öğrenemediğiniz bir yabancı dil… İnterneti daha etkili kullanmanın vakti geldi. İstediğiniz şeyi öğrenmek için kaynakları, videoları internetten de bulabileceğinize eminim. Yapmak isteyeceğiniz her ne ise ona konsantre olun ve başlayın. Bunların dışında, zihninizi ve ruhunuzu besleyebileceğiniz bazı bağlantıları buraya bırakıyorum:
    https://kpy.bilgi.edu.tr/tr/haber/tum-dijital-platformlar/1252?fbclid=IwAR1MpuYTnSiGor_CRfnFcBjH_Wcq0UwsShhAOzb-WOg9tA4SJOxYw_Lgdyk

    6- Çevrenizdekilere yardım edin:
    Sadece kendi kendimize hayatta kalma savaşı verdiğimiz bir durum yaşamıyoruz. Hem fiziksel hem de psikolojik sonuçları toplumsal olarak yaşıyoruz ve o nedenle toplumsal mücadeleyle ancak bu süreci atlatabiliriz. O yüzden etrafınıza bakın, çevrenizdekilere duyarlı olun. Görece daha gençseniz ve işlevselseniz, ihtiyacı olanlara yardım edebilirsiniz. Örneğin evinde izole olan ve yalnız yaşayan yaşlı komşularınızın alışverişini yapabilir, eksiklerini giderebilirsiniz. En azından arada bir durumunu kontrol edebilirsiniz. Toplumsal dayanışma hem size hem de çevrenizdekilere iyi hissettirir.

     

  • Önce İspanyol gribini, 90 yıl sonra da sonra koronavirüsü yendi

    Önce İspanyol gribini, 90 yıl sonra da sonra koronavirüsü yendi

    İtalya’da 1920 yılında İspanyol gribini yenen 104 yaşındaki bir kadın şimdi de koronavirüsü yendi

    Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve dünyayı etlkisi altına alan koronavirüsün en çok etkili olduğu ülkelerin başında gelen İtalya’nın Biella kentinde bulunan bir huzurevinde yaşayan 104 yaşındaki Ada Zanusso’ya, kusma, yüksek ateş ve nefes darlığı şikayetleri üzerine 17 Mart’ta hastaneye kaldırıldıktan sonra yapılan testler sonucunda koronavirüs teşhisi konuldu. Daha önce, aynı huzurevinde yaşayan 20 kişi koronavirüs nedeniyle hayatını kaybetmişti.

    Hastalığı yenen Zanusso, dünya üzerinde koronavirüsü yenen en yaşlı insan oldu. İyileşmesini büyük bir sevinçle karşılayan doktorlar, Zanusso’yu ‘umut ışığı’ olarak görüyor. Zanusso, 1918-1920 yılları arasında ortaya çıkan salgında yakalandığı hastalığı da yenmişti.

    Zanusso’nun doktoru Carla Furno Marchese, “Ayağa kalktı, yatakta yatmıyor ve sandalyesine yürüyebiliyor. İyileşmesi bizim için büyük bir sevinç ve bu zor günlerde acı çeken herkes için umut ışığı oldu” dedi.

    DHA