Tag: Calais

  • Day-Mer’den Calais’e büyük yardım ve bölgeden sıcak gelişmeler

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım ve bölgeden sıcak gelişmeler

    Fransa’nın Calais liman kentindeki mülteci krizine yönelik çalışmalarına aralıksız devam eden Day-Mer, geçtiğimiz hafta sonu ‘the Jungle’da idi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Ayrıca The Jungle’daki Calais valiliğinin mahkeme kararı ile başlattığı kampın güney bölümünü kapsayan ve yaklaşık 1000 mülteciyi olumsuz etkileyecek yıkım işlemlerinde son gelişmeleride değerlendirdik. haberimizi yayınladığımız şu sıralarda Calais Jungle kampında sıcak dakikalar yaşanıyor. 

    Yaklaşık 30 polis aracının bölgeyi sardığı, sayısız Fransız polisinin kampta hazır beklediği ve kampın güney bölümündeki çadırlardan yaklaşık 20 tanesinin yerlebir edildiği bilgisine ulaştık. Ayrıca sosyal medyada yayınlanan görüntülerde polisin kampa gaz bombaları ile saldırdığıda açıkca görülüyor.

    Britanya ile Fransa arasındaki mülteci krizi Calais liman kentindeki kamp nifusunun giderek artması ile de git gide çıkmaza giriyor. Geçtiğimiz haftalarda İngiliz mahkemesinde alınan kararlar, fransız hükümetinin kampı kaldırmaya yönelik çalışmaları yine Fransız mahkemesinin kamp ile ilgili kararının yanısıra ‘the jungle’da yaşanan insanlık dramı ile gündemden düşmeyen kamp ayrıca İngiliz yardım kurumları ve gönüllüleri ile uzun süre Avrupa’nın ortasındaki ‘insanlık ayıbı’ olarak kalacağa benziyor.

    Özellikle son 1 yıl içerisinde çok önemli gelişmelerin yanında, sayısız ölüm, polis saldırısı ve insan hakları boyutuyla sık sık başlıklara taşınan ‘the Jugle’ (Orman mülteci kampı) son olarak İngiliz işçi partisi lideri Jeremy Corbyn’in ziyareti ile  gündeme gelmişti.

    calais erem kansoy 7

    Corbyn’in ziyareti ile İngiltereye geçme umutları ikiye katlanan mülteciler son günlerde ise Fransız hükümetinin ve polisinin baskıları karşısında direniyor. İngiliz aktivistler ve İngiltere’den Calais’deki mültecilere yardım eli uzatan Care4Calais ile CalAid günüllüleri kampta 7 gün 24 saat çalışmalar yürüterek, yardıma muhtaç insanların daha ‘yaşanır’ koşullarda kampta zaman geçirmelerini sağlamak üzere büyük çaba gösteriyor.

    THE JUNGLE’DA SON DURUM

    İngiltere’nin mahkeme  kararının ardında şok bir mahkeme kararı ile de Fransa son günlerde kampın bir bölümünün kaldırılıp taşınmasına yönelik olumsuz kararını uygulamaya çalıştığı sırada yine Fransa’daki gönüllülerin Fransız mahkemesinde başlattığı karşıt dava ile şuanda adeta Kamp üzerinde deyim yerindeyse bir politik ve yasal kriz yaşanıyor.

    Fransa’da uzun süredir tartışmaya neden olan Calais mülteci kampının güney tarafı boşaltılmaya başlandı.

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 1

    Valiliğin tahliye kararının mahkeme tarafından uygun bulunmasının ardından kampa güvenlik gücü gönderildi. Bu gelişmenin ardından bölgede yıkım da başladı. Valiliğin hijyen gerekçesi ile kapatılmasına karar verdiği kampta 26 Şubat tarihli mahkeme kararı ile kampın sadece güney bölümündeki ‘planlı yıkım’ işlemleri dün 29 Şubat itibariyle hızlandırıldı. Fransız polisi kampa gaz bombaları atarak kalabalığı dağııp bölgeden uzaklaştırarak belediye görevlilerinin yıkıma devam etmesi için çalışıyor.

    İngiltere’de de yıkıma tepkiler yükseliyor. Yıkım işlemlerinin başlaması ile Londra’da bulunan aktivistler başbakanlık önünde bu gece büyük bir eyleme hazırlanıyor.

    fotoğraf AFP arşiv, daha önceki yıkım girişiminden
    fotoğraf AFP arşiv, daha önceki yıkım girişiminden

    Geçtiğimiz gün Fransız mahkemesinin ‘kampın büyük bir bölümü tahliye edilecek’ kararı ile Fransız polisi , çadırlara yetkililer göndererek mültecilerin birinci seçenek olarak Fransaya iltica başvurusu yapmalarını böylelikle onlara kalacak yer tahsis edileceğini, ikinci olarak ise kampa önceden yerleştirilen konteynerlere ikamet için geçmeleri gerektiği ve son olarak ise bölgeyi terketme seçenekleri olduğu yönünde baskı uygularken, gönüllülerin açtığı Fransız mahkemesindeki karşıt dava ise halen devam ediyor.

    İki ayrı davanın uzaması neticesinde ve yine sayısız basın mensubunun kamp ve kamp çevresinde beklemesi ile Fransa hkümeti yıkım işlemlerine başlamıştır. Fakat kampın tamamıyla ilgili bir yıkım kararı mahkemeden çıkmamıştır. Ayrıca yıkıma karşı dava da devam etmektedir.

    DAY-MER ÖNEMLİ ÇALIŞMALARINA DEVAM EDİYOR

    İngiltere’de yaşam sürdüren toplumumuzun da sayısız dernek, kurum ve kuruluşu mevcut iken, Avrupa’nın ‘insanlık ayıbı’ Calais’e yönelik yaptığı çalışmalar ile Day-Mer farkını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıl Kasım ayından buyana başlattığı kış dönemi yardım kampanyasının yanısıra ‘the Jungle’ın politik kriz boyutuna yönelik lobi çallışmalarınıda eş zamanlı yürüten Day-Mer, uygulamaya koyduğu Calais Dayanışma Komitesi ile daha çok önemli boyutta yardımı oraya götürüp adından söz ettirecek görünüyor.

    Day-Mer'in Calais yararına düzenlediği sergiden 2.500 Pound bağış toplandı
    Day-Mer’in Calais yararına düzenlediği sergiden 2.500 Pound bağış toplandı

    Yaklaşık 5 aylık süreçte 3 defa ‘the Jungle’ı hazırladığı delegasyonlar ile  ziyaret eden ve her defasında tonlarca yardımı bölgeye ulaştıran Day-Mer son olarak düzenlediği Calais konulu fotoğraf sergisi ile başlayan kampanyanın yardımlarını kampa ulaştırdı. Düzenlenen kampanyada, öncelikle gerçekleştirilen fotoğraf sergisinde 2 Bin 500 Sterlin’lik bir gelir elde edilirken eş zamanlı ve 2 hafta boyunca devam eden yardım toplama kampanyasında ise 2 kamyon eşya mülteciler için toplandı.

    YARDIM ‘JUNGLE’A ULAŞTIRILDI

    Oluşuturduğu Calais Dayanışma Komitesi ile delegasyonlar hazırlayarak ü.üncü kere Calais’i ziyarete giderek yardım götüren Day-Mer, delegasyonlarda yer verdiği belediye meclis üyeleri, kurum ve kuruluş yöneticilerinin yanısıra parlamentoda milletvekillerine yönelik bilgilendirme toplantıları ile özel yazışmalarıyla da lobi çalışmalarına ayrıca devam ediyor.

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 2

    Geçtiğimiz hafta yardım kampanyasını düzenlediği fotoğraf sergisi ile hızlandıran Day-Mer komisyon yetkilileri, sergiden elde edilen yaklaşık 2 Bin 500 Sterlin’e ek olarak yaklaşık 4 tonluk gıda ve giyecek eşyaları ile toplanan bağışlarla da birlikte Bin 700 Sterlin’lik nakit yardımı bölgeye ulaştırdı. Jungle’da yasal çalışmalar yürüten  Care4Calais gönüllüler kurumuna Bin 700 Sterlinlik yardım teslim edilirken, yine Care4Calais’in sorumluluğundaki yardım deposuna da 2 van ve 1 otobus bagajı dolusu yardım da teslim edildi.

    Fotoğraf sergisinden elde edilen gelirin bir bölümü ile taze yiyecekler de satın alınıp bölgede yardımları dağıtan depo ya teslim edildi.

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 1

    GÖNÜLLÜLER GÜN BOYU KAMP VE DEPODA ÇALIŞMA YÜRÜTTÜ

    Calais Dayanışma Komitesinin organize ettiği kamp ziyaretleri ve yardım ulaştırma çalışmalarında hem kamptaki insanlık dramını yerinde inceleme adına hem de duyarlılıı artırmak adına Day-Mer yetkilileri yardımları oluşturduğu delegasyonlar ile bölgeye ulaştırıyor. Şimdiye kadar 3 kere oluşturulan delegasyonlarda gazeteciler, dernek yöneticieri, kurum temsilcileri, sendika yöneticileri, siyasetciler ve yerel yönetimlerden isimleri de bünyasine katmayı başaran Day-Mer delegasyon üyelerinin de ziyaret esnasında bölgede çalışma yürütmesine yardımcı oluyor.

    Care4Calais sorumluluğundaki ve kampa yaklaşık 15 dakika uzaklıktaki erzak ve kıyafet deposunda toplanan yardımların indirilip ayrıştırılması ve düzenlenmesi ile kampa gönderilecek van araçların organizasyonunda bölgedeki gönüllüler ile birlikte çalışan delegasyon üyeleri böylelikle kampı sadece gezip görmenin yanında çalışmalar da yürüterek katkıda bulnuyorlar.

    Londra’da bulunan Londra Toplum Merkezindeki binasından harekete geçen Day-Mer delegasyonu komisyon üyeleri ile beraber, sabah erken saatler de ‘the Jungle’a varmasının ardından yaklaşık 1 buçuk saat kampta gözlemler yaptı. Ardından kamp yakınındaki depoya giden delegaston gün boyu buradaki çalışmalara destek sağlayarak katkıda bulundu.

    erem kansoy calais 1

    CALAİS İÇİN DEV BİR AİLE

    Day-Mer Calais’e sadece yardım götürme amaçlı çalışmalar yürütmüyor. Özellikle İngiltere içerisinde bölgeye yönelik duyarlılığın artırılması ve politik krizin mülteciler yararına neticelenmesine yönelik çalışmalar da yürütürken, 3 kez düzenlenen ziyaret ile oluşturulan delegasyonlarda, yaklaşık 100 kişi bölgeye götürlüdü. Ayrıca sergi ve toplantılar ilede yüzlerce vatandaşa ulaşıp konu ile ilgili bilgileri sunan Day-Mer, Calais liman kentindeki mülteclere yönelik çalışmalar yürüten duyarlı ve büyük bir aie oluşturdu.

    Ekip çalışmaları ile organize edilen yardım kampanyaları ve yardımların bölgeye ulaştırılmasındaki profesyonel organizasyon ile yine bölgedeki çalışmalara emek boyutuyla da destek sunan sayısız delegasyon üyesi, Day-Mer’in çalışmalarını onaylayarak destek sunmaya devam ediyor.

    calais france erem kansoy 1

    DIDIF KARDEŞ KURUMUNDAN DA DESTEK

    Fransa’da faaliyetlerine devam edne ve Day-meri’in kardeş kurumu olarak nitelendirilen DIDF’de ayni gün Fransa’da topladığı 2 van araçlık yardımı kampa getirerek, Day-Mer yetkilileri ile beraber depoya teslim ederek yerleştirilmesinde yardımcı oldu.

    15 kişilik bir kadro ile bölgeye dayanışma amaçlı desteğe gelen DIDF yetkilileri de bölgedeki çalışmalara katılarak, Fransa’da daha fazla duyarlılık artırmaya yönelik çalışmalar yaacaklarını belirtti.

    calais erem kansoy 6

    YARDIMLAR KIŞLIK KIYAFET VE YİYECEK

    Day-Mer’in kardeş kuruluşu DIDF ile beraber bölgeye hafta sonu ulaştırdığı yardımlarda battaniye, yorgan, monti yünlü kıyafetler, ayakkabılar, çizmeler, çadır ve çadır yapımında kullanılacak malzemeler, hijyen malzemeleri ile kuru yiyeceklerin yanısıra yüzlerce kutu hazır yemek de depoya teslim edildi.

    Kamptaki aşırı soğuk ve yağmur nedeniyle ençok gerekli malzemeler listesinin başında kıyafetler ve yine yardımların azlığı nedeniyle yemek ihtiyacına büyük katkıda bulunan Day-Mer, kış dönemindeki çalışmalarını kamptaki ihtiyaçlara yönelik hazırladı.

    calais erem kansoy 4

    CALAİS ACILARIN VE UMUDUN BİRLEŞTİĞİ NOKTA OLMAYA DEVAM EDİYOR

    Daha önceden de Avrupanın bu insanlık ayıbına yönelik sayısız haber ve fotoğraf hazırladığımız esnada hep belirttiğimiz gibi, yaşanan savaşlar nedeniyle Avrupanın da mülteci krizi giderek büyüyor.

    Afgan, Iraklı Kürtler, Filistinliler,Nijeryalılar Rojava’lıların coğrafyadaki savaştan kaynaklı ülkelerini terk etmesi ile Britanya’ya geçme umudunun kesiştiği nokta Fransanın Calais liman kentindeki The Jungle mülteci kampında, açlık , susuzluk ve soğuk ile boğuşan mülteciler ölüm olayları ve Fransız polisinin insanlık dışı uygulamalarıylada yüzleşti.

    Herşeye rağmen daha güzel yarınlar, iş ve ekonomik gelir umuduyla bir çok dilden, din ve ırktan insanın buluşma yeri Calais tarihte Avrupanın kanayan yarası olarak yerini aldı.

    m1

    DAY-MER YETKİLİLERİ ZİYARET VE YARDIM KAMPANYASI İLE İLGİLİ NE DEDİ?

    Kış dönemindeki the Jungle’a yönelik yardım çalışmalarına hız veren Daymer Yetkililerinden ve Calais Dayanışma Komitesi sorumlularından Zübeyde Aydemir ve Çınar altun gazetemize haftasonu düzenlenen ziyarette birer de demeç vererek hem izlenimlerini hemde çalışmalarına yönelik bilgileri paylaştı.

    calais erem kansoy 8

    Zübeyde Aydemir

    “Bu Calais’e üçüncü gidişimiz. İki ay aralıklarla bölgeye gittik ve her gidişimizde değişik katılımcılarla oluşturduğumuz delegasyonlarla gittik. Vardığımızda bizi bekleyen mülteci kampındaki değişiklikler son seferemize göre çok daha büyüktü.

    İlk ziyaretimizde DayMer’den küçük bir delegasyonla gitmiştik.  İkinci ziyaretimizde değişik Türk ve Kürt toplum kurumlarından katılımcılarla bölgeye gitmiştik. Son gidişimizde ise Calais ile dayanışma sergimize gelen, etkilenen bir şekilde mültecilerin haklarını savunan sınırların açılmasını savunan sıradan duyarlı, yerli halktan ve üyelerimizden 33 kişiyle gittik. Aynı zamanda Fransa’daki kardeş örgütümüz DİDİF’den de 15 kadar arkadaşımız da bize katıldılar.

    Kısaca kamp alanını gezdikten sonra 60 kişiye yakın bir ekip yardım deposunda götürdüğümüz 4 van dolusu yiyecek ağırlıklı malzemelerin ayıklanmasına yardımcı olduk. Ayrıca 1700 sterlin topladığımız maddi yardımı da Care4Calis Vakfına teslim ettik.

    calais 1

    Son ziyaretimizde bariz olan, çadırlardan daha çok insanların artık kafalarının üzerinde çatı diyebilecekleri şeklinde küçük tek gözlü odalar kurulmuştu. Daha önce çamur deryasında yürüdüğümüz koridorlara çakıl taşları atılmış, bir şekilde çamur ve yağmur suyu kontrol edilmeye çalışılmış. Restoranları, kuaför dükkanı, bakkalları, camisi, kilisesi ve hatta bir grup  çocuğun ders yaptığı okulu ziyaret ettme fırsatım da oldu. Sergimize katılan çocukların yazmış oldukları barış ve dayanışma mesajları içeren kartlarını da bilhassa iletebildim.

    Bütün bu manzaradan çıkardığım sonuç mülteciler İngiltere’ye gelmenin zorluğunu kanıksamış durumdalar. Mümkün olduğu kadar “normal” bir yaşamı  devam ettirmeye çalışıyorlar.

    Bir diğer taraftan da Fransız ve İngiliz hükümetlerinin şiddetinin dozajıda artmış durumda. Mültecilere gözdağı vererek, yıldırarak ve sınırları kapatarak orada dağıtmaya çalışıyorlar. Orada uzun süredir gönüllü çalışanların anlattıkları çok korkunç hikayeleri dinledik, örneğin tek başına buldukları mültecileri  kemikleri kırılana kadar döven faşistlerin sokakları gezdikleri anlatıldı.

    Sınırı geçmek için geceleri tırlara atlarken yakalanan mültecileri polisin saatlerce uzaktaki karakollara götürüp daha sonra sokağa bırakıldıkları anlatıldı. Böyle bir kampta yaşamanın kendisinin eziyet olduğu yetmiyormuş gibi gerek faşistler gerek polis tarafından gündelik tacize mülteciler maruz kalıyorlar.

    Burada bize düşen bireyler boyutunda yardımlarınızı esirgemememiş, duyurulara destek olmanız ama daha da önemlisi lobi çalışmasını hızlandırmak. İngiliz ve Fransız Hükümeti’nin çıkardığı savaşların sonuçlarının sorumluluklarını almaya zorlamak gerekiyor. Bundan daha kalıcı bir çözüm söz konusu değil. Sergimize katılan fotoğraf satın alan, evinden eşya getiren, maddi destekte bulunan,  kampı ziyarete  giden ve orada gönüllü olarak çalışan tüm dostlarımıza üyelerimize  buradan DayMer adına çok teşekkür ediyorum.”

    calais erem kansoy 5

    Çınar Altun

    “Malesef Batı ülkeleri dünyadaki körükledikleri savaşların mağdurlarına göz yumuyor ve kendi çıkarları için hangi mültecilere yardım edip etmeyeceğine kendisi karar vermek istiyor. Bu boşluk belliki Fransa ve İngiltereden gelen gönüllü bireyler ve ufak kurumların özveri ve insiyatifine kalmış durumda, ve bu ufak diye nitelendirdiğimiz kurumların ne kadar büyük işler başardığını ve başarabileceğini Calais’e yaptığımız ziyarette gördük. Bu son gidişimizde daha düzgün organize edilmiş yardımlar ve gelişen bir yapılanma gözlemledim. Çok zor koşullarda ortak mutfaklar, okul, gençlik merkezi ve buna benzer organizasyonlar yapılmış ve insanların en temel ihtiyaçları zorda olsa el birliyle giderilmeye çalışılıyor.

    Day-Mer olarak bizde bu çabalara destek olmak ve çaresiz bir durumda olan insanlara yaşamlarını devam ettirmek için ve seslerini kamuoyuna duyurabilmek için kampanyamızı fotoğraf sergisi ve bağış kampanyası ile devam ettirdik. Kampanyamızı aynı zamanda parlementoya taşıdık ve bunun üzerinden bir çok yerli ve yabancı birey ve kurumla el ele vererek hem şu anda orada bulunan mültecilerin kışı geçirebilmelerine yardımcı olduk, hemde büyük ekonomik gücü olan yardım kurumalarına ve parlementoda kamuoyu yaratabildik.”

    Oktay Şahbaz

    “Day-mer olarak Calais’deki mülteci yerleşim yerlerine daha önce iki dafa ziyarette bulunmuştuk. Bu iki ziyarette daha çok buradaki insanların yaşadığı insanlık dışı durum ile karşılaşıp bunu Londra’da yaşayan Turkiye’li ve Kürt toplum ile paylaşmıştık. Bunun yanında mültecilerin bu durum hakkında kamuoyu oluşturmak için bir rapor doğrultusunda parlemento’da bir toplantı organize etmiştik.

    Bu gelişimizde, yani üçüncü gelişimizde, durumun daha da kötü olduğunu gördük. İlk iki ziyaretimizde gördüğümüz insanlık dışı yaşam koşullarının yanında ayrıca faşizan ve ırkçı saldırıların yoğunlaştığını ve bunca savaş ve katliamdan kaçan insanların Fransız hükümeti ve Fransız faşistleri tarafından öldürülmeye çalışıldığını öğrendik. Kamp’da yaşam koşulları daha da kötü durumda.

    Fransız hükümeti kampı dağıtmak için kampın güneyinden başlayarak hayata geçirmek istediği bir dağıtma planı olduğu ile karşılaştık. Buradaki mültecilere önerilen veya umut verecek bir vaatin olmadığını gördük. Kampda çıkarılan insanlar önce devletin mülteci kamplarına oradan da ülkelerine sınır dışı edildiklerini öğrendik. Bunun yanında polisin kampdaki mültecileri tahrik etmek için yaptığı, durduk yere biber gazı sıkmak, tazyikli su sıkmak, buldozer ve diğer iş arabalarıyla kampa girmek, gibi insalik dışı uygulamalar hakkında bilgi aldık. Bu gelişmelerden daha kötü olan ise kampa aşırı sağcı ve ırkçı Fransız gruplar tarafından yapılan saldırıların arttığını öğrenmemiz oldu. Aşırı sağcı ve ırkçı grupların kamp dışında mültecileri yakalayıp bilinçli bir şekilde kemiklerini kırana kadar dövdüklerini burdaki yetkililerden duyduk. Polisin bu tür durumlara müdahale etmediğini ve göz yumduğu bize bildirilen başka korkunç bilgiler oldu.

    Day-mer olarak bu gelismelerinde içinde bulunduğu yeni bir raporu yazıp bir çok yetkili kurum ve kuruluş ile paylaşmayı düşünüyoruz. Bu anlamda mültecilere ile dayanışma içinde olmaya devam edip sınır kapıların açılması ve onların gelmeleri için elimizden geleni yapmaya Day-mer olarak devam edeceğiz.”

    Day-Mer’den Calais’e büyük yardım 1

     

  • Britanya vatandaşı mülteciler Dunkirk’in sefaletine saplandı

    Britanya vatandaşı mülteciler Dunkirk’in sefaletine saplandı

    Fransa’nın liman kenti Calais’e  20 mil uzaklığındaki Dunkirk mülteci kampındaki çadırlar acılara ev sahipliği yapıyor. Dunkirk’te bulunan mültecilerin çoğunluğu Kürt iken tamamının amacı Britanya’ya geçebilmek.

    Haber-fotoğraf:Erem Kansoy

    Özellikle çoğunluğunu Kürt’lerin oluşturduğu Dunkirk kampında bulunan ve Britanya pasaportuna sahip 2 yetişkin erkek defalarca İngiliz yetkililere İngiltere’ye giriş için başvuruda bulunsalarda halen giriş izni alamadılar. Eşleri ve çocukları ile Dunkirk’in sefaletine sıkışıp kalan İngiliz vatandaşları adalet bekliyor. Bununla beraber geçtiğimiz haftalarda İngiliz mahkemesinin, özellikle Britanya’da yakınları bulunan mülteciler ile ilgili verdiği olumlu karara rağmen İngiliz vatandaşı iki yetişkinin halen Dunkirk’te sıkışıp kalması İngiltere’nin mülteci sorunundaki ciddiyetsizliğinide sorgulamaya zorlayan cinsten.

    Avrupa’nın en zor koşullarına sahip olan kampta, kış aylarınınn ağır hava koşulları, açlık, susuzluk ve sağlık sorunları ile boğuşan Dunkirk’deki mülteciler yetmezmiş gibi birde Fransız polisinin baskı ve müdahalelerinekarşıda direniş gösteriyor.

    dunkırk 1

    Yaklaşık 2000 kişilik mülteci nüfusu ile giderek büyüyen kampta bulunan insanların tek amacı gemi yoluyla İngilter’ye geçiş yapabilmek. Ağır koşullar nedeniyle kamp sakinlerinin büyük bölümü salgın hastalıklarla da boğuşuyor. Kampta ölü bulunan sokak hayvanları ve farelerin yaydığı hastalıkların yanısıra, şiddetli yağmur ve soğuk hava ile ilaç bulunamaması da mültecilere adeta sefaleti yaşatıyor.

    Hemen hemen Calais ile ayni koşullara sahip kampta uzun süredir ailesi ile İngiltere’ye geçmeyi bekleyen Rawand Aziz aslında 2009 yılında İngiliz vatandaşlığına kabul edilmiş ve bugünün  koşullarında sadece kendisi olmak üzere dilediği her an İngiltere’ye giriş yapabilmesine rağmen Aziz’in eşi ve çocuğu ülkeye alınmıyor. Bu sebeple Aziz defalarca İngiltere’ye ailesi ile beraber gelebilmek adına defalarca başvuruda bulunsa da bir sonuç elde edemedi. Öte yandan geçtiğimiz günlerde İngiltere başbakanı Davi Cameron bir açıklamasında Avrupa’daki mültecilerle ilgili de konuşurken, “İngiltere’ye yasadışı yollardan girmeye çalışan bir grup insan” ifadeleri ile yaşananları basitleştirmeye çalışsada aslında özellikle Fransa ve İngiltere arasındaki mülteci krizi çok derin ve karmaşık bir durum. Geçtiğimiz günlerde İngiliz mahkemelerinin aldığı bir karar ile İngiltere’de yakınları bulunan mültecilerin girişi onaylanmıştı. İngiliz mahkemesi geçen hafta, İlticacıların önünü açacak ve Britanya’ya ulaşmalarını sağlayacak olumlu bir kararla neticelenen davada, 3 çocuk ve 1 yetişkin Suriyeli İngltereye getirilmişti. Yakın aileleri İngiltere’de uzun yıllardır yaşam sürdüren Suriyeli’ler yaklaşık 11 aydır Calais’teki kampta konaklıyorlardı. Avrupa Birliği ülkelerinin Dublin III yasası uygulamasına göre İngiltere’de Home Office’in burada ailesi veya yakını olan ilticacılara incelemelerin yapıldıktan sonra iltica hakkını vermesi gerekiyor. Britanya’da ailesi  veya yakını bulunan binlerce ilticacının İngiltere’ye giriş yapma kapılarının açıldığını gösteren dava neticesinde Aziz’in durumunda olanlar ise hangi kapsamda değerlendirileceği merak konusu.

    Uzun zamandır Dunkirk’te eşi Hataw ve oğlu Oscar ile beraber İngiltere’ye kabul edilmeyi bekleyen 35 yaşındaki Aziz’in sıradışı durumuna benzer bir sıkıtıyı, yine ayni kampta sıkışan 31 yaşındaki Saman Sharif’de zor günler geçiriyor. Eşi Shukry ve 4 çocuğu ile Dunkirk’te zor koşullara göğüs germeye çalışan Sharif’de Irak Kürt’lerinden.

    Dunkirk’te sıkışan her iki Irak’lı Kürt’de Amerika ve İngiltere’nin 2003 yılındaki Saddam Hussein rejimine müdahalesi öncesinde İngiltere’ye Calais üzerinden giriş yapmışlardı. İngiltere’de yerleşik bir yaşam ve mükemmel İngilizcelerine rağmen iş bulamayan her iki yetişkin de aileleri ile beraber olabilmek adına Dunkirk’e dönüş yapmışlardı. Hala hazırda 2003 yılında evli bulunana Sharif İngiltere’de yaşam süressi boyunca sık sık Irak, İran ve Kürdistan bölgelerine ailesi ve büyüyen çocuklarını görmek için gidiyordu. 8 yıl boyunca İngiltere’nin Birmingham bölgesinde yaşayan Sharif ailesini de ingiltereye getirmek için her yolu denedi fakat ingiliz devleti kabul etmemeye devamediyor.

    Sharif 2007 yılında tam olarak ingiliz vatandaşlığını almasına rağmen son dönemlerde bulup çalıştığı işte yeterince gelir elde edememesi nedeniyle aynen Aziz’in de içinde bulunduğu durum gibi ‘ekonomik sebeplerden’ dolayı ailesini İngiltere’ye yasal getiremiyor.

    Her iki ailede, geçtiğimiz hafta kampı ziyaret eden İngiliz İşçi partisi lideri Jeremy Corbyn’in kampı ziyaretinde verdiği vaadetlere ümit bağlamış durumda ve bekleyiş içerisinde. İngiliz mülteci birliğiğininde konu ile ilgili ailelere verdiği açıklamada ‘öncelikle Fransa’ya iltica başvurusunda bulunun, ardından İngiltere’ye transferiniz için başvurularda bulunursunuz’ mesajı verildi.

    Tüm yasal denemeler ve çabalardan sonuç alamayan aileler halen Dunkirk’in çamurunun içerisinde sefalet ve büyük zorluklar ile güne uyanıyor. Fotoğraflar:(Arşiv-Fransa’da Dunkirk kampının 20mil uzağındaki Calais ‘the jungle’ mülteci kampından, görüntüler)

    dunkırk 2

     

     

     

  • Calais’in Avrupa’da Sesi Duyuldu

    Calais’in Avrupa’da Sesi Duyuldu

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy- İngiliz basını Calais’te düzenlenen en büyük yürüyüşün mesajını, İngiliz siyasetçi üzerinden vermeyi tercih etti. ‘The Jungle’ın mültecileri herşeye rağmen, ‘NO JUNGLE NO!’ diye haykırmaya devam ediyor. Uzun zamandır Fransa ile İngiltere arasında yaşanan mülteci sorunu ile gündeme gelen Fransanın Calais liman kentindeki mülteci kampı, hafta sonu düzenlenen büyük yürüyüşte sesini Avrupa’ya duyurdu. Yürüyüşle eş zamanlı gerçekleşen Jermy Corbyn’in ziyareti, basında yürüyüşü gölgede bıraktı.

    calais 1

    Fransa ile İngiltere arasındaki mülteci sorunu ve kirli oyunları ile giderek çıkmaza giren Calais, diğer adı ile ‘the Jungle’ mülteci kampı Ocak ayının başından buyana İngiliz basınında gelişmeleri ile yer almaya devam ediyor. Ocak ayının ilk haftası başlayan ve yaklaşık 4 gün boyunca devam eden Fransız polisinin kampa saldırması, Sudan’lı Mülteci A. Rahman Heroun’un ‘ölüm tüneli’ini yürüyerek aşıp İngiltere’ye varması, yine yaklaşık 10 gün önce İngiliz mahkemesinin 3 çocuk ve 1 yetişkin mültecinin İngiltere’ye getirilmesi yönündeki olumlu kararı, geçtiğimiz hafta içerisinde 4 Suriyeli mültecinin de mahkeme kararı ile İngiltere’ye girişi ve son olarak hafta sonu düzenlenen büyük yürüyüş ile eş zamanlı olarak Jermy Corbyn’in kampı ziyareti ile Calais, ‘the Jungle’ mülteci kampındaki ‘umdun yolcuları’ seslerini Avrupa’ya duyurdu.

    calais 7

    Yaklaşık 2 yıldır giderek artan nüfusu ile ‘The Jungle’ çeşitli haberlerle gazete başlıklarında yer aldı. Barınma sorunu, açlık, susuzluk, sayısız ölümler, Fransız polisinin dayatma ve saldırıları ile yardım kampanyalarıyla haberlere konu olan mülteci kampı bu kez İngiltere’ye güçlü bir şekilde mesaj verdi. Fransız ve İngiliz akvtisitlerin birlikte düzenlediği büyük yürüyüş ile İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn’in kampı ziyareti ayni gün ve saatler içerisine denk geldi. Corbyn’in ziyareti ve İngiliz basınındaki populerliği büyük yürüyüşün basındaki sesini bastırdı.

    calais 8

    Calais’te büyük yürüyüş

    Son 1 yıl içerisinde hızla artan nüfusu ile ‘the Jungle’da birçok yürüyüş düzenlendi. Polis saldırılarına karşı ve mülteci hakları ile ilgili bir çok yürüyüş ve protestonun düzenlendiği kamp bölgesinde son olarak Fransız ve İngiliz sol örgütlerinin düzenlediği büyük yürüyüş ile neredeyse kamp nüfusunun yüzde 90’ı yaklaşık 4.000 mülteci Calais Şehir merkezine yürüdü. ‘Refugees Welcome’ İngiliz grubu ve Fransız ‘CNT’ sol örgütlerinin düzenlediği yürüyüş ile şehirde duyarlılık artırmak hedeflenirken Fransız hükümeti ve İngiliz yönetimine de ‘mültecileri kabul edin’ mesajı verildi.

    calais18

    Yürüyüş esnasında bir Fransız’ın kendi evinin bahçesinde eylemcilere silah doğrultup sözlü saldırıda bulunmasının ardından yaşanan arbedede Fransız saldırgana eylemciler taş ve sopalar fırlattı. Fransız polisi olaya sadece sözlü müdahalede bulundu. Kısa süren arbedenin ardından yürüyüş şehir merkezine doğru ilerledi. Calais liman kenti uzun yıllardır sol görüşlü bir kitlenin işçi sınıfı ve liman çalışanlarının kenti olarak bilinsede son dönemlerdeki sağcı yerel yönetimi ile değişen nüfusu da Calais sakinlerinin mültecilere kucak açtığını söyleyemeyiz. Şehir merkezinde yapılan konuşmaların ardından küçük bir grup limana doğru yürüyüşe geçerken eylemciler kampa geri döndü.

    calasi 16

    Limanda vapura ulaşmayı başardılar

    ‘the Jungle’da çoğunlukla, Afgan, Sudanlı, Suriyeli,Afrikalı ve Kürt’lerin oluşturduğu bir nüfus yapısı bulunuyor. Tek amaçları İngiltere’ye geçebilmek olduğunu da açıkca savunan bir grup mülteci düzenlenen büyük yürüyüşün ardından 500’e yakın eylemci limana yasadışı yollardan girmeyi başardı. Yaklaşık 150 kişilik bir grup yüksek güvenlik tellerini tam 2 kez aşarak polis engeline de takılmadan İngiltereye gitmek üzere hazırlanan vapura giriş yaptı. Güvenlik güçleri ve İngiliz sınır polisinn müdahalesinden kurtularak 50 mülteci vapurda kaldı. Tüm vapur seferlerinin güvenlik açısından iptal edildiği eylemde vapurda yapılan arama sonucunda 24 mülteci daha göz altına alındı. Vapurda mülteciler ile birlikte bulunan 11 İngiliz, aktivisit de göz altına alındı. Geriye kalan 15 kişi ile ilgili bilgi ise gecenin ilerleyen saatlerinde geldi. Vapurda yapılan geniş çaplı arama sonrasında geriye kalan mültecilerde gözaltına alındı. Yakalanan 11 aktvisitin No Borders grubu üyesi oldukları açıklandı.

    calais17

    Xavier Bertrand: “Cezalandırılmalıdırlar”

    Calais bölge başkanı ve eski bakanlardan, Xavier Bertrand yaptığı açıklamada “hükümeti derhal mülteci sorunu ile ilgili toplantı yapmaya çağırıyorum. No Borders aktivistlerinin yaptığı kabul edilemezdir ve cezalandırılmalıdırlar. İngiltere’ye vapur seferlerimiz de 2 saatlik gecikme yaşandı, Calais halkı ve vapur seferi yolcularımızdan özürdileriz.” İfadelerini kullandı.

      Calais Belediye başkanı: “halka saldırmak için eylem yapıldı”

    Calais belediye başkanı Natcaha Bouchart ise kendi Tweeter hesabından yaptığı ard arda paylaşımlarda yürüyüşün organizatörlerine adeta esti gürledi. Bouchart mesajlarında, “bugün yaşananlar, düzenlenen yürüyüşün mültecilerin yerel halka daha rahat saldırabilmesini sağlayan bir amacı olduğunu ısbatladı. Devletimize yürüyüş ile ilgili izin vermediğimizi net bir tavırla ilettim.” İfadelerini kullandı.

    calais 11

    Jean-Marc Puissesseau: “kamp kaldırılmalı”

    Calais liman belediyesi sorumlusu Jean-Marc Puissesseau ise yaptığı açıklamada, “artık kamp kontrol edilemez hale dönüşdü ve kampın kaldırılması artık gerekli, olaylar ekonomimizi kötü yönde etkiliyor.” Ifadelerine yer verdi.

    calais 23

    Fransız Avrupa Parlamento üyesinden sert mesaj

    Düzenlenen büyük yürüyüşe katılarak destek veren fransız Yeşil Parti siyasetcisi ve Avrupa Parlamentosu Üyesi Karima Delli ise yaptığı açıklamada, Fransız başbakanı Manuel Valls’a sert bir mesaj göndererek, “Burada insanlar kabul edilemez koşullarda yaşam sürüyor. Bu durumun devam etmesine izin veremeyiz. Ne gerekliyse derhal yapılıp sorunun çözülmesi gerekiyor.Derhal mültecilere barınma, yemek ve sağlık hizmetleri vermeliyiz bu insanları burada böyle bırakamayız” sözlerini kullandı.

    Jeremy Corbyn Calais’te

    İngiliz İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn ilk yurt dışı ziyaretini Fransanın Kuzeyinde bulunan Calais liman kentindeki The Jungle mülteci kampını ziyaret ederek gerçekleştirdi. Jungle’dan sonra ise yaklaşık 30 mil uzaktaki Dunkirk te bulunan ve şuanda daha zor koşulların yaşandığı bölgeyi de ziyaret etti. Sky News’de yer alan bir habere göre ise Corbyn, Calais’ten İngiltereye 3.000 mülteci alınması gerektiğini söylediği yazıyor.

    Corbyn’in Calais ziyareti haberi İngiliz basınında geniş yer aldı fakat haberler ajanslardan alınan fotoğraflar ile sözleşmeli gazeteciler tarafından ayni zamanda büyük oranda BBC’nin hazırladığı haber ışığında hazırlandığıda gözlerden kaçmıyor. BBC kameralarına özel reportaj vererek Calais’in ambarından da görüntülerinin sadece BBC’de ve bir kısa belgesel şeklinde görülüyor olması da Corbyn’in BBC ile anlaşmalı olarak oraya gittiği fikrini akıllara getirmiyor değil.

    İngiliz basını Calais’te düzenlenen en büyük yürüyüşün mesajını İngiliz siyasetçi üzerinden vermeyi tercih etti

    Jungle’ı ziyareti sırasında kampın büyük bir nifusu düzenlenen yürüyüşe katılması nedeniyle Corbyn kampı rahatça dolaştı. Kampta kaldığı kısa süre içerisinde mültecilerden büyük ilgi gören Corbyn, kısa zaman içerisne sadece BBC kameralarına reportaj verdi. Çok uzun zamandır yapılan eylemler Lobi çalışmaları ve gönderilen mektublar sonunda Jermey Corbyn’i Calais’e getirdi.

    calais 12

    Yapılan onca eylem ve duyarlılık çağırısını Corbyn’in Calais ziyareti adeta boşa çıkardı. Bölgede el birliği ve dayanışma ile düzenleen en büyük yürüyüş, İngiliz politikacı Corbyn’in kampı ziyaret etmesiyle ana akım medya kanallarında ve gazetelerınde ikinci plana atıldı. Corbyn’in ziyareti bir anda basında gündem olurken yine Corbyn basında bulduğu yeri akşam saatlerinde mültecilerin bir vapuru işkal etmesiyle ortadan kayboldu. Basının gündemine bu kez vapura giren mülteciler ve aktivistler oturdu.

    İşçi Partisi lideri Corbyn, kampı ziyaretinde incelemelerde bulunarak mülteciler ile konuştu. Kendi özel facebook hesabında ziyaretinin aardından, “tüm Avrupa’nın yüzleştiği mülteci krizini yakından anlamak ve yerinde görmek için burdayım. Şuan için bu sorunla iligili olarak bu sorunun kaynağıyla uğraşıyoruz. Mülteci sorunun kaynağı savaşlar ve ülkeler arası sorunlardı.” İfadelerni kullandı.

    calais 9

    Kamp çevresinde güvenlik önlemleri ve polis aldırıları

    ‘the Jungle’ın etrafında ve Calais kenti çevresinde organize edilen geniş çaplı güvenlik önlemleri yürüyüş sırasında üst düzeye çıkartıldı. Geçtiğimiz hafta ve Ocak ayı başında toplam 3 kez polis saldırısına uğrayan kampta mülteciler en büyük sorun olarak polisi görüyor. Kara kışın soğunda ayaklarında çorap dahi olmayan mülteciler insanca yaşama koşullarını bir kenara itip Fransız polisinin zulmünden kurtulmaya da çalışıyor. Kampı güvenlik ve dağıtma kaygısıyla yaklaşık 300 metre geriye çekmeyi hedefleyen operasyonlarında polis yaklaşık 4 gün boyunca mültecilere gece geç saatlerde gaz bombası ile saldırarak ardından da kampa dozer ile girdi. Sayısız çadırın yerlebir olduğu operasyonlarda liman yolu kenarındaki mülteciler uzaklaştırıldıYerel hükümet,yıkım ile ilgili kampın 1500 kişiye ev sahipliği yapan üçte birlik kısmındaki çadırların temizleneceğini çünkü sığınmacıların ısınma ve elektrik imkânı sağlayan konteynırlara taşınması gerekçesine sığınarak bir açıklamada bulunmuştu.

    calais 23

    Beyaz demir sığnaklar

    Yine geçtiğimiz hafta Jungle’a kurulan beyaz renkte büyük demir, konteynerler mültecilere barınak olarak gösterilsede mülteciler bunları kullanmıyor. Özellikle demir olmasından dolayı ve bölgedeki soğuk hava ile tam bir buz yerine dönen barınaklar ayni zamanda kullanıldığı takdirde Fransız hükümetinin kampta meşrulaşmasıda gündeme geleceğinden mülteciler konteynerleri kullanmıyor.

    calais 6

    ‘Ölüm tüneli’ni yaya olarak geçti

    Geçtiğimiz günlerde ise görülen mahkemede, bir ilki başararak Sudan’lı mülteci Abdul Rahman Haroun’un yaya olarak İngiltere’ye Calais’ten gelen ilk insan olduğu ortaya çıktı. Ağustos 2015’te Channel Tunnel’ı yaya olarak aşan 40 yaşındaki Haroun, Canterbury mahkemesindeki son duruşmada mülteci haklarını ve kazanımlarını onaylattı. Haroun Mart ayına kadar kefalet altında olacak ve ülkeye yasadışı yollardan gelmek ile tünel kurallarını ihlal etmekten yükümlü mahkemeye çıakarılacak. Kristmas günü öncesi İngiliz mahkemesince mülteciliği İngiltere’ye onaylanan Haroun 31 mil uzunluğundaki deniz altından geçen karanlık ve kısman havasız tüneli Calais’ten aşarak İngiltere’nin Folkestone bölgesinden çıktığı esnada güvenlik örevlilerince fark edilmişti. Haroun’un mahkemesi 20 Hazirana ertelendi.

    calais 3

    ‘Ölüm tüneli’ adını ölümlerden alıyor

    İngiltere’ye geçmek ümidiyle Calais liman kentinin ‘the Jungle’ mülteci kampında bekleyen yaklaşık 6.000 mülteci İngiltere’ye gelmek adına canlarını tehlikeye atıyor. Bölgede, Tırlara girmeye çalışırken, vapura girmeye çalışırken ve tren tüneline girmeye çalışırken bir çok ölüm gerçekleşti. Sadce tren tüneli olan Channel Tunnel çevresinde toplam 12 mülteci İngiltere için umuda yolculuk adına çıktıkları yolda hayatlarını kaybetmişlerdi.

    calais 4

    Binlerce mülteciye Britanya kapılarını açan mahkeme zaferi

    İlticacıların önünü açacak ve Britanya’ya ulaşmalarını sağlayacak mahkeme davası kazanıldı. Daha önceden İngiltere’ye iltica başvuru yapan fakat Home Office tarafından reddedilen 3 çocuk ve 1 yetişkin Suriyelinin avukatları yürütülen davayı kazanarak Suriyelileri Britanya’ya getirdi. Yakın aileleri İngiltere’de uzun yıllardır yaşam sürdüren Suriyeli’ler yaklaşık 11 aydır Calais’teki kampta konaklıyorlardı.

    calais 22

    Avrupa Birliği ülkelerinin Dublin III yasası uygulamasına göre İngiltere’de Home Office’in burada ailesi veya yakını olan ilticacılara incelemelerin yapıldıktan sonra iltica hakkını vermesi gerekiyordu. Konuyla ilgili davanın kazanılması ile İngiliz mahkemesi ilticacıların ülkeye getirilmesini emretti. Citizen UK grubundan kampanya yürütenlerin mahkemeye taşıdığı dava snrasında Calais’e bir grup avukatın götürülerek ayni durumdaki mültecilerin tesbiti yapılması üzere çalışmalarda başlatılmıştı.

    İlticacıların İngiltere’ye getirilmesinin ardından, ITV haber kanalının yayınladığı bir haberde, kazanılan dava neticesinde, Britanya’da ailesi  veya yakını bulunan binlerce ilticacının İngiltere’ye giriş yapma kapılarının açıldığı vurgulandı.Yine ayni haberde yer  alan bilgiye göre ise Home Office’in planlarını ‘ilticacılar, iltica taleplerini ulaştıkları ilk güvenli ükeye yapmalıdır’ ifadeleride yer aldı.

    calais 2

    Geçtiğimiz günlerde konu ile ilgili açıklamada bulunan İngiltere Mülteciler Komisyonu Policiy Menejeri Judith Dennis ise, “herkes sevdikleriyle güven içinde yaşama hakkına sahiptir. Avrupa devletleri özellikle konu çocuk ve kadınlar olunca, uygulanması gereken prosedürü derhal uygulamalıdır. İnsanları ailelerine ve sevdiklerine en hızlı en güvenli şekilde ulaştırmaları yasal olark gerekmektedir.” İfadelerini vurguladı.

    Tim Farron: “Hiç bir çocuk bunu hak etmiyor”

    Liberal Demokratların lideri Tim Farron’da açıklamada bulunmuştu. Farron, “hiç bir çocuk hele ki aile koruması yoksa derhal gözetim altına alınmadılır sahip çıkılmalıdır. Mahkemede Suriyeli çocuklar için mücadele verip kazanan herkesi ve organizasyonları tebrik ederim.” Sözlerini kullanmıştı.

    calais 5

    calais 10

     

     

  • Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Avrupa’nın ölüm tüneli

    Fransa’nın Calais liman kenti çeşitli bölgelerden gelen yerlerinden edilmiş yaklaşık 6000 insanın acıları ve ümitlerinin buluşma noktası oldu. Kobanêli Muhammed Hassan; “Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın” sözleri ile Calais’in gerçek yüzünü yansıttı.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Britanya’ya daha iyi yaşam koşulları ümidi ile ulaşmak üzere yola çıkan mültecilerin buluşma noktası haline gelen Fransa’nın Calais liman kentinde adeta insanlık dramı yaşanıyor. Kış aylarının gelmesi ile aşırı yağmur, şiddetli rüzgar ve soğuk yetmezmiş gibi susuzluk, gıda sorunu, sağlık ve barınma problemlerinin yanı sıra mülteciler burada bir de ölümler ile acıların en ağırıyla karşı karşıyalar.

    'Jungle' kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..
    ‘Jungle’ kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..

    Yardım kuruluşu RedCross’un (Kızılhaç)1999 yılında Calais’te hizmete açtığı Sangatte Mülteci Merkezi’nin zaman zaman kapasitesinin çok üzerine çıkması nedeniyle 2000’li yılların ilk evresinden itibaren, Calais limanına yakın bölgelerde çadır kurmaya başlayan mültecilerin sayısı geçmiş dönemlerde en çok 700-800 iken, bu rakam son günlerde 6000’e yaklaştı. 2001-2002 yıllarında Sangatte’nin kapatılması ile bölgede yağmalamalar yaşanmış ve Fransız polisi bölgedeki çadırları dozerlerle yıkmıştı. Yaşanan olayın ardından Fransa devleti Calais’te yaşananlara karşı halen süregelen bir ‘kabullenmeme’ politikası içerisinde. Ortadoğu bölgesinde yüzlerce kamp Birleşmiş Milletler’in BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) birimi tarafından tanınıyor ve ciddi yardımlarla ayakta tutuluyorken, Fransız devletinin Calais’teki kampı ‘mülteci  kampı’ olarak tanımaması sebep gösterilerek UNHCR burada çalışma yürütmüyor. Son yıllarda ise bir çok mülteci tren yolu, feribot ve kamyon- tırlar aracılığı ile Britanya’ya geçmek üzere mücadele verirken hayatını kaybetti.

     

    Özellikle 2015 yılında nüfusunun hızla büyümesi ve yaşanan ölüm olaylarının artması ile gündemde kalan Calais, Britanyalı yardımsever aktivistlerin oluşturduğu CalAid, Refugees Welcome gibi grupların ve yine bölgede bir çatı altında toplanan Fransız ve Britanyalı gönüllülerin çalışmaları ile yardımlar ulaştırılıyor. İngiltere’de Kürtçe ve Türkçe konuşan topluma hizmet veren DAY-MER`dE bölgeye 1 tırlık yardım ulaştırarak gönüllülere teslim etti. Day-Mer’in oluşturduğu delegasyonda Day-Mer Youth, Tohum Kültür Merkezi, YÇKM Londra, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ile Calais’e yardıma koşan gönüllüler yer aldı. DAY-MER toplum dernekleri arasında örnek oluşturacak projelerinden birini daha böylelikle gerçekleştirmiş oldu.

    Afgan, Rojavalı Kürt, Libyalı, Iraklı Asuriler, Sudanlı, Nijeryalı ve Azerbeycanlı mültecilerin büyük bölümünü oluşturduğu Calais kampı çok ulusluluğu ile dikkat çekiyor. Çeşitli uluslardan biraraya gelen bu insanların acıları da ortak, ulaşmak için çıktıkları yoldaki son durak da… Dünya kamuoyu Fransa’ya büyük baskılar yapsa da, Fransız hükümeti halen Calais’i tanımıyor. Ayrıca Fransız polisinin de bölgedeki geniş güvenlik önlemleri büyük dikkat çekiyor. Bölgedeki mülteciler polisin zaman zaman sert müdahalelerde bulunduğunu vurguluyorlar.

    Kamp'ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.
    Kamp’ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.

    Sözde demokrasinin beşiği Avrupa’nın göbeğinde, Fransa’da yaşanan insanlık dramına  yönelik gerçekleştirilen onlarca etkili eylem ve baskıya rağmen, İngiliz hükümeti de sessiz kalarak ‘Fransız demokrasisine’ ortaklık etmekte. İngiltere’de düzenlenen kitlesel eylemler, imza kampanyaları, parlamentodaki lobi çalışmaları, ilerici ve demokrat basının etkin haberleri de Başbakan David Cameron’u mülteci politikasındaki başarısızlığından geri çevirmedi.

    Calais’e gerçekleştirdiğim son ziyaretimde kadın ve çocuk nüfusun ciddi oranda azaldığını gördüm. Bu da Fransız hükümetinin belirli sayıda çocuklu kadınları kabul ettiği yönündeki yasal düzenlemesini doğruluyor. Fakat Fransız hükümeti mültecilere ‘cazib’ görünmemek adına bu yasal düzenlemesini basına fazla yansıtmadı.

    Kış aylarının gelmesi ile bölgedeki ağır hava koşulları ve olanaksızlıklar burada ümide yolculuğu bekleyen mültecilere çok zor günler yaşatıyor. Zemin çamur ve yer yer büyük su birikintileri oluşmuş. Kamp ağaçlık tepeliklere kurulmuş durumda. Aşırı rüzgardan kaynaklı çadırlar uçmakta. Son bir ay içerisinde iki kez kampta büyük yangın yaşanarak bir çok çadır yanmış. Kampa duyarlı vatandaşlar, kurum,kuruluş ve sivil toplum örgütleri yardımlarda bulunsa da, özellikle çadır, ilaç, yiyecek ve giyecek sıkıntısı her gün giderek artıyor. Kamp bölgesinde temiz su ve tuvalet bulunmaması da salgın hastalıklara yol açıyor. Özellikle insani atıkların ve çöplerin kamp içerisinde çamurlarla karışması bölgede ağır koku ve sağlıksız koşullar yaratıyor.

    Çoğunluğunu genç erkeklerin oluşturduğu, İngiltere’ye tren ve vapur seferlerinin yapıldığı ve dünyanın en çok insan trafiğinin yaşandığı iki liman kentinden biri Calais. Buradan İngiltere’nin Dover kentine her gün onlarca tren ve vapur seferi var. 6000 mülteci de bu seferlerden biriyle İngiltere’ye geçmek için, kendilerinin deyimiyle “Orman Kampı”nda yaşamaya mecbur kalmış. Kimi henüz bir gün önce gelmiş, kimi iki yıldır burada.

    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı
    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı

    Her hafta bir kaç kişinin ya trene ya da vapura kaçak binmek isterken ölümleri gerçekleşiyor. Cezayirli bir mültecinin trene binmek isterken rayların altında kalarak yaşamını yitirmesi, geçtiğimiz ay basında da geniş yer bulmuş ve oklar kapıların açılması yönünde Fransız hükümetine yöneltilmişti. Fakat yine olumlu bir sonuç alınamamıştı. Bir çoğu, kamptaki yaşam koşullarının çok kötü olmasından dolayı, riskleri daha fazla göze alıyor ve bir an önce kamptan kurtulmak istediği için trene ve tırlara atlamaya çalışırken can veriyor. Ayrıca mülteciler burada doğal koşullarla da savaşırken insani ihtiyaçlarını gidermek üzere kampta hırsızlık, çeteleşme ve organize suçlara da yöneliyor. Bizzat Calais sakinlerinden de bölgede neler yaşandığını dinleyerek yaşanan drama tanıklık ettim.Örneğin siyahi bir grubun gece çadır çaldıklarını ve gündüz çaldıkları çadırları yeni gelen mültecilere satarak para kazanmaya çalıştıklarını aktaran mülteciler var.

    İsmini vermek istemeyen Kürt bir mülteci şöyle konuştu: “Üç aydır buradayız. İngiltere’ye geçmek için bekliyoruz. İşte halimizi görüyorunuz, bu kötü koşullarda ve soğuk havada bu halde yaşıyoruz. Ekmek ve çay ile geçiniyoruz. İngiltere’ye geçmek istiyoruz. Biz burda kalmak için buraya gelmedik. Dover’e varmak istiyoruz. Eğer burda kalmak isteseydik Fransa’da iltica ederdik.Bijî Kurd û Kurdistan.” Irak Kürdistan’ından olduğunu olduğunu söyleyen Peşrew isimli diğer bir mülteci “Burda Afgan, Kürt, Pakistan ve İranlılar var. Burada hayat koşullarımız ciddi derecede kötü” dedi.

    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.
    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.

    Yine gazetemize konuşan Kobanê’li Muhammed Hassan “Ben de herkes gibi savaştan dolayı buraya geldim. Fransa’ya Almanya üzerinden ulaştım. Ailem Türkiye’de kaldı ve ben tam bir aydır buradayım. İngiltere’ye gitmek istiyoruz ama Fransız polisi bize izin vermiyor. Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın. Buradaki en büyük zorluk çok soğuk, her yer çamur ve kıyafetinin olmaması. Paran varsa yaşarsın burada, paran yoksa böyle bizim gibi soğukta kalırsın. Bize ulaştırılan yardımlar ve yiyecekler çok az. Hiç yeterli değil ve çok zor durumdayız. Fransız polisi de bize hiç iyi davranmıyor. Kadın ve çocuklar çadırlardan çıkamıyor. Calais’te yaşanmıyor. Buraya Suriye, Irak, Afgan nereden isterseniz mülteci geliyor. Savaş olan her yerden insan var burada. İngiltere’ye kaçak yoldan gitmek zorundayız çünkü bizi bırakmıyorlar. Trenle, tır ya da kamyonla gitmek zorundayız. Bizim için burada trene girebilmek Londra’ya ulaşmak anlamına geliyor’’ dedi.

    Londra’dan Calais’e uzanan gidiş ve dönüş yolculuğumuzda, gümrük kapılarında İngiliz ve Fransız polisinin çıkardığı zorluklar, yarattığı gecikmeler ve kayıt altına alma işlemleri, bölgeye götürülecek yardımlara darbe vurmaya yönelik olduğunun açık bir göstergesiydi. Yasal olmamasıyla beraber pasaport kontrolünün gidişte üç ve dönüşte iki kez yapılması ve ayrıca isimlerin tek tek kayıt altına alınarak kişilerin kısa süreli sorgulanması, Fransız-İngiliz hükümetlerinin Calais üzerindeki tecritini ve görmezden gelişini onaylar nitelikteydi. Fransa’nın mültecilere sahip çıkmaması İngiltere’nin ise kapıları açmayarak mülteciler ile ilgili sert politikası devam ettikçe, Calais uzun bir süre daha yaşanan acıları ile gündemde hatırlanacak.