Tag: Boris Johnson

  • İngiltere’de üçüncü kez karantina ilanı

    İngiltere’de üçüncü kez karantina ilanı

    İngiltere’de Kovid-19 salgınıyla mücadele kapsamında üçüncü kez karantina ilan edildi.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson, mutasyonlu koronavirüsün yayılmaya başlaması ardından ülkede okulların kapatılmasını da öngören üçüncü karantinayı ilan etti.

    Başbakanlık konutunda düzenlediği basın toplantısında konuşan Johnson, “Hastanelerimiz, pandeminin başlangıcından beri her zamankinden daha fazla Kovid baskısı altında” ifadelerini kullandı. Johnson, açıklamasında temel ihtiyaç malzemesi alımı, iş ve spor gibi izin tanınan faaliyetler dışında herkesin ‘kanun gereği’ evde kalması gerektiğini belirtti.

    OKULLAR KAPATILIYOR

    Yeni kısıtlamalar çerçevesinde okulların yüz yüze eğitime kapatılması öngörülüyor. İngiltere’de yeni okul dönemi Pazartesi günü başlamıştı ancak virüsün yayılımını kontrol altında tutmak amacıyla ortaokul öğrencileri 18 Ocak’a kadar uzaktan eğitim görecek.

    Öte yandan, İngiltere’de son 24 saatte 58 bin 784 yeni koronavirüs vakasının tespit edildiği, 407 kişinin de yaşamını yitirdiği açıklandı. Ülkedeki toplam vaka sayısı 2 milyon 713 bin 563, toplam can kaybı ise 75 bin 431 olarak duyuruldu.

  • NATO: Zoraki Evlilik, İki yüzlülük, Beyin ölümü!

    NATO: Zoraki Evlilik, İki yüzlülük, Beyin ölümü!

    İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleşen iki günlük NATO’nun Londra zirvesinde ‘iki yüzlülük’ tartışmaları altında bir nevi zoraki evliliğe devam kararı alındı. Zirve öncesi Erdoğan, Macron ve Trump’ın başını çektiği sert tartışmaların ardından gerçekleşen zirveden sonra ortaya çıkan genel fotoğrafın tek cümlelik tarifi; ‘Birbirimizden nefret ediyoruz, her konuda farklı düşünüyoruz, ama birbirimize mecburuz!’ oldu.

    Aladdin Sinayiç-Londra

    NATO’nun 70’inci kuruluş yıldönümünü kutladığı Londra zirvesinin ilk günü liderler arasında gerçekleşen ikili, üçlü ve dörtlü toplantılarla geçti. Türk devletinin Rusya ve DAİŞ ile olan ilişkileri ve Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarından kaynaklı ortaya çıkan kriz genel kuruldan çok özellikle de bu dar toplantılarda tartışıldı. Bu toplantılardan en önemlisi Britanya başbakanı Boris Johnson, Almanya başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron ve Türkiye cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan arasında gerçekleşen ve beklenenden çok kısa süren dörtlü toplantı oldu. Toplantı toplamda 50 dakika sürerken, sonrasında liderler tarafından yapılan açıklamada ‘çok faydalı bir görüşme gerçekleştirildiği’ ifade edilse de toplantının krizli geçtiği anlaşılıyor.

    Genel kurulda Türkiye işgali gündeme geldi mi?

    NATO zirvesinin sonuç bildirgesinde Suriye krizine ve Türk devletinin işgaline hiç vurgu yapılmadı. Yayınlanan sonuç bildirgesinde bilinen klasik cümlelerin dışında, teröre karşı savaşa devam edileceği, 5’inci maddeye bağlılık, Avrupalı üye devletlerin savunma harcamaları konusunda üzerlerine düşeni yapacakları, Rusya ve NATO tarihinde bir ilk olarak da Çin’e yönelik rahatsızlık ifade edildi. Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları, S400 savunma sistemi, DAİŞ ile olan ilişkisi bir süredir tüm üye ülkelerin rahatsız oldukları başta gelen konulardan olsa da sonuç bildirgesinde yer almazken, liderlerin yaptığı basın açıklamalarında da bu konuların genel kurulda tartışılmadığı ifade edildi.

    Erdoğan’ın ayak oyunları: Kriz yaratıp krizi pazarlık konusu yapmak

    Türk cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan’ın kriz yaratarak bunu pazarlık konusu yapma siyaseti burada da devam etti. DAİŞ ile ilişkisi, Kuzey-Doğu Suriye işgali, savaş suçları, etnik temizlik planları ve S400 meselesi kendisini NATO zirvesinde çok ciddi düzeyde zorlayacak konulardı. Bunların gündeme gelmemesi ve işgali meşrulaştırma amacıyla bir dizi ön hamle yaptı. Bunlardan en önemlisi NATO’nun Baltık ülkeleri ve Polonya’yı Rusya’dan koruma amaçlı hazırlanan savunma planını veto ederek YPG’nin NATO tarafından ‘terör örgütü’ ilan edilmesi şartını koşmak ve sürekli kullandığı mülteci kozu oldu. Erdoğan bu hamlesiyle kriz yaratarak NATO’yu kendi çizgisine çekerek taviz koparma siyaseti yürüttü. Erdoğan; ‘işgale destek vereceksiniz, zirvede konuyu gündeme getirmeyeceksiniz, ben de Baltık ülkeleri savunma planına destek veririm’ pazarlığı yaptı. Sonuç olarak zirvede Erdoğan Baltık ülkeleri savunma planına destek verdi ve NATO da bunun karşılığında Türk devletinin işgalini ve savaş suçlarını gündemleştirmeyerek, bir gün öncesinde gerçekleşen çocuk katliamına sessiz kalarak destek vermiş oldu.

    Türkiye’yi anlamaya çalışıyoruz!

    Zirvenin bitiminden sonra yapılan açıklamalarda NATO üyeleri arasındaki siyasi farklılıklar ve sorunların aşılamadığı ortaya çıktı.

    Zirve öncesi ve birinci gününde Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’un Türkiye ile ilgili açıklamaları gündeme oturmuştu. Zirvenin ilk gününde basına verdiği demeçte Türkiye’nin DAİŞ ile olan ilişkisine dikkat çeken Macron, zirve sonrası yaptığı açıklamada genel kurul toplantısında konuyu neden gündeme gelmediğine vurgu yapmazken, Türkiye ile terörizm tanımı konusunda anlaşmalarının mümkün olmayacağını ifade ederek Türkiye ile yaşanan sorunların halen devam ettiğini ifade etmiş oldu.

    Zirve sonrası basının karşısına geçen NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg,

    ‘Baltık ülkeleri ve Polonya ile ilgili savunma planının imzalaması için Erdoğan’a ne verdiniz?’ sorusuna verdiği cevapta NATO’nun 5’inci Maddesine vurgu yapması, Türkiye’nin bir saldırıya uğraması durumunda yanında olacakları konusunda Erdoğan’a güvence verildiği anlamına geliyor. Stoltenberg cevabının devamında ‘NATO’nun temel amacı barışı korumak, savaş çıkarmak ve çatışma alanlarını provoke etmek değildir. YPG ve PYD konusunda farklı görüşler var, hepimizin ortaklaştığı tek şey DAİŞ’e karşı verilen mücadelenin zarar görmemesi’ diyererek te Erdoğan’ı tekrardan uyarmış oldu.

    Önümüzdeki hafta yapılacak genel seçimlerde koltuğunu korumaya çalışan İngiltere başbakanı Boris Johnson ev sahibi sıfatıyla düzenlediği basın açıklamasında Türkiye’yi ‘anlamaya çalıştıklarını’ ifade etti.

    Zirvenin ‘maskotu’ Trump oldu

    Zirvenin ilk gününün akşamında Kraliçe Elizabeth’in Buckingham Sarayında verdiği resepsiyonda Kanada başbakanı Justin Tradeau’nun Macron ve Johnson ile sohbetinde Trump ile alay etmesi videosu zirvenin en çok konuşulan konusu olmuştu. Trump, videoyu izlediğini ifade ederek ‘Trudeau ikiyüzlü’ diye tepki gösterdi. Trump zirve sonrası planladığı basın açıklamasını da iptal ederek Washington’a geri döndü.

    Ve çocuk katili

    NATO zirvesinden bir gün önce Tel Rifat’a yönelik saldırısında 8 çocuğu katleden Türk ordusunun başkomutanı Erdoğan zirveye bürokrat ordusu ve üç dilde hazırladığı üç kitapçıkla katıldı. Kitapçıklarda; işgal ve etnik temizlik planı, Türkiye’nin gücü, stratejik önemi gibi konuların propagandasının yapıldığı kitapçıklar tüm devlet başkanlarına dağıtıldı. Zirve sonrası ve ikili toplantılar sonrası sessiz kalmayı tercih eden Erdoğan, akşam saatlerinde İngiltere’de yaşayan AKP’lilerle bir araya geldiği toplantıda yaptığı açıklamalarla zirveden duyduğu memnuniyetsizliği ortaya koydu.

    “Terör örgütlerine on binlerce TIR’la silah, mühimmat gönderenler bize paramızla silah vermediler. AB mülteciler konusunda verdiği para yardımı sözünü tutmadı’’ repliğini tekrarlayan Erdoğan zirve öncesi dikkat çektiği konulara değinmedi.

    Birleşik Krallık’ta yaklaşık 500 bin nüfuslu bir ‘Türk’ toplumu olduğunu, ticaret hacminin iki milyar doları bulduğunu söyleyen Erdoğan “Ama ne yazık ki vatandaşlarımızın ekonomik alanda elde ettikleri başarıyı siyasi alana yansıtamadıklarını görüyoruz. Milli hassasiyeti yüksek STK’lara Birleşik Krallık’ta çok ihtiyacımız var” dedi. Erdoğan ‘milli hassasiyet’ çağrısı yaptığı 500 bin vatandaşın yüzde sekseninin Kürt, Alevi ve devlet zulmünden kaynaklı Türkiye’yi terk eden muhaliflerden oluştuğunu bir anlığına unutmuş gibiydi.

    Ve NATO liderleri 2021’de tekrar buluşmak üzere ayrıldı ancak mevcut sorunların ve çelişkilerin 2021’e kadar bekleyemeyeceği kesin.

     

  • Şilan Özçelik: Britanya’da PKK’ye Katılma Teşebbüsünden Yargılanıp Suçlu Bulunan İlk Kişi

    Şilan Özçelik: Britanya’da PKK’ye Katılma Teşebbüsünden Yargılanıp Suçlu Bulunan İlk Kişi

    Geçen hafta görülen Şilan Özçelik davası Britanya tarihinde ilk PKK üyelik davası olarak önemli bir karar teşkil ediyor.

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi 1

    Haber: Esra Türk

    Şilan Özçelik PKK’ye katılmaya teşebbüsten, Old Bailey Mahkemesinde, yargılandığı davada jüri tarafından suçlu bulunarak genç suçlular kurumunda 21 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakim John Bevan, savunma barristeri Peter Rowlands’ın ertelenmiş ceza talebini ret ederek, Özçelik’in cezasını tamamlaması için tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Özçelik, 2006 Terör Yasası kapsamında, terör eylemleri gerçekleştirme niyetiyle, hazırlıkta bulunma suçlamasıyla, 16 Ocak 2015’te Stansted Havaalanında göz altına alınmıştı.

    Boris Johnson’dan Şilan Özçelik ve PKK’ye Destek

    Sali Akşamı yayınlanan ITV London haber programına konuşan, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı ve Uxbridge ve South Ruislip milletvekili, Boris Johnson, yargının Özçelik kararını gözden geçirmesi gerektiğini ifade ederek, PKK ve Peşmergeyi desteklediğini de dile getirdi. Johnson, ‘‘Benim hassasiyetim oldukça PKK ve Peşmerge’den yana. Umarım ki hukuki sistem de bunu yansıtır ve saçma bir ceza yerine, [Şilan] mantıklı olan muameleyi görür’’, şeklinde konuştu.

    Britanya devletinin terör örgütü olarak gördüğü ve Özçelik davasında devam eden PKK yaklaşımına aykırı bir tavır gösteren Muhafazakar’lı Johnson’ın sözleri ileriki günlerde nasıl tepkiler doğuracağı merakla bekleniliyor.

    17-20 Kasım arası görülen davada, Özçelik’in suçlu bulunmasından sonra Londra Polis Birimi, Metropolitan Police, terörle mücadele birimi sorumlusu, Richard Walton, yaptığı açıklamada PKK ile Daiş’e karşı yaklaşımlarının aynı olduğunu göstererek, şu açıklamayı yaptı: ‘‘Genç kadınlar ve kızların içine çekildikleri her türlü terörden dolayı endişe duymaya devam ediyoruz. Aileler ve ebeveynlerin, her hangi bir kız ve genç kadının PKK ya da Daiş’e destek vermeye ikna edildiklerinden endişe duyuyorlarsa, bizimle en kısa zamanda görüşmelerini teşvik ederiz.’’

    Özçelik’in avukatı Ali Has davanın çelişkili olduğunu ve siyasi etkenlerin açık görüldüğünü ifade ederek, Daiş’e katılmak için Suriye’ye giden bir çok kişinin döndüklerinde yargılanmadıklarının örneğini verdi.

    Has, dava sürecinde Özçelik’in PKK’ye katıldığına dahil her hangi bir kanıtın olmadığını, fakat buna rağmen yargılandığını söyleyerek, bu aşamada yasal seçeneklerin göz önünde bulunduracaklarını belirtti.

    Has açıklamasında şunları söyledi: ‘‘Bugün ki karar, güvendikleri ve yardım bekledikleri Britanya devleti tarafından kızlarının hayatının mahvedilmesinden dolayı, Şilan’ın ailesini tabii ki de derinden üzdü. Bundan dolayı, bu karar, kendilerini terkedilmiş ve çaresiz hissettirdi. Şilan için bütün yasal seçenekleri gözden geçiriyoruz. Fakat, söyleyebilirim ki, bugün adalet için acı bir gün oldu. Özellikle de Kürt halkının yaşadıklarını göz önünde bulundurursak.’’

    27 Ekim 2014’te evden ayrılarak tek yönlü bir bilet ile Brüksel’e giden Özçelik, ailesine PKK’ye katıldığını ve nedenlerini anlatan iki mektup ve bir video bıraktı. Özçelik, mahkemede, Brüksel’e PKK’ye katılmak için gitmediğini, ve ailesinden uzaklaşmak için Londra’dan tanıdığı 28 yaşındaki bir erkeğin yanına gittiğini söyledi.

    Savcı, Dan Pawson-Pounds mahkemede, Özçelik’in evden ayrılmasının tek sebebinin PKK’ye katılmak olduğunu, video ve mektupların bu amacın kanıtı olduğunu savundu. Özçelik, PKK’ye karşı büyük ilgisi olduğunu fakat 27 Ekim 2014’te evden ayrılma sebebinin, daha fazla özgür yaşayabilmek için, ailesinden uzaklaşmak olduğunu ifade etti.

    Özçelik’in avukatları dava sürecinde, Özçelik’in ülkeden ayrıldığı Ekim 2014’te Kobane’de Daiş’in saldırıları sonucunda yaşananlara da dikkat çekerek, PKK ile bir olan YPG’nin orada Daiş’e karşı başarılı bir savaş yürüttükleri jüriye anlatıldı. Fakat, hakim Bevan ve savcı Pounds, Özçelik’in video ve mektuplarda sadece PKK’den söz ettiğine vurgu yaparak bu savunmayı kabul etmediler.

    Dokuz kadın, üç erkek olan 12 kişilik jüri, davanın sonunda, Özçelik’in ailesine bıraktığı mektup ve videoda söylediğinin gerçek olduğunu ve böylece PKK’ye katılmaktan suçlu olduğuna karar verdiler.

    Davanın hakimi Bevan, Özçelik’in cezasını açıklarken, genç kadına ‘salak, sorumsuz ve yalancı’ ifadelerinde bulundu ve video ve mektuplarda söylediğiyle ‘kendi talihsizliğinin yazarı’ olduğunu dile getirdi. Bevan, herhangi bir terör suçlamasının oldukça ciddi olduğunu ifade etti.

    Bevan, savunma avukatı, Rowlands’ın isteği, ertelenmiş hapis cezasının, Özçelik’in özgeçmişi açısından daha olumlu olabileceğini, fakat bunu kabul edemeyerek, hapis cezasını tutuklu olarak geçirmesi gerektiğini ifade etti. 14 Mart’tan itibaren tutuklu olan Özçelik’in, hapiste kaldığı süreç göz önünde bulunduğunda iki daha tutuklu kalması bekleniliyor.

    Özçelik’in dava süreci

    Şilan Özçelik, 27 Ekim 2014’te Londra St Pancras Uluslararası Tren Garında, tek yönlü Eurostar bileti ile Brüksel’e gidiyor. Holloway bölgesinde ikamet eden ailesi, kızlarının evden ayrıldığını fak ederek, İslington polisine ihbarda bulunuyorlar. Özçelik ailesinin evine giden iki polis memuru, aileden bilgi alıyor ve Şilan’ın odası aranarak ailesine bıraktığı iki mektup ve 25 dakikalık videoyu teslim alıyorlar. Bu belgeler savcılık tarafından Özçelik’e karşı yürütülen davada tek kanıt olarak kullanıldı.

    Özçelik, mektuplar ve videoda PKK’ye katılmak için evden ayrıldığını, ve ‘dağların gelini’ olmak istediğini ifade ediyor. Özçelik, 13 yaşında izlediği Beritan filminden etkilendiğini ve o yaştan itibaren PKK’ye katılmayı düşündüğünü belirtiyor. Kadın hakları, Kürtler, eğitim gibi toplumsal sorunlardan bahsettiği mektuplar ve videoda, Özçelik evden ayrılma nedenlerini belirtiyor.

    Savunma barristeri Peter Rowlands’ın sorduğu soru üzerine, Özçelik, ailesinin bir erkek arkadaşı olmasını kabul etmeyeceği için PKK’ye katılmak için yurtdışına gittiğini söylemeye karar verdiğini ifade ederek, toplum içerisinde PKK’ye katılmanın olumlu olarak görüldüğünü, fakat bir erkek arkadaşının olmasının yadırgandığını söyledi.

    Video ve mektuplarda, 13 yaşındayken, Halil Uysal’ın çektiği Beritan filmini izledikten sonra PKK’ye büyük ilgi gördüğünü ve örgüte katılmak için beş yıl beklediğini ifade eden Özçelik, mahkemede verdiği ifadede, PKK’ye ilgi duyduğunu fakat, ülkeden ayrılma sebebinin o olmadığını ve yalan söylediğini anlattı.

    Savcı Dan Pawson-Pounds, mahkemede, mektupta, Özçelik’in ‘‘Siz bu mektubu okuduğunuzda ben PKK saflarına katılmış olacağım. Bana inanın ki bu benim için en doğru şey. Militan olduğum için şu an çok mutluyum. Katılmak için nedenlerimi videoda izleyebilirsiniz’’ dediği söylenildi.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in Türkçe kaydettiği videoda, ‘‘Ben, Şilan, militan olmak istiyorum. Bunu ve beni anlamanızı istiyorum. Evet, okuyabilirdim, bunun faydaları olabilirdi, evet, avukat olabilirdim, ama Şilan olarak bunu özellikle söylüyorum: ben, Şilan, militan olmak istiyorum’’, söylediğini anlattı.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in PKK’ye katılma isteme nedenlerini anlattığını, ve özellikle kadınların olumlu rollerinden ve Daiş’in o zaman saldırdığı Kobane için duyduğu endişeden dolayı olduğunu anlattı. Özçelik’in videoda ‘‘Belki Kobane’ye giderim, ya da gitmem. O ayrı bir konu. Ona PKK karar verir. Ama ben kendimi bir savaşçı, militan, gerilla olarak görüyorum’’ dediği mahkemede aktarıldı.

    Özçelik’in 1 ve 27 Ekim 2014 arası PKK’ye katılmak için plan yaptığı, ve Belçika’ya seyahat ettiği iddia edildi.

    Savcı, Özçelik’in ‘siyasi ve ideolojik’ sebeplerden seyahat ettiğini ve ‘Kürt bağımsızlığına büyük ilgi’ duyduğunu ifade etti.

    Özçelik mahkemede bu suçlamaları ret etti ve ailesine ve arkadaşlarına çeşitli yalanlar söylemek zorunda kaldığını anlattı.

    Özçelik, Brüksel, Hollanda ve Almanya’da kaldığı ve 16 Ocak 2015’te Almanya, Köln’den gelen bir uçakla, Stansted havaalanından İngiltere’ye geri döndüğü mahkemede anlatıldı. Özçelik, Stansted’e geldiğinde terör suçlamasıyla göz altına alındı. Savcı, Özçelik’in tutuklandığında polise ‘evden kaçmanın nasıl olduğunu bu bana öğretir artık’ dediğini söyledi.

    Mahkemenin ilk gününde, Savcı Dan Pawson-Pounds Özçelik’e karşı suçlamaları ve iddialarını sunmadan önce, hakim, John Bevan QC, jüri üyelerine davaya karşı önyargılı yaklaşma tehlikesi olduğunu ve bir önceki hafta Paris’te gerçekleşen saldırıya bağlamamalarını söyledi.

    Pawson-Pounds, buna ek olarak, jüri üyelerinin PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü bağımsızlık mücadelesine ve Suriye’de devam eden savaş hakkında düşüncelerini unutup, davayla ilişkilendirmemeleri gerektiğini söyledi.

    Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de, 1 Nisan’da gerçekleşen ikinci duruşmada hakim Justice Sweeney, savcılığın talebi üzerine Özçelik’in tutuklu yargılanmasına karar vermişti. 7 Eylül’de başlaması beklenilen yargı süreci, son olarak 17 Kasım’a ertelenmişti.