Author: ali

  • Liberaller Brexit karşıtlığında kararlı

    Liberaller Brexit karşıtlığında kararlı

    Liberal Demokratlar Lideri Jo Swinson, Brexit karşıtlığı konusunda kararlı tutumunu sürdürerek, “Brexit hiç bir şekilde ülkemize yarar sağlamaz” dedi.

     

    Liberal Demokratlar Lideri Jo Swinson,  yaptığı konuşmada partisinin genel seçim programında yer alan konulardan ve özellikle ücretsiz çocuk bakımı planlarından bahsetti. Londra, Camden’da dinleyicilerine seslenen Swinson, ‘Britanya son üç buçuk yıllık süreyi Brexit ile harcadı. Brexit, hiçbir şekilde ülkemize yarar sağlayacak bir karar değildir. Bu karar işlerimizi tehlikeye atacak, güvenliğimize tehdit oluşturacak ve çalışanlarımızın geleceğini güvencesizliğe sürükleyecek bir karardır. Brexit ister Boris Johnson tarafından yürürlüğe koyulsun, ister Jeremy Corbyn tarafından uygulansın, tamamıyla bizim geleceğimizle kumar oynayan bir karar olarak kalacaktır’ dedi.

    Liberal Demokrat Parti, iki-dört yaş arası tüm çocuklara haftada 35 saate kadar ücretsiz bakım hizmeti sağlamayı planladıklarını dile getirdi.

     

  • Alışveriş Çılgınlığına Kapılmanızın Sebebi: Diderot Etkisi

    Alışveriş Çılgınlığına Kapılmanızın Sebebi: Diderot Etkisi

    Denis Diderot Kimdir?

    Diderot Etkisi, ismini, Fransız filozof ve yazar Denis Diderot’tan alıyor.

    1713 ile 1784 yılları arasında yaşayan Denis Diderot, Aydınlanma Çağı’nın en önemli isimlerinden ve Romantizm akımının öncülerinden biriydi.

    Halkı eğitmek ve geliştirmek amacıyla tasarlanan Ansiklopedinin baş editörü olan Diderot, 18. yüzyıl aydınlarının gelişmesinde ve topluma kazandırılmasında büyük role sahipti.

    Yaşamı boyunca onlarca esere imza atan Diderot, felsefenin yanı sıra edebiyata da pek çok katkıda bulundu.

     

    denis diderot by jean honore fragonard

    Diderot Etkisi Nedir?

    Diderot Etkisi, kısaca, satın aldığımız her yeni şeyin bizi başka yeni şeyler almaya teşvik ettiğini anlatmak için kullanılan bir kavramdır.

    Neden ‘Diderot Etkisi’?

    Denis Diderot, ‘Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık’ isimli yazısında, içine düştüğü tüketim çıkmazını anlatmıştır.

    Diderot, ihtiyaç duyulmadan satın alınan nesnelerin sebep olduğu tüketim çıkmazından bahseden ilk kişi olduğu için, bu çıkmaza ya da döngüye Diderot Etkisi ismi verilmiştir.

     

    deniz diderot by Dimitry Levitzky

     

    Diderot’un Deneyimi

    Hikaye iki şekilde anlatılıyor: Birinde, sabahlığın hediye edildiği, diğerindeyse kendisinin satın aldığı ayrıntısına yer veriliyor.

    Rus İmparatoriçesi Büyük Katerina, maddi sorunlar yaşadığını duyduğu Diderot’un kütüphanesini satın alır. Kütüphaneyi evinde tutmasını ister ve Diderot’u kütüphanecisi yaparak 25 yıllık maaşını peşin öder.

    Bu yardım sonucunda borçlarını ödeyen ve rahata kavuşan Diderot, şık bir sabahlık satın alır (ya da bir arkadaşı tarafından Diderot’a şık bir sabahlık hediye edilir).

    Diderot sabahlığı giydiğinde, evindeki eşyaların sabahlığa yakışmadığını, eski olduklarını ve sabahlığa uyum sağlamadıklarını düşünür. Bunun üzerine masasını, duvardaki resimlerini, koltuğunu değiştirir. Çok geçmeden evindeki eşyaların neredeyse tamamını yenileriyle değiştirmiştir, ancak yine borçlanmıştır.

    İçine düştüğü durumu fark eden Diderot, onu ihtiyacı olmayan şeyler almaya iten dürtüyü ‘Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık’ isimli makalesinde anlatır.

    ‘Neden saklamadım onu sanki? O bana alışmıştı, ben de ona… Vücudumun bütün kıvrımlarını sarıyordu. Diğeri kaskatı ve kolalı, beni hantal gösteriyor. Oysa eskisi tüm ihtiyaçlarımı karşılıyordu. Tozlanan kitapları eteği ile silebiliyordum. Üzerindeki çizgiler edebiyatı, yazarı, çalışan adamı anlatırdı. Oysa şimdi işe yaramaz bir zengin adam havası geldi üzerime. Kimse kim olduğumu bilmiyor. Onun içindeyken sakarlık etmekten korkmazdım. Eski robdöşambrımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum… Saygı ve hayranlık duyduğum şu kıymetli giysiye lanet olsun. Nerede benim o eski, alelade kumaştan, mütevazı, rahat çaputum?… Dostlarım, eski dostlarınızı muhafaza ediniz. Dostlarım, varsıllığın size dokunmasından sakınınız. Benim durumum size ibret olsun. Yoksulluğun kendine has özgürlükleri vardır, zenginliğin de mahzurları… Hepsi bu değil dostlarım. Lüksün tahribatına, sürekli artan lüksün neticelerine bakın. Eski robdöşambrım, etrafımdaki diğer döküntülerle uyum içindeydi. Hasır bir sandalye; tahta bir masa; birkaç kitabı taşıyan bir eski kitaplık; çerçevesiz, isli birkaç gravür; bu gravürlerin arasında havaya kalkmış birkaç sıva parçası, bütün bunlar eski robdöşambrımla ahenkliydi. Şimdi her şey bozuldu, uyum, birlik ve güzellik yok oldu!’

    Diderot Bütünlüğü

    • Satın aldığımız her yeni nesne, bulunduğu / kullanıldığı yerdeki diğer nesnelerle uyum sağlamaz.
    • Yeni nesne ile uyum ve bütünlük yaratması için eski ve yıpranmış diğer nesnelerin de yenileriyle değiştirilmesi istenir.
    • Nesnelerin gerçek etkisi ve değeri bir bütün içinde anlam ve işlevsellik taşır (Diderot Bütünlüğü).

    Diderot Etkisinin Önemi ve Gestalt Yaklaşımı

    Diderot Etkisi, hem tüm zamanlardaki alışveriş arzusunu hem de günümüzdeki tüketim çılgınlığını anlatması açısından kültürel antropolojide, psikolojide ve sosyolojide önemli bir yere sahiptir.

    En basit şekilde kendimizi düşünelim. Modaya, çağa, belirli bir konsepte veya tarzımıza uymadığı sürece herhangi bir kıyafeti ya da eşyayı kullanmak istemiyoruz. Bu, Diderot Bütünlüğüdür.

    Her alışverişin birbirini tetiklemesi, yani basit bir örnekle; yeni aldığımız elbiseye uygun ayakkabı, çanta, tokalar ve takılar ve hatta yeni bir mont almamızsa Diderot Etkisidir. Aldığımız yeni ayakkabıya, çantaya ve monta büyük olasılıkla ihtiyacımız yoktu. Alışverişin tamamı, bilinçli olarak düşünülmeden, bir uyum yakalamak amacıyla yapılmıştı.

    Diğer bir yandan, benimsediğimiz kültür kodları, uyumu ve bütünlüğü dayatır. Bu da, satın alma ve sahip alma isteğimizi ve davranışlarımızı büyük ölçüde etkiler veya belirler. Çünkü, farkında olarak ya da olmayarak, bütünü elde etme arayışında oluruz.

    İnsanın bütünlük arayışı, 20. yüzyılda ortaya koyulan Gestalt İlkeleriyle de paralellik gösterir: Bütünsellikle daha anlamlı ve değerli bir sonuca ulaşılır. İnsan, bütünlüğe erişmediği sürece eksiklik ve yoksunluk hisseder. Bunun sonucunda da bütünlüğü elde etmek için çaba gösterir.

    Diderot Etkisinin İki Boyutu

    • Tüketici bir ürünü satın aldığında, bütünü tamamlamak için bu ürünle bağlantılı yeni ürünler satın alır.

    Örneğin; yeni ev ve yeni mobilyalar, yeni bir elbise ve yeni aksesuarlar, terfi sonrasında o statüye uygun olduğunu düşündüğümüz yeni kıyafetler, vb.

    • Yeni satın almadan kaçınma da ikincil boyuttur. Kişi, bütünlüğü bozacağı kaygısıyla yeni ürün almama davranışı da geliştirebilir.

    Diderot Etkisinin Alışveriş Alışkanlığı ile İlgili İki Varsayımı

    • Satın aldığımız ürünler karakterimizin bir parçasıdır, sosyal statümüzü ve kimliğimizi yansıtır. Diğer satın aldıklarımızı tamamlar.
    • Yeni aldığımız ve daha önce sahip olduklarımıza benzemeyen ürün için yeni bir grup oluşturmamız gerekir. Böylece, yeni ürünle bütün oluşturacak yeni başka ürünler satın almaya başlarız.

    Diderot Etkisiyle Nasıl Başa Çıkılabilir?

    Tüketime dayalı; daha fazlasına, daha üst modele, daha iyisine ve ‘en son’ üretilene sahip olmanın statü göstergesi olduğu bir dünyada, öncelikle düşünce yapımızı değiştirmemiz gerekiyor.

    Alışveriş yapmadan önce kendimize bazı sorular sorabiliriz:

    • Sahip olduğum ürün ihtiyaçlarımı karşılıyor mu?
    • Bu ürüne gerçekten ihtiyacım var mı?
    • Neye para veriyorum?

    Bir ürünle ‘mutluluk, neşe, enerji, güzellik,…’ satın alınacağına dair algı yaratmak (felsefe ya da yaşam tarzı satmak) yeni bir şey değil.

    Satın alacağınız şeyin yalnızca bir nesne olduğunu aklınızdan çıkartmayın. Hiçbir nesne sizi daha iyi, daha mutlu bir insan yapmaz ya da daha fazla sevilmenizi ve beğenilmenizi sağlayamaz.

  • Direnen Şili halkından hepimize mesaj var!

    Direnen Şili halkından hepimize mesaj var!

    https://www.youtube.com/watch?v=Mb0-2w9Cnjc

  • Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon Nedir?

    Depresyon bir kaç günlüğüne mutsuz olmaktan veya bıkmaktan ibaret değildir.

    Pek çok insan kendini kötü hissetme dönemlerinden geçiyor, ancak depresyonda olduğunuzda, birkaç gün değil, haftalarca veya aylarca ısrarla üzgün oluyorsunuz.

    Bazı insanlar depresyonun önemsiz olduğunu ve gerçek bir sağlık durumu olmadığını düşünüyor. Yanılıyorlar – gerçek belirtileri olan gerçek bir hastalık. Depresyon bir zayıflık belirtisi değildir veya öyle sadece “kendinize çeki düzen vererek veya toparlayarak” “içinden çıkabileceğiniz” bir şey değildir.

    İyi haber şu ki, doğru tedavi ve destekle, depresyonu olan çoğu insan tam olarak iyileşebiliyor.

    Depresyon olup olmadığını nasıl anlarsın?

    Depresyon insanları farklı şekillerde etkiler ve çok çeşitli belirtilere neden olabilir.

    Bunlar, uzun süren mutsuzluk ve umutsuzluk duygularından başlar, çok ağlamak, hoşlandığınız şeylere olan ilginizi kaybetmeye kadar gider. Depresyonu olan birçok kişide endişe belirtileri de vardır.

    Sürekli kendini yorgun hissetmek, çok uyumak veya uykusuzluk, iştahsızlık veya cinsel dürtü kaygı hissetmek ve çeşitli vücut ağrıları gibi fiziksel semptomlar da olabilir.

    Depresyon belirtileri hafif ve ağır arasında değişmektedir. En hafif haliyle, sürekli düşük ruhsal bir durum hissedebilirsiniz, ancak şiddetli ağır depresyon sizi intihara bile götürebilir, yaşamın artık yaşamaya değer olmadığını düşünürsünüz.

    Çoğu insan zor zamanlarda stres, mutsuzluk veya endişe duyguları yaşar. Düşük bir ruh hali, depresyon belirtisi olmak yerine kısa bir süre sonra gelişebilir. Ama durum iki haftadan uzun sürerse depresyon olabilir.

     

    Depresyona ne sebep olur?

    Depresyon oldukça yaygındır ve 10 kişiden 1’ini yaşamları boyunca bir noktada etkilemektedir. Genç, yaşlı erkek veya kadın fark etmez ve herkesi etkiler.

    Çalışmalar, İngiltere’de 5-16 yaş arası çocukların yaklaşık % 4’ünün endişeli veya depresyonda olduğunu göstermiştir.

    Bazen depresyon için bir tetikleyici neden vardır. Sevdiğiniz birini kaybetme, işini kaybetme veya hatta bir bebek sahibi olma gibi hayat değiştiren olaylar buna yol açabilir.

    Ailesinde depresyon öyküsü olan kişilerin hiçbir tetikleyici neden olmadan depresyona yakalanma olasılığı daha yüksektir. Tabii, bu olasılık küçük de olsa herkes için geçerlidir.

     

    Depresyon tedavisi

    Depresyon tedavisi, yaşam tarzı değişiklikleri, konuşma terapileri ve ilaçların bir kombinasyonunu içerebilir. Önerilen tedaviniz, hafif, orta ya da şiddetli depresyon olup olmamasına bağlı olacaktır.

    Hafif bir depresyon geçirirseniz doktorunuz, ilerlemenizi izlerken, kendi başına düzelip iyleşmediğinizi görmek için beklemeyi önerebilir. Bu, “dikkatli bekleyiş” olarak bilinir. Ayrıca egzersiz ve kendi kendine yardım grupları gibi yaşam tarzı önlemleri önerebilirler.

    Bilişsel davranışçı terapi (CBT) gibi konuşma terapileri, genellikle depresyonu iyileşmeyen hafif depresyonda veya orta dereceli olan depresyon için kullanılır. Antidepresanlar da tedavi için uygundur.

    Orta ile şiddetli depresyon için, konuşma terapisi ve antidepresan kombinasyonu sıklıkla tavsiye edilir. Şiddetli depresyonunuz varsa, yoğun bir şekilde uzman kontrolünde konuşma terapileri ve reçeteli ile tedavi edilmelisiniz.

     

    Depresyon ile yaşamak

    Depresyonu olan kişilerde, daha fazla egzersiz yapmak, alkolü azaltmak, sigarayı bırakmak ve sağlıklı beslenmek gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak yarar sağlar.

    Bir destek kitabı okumak ya da bir destek grubuna katılmak da faydalıdır. Bunlar depresif hissetmenize neden olan şeyleri daha iyi anlamanıza yardımcı olabilirler. Deneyimlerinizi benzer bir durumda başkalarıyla paylaşmak da çok destekleyici olabilir.

     

    Yukarıda bahsettiğimiz noktalar tabii ki depresyon hakkında bilmeniz gereklerin özetinin özeti bile değildir ama genel bir çerçeve çizmek amaçlıdır. Aklınıza takılan sorularınız için lütfen bize ulaşın.

     

    Dr İbrahim Yahli

    Medi-Park Klinik Başhekimi

    Tüm Sorularınız için : telgrafnews@gmail.com

  • Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta 250 artçı deprem yaşandı

    Arnavutluk’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 30’a yükseldiği bildirildi. Artçı depremlerin sayısı ise 250’yi geçti.

     

    Arnavutluk’ta Salı günü meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 30’a yükseldi. Arama kurtarma ekiplerinin, Çarşamba günü üç kişinin daha cansız bedenine ulaştıkları kaydedildi. Ulusal yas ilan edilen ülkede enkaz altında kalanları kurtarmak için zamana karşı yarışan ekipler, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık 200 uzman ve arama köpeğinden oluşuyor. Arnavutluk Savunma Bakanlığı, arama kurtarma ekiplerinin bugün enkaz altından 46 kişiyi kurtarmayı başardığını açıklamıştı. Bu arada Arnavutluk’un yanı sıra, komşu ülke Kosova’da da dayanışma amacı ile ulusal yas ilan edildi.

    Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden biri olan Arnavutluk’u vuran depremin ardından, Çarşamba günü akşam saatlerine kadar en az 250 artçı deprem kaydedildiği, bunlardan ikisinin şiddetinin 5.0’ın üzerinde olduğu açıklandı. Arnavutluk’un Adriyatik Denizi kıyısındaki tatil beldelerinden Durres’te deprem sonucu çöken 27 binanın enkazından da şu ana dek 12 kişinin cesedi çıkarılmış durumda.

    30 günlük olağanüstü hal

    Birçok kentte olduğu gibi Durres’te de halk geceyi kurulan çadır kentlerde ve futbol sahalarında oluşturulan geçici konaklama alanlarında geçirmeye hazırlanıyor. Durres ve Thumane gibi depremde büyük zarar gören merkezlerde 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi.

    Afrika ve Avrasya tektonik plakaları ile mikro Adriyatik plakasının birbirlerine temas ettiği noktada yer alan Balkan ülkelerinde sık sık depremler meydana geliyor.

    rtr,AFP / SÖ,ET

    © Deutsche Welle Türkçe

  • Corbyn ile Johnson karşı karşıya geldi

    Corbyn ile Johnson karşı karşıya geldi

    HABER MERKEZİ- İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn 12 Aralık’ta yapılacak erken seçim öncesi ilk kez canlı yayında karşı karşıya geldi. İki liderin tartışmasında Brexit, İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi, İskoçya ve ekonomi başlıklarının yanı sıra, liderlerin ‘güven verip vermediği’ de konuşuldu.

     

    ITV’de yayınlanan tartışma programı, önce İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’nin, daha sonra da Muhazafakar Parti lideri Boris Johnson’ın 60’ar saniyelik açılış konuşmalarıyla başladı. Ana muhalefetteki İşçi Partisi’nin lideri Corbyn seçmenlere İngiltere’nin geleceği için gerçek bir seçim hakkı verildiğini ve İşçi Partisi’nin “gerçek bir değişim ve umut” vadettiğini söyleyerek başladı.Johnson ise açılış konuşmasında erken seçimin tek nedeninin “parlamentodaki çıkmaz” olduğunu savundu ve seçilmesi halinde Brexit’i (İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkışı) gerçekleştireceğini belirtti. Daha sonra stüdyodaki izleyicilerin sorularına geçildi ve liderler yine birer dakika içinde soruları yanıtladı. Johnson cevap süresini aştığı için birkaç kez moderatör tarafından uyarılmak zorunda kaldı.

     

    BREXİT ÖNE ÇIKTI

    Bir saat süren tartışmanın ilk yarısında ana konu Brexit’ti. Tartışmayı stüdyoda takip eden izleyicilere verilen soru sorma hakkında ilk soru “Sonsuza kadar Brexit hakkında konuşmayacağımızın garantisini verebilir misiniz?” oldu.Başbakan Boris Johnson, seçilmesi halinde İngiltere’nin 31 Ocak’ta kesinlikle AB’den ayrılacağını söyledi ve Muhafazakar Parti’nin tüm milletvekili adaylarının da AB’yle vardığı Brexit Anlaşması’na destek verdiğini vurguladı. Johnson ayrıca rakibi Corbyn’in “oyalama politikası” içinde olduğunu iddia etti.

     

    CORBYN GELİR ADALETSİZLİĞİNİ ANLATTI

    Corbyn ise bu suçlamayı reddetti ve başbakan seçilmesi halinde 3 ay içinde AB’yle daha iyi bir Brexit anlaşmasını müzakere edeceklerini ve 6 ay içinde de bu anlaşmayı, AB’de kalış seçeneğinin de bulunduğu bir referanduma götüreceklerini belirtti. Corbyn ayrıca Johnson’ın, iddia ettiği gibi 2020 sonuna kadar AB ile yeni bir ticaret anlaşması imzalayacağına dair sözlerini “safsata” olarak niteledi. Bu seçimin ülke ekonomisinin geleceği için bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Jeremy Corbyn, seçilmesi halinde “sıfır saat sözleşmelerini”bitireceğini ve şirketler vergisini artıracağını belirtti. Corbyn bu sayede eğitim harçlarını kaldırıp, gelir adaletsizliğini azaltmaya söz verdi. Başbakan Johnson ise şirketler vergisinde yapılacak indirimi rafa kaldırıp NHS’e 6 milyar sterlin ekstra ödenek sağlama sözü verdi.

     

    CORBYN: UMUD İÇİN LABOUR

    Stüdyodaki izleyicilerin özellikle Johnson doğruları söylediğini vurguladığında, Corbyn ise İşçi Partisi’nin Brexit politikasının net olduğunda ısrar ettiğinde güldükleri gözlendi. Liderlerin, 12 Aralıkta yapılacak seçim öncesi ilk kez karşı karşıya geldiği televizyon tartışması sonunda, yine birer dakikalık kapanış konuşması hakkı verildi. Corbyn 45 saniye süren kapanış konuşmasında “Bu, bir neslin görebileceği en önemli seçim. Eğer hala oy vermek için kaydolmadıysanız gidip kaydolun ve oy verin. Umut için İşçi Partisi’ne oy verin” dedi. Johnson ise “Yapılacak seçim çok basit. Ya Brexit’i gerçekleştireceğiz ya da Corbyn’le yine ilerleme olmayan bir yılı seçeceğiz. Gelin bu çıkmazı ve ayrımları aşalım” dedi.

     

    TİMES: BAŞBAKAN SIKIŞTI

    Liderlerin canlı yayında bir araya gelmeleri İngiliz basının da bir numaralı gündemi oldu. The Times gazetesinin baş sayfa manşeti de bu tartışmaya ayrıldı.”TV karşılaşması sonrası kafa kafaya” başlıklı manşet haberinde Corbyn’in Brexit politikasını anlatmakta yetersiz kaldığı ama yine de Başbakan’ı sıkıştırdığı belirtildi. The Times’ın başyazısında da Johnson’un televizyonda Corbyn’in karşısına çıkmayı kabul ederek kumar oynadığını ama muhalefet liderine ‘kararlı bir darbe vuramadığını’ belirtti.

  • ‘Çocuklarla ilişkiyi cehenneme çevirmeyin’

    ‘Çocuklarla ilişkiyi cehenneme çevirmeyin’

    HİKMET ERDEN

    LONDRA- Uzman Gelişim Psikoloğu Handan Bakar, ebeveynlerin çocuklarına bilinçsiz yaklaşımının çocuklar da bir ‘cehennem’ yarattığını vurgulayarak, “Çocuğun bizden bağımsız bir birey olarak kendi düşünceleri davranış kalıpları ve tercihleri olabileceğini kabul ederek onunla bir iletişim içine gireceğiz. Yoksa çocukluk bir cehennem olur.

     

    Göçmen İşçiler Konfederasyonu (GİK-DER)  Kadın Meclisi organizesiyle Ebeveyn ve Çocuk İlişkileri adlı bir seminer düzenlendi. Uzman Gelişim Psikoloğu Handan Bakar’ın katılımıyla düzenlenen seminere çok sayıda kadın katıldı. Psikolog Handan Bakar, anne ve çocuk arasındaki bağın sadece emzirmemi yoksa başka bir şeymi olduğuna değinerek, Psikolog Harry Harlow’un araştırmasını örnekledi. Harlow’un bebek maymunlar üzerinde yaptığı ve deney de ‘süt veren telden yapılma anneyle’ ve ‘süt vermeyen ama yumuşak kumaşlarla kaplı anne’ arasında nasıl bir tercihte bulunduğunu anlatan Psikolog Bakar, deney de bebek maymunların anne sevgisi göremedikleri zaman nasıl bir travma yaşadıklarına değindi. Bakar, bebeklerin sadece fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesi ile değil dokunarak yani tensel temas ile bağ kurduğuna dikkat çekti. Ebeveynlerin çocukları ile ilişkisinde kaygılı yaklaşımlarına da değinen Bakar, sevginin kaygılar ile ifade edilmesinin çocuklar üzerinde “Seni çok seviyorum ama sana güvenmiyorum” mesajı olarak algılandığını ifade etti. Bakar, bunun iyi niyetle yapıldığını ancak büyük bir kötülüğe yol açtığına dikkat çekti.

    ‘YOKSA CEHENNEM OLUR’

    Hata yapmanın çok normal olduğunu dile getiren Bakar, “Hata yapa yapa öğreneceğiz. Kötü olan hata yapacağım diye hiç bir şeye adım atamamadır. Ebeveynler kendi kaygılarının nedenini keşfederek çocuklarına güvenmelidir” dedi. Ebeveynlerin amacınının çocuklarının o yada bu şekilde düşünmesini davranmasını sağlamanın olmaması gerektiğinin altını çizen Bakar, şunları kaydetti: “Biz ebeveyn olarak çocuğun bizden bağımsız bir birey olarak kendi düşünceleri davranış kalıpları ve tercihleri olabileceğini kabul ederek onunla bir iletişim içine gireceğiz. Yoksa çocukluk bir cehennem olur. Neden bir arkadaşımıza ‘nasıl davranalım’ diye bir araya gelmiyoruz. Ama şu çocuğa nasıl davranalım diye konuşuyoruz. Çünkü arkadaşımıza davranışımızın verdiği tepki ile birlikte şekilleneceğini biliriz.” Bakar’ın sunumunu kadınlarla karşılıklı görüş alış verişi şeklinde gerçekleştirirken, kadınlar da deneyimlerini aktardı.