Category: Haber

  • Alevi örgütleri Paris Katliamını kınadı  

    Alevi örgütleri Paris Katliamını kınadı  

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AABK) ve Britanya Alevi Federasyonu (BAF) 2’inci Paris Katliamını şiddetle kınayarak, “İnsanlık düşmanlarına karşı yan yana duralım” dedi.

    Fransa’nın başkenti Paris’teki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi ve iki Kürt işyerine yapılan saldırıda üç kişinin katledilmesine ilişkin protestolar ve kınama açıklamaları sürüyor. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AABK) yazılı bir açıklama ile katlima kınadı. Yapılan açıklama şöyle: “Su uyudu, taş uyudu,  kuş uyudu  ama ırkçılık ve faşizim uyumadı. Paris’te Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yapılan silahlı saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi ve  yaralılar var. Tetikçilere, ırkçılara ve  insanlık düşmanlarına  karşı  yan yana omuz omuza  durmak gerek. insanın dilini ,dinini , rengini  ayırt etmeksizin

    Irkçılık  ve faşizmin karşısında  dimdik durmak  gerekir. Saldırıyı şiddetle kınıyoruz.”

    İçerisinde İngiltere’deki tüm Cemevlerini barındıran Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ve İngiltere Alevi Kültür Merkezi (Cemevi) saldırıya sert tepki göstererek, “Bu faşist saldırıyı lanetliyoruz” dedi.

  • Londra’da Paris Katliamına öfke; Alçaksınız!

    Londra’da Paris Katliamına öfke; Alçaksınız!

    Londra’da bir araya Kürtler ve dostları, Paris’te yaşanan Kürt katliamını protesto ederek, “Bu alçaklıktır!” dedi.

    Londra Kürt Halk Meclisi’nin çağrısı ile Kürtler ve dostları Paris Katliamını protesto etmek amacıyla ünlü King Cross İstasyonu önünde bir araya geldi. Eyleme, MLKP, Gik-Der, Alevi örgütleri de katılarak destek verdi. Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ ile Fransız yetkililere sert tepki gösteren kitle, “Katil Erdoğan”, “Fransa Kürt soykırımına son ver”, “Faşist Erdoğan”, “Katliama sessiz kalma”, şeklinde pankart ve dövizler taşıdı. Sık sık, “Kahrolsun faşizm”, “Faşist Türk devleti” “Katil Erdoğan”, “Utan Fransa”, “Jin jiyan azadi”, “Biji serok Apo” şeklinde sloganların atıldığı eylem de, Kürt Halk Meclisi’nden Ercan Akbal ve Türkan Budak birer konuşma yaptı.

     

    Yapılan konuşmalar da 2’inci Paris Katliamının kınanırken, uluslararası toplumun ve kurumların bir suç makinasına dönüşen Türk devletine karşı harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Uluslararası güçlerin Türk devletine karşı sessizliğinin bu katliamlara yol açtığının altı çizilen konuşmalar da, “Fransa, 10 yıl önce Paris Katliamının faillerini cesaretle dile getirip açık açık bu katliamı yapan Türk devletini yargılamış olsaydı bugün bu katliam yaşanmayacaktı. Türk devletinin faşist alçaklığını görmeyenler Kürtleri kriminalize ediyorlar. Kürtleri kriminalize etmek alçaklıktır. Fransızlar İngilizler Kürtleri kriminalize edeceklerine bu faşist Türk devletine tavır alsınlar” diye kaydetti. Eylem alkış ve sloganlarla sona erdi.

     

     

     

  • Londra’da ‘KAL GAXAN’ kutlamaları 

    Londra’da ‘KAL GAXAN’ kutlamaları 

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Dersim coğrafyasında Aleviler tarafından kutlanan günümüze kadar gelebilmiş eski bir gelenek olan ‘Kal Gaxan’ kutlamaları gerçekleştirilecek.  

    Londra’da faaliyet yürüten Dersim-Der’in desteği ile St Mary’s Church kilisesinde 10 Aralık Cumartesi akşamı saat 18:30’da gerçekleşecek Gaxan kutlamaları, Yadigar Ana’nın okuyacağı gulbeng ve çalınacak deyişler ile başlayacak ve gelenlere lokma dağıtılacak.  Sanatçı Dursun Can Çakın’ın ders verdiği Enfield Alevi Kültür Merkezi öğrencilerinin çalacağı deyiş ve eserlerin yanısıra, sanatçı Murat Sığırcı’nın derslerini verdiği kadınlardan oluşan London Bendir Group da deyişlerle sahne alacaklar.  

    Gaxan kutlamaları devamında Britanya’da sevilen sanatçılar Suna Alan ve Reşo Zelal de sahne alacaklar. Dinleyiciler, sanatçıların seslendirdikleri eserler eşliğinde doyasıya halaylar çekebilecekler.  

    Tarımın ilk başladığı Zagros dağlarında ortaya çıkan bir çok ritüel gibi binlerce yıldır Dersim, Erzincan, Sivas, Elazığ, Malatya, Maraş, Bingöl, Muş ve çevre yörelerde kutlanmakta olan ”Gaxan” (Gağan) Raa Haqi inanç sisteminde biten ve yeniden başlayan yılın kutsanmış tekrarıdır / dönüşümüdür. Eskiyen yılın uğurlanması ve yeni yılın birtakım bereket, bolluk, kolektif aidiyet temsilleri içeren kültlerle karşılanmasıdır.   

    St Mary’s Church, Stoke Newington Church Street, London, N16 9ES adresinde gerçekleşecek kutlama etkinliğinin biletleri £10’dur ve sadece kapıdan temin edilebilir. 

    Etkinlik ile ilgili daha fazla bilgi için: https://fb.me/e/26iAMFhjY 

  • İnsanlar ölüyor, silah tüccarları zenginleşiyor

    İnsanlar ölüyor, silah tüccarları zenginleşiyor

    Silah şirketleri karlarını geçen yıla göre yüzde 1,9 artırıp kazançlarını artırmayı sürdürüyor. SIPRI’nın yayınladığı raporda, dünyanın en büyük 100 silah şirketi 2021’de toplamda 592 milyar dolar kazanç sağladı. En büyük pay yine Amerikan silah sanayisinin kasasına girdi. 

    Stockholm Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2015 yılından beri silahlanama ve bundan kar edenler raporunu hazırlıyor. 2021 yılı raporunun verilerine göre Kuzey Amerikalı silah üreticileri savaş ve buna bağlı silah teknolojilerinin satışında yüksek karlar ele etmeye devam ediyor. 

    ABD silah şirketlerinin karlılık oranındaki düşüşün dönemsel olduğuna dikkat çeken uzmanlar, savaş üzerinden yapılan ticaretin en karlı kalemlerden olmaya devam ettiğini söylüyor. 2022 SIPRI Raporu’nun yazarlarından Şiao Liang, bu düşüşün ekonomide yaşanan ve hâlâ tam olarak aşılamayan “long covid” durumu ile ilgili olduğunu belirtiyor. DW’ye konuşan Liang, “Tedarik zincirlerinde yaşanan kesintilerden en çok etkilenenler ABD’li (Amerika Birleşik Devletleri) şirketler oldu. Buna bir de ABD’de, 2021’de görülen yüksek enflasyon eklendi. Temel nedenler bunlar” ifadelerini kullandı.

    Türkiyesiz kan ticareti olmaz

    SIPRI’nün yayımladığı rapora göre, dünyadaki en büyük 100 silah şirketi arasında iki Türk şirketi de yer alıyor. Rapora göre, ASELSAN ile Aerospace’in toplam silah satışları 2021 yılında 3 milyar 400 milyon dolara ulaştı. Listenin 56’ncı sırasında bulunan ASELSAN, bir önceki seneye kıyasla silah satışlarını yüzde 6 oranında artırarak toplam 2 milyar 200 milyon dolarlık ciro elde etti. 2020 yılında “Dünyanın en büyük 100 silah şirketi” listesinin dışında kalan Aerospace ise silah satışlarını yüzde 62 oranında artırarak yeniden listeye girmeyi başardı. Rapora göre, listenin 84’üncü sırasında yer alan şirketin silah satışlarını bir yıl içerisinde bu denli artırabilmesinde Anka-S İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) Türk ordusuna teslimatı etkili oldu.

    Avrupa hızla silahlanıyor

    SIPRI raporuna göre, cirosunu yükselten bölgelerin başında ise yüzde 4,2’lik artışla Avrupa geliyor. Üstelik bu veriler, Ukrayna savaşı öncesine ait.

    Ukrayna savaşının etkilerine de değinilen SIPRI raporunda, Avrupa ve ABD’de silahlara olan talebi anormal ölçüde arttırdı. “Ukrayna’ya gönderilen silahlar ABD ve Avrupa ülkelerinin envanterinden çıktı ve bu eksiklerin tamamlanması gerek” diyen Liang, “Siparişlerin artacağından eminiz, ancak bu durum 2022 mali tablolarına kazanç olarak yansır mı, bunu net bir şekilde söylemek için erken” söyleminde bulundu.

    Savaş Rheinmetall’e de yaradı

    Bugün itibarıyla Avrupa’da, siparişlerin büyük oranda artacağı öngörüsünde bulunan tek savunma sanayi şirketi Almanya merkezli Rheinmetall. Şirket, Ukrayna’ya zırhlı araç gönderecek ülkelerin, bu açıklarını kapatmak için siparişlerini 2023’te yüzde 30 ila 40 oranında artıracağını tahmin ediyor. 

    Buna en iyi örnek ABD’de üretilen Javelin tanksavar füzeleri ile ilgili siparişler. Washington yönetimi 2022’nin Ekim ayına dek Ukrayna’ya 8 bin 500 adet Javelin füzesi gönderdi. Bu da üç ila dört yıllık bir üretim süresine denk geliyor.

    Polonya, asker sayısını beş yıl içinde iki katına çıkarmayı hedefliyor. Finlandiya, hava kuvvetlerine yatırımı önemli ölçüde artırma kararı alırken, Yunanistan, Fransa ve İtalya milyarlarca euro değerinde silah alımı için anlaşmalar imzaladı. Almanya’da ise Başbakan Olaf Scholz, savaşın başlamasından kısa süre sonra ordu için 100 milyar euro bütçe ayrılacağını duyurmuştu.

  • Sanatçı Zeyno Durar’dan Hebûn albümü 

    Sanatçı Zeyno Durar’dan Hebûn albümü 

    “Müziğin evrenselliğine inandığım için her tarz ve dilde şarkılar söylemeyi seviyorum. Geleneksel, etnik, pop-fantezi, folk aslında ses rengime uygun her tarzda söylüyorum. Hatta jazz denemelerim de var. Kürtçe, Türkçe, Ermenice, Arapça dillerinde ve Zazakî, Soranî lehçelerinde  şarkılar söylüyorum.”  

    Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Müzik ile bağınız nasıl oluştu ve gelişti?  

    Aslen Diyarbakırlıyım. 1986’da Kürt göçmenlerin memleketi olarak anılan Adana’da dünyaya merhaba dedim. Çocukluğum ve gençliğim Adana’da geçti. 20 yaşında kendime yeni bir yol çizmek için İngiltere’ye göç ettim. Belki klasik olacak ama müzik serüvenime çocukken başladım. Dengbêj (Hesenê Gozê) bir dede ve stranbej, temburvan bir babanın stranları ve kılamları ile büyüdüm.  

     Dedem’in bana söylediği bir söz vardı. Onunla dengbêjlik hakkında hasbihal yaptığımız zamanlar derdi ki; ‘Çêlikê mar bê jehr nabe’ (Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz). Sen de o zehirden faydalanmışsın. 1990lı yıllarda çocukluğumda  Kürtçe kasetlerin  gizlice ve genelliklede kısık sesle dinlenildiği zamanlarda, o ezgiler ve tınılar müziğe olan tutkumu körükledi. Mayamızda varolan sanat böyle yoğruldu. 

     Müziğe profesyonel olarak ne zaman başladınız? Neler yaptınız?  

    16 yaşında iken Adana’da belediye konservatuarında müzik eğitimime  başladım ve aynı zamanda Mezopotamya Kültür Merkezi’nde de çalışmalar yapıyordum. Belediye konserlerinde, festivallerde ve düğünlerde sahne aldım. 20 yaşında İngiltere’ye göç edince müzik çalışmalarıma 10 yıl ara vermek zorunda kaldım. Yeni bir ülkenin diline, kültürüne ve yaşam tarzına alışmak ve ayrıca göçmen bir anne olmak beni  çok zorladı. 2017 yılında değerli Kürt sanatçı Cewad Merwani’nin Aheng albümünde iki şarkıya düet yaptım ve benim için keyifli bir çalışma oldu. İlk single şarkım Lorî Dayikam‘ı yıllarca  Hesenê  Cizrawî’den  Nînna olarak dinleyenler farklı yorum ve sözler ile benden de  dinlemeye başladı.

    Müzikal tarzınız nedir? 

    Müziğin evrenselliğine inandığım için her tarz ve dilde şarkılar söylemeyi seviyorum. Geleneksel, etnik, pop-fantezi, folk aslında ses rengime uygun her tarzda söylüyorum. Hatta jazz denemelerim de var. Kürtçe, Türkçe, Ermenice, Arapça dillerinde ve Zazakî, Soranî lehçelerinde  şarkılar söylüyorum. Hint müziklerine ve tavırlarına ayrı bir hayranlığım da var. Ama özellikle Kürtçe söylemeyi tercih ediyorum. Çünkü bir halkın varlığı sanatla, müzikle yeşerir ve kalıcı olur. Dünya çok renkli bir yer ve Kürtçe de bu güzel renklerden biri. 

    Yakın zamanda 3 eserlik Hebûn isimli bir albüm çıkardınız? Biraz bahseder misiniz? 

    Hebûn (Varoluş) benim hikayem, çocukluğumdan beri kronik hastalıklarım ile mücadele ediyorum. Ancak  pandemi döneminde çok zor bir hastalık geçirdim ve ölümden döndüm. Yeniden doğdum, ağır bir uykudan uyandım. Yeniden varoluşum  beni kendime getirdi ve hayata bambaşka bakmaya başladım. Kendi içimdeki gücü gördüm ve ona hiç olmadığı kadar sıkıca sarıldım. Hayalim olan albüm projemi gerçekleştirmek için değerli arkadaşım ve aranjörüm Şervan Ayaz ile beraber yola  koyuldum. Şervan Ayaz’a bu güzel albüm için  emekleri ve özverili çalışması için çok teşekkür ediyorum. Hebûn albümümde 2 beste ve 1 de anonim eser var. Dilşikestî ve Rosîda  eserleri söz ve müziği manevi abim Veysel Algür’e ait. Govend e eseri de  Zaxo yöresine ait Eyaz Yusîf’den dinlediğim anonim bir eserdir.

    İngiltere ve dışında yeraldığınız çalışmalardan bahseder misiniz?  

    Sanatçı Cewad Merwanî’nin albümünde 2 şarkı ile düet yaptıktan sonra Belçika, Fransa, Almanya ve İsveç gibi bir çok Avrupa ülkesinde programlara katıldım. Pandemi dönemi biliyorsunuzki sanatçılar için çok zordu. Konserler, çalışmalar ve programlar iptal oldu. Evlere hapsolduk. Bir sanatçı, kadın ve anne olarak bu dönemde çok yıprandım. Londra’da birkaç arkadaşımla beraber online toplantılar yapıp hasbihal edip şarkılar söylerdik. Müziğin iyileştirici gücü ile birbirine destek olan kadınlar online olarak başladığımız  süreci büyük bir koro olarak devam ettirdik. Kızkardeşliğin ve kadın dayanışmasının simgesi olan Rengîn Kadın Korosu’nu oluşturduk. Rengîn, hem korist hem de yönetimde yer aldığım en büyük çalışmalarımdan biridir ve ben Rengîn’in güzel renklerinden biri olmaktan çok mutluyum. 

    İleriye yönelik çalışmalarınız var mı, varsa bahseder misiniz?  

    Dijital hayata geçmemiz ile beraber herşey çok çabuk tüketilmeye başlandı. Dinleyiciler farklı arayışlara yöneldi. O yüzden müzik ve sanattada daha çok üretim yapmamız gerekti. Eskiden sanatçılar 6-7 şarkılık albüm yapıp yıllarca  program yaparlardı ama şimdi  her ay yeni bir şarkı ve üretim bekleniyor. Ne yazıkki  bu durum maddi ve manevi bir yük olmasına sebep oluyor. Ben de hayalim olan albüm çalışmasını 3 şarkı ile sınırlı tuttum ama halihazırda birkaç projem daha var. Söz ve müziği bana ait olan şarkımı 20 Temmuz tarihinde tüm dijital platformlarda dinleyebileceksiniz. Ayrıca birkaç çalışmam da bitmek üzere. Heyecanla tamamlanmasını bekliyorum. 

     

    Bu güzel söyleşiniz için  çok teşekkür ederim. 

  • Londra’da katledilen Kürt genci Ali son yolculuğuna uğurlandı

    Londra’da katledilen Kürt genci Ali son yolculuğuna uğurlandı

    Kuzey Londra’da bıçaklanarak katledilen 17 yaşındaki Ali Baygören yüzlerce kişinin gözyaşları arasında sonsuzluğa uğurlandı.

    Londra’da geçtiğimiz hafta bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden 17 yaşındaki Kürt genci Ali Baygören için Cemevi’nde uğurlama töreni düzenlendi. Törene Baygören’in ailesinin yanı sıra Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Eşbaşkanı Dilek İncedal, BAF eski Başkanı İsrafil Erbil, Cemevi eşbaşkanı Filiz Koç, Kürt Halk Meclisi, Gik-Der ve yöresel dernek temsilcileri katıldı.

    Tören de Baygören’in ailesi ve yakınları gözyaşlarını tutamazken, anne Hatice Baygören’in ağıtları ise uğurlamaya katılanları gözyaşlarına boğdu.

    Uğurlama törenine yüzlerce kişi katılırken, burada Ali için kurulan masada mumlar yakılarak çiçekler kondu. Cenaze erkanını Dede Mehmet Yüksel yürüttü. Dede, yüksel rızalık öncesi toplumun kendi kimliğine kendi geleceğine sahip çıkması gerektiğini vurgulayarak, bu konudaki sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğine vurgu yaptı. Dede Yüksel, herkesten helallik-rızalık istedi. Alınan rızalığın ardından genç Ali’nin naaşı Chingford Mezarlığı’na götürülerek burada son yolculuğuna uğurlandı.

    Kürt genci Ali Baygören Londra’da 18 Haziran günü bıçaklanarak öldürülmüştü. Genç Ali’nin ölümü toplum da infial yaratmış ve onbinlerce kişi sokaklara inerek, “Katil devlet katil polis” sloganları ile protesto ederek Polis Merkezi’ne yürümüştü.

     

  • Kırkısraklılar Festivali’nde ‘Kürde ve Kürt diline sahip çık’ mesajı

    Kırkısraklılar Festivali’nde ‘Kürde ve Kürt diline sahip çık’ mesajı

    Londra’da Kırkısraklılar Festivali coşkuyla gerçekleşirken, sanatçılar ve konuşmacılar Kürtlerin birliğine ve kimliğine sahip çıkmaları çağrısında bulundu.

    Londra’da Kürt Alevilerden oluşan Kırkısraklılar Dayanışma Derneği tarafından Britanya Alevi Federasyonu yerleşkesinde Kırkısraklılar Kültür Sanat Festivali düzenlendi. Festivale, Kürt siyasetçi Osman Baydemir, sosyalist hareketin önemli isimlerinden Aydın Çubukçu, Yazar Özcan Öğüç, Ali Boyraz,Hatice Güden, Kürt Halk Meclisi’nin de aralarında bulunduğu demokratik kitle örgütü temsilcileri ile binlerce kişi katıldı. Alanda, yazar ve kurumların standları yer alırken, Kürecikliler tarafından YPG saflarında yaşamını yitiren gazeteci Mehmet Aksoy’un dev posteri asıldı. Gençlerin sarı, kırmızı  ve yeşil puşilerle alanda yerlerini alırken, Kürt gençlerinin ulusal kıyafetleri dikkat çekti.

    Fesitvalin açılış konuşmasını yapan Kırkısraklılar Derneği Başkanı Ali Belde, Kırkıskakın Hakikatçi Alevilik öğretisinin öncülerinden Şıx Mamo ve Ozan İbreti gibi bir çok değeri bulunduğunu belirterek, festivallerin kimlik ve kültürü geliştirme açısından önemli olduğunu ifade etti.  Açılış konuşmasını ardından ilk olarak sahneye folklor ekibi ve çocuk korosu çıktı. Ardından siyasetçi Mehmet Tüm ve Hamburg Kıskısraklılar Dayanışma Derneği Başkanı Tacim Yeşilyurt birer konuşma yaptı. DGB adına bir konuşma yapan Ahmet Sezgin, festivallerin önemine dikkat çekerek, toplumsal mücadelenin ve birliğin önemine değindi.

    SANATÇILARDAN YASAKLARA TEPKİ

    Açılış konuşmalarının ardından sanatçılar Özkan Orman, Kara Hasan ve Murat Çelik, söyledikleri Kürtçe şarkılar ve türküler seslendirdi. Sanatçı Özkan Orman, Türk devletinin Kürt sanatçıların konserlerinin yasaklanmasına tepki göstererek, “Siz inkarla yasaklamayla bizi susturacağını sananlar yanılıyorlar. Asla Kürt dilini Kürt sanatını susturamazsınız” dedi.

    GÜVEN: KÜRT DİLİNE SAHİP ÇIKALIM

    Kürt yazar Ahmet Güven ise Kürtçe yaptığı konuşmada, Kürtlere dönük asimilasyona dikkat çekerek, “Kürt halkı kendi tarihine kimliğine felsefesini öğrenmeli ve geliştirmelidir. Bizler kendi dilimizi yaşatarak kimliğimize kültürümüze sanatımıza ve değerlerimize sahip çıkabiliriz” dedi. Sosyalist mücadelenin önemli isimlerinden Aydın Çubukçu ise yaptığı konuşma da, örgütlemenin değerini bilmek gerektiğini vurgulayarak, “Yalnızca bir araya gelmek yetmiyor. Bir fikir ve amaç etrafından birleşmemiz gerekiyor” diye kaydetti.

    BAYDEMİR’DEN ULUSAL BİRLİK VURGUSU

    Kürt siyasetçi Osman Baydemir ise yaptığı konuşma da, Tottenham’da 17 yaşındaki Kürt bir gencin çeteler tarafından katledilmesini kınayarak, toplumun bu çete ve yozlaşmaya karşı birlik halinde olması gerektiğini vurguladı. Baydemir, Kürt ve Kürdistan’ın işgal ve saldırılar altında olduğuna dikkat çekerek, “Bütün dünya bilsin ki bugün Rojava Kürdistan’ın da Güney Kürdistan’ın da başarısı 40 milyon Kürdün başarısıdır. Herkes bilsin ki kim ki Kuzey Kürdistan’a düşmanlık yapıyorsa Güney’e de Rovava’ya da Rojhilat’a da düşmanlık yapıyorlar. Tüm Kürdistan güçleri dört parça Kürdistan güçleri, ulusal birliği sağlamalıdırlar. Kürdistan’ın tüm güçleri bir olsunlar birlik olsunlar Ankara değil yüz tane Ankara Güney Kürdistan’I işgal etmeye gücü yetmez. O zaman Afrin’i de işgal edemezler. Tüm Kürdistani güçler ulusal birliği esas edinmeliler. Bu ulusal birlik olursa ne Ankara ne Tahran amacına ulaşamayacaktır. Ve şuna inanın Tayyip’in sonu tıpkı Saddamın akıbeti gibi olacaktır” dedi.

    Baydemir’in konuşmasının ardından sahneye sanatçı Zeynep Baksi sahne aldı. Baksi’nin ‘Adaletin bumu dünya’ adlı şarkısına kitle hep ağızdan eşlik etti.

    PERWER: TÜRK DEVLETİ BENİM DEVLETİM DEĞİL

    Kürt sanatçı Şivan Perwer ise söylediği şarkılar ile kimi zaman hüzünlendirdi kimi zaman ise coşturdu. Perwer, Türk devletinin kendi devleti olmadığını kendi devletinin Kürt ve Kürdistan olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’de hep ‘Türk, Türk’ diyorlar. Bu ülkenin asıl sahipleri Kürtler, Ermeniler, Asuriler ve diğer halklardır çoğunlukla. Herkes yaşama hakkı var. Kimsenin Kürt halkını asimile etme hakkı yoktur. Kocaman bir halk var ve 60 milyonluk bir halka bunu yapmak ayıptır. Bu faşizane ve ırkçılıktır. Birinin dilini yasaklamak ve insanı ötekileştirmek ne demek. Tekçi bir devlet benim devletim olamaz” diye kaydetti.

     

    FOTO VE HABER: DİREN DİCLE