Tag: Affiliate

  • Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş, Londra ziyaretinde gazetemize gündemi değerlendirerek çok önemli açıklamalarda bulundu.

    Erem Kansoy-Yeni Özgür Politika-TelgrafNews

    Kansoy: Sürekli sizinde dillendirdiğniz bir mesele var; darbenin siyasi ayağı. Bu konuda neler söylemek istersiniz

    Demirtaş: “Türkiye’deki darbe sonrası gelişmeler ve darbe sırasındaki gelişmeler dünyanın en tuhaf darbe girişimi olarak algılayabileceğimiz bir süreci bize yaşattı.  Hiç bir şekilde sanki siyasi ayağı olmayan bir darbe girişimi Türkiyede yaşandı, oysa bliyoruz ki her darbenin arkasında siyasi bir güç vardır. Mutlaka Türkiye içerisinde destek aldıkları ciddi siyasi klikler ve kesimler vardır. Ama AKP buna dönük hiçbirşey söylemiyor çünkü bu siyasi klik yani darbeyi destekleyen siyasi kliğin önemli bir bölümü AKPnin içinde ve Erdoğan AKP grubunun ve partisinin dağılmaması için şimdilik bu kısmına dokunmuyor. Yani öğretmenlere sıradan insanlara acımasızca davranan AKP kendi içindeki bakan millet vekili düzeyinde AKP kurucusu düzeyinde belkide darbeye destek vermiş veya darbeden haberdar olan kesimlere dokunmuyor, bu çok iki yüzlü bir tutumdur ve biz zorluyoruz darbenin siyasi boyutunun mutlaka açıklanması ve sorgulanması lazım, AKP sürekli bunun üstünü kapatmaya çalışıyor. Bundan da anlıyoruz ki aslından AKP çok ciddi bir iç krizle karşı karşıya ve bu kriz en yakın zamanda bir patlak verecektir.”

    img_9186
    Selahattin Demirtaş

    Kansoy: Süleyman Soylu “Kürdistan’daki AKP’lileri silahlandıracağız” açıklamasını yaptı. Yine ayni şekilde korucuların zorla hüda par üyesi yapıldığı bilgileri de geliyor. Ne yapılmak isteniyor, siz bu konuda neler yapacaksınız

    Demirtaş: “AKP öncelikle ne orduya nede polise yeterince güvenmediği için sivil bir paramiliter güç oluşturmaya çalışıyor kendi üyeleri ve AKP yanlılarından oluşan bir silahlı güç oluşturmaya çalışıyor ve bunu kendi siyasi çıkarları için bir ordu gibi bir kontr gerilla gücü gibi kullanmak istiyor Süleyman Soylu da bu yüzden bakan yapıldı ve daha çok bu iş için görevlendirildi. Dolayısıyla herkesin tabiki çok dikkatli olması ve kendi meşru savunmasını alabilecek hazırlıkları yapması lazım çünkü bu paramiliter silahlı gücün nerede kime saldıracağı belli olmaz ve Türkiye için çok tehlikeli bir yapılanmadır eski kontr gerillayıda aşan çok acımasız bir paramiliter sivil faşist güç alttan alta örgütleniyor, herkesin çok dikkatli olması lazım.”

    Kansoy: Celal Doğan’ın HDP’li vekiller tutuklanacak açıklaması ile ilgili ne diyeceksiniz

    Demirtaş: “Uzun süredir hükümet bunun için uğraşıyor ve yargıya sürekli baskı yapıyor. Fakat biz ne tutuklanmaktan korkuyoruz nede geri adım atarız ama her zaman halkımızıda tutuklanmaya karşı güçlü bir direniş ortaya koyması için hazırlamaya çalışıyoruz. Ve kesinlikle yurt içinde ve yurt dışında halkımız milletvekili tutuklamalarına karşı en sert tepkiyi ortaya koymalıdır kesintisiz bir direniş sürecine herkes hazırlıklı olmalıdır. Uzun süredir halkta bir öfke var ve bu öfkenin ne zaman patlayacağı hi belli değil, milletvekillerimizin tutuklanması bu öfeknin patlamasını sağlayabilir hükümet bu konuda ayağını denk almalıdır. Bu basit sıradan bir konu değildir çünkü milletvekili halk iradesidir Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır.”

    Kansoy: Ceza evlerindeki işkencelerin yaygınlaşması ile size ulaşan bilgiler ne yönde…

    Demirtaş: “ Durum çok vahim 12 Eylül darbesini aşan işkenceler var karakollarda göz altı merkezlerinde sistematik bir şekilde işkence var ve bu hükümetin desteği ile yapılıyor, adalet bakanı bu konuda çok açık bir şekilde işkencecileri cesaretlendiriyor ve Türkiye’de işkence vakası yoktur kimse işkence var diyemez şeklinde açıklamalar ile işkencenin üstünü örtüyor. Bunların hepsi insanlık suçudur, adalet bakanı ve başbakanda dahil gelecekte bundan yargılana bilirler. Biz bunların hepsinin raporlanması için hukukcuılara avkatlara, insanhaklaı örgütlerine sürekli çağrılar yapıyoruz ve raporlamalar devam ediyor. Belki bugün bunları yargılamak mümkün olmayabilir durumlar yarın obürgun değiştiğinde adalet bakanıda dahil bu işkenceciler  hepsi yargı önüne çıkabilirler, işkenceye karşıda hiçkimse sessiz kalmamalıdır.”

    Kansoy: Şırnak için neler yapmayı planlıyorsunuz

    Demirtaş: “ Halkın çadırlarda bile kalmasına insanlar kendi toprağında çadırda yaşamasına AKP devleti tahamül edemiyor, daha birkaç gün önce çadırları bile zorla söküp kaldırma girişiminde bulundu. Orada bizim 500- 600 civarında konuta ihtiyacımız var ve biz bu konutu yapmak için hazırlık yaptık ama valilik ve bakanlık buna izin vermedi. Şimdi insanlarımız kışı geçirebilecekleri geçici konutları uygun yerlerde yapmak istiyorlar ve bizde yürütüğümüz kampanyalarla halkımıza maddi destek sağlamaya çalışıyoruz, bu konuda çok güçlü bir kampanya yürttük ve bazı kampanyalarıda uluslar arası boyuta taşıyacağız . Önümüzdeki ay ben Kanada ve Avusturya da şadece Şırnak ile dayanışma için toplantılara gidecem ve halkımızın Şırnak’ı desteklemesi için orada bazı kampanyalar yürütülmesini sağlayacam. Biz Botan ve Şırnak halkını kesinlikle yalnız bırakmayacağız herkes emin olsun maddi manevi elimizdeki tüm imkanları onlara ulaştıracağız ve kışı geçirebilecekleir geçici konutlar oluşturacağız. Botan Şırnak halkı asla orayı terketmemeli onlarda zaten bu onuda çok kararlılar bizde onların yanındaız , devletin Şırnak’ı insansızlaştırma projesine karşı duracağız, Şırnak halkının bu onurlu duruşu çok kıymetlidir, ve ne olursa olsun bizde buna sahip çıkacağız.”

    img_9180

    Kansoy: Kolombiya’ya gitmeyi düşünüyormusunuz bir davet varmı

    Demirtaş: “Latin Amerika’dan çok davet aldık sadece Kolombiya değil belki Brezilya, Arjantini’de kapsayan bir dizi gezi gerçekleştirebiliriz. Siyasi gelişmeleri görüp ona göre hareket edeceğiz belki önümüzdeki baharda bir gezi planlayabiliriz.”

    Kansoy: Yurtdışında yaşayan halkımız Kürdistan için neler yapmalıdır

    Demirtaş: “ Buradaki halkımız tabiki çok büyük fedakarlıklar yapıyor ama bunun birazdaha örgütlü güçlü ve disiplinli bir şekilde yapılması gerekiyor. Mali destek ve kampanyalar da çok önemli. Ayni zamanda diplomasi ve kamuoyu yaratma konusunda daha etkili işler yapılması lazım. Özellikle İngiltere gibi Ortadoğu politikasında son derece etkili olan bir devletin Kürt halkına karşı çok daha saygılı olması gerekiyor. Buradaki Kürt halkı ve onun dostları bu konuda hükümeti zorlayacak ve kamuoyu yaratacak işler yapmalıdır, İngiliz kamuoyu eminimki Kürtler’in hakları konusunda çok duyarlıdırlar ama bunu hükümete baskıya dönüştürmek için sadece Kürtler’in değil İngiliz halkınında harekete geçmeis laızm, belki İngiliz halkı Kürtlerin hakları için kendi hükümetine karşı yürüyüş yapalıdır, Kürtler bu konularda daha çok çalışmalıdırlar.”

    Kansoy:  Avrupa’da mülteci sorunu ve İngiltere’nin antidemokratik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz

    Demirtaş: “Mülteci sorunuyla Avrupa’nın genelinde bir ortak kordinasyon çerçevesinde mücadele etmek gerekir, mülteci sorunu için Avrupa’lı hükümetleri bir araya getiriyorlar anlaşmalar imzalıyorlar planlar yapıyorlar ama mültecilerin hakları için mücadele edenler ayni şekilde kordineli çalışmıyorlar yani Yunanistan’daki sivil toplum örgütleri ile diğer tüm Avrupa ülkelerinde mülteci hakları için mücadele verenler ortak eylemler düzenlemelidir. Avrupa genelinde dünya genelinde çok yaygın bir protesto düzenlenmeli ve belki iyi bir çalışmayla dünyanın birçok ülkesinde ayni günde ayni saatde mülteci hakları için herkes sokağa çıkmalı ve devletleri uyarmalıdır. Mülteci sorunu bir insanlık dramıdır ve dünya insanların ortak malıdır mültecilere birer baş belası gibi davranmanılamaz.”

    Kansoy: Susturulmaya çalışılan basınımız ve demokrasi dışı uygulamalar ile ilgili neler söyleyeceksiniz

    Demirtaş: “ Türkiye’de basın üzerindeki baskılar her zamankinden çok daha ağır durumda neredeyse çok daha fazla artık. Kapatılan susturulan kurumlarımızın yeniden yayına geçmesi için uğraşalım ayrıca alternatif alanlar yaratlım. Kürt gençleri sosyal medya kanallrını güçlendirip topluma ulaşmanın yollarınıda bulmalıdır. Artık herkes akıllı telefon kullanıyor, belki Tv’ler aracılığı ile her eve giremeyebiliriz ama artık teknoloji ile aslında her eve girmenin imkanı var bu işten anlayan gençler kafa yormalı ve alternatifler de üretmelidir.”

  • 1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı

    1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı

    Britanya’nın ikinci büyük işçi sendikası olan Unison’un yıllık konferansında Kürtleri konu alan özel bir toplantı yapıldı.

    Kürtlerin Ortadoğu’da demokratik bir sistemi inşa ettiği vurgulanan toplantıda ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ çerçevesinde çalışmaların yürütüleceği belirtildi. Sendika tarafından delegelere dağıtılan broşürde, Kürtlere yönelik saldırıların derhal durdurulması istenirken, Öcalan’ın özgürlüğü istenerek barış görüşmelerinin tekrar başlaması çağrısı yapıldı.

    Kürt gündemli toplantı

    Britanya genelinde 1.3 milyon üyesi bulunan Unison Sendikası İngiltere’nin Brighton kentinde yüzlerce delegenin katılımıyla gerçekleştirdiği yıllık konferansında Kürt sorununa özel bir yer ayırdı. Dört gün sürecek olan konferansın ilk gününde Kürtleri konu alan özel bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Kürdistan Ulusal Kongresi’nden Erdelan Baran ve Michelle Alison, Kürdistan Öğrenciler Birliği’nden (YXK) Elif Sarıcan ve Unison Sendikası adına Stephen Smellie katıldı.

    Stephen Smellie
    Stephen Smellie

    Demokratik sistemin mimarı
    Toplantının açılış konuşmasını yapan Unison yöneticisi Stephen Smellie, Kürt sorununu yakından takip ettiğini ve birçok kez Kürdistan’ı ziyaret ettiğini belirtti. Smellie, Kürt halkının çok kritik bir süreçten geçtiğini belirterek Türk devletinin kendi vatandaşları olan Kürtlere karşı topyekün savaş açtığını dile getirdi. Türk devletinin Rojava’ya da düşmanca yaklaştığını kaydeden Smellie, “Kürt halkı DAİŞ’e karşı büyük ve başarılı bir mücadele veriyor. Ancak Türk devleti Kürt halkına karşı büyük düşmanlık sergiliyor. Kürtler tüm saldırılara rağmen Ortadoğu’da demokratik, insan haklarına saygılı, cinsiyet özgürlüğünü benimseyen eşit bir sistem yaratıyor. Bu sistemin ideolojik yaratıcısı Kürt Özgürlük Hareketi lideri Abdullah Öcalan’dır. Öcalan, 17 yıldır tecrit altında yaşıyor. Buna rağmen Rojava’da onun ideolojisinden faydalanarak demokratik özerk bir sistem ruh buluyor” dedi.

    Elif Sarıcan
    Elif Sarıcan

    Dayanışma hayati önemde
    İngiltere’nin AB’den çıkıp çıkmayacağının kararlaştırılacağı  referandum çalışmalarından dolayı toplantıya katılamayan Unison Sendikası Uluslararası Şefi Simon Dubbins bir mesaj gönderdi. Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırılarla insanlık değerlerini ayaklar altına aldığını ve bunun demokrasi adına büyük bir utanç olduğunu vurgulayan Dubbins, “Sur başta olmak üzere birçok Kürt kenti devlet tarafından yıkılarak çok sayıda sivil yaşamını yitirdi. Türk devleti, DAİŞ ve El Nusra gibi vahşi çetelere destek vererek Kürt düşmanlığı yapıyor. Böylesi çok kritik bir süreçte Kürt halkıyla dayanışmak hayati önem taşıyor” diye belirtti.

    Erdelan Baran
    Erdelan Baran

    Kampanyaya biz de katılacağız
    26 Nisan’da Britanya Parlamentosu’nda ülkenin en büyük sendikalarından GMB ve Unite, Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’nı başlatmış, o toplantıda Sinn Fein Partisi ile birilkte Unison da kampanyaya destek açıklamasında bulunmuştu. Dubbins mesajında, bundan sonra ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası kapsamında çalışma yürüteceklerini ifade etti.
    KNK üyesi Erdelan Baran, YXK üyesi Elif Sarıcan da yaptıkları konuşmalarda, Kürt halkına yönelik Kuzey Kürdistan’da devam eden saldırılar ve Rojava devrimi hakkında bilgi verdi.

    Michelle Alison
    Michelle Alison

    Sendikaların desteği büyüyor

    Britanya’nın en büyük emek örgütleri olan Unite ve GMB sendikaları geçtiğimiz ay İngiliz parlamentosunda yaptıkları bir resepsiyonla ‘Öcalan’a Özgürlük’ kampanyası başlatmışlardı. Yoğun ilginin gösterildiği tarihi toplantıda Öcalan üzerindeki tecrit eleştirilirken, Öcalan’ın özgürlüğünün bölge barışına büyük katkı sunacağı ifade edilmişti. Unite sendikasının 1.5 milyon, GMB’nin ise 650 bin üyesi bulunuyor. En son 400 bin üyeli İngiliz Öğretmenler Sendikası (NUT) da kampanyaya desteğini bildirmişti.

    1.3 Milyon Üyeli Britanyalı Sendikadan Kürtlerle Dayanışma Çağrısı 5

  • Londra’da Nusaybin İle Dayanışma Eylemi

    Londra’da Nusaybin İle Dayanışma Eylemi

    https://www.youtube.com/watch?v=CtVtqd3pYRQ

    Mardin’in Nusaybin ilçesindeki askeri operasyonlarda sivil halkın hedef alınması Londra Trafalgar Meydanında protesto edildi.

    Konuya ilişkin bildiri okuyan ve açıklama yapan kitle, Türkiye’deki İnsan Hakları Derneği’nin (IHD) askeri operasyonlarda sivil halkın tehlikede olduğu uyarısını çevredeki insanlara aktardı.

    Eylem, 28 Mayıs Cumartesi, akşam saatlerinde gerçekleşti.

    Bugün, Nusaybin’de 78’inci gününde olan sokağa çıkma yasağının 73’üncü gününde bölgede, Türk silahlı güçlerine karşı çatışan YPS çekildiğini açıklamıştı. Bunun üzerine, IHD sivil halkının bombardımanda hedef alınmaması için insani koridorun açılması gerektiğini açıklamıştı.

    Britanya Demokratik Güç Birliği ve Ciwanan Azad tarafından düzenlenen eylemde okunan bildiride onlarca sivilin askeri operasyonlarda yaralandıkları belirtilirken şöyle devam edildi: ‘‘Elimize geçen bilgilere göre, Mardin’in Nusaybin ilçesinde Türk askerinin top atışları sonucunda onlarca sivil vatandaş ağır yaralandı. Yaralılara tıbbi yardımın ulaşılmasına izin verilmiyor ve yerleri Türk askerleri tarafından bombalanıyor. Kimisi ağır yaralı olan, 35’den fazla sivil oldukları yerde hapsedildiler ve en kısa zamanda onlara ulaşılmazsa katliama uğrayacaklar.’’

    Kurum sözcüleri, eylemde uluslararası alanda yaşananlara ses getirmek için toplandıklarını ve Avrupa Birliği gibi kurumların müdahale ederek, Cizre’de yaşanan katliamın tekrarlanmaması için harekete geçmeleri gerektiğini söylediler.

    Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1 Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1
    Londra'da Nusaybin İçin Eylem 1

  • Londra`da büyük yürüyüş (FOTO GALERİ)

    Londra`da büyük yürüyüş (FOTO GALERİ)

    Britanya’da ilk kez düzenlenen Ulusal Yürüyüşte yaklaşık 10.000 yurtsever Londra merkezde sokakalara döküldü.

    Fotoğraflar: Erem Kansoy

     

    15

    19

    20

    17

    16

    18

    14

    13

    12

    11

    9

    6

    10

    8

    27

    22

    25

    30

    33

    24

    23

    21

    40

    35

    44

    37

    47

    36

    42

    26

    28

    31

    32

    41

    45

    43

    53

    51

    52

    50

    49

    48

    58

    63

    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü

    62

    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra’da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra’da Binler Kürdistan İçin Yürüdü

    60

    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra’da Binler Kürdistan İçin Yürüdü

    59

    54

    56

    57

    55

    7

    Londra'da büyük yürüyüş

    3

    4

    5

    2

    019 014 013 012 09 010 016 9 011 06 02

  • Londra merkezde barış için Semah dönüldü

    Londra merkezde barış için Semah dönüldü

    Londra merkezde barış için Semah dönüldü 1

    Britanya Alevi Federasyonu öncülüğünde, savaşa karşı1 Ocak Cuma günü Trafalgar Meydanı’nda semah dönüldü.

    Yoğun ilgi gören Semah töreninden önce bir açıklama yapan BAF Başkanı İsrafil Erbil, “Semahlarımızı yeni umutlar için dönüyoruz. Barışa olsun gülbanklarımız. Çocuklar ölmesin istiyoruz. Savaşlar dursun diyoruz” dedi. Erbil şunları söyledi: “Biz Aleviler, inancımız gereği yüzyıllardır şiddet ve savaş karşısında direnmeye devam ediyoruz. Şiddet uygulayan, cana kıyan hiç kimseyi cem ibadetlerimize almıyoruz.

    Haksızlık yapanlara ve adaletsizlere inancımızda yer vermiyoruz. ‘Savaşlara hayır’ demek için, cem oluyoruz. Yeni yılın ilk saatlerinde yaşamaya ve mutluluğa olan umudumuzu büyütmek için dar’a duruyoruz. Hak ve hakikat için semahlarımızla göğe yükseliyoruz. Tüm haksızlıklar karşısında direnmeye devam ediyoruz. Tüm baskılar karşısında sevgi, umut ve özgürlük büyütmeye kararlıyız. Bu nedenle bugün semahlarımızla meydan alıyoruz”

    londra merkez semah2

    KÜRT HALKINA KARŞI KAPSAMLI BİR SAVAŞ VAR

    Erbil konuşmasının sonunda şunları belirtti; ‘‘Türkiye’ de Kürt halkına karşı kapsamlı bir savaş uygulanmaktadır. Kürtlerden sonra sıra Alevilere ve diğer etnik ve inanç topluluklarına gelecektir. Kendi Alevisini yaratan AKP bunun işaretlerini çoktan vermiştir. Bu hükümetin Alevi inancına olan düşmanlığı ortadadır. Dolayısı ile mevcut hükümetin Alevilere de açıktan katliam uygulaması an meselesidir. Halkımızı 2016 yılında da tehlikelere karşı uyarmaya devam edeceğiz.”

    Daha sonra BAF bünyesindeki Cemevi Semah Ekibi semah döndü.

  • KÜRTLERİN STATÜ TALEBİNİ KABUL ETMEK ZORUNDASIN!

    newroz25

    Yeni bir bin yılın yeni bir yılına 16. senesine girerken hala coğrafyamızda ulusal ve dinsel sorunların insan öldürme gerekçesi yapıldığı ilkel bir dünya da kopamadığımızı da belirtmek gerek. Gezegen de ve yaşadığımız doğada bütün canlıların eşit birer varlık olduklarına hala inanmıyor ve kendi bencilliklerimiz için bir başkasını yok etme zalimliğini içimizde barındırıyorsak bu ilkel olduğumuzun göstergesidir de. Doğanın en Vahşi ve vampir yaratığı olarak insan yeryüzüne damgasını vurdu, ilkel komünal çağlardan sonra… Bir başka coğrafi şekilleniş, farklı ırk, farklı dil ve kültür, cins, renk, inanç, düşünüş ve canlı varlıkları kendimize düşman görüp toplu katliamlar, inkar ve imha planları uygulanıyorsa hala ilkel topluluklarız demektir! Bir başkalarını ötekileştirip, Üzerlerinde egemenlik kurmaya çalışıyorsak doğadışı varlık olmayı hedeflemiş ve evrenin sahibi olmaya çalışıyoruzdur. Toleranslı sınıf ve zümreler yaratarak gezegeni ve evreni denetim altına almaya çalışıyoruz demektir. İnsan kendisini evrenin efendisi ilan edemez, doğanın en güçlüsü görerek ezen insan barbarizmini bir sistem olarak inşaa etmemelidir.

    En sonun da söylememiz gereken cümleyi önceden söylersek meseleyi daha iyi anlaşılır kılarız. Türk devleti nüfusu 25 milyon olan bir başka ulus üzerinde ki 100 yıllık hakimiyetini sona erdirip, Kürtlere bir Statü vermek zorunda! Yeryüzünün statüsüz en kalabalık ve en geniş halkı olarak Mezopotamya da binlerce yıldır yaşayan mağdur edilmiş bir ulus var. Bu ulusun varlığı ve geleceği güvence altına alınmazsa o bölgede adaletsizlik giderek büyür ve yerine istikrarsızlık boyutlanır.

    Kürtlerin bölgede ki nüfusu 45 milyondur, bu da İran ve Türkiye’den sonra ki en kalabalık ulus demektir. 5 devletin sınırlarına hapse edildi.

    100 yıl önceki parçalanma şimdi bütünleştirmeyle taçlandırılmalı.

    Kürtlere Özerklik veya Federasyon Türk devletini korumanın en yakın ve yumuşak projesidir! Ortadoğu’da Kürtler Bağımsız olmadıkça rahat yok..

    Kürtlere ulusal bir toplum Statüsü kabul etmeyen devletler parçalanma, iç savaşa veya Irak ve Suriye gibi felaketlere gebedir, bunu bilmeyen politikacı var mı? Yeryüzünde ulus devletleri var oldukça eninde sonunda Kürtlerin de bir statüsü olmak zorundadır yoksa istikrarsızlık devam eder, kaos ve savaş bölgeyi esir alır. Kapitalizm aynı zamanda istikrarsızlıklar sistemdidir, bundan beslenir, istikrarsızlıkta fırsat arar ancak sermaye dolaşımı, para kazanma hırsı olan egemenler aynı zamanda istikrar da arar, rahat para kazanma yollarını da kollar. Parası olan rahat ve güvenceli yere yatırım yapar. Aslında çağımızda ki toplumsal yapı ve işleyen egemen sistemler de Kürtlere statü ister. Kapitalizm uluslar üzerinde büyüdü, gelişti ve güçlendi her ne kadar bugün küreselleşse de..

    Daha nereye kadar ve ne zamana kadar bir başka canlıya, bir başka insan veya ulusa karşı kin ve nefretini kusacaksın? Daha ne kadar ve ne zamana kadar Kürt halkını inkar edip imha etmek için her türlü yol ve yöntemi deneyeceksin? Daha ne zamana kadar ezeceksin, dövecekesin, işkence edip zindana atacaksın, yakıp, yıkıp katledeceksin, aşağılayıcı köle muamelesi yapacaksın?

    Yeter, bu dünya ya, evrene, doğaya ve insan bilimine karşı fazla direnme, anlamsız  çağdışı teklik ve 500 yıllık Türk İslam Sentezi projende vazgeç, daha ne kadar kan akıtacaksın?

    …önce insan, önce doğa, önce evrendir!

    Ne Türkiye, ne İran, ne Irak ve ne de Suriye devletleri parçaladıkları, işgal ettikleri, sömürgeleştirdikleri, asimilasyona tabii tutukları 45 milyonluk Kürt coğrafyasını daha fazla inkar ve imha edemezler! Kürdistan tarihsel bir gerçektir, Kürt ulusal varlığı yeryüzünün gerçeğidir, bu gerçekle yüzleşmek zorundasınız. O nedenle 1810″lar dan bu yana inkar, asimilasyon, sürgün, talan ve imha ile yüz yüze kalan Kürtler de artık ulusal uyanışı gerçekleşti. Din kardeşliği bitti !

    Bölgeye sürdüğünüz IŞİD veya El kaide gibi şeriatçı grupları din kardeşliğinin bitşini hızlandırdı zaten. Gelişen kapitalizm, sosyalleşen ve toplumsallaşan halklar dinsellikten de uzaklaşmak zorunda kalıyor. Din kardeşliği adına coğrafyasında bin yıldır sözüm ona köle olarak kullandığın, eziyet ettiğin yoksul halk artık başkaldırmıştır, ulusal demokratik haklarına sahip olmak istiyor. Tıpkı diğer uluslar gibi yeryüzünün eşit halkı olarak topraklarında kardeşçe yaşamak istiyor.

    Sen hala zorla Türksün diymezsin!

    Kürt ulusal varlığını kabul edip, geçmişte yaptığın eziyetler, katliam ve sürgünler için özür dileyip onlara insanca yaşamaları için el uzatman gerekir. Eğer kardeşlik diyorsan, birlikte yaşam diyorsan bu erdemliliği göstermen gerekmektedir. Kürtleri tanımak,statü vermek ve normal sosyal,kültürel ve toplumsal yaşamları için yardımcı olmak aynı zamanda insani bir görevdir.

    Bu ve benzeri yazıları egemen ulusa mensup birilerinin yazması,çizmesi ve gün ışığına çıkarması daha anlam kazanır, çünkü Ezilen ulusun mensupları dinlenmiyor. Peşin hükümle, önyargıyla hemen en adaletsiz bir şekilde ellerinde ki medya gücüyle, güvenlik ve yargı mekanizmasıyla ‘mahkum’ ediliyor. Başka bir ulusu ezen bir ulusun gücü hemen devreye girer ve linç kampanyası sokak, sokak, mahalle mahalle, ev ev ve işyeri işyeri devam eder. Zalimin zulmü bu olsa gerek! Ezilen ulusun mensuplarının eleştirisi, istek, arzu veya analizleri dikkate alınmıyor tersine bölücülük, teröristlik veya benzeri saçmalıklarla damgalanıp, suçlanıyor.. Yani ne yazsak, ne söylesek egemen ulus egemen sınıf piyasasında kayda değeri olmuyor.

    2015 yılında maalesef kötülükler fazlaydı. Bugünkü hükümet yeniden Kürtleri dıştalıyor. Ankara meclisine girip orada demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini dillendirmeye çalışanlara karşı linç girişimi başlatıldı. Elinde kasap bıçağıyla en önde yürüyen ulusalcı sahte solcular, koltuğunun altında Kuranı kerim kitabıyla yeşil sarıklı ve fistanlı din tüccarlarının yok etme, yakma ve talan girişimine ‘cennete’ gitme olarak adalndırılıyor.

    Kürtleri aşağılayan, dıştalayan, kötüleyen ve topluma kötü gösteren politikalar ve programlar yapılıyor. Bu da etki tepki meselesine dönüşebiliyor ve Kürtleri kötü şeyler yapmaya azmettiren yayınlarla gündelik hayat sürekli ısıtılıyor, değiştirilip hedef saptırılması yapılabiliyor. Kürdü İnsan olarak kucaklayan, buluşturan, birleştiren,eşitlik ve adaleti paylaşan,dünya nimetlerini paylaştıran,yaşama teşvik eden yok.. Ya da böyle bir projesi olanlar birer küçük grup olarak ‘etkisiz’ leştirildiler.

    Son 4 ayda 20 ilçede 58 kez ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla Kürt katliamı, Kürtleri imha etme programı uygulanıyor, bu adı konulmamış bir soykırımdır. Yaklaşık 3 milyon insan yerinden yurdundan edildi.

    Hem Suriye’deki Kürtler hem de Türkiye’deki Kürtler için kötü bir yılı geride bıraktık.

    100 yıldır soykırım ve katliamalrla,sürgün ve hapislerle,açlık ve yoksulluk dayatmalarıyla,inkar ve imha politikalrıyla yok edemedin, Kürtleri! Tersine Kürtler daha güçlenip çıkmadılar mı?..Öyleyse neyi tekrarlıyorsun? Bir de insan ol,insana istediği ulusal statsünü ver, korkma bölünmezsin! Bıkmadın mı? Aynı şeyleri tekrarlamaktan..

    1071’de seni Malazgirt’ten içeri alan Kürtler bin yıl sana din kardeşliği yaptı, 1299’da Osmanlı’yı kurduğunda yanıbaşındaydı, 250 yıl uğraştın ta istanbul’u ele geçirmene kadar sana hep yardımcı oldu. 1923’te Lozan’da Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu onlarsız onaylatamadın..Savaşlarda önce Kürtleri öne sürdün, 600 yıl Osmanlıyı ve Türkleri koruma ve kollama görevi yaptı din kardeşliği adına şimdi sen ölümle mükafatlandırıyorsun!Yeter artık fazla uzatma bu zorraki oyunu ve 5 bin yıldır orada yaşayan bir millet var ve eşitlik istiyor,statü istiyor bu dan onun en doğal en insani hakkıdr! Bence Kürtler özgür olsunlar, kendileri karar versinler gelecekler i için, sen değil! Öyleyse ben referandum öneriyorum. Kürtlerin yaşadığı 22 ilde referandum yapılmalaıdır. Federasyon mu? Özerklik mi? Otonom mu? Bağımsızlık mı? Birlikte mi olma? ya da ne istiyorlarsa..karar onlarındır, bu karara saygı duyulmalıdır.

    Kürt halkına özgürlük!

    Kürtlerin geleceği, yeri yurdu, evi barkı, hayatı veya yaşamı hakkında AKP veya bir başka parti,hükümet veya devlet karar verme hakkına sahip olmasın.Kürtler terörist değildir, Kürt halkı terörü istemez, kardeşlik, eşitlik ve adalet ister bu bin yıllık ızdırabındandır, çektiği eziyettendir. Her ulus gibi o da insan olarak yeryüzünde yaşamak ister. Bu da onun hakkıdır! Rahat ve özgür bırakın! İhanet, vatan haini, bölücü, terörist veya benzeri yakıştırmalarla iktidarınızı milliyetçi,ırkçı ve şövenist duygularla soslamanıza gerek yok. İç politika malzemesi üretip ‘vatan ve millet’ bölünüyor safsatalarıyla daha ne kadar sürecek bu gangasterlik! Birazcık insan olabilmeniz yeterlidir!

    Bir başka insanı,halkı veya ulusu yok sayma,saygı göster yeter. Bu gezegen de onun da yaşadığını unutma ! Tıpkı diğer 7 milyar insan gibi, ona saygı göster bunu da haklarını iade ederek gerçekleştirebilirsin!

    Kadim Laçin – Londra

    info@kadimlacin.com

  • İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor ile Kürdistan’daki gelişmeler tartışıldı

    İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor ile Kürdistan’daki gelişmeler tartışıldı

    İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor ile Kürdistan’daki gelişmeler tartışıldı 1

    Türk devletinin Kürdistan’daki saldırılarına dikkat çekmek amacıyla Britanya Kürt Halk Meclisi’nin diplomasi çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar kapsamında yapılan İktidar partisi genel merkezi işgali ile merkez yöneticileriyle yapılan görüşmeden sonra, İngiltere’nin ana muhalefet partisi olan İşçi Parti’nin Edmonton milletvekili Kate Osamor ile bir görüşme gerçekleştirildi.

    Salı günü Britanya Kürt Halk meclisi eş başkanı Türkan Budak, İslington belediye meclis üyesi Ayşegül Erdoğan ve Mark Campbell’in katıldığı görüşmede Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırıları konuşuldu. Kürdistan’da yaşanan son gelişmelerinin aktarıldığı görüşmede Osamor, gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Kürt halkının yanında olduğunu ifade ederek, konuyla ilgili Dış işleri bakanlığı düzeyinde gerekli çalışmaları yürüteceğini ve saldırıların devam etmesi halinde Kürdistan’a gidebileceğini ifade etti.