Tag: Hot News

  • Zehra Doğan, Ceylan Önkol’u Londra duvarlarına çizdi

    Zehra Doğan, Ceylan Önkol’u Londra duvarlarına çizdi

    Sanatçı Zehra Doğan, bundan on yıl önce Lice’de katledilen Ceylan Önkol’u Londra’daki bir duvara çizdi. Ceylan Önkol’u kucağında bir kuzu ve kocaman gözlerle çizen Doğan, resmin yan tarafına da İngilizce olarak; ‘‘14 yaşındaki Kürt kızı Ceylan Önkol, Türk ordusu tarafından bir havan mermisiyle 10 yıl önce katledildi. Sorumluları halen yargılanmış değil!.’’ diye yazdı.

     

    Ceylan Önkol, Amed’in Lice ilçesi kırsalında 28 Eylül 2009’da Türk ordusuna ait havan mermisiyle katledilmişti. Hayvanlarını otlatırken katledilen 14 yaşındaki Önkol cinayetiyle ilgili sembolik bir soruşturma açılsa da aradan geçen 10 yılda yargılanan olmadı. 

     

    Londra merkezindeki Waterloo bölgesindeki bir duvara Ceylan Önkol’u kucağında bir kuzuyla çizen sanatçı Zehra Doğan, Ceylan Önkol şahsında, katledilen tüm çocuklara dikkat çekmek amacıyla bu çizimi yaptığını söyledi.

     

    ‘‘Ceylan Lice’de doğan ve büyüyen bir çocuktu, 14 yaşına kadar yaşayabildi. Kuzularını otlatırken havan mermisiyle katledildi. Bunun gibi birçok örnek var; Cizre’de, Şırnak’ta, Derik’te… Birçok çocuk, asker ve polis tarafından katlediliyor ama bunların davaları bile görülmüyor.’’

     

    Çocukların katledilmemesi için bir şeyler yapabiliriz diyen Doğan, ‘‘Bütün dünyada ulus devletlerin mevcut iktidarları tarafından katledilen çocuklara dikkat çekmek adına özellikle Ceylan Önkol’u seçtik. Dünyanın hiçbir yerinde çocuklar katledilmesin, bunun için bir şeyler yapabiliriz ve geç değil diye düşünüyorum.’’ dedi.

  • Barış Küçük’ün davası tekrar ertelendi

    Barış Küçük’ün davası tekrar ertelendi

    Londra’da 3 Haziran günü bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybeden Barış Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı dava ‘tercüman’ olmadığı gerekçesiyle ertelendi.

    Davayı izlemek ve takip etmek için  Küçük’ün ailesi, yakınları, sevenleri ve çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi Old Baley Ağır Ceza Mahkemesi önünde bir araya geldi. Küçük’ün katil zanlısı Cezayir asıllı Adam Tarık’ında hazır bulundurulduğu dava  bir kez daha ‘türcüman’ olmadığı gerekçesiyle dava görülmeden ertelendi. Duruşmaya katılanlar davanın ertelenmesine tepki göstererek, yetkililerin ‘ciddi’ yaklaşmadığı hissini uyandırdığını ifade ettiler. Daha önceki duruşmanın da ‘tercüman yok’ gerekçesi ile iptal edilmesi ise mahkemenin ciddiyetini de sorgular hale getirmesin de etken oldu. Küçük’ün katil zanlısının yargılandığı davanın önümüzdeki hafta tekrar görülmesi bekleniyor.

  • Londra’da Türk işgaline karşı protestolar devam ediyor

    Londra’da Türk işgaline karşı protestolar devam ediyor

    Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları aralıksız olarak her gün İngiltere’nin başkenti Londra’da protesto edilmeye devam ediliyor. Londra merkezinde bulunan Picadilly Meydanında gündüz saatlerinde başlayan protesto eylemi akşam akşam geç saatlere kadar devam etti.

    Londra’nın en kalabalık meydanlarından birisi olan Picadilly Circus’ta toplanan yüzlerce kişi YPG, YPJ bayrakları ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan fotoğrafları ile beraber üzerinde ‘Türk işgaline karşı ayağa kalk’ yazılı pankartlar taşıdı. Farklı halklardan çok sayıda Kürt dostunun da katıldığı protesto eyleminde yapılan konuşmalarda, Türk devletinin artık sadece Kürtler için değil tüm dünya için bir tehdit haline geldiği ve bu tehdide karşı tüm dünyanın daha gür ses çıkarması gerektiği belirtildi.

    Picadilly meydanında yapılan konuşmalardan sonra kalabalık kitle İngiltere başbakanlığı binasına doğru yürüyüşe geçti. Güzergah üzerinde Türk devletine silah satan bir silah firmasının ofisi olduğu belirtilen bir binanın kapıları ve camları kırıldı. Trafalgar meydanına varan kalabalık kitle bir haftadır burayı işgal eden binlerce çevreci ile bir araya geldi. Burada da yapılan konuşmalarda Kuzey-Doğu Suriye’de inşa edilen sistemin çevrecilerin mücadele amaçlarını da içerdiği ifade edildi. Alanda bulunan binlerce çevreci sloganları ve alkışlarıyla eylemcilere destek verdi.

    Kalabalık grup buradan da İngiltere başbakanlığı binasına doğru yürüyüşe devam etti.  Başbakanlık binası önünde yapılan konuşmalar ve atılan sloganlardan sonra eylem bir diğer gün buluşulmak üzere sona erdi. Farklı grupların içinde yer aldığı eylem komitesi her gün farklı bir noktada eylemler organize etmeye devam edecek. Pazar günü içinse çok geniş katılımlı bir eylem planlanıyor. Pazar günü saat 13:00’te BBC televizyonu önünde başlayacak eyleme binlerin katılması bekleniliyor.

  • Birleşik Krallık Parlamentosu Tek Ses Oldu: Türk Devletinin İşgal Girişimlerini Asla Kabul Etmiyoruz!

    Birleşik Krallık Parlamentosu Tek Ses Oldu: Türk Devletinin İşgal Girişimlerini Asla Kabul Etmiyoruz!

    Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal girişimlerine Birleşik Krallık siyasetçileri büyük tepki verildi. Aynı saatlerde Birleşik Krallık Parlamentosunun hem Lordlar Kamarasında, hem de Avam Kamarasında Türk devletinin işgal girişimleri konulu oturumlarda saatler süren tartışmalarda Türk devletinin durdurulması çağrısı yapıldı. İktidar partisinden milletvekillilerin de içinde bulunduğu tüm partilerin milletvekilleri özel oturumda söz alarak Türk devletinin işgal girişimlerini ve ABD’nin çekilme kararına sert bir şekilde karşı çıkarak hükümete acil adım atma çağrısı yaptı. 

     

    Son dönemde Brexit dışında bir şey konuşmayan Birleşik Krallık (BK) parlamentosu, Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’yi işgal girişimlerini acil bir şekilde gündemine aldı. İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekillerinin de içinde olduğu BK Parlamentosunda temsil edilen İşçi Parti, Plaid Cymru, Liberal Demokrat Parti, İskoç Ulusal Parti ve bağımsız milletvekilleri oturumda söz alarak, Kürtlerin ihanete uğradığını ve bunun karşısında sessiz kalmanın utanç kaynağı olduğunu vurguladılar. Lordlar Kamarasında yapılan oturumda eleştirilere ve sorulara Devlet Bakanı Lord Ahmad cevap verirken, Avam Kamarasındaki oturumda da soruları Ortadoğu’ya bakan Uluslararası Kalkınmadan sorumlu devlet bakanı Andrew Murrison yanıtladı. Yine aynı gün yapılan Uluslararası Kalkınma Komitesi toplantısında gündem Türk devletinin işgal girişimleri ve ortaya çıkartacağı sonuçlar oldu. 

     

    Hükümet sözcüsü eleştiriler ve sorular karşısında bir hayli zorlandı

    Parlamentodaki oturumda hükümet adına sorulara cevap veren devlet bakanı Andrew Murrison hem kendi partisinden hem muhalefet partisinde onlarca milletvekilinin sert eleştirileri ve sorularına tek tek cevap vermede bir hayli zorlandı. Aynı cümleleri defalarca tekrar eden Murrison, BK hükümetinin Kürtlere ihanet etmediğini, halen QSD ile birlikte çalıştıklarını, ve Türk devletinin iyi bir müttefik olduğunu ama olası bir askeri harekatı tasvip etmediklerini ve bunun karşısında duracaklarını en az 30 defa tekrarladı. 

     

    ‘‘Türkiye’nin askeri olası bir askeri harekatı, QSD’nin dikkatlerini başka yere çekecektir. Böylesi bir durum ülkemizin de güvenliğini de riske atacaktır, Kesinlikle böylesi bir askeri harekatı desteklemiyoruz. Bunun için birçok nedenimiz var. Sosyal mühendislik hesabı yaparak bir etnik temizliğe ve demografik değişime açık bir şekilde karşı duracağız. Prensipte hata, pratikte felaket olacaktır. Bunu engellemek için elimizden geleni yapacağız. Omuz omuza savaştıklarımızı yüzüstü bırakmayız. Yalnız hareket edemeyiz, uluslararası koalisyon ile birlikte hareket etmeliyiz. Türkiye BK için çok önemli bir müttefik. Türkiye’ye bu konuda çok açık olduk, tek taraflı bir askeri harekata girişmemeli. Böylesi bir harekat bölgeyi istikrarsızlaştırır ve DAİŞ ile mücadeleyi sekteye uğratır.’’ 

     

    Kürt halkının verdiği büyük bedellere ihanet ediliyor

    Parlamentoda yapılan oturumda söz alan milletvekillerinden İşçi Partili Gölge Dışişleri Bakanı Emily Thronbery Kürt halkının DAİŞ’e karşı verdiği savaşta 11 bin yiğit savaşçısını yitirdiğini ve Türk devletinin işgal girişimlerine yeşil ışık yakmanın sadece Kürtleri terketmek olmadığını aynı zamanda verilen bu büyük bedellere bir ihanet olduğunu söyledi.

     

    ‘‘Ortadoğu’daki savaşta eski bir kural vardır. ‘Öyle ya da böyle Kürtler hep satılacaktır ve ihanete uğrayacaktır.’ Belki de Trump bu eski kuralı çok zalimce bir şekilde takip ediyor. Burada ve Birleşmiş Milletlere de bunu net bir şekilde söylemeliyiz; bu sefer buna izin vermeyeceğiz! Trump yönetiminin Kuzey Suriye konusunda Türkiye ile antlaşması tam bir rezalet, Kürt toplumunu kendi kaderine bırakmak ve tehlikeli yeni bir savaş cephesi açmak kabul edilemez. Kürt halkı Kuzey Suriye’de DAİŞ’e karşı en zor savaşı verdi, ve büyük bedeller ödedi. Trump’ın çekilme kararı sadece Kürtleri terk etmek değil, aynı zamanda verdikleri bedel ve emeklere ihanettir.’’

     

    Türk devleti etnik temizlik yapmayı planlıyor

    Thronbery konuşmasının devamında, ‘‘Kürtlerin anayasa yapım komitesinde yer alıp kendi gelecekleri ve hakları ile ilgili söz sahibi olması için Birleşik Krallık hükümetinin acil harekete geçmesi lazım. Yine aynı zamanda Kürt yerleşim yerlerine farklı etnik gruplardan mültecileri getirmek isteyen Türkiye’nin etnik temizlik planlarına karşı durmak gerekir. Hükümeti acil olarak BM Güvenlik Konseyine ve Atlantik Konseyine önerge sunarak Türkiye’nin askeri harekatını yasaklama kararı almasını sağlama çağrısı yapıyorum.’’

     

    Kürtlere sırt çevirmemeliyiz

    Muhafazakar Parti milletvekili Tobies Ellwood da Türk devletinin etnik temizlik planlarına dikkat çekerek şunları belirtti;

    ‘‘Kürtler DAİŞ’e karşı savaşta bizim sahadaki tek ortağımızdı. ABD’nin çekilmesiyle onları Türkiye’nin saldırılarıyla yüz yüze bırakıyor ve sırt çeviriyoruz. Böylesi bir durumda Kürtler kendi topraklarının savunması için savaşacaklardır. Türkiye 3 milyon Suriyeli mülteciyi yaratmak istediği 30 kmlik güvenli bölgeye taşımak işstemektedir. Bu etnik temizlik anlamına gelecektir. Afganistan, Irak ve Libya’dan dersler çıkarmalıyız. Türkiye’nin işgal girişimlerine karşı hükümet nasıl bir adım atacaktır? Türkiye işgal ederse, SDG buna karşım direnecektir, böylesi bir durumda DAİŞ’lilerin kaldığı kamp ve hapishanelerde güvenlik açığı oluşacaktır. Böylesi bir durumda binlerce DAİŞ’li kaçacaktır.  Dünya daha karmaşık ve tehlikeli bir hal alıyor. Uluslararası toplum birlikte hareket etmeli.’’ 

     

    Böylesi bir saldırıyı kendimize yapılmış sayarız

    Muhafazakar Parti milletvekillerinden Duncan Smith ise ‘Türklere açık bir şekilde, böylesi bir saldırıyı kendimize yapılmış sayarız denilmeli’ dedi. 

     

    ‘‘Türkiye’nin işgal tehditlerine karşı daha yüksek sesle ve daha açık bir şekilde durmalıyız. Bu çok büyük ve ciddi bir sorun. DAİŞ’e karşı en büyük müttefiğimizi Türkiye’nin hatırına yalnız bırakmak ve ihanet etmek asla kabul edilemez. Sadece ABD’ye değil tüm topluma şunu net söylemeliyiz; biz bunun karşısındayız, özellikle de Türklere açıkça; eğer tehditlerini pratiğe sokarlarsa, Kürtlere olduğu kadar, bunu kendimize yapılmış saldırgan bir tutum olarak kabul ederiz denilmeli.’’ 

     

    Kürtlerin bir kez daha arkadan bıçaklanmasına izin verilmemeli

    İşçi Partili Galler milletvekili Ann Clywd,  Kürt halkının tarihte birçok sefer ihanete uğradığını ve bunun halen devam ettiğini belirterek, bu durumda kendi sorumluluklarının da olduğunu ifade etti. 

    ‘‘Daha önce birçok sefer olduğu gibi Kürtler bir kez daha arkadan bıçaklanıyor. Mevcut durumda bizim de sorumluluğumuz var, ve bunun için ayağa kalkmalıyız. Eğer bir şey yapmazsak Kürtleri ölüme terk ediyoruz anlamına gelecektir.’’ 

     

    Türkiye’ye yeşil ışık yakmak kalleşliktir

    Muhafazakar Parti milletvekili Julian Lewis, Türkiye’ye yeşil ışık yakmanın kalleşlik olduğunu vurguladı. 

    ‘‘Sorun ABD’nin 50 askerini çekmiş olması değildir. Eğer bizim müttefikimize saldıracak İslami rejimle yönetilen Türkiye’ye yeşil ışık yakılmışsa bu aktif bir kalleşlik ve ihanet olur. Bu 1944’te Stalin’in Hitler’e yeşil ışık yakması gibi olur.’’ 

    İskoç Ulusal Parti milletvekili Stephen Gethins ise yaşanan durumun bir ihanet olduğunu vurgulayarak ‘böylesi bir ihanetten sonra bölgede hangi güç bizimle işbirliği yapar?’ diye sordu. 

     

    DAİŞ’e karşı savaştılar diye sahip çıkmak yeterli değil

    Kısa bir süre önce kalabalık bir heyet ile Rojava’yı ziyaret eden İşçi Partili milletvekili Lloyd Russel Moyle ise Rojava sisteminin demokratik yapısına vurgu yaptı. 

    ‘‘Sadece DAİŞ’e karşı savaştılar diye sahip çıkmak yanlış. Demokrasi, cinsiyet özgürlüğü ve eşitliği temelinde inşa edilen bir sistemden bahsetmemiz gerekiyor. Birleşik Krallık hükümetinin Türkiye ile tüm istihbarı paylaşımlarını durdurması çağrısı yapıyorum.’’ 

     

    İşçi Partili milletvekili Kevin Brennan ise, ‘‘Kürtleri arkadan bıçaklamak sadece ahlaki bir hata değil, aynı zamanda stratejik bir hata. Bu durumda suç ortağı oluruz. Çok daha gür bir ses çıkarmalıyız.’’ diye konuştu.  

     

    Sadece stratejik bir hata değil, insani bir sorun

    İktidardaki Muhafazakar Parti milletvekili Bob Blackman ise yaptığı konuşmada ABD’nin çekilme kararının sadece stratejik bir hata olmadığını aynı zamanda ortada insani bir sorun olduğunu belirtti. 

    ‘‘En iyi müttefikimiz ABD, Suriye’deki müttefikimiz Kürtleri, diğer bir müttefikimiz olan Türk devletinin saldırılarına karşı yüzüstü bırakmıştır. Bu sadece stratejik bir hata değil, aynı zamanda insani bir sorun. Bu durumda dünyaya şu mesajı veriyoruz; eğer ABD veya İngiltere’ye güvenirseniz ihanete uğrarsınız.’’ 

     

    Muhafazakar Parti milletvekillerinden Richard Drax ise, ‘‘Çekilme kararı yiğit müttefikimiz Kürtlere karşı kesinlikle aktif bir ihanettir. Bu yiğit insanların televizyon ekranlarımızda hayatları için savaştıklarını izlemek istemiyoruz.’’ dedi. 

     

    Değişim İçin Bağımsız Grup üyesi milletvekili Mike Gapes konuşmasında, ‘‘Mevcut durum Suriye rejimine yardım eden Rusya ve İran’ın güçlendirecektir ve tek söz sahibi yapacaktır.’’ 

     

    Kürtler biz ölmeyelim diye öldüler

    İskoç Ulusal Parti milletvekili Peter Grant ise yaptığı değerlendirmede Türk develetinin işgal girişimlerini durdurmak için daha fazla çaba sarf etme çağrısı yaptı. ‘‘Kürt halkı 11 bin evladını bu savaşta yitirdi, binlercesi yaralandı. Bu sadece onların savaşı değildi, aynı zamanda bizim ölmememiz için öldüler. Türkiye’nin olası saldırısını engellemek için daha fazla çaba sarf etmeliyiz.’’ 

     

    İşçi Parti milletvekili Luke Pollard, Türkiye’nin olası bir askeri harekatında İngiliz silahlarının kullanılmayacağı konusunda hükümet bir garanti vermesi çağrısı yaptı. 

     

    Aynı zamanda NATO Parlamenterler Meclisi başkanı olan milletvekili Madeline Moon 11-14 Ekim tarihlerinde Londra’da yapılacak NATO Parlamenterler Meclisinde bu konuyu detaylı bir şekilde gündeme getirip tartışacaklarını ifade etti. 

    Demokratik Birlik Partisi milletvekili Jim Shannon ise yaptığı değerlendirmede Kürtlerin ihanete uğradığını, Türk devletinin yıllardır Kürtlere karşı savaş halinde olduğunu ve şuan masum sivil insanların, kadın ve çocukların büyük bir tehlike altında olduğunu ifade etti. 

    Parlamentonun Avam Kamarasında iki saat süren oturumda milletvekilleri Chris Stephen, Tom Dugendhat, Mary Robinson, Adam Holloway, Alistair Burt, Thangham Debbonaire, Bob Seely, Stephen Twigg, Allison McGovern, Crispin Blunt, Joanna Cherry, Jamie Stone, Henry Smith, Kate Osamor, Matthew Offord, Jonathan Edwards, Katherine West ve Jessica Morden da söz alarak, Türk devletinin işgal girişimlerini sert bir dille eleştirerek BK hükümetine sorumluluk alma çağrısı yaptı. 

     

    Lordlar Kamarası: Hiç mi utanç duymuyoruz?

    Birleşik Krallık Parlamentosunun Lordlar Kamarasında yapılan oturumda da Türk devletinin işgal girişimlerine sert bir şekilde karşı çıkarak, Türk devletine yeşil ışık yakmanın utanç verici olduğu ifade edildi. 

    Oturumda söz alan Lord Hannay, ‘‘Evet her ne kadar bunu istemesek te çekilme kararı ve hakkı ABD’nin kendisindedir. Bu oluşan durumdan gerçekten hiç mi utanmıyoruz? DAİŞ ile savaşta büyük bedeller ödeyen bir ortağımızın yine en büyük müttefiğimiz olan ABD tarafından ihanete uğramasından utanmıyor muyuz?’’ dedi.  

    Söz olan bir diğer lord, Lord Kerr de yine ‘Kürtlere ihanet etmekten hiç mi utanç duymuyoruz?’ diye sordu. 

     

    Türk devletinin askeri müdahalesini kesinlikle desteklemiyoruz

    Yapılan oturumda Lordların soru ve eleştirilerine devlet bakanı Lord Ahmad cevap verdi. 

    ‘‘Türkiye’nin askeri operasyonu ile ilgili ABD ile görüşme halindeyiz. ABD’li müttefiklerimizin bize verdiği bilgi Türkiye’nin saldırısını onaylamadıklarıdır. Türkiye’nin askeri bir operasyonu bölgeyi istikrarsızlaştıracaktır, Vazgeçilmelidir. Biz de tüm dikkatlerin DAİŞ ile mücadeleye verilmesi gerektiğini savunur, bu çerçevede müttefiklerimizle çalışmaya devam edeceğiz. 

    ‘‘Türk devletinin tehditleri büyük endişe uyandırmaktadır. QSD, DAİŞ’in yenilmesinde anahtar müttefikimizdir. Yaratılan güven ortamı kesinlikle bozulmamalıdır. Bu noktada ve bölgeye istikrar getirmeye çalıştığımız bir dönemde, koalisyon ortaklarımızın (SDF) yanında durmalıyız. DAİŞ coğrafik olarak yenilse de ideolojik olarak halen yenilmiş değildir. Tüm bölgeye istikrarı getirmek için çaba harcamaya devam edeceğiz. 

    ‘‘Bir kez daha çok açık bir şekilde belirtmek isterim ki Türkiye’nin askeri müdahalesini kesinlikle desteklemiyoruz. SDF gerekli desteği almaya devam etmektedir. 

    40 binden fazla DAİŞ’li ve aileleri kalıyor bu kamplarda, ve sorun Suriye veya bölgeyi de aşan büyüklükte. Tüm dünyayı ilgilendiren bir konu ve olası sonuçlarına hazır olmalıyız. 

    Suriye ve Irak’ta gerekli destekleri sunduk. Bulundukları tüm devletlerde temsil edilmeleri için çaba harcıyoruz. 

    Kürtlere ihanet eden biz değiliz, çekilme kararı veren ABD’dir. Biz SDF ile çalışmaya ve bölgeye istikrar getirmek için çaba sarf etmeye devam ediyoruz.’

  • İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ paneli

    İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ paneli

    İngiltere Parlamentosu’nda düzenlenen ‘Rojava’ konulu panelde ABD Başkanı Trump’ın askerlerini geri çekme kararı ve Türkiye’nin işgal girişimine tepki gösterilerek, işgal ile birlikte Ortadoğu’daki ‘demokratik alanın yok edilmek istendiği vurgulandı.   


    Londra Kürt Halk Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu tarafından İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ konulu bir panel düzenlendi. Panele HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü, İşçi Partisi Milletvekili Bambos Charalabous, Gazeteci Steve Steveeney, İskoç Milletvekili Chris Stephen ve çok akademisyen, yazar ve siyasetçi katıldı. Yoğun ilginin olduğu panelde, Rojava’ya dönük işgal girişimi çok sert tepkiler dile getirilirken, Rojava’nın demokratik bir Ortadoğu açısından önemine dikkat çekildi.

     

     

    Skype üzerinden panele katılan ve yerine kayyum atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Selçuk Mızraklı, Rojava’ya dönük işgal girişimini ‘bir insanlık krizi’ olduğunu söyleyerek,”Kürtler Ortadoğu’da yıllardır barbarlığa karşı, İŞİD gibi gerici güçlere karşı savaşarak bunun yerine demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü bir sistem inşa edildi. Bu Ortadoğu açısından çok önemli bir dönem yarattı. Ancak AKP-MHP koalisyonu hem Türkiye’de hem Ortadoğu’da Kürtlere ve demokrasi güçlerine karşı saldırgan savaş politikalarını devreye koydu. Bu bir çözüm değildir hiç bir zamanda çözüm olmadı. Bu her şeyi daha derinleştirdi. Bunun bir tek çözüm yolu vardır o da ‘barış’ politikaları geliştirmektir. Şu anda tek bir işaret yok barış ile ilgili” dedi. BM ve AB’nin işgal girişimine karşı harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Mızraklı, Kürtlere yönelik bu saldırılara karşı bir barış politikasının oluşması için baskı kurulması gerektiğini vurguladı.

     

    ‘DEMOKRATİK ALAN YOK EDİLİYOR’

    Kürdistan Dayanışma Ağı üyesi Politik analist Nick Hildyard’ta Rojava sistemi ve Ortadoğu’da Kürtlerin öncülüğünde nasıl bir ‘demokratik alan’ oluşturulduğunu anlatarak, Türkiyenin bu demokratik alanı yok etmek istediğini ifade etti. Erdoğan’ın politikalarını ‘barbarlık’ olarak niteleyen Hildyard, gerekli tepki ve tavrın gösterilmemesinin Erdoğan’ın bu politikaları sürdürmesine neden olduğunu ifade etti.

     

    İngiltere Parlamentosu’nda ‘Rojava’ paneli

     

    ‘DURDURMAMIZ GEREKİYOR’

    HDP Onursal Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü’de HDP’li belediyelere hukuk dışı bir şekilde kayyum atandığına işaret ederek, bu hukuk dışılığın artık Rojavaya işgal girişimi ile beraber bir soykırım politikasına dönüştüğüne dikkat çekti. Rojava’ya dönük saldırıların durdurulmaması halinde korkunç katliamların gerçekleşebileceğin dikkat çeken Kürkçü, çok geç olmadan Erdoğan’ın durdurulması gerektiğini ifade etti. Afrin’in işgali ile büyük vahşetler yaşandığını hatırlatan Kürkçü, Kürdistan’da tüm evrensel değerlerin ayaklar altına alındığını vurguladı. Gazeteci Steve Sweeney ise Rojavaya yönelik saldırılar ile küresel demokrasinin çok büyük tehlikelerle karşı karşıya kaldığını ifade ederek, Kürt halkının nasıl bir demokrasi mücadelesini verdiğini tarihsel boyutları ile anlattı. Sweeney, insanlığın onurunu kurtaran Rojava’ya karşı geliştirilen işgale ‘dur’ demek gerektiğini ifade ederek, “Direnişe geçelim hep beraber direnelim” diyerek konuşmasını tamamladı.

     

    ‘AMERİKA’YA TEPKİ VARDI’

    İskoçya Ulusal Parti (SNP) Milletvekili Chris Stephen’da ABD Başkanı Trump’ın Rojava’dan Amerikan askerlerini çekme kararına sert tepki göstererek, İskoçya Parlamentosu’nda bu karar karşı toplanılarak bir deklarasyon yayınlacağını ifade etti. Panele katılan diğer siyasetçi ve akademisyenler de genel olarak Rojava’ya karşı işgal girişimine karşı diplomatik ve siyasi bir çalışmanın aciliyetine vurgu yaptı.

     

    Haber : Sultan Çakır – Hikmet Erden
  • AKP’nin seçilmişlere yönelik darbesi Londra’da protesto edildi

    AKP’nin seçilmişlere yönelik darbesi Londra’da protesto edildi

    Amed, Wan ve Merdin Büyükşehir Belediyelerinin Türk devleti tarafından gasp edilip halkın seçtiği belediye başkanlarının yerine kayyum atanması Londra’daki demokratik kurumlar tarafından protesto edildi. Londra merkezdeki Trafalgar Meydanında yapılan protesto eylemine Britanya Demokratik Güçbirliği bileşeni kurumların yöneticileri ve üyeleri katıldı.

    ALAETTIN SINAYIC-LONDRA

    Britanya Demokratik Güçbirliğinin çağrısıyla Londra’nın Trafalgar Meydanında bir araya gelen kalabalık grup Amed, Wan ve Merdin büyükşehir belediyelerinin gasp edilmesini protesto etti. Çok sayıda kurum temsilcisinin katıldığı protesto eyleminde AKP’nin tüm hile ve zorbalıklarına rağmen halkın kazandığı belediyeleri gasp etmenin zorba bir darbe uygulaması olduğu ifade edildi. HDP bayraklarının açıldığı eylemde üzerlerinde Selçuk Mızraklı, Ahmet Türk v Bedia Özgökçe’nin fotoğraflarının olduğu ve İngilizce olarak ‘Demokratik Güçbirliği AKP/MHP hükümetinin siyasi soykırımına karşı’ yazılı pankartlar açıldı.

    İktidarın meşruiyetini yitirmiştir

    Britanya Demokratik Güçbirliği adına yapılan açıklamada AKP hükümetinin zerre kadar demokratik meşruiyetinin kalmadığı ve halkın iradesini gasp etmenin, seçim sonucunda sandıkta kazanamadıklarını devlet şiddeti, zoru ve hilesi ile gasp etmenin bu iktidarın, AKP-MHP ittifakının bir olağanı haline geldiği ifade edildi.

    Dedeleriniz başaramadı, siz de başaramayacaksınız!

    Protesto eylemine katılan Amed eski büyükşehir belediye başkanı Osman Baydemir de Kürtçe ve İngilizce bir konuşma yaptı. Baydemir konuşmasında Kürt halkına yönelik baskı ve esir alma girişimlerinin iktidardakilerin dedeleri tarafından denendiği ve başaramadıkları, kendilerinin de başaramayacağını ifade etti.

    Kürdistan kadim bir direniş tarihine sahiptir. Nerede olursak olalım, ülkede, sürgünde her yerde direnmeye devam edeceğiz. Bizler Şeyh Saitlerin torunlarıyız, Ehmed Xanilerin torunlarıyız. Nereye gidersek gidelim kalbimizdeki Kürdistanı da oraya taşıyacağız. Hiçbir işgalcinin Kürdistanı işgal etmeye gücü yetmeyecek. Hiçbir işgalci ebedi Kürdistan’da kalamayacak. İşgalcilerin Kürdistan’daki varlığı sadece ve sadece zora dayalıdır. İşgalcilerin Kürdistan’dan çıkacağı günler yakındır. Mevcut iktidardakilerin dedeleri çok denedi, ama başaramadılar, bunlar da başaramayacak.’’

    Türkiye’de iki terör örgütü var, onlar da AKP ve MHP

    Baydemir konuşmasının devamında Kürt halkını terörizm ile suçlayanlara da cevap vererek, Türkiye’de iki tane terör örgütünün olduğu ve bunların AKP ve MHP olduğunu ifade etti.

    Yapılan konuşmaların ardında kitle Trafalgar Meydanından başbakanlık binası önüne, oradan da Birleşik Krallık parlamentosu önüne kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi. Eylem Parlamentonun önünde sona erdi.

     

  • NUJ genel sekreteri, MA editörü Karahan’ın gözaltına alınmasını kınadı

    NUJ genel sekreteri, MA editörü Karahan’ın gözaltına alınmasını kınadı

    İngiltere Gazeteciler Ulusal Sendikası-NUJ genel sekreteri Michelle Stanistreet ve Morning Star gazetesi uluslararası editörü Steve Sweeny Mezopotamya Ajansı Kürtçe servisi editörü Ziyan Karahan’ın gözaltına alınmasını kınadı. Stanistreet Türk devletinin gazetecilere yönelik baskılarının ve özellikle de Kürt basının hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

    ALAETTIN SINAYIC-LONDRA

    Avrupa’nın önemli gazeteci sendikası olan NUJ’un genel sekreteri Michelle Stanistreet, Türk devletinin basın özgürlüğünü günlük olarak ihlal ettiğini ve yargı tehdidi ile gazetecileri çalışamaz hale getirdiğini ifade etti.

    ‘‘Devletin basın özgürlüğünü gündelik olarak ihlal ettiği Türkiye’de, gazeteciler yargı tehdidi korkusu yaşamadan işlerini yapabilmelidir. Son olarak Mezopotamya Haber Ajansı editörü Zivan Karahan’ın gözaltına alınması Türkiye’deki gazetecilere yönelik tehdit ve yönelimlerin kabul edilemez son örneğidir. Türkiye en çok gazetecilerin hapsedildiği sicili olan bir ülke, ve Kürt basını en çok hedef alınan kesim. Uluslararası toplum Türk devletini kesin bir dille kınamalı ve Birleşmiş Milletler gazetecilerin korunması sözleşmelerine uymasını sağlamalıdır.’’

    NUJ genel sekreteri Michelle Stanistreet

     

    Gazeteciler eşi benzeri olmayan bir baskı altında

    Morning Star gazetesi uluslararası editörü Steve Sweeny ise yaptığı açıklamada Türkiye’deki gazetecilerin eşi benzeri görülmemiş bir baskı ve saldırı altında olduğunu ve gazeteciliğin asla suç olmadığını ifade etti.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmasıyla birlikte kentte düzenlenen ev baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı. Bu operasyon kapsamında Mezopotamya Ajansı’nın Kürtçe servisi editörü Ziyan Karahan’ın da gözaltına alındığı bildirildi.

    Evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınan Karahan’ın neden gözaltına alındığı ise öğrenilemedi. Ajansın haberine göre Karahan’la görüşmeye giden avukatı, “gözaltı yoğunluğu” gerekçesiyle müvekkiliyle görüştürülmedi.