Author: ali

  • Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı

    Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı

    Mayıs Ayı Şehitlerini anma etkinlikleri çerçevesinde Ciwanen Azad UK Londra’da düzenlediği kültür ve spor festivalini kitlesel katılım ile gerçekleştirdi. Pazar günü gerçekleştirilen festivalde Amedspor’un ünlü futbolcusu Deniz Naki’de Cizre ve Sur’a yardım amaçlı formalarını imzaladı.

    Haber-Fotoğraf:Erem Kansoy

    Gençlerin coşkulu gününde, toplam 20 takımlı futbol turnuvası, çocuk oyunları, kültürel müzikler, foklor gösterisi ve Deniz Naki’nin formalarını imzaladığı stand büyük ilgi gördü. Ciwanen Azad UK gençlerinin hazırladığı yoğun program ile katılımcılar ünlü futbolcu ile kucaklaşma fırsatı bularak turnuvalar ile de renkli bir gün geçirdi. Londra ve çevresinde yaşayan Kürt gençlerini bir araya getiren Mayıs Ayı şehitlerini anma festivalinde gençler bir birleri ile de kaynaşma fırsatı buldu. Festival tüm şehitler anısına saygı duruşu ile başlayarak Ciwanen Azad UK in açıklaması ile turnuvalara geçildi.

    Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 1

    Toplam 20 takımdan oluşan futbol turnuvası ile eş zamanlı düzenlenen çocuk oyunları büyük ilgi görürken alanda Kürtçe müzikler eşliğinde halk hayalylar çekdi. Organizasyonun yapıldığı Enfield bölgesindeki sahaya Deniz Naki’nin gelmesi ile coşan gençler Naki’nin elinden imzalı formasını alıp fotoğraf çekdirebilmek için sıraya girdi. Ünlü futbolcu Londra’da büyük ilgi görürken Cizre ve Sur için yürüttüğü kampanya ile birçok insanın sevgisini kazandı.

    Son dönemlerde gündeme TC devletinin suçlamaları ile gelen başarılı futbolcu Deniz Naki özellikle Cizre ve Sur için başlattığı yardım kampanyası ile büyük takdir toplamaya devam ediyor. Futbol federasyonundan aldığı 12 maçlık cezanın ardından başlattığı ampanyayı, Almanya ve Türkiyede’de devam ettiren Naki Londra’yı da ziyarete gelerek buradaki toplumla kucaklaştı ve yardım kampanyasını güçlendirdi. Yaklaşık 200 formanın imzalandığı etkinlikte Cizre ve Sur’a gönderilecek ciddi bir maddi gelir elde edildi.

    Organizasyonda gazetemize demeçte bulunan Naki, Londra’da gördüğü ilgiden memnuniyetini dile getirerek buradaki örgütlülüğün ve gençlerin duyarlılığının giderek dahada artırılması gerektiğini vurguladı. Naki ayrıca Londra’da aktif Ciwanen Azad UK’i dev gibi bir aileye benzeterek Londra’ya sık sık geleceğininin altını çizdi.

    Deniz Naki

    “Londra’daki gençlik gerçekten çok örgütlü, büyük bir aile gibi buradaki gençlik ve toplum, bugünkü etkinlikten ve katılımdan buradaki insanların kucaklaşmasından bunu görebilirz. Burada yabancı futbolcularda var kimse yabancılık çekmedi bugün, bana karşı da buradaki herkes çok cana yakın davrandı. Buradayken sanki uzun yıllardır brdaymışım gibi hissediyorum.

    Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 2

    Londra’nın Kürtlerine şunu söylemek isterim ki, Kürdistan coğrafyasında ne kadar sıkıntı olursa olsun, katliam nekadar olursa olsun buranın Kürt’leri gerçekten çok duyarlı. Belki burdan çok fazla bir şey yapamıyrlar ama bu günkü etkinlik, gibi kampanyalar da dahil çok büyük yardımlar yapılıyor. Sur halkı adına sizlere teşekkür etmek istiyorum. Daha öncede Londra’da formalarımız satılmış ve ciddi gelir elde etmiştik. Herkese teşekkürü borç bilirim, umarım gelecekte sevg ve barış dolu insanlarımız Kürdistan coğrafyasında yaşabilir.”

    Telgraf: Özellikle son yaşanan insanlıkdışı TC devleti saldırıları ve katliamlarının önüne geçmek veya etkilenen yurttaşlarımıza yardım adına yurt dışında yaşayan Kürtler maddi yardım dışında neler yapmalıdır?

    Naki: “ Avrupa’daki Kürtlerin görevi, duyarlılığı artırmak olası lazım, tabiki kampanyalardan ve yardımlardan sonra duyarlılık en önemlisidir. Yürüyüşler düzenlenmeli, yaşadıkları ülkelerde o ükeyi rahatsız etmek değil ama onlara bir mesaj vermek lazım. Yönetimlerine mesaj verilmesi gerek. Avrupadaki Kürtler daha çok yürüyüş yapıp böyle festivaller düzenlemelidir, örgütlenmeleri lazım ve bir olmak lazım. Bu dönem kötü bir dönemdir. Her Kürt kendi alanında kendine insan diyen herkesle bir olması lazım. Kürdistanda katliam var, kendi ülkelerinde panzerler bombalar kullanıyorlar, böyle birşey 90 yıllardada görülmedi. Orada şehit olanlar bizlerin de aileleridi, Avrupada yaşayan Kürtler birlik olmaktan vazgeçmemeleri laızm.”

    Mayıs Ayı şehitlerini anma festivali ödül töreni, Deniz Naki’ye yönelik tezahuratlar ve halaylarla son buldu.

    Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 3 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 4 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 5 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 6 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 7 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 8 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 9 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 10 Londra’da gençlik Deniz Naki ile kucaklaştı 11

     

  • Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı

    Uzun zamandır devam eden Britanya’nın Avrupa Birliği referandum tartışmaları hız alırken halkın da görüşü netleşmeye başladı. Özellikle çoğunluğunu göçmen toplumların oluştuduğu Londra’da da Türkçe ve Kürtçe konuşan toplumda AB’ye tamam mı devam mı tartışmasını ilk olarak Day-Mer getirdi.

    Haber-Foto: Erem Kansoy

    İngiliz Başbakanı David Cameron’un kemer sıkma poitikaları zaman zaman büyük tepkiler ile karşılaşmaya devam ederken AB referandumu ile ilgili tartışmalarıda gündeme getiriyor. Özellikle İşçi Partisi ve liderleri Jermy Corbyn’in de AB referandumuna yaklaşımı ülkede sol oluşumlar için bir merkez haline dönüştürülmeye çalışılıyor. Lexit çatısı altında toplanan birçok sol görüşlü oluşum da AB referandumunda ‘hayır’ için çalışmalarını hızlandırdı.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    Toplumumuzda ise referandum tartışmaları halen istenilen düzeye ulaşmazken, 23 Hazirada yapılacak oylama ile ilgili ilk olarak Day-Mer bir halk toplantısı düzenledi. Hafta sonu düzenlenen toplantıya, eski RMT (Tren Yolu İşçileri) sendikası başkanı Alex Gordon’da katılarak Lexit’in referandumdaki pozisyonunu halkla paylaştı.

    Son dönemlerde Fransa ve çeşitli AB ülkelerinde işçi ve emekçlerin kazanılmış haklarına yönelik değişimler gündeme gelirken toplumlar da tepkilerini ortaya koyarak sokaklara dökülüyor. Çalışma saatleri, emeklilik yaşı, konut haklarındaki kazanımlar uluslar arası ticari anlaşmalar gibi özellikle işçileri koruyan yasal düzenlemelerin AB dayatmaları ile değiştirilmeye çalışılması büyük tepkiler ile karşılanırken Britanya’da da hükümetin kesinti politikalarının kaynağında AB yasal düzenlemeleri ve politikaları olduğu, sol kesimlerce gündeme getiriliyor. Yunanistan da yaşanan Syriza sürecinde de AB’nin ekonomik dayatmalarına hükümetin boyun eğdiği ve bunun daha bir çok örneğinin geçmişte yaşandığına ışık tutan toplantıda ayrıca referandumdan çıkacak kararın toplumlarımızı hangi yönde etkileyeceğide tartışıldı.

    Toplantıda öncelikle söz alan Alex Gordon yaklaşık 45 dakikalık konuşmasını, ‘göçmenlere bugün sırtını dönen Avrupa Birliği Türkiye ile gerici bir anlaşma yapmıştır, referandumda ‘hayır’ demek işbirlikçilere ciddi bir tepki mesajı olacaktır.’ Sözlerinede yer verirken, özellikle Brtitanya’da işçi ve emekçiler açısından ‘hayır’ demenin yararlı bir durumu ortaya çıkaracağını da vurguladı.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    AB referandumundan hayır çıkması hükümetin düşmesine bu anlamıylada bugün, kemer sıkma politikalarına karşı işçi ve emekçilerin yararına ekonomik politikaları yürüteceğini söyleyen Corbyn hükümetinin başa gelmesini sağlayacağınıda anlatan Gordon, özellikle referandumun ancak kuşakta bir çıkacak bir fırsat olduğunu ve böylesi bir durumda hükümetin politikalarına cevap vermek gerektiğinide söyledi. AB kapsamındaki ülkelerde işçi ve emekçiler haklarını kendi verdikleir mücadeleler ile kazandıklarına da değinen Gordon özellikle bugün Fransada sendikacıların mücadelesi ile karşılanan ve Fransız hükümetinin sessiz kaldığı fakat AB’nin direktifleri ile hayata geçirilmeye çalışılan işçi ve emekçi karşıtı politikalardan dan bahs etti. AB ve Ab’nin demokrtik, işçi ve emekçilerden yana bir kurum olmadığını kanıtlayan örneklendirmesini ise Gordon, AB ve Amerika arasındaki devam eden ‘büyük şirketlerin özelleştirmede önünü açacak’ TTIP anlaşmasınada değinerek, TTIP anlaşmasında İngiltere’nin kesinlikle uzak durması gerektiği vurgusuda yaptı.

    AB’nin demokratik bir yapı olmadığı üzerinde duran Gordon AB’nin brükratlar tarafından yönetildiğini savunarak işçi ve emekçileri savunan bir tarafı olmadığını ayrıca brjuva düzenin destekcisi olduğunu söyledi.

    AB’ye ‘hayır’ demenin AB’ye bu konuda bir darbe vurmanın 2008 den buyana ekonomik krizin yoğunlaşmasıyla birlikte işçi ve emekçiler üzerindeki politik baskılarını artıran dünya emperyalist mihraklarına vurulacak bir darbe olduğunun altını çizen Gordon, AB’ye ‘hayır’, demenin ayni zamanda Yunanistanı, İspanya’yı ve Portekizi kısmen köleleştirilmişliğine, IMF ve Nato’ya krizin yükünü kesenlere vurulabilecek en büyük darbe olacağınıda kaydetti.

    Toplantı sonrasında gazetemize demeç veren RMT sendikası eski başkanı Alex Gordon, Britanya’nın ve özellikle Londra’da yaşayan Kürt’lerin AB referandumunda ‘hayır’ oyu vermesi gerektiğini vurguladı.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    Alex Gordon

    “Bugün Day-Mer’de göçmen toplumlarla ile kucaklaştık. Burada bulunamamın amacı AB referandumunda göçmen toplumların pozisyonun önemini onlara anlatmaktı. Ayrıca yeni oluşumumuz Lexit’ide anlatmamıza fırsat bulduk. Lexit sol oluşumların bir araya geldiği ve AB’inden çıkmayı örgütleyecek ‘hayır’ oyu yönündeki çalışmaları yürüten bir oluşumdur.

    Britanya’da yaşayan Kürt ve Türk vatandaşlarına özel mesajım, 23 Hazirandaki oylamada herkes AB’den çıkmaya yönelik oy vermelidir. Öncelikle, Emperyalizme karşı savaşan toplumların çok önemli ve büyük tepkisi için bu çok önemlidir. AB emperyalist bir organizasyondur, Nato ile bağlantılıdır, ayrıca IMF ilede bağlantılıdır. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomisi çökertmekte AB büyük rol oynamaktadır. Ülkeleri nasıl etkilediğini en iyi sizler bilmelisiniz ki bakın Erdoğan gibi bir diktatör ile karşı karşıyasınız. Erdoğa’nın AB ile son anlaşmasını imzalamasından ve milyonlarca Euro almasından hanginiz memnun diye soruyrum.

    Özellikle 23 Haziranda ‘hayır’ demenin en büyük önemlerinden biriside David Cameron hükümetini devirmenin en hızlı yolu bu olacaktır. Bugün konservativler işçi ve emekçi haklarına saldırıyorlar, tutucu muhafazakarlardan kurtulmak istiyorsak AB’yr hayır demeliyiz.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    Bizler Lexit olarak sosyalist, komonist ve demokrat kitleler olarak Jeremy Corbyn’e karşı bir duruşumuz yktur, İşçi Partisi de bize destek vermektedir, fakat şunu söylemeliyim ki siyasi ve politik olarak yaptıkları dışında Corbyn gerçekten içten olarak AB’nin emperyalist bir kurum olduğudur ve işçilerin düşmanı olduğudur. Bugün AB’den çıkmayalım deyen Corbyn bence sağ partilerin politik bir tutuklusudur. Corbyn içinde buna inanmıyor ama malesef yaptıkları ile içindeki inancı da örtüşmüyor.” Dedi.

    Toplant sonrasında gazetemize demeçte bulunana Day-Mer başkanı Aslı Gül ve yönetim kurulundan Taylan Şahbaz, AB referandum sürecinde göçmenlerin pozisyonunun önemine dikkat çekerek, referandumun ciddi bir konu olduğu vurgusu yaptılar.

    Aslı Gül

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

    “AB aslında bir zenginler kurumu, sermaye kesmini temsil ediyor özellikle Fransa, İngiltere, Almanya gibi ülkelerin hegomonyasında olan bunların çıkarlarını temsil eden bir yapıdır. İşçi ve emekçilerin haklarına yönelik nekadar saldırı varsa AB’den geliyor. İşçileri savunan bir grup değildir AB. Zenginlerin ve onların çıkarlarını koruyorlar bunu Yunanistandaki krizden sonra başta Almanya AB’nin dayatmaları ile Yunan halkının sosyal haklarının budandığını görerek anlaya biliriz. Fransa’da geçirilmeye çalışılan yeni iş yasasıda örnektir, kazanılmış haklara saldırıyorlar.

    Böyle bir birlikten bizim çıkarımız olamaz, toplumuzda AB referandumu ile ilgili suan esnaf eşyalarının giriş çıkışıyla ilgili kaygı duyabilir yada seyahat ile ilgili kaygı duyabilir gerçek olan şudur ki. Bizim burada yerli ve göçmen emekçilerle birlikte mücadele etmemiz gerekir. Referandum sonucu önemli değildir fakat sınıfsal olarak çok büyük saldırılar var haklarımıza yönelik dolayısla birlik olmak gerek ve mücadeleyi bu yönde yükseltmek gerek.”

    Düzenlenen toplantıda katılımcılardan da gelen soruları yanıtlayan Gordon, özellikle göçmen toplumların burada ithalat ve ihracat ile ilgili konuarda AB’den ayrılmanın getireceği kolaylık ve zorluklara ilişkin açıklamalar yapması ile toplantı son buldu.

    Britanya’da AB referandumuna doğru Day-Mer’den önemli toplantı 1

     

  • Vekilime dokunma, sende yanarsın!

    Vekilime dokunma, sende yanarsın!

    Türk Meclisinde dokunulmazlık teklifinin tümü 376 oy ile referanduma gerek kalmaksızın kabul edilmesinin ardından tepkiler giderek artarken Demokratik Güç Birliği Britanya’da sessiz kalmadı. Düzenlenen eylemde Gik-Der’in Kayıplar ile ilgili eylemide birleştirilerek güç birliği sağlandı ve duyarlılık dahada artırıldı.

    Haber-Foto: Erem Kansoy

    TBMM Genel Kurulunda dokunulmazlıklarla ilgili teklifin görüşmelerinin sonucuna AK Partili milletvekilleri alkışlarla sevindiği görütülerin tarihe kazınmasının ardından, HDP seçmeni ve demokrasiye inanan tüm kesimlerden tepkiler çığ gibi büyüyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    Haklarında fezleke hazırlanmış 50’si HDP’li 138 milletvekilinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin kabulune Avrupa’dan da tepki sesleri yükseldi. Demokratik Güç Birliği Britanya Woodgreen bölgesinde kararın ardından geçtiğimiz hafta düzenlediği şok eylem ile anti-demokratik karara tepki koydu. Londra’dan ‘vekilime dokunma!’ sesi yükseldi.

    Demokratik Güç Birliği, “Bugün saray ve AKP eli ile MHP ve CHP desteğiyle halkın iradesine birkez daha darbe yapıldı. Halkımıza yaşam hakkı tanımayan ve köleliği reva gören bu karanlık güçleri artık tanımayacağımızın zamanı gelmiştir.” İfadelerine yer verdiği eylem çağırısında, alınan kararın ‘alçakca’ olduğunun altını çizdi.

    Düzenlenen eylemde, protestocular hazırlanan İngilizce bildiriyi dağıtarak, ‘vekilime dokunma sende yanarsın’ sloganları attı.

    1-Süreçte bundan sonraki ilk adım ne?

    Anayasa değişikliği teklifi paketi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından yüyürlüğe girecek.

    2-Milletvekillikleri hemen düşecek mi?

    Milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması, meclis üyeliğinin düşmesi anlamına gelmiyor. Dokunulmazlıkların kaldırılması sadece hakkında fezleke düzenlenen milletvekili için yargı yolunu açıyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    3-HDP’li vekiller ne yapacak?

    59 HDP milletvekilinden 50’si hakkında hazırlanmış fezlekeler var. 138 milletvekili hakkındaki toplam dosya sayısı 667. Bunların 405’i de HDP milletvekillerine ait.

    4-Milletvekillikleri düşerse ara seçim mi yapılacak?

    Anayasa’nın 78. maddesine göre, ancak Meclis’teki milletvekili sayısının yüzde 5’i kadar koltuk (28) boşalırsa 3 ay içinde ara seçime gidiliyor. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılabiliyor, genel seçimlere 1 yıl kala ise yapılamıyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    Dokunulmazlık teklifinin Meclis’te kabul edilmesinin ardından, toplanan HDP Grubu toplantısının ardından partinin eşbaşkanları açıklama yapmıştı.

    Yüksekdağ, “Tarihsel bir süreç yaşandı, tarihsel bir kavşak geçildi. Bu süreçten başı dik, alnı ak geçenler var. Aynı zamanda baskıcı otoriter siyaseti tahkim ederek geçtiklerini sananlar var…Onlar açısından son perde olabilir, ancak bizim açımızdan mücadele yeni başlıyor. Bizler bu darbeci pratik karşısında direndik, direnenlerin sesi olduk. Halkımızın demokratik değişim gücü bizden yana” dedi.

    Demirtaş ise yasanın “iki buçuk parti” tarafından çıkartıldığını söyledi ve “Vicdanlı insanlar, bu ahlak dışı işbirliğini net bir biçimde görmüştür” dedi.

    ‘Gönüllü ifadeye gitmeyeceğiz’

    Demirtaş “Bizi normal bir yargılanmaya çağırmış olsalardı hiç çekinmezdik. Bağımsız, adil yargılanma olsa gider yargılanırdık. İfademizi almak isteyenler bizi zorla götüreceklerdir. Şimdiden hazırlıklarını yapsınlar, biz hazırız. Hiçbir arkadaşımız gönüllü olarak ifadeye gitmeyecektir. Burası halkın malıdır. Kimsenin malı değildir. Fazlalık olan sizsiniz.” Dedi.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

     

  • Kaypakkaya Londra’da yapılan yürüyüşle anıldı

    Kaypakkaya Londra’da yapılan yürüyüşle anıldı

    Ölümsüzlüğünün yıldönümünde Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Londra’da gerçekleştirilen coşkulu yürüyüşle anıldı. Londra’nın Edmonton Angel bölgesinde Tertip Komitesinin çağrısıyla, toplanan kalabalık öncelikle  devrim ve komünizm davasında yitirilenler için saygı duruşunda bulunarak yürüyüşe geçti.

    Erem Kansoy

    İbrahim Kaypakkaya 18 Mayıs 1973’de Dıyarbakır’da, katledilmesinin 42. yılında Londra’da da düzenlenen yürüyüşte sevenleri ve sempatizanları tarafından saygıyla anılandı.

    Kaypakaya Londra'da yapılan yürüyüşle anıldı 1

    Edmonton bölgesinde başlayan yürüyüş Türk ve Kürt toplumlarının yoğun olarak yaşadığı Tottenham bölgesi güzergahında ‘Önderimiz İbrahim Kaypakkaya’ sloganlarıyla devam etti. Yapılan konuşmalarda ise “Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın 1972’de ileri sürdüğü bilimsel görüşler neticesinde düşmanın büyük hışmını üzerine çekeceği açıktı. Nihayet ele geçirildiğinde düşman O’nu teslim almak ve düşmanı korkutan görüşlerinden vazgeçmesi için akıl almaz saldırılarda bulunacağı da belliydi. Önderimiz yoğun saldırılara ve teslimiyet dayatmalarına rağmen  bir komüniste yakışır bir tavırla tüm saldırıları ve saldırganları yenilgiye uğrattı. O’nun ezber bozan düşünceleri bugün de yolumuza ışık tutuyor ve önderleri anmanın en değerli yanı egemenlerin saldırılarına karşı mücadele yürütmek, yeni mevziler kazanmak ve zafere yürümektir.” İfadelerine de yer verildi.

    Kaypakaya Londra'da yapılan yürüyüşle anıldı 2

    Çevredekilerin oldukça ilgisini çeken anma yürüyüşünde, “İbrahim Kaypakkaya’yı savunmak onurumuzdur, Deniz Gezmiş’i anıyoruz, katil devlet halka hesap verecek.” yazılı pankartlar taşındı. “Devrim şehitleri ölümsüzdür, önderimiz İbrahim Kaypakkaya, kapitalizm ve faşiszme karşı mücadeleye devam.” şeklinde sloganlar da atıldı. Okunan şiirler  ve marşlar eşliğinde devam eden yürüyüşte, Kürdistan’da yapılan saldırılar ve ayrıca milletvekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının anlamı üzerine konuşmalar yapıldı. Daymer, Britanya Kürt Meclisi ve Britanya Alevi Federasyonununda katıldığı yürüyüş, Tottenham Green Centre önüne  gelerek  burada yapılan basın açıklaması ile sonlandırıldı.

     

  • Londra’da 4 Kadını Bıçaklayan Türkiyeli Tutuklandı

    Londra’da 4 Kadını Bıçaklayan Türkiyeli Tutuklandı

    Cuma günü Londra’nın Hampton bölgesinde dört kadını bıçaklayan Ethem Aydın Orhon dün çıkarıldığı mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Kuzey Londra’da yaşayan 66 yaşındaki Türkiyeli Ethem Aydın Orhon Cuma günü Hampton bölgesinde bulunan Sainsburry alışveriş merkezi parkında 4 kadına bıçaklı saldırı düzenledi. 53-71 yaşları arası dört kadını bıçaklayan Orhon olay yerine gelen polisler tarafından gözaltına alındı.

    Dün Wimbledon Magistrates mahkemesine çıkarılan Orhon cinayete teşebbüsten tutuklandı. Ethem Aydın Orhon’un bıçakladığı kadınların durumunun iyi olduğu açıkladı.

    ORHON SALDIRIDAN SAATLER ÖNCE GÖZALTINDAN SERBEST BIRAKILMIŞ

    Polis tarafından yapılan açıklamada Ethem Aydın Orhon’un olaydan birkaç saat önce polis tarafında serbest bırakıldığı öğrenildi. Orhon Perşembe günü başka bir suç şüphesinden gözaltına alınmış ve bir gece polis karakolundaki nezarethanede tutulmuştu. Cuma günü nezarethaneden serbest bırakılan Orhon birkaç saat sonra 4 kadını bıçakladı.

    Olayın nedeni ile ilgili henüz bir açıklama yapılmadı. Polis tarafından yapılan açıklamada olayın terörle bağlantılı olmadığı belirtildi.

    Orhon 17 Haziran’da hakim karşısına çıkacak.

  • Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı

    Kürt toplumunun yoğun olarak yaşadığı Londra’nın Haringey belediyesi başkanlığına Ali Gül Özbek seçildi. Pazartesi akşamı Alexandra Palace’ta yapılan belediyenin yıllık toplantısında Özbek belediye başkanlığı görevini Jeniffer Man’dan devir aldı. 5 Mayıs’ta Londra Büyükşehir Belediye başkanlığına ilk defa bir Müslümanın seçilmesinin yankıları devam ederken, Haringey’e Alevi bir Kürdün seçilmesi Londra’nın kültürel zenginliğinin de bir sembolü oldu.

    Haringey belediyesi ilk Kürt Alevi belediye başkanı seçiminin yanında şimdiye kadar yapılan en geniş katılımlı törene de sahne oldu. HDP Şırnak milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kurum temsilcisi de törende hazır bulundu.

    22 Mayıs 2014 yılında yapılan yerel seçimlerde İşçi Parti üyesi Ali Gül Özbek Haringey belediye meclis üyeliğine seçilmişti. Belediye meclisinin 57 üyesinden 48’inin İşçi Parti üyesi olduğu mecliste Pazartesi günü yapılan yıllık toplantıda belediye başkanlığı devri yapıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı törende bir yıllığına görevi devir alan Özbek açılış konuşmasına Kürtçe başlayarak katılımcıları selamladı.

    SEREMONİ GÜLBANG VE SEMAHLA BAŞLADI

    Londra’nın tarihi binalarından birisi olan Alexandra Palace’ta yapılan seremoni Çocuk semah grubunun semahı ile başladı. Alevi deyişleri eşliğinde semah dönen çocuklar yoğun ilgi gördü. Dönülen Semahlardan sonra Alevi dedesi Mehmet Yüksel tarafından Gülbang çekildi. Törende Kürt sanatçı Tara Jaff’ta bir müzik dinletisi verdi.

    KONUŞMASINA KÜRTÇE BAŞLADI

    Daha sonra yıllık toplantının yapılması için farklı bir salona geçen katılımcılar burada yapılan törenle görev devri yapıldı. Görevi devir alan Özbek Kürtçe başladığı konuşmasına İngilizce devam ederek, Haringey gibi farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir bölgede belediye başkanlığı görevini yürütmenin büyük bir onur olduğunu ifade etti. Özbek’in konuşmasından satır başları şöyleydi;

    ‘‘Haringey benim gururla, evim diyebileceğim bir yer. Başkanlığım süresince tüm Haringey sakinlerine iyi hizmet verip, Haringey’in yükselen itibarını daha da büyüteceğiz.

    Zor zamanlar yaşıyoruz. Nereye bakarsanız bir mücadele var. Ekonomik eşitik, sağlık, çevre için büyük mücadeleler veriliyor. Yine aynı şekilde iş imkanları, daha iyi bir eğitim ve çocuklarımızın geleceği için de hepimiz birer mücadele içindeyiz.

    Benim ailem buraya ilk geldiğinde değerlerimizi paylaşan, kültürel zenginliği olan bir yer arayışındaydı. Bu anlamda Haringey’den daha iyi bir seçenek olamazdı.’’

    Bu hizmeti verecek olmanın heyecanını taşıdığını belirten Özbek tüm katılımcılara ayrı ayrı teşekkür etti.

    KEBAPÇILIKTAN BELEDİYE BAŞKANLIĞINA; ALİ GÜL ÖZBEK

    Haringey belediyesinin yıllık toplantısında Ali Gül Özbek’in özellikle Alevi Kürt kimliğine vurgu yapılan tanıtım konuşması İşçi partili belediye meclis üyesi tarafından yapıldı; Özbek için şunlar belirtildi;

    ‘Maraş’ın Elbistan kentinde doğan Ali Gül Özbek 8 çocuklu bir ailenin çocuğu. Alevi Kürt bir ailenin çocuğu olan Özbek 17 yaşına kadar Elbistan’da yaşadı.

    Alevi Kürt kimliğini inkar eden asimilasyoncu ve dışlayıcı devletin eğitim sisteminden kaynaklı Özbek gençlik yıllarına kadar kendisini Türk olarak tanımladı. 1980’lerde Malatya Üniversitesinde öğrenciyken kendi kimliği ve devletin Kürt Alevi karşıtı ırkçı politikalarıyla tanışan Özbek’in o günden sonra politik düşünceleri de farklı bir seyir aldı.

    Darbeci askeri sağ cunta yönetimi o dönem sivillere yönelik üst düzeyde zulüm, cinayet ve işkence uyguladı. Bu dönemde Özbek’in babası ve abisi de askeri cunta tarafından tutuklandı.

    Malatya’da üniversite eğitimini tamamlayan Özbek bir süre İstanbul’da bir şirkette çalıştıktan sonra İngiltere’ye göç etti. İngiltere’nin Porsmuth üniversitesinde 3 yıl eczacılık okuyan Özbek, hafta sonları da kebapçıda çalıştı.

    Daha sonra Haringey’de ilk Kürt eczacı olarak Med-Chem adında eczaneyi açan Özbek bu süreç içerisinde bir çok toplumsal ve sosyal çalışmalara maddi ve manevi destek verdi.’

    Foto: Arif Bektaş & Aladdin sinayic

     

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 3
    HDP Şırnak Milletvekili ve Britanya Kürt halk meclisi Özbek’i kutlayıp başarılar diledi

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 4

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 9

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 7
    Tören Öncesi çocuklar Semah döndü

     

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 5
    Törene çok sayıda davetli katıldı
    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 8
    Belediye meclisi üyelerinin tümü hazır bulundu

     

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 6

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 1

    Londra’da İlk Kürt-Alevi Belediye Başkanı 2
    Aligül Özbek
  • Londra’da Yılmaz Güney hayat buldu

    Londra’da Yılmaz Güney hayat buldu

    Bu yıl 8’incisi düzenlenen Gik-Der Kültür Sanat Festivali çerçevesinde organize edilen ve Yılmaz Güney temalı gerçekleştirilen panelde Yılmaz Güney’in kızı Elif Güney ile Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı da hazır bulundu.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Devrimci sanat ve Yılmaz Güney’in yaşantısına dair bir çok özel bilgi katılımcılar ile paylaşılırken Elif Güney babasını anlattığı sıralarda salonda duygusal anlarda yaşandı.

    Panelin açılış konuşmasını yapan modoratör Murta Yavuz  festivalin önemine değinerek, “Gik-Der’in sekizinci kere düzenlediği Kültür ve Sanat Festivalinde, her yıl Türkiye’den bir sanatçıyı tema edindiğimiz gibi bu yıl da ‘Çirkin Kral diye tanıdığımız Yılmaz Güney’i ağırlıyoruz. Yılmaz Güney’i ve Yılmaz Güney’in yaşamını geçmişini anlatacağız.” Ifadeleri ile söze başladı. Ardından panelistler, Yılmaz Güney’in kzı Elif Güney ve Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı’yı sahneye çağırdı.

    Devrimci sanatçıları ve Yılmaz Güney şahsında hepsini anmak üzere 1 dakikalık saygı duruşunun ardından panelistler söz aldı.

    IMG_7716

    Öncelikle Elif Güney konuşmasına başlayarak, babası Yılmaz Güney hakkında değerli bilgileri paylaştı. ‘baba’ Yılmaz Güney ve ‘filmdeki’ Yılmaz Güney’I anlatan Kızı Elif Güney ayrıca Yılmaz Güney’in yaşantısında dönüm noktaları ve önemli kesitleri de katılımcılara anlattı.

    Elif Güney

    “Derneğimize beni Londra’ya çağırdığı ve ağırladığı için öncelikle teşekkür etmek isterim. Yılmaz Güney ile ilgili, doğumundan vefatına kadar, kronolojik olarak bir hayat çizgisi çizmek istiyorum. Çok yoğun bir hayat, çok hapishanelrde geçmiş ve zorlukarla donanmış bir hayat. Yılmaz Güney’I ılmaz Güney yapan yollarına koymuş olduğu taşlar var bunlar bilinmesi gereken en önemli şeyler ve sizinle paylaşacağım.

    IMG_7722

    Nisan 1937 yılında dünyaya gelir, dedem Zaza’dır Siverek ilçesinin Vesman köyünden 16 yaşında bir kan davasındna ötürü Adana’ya gelmiştir ve ırgatlık yaparak hayatını kazanır baba annem ise Muş, Varto, Cibran aşiretinden, ilk önce bir evlilik yapıyor genç yaşta ve 2 çocuğu oluyor. Birisi Mehmet amcam ve diğeri Lütfiye halam. Genel olarak Yılmaz Güney’I konuşurken, ailesi hakkında çok az bilgimiz var. bir insanın geleceğini görmek için bşrazdan geçmişini iyi bilmemiz gerekir.

    Baba annemin ilk evliliğinde,dedem üzerine bir kuma getiriyor, bir süre sonar kumayla olan hayat çok zor olduğu için Adana’da baba annem eşini ve iki çocuğunu kumasıyla bırakarak kendi başına yol çiziyor. O arada dedemle tanışıp evleniyorlar ve babam 1937 yılında dünyaya geliyor.

    Babam çok erken yaşta çalışmaya başlıyor, 9 yaşında ilk mesleğim dana gütmekti der. Belirli çevrelerde sezonluk ırgatlık yapıyor ve çok başarılı bir öğrenci idi. Yılmaz Güney çok genç yaşta şunu fark ediyor; dedem bir ağanın yanında ırgatlık yapıyordu, ağanın oğlu okulda başarısızdı ve babamla aynı sınıfta idi. Ağa dedeme kin besliyor, ‘nasıl olurda senin oğlun çok başarılı benim oğlum başarısız.’ Diye… İlk olarak ‘devrimci ve kominizm tohumları orda atılıyor Yılmaz Güney’in çünkü aradaki farkı görüyordu. O zamanın kültüründe ‘bir ırgatın oğlu bir ağanın oğlundan üstün olamaz’dı farkındalığı Yılmaz Güney’in bir yol çizmesine yardım ediyor. Bir süre sonar dedem başka bir kuma getiriyor. Baba annem de bir süre sonar kaldıramayarak Adana’ya dönüyor, hayatın zorlukları ile yüzleşen babam 12 yaşında sinemalarda çalışmaya başlıyor.

    Bir köyden bir köye filmleri taşıyor, sinemlarda gazoz satıyordu, hatta yoksul çocukları sinemalarda çalışırken arka kapıdan içeri alırmış ve onlarında film izlemesine yardımcı olurmuş. 1950lerde Nazım Hikmetin şiirleri ile tanışıyor. O zaman o şiirlerle birlikte içine bir ateş düştüğünü söyle. Yasaklı yıllardı Nazım Hikmet kitaplardan değil masa altından okunuyordu. Nazım Hikmet’in şiirleri ile tanışan Yılmaz Güney artık kafasında iyice sanatla uğraşmayı kurmuş ve bende şirrler yazacam fikrine kapılmıştır. Edebiyatla yakın bir temasla hayatımı sürdüreceğim diyerek hikayeler yazmaya başlıyor.

    Kısa bir zaman içinde biriktirdiği paralarla, kitapcılardan dünya klasiklerini toplayarak okumaya devam ediyor. Yılmaz Güney 18 yaşında iken sayısız dünya klasiğini okumuştu. Bu onun için çok önemli bir ufuktu.

    Yılmaz Güney 13 yaşında Ant film persontaj memurluğu yapıyordu, sinemalarda filmin bitmesini bekleyip control ediyor ve komisyonculuk yapıyordu. Sırtında 20-30 kilo film bobinleri taşıdığını anlatmıltı. Daha o yaşlarda sinemadaki halkın filme tepkilerni ölçüp not etmeye başlamıştı. Yılmaz Güney’in sinema aşkı orada tohumlanıyor. Arif Çiçek bir kitabında yazdığı gibi, yine bir gün sinemada Güney filmi gösterirken film kopuyor ve filmi yeniden yapıştırıp devam etmek için gerekli olan 5 dakikalık sürede Yılmaz Güney sahneye atlayarak filmi canlandırıyor, oynuyor diyalokları seslendiriyor. Daha o yaşlarda yeteneğinin zenginliğini gösteriyor.

    IMG_7728

    Yılmaz Güney 18 yaşında bir hikaye yazıyor, 13 dergisine gönderiyor ve burad yayınlanıyor, ‘3 bilinmeyenl eşitsizlik sistemleri’ isimli bir hikayeydi. O hikayeden dolayı komunizm propagandası yaptığı gerekçesiyle dava açılır. 1955’de açılan dava 1961’de sonuçlanıyor. O arada Yılmaz Güney Istanbul’a gelip İktisat fakültesine yazılıyor fakat ekonomik sebeplerden dolayı eğitimini tamamlayamıyor.

    İstanbula geldiği zaman yaptığı ilk şeylerden biri Türkiye Komünist Partisini ziyaret etmek oluyor. Çünkü kafasında olan şuydu ki, ‘bana komünist diyorlar, ben komünizm nedir bilmiyorum, ben ezilenin, yoksulun yanındayım, komünizm nedir bilmeme ama yoksulluk nedir bilirim sömürülmek nedir bilirim’. Özellikle kafasındaki bir takım soruların cevaplarını aramak için partiye gidiyor ve orada da sorularına cevap bulamıyor. 1961 yılında ‘Tatlı bela’ filmi çekilirken sete polisler gelir, komünizmden yargılandığı dava sonuçlanmıştır ve Güney tutuklanır. Bunun üzerine bir bıçuk yıl hapis ve 6 ayda Konya’da sürgüne gönderilir.

    Konya’da sürgünde iken annemle tanışır. Annemle tanışması devremci bir hareket idi bunu paylaşmak isteri. Annem bir gazinoda assolistlik yapıyordu ve O dönemlerde aralarında yaşanan aşk ile babam annemi gazinodan çıkararak yanına alır. Sürgünün bitmesi ile 1963 yılında İstanbula gelen Yılmaz Güney 1965 yılına kadar sayısız film çekiyor. 1965’de zirveye çıkmış bir aktör oluyor. Kafasında ise her zaman yönetmen olup halkın ezikliğini yansıtmak istediği vardı. Bunu içn ünlü bir aktör olup çok para kazanıp istediğim gilmeli yapmam gerekiyor fikri kafasına her zaman oturmuştu.  1968’de askere gidiyor ve öncesinde ilk deneyimi olan Seyithan filmini yapar bu filmed feudal kültür gözler önüne serilir ve Kürt kimliği ince bir şekilde ortaya konur ve önemli bir filmdir. Güney  askerdeyken de film çekmişti. Aç Kurtlar Muşta çekilmiştir ve askerdeyken çekmiştir. 70’li yıllardan sonra dahada siyasi anlamda Güney dahada bilinçlenerek, öğrenci akımlarına, tüm sol örgüt ve kurumlara destek oluyor. Hatta bazı gruplara silah verdiği dahi söyleniyor. 1972 yılında Mahir Çayan’ları çatı katında saklıyor. Polisler geliyor soruyorlar ihbar üzerine evi arayacaklarken Güney ‘buyurun gelin çatı katındalar’ diyerek hep anlattığı hayatının en zor rolunü oynar polisleri güldürür ve gönderirir. Tabi birkaç gün sonar gerçek ortaya çıkıyor ve 2 yıl boyunca  Selimiye ceza evinde mahkum ediliyor.

    IMG_7726

    1972-74 yılları arasında hapishanede okudukları ile Yılmaz Güney ‘bilimsel sosyalizm’I öğrendiğini hep anlatır. Yılmaz Güney ‘benim etrafımda gördüğüm sosyalizm gerçek sosyalizm değil, her yerde bir revizyonizm var bir yine önderlik kavramı var, önderlik kavramında ne var itaat var ve bu bilimsel sosyalizime aykırı bir şey’ derdi. 1974 yılında çıktığı zaman Arkadaş filmini yapıyor. Arkadaş filmi devrimci sanatının tam bir dönüm noktasıdır Güney için.”

    Yılmaz güneyin kronolojik olarak çektiği filmler ve bu filmlerin taşıdığı önemlere de değinen Elif Güney Ayrıca Yılmaz Güney’i bir baba olarak da katılımcılara aktardı.

    Özellikle ‘benim babam evde pek yoktu ama aslında her yerdeydi’ sözleri ile babasını anlatan Elif Güney babasının hapiste olduğu yıllarda annesi ile babasını görmeye sinemaya gittiklerini de anlattı.

    Yılmaz Güney’I babası olarak film perdesinden tanıyan Elif Güney, sözlerini “Sanatı hiç bir zaman davasından ayrmadı, sinama Yılmaz Güney’,n bir kavga silahıydı. Kendi sanatından bahs ederken şunu söyler, ‘sanatsal çabalar çalışmalar ve bunun bir sınıf mücadelesi olan siyasal mücadeleden kopuk ele alınamaz. Ben bir kavga adamıyım sinemamada halkın kurtuluş savaşının sinemasıdır’ der.” Ve sözlerini tamamlar.

    Ave-Kon Eşbaşkanı Şafak Arabacı’da panelde söz hakkı alarak, devrimci sanat ve Yılmaz Güney’in devrimci sanata katkısı ile mücadelesinden bahs etti. Şafak, Yılmaz Güney ile ilgili 68 kuşağı filmleri ve Türkiye dışına devrimci sanatını yansıtma başarısından da bahs ederek tarihsel sürece dair dönüm noktalarını anlattı.

    Şafak Arabacı

    IMG_7725

    “12 Eylülde halklar acı, işkence ve gözaltılar ile yüzleşti. Bunun yanında halkımız bu yıkımın dışında bakın ta 90 lara kadar sanata baktığınızda gerçektende bir yenilgi yılgınlık bıtkınlık ve arabesk kültürü yaygınlaştı. 12 eylülden sonar magazine programları patlama yapmıştır. System halkalara o zaman sadece acı ve göz yaşından ziyade sanatınada büyük darbe vurmuştur.

    Sanatcıdan niye korkulur, sanatcı aydın kşidirde ayni zamanda… dolayısıyla eğer devlete karşıysa ezilenden yanaysa, sistemler o sanatcıdan korkar, onları yıldırmanın yöntemleri de hapse atmak ceza yağdırmaktır. Ahmet Kaya’da  Yılmaz Güney gibi bedeller ödemiştir bir çok sanatcı bunu yaşamıştır. Iktidar sanatcının elinden renklerini almak ister buna oynar.

    Sanat halkımızın yaşamıdır, halkın kendi özü olan şeyi daha profesyone ve daha yaratıcı br şekilde sanatın farklı alanlarında halka sunmak da sanatcının işidir. Devrimci sanatcı halkının saflarında yer tutması gerekir. Tıpkı Yaşar Kemal gibi.. halkın sanatcısı halkın öncüsüdür sanatıyla mücadeleye katkı koyar.

    Yılmaz Güney halkını perdeye yansıttı, toplumsal gelişmelere kendi sanat dalında müdahil olarak, toplumun ilerlemesine yardım etti.” Ifadelerini kullandı.

    Konuşmacıların panelin sonunda katılımcılardan gelen soruları cevaplaması ile etkinlik son buldu.

    IMG_7720 IMG_7715 IMG_7726