KÜRTÇE VURGUSU
Katılımcılar, Kürtçeye yönelik baskı ve engellemelere dikkati çekmek amacıyla Aram Tigran’ın Zimanê Kurdî şarkısını hep bir ağızdan söyledi.

KÜRTÇE VURGUSU
Katılımcılar, Kürtçeye yönelik baskı ve engellemelere dikkati çekmek amacıyla Aram Tigran’ın Zimanê Kurdî şarkısını hep bir ağızdan söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), 2000 yılında 21 Şubat tarihini “Dünya Anadil Günü” olarak ilan etti. UNESCO’nun Mart 2013’te yayımladığı Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası’na göre, dünyada konuşulan yaklaşık 7 bin dilin yüzde 40’ı, yani 2 bin 500’ü kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya. UNESCO’nun Diller Atlası’na göre, Türkiye’de ise Kürtçenin Kirmançkî (Zazaca) lehçesi dahil olmak üzere 18 dil yok oldu ya da yok olma tehlikesi ile yüz yüze.
KÜRTÇE OKUL VE KURUMLAR KAPATILDI
2015-2016 yılları arasında uygulanan sokağa çıkma yasakları ve sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) sonrası Kürtçenin gelişimi için çalışma yürüten kurumlar Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile kapatıldı. Yine, 2016’da günlük Kürtçe yayın yapan tek gazete olan Azadiya Welat, Evrensel gazetesinin Kürtçe yayın yapan dergisi Tîroj, Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (KURDÎ-DER) ve İstanbul Kürt Enstitüsü kapatıldı. Yine, Kürtçe eğitim verilen Ferzad Kemanger İlkokulu, Ali Erel İlkokulu, Ahmet Beyhan İlkokulu (Dibistana Seretayî ya Ahmet Bayhan) da kapatılan yerler arasında yerini aldı.
Lice ve Silvan’da yapımı tamamlanan okullar da eğitim hayatına daha başlamadan yıktırıldı. Bölgedeki belediyelere atanan kayyımlar eliyle de Kürtçe tabelaların yanı sıra Kürtçe sokak, cadde ve park isimleri silindi.
‘KURUMLARIN EŞYALARI GANİMET OLARAK ALINDI’
Kapatılan kurumlar arasında bulunan KURDÎ-DER’de 10 yıl boyunca hem öğretmenlik hem de yöneticilik yapan Rıfat Roni ve KHK ile kapatılan Ehmedê Xanî Akademesi Eşbaşkanı İbrahim Halil Taş, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü dolayısıyla o dönem yaşananlar ve Kürtçe üzerindeki baskıya ilişkin konuştu.
2006’da halkın yoğun talepleri doğrultusunda açtıkları KURDÎ-DER’de on binlerce öğrencinin ders gördüğünü hatırlatan Roni, “1991’de Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), 1992’de Kürt Enstitüsü açıldı. 2014 yılında Diyarbakır’da Ferzad Kemanger, Yüksekova’da Dayika Uveyş ve Cizre’de Berivan okulu büyük bir coşku ve katılım ile açıldı. Kürt halkının verdiği mücadele sonucu Kürtçe okullarda seçmeli ders olarak verilmeye başlandı. Kürtçenin gelişimin gören hükümet inkar yoluna gitti ve bir çok kurumu kapattı. Kürtçe öğreten kurumlara ceza yağdırdı. Kurumların malını ganimet ilan edip hepsini aldı ve bunları sattı” dedi.
‘ONBİNLERCE ÖĞRENCİ BOŞTA KALDI’
KURDÎ-DER bünyesinde 37 şube açtıklarını kaydeden Roni, “Türkiye metropollerinden tutun bölgenin il ve ilçelerinde verilen eğitimlerde halkın yoğun talebi vardı. Halk KURDÎ-DER’i alternatif olarak görüp çocuklarını buraya gönderiyordu. 10-20 olan sayı zamanla on binlere ulaştı. KURDÎ-DER taleplere cevap olmak için okul öncesi, ilkokul, lise ve üniversite için materyaller düzenleme hazırlığı yapıyordu. Yaptığımız bu çalışmada diğer çalışmalar gibi KHK’ye takıldı” diye konuştu. Kürtçe ders veren kurumların kapatılması ile on binlerce öğrencinin “sudan çıkmış balığa” döndüğünü kaydeden Roni, daha sonra yapılan çalışmalar ile bir toparlanma durumunun ortaya çıktığını ifade etti.
‘KÜRTÇE KONUŞTUĞU İÇİN ÖLDÜRÜLÜYORLAR’
Bir halkın var oluşunun en önemli göstergelerinden birinin dil olduğuna dikkati çeken Roni, dilini konuşamayan veya bilmeyen insanların özgür olmadığını kaydetti. Dünya Anadil Günü’nün saldırı altında olan dillerin dayanışma günü olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Roni, saldırılara karşı çıkıp, dilleri hakkettiği yere getirilmesinin ardından bu günün bayram olarak kutlanılması talebinde bulundu. Kürtçeye dönük saldırılara cezaevinde şahit olduğuna değinen Roni, “O zaman Türkçe konuş çok konuş dayatması ile insanlar işkenceden geçiliyordu. Şimdi birçok yerde insanlar Kürtçe konuştuğu için ceza alıyor. Öldürülüyor” dedi.
DARBE İLE KÜRTÇE AKADEMİNİN ALAKASI NE?
KHK ile kapatılan Ehmedê Xanî Akademesi Eşbaşkanı İbrahim Halil Taş da, akademinin 21 Şubat 2012 yılında açıldığını ve 1 Ocak 2017 yılında KHK ile kapatıldığını hatırlattı. Akademi bünyesinde Kürtçe eğitim verdiklerini belirten Taş, büyük bir coşku ile açtıkları akademinin gerekçe gösterilmeden kapısına kilit vurulduğuna işaret ederek, “Darbe bahane edilerek akademi kapatıldı. Akademi ile darbenin alakası nedir” diye sordu.
‘BASKILARIN AMACI ASİMİLASYON’
Kürtlerin yoğun olarak dile sahip çıktığı bir dönemde Kürtçe ders veren kurumların kapatıldığını söyleyen Taş, bununla da asimilasyonun amaçlandığının altını çizdi. Anadil gününün tüm dünyada yok olmak ile yüz yüze kalmış dillerin direnişine ve kendini daha da ilerlemesine şahit olacağı bir gün olması gerektiğini belirten Taş, Kürt dili için de mücadeleyi büyütme çağrısı yaptı. Kürtçeye yönelik saldırıların yoğun olduğunu ancak buna karşın geri adım atılmadığını vurgulayan Taş, Kürt Dil ve Kültür Ağı, Kürt Dil Platformu ve MED-DER gibi kurum ve kuruluşlar Kürtçenin gelişimi ve asimile edilmenin önüne geçmek için çalışma yürüttüğünü söyledi. Otoasimilasyona dikkat çeken Taş, devletlerin gözaltı, tutuklama yapabileceğini ancak insanların evine giremeyeceğini söyledi. En büyük eğitimin evde verilebileceğine dile getiren Taş, anne ve babalara çocuklarına Kürtçe eğitimi vermesi gerektiğine vurgu yaptı.

Diren Dicle
Londra’da yaşayan Kürt Kızılbaşlar tarafından tarihi ve geleneksel Sêrê Sale (Yeni yıl) kutlaması yapıldı. Xızır ile birlikte yapılan kutlama da, Aleviler de dayanışmanın ve paylaşımın önemine değinildi.
İç Toraslar’da yaşayan Kürt-Kızılbaşlar tarafından geleneksel olarak kutlanan Sêrê Sale (Yeni Yıl) etkinliği Kırkısraklılar Kongre Salonu’nda gerçekleşti. El-Com (Elbistanlılar Derneği), Kırkısraklılar ve Kürecikliler Derneği tarafından düzenlenen etkinliğe çok sayıda kişi katılırken, özellikle Hızır orucunun ertesinde yapılan etkinlik dolayısıyla lokma ve yemekler hazırlandı. Geleneksel Kürtçe manilerin okunduğu gecede, “Sere sale, bine sale, Xızır hate ve male. Xere bidin Kale” (Sene bitti sene başı geldi Hızır eve misafir geldi Dedeye bir hayır verin) denilerek yardım toplandı. Gece de ilk olarak Kırkısraklılar Halk Oyunları ekibi tarafından bir folklor gösterisi düzenledi.
XIZIR KİMDİR?
Gösterimin ardından bir konuşma yapan yazar Ali Haydar Ülger Alevilikle Xızır’ı anlatan şiirsel bir anlatımda bulundu. Xızır’ın ne olduğunu soran Ülger, “Xızır el uzatılmazsa açlıktan ölecek milyonlarca çocuk varken toklara lokma dağıtmak mıdır? Xızır evimizi açmazsak soğuktan donacak açlıktan ölecek denizler de boğulacak binlerce göçmen ve mültecimidir? İnsanlar yetiş ya imdat diye çığlık atarken acaba yatağında rahat uyumak mıdır? Yoksa ses çıkarılmazsa zulümle yaşamaya maruz kalmış insanlık mahsun ve mazlumlar yetis ya Hızır darken programlanmış etkinlikler ve faailiyet raporlarını doldurmak mıdır? Xızır gerçekten nedir? Xızır kimdir? İnsanların carına yetişecek kim? Yada kime yetişmeli nasıl yetişmeli? Yoksa basit bir program mıdır?” diye sordu.
XIZIR PAYLAŞIMIN SEMBOLÜDÜR
Xızır’ın Aleviler için kutsallık arz eden mitolojik bir figure olduğunu belirten Ülger, şunları söyledi: “Özü ve anlamı ise derin bir insani dayanışma sembolüdür. İnsancıl olmanın ve paylaşmanın inançsal temelidir. Onun adına neler mi yapılır? Saz çalınır nefesler dile gelinir. Deyişler sözlenir. Kömbeler, börekler, çörekler, tavuklar, kaburgalar ve lokmalar paylaşılır. Yakarışlar yapılır. Cem olunur. İşte tüm bunlar üzerine Yetiş Ya Hızır denilerek hakka seslenilir. Hızır umutsuzlara umuttur. Hızır haktır. Hızır yalnızların gariplerin yoldaşıdır. Merhamettir. Açlığa tokluk olandır. O kimsesizlerin kimsesidir. Sevdasıza sevda muhabbetsize muhabbettir. O gönül adıdır.”
DİL ÖLÜRSE GÖZÜMÜZ AÇIK GİDER
Ülger’in ardından söz alan yazar Ahmet Güven ise Kürtlerin dilini, kimliğini ve geleneklerini unutmaması gerektiğini söyleyerek, “Dil ölürse gözümüz açık gider. Yeni yıl Mezopotamya Alevilerin Şubat ta kutlar. Sanat ve kültürümüz ölmemeli. Kürt Alevilerin özel ve önemli bir günüdür Sersal” dedi. Güven, ardından Kürtçe mani ve öyküler ile geceye renk kattı.
KÜRTÇE SEÇMELİ DERS OLMALI
Kürecikliler Derneği Başkanı Mustafa Doğan’da dilin önemine vurgu yaparak, “Yaşadığımız topraklar da dilimiz ve kültürümüz asimile edilmeye çalışılmıştır. Birileri kendi kültürlerini dayattılar. Biz o kültürleri her ne kadar öğrendikse de kendi kültürümüzden uzaklaşmaya başladık. Yeni nesillere maalesef aktaramadık. Bugün geldiğimiz ülkeler de bize illa şu dili öğrenin diye dayatma da bulunmuyor. Bizler bir toplumsal çalışma yaratmalıyız. Bazı Avrupa ülkelerin de seçmeli Kürtçe dersler veriliyor. Biz de bunun için çalışmalara başladık ve bunu burada da gerçekleştirmeliyiz. Aileler de kendi kültürlerini dillerini koruyup geliştirmelidir” diye kaydetti.
Yapılan konuşmaların ardından lokmalar dağıtılırken, sanatçı Haydar Erdoğan yöresel ezgiler seslendirdi. Son olarak sahne alan Koma Zelal’in söylediği Kürtçe hareketli şarkılar eşliğinde katılanlar halaya durarak, Sere Sale’yi kutladı.

İngiltere’de yaşayan toplumumuzu derin bir yasa boğan Barış Küçük cinayetinde mahkeme kararını açıkladı. Old Bailey mahkemesinde yapılan dokuz günlük duruşmanın sonunda Jüri heyeti, Adam Tarık isimli katili cinayetten suçlu bulduktan sonra, mahkeme hakimi ömür boyu hapis cezası verilmesine karar verdi. Hak ettiği cezaya çarptırılan katil en az 30 yıl boyunca cezaevinde kalacak.
Kürt toplumunun yakından tanıdığı Makbule ve Bayram çiftinin tek erkek çocuğu olan 33 yaşındaki Barış Küçük, geçtiğimiz yılın 1 Haziran’ında evine yakın Seven Sisters caddesi üzerinde bıçaklı saldırıya uğramış, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen 3 Haziran günü hayata gözlerini yummuştu.
Toplumumuzu derin bir yasa boğan cinayetten bir hafta sonra Adam Tarık adlı şahıs olay yerine yakın Vale caddesi üzerindeki evinin önünde polisler tarafından gözaltına alınmıştı. 8 Haziran akşamı gözaltına alınan Adam Tarık adlı şahıs daha sonra tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Jüri önündeki yapılan yargılamanın duruşmasına kadarki tüm süreçlerde suçunu inkar eden Adam Tarık adındaki katil 3 Şubat’ta başlayan yargılamada delillerin güçlü olmasından kaynaklı suçunu itiraf etmiş, ancak öldürme maksadı taşımadığını ve Küçük’ün telefonunu almaya çalışırken arbede çıktığını ve bu sırada Küçük’ü bıçakla vurduğunu iddia etmişti.
Yargılama süresi boyunca tüm duruşmalara katılan Barış’ın ailesi ve sevdikleri mahkemenin kararını açıklamasından sonra toplu bir şekilde Highgate Mezarlığında yatan Barış’ı ziyaret etti. Ailesi adına yapılan açıklamada, ‘‘1 Haziran 2019 sabahı tüm hayatımızı sonsuza dek değiştiren o acı haberden sonra hayatlarımız karanlığa gömüldü. Mahkemenin kararı adı gibi barış ve sevgi dolu olan oğlumuzu geri getirmeyecek ancak bu cani tüm hayatını dört duvar arasında geçirmesi gerekiyordu, ve hak ettiğini buldu.’’ denildi.
Yargılama süresi boyunca tüm duruşmalara katılan Barış’ın ailesi ve sevdikleri günlerce o caninin soğuk yüzü ile karşı karşıya geldiler. Yargılama süresi boyunca Adam Tarık adlı canide hiçbir insani duygu göstergesi oluşmadı. Perşembe günü mahkemenin katile ömür boyu hapis cezası kararı vermesinden sonra, Barış’ın ailesi ve sevdikleri Highgate Mezarlığını ziyaret ettiler. Acılı aile yaptığı açıklamada, karardan duydukları memnuniyeti dile getirirken, başkalarının aynı acıları yaşamaması için topluma ve devlet yetkililerine harekete geçme çağrısı yaptılar.
Yapılan açıklamada şunlar denildi; ‘‘1 Haziran 2019’da değerli canımız Barış Küçük’ü bizden sonsuza dek aldılar. O gün aldığımız kara haber hayatlarımızı bir ömür boyu değiştirdi, Karanlık bir örtü tüm yaşamımızı esir aldı. Bizler de Barış’ın mezarını örten aynı toprak ile örtülmüş gibi hissediyoruz.
Her zaman adı gibi yaşadı, sevgisi hep karşılıksızdı, yüreği iyilik ve sevgi ile dolu, çalışkan ve samimi bir gençti. Kim olursa olsun insanlara yardım etmekten çekinmeyen nazik ve dürüstlüğüyle hafızalarımıza kazındı. Barış sevilen bir oğul, bir kardeş, bir amca, bir arkadaş ve bir insandı.
Barış’ın ölümüyle sadece ailemiz değil, tüm Kürt toplumu ve dostlarımız acıya boğuldu. Binlerce kişi hastanede ve Kürt Toplum Merkezinde acımızı paylaştılar. Bizler Barış’ın ailesi olarak başka ailelerin aynı acıyı yaşamasını istemiyoruz. Artık yeter diyoruz. Bıçaklı suçlara karşı etkin önlemler alma ve sokaklarımızı güvenli kılma zamanıdır.
Bizler Barış’ın ailesi olarak bu zor süreçte bizimle olan tüm dostlara teşekkür ediyoruz, umarız bu toplumumuzun yaşadığı son acı olur.’’
Neler olmuştu?
Otuz üç yaşındaki genç Barış Küçük, 1 Haziran 2019 Cumartesi günü sabah saat 2:30 civarında evine yakın Seven Sisters caddesi üzerinde bıçaklı saldırıya uğradı. Olaydan kısa bir süre sonra çevredekilerin haber vermesi üzerine havadan ve karadan ambulanslar olay yerine intikal etmiş ve olay yerinde yapılan ilk müdahaleden sonra Barış, Doğu Londra’da bulunan Royal London hastanesine kaldırılmış ve ameliyata alınmıştı. Sol bacak dizinin arkasından ağır bıçak darbesi alan Barış, üç gün boyunca yoğun bakımda kalmış ve aldığı bıçak darbesinin ağırlığından kaynaklı yaşadığı yoğun kan kaybı ile ortaya çıkan çoklu organ yetmezliğinden 3 Haziran Pazartesi günü hayata gözlerini yummuştu.
Barış Küçük için Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde taziye kurulmuş ve binlerce kişi aileye başsağlığı dilemek için merkeze akın etmişti. Barış’ın hayatını kaybetmesinden hemen sonra Britanya Demokratik Güçbirliği çağrısıyla Türkiyeli ve Kürdistanlı binlerce kişi Haringey’de bir protesto yürüyüşü gerçekleştirmişti. Barış, 27 Haziran günü Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan cenaze töreninden sonra binlerce kişinin katılımıyla Highgate Mezarlığında, Eylül 2017’de Rakka’da şehit düşen arkadaşı Mehmet Aksoy’un yanına defnedilmişti.
Katil bir hafta sonra gözaltına alındı
Yaşanan olaydan bir hafta sonra, olay yerine yakın Vale Road üzerinde bulunan adreste 1994 doğumlu Adam Tarık adlı bir şahıs cinayet zanlısı olarak polisler tarafından gözaltına alındı. Öncesi Suriyeli olduğunu söyleyen şahsın daha sonra sahte kimlik kullandığı ve aslen Cezayirli olduğu ortaya çıkmıştı. Caninin daha önceden işlediği farklı suçlardan arandığı ve hayatını kapkaççılık ve soygun yaparak geçirdiği ve eroin bağımlısı olduğu açıklanmıştı.
Geçtiğimiz yılın Aralık ayında başlayan duruşmalarda Adam Tarık adlı cani suçunu inkar etmiş ve suçsuz olduğunu ifade etmişti. Devletin verdiği ilk avukatı kabul etmeyen cani daha sonra dosyaya atanan yeni bir hukuk firması ile devam etmişti. Delillerin fazla olması, güvenlik kameraları görüntüleri ve şahitlerin beyanlarından caninin teşhis edilmesinden kaynaklı suçunu itiraf etmek zorunda kalmıştı. 12 kişilik jüri heyeti 3 Şubat’ta başlayan duruşmalar 9 gün sürdü. Yapılan son savunmalardan sonra jüri heyeti ortak bir karar ile Adam Tarik’ı cinayetten suçlu buldu. 13 Şubat günü ise mahkeme Adam Tarık adlı caniyi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Cani en az 30 yıl boyunca cezaevinde kalacak.

Britanya’nın başkenti Londra’da bir araya gelen yüzlerce kişi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası 15 Şubat komplosunu 21’inci yıldönümünde yürüyüş ve mitingle protesto etti.
Kürt Halk Meclisi öncülüğünde Londra BBC binası önünde bir araya gelen yüzlerce kişi, “Öcalan’a özgürlük Kürdistan’a statü” pankartı ve dev bir Öcalan posteri ile YPG ,YPJ, PYD ve PJAK flamaları taşıdı. Sık sık, “Kahrolsun 15 Şubat komplosu”, “Biji serok Apo”, “lovely Öcalan”, “Dün Mandela bugün Öcalan” sloganların atıldığı eylem de, ilk olarak Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi tarafından bir açıklama yapıldı. Uluslararası komplonun kapitalist modernite güçleri eliyle gerçekleştirildiği ifade edilen açıklamada, “Uluslararası hukuk hiçe sayılarak, ve işgalci güçler Sayın Öcalan’ı bir komplo ile Türk devletine teslim etmiştir. Öcalan eşitlik ve özgürlük mücadelesini İmralı adasında büyük bir direniş ile geliştirerek, bugün Ortadoğu halklarına demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve ekolojik bir toplum paradigmasını sunmuştur. Ortadoğu’da bugün Öcalan’ın düşünceleri ile beslenen güçler barbarlara karşı savaşıyor ve barışı inşa ediyorlar. Öcalan’ın özgürlüğü aynı zamanda Ortadoğu’nun barış ve özgürlüğü demektir” denildi.
‘GÜNEŞİMİZİ KARARTAMAZSINIZ’
Kürt Halk Meclisi’nden Ahmet Müslüm ise, Öcalan’ın fiziki olarak tutsak edildiğini söyleyerek, “Doğrudur Önder Apo’yu zindana koydular. Bizi fiziken ondan uzak tuttular. Ancak onurlu ve şerefli Kürt halkı Önder Apo’nun düşünceleri ile 4 parça Kürdistan’da barış ve demokrasiyi inşa ediyorlar. Bu açıdan onu fiziki olarak zindan da tutabilirler ama fikirleri ve amaçlarını asla teslim alamadılar. Bugün önderliğin Demokratik Konfederalizm Projesi Ortadoğu’yu aydınlatıyor Bir kez daha ifade ediyoruz, Güneşimizi karartamazsınız” diye kaydetti. Kürt Halk Meclisi Şehit Aileleri Komisyonu Sözcüsü Ali Poyraz ise tıpkı 21 yıl önceki gibi Kürt halkı ve dostlarının komploya karşı sokaklara çıktığını belirterek, “Halklar asla komployu kabul etmeyecek. Kürtler ve ezilen tüm halklar bu uluslararası komployu lanetliyor ve kınıyoruz. Özgür irade özgür direniş asla tutsak edilemeyecek. Bizler bir kez daha İmralı direnişini selamlıyoruz” diye kaydetti.
Yapılan konuşmaların ardından kitle kortej halinde yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca “Öcalan” sloganını haykıran kitleye çevreden de yoğun ilgi gösterildi. Trafalgar Meydanı’nda sona eren yürüyüşün ardından Özgürlük Halayı çekildi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da devletlerarası operasyon sonucu Türkiye’ye getirilişinin üzerinden 21 yıl geçti. ABD, İngiltere ve İsrail’in başını çektiği bu komploda birçok ülke rol aldı. Kürtlerin “kara gün” olarak tanımlandığı 15 Şubat, o günden bugüne yaşananlarla Ortadoğu’nun yeniden dizaynında bir dönüm noktası oldu.
Ortadoğu’nun zenginliklerine göz diken emperyalist dünya güçlerine uyum sağlamadığı için komploya maruz kaldığını vurgulayan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 21 yıldır tutulduğu İmralı’da bu güçlerin oyununu bozup, halkların tarihsel ve toplumsal gerçekliğine uygun onurlu bir barış ve demokratik çözümde ısrarcı oldu.

İngiltere geneline yoğun yağış ve sert rüzgârlar getiren Ciara fırtınası nedeniyle birçok havayolu şirketi uçuşları iptal etti, erteledi, vapur seferleri durduruldu ve bazı spor etkinlikleri de başka bir tarihe alındı.
Rüzgar şiddetinin saatte 90 mili (144 km) bulduğu İngiltere’de turuncu alarm ilan edildi. Ülke genelinde 200’den fazla yerde sel uyarısı yapıldı.
Londra Heathrow Havalimanı, ortak havayolu şirketleriyle birlikte aldığı kararla kısıtlı uçuş programı uygulamaya başladı.
British Airways Heathrow, Gatwick ve London City havaalanlarından kalkan bazı uçuşları iptal etti. Virgin Atlantic internet sitesinde iptal edilen uçuşların listesini paylaştı.
İngiltere’deki demiryollarının çoğunu yöneten Network Rail şirketi Pazar günü seferlere saatte 50 mil (80 km) hız sınırı koydu ve yolculara mecbur olmadıkça trenle seyahat etmemeleri uyarısında bulundu.
Kuvvetli rüzgâr nedeniyle İngiltere’nin Dover limanından kalkan tüm vapur seferleri de askıya alındı.
Ciara, Belçika ve Hollanda’yı da etkisi altına aldı.
Almanya Bundesliga, İngiltere Premier Lig, Hollanda Eredivisie, Belçika 1. Lig A ve Belçika 1. Lig B’de Pazar günü oynanacak 10 maç fırtına nedeniyle ertelendi.
Hollanda’da Ciara nedeniyle yerel saatle 16.00 ile gece 00.00 arasında turuncu alarm verildi.
Brüksel’de de onlarca uçuş fırtına nedeniyle iptal edildi.