Category: İngiltere

İngiltere Haberleri

  • Londra’da ‘kimyasal saldırılar’ protesto edildi

    Londra’da ‘kimyasal saldırılar’ protesto edildi

    Londra Kürt Halk Meclisi üyeleri Londra Parlamentou önünde bir araya gelerek, Türk devletinin gerilla alanlarına yönelik kimyasal silah saldırılarını protesto etti.

    Kürt Halk Meclisi ve Kürt Kadın İnisiyatifi üyesi bir grup  Britanya Parlamentosu önünde bir araya gelerek protesto eylemi gerçekleştirdi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posterleri ile Türk devletinin gerilla alanlarına dönük kimyasal saldırılarını protesto eden pankart ve dövizler taşıyan grup, İngiltere’nin Türk devletinr silah satışından vazgeçmesi istendi.

    Sık sık, ‘Terörist devlet”, “Terörist Erdoğan” sloganlarının atıldığı eylemde Türk devletinin insanlık suçu işlediği vurgulandı.

    Eylemde birer konuşma yapan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Elif Xeyal, faşist türk ordusunun hiç bir savaş kuralı tanımadan kimyasal silahlarla gerillaya karşı saldırılar

    düzenlediğine dikkat çekti. Xeyal, İngiltere’nin Türk devletine silah satarak ve bu duruma sessiz kalarak bu suça ortak olduğunu ifade etti.

    Kürt halkının özgürlük iradesinin kırılması için bu ahlaksız, insanlık dışı saldırılar görmezden

    gelindiğinin altını çizen Xeyal, Kapitalist

    Kürt halkı, demokrasi güçleri, halklar ve özgürlük güçlerinin, kimyasal silah kullanımına karşı sessiz kalmaması gerektiğini aktardı.

    Eylemde İşçi Partisi Milletvekilleri Chris Stephens ve  Lloyd Russel birer konuşma yaparak Türk devletinin savaş ve insanlık suçu işlediğine dikkat çekti.

    Eylem alkış ve sloganlarla sona erdi.


     

  • Kürt gençlerden coşkulu ‘Halay Gecesi’

    Londra Kürt Gençlik İnisiyatifi’nce düzenlenen Halay Gecesi’nde gençler direniş şarkıları eşliğinde halaya durdu.

    Londra Kürt Gençlik İnisiyatifi, kültür etkinlikleri kapsamında Haringey KCC binasında ‘halay gecesi’ düzenledi. Salona, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan flamaları, YPG, YPJ bayrakları asılırken, 1 Kasım Dünya Kobane Günü’nü selamlayan pankart asıldı. Devrim şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan gece de yapılan konuşmalar da, asimilasyona, kimliksizliğe ve kültürel yozlaşmaya karşı mücadelenin yükseltileceği vurgulandı. Gençliğin, faşizme ve işgalcilere karşı direniş halinde olduğunu ifade edilirken, tüm alanlar da radikal demokrasinin inşa edileceği vurgulandı.

    Yöresel yemeklerin sunulduğu etkinliğe katılanlar, davul zurna eşliğinde halaya duruldu. Gecede sahne alan Zeynel Ali Bingöl ise söylediği direniş şarkıları ile geceye katılanları coşturdu.

     

     

  • Dede Dereli ‘rızalık isteği’nde bulundu

    Dede Dereli ‘rızalık isteği’nde bulundu

    BAİK Başkanı Dede Ali Dereli’nin görevinden  tamamen ayrılmak için istediği ‘rızalık isteği’ kabul edilmedi. Ancak Dede Dereli’nin sağlık sorunları için bir dönem görevden ayrılması için ‘rızalık’ gösterildi.

    Britanya Alevi İnanç Kurumu (BAİK) Başkanı Ali Dereli, bir süredir yöresel dernekler ile yaşanan tartışmalarla ilgili Wood Green Cemevinde bir toplantı düzenledi. Dede Dereli’nin görevinden ayrılmak için ‘rızalık’ almak istediği toplantıya, çok sayıda kişi katıldı.  Yapılan toplantı divanın da Dede Dereli’nin yanı sıra Cemevi eşit başkanları Filiz Koç, İbrahim Has ile Croydon Cemevi Başkanı Mahmut Aydoğan yer aldı. Toplantıya ayrıca Cemevi eski yöneticileri ile bazı iş adamları da katıldı.

    İAKM Başkanı İbrahim Has, Aleviliğe yakışır bir muhabbet gerçekleşmesini isteyerek, yaşanan sorunun yol, Alevilik yada Cemevi ile ilgili bir sorun olmadığının altını çizdi. Hiçbir baskı ve dayatmayı kabul etmediklerini ifade eden Has, kendilerine verilen güvenin sonuna kadar arkasında olacaklarını kaydetti.

    -Toplantında konuşan Dede Ali Dereli, dünyadaki ve İngiltere’deki Alevi örgütlülüğü açısından BAİK’in çok önemli bir kurum olduğunu söyledi. Dereli, sorunu bu kadar geniş bir platforma getirme nedeninin sorunun bir yol, bir Alevi inanç sorunu olmadığını aktardı. Dereli, son dönemlerde yaşanılanları toplumsal bir sorun olarak niteleyerek, asıl sorunun toplumun ‘güvenlik’ sorunu olduğunu da ifade etti. Bir sorun varsa Avrupa Alevi İnanç Kurulu’na götürülüp tartışılması gerektiğini söyleyen Dede Dereli, yöresel derneklerin bildirisi ile başlayan süreci ise “Ortada bir kimlik ve emek var. Bu emeğe karşı bir tepki oluşacağını düşünemiyorlar mı? Sorun bizim toplumun içerisinde bir bomba yaratıp bombayı parçalamak. Ali Dereli ismi üzerinden bu toplum ayrıştırılmak isteniyor” diye değerlendirdi.

    Sorunların hasır altı edilemeyeceğini söyleyen Dereli, bir komisyonun kurulması ve tüm yaşanılanların araştırılarak açıklığa kavuşturulması gerektiğini kaydetti. Cemevi’nin 3 Ekim tarihinde yapılan Genel Kurul’un çok sakin ve olgun geçtiğini aktaran Dereli, Genel Kurul’da yaptığı ‘Yol çizgisine sahip çıkın’, ‘Çocuklarımızın rızkına el uzatanlara izin vermeyiz’ şeklindeki konuşmaları ile başlayan bir sürecin geliştiğini söyledi.

    Yöresel derneklerin bildirisi ile hedef tahtasına oturtulduğunu iddia eden Dereli, yöresel dernekler ile yapılması kararlaştırılan toplantıya düğün ve tv programı nedeniyle katılmadığı için kendisi ve yakını İsmail Bulut’u hedef alan bir bildiri yayınlandığını belirtti.

    Sosyal medya üzerinden hakaretlere maruz kaldığını ve hedef gösterildiğini söyleyen Dereli, şu iddialar da bulundu: “Biz kendi kurumumuz da sorunu çözdük. Karşılıklı özür diledik. Benim bir dede kimliğim var. Ben kimseye sırtımı dönemem. Ben bu toplumu bir arada tutmak için bütün varlığımla Alevi kimliği taşıyan herkesi bu çatı altında tutmaya mecburum. Toplantıya gidemem ardından yöresel derneklerin sosyal medyada bir bildiri yayınladılar. Bütün çaba ve girişimlere rağmen bildiri sosyal medyadan çekilmedi. Olaylar zıvanadan çıktı. Uluslararası bir trol grubu harekete geçti. Hakaretler edildi bana. Bunun toplumsal bir bütünlükle bir alakası yoktur.”

    Ardından söz alan Croydon Cemevi Başkanı Mahmut Aydoğan, Alevilik’te bir istifa müessesi olmadığını belirtti. Aydoğan, Alevi inancında göreve gelirken ‘Rızalık’ ile gelindiğini ve ‘Rızalık’ ile gidildiğini söyleyerek, Dede Dereli’nin ‘Rızalık isteği’ni sundu.

    Dede Dereli, yaşanan bu olaylar ile ilgili bir komisyonun kurulması ve bazı kişilerin araştırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Hizmet yürütemez hale geldiğini ve psikolojik olarak yıprandığını söyleyen Dede Dereli, BAİK Başkanlığı görevini bırakarak bir süre dinlenmek istediği için katılımcılardan ‘rızalık’ isteğinde bulundu. Dede Dereli’nin bu talebi karşısında yoğun tartışmalar yaşandı. Yapılan tartışmalar da kurumsal sorunlar, yöresel dernekler, Alevi Federasyonu’nun tutumu gibi bir çok konu ön plana çıktı.

    Toplantının son kısmında Dede Dereli’nin BAİK Başkanlık görevinin bırakmak için istediği ‘rızalık isteği’ ise genel olarak kabul görmedi. Divan, BAİK üyelerinin de Dede Dereli’nin görevini bırakma isteğine ‘rıza’ göstermediğini açıkladı. Bunun üzerine Dede Dereli’nin bir süre dinlenmesi ve sağlığı ile ilgilenmesi için geçici bir ‘rızalık’ verildi.

    Üyelerinin çoğunluğu Alevi toplumundan olan yöre derneklerinden  Alxaslılar, Kırkısraklılar, Tilkililer, Kürecikliler, Nurhaklılar, Yaylacıklılar, Elbistanlılar (El-com) ve Göksunlular Kültür ve Dayanışma Dernekleri 20 Ekim günü bir açıklama yaparak BAİK başkanı Ali Dereli ve BAİK üyesi İsmail Bulut’a istifa çağrısında bulunmuştu. Yöresel dernekler Dede Dereli’yi toplumu ayrıştırdığını iddia ederek, ”Kurumlarımızın aldığı bu karar karşılık bulmadığı taktirde Ali Dereli dede başta olmak üzere bu iki üyenin yapacağı hiç bir erkana ve hizmete katılmayacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz”  denmişti.

    HABER: DİREN DİCLE

     

     

     

  • İngiltere’de süpermarket raflarının bazen boş kalmasının sebepleri neler?

    İngiltere’de süpermarket raflarının bazen boş kalmasının sebepleri neler?

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara AKM Millet Bahçesi Açılış Töreni’nde, “Avrupa’ya bakalım. İngiltere’de, Amerika’da raflar boş. Elhamdülillah bizde bolluk, bereket yoluna devam ediyor. Fakat nankörlere ne anlatırsan anlat, anlamazlar” dedi.

    Erdoğan’ın dile getirdiği gibi İngiltere’de son aylarda dönem dönem süpermarket raflarının boş kaldığı görülüyor.

    Bunun arkasında Brexit, koronavirüs pandemisi ile ortaya çıkan tedarik zincirinde yaşanan sıkıntılar, TIR ve kamyon şoförü açığı gibi nedenler var.

    İngiltere, gıda ihtiyacının neredeyse yarısını ithal ediyor.

    Taze sebze ve meyvelerin ise yüzde 84’ü ithal edilmekte.

    İngiltere, ithalat açısından başta İspanya ve İtalya olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ülkelerine bağımlı.

    Tedarik zinciri ve lojistik alanında görülen teknolojik gelişmelere rağmen pandemi döneminde yaşanan sıkıntılar ve Brexit ile istihdamda ortaya çıkan kayıp, geçen bir yıl içinde İngiltere’nin gıda sistemine zarar verdi.

    Pandemiyle beraber ürünlerin yer değişimi daha yavaş gerçekleşmeye başladı.

    Brexit de gümrük süreçlerinin uzamasına ve bürokrasinin artmasına yol açtı.

    Kimi ürünlerde çeşitlilik azaltıldı

    Bazı süpermarketler, ürünlerin temininin sorunsuz gerçekleştirilebilmesi için makarna, çay ve kahve gibi kimi ürünlerde çeşitliliği azaltma yoluna gitti.

    Kâr marjı yüksek olmayan su ve maden suyu gibi kimi ürünlerin tedarikine öncelik verilmediği için rafların boş kaldığı görüldü.

    Sainsbury’s, Asda ve Tesco gibi süpermarket zincirleri ise bazı bölümlerini kapatarak masraftan kısmaya çalışıyor.

    Online alışverişin yükselmesiyle beraber televizyon, CD, su ısıtıcısı gibi cihazların olduğu raflar da eskisi gibi doldurulmuyor, bu ürünler depoda tutuluyor.

    İngiltere’nin en büyük süpermarket zinciri olan Tesco ise gıda israfını azaltma hedefleri kapsamında raflara daha az sayıda ürün yerleştirmekte.

    Bütün bunlar süpermarket raflarının eskisine kıyasla daha boş kalmasına sebep oluyor.

    Kimi raflara karton maketler yerleştirildi

    Geçtiğimiz aylarda kimi süpermarket raflarının boş kalmaması için ürünlerin yerine karton maketlerin koyulduğu görüldü.

    Gıda sektörü temsilcileri ise gıda tedarikinde önümüzdeki dönemde sıkıntıların artabileceği uyarısında bulunuyor.

    İngiltere Et Üreticileri Birliği (BMPA) yaz aylarında yaptığı açıklamada istihdamda yaşanan kayıpların üretimde sıkıntılara yol açabileceğini kaydetmişti.

    Kuruma göre kimi üretim yerlerinde yüzde 10 ve yüzde 16 arasında istihdam eksikliği var.

    Enflasyon yükseliyor

    Diğer yandan yükselen gıda fiyatları da başka bir tehlike arz ediyor.

    Ağustos ayı enflasyon verisi yüzde 3,1 ile son dokuz yılın en büyük yükselişini kaydetti.

    Eylül ayında ise süpermarket fiyatlarının yüzde 1,3 yükseldiği görüldü.

    Pandemi ve Brexit ile maliyetlerin artması, Nestlé, Procter & Gamble ve Unilever gibi şirketlerin fiyatlarını artıracaklarını açıklamasına yol açtı.

    Tedarik zincirinde sıkıntıların devam etmesi takdirinde gıda fiyatlarının daha da yükselmesi bekleniyor.

    İngiltere’nin Gıda ve İçecek Federasyonu Başkanı Ian Wright, tedarik zincirindeki yapısal sorunlara ve istihdamda yaşanan kayıplara dikkati çekerek süpermarketlerdeki raf sorununun büyüyebileceğine işaret ediyor.

    Wright, “İngiltere’de alışverişe çıkanlar istedikleri bütün ürünlerin raflarda ve restoranlarda bulunmasına alışmış olabilir, ancak artık bu bitti ve bir daha geri gelmeyecek” yorumunda bulundu.

    Gıdaya erişimde sıkıntı yaşanmayacağını düşünen Wright, belli başlı kimi ürünlerin lojistiğinde eksiklik meydana geleceği için rafların boş kalacağını düşünüyor.

    Temel gıdalara erişime ulaşamayanların oranı arttı

    Ülkenin resmi istatistik kurumunun verilerine göre eylül ayının son iki haftasında Londra’da yaşayanların yüzde 12’si süpermarketlerde temel ihtiyaçlarının tamamına erişemedi.

    Diğer yandan pandemiyle beraber temel gıda ürünlerine erişimde sıkıntı yaşayan kişilerin sayısı da yükseldi.

    2019-2020 yılları arasında 5 milyon kişinin gıda yoksulluğu içinde yaşadığı tespit edilmişti.

    2020’de bu rakam toplam nüfusun yüzde 8’ine denk geliyordu.

    Gıda Vakfı’na (The Food Foundation) göre ise 2021’in başında gıdaya erişimde yaşanan sıkıntı nüfusun yüzde 9’una kadar çıktı.

    Gıdaya erişimin sağlanması konusunda çalışan bir STK olan The Trussell Trust, son beş yılda gıda bankalarının kullanımının yüzde 123 arttığını belirtti.

    KAYNAK: BBCTÜRKÇE

  • Dünyaca ünlü sanatçı Martínez: Kürt kadının mücadelesi ilham kaynağı

    Dünyaca ünlü sanatçı Martínez: Kürt kadının mücadelesi ilham kaynağı

    La Casa De Papel dizisiyle birlikte tüm dünyada tanınan Basklı sanatçı Itziar Ituño Martínez, “Kürt kadınının mücadelesi benim ülkemde hem bir ilham kaynağı olarak görülüyor, hem de Kürt kadınına kahraman gözüyle bakılıyor” dedi.
    Yeni Yaşam gazetesinden Gülcan Dereli, son zamanların sevilen internet dizilerinden biri olan La Casa De Papel’de Lizbon karakteriyle herkes tarafından tanınan sanatçı Itziar Ituño Martínez ile bir söyleşi yaptı. Metin Yeğin’in farklı zamanlarda kesişen hikayelerin anlatıldığı Grev filmi dolayısıyla İstanbul’a gelen Itziar, projelerinin yanı sıra ülkesindeki kadınların Kürt kadınından etkilendiğini de anlattı.
    “Kürt kadınının mücadelesi benim ülkemde hem bir ilham kaynağı olarak görülüyor hem de Kürt kadınlarına kahraman gözüyle bakılıyor” diyen Itziar, Kürt kadınının cesaretinden bahsederek, “Tüylerimizi diken diken eden bir şey bu. Kürt kadınlarının mücadelesini de yakından takip ediyoruz” dedi.
    ANADİLDE ÜRETİM 
    Anadili Baskça’yı öğrenme serüveni ile konuşmasına başlayan Itziar, insanların “az konuşulan diller” in fazdasız olduğu yönündeki yaklaşımlarını eleştirerek, “Sanki daha çok konuşulan, daha yaygın ve emperyalizmin kullandığı dilleri öğrenirseniz sizin hayatınıza daha fazla kapı açacağını ya da daha fazla işe yarayacağını düşünüyorlar. Benim hikayemde, benim durumumda tam tersi oldu. Hatta benim en meşhur olduğum zaman tamamen Bask dilinde yapılmış bir filmle oldu. Bu filmin ismi Loreak, (Çiçekler) Oscar adaylığına kadar giden bir başarısı oldu bu filmin” dedi.
    BASKI, KENDİ İÇİNDE ANTİKOR ÜRETİYOR 
    Kendi ülkesinde baskılar nedeniyle Baskça’nın artık az konuşulduğuna değinen Itziar, baskıların insanların kendine ait olana sahip çıkma bilincine dönüştüğünü söyledi. Itziar, bu durumu şöyle açıkladı: “Franco döneminde neredeyse 40 yıl süren bir baskıdan bahsediyoruz. Hem dil ile ilgili, hem de etnik kimliğinizle ilgili pek çok kültürel formun baskılandığı, zulme uğradığı bir tarihi süreçten bahsediyoruz. Ben şuna inanıyorum: Bir yerde bir baskı olduğunda, zulüm olduğunda diktatörlük gibi, aynı zamanda bu baskı kendi içerisinde antikorlarını da üretiyor. Yani öfkeleniyorsunuz ve o öfkeyle size ait olana bir yerden sonra daha da sıkı sarılıyorsunuz. Ve bu bahsettiğim durumla insanların yani halkın daha da sıkı bir şekilde bir araya gelmesine, daha da kenetlenmesine sebebiyet verebiliyor. Bask Ülkesi örneğinde şöyle bir şey oldu: İnsanlar bir araya gelerek küçük merkezler, okullar kurdular. Buralarda hem dil ile ilgili hem de çeşitli kültürel anlamda eğitimler aldılar. Bunların içinde temel dersler de vardı, matematik gibi. Bunlar resmi okullar değildi, yasal değildi, kaçak olarak yapılıyordu. Ve bir şekilde insanlar kendilerine ait olanı sahiplenmek için, güçlendirmek için bir araya geldiler. Bu merkezlerde bütün dersler Baskça dilindeydi. Şarkılar aracılığıyla, danslar aracılığıyla öğreniyorlardı. Buradaki en önemli şey çocuklar çünkü onlar aracılığı ile geleceğe aktarılıyor bir şeyler ve bunun kesintiye uğramaması çok önemli. Çocuklarla kendi anadilleriyle konuşmak gerekiyor.”
    Yer aldığı projelerden söz eden Itziar, La Casa De Papel’in bir isyan dizisi olduğunu belirterek, “Sisteme karşı olan bir isyan hikayesi, bence bu yüzden çok ilgi gördü. Hırsız olandan bir şeyleri çalmanın hikayesi. Hırsıza hırsızlık yapmanın hikayesi. İçerisinde hem aşk var, hem de mizah var. Ve tabii aksiyon, eylem de var. Çok iyi bir karışım” şeklinde konuştu.
    İLHAM VEREN KÜRT KADINI 
    Rojava için de bir video çeken Itziar, Rojava’da savaşan Kürt kadınına ilişkin, “Kürt kadınlarının mücadelesi benim ülkemde hem bir ilham kaynağı olarak görülüyor hem de Kürt kadınlarına kahraman gözüyle bakılıyor. Kendilerini kurşunların önüne atan kişiler olarak bakılıyor. Tüylerimizi diken diken eden bir şey bu. Kürt kadınlarının mücadelesini de yakından takip ediyoruz” ifadesinde bulundu.
    GREV: KADIN İŞÇİLERİN DİRENİŞİ 
    Yeni projesi Grev filmi hakkında da bilgi veren Itziar, “Filmde, benim oynadığım karakterin adı Casilda. İspanyol İç Savaşı sırasında mücadele eden bir militan kadın. Bir günlük buluyor bu kadın. Ve bu günlük aracılığıyla 1920 yılında Bursa’daki kadın işçilerin grevine giden Ermeni kadın işçisi gözünden okuyoruz, öğreniyoruz. Bu hikayelerin biri Bask Ülkesi’nde iç savaş sırasında, biri de 1910 yılında Türkiye’de iki farklı zamana ve mekana ait hikayenin bir araya geliyor olması oldukça etkileyici ve ilgi çekici. Sonuçta ikisini de birleştiren aynı şey. Kadınların mücadelesi” diye belirtti.
  • Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 1 Kasım Dünya Kobanê Günü kutlaması

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi’nden 1 Kasım Dünya Kobanê Günü kutlaması

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından 1 Kasım Dünya Kobanê Günü dolayısıyla farklı halklardan kadın aktivistler ve dostlar ile panel ve kültürel etkinlikler düzenlenecek.

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi’nin, 1 Kasım tarihinde “Kobanê ve Kadın Direnişi” konulu bir panel ile başlayacağı etkinlikte Londra Kürdistan Dayanışma Ağı’ndan Iida Käyhkö, Kürdistan’a Barış Kampanyası’ndan Melanie Gingell, Kongra Star temsilcisi Rohash Shexo,

    Britanya’daki Latin Amerika diasporasının Feminist Meclisi ve Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi’nden konuşmacılar yer alacak.

    Kürtçe şarkılar ile sanatçı Suna Alan’ın sahne alacağı etkinlikte, SOAS Üniversitesi müzik öğrencilerinin oluşturduğu SOAS Ceilidh Band da Britanya Adaları ve İrlanda’nın geleneksel dans müziği ve Ceilidh dansları ile etkinlikte yer alacak.

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi’nden yapılan çağrıda ‘’1 Kasım Dünya Kobanê Günü vesilesiyle Kürt Kadın İnisiyatifi olarak dostlarımızı 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü birlikte kutlamaya davet ediyoruz. Bizi birleştiren ve küresel olarak hareket ettiren ve çeşitliliğimizdeki ortak ittifakı güçlendiren mücadeleleri ve hedefleri birlikte vurgulayalım’’dendi.

     

    Britanya Kürt Kadın İnisiyatifi tarafından düzenlenen 1 Kasım Dünya Kobanê Günü etkinliği 1 Kasım Pazartesi akşamı saat 18:00’da Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Harringay Ladder, London N4 1HU adresinde gerçekleşecek.

  • Kürt gençlerden 30 Ekim akşamı ‘Halay gecesi’

    Londra Kürt Gençlik İnisiyatifi, kültür etkinlikleri kapsamında 30 Ekim akşamı Haringey KCC binasında ‘halay gecesi’ düzenleyecek.

    Kürt Gençlik İnisayitifi,asimilasyona, kimliksizliğe ve kültürel yozlaşmaya karşı kültürel ve sanat çalışmalarının önemine vurgu yaptı.Gençlik İnisiyatifi, gençliğin kültür, sanat,edebiyat, spor ve müzik gibi bir çok yaşam alanında öz değerlerine sahip çıkarak, yozlaştırma politikalarına karşı durması gerektiğini belirtti.

    İnisiyatif bu kapsamda 30 Ekim akşamı saat:18:30’da düzenleyecekleri Halay Gecesi’ne tüm gençlik kesimleri ile Kürt halkı ve dostlarını davet etti.

    Etkinlik kapsamında yöresel yemekler, müzik ve 1 Kasım Kobane Günü kutlaması yapılacak.