Tag: Hot News

  • İştebrak’taki Alevi Katliamı Protesto Edildi

    İştebrak’taki Alevi Katliamı Protesto Edildi

    İştebrak’taki Alevi Katliamı Protesto Edildi 1

    Suriye’nin İştebrak köyünde geçtiğimiz hafta El Nusra çeteleri tarafından Alevilere karşı yapılan katliam Britanya Alevi Federasyonu’nun düzenlediği basın açıklaması ve yürüyüşle protesto edildi.

    Demokratik Güç Birliği’nin desteklediği eylem, Cumartesi günü, saat 13:00 sıralarında, Manor House tren istasyonunun önünde başladı.

    Basın açıklaması okunmadan önce bir konuşan Britanya Alevi Federasyonu başkanı İsrafil Erbil, ‘‘Suriye’de olanlara bugün dur demezsek eğer, Hatay başta olmak üzere, bütün Aleviler- sanmayın ki Avrupa’da biz bundan kurtulabiliriz- Alevi kimliğimizle yaşamak istediğimiz sürece, bunlar, bugün Cami’de lokum dağıtanlar, yarın buradaki Camilerde de Alevilere karşı fetvalarını dağıtacaklardır. Bu nedenle Alevi kimliğine sahip çıkmak değerlidir’’ dedi.

    Cemevi başkanı Tugay Hurman’ın okuduğu basın açıklamasının ardından, kitle Harringay merkezine doğru yürüyüşe geçti.

    Yürüyüş esnasında HDP’nin katliama ilişkin basın açıklaması da okundu.

    Önümüzdeki hafta içerisinde Türkiye elçiliği önünde eylem yapılacağı ve halka duyurulacağı belirtilirken, yürüyüş, ‘no justice, no peace’ (adalet olmazsa, barış olmaz) sloganıyla sona erdi.

    Basın açıklamasının tam metni:

    Türkiye başta olmak üzere; Diktatör ve Gerici  rejimler, Suriye Halkları üzerinden hesap yaparak katliamlarına devam ediyorlar. AKP hükümetleri tarafından desteklenmiş olan cihatçı çeteler bugüne kadar Suriye topraklarında çocuk, kadın, yaşlı demeden yüz binlerce insanın hayatına kıydılar. Son 1 hafta içinde yeni Alevi katliamları gerçekleştirdiler.

    28 Mart’ta Suriye’de İdlib köyünü ve 25 Nisan’da Cisr eş-Şuğur bölgesini ele geçiren El Kaide’nin Suriye kolu; Nusra Cephesi öncülüğündeki cihatçı çeteler, Cisr eş-Şuğur’un yaklaşık 3 kilometre güneybatısında yer alan ve çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu, İştebrak Köyü’nde katliam yaptı. Katliamda onlarca Alevi canımız islamcı çeteler tarafından öldürüldü.
    Katliam çetelerin kendi sosyal medya sayfalarında propaganda amaçlı yayınlanmaktadır.

    Ortadoğuda kendi iktidarlarını gericilik üzerine inşaa eden diktatörler, sorgulamayan ve kadere boyun eğen toplumlar yaratmayı hedeflemektedir. Buna biyat etmeyen Aleviler, diktatörlerin projesi içerisinde yer almayı ret etmektedir.

    Biz Aleviler; bu katliamlara dur demek için, gereken tüm demokratik mücadelemize devam edeceğiz. Türkiye ve Avrupa Alevi kurumları olarak başta; Suriye-Türkiye sınırında ve tüm metropollerde, Suriyedeki Alevilerin sesi ve çığlığı olacağız. Özellikle belirtmek isteriz ki; başta Ingiletere hükümeti olmak üzere hiçbir kapitalist ve emperyalist rejim bu katliamlarda masum değildir.

    Katliamları gerçekleştiren cihatçı çeteler; sadece maşa olarak, şeriatçı ve emperyalist güçler tarafında kullanılmaktadır.

    Bu noktada hatırlatmak isteriz ki;

    • Cihatcı çeteler Türkiyede eğitildiler
    • MIT başkanı ‘gerekirse Suriye’den Türkiye’ye füze fırlatırız savaş çıkarırız’ demişti,
    • MIT tır’ları cihatcı çetelere silah taşırken yakalandı,
    • Afyon’da mühümat depolarının patlaması ve orada kaçırılan mühümatlar halen soru işareti,
    • Reyhanlı katliamı hükümetin cihatcı çetelere yardımını meşrulaştırmak için yapılmıştı,
    • Cumhurbaşka’nından, meclis başkanı’na kadar, tüm devlet yetkililerinin açıktan Alevi düşmanlıkları ayan beyan ortadadır,
    • Esad şahsında Türk devlet yetkililerinin Alevilere olan kin’i ve nefret’i tüm dünya tarafında bilinmektedir,
    • Türkiye hastahanelerinde cihatcı çeteleri tedavi edilmekteler

    Bu nedenle; Suriye’de katledilen, Alevi çocuklar, kadınlar, yaşlılar başta olmak üzere; öldürülen, katliama uğrayan tüm halkların; Kürtlerin, Ermenilerin, Süryanilerin, Türkmenlerin, Ezidilerin, Arapların katillerinin en başında Türkiye Cumhuriyeti devlet yöneticileri gelmektedir.

    Alevilere yapılan bu katliamlar ve saldırılar bütün insanlığa karşı yapılmıştır. Bunun için tüm vicdanlı ve demokrat insanları, bu katliamlara ve bu saldırılara karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.

     Britanya Alevi Federasyonu

  • Green Party Lideri Natalie Bennett KCC’de Konuşacak

    Green Parti lideri Natalie Bennet ve Avrupa Parlamentosu milletvekili Jean Lambert yarın (4 Mayıs Pazartesi) saat 11:00’de Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde (KCC) düzenlenecek olan halk toplantısına katılacak.

    Green Parti Lideri Natalie Bennet

    7 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere dört gün kala parti liderlerinin seçim çalışmaları da hızla devam ediyor. Göçmenlik, sağlık ve çevre politikalarıyla ön plana çıkan Yeşiller partisinin lideri Natalie Bennet seçim çalışmaları kapsamında KCC’de yapılacak toplantıda parti politikalarını ve seçim vaatlerini anlatacak.

    Daha çok göçmenlik konusu ile ilgili konuşacak olan Bennet’in şu açıklamaları yapması bekleniyor; ‘‘Bu ülkeyi seven bir göçmen olarak, hükümet politikalarının başarısızlığının göçmenlere ihale edilmesini hayretle izliyorum. Başka bir ülkede doğmuş olmak bu ülkeyi sevmemek anlamına gelmez. UKIP başta olmak üzere diğer parti politikacılarının doğduğumuz ülke üzerinden bizleri ayırmaya çalışmalarını kesinlikle red ediyoruz.’’

    Ülkenin en büyük üye sayısına sahip üçüncü partisi olan Yeşillerin (Green Party) bu seçimlerde büyük bir çıkış yapması bekleniyor.

    Yeşiller Partisi lideri Natalie Bennett seçim manifestosunu Dalston’da bulunan Arcola Tiyatrosunda açıklamıştı. ‘Barışçıl Politik Devrim’ sloganıyla seçim çalışmalarını yürüten Yeşiller açıkladıkları manifestoda; asgari ücretin 10 sterline çıkarılması, 1 milyon kişiye istihdam alanı, üniversite harçlarını kaldırmak, 500 bin sosyal konut, demiryollarını tekrardan kamulaştırmak, özelliştermeyi durdurmak, tren ücretlerinde yüzde 10 indirim ve küresel ısınma ile aktif mücadele gibi vaatleri sıralamıştı.

    Seçim beyannemesinde öne çıkan başlıklar şunlardı:

    • Tasarruf politikalarına son ver ve kamu hizmetlerini tekrar güçlendirip, böylece asgari ücret ödeyen işler yaratmak.
    • NHS’in özelleştirilmesini durdurmak.
    • Diğer ülkelerle ortaklaşa çalışıp küresel havanın 2 dereceden fazla yükselmesini önlemek.
    • Evlere yalıtım, yenilenebilir elektrik üretimi ve sele karşı güvenlik programları için 85 milyar sterlin ayırma.
    • 2020 yılına kadar, 500 bin sosyal kira konutu sunup kira artışların önüne geçmek için sınırlama uygulamak.
    • Kara yollarını tekrar kamusallaştırmak.

    Kurdish Community Centre, 11 Portland Gardens, Haringey, London N4 1HU, Saat 11.00 4 Mayıs 2015 Pazartesi.

     

  • ‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’

    ‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’

    ‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’ 2

    Elbistanlılar dayanışma derneğinde Cumartesi günü yapılan ‘Maraş Kürtçesi’ konulu panelde konuşan Mazlum Doğan, Cumhuriyet döneminin en büyük mağdurunun Maraş Kürtçesi olduğunu belirterek 20 yıl içerisinde büyük bir asimilasyon yaşandığını belirtti. Konuyla ilgili bir örnek te veren Doğan, Annesinin tek kelime Türkçe bilmediğini ve Torunun da şuan tek kelime Kürtçe bilmediğini söyleyerek yaşanan trajedinin boyutlarını gösterdi.

    Kürtçe üzerine çalışmalar yürüten ve aslen Elbistanlı olan Mazlum Doğan, El-Com binasında düzenlenen panelde Maraş Kürtçesi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Cumhuriyet döneminin en büyük mağdurunun Maraş Kürtçesi olduğunu belirten Mazlum Doğan şunları belirtti; ‘‘İnsanlar bir şekilde Aleviliklerini korudular ama Kürtçelerine bir yara, bir çıban gibi yaklaştılar. Ama Aleviliklerini evlerinde gururla bir mücevher gibi taşıdılar. Bu açıdan Cumhuriyet döneminin en büyük mağduru Kürtçe, özelde de Maraş Kürtçesi.’’

    ‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’ 1

    CUMHURİYET İLE BERABER İNKAR POLİTİKASI BAŞLADI

    Osmanlı döneminde, Kürtçe ile ilgili yargıların, Cumhuriyet dönemine hiç benzemediğini belirten Doğan, Şemseddin Sami adlı dilbilimcinin kitaplarında Kürtçe ile ilgili yazdıklarını anlattı. Doğan; ‘‘ Şemseddi Sami Türkiye’de dil biliminin kurucusu olarak bilinir, 8-9 lisan bilir. Kitabında Kürtçe’ye bir değer veriyor. Kürtçe doğal bir dil olduğu için dil bilimcilerin gözünde daha değerli ve önemli oluyor. Cumhuriyet dönemine geldiğimiz zaman bu yargı değişiyor. Artık Kürtçe melez, bozma bir dil, hatta Türkçenin bir lehçesi, dağ Türkçesi olarak adlandırılıyor. Bu yaklaşım Türkiye’deki sol cenahta bulunan yazar ve aydınlarda var. Bir sürü solcu olarak bilinen dil bilimci kitaplarında Kürtçe’den bahsedilmemektedir. Hatta profesör Ahmet Burhan Kürtçenin 164 kelimeden oluştuğunu söyleyip bozma, Farsçanın bir lehçesi olduğunu dahi söylemiştir.

    MARAŞLILAR KÜRTÇELERİNDEN UTANMAYA BAŞLADI

    Bu sistematik politikalar Maraş’taki Kürtleri de etkiledi. Dolayısıyla bu insanların dillerine bakışı, dillerini algılayışı daha çok Kürtçe köylülükle gericilikle özdeşleştirildi. Dolayısıyla insanlar yavaş yavaş Kürtçe ‘den utanır oldu. Kürtçeyi konuşmak onlar için köylülük oldu. Mesela ben üniversiteye gittiğim yıllarda, köye geldiğimde insanlar bana ‘Üniversiteye gidiyor ama Kürtçe konuşuyor’ gibi alaycı yaklaşırlardı. İnsanlar doktora gittiği zaman, doktor onlarla Kürtçe konuştuğu zaman ‘oo doktor bizlen Kürtçe konuştu’ diye küçümserlerdi. Çünkü Kürtçe konuşmak köylülüktür algısı hakimdi. Dolayısıyla insanlar köklerinden dillerinden utanır oldular. Bu politika öyle derin bir politika ki insanlarımız Avrupa’ya geldiler, Avrupa’da da dahi aynı devam etti. Yasak olmamasına rağmen, insanlar daha da politikleşmelerine rağmen bu yaklaşım değişmedi, ve dillerinden utanmaya devam ettiler.

    Maraşlı Kürtler önce Türkçe bilmedikleri için bir travma yaşadılar, Sonra diğer Kürtler ile iletişime geçtiklerinde kendi Kürtçeleriyle konuşamadıkları için, ya da onların Kürtçesi küçük görüldüğü için yine bir travma geçirdiler. Bu açıdan bakıldığında Maraş Kürtlerinin, Kürtçesinin hali tam bir trajedi.

    BİZİM KÜRTÇEMİZ GERÇEK KÜRTÇE DEĞİL YANILGISI

    Şöylesi bir yanılgıda var. En aydın okumuş Maraşlı bile, ‘bizim Kürtçemiz gerçek kürtçe değil, Kürtçemiz bozuk bir kürtçe’. Gerçek kürtçe diye bir şey yok. Bu göreceli birşey. Gerçek kürtçe arayışı yumuşak bir faşizmin göstergesi. Maraş Kürtçesi bugün Hakkari ile beraber Kürtçenin en orjinal formlarını taşıyan Kürtçedir. Bu boyutuyla yaklaşırsak Maraş Kürtçesi Mardin, Amed, Kars gibi bölgelerinkinden daha orjinaldir. Arap-İslam etkisi olmadığı için biraz daha arkaik kalmış.

    BUNA DİLSEL ÖTENAZİ DİYORUM

    Bu inkar durumuna ben dilsel ötenazi diyorum. Devletin politikaları sonucu insanlarımız öyle bir dillerinden utandılar ki dilleri ölsün istediler. Öyle bir nefret oluştu ki, Kürtçe konuşan insanlar dışlanır oldu, küçümsenir oldu. Alay konusu oldu. Ben bunları söylerken Maraşlı Kürtleri suçlamıyorum tabi ki, tartışmasız bunun tek sorumlusu devlettir. Ama sonuçları itibariyle düşünürsek, Maraşlı Kürtler dilsel bir ötenazi yaşamak istediler ve dillerini unutmak istediler.

    ‘Annem Tek Kelime Türkçe Bilmiyordu, Torunu Tek Kelime Kürtçe Anlamıyor’ 3

    20 YILDA ASİMİLE OLDUK

    Şuan Maraş Kürtçesine baktığımız zaman tam dibe vurduğu bir nokta. İnsanlar dillerini sahiplenmiyorlar, şuan deliler ve yaşlılar dışında kimse Kürtçe konuşmuyor. Yurtdışındakiler de buna dahildir. 500 yıl önce buradan, Dersim’den Horasana gitmiş Kürtler var, bu insanlar 500 yıldır dillerini koruyorlar. Aynı bizim Maraş Kürtçesini konuşuyorlar. Ama biz 20 yılda asimile olduk. Benim Annem 20 yıl önce Türkçe bilmiyordu, Torunu bugün Kürtçe anlamıyor. Bu inanılmaz bir trajedi. 20 yılda ne değişti. Bu 20 yıl politikleşmenin en çok arttığı dönem. Bunun dünyada başka bir örneği yok.

    Doğan verdiği onlarca örnekle Maraş yöresinde konuşulan Kürtçenin ne kadar zengin bir içeriğe sahip olduğunu anlattı.

    Panelin ikinci bölümünde yapılan soru-cevap kısmından sonra panel sona erdi.

  • Kırkısraklılar Derneğinde  Ermeni Soykırımı Paneli

    Kırkısraklılar Derneğinde Ermeni Soykırımı Paneli

    Kırkısraklılar Derneğinde  Ermeni Soykırımı Paneli 1

    Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi Yüzüncü Yılında Ermeni Soykırımı ile ilgili bir panel düzenledi. Dinleyicilerin ilgi ile izlediği panele konuşmacı olarak Dr. Tözün İsa ve yazar Ahmet Güven katıldı.

    İlk sunumu yapan Ahmet Güven Ermeni ve Alevi ilişkileri üzerinde durdu ve iki toplum arasında sağlam bir dostluğun olduğunu belirtti. Bu ilişkinin öncelikle aydınlanma ile ilgili olduğunu, ikincisinin 1915’de Ermeni soykırımı yapıldığında çoğu yerde Alevilerin Ermenilere sahip çıktığını belirten Güven şunları söyledi;

    ”Ermeniler Osmanlıda aydınlanmanın öncüsüydüler. Aleviler de aydınlanmanın temel gücüydüler. Ancak Osmanlı tarihi boyunca katliamlara ve baskılara maruz kalan Aleviler dağlara sığınmışlardı. Dolayısıyla aydınlanma düşünsel bazdaydı, ekonomik güçleri yoktu. Ermeniler ise ekonomik olarak güçlüydüler. Çok iyi eğitim alan Ermeni gençleri sayesinde Osmanlı’da halklar batının değerleri olan eşitlik, özgürlük ve demokrasi gibi aydınlanmacı düşüncelerle tanıştılar.

    1. Abdülhamit aydınlanmaya karşı bir despot olarak Ermenilere yönelmiş ve 1894-1896 yılları arasında yüz binin üzerinde Ermeni katletmiştir. O dönem Osmanlı Alevilere’ de baskı ve katliam yapmış, bir çok yerde olduğu gibi 1895 yılında Kürecik’in Tümükler köyünde kırktan fazla Kürt Alevi katledilmiştir”

    Ermeni soykırımın 1894 yılında 2. Abdülhamit dönenimde başlatıldığını ve 1915 yılında İttihatçılar tarafında tamamlandığını belirten Güven;

    ”1915 yılında Ermenilere soykırım yapıldığında, çoğu yerde Alevilerin hayatlarını riske atarak Ermenilere sahip çıkmışlardır. Alevilerin içinde kalan Ermeniler kimliklerini korumuş, ancak müslümanların içinde kalan Ermeni çocukları Türkleştirilmiş ve Müslümanlaştırlmıştır.” dedi.

    Panelistlerden Dr.Tözün İsa ise bir eğitimci olarak her disiplinde olduğu gibi tarihsel süreçteki olaylarında objektif olarak gelecek kuşaklara taşınması açısından önemli olduğu; ve özellikle toplumların demokratikleşme süreçlerinde bunun çok önemli olduğuna vurgu yaptı.

    Kırkısraklılar Derneğinde  Ermeni Soykırımı Paneli 2

    Ayrıca olayların -jenosid mi değil mi -politik ve polarize edilme tartışmalarının dışına çıkması açısından çeşitli boyutlardan ve birbirine bağlantılı olayların bir sonucu olduğu gerçeğini göstermek açısından önemine vurgu yaptı ve bu olayları özetle şu başlıklar altında topladı;

    1. Osmanlı’nın 18. yüzyıldaki konumu; özellikle toprak kayıpları ve yabancılar tarafında empoze edilen reformların uygulanmadığı
    2. Ermeniler’in Osmanlı’da konumları
    3. Dış güçler; Almanya, Britanya, Fransa ve Avusturya’nın rolleri
    4. Abdülhamd’in ve sonra İttihat ve Terakki’nin politikaları ve Ermenilere uygulanan soykırım
    5. Doğu illerinde demogratif değişim, Çerkez ve Kürt aşiretlerin Ermenilere uyguladıkları vergi sistemi, Sultanın duyarsızlığı

    6.İttihat ve Terakki’nin konumu, birinci dünya savaşındaki hezimetleri ve bunların Ermenilere yansıması.

    Konuşmacaların sunumlarının ardından yapılan soru cevap bölümüyle panel bitirildi.

  • ‘Bu Seçim Herhangi Bir Seçim Değil’

    ‘Bu Seçim Herhangi Bir Seçim Değil’

    https://youtu.be/qETDmF0TEYg

    HDP Britanya Seçim Koordinasyonu’nun Pazar günü Londra Lee Valley Athletic Centre’da düzenlemiş olduğu mitinge katılan Amed Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gülten Kışanak, 7 Haziran seçimlerinin herhangi bir seçim olmadığını ve tek bir oyun bile çok kıymetli olduğunu ifade ederek duyarlılık çağrısı yaptı.

    Konuşmasına önce halkı selamlayarak başlayan Gülten Kışanak, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde maddi ve manevi katkılarını esirgemeyenlere teşekkürlerini sunduktan sonra, “Bu seçimlerde de oylarınızla ülkemizin gidişatına sizler yön vereceksiniz” dedi. Kendi tercih ve seçiminiz ülkemizin nasıl yönetileceğine dair katkı sunacak diyen Kışanak, konuşmasına şöyle devam etti: “Ülkeniz ile bağınızı koparmadan yaşamak başlı başına bir direniştir. Bu seçimlerde verdiğiniz veya vermediğiniz oyların vebali ile karşı karşıya kalacaksınız. Bu herhangi bir seçim değil; bu bir günlük bir ihmal ile bütün bir geleceğimizin kötü gidişatına vesile olabileceğimiz bir seçim. Bir oy bile çok kıymetli.”

    hdp-miting18
    Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gülten Kışanak

    ‘Bu gidişata HDP dur diyecek’

    “Artık çok kritik bir aşamaya geldik. Türkiye’de otoriter rejim diktatörlüğünü ilan ederek ya sarayında saltanatını sürecek ve Kürt, Ermeni, Çerkez, Alevi, kadın ve erkek hep beraber perişan olacağız yada bu gidişata oylarımız ile hayır diyeceğiz. Bu gidişata da dur diyecek tek bir güç var o da HDP’dir.”

    hdp-miting19

    “Bu seçimler kadın ve Alevilerin kendi kaderlerinin seçimi”

    “Tüm halklarımızı, özellikle kadın ve Alevileri bu seçimi kendi kaderlerinin seçimi olarak görüp tutum almaya davet ediyorum. Çünkü eğer bu saltanat sarsılmaz bir şekilde kurulursa, o saraydaki padişah, Başkanlık makamına taşınırsa, herkes zarar görecek ancak en çok ezilenler; özellikle de kadınlar ve Aleviler… Bu nedenle biz bu saltanat düzenine, otoriter rejime izin vermeyeceğiz.”

    “Tüm kimlik ve inançlar kazanacak”

    “Biz halklarımızı yan yana ve kardeşçe, özgürlük yürüyüşünde zafer yolculuğuna çıkartıyoruz. 7 Haziran bunun miladı olacak. 7 Haziran’da akşam sandıklar açıldığında Aleviler, kadınlar gençler, işçiler emekçiler, Kürtler, Türkler, bu topraklarda yaşayan tüm kimlik ve inançlar kazanacak.”

    hdp-miting2
    HDP Britanya seçim kordinasyonu bileşeni kurum temsilcileri sahnede halkı selamladı

    “Kobani’de direnerek ve dayanışmayı örgütleyerek kazanacağımızı gördük”

    “Bunların siyaseti bizi karşı karşıya getirip çatıştıran bir siyaset. Bunun üzerine saltanatlarını kurdular. Asimilasyona ve ötekileştirmeye bizler hep birlikte son vereceğiz. Her biriniz yüreğinizi kendi yurdunuzda bırakıp geldiniz. 90 yıllarda köylerimiz yakıldı ve insanlar göçe zorlandı. En çok da Aleviler göç etmek zorunda kaldı. Kendi topraklarımızda kendi kimliğimiz ve inancımız ile özgürlük içinde yaşamanın imkanını yaratmalıyız. Bunu başaracağımıza inanıyorum. Eğer inanırsak ve istersek en vahşi saldırıları bile durdurmak mümkündür. Kobani’de direnerek ve dayanışmayı örgütleyerek kazanacağımızı gördük.”

    “Bu seçimler Ortadoğu’ya örnek olabilecek bir çıkış olacaktır”

    “Ortadoğu kan gölüne döndü, insanlar yerlerinden yurtlarından oldular; biz bu oyunu bozabiliriz. Bu oyunu bozmak için özgür yaşam felsefesine sahip çıkmalıyız. Bizim derdimiz seçilip parlementoya girmek değil; öyle olsaydı bağımsız girerdik. Ancak biz zor olanı tercih ettik. Halklarımızın özgürlüğü için mücadele ediyoruz. Halklarımızın ortak direniş hattını nasıl kuracağımız bizim için önemli ve gördük ki, tüm toplumsal kesimler böylesi bir ittifaka zaten hazırmış. Başta Aleviler olmak üzere güçlü bir ittifak ilişkisi kurduk. Tek bir çıkış yolumuz var; demokratik yaşama sarılmak, halklarımızı birlikte birbirinin hak ve hukukuna saygı göstererek yaşayabileceğine inandırmaktır. Bunu başarmalıyız, eğer başaramazsak Ortadoğudaki bu korkunç kaos bizi de esir alabilir. Bu nedenle bu seçimler sadece Türkiye için değil; tüm Ortadoğu’ya örnek olabilecek bir çıkış olacaktır. Rojava devriminin başarısı 7 Haziran seçimlerinde bir kez daha kanıtlanmış olacak ve Ortadoğu’ya model olacaktır. Bunu başarabilirsek tüm emperyalistleri, bölge egemenlerini ve gericilerini hayal kırıklığına uğratabiliriz.”

    “Alevi kimliğimle bu mücadelenin içinde yıllarca yer aldım”

    “Alevi kimliğimle bu mücadelenin içinde yıllarca yer aldım. Alevi kimliğim hiçbir zaman geride kalmadı. Ama özgürlük iddiamdan da bir adım geri durmadım. İkisini birlikte yan yana taşımayı bilmeliyiz.”

    HDP Britanya Koordinasyonunun düzenlemiş olduğu mitingde Avrupa Aleviler Birliği Konfederasyonu temsilcisi Zeynel Özen’de bir konuşma yaptı.

    hdp-miting14Özen yaptığı konuşmasında; Alevi örgütlerinin artık çok güçlü konumlara geldiğini ve bu gücün temsil edilebilmesi için HDP ile seçim ittifakı yapmayı uygun gördüklerini açıkladı.

    Özen, “Avrupa Alevi örgütleri olarak Demokratik Güç Birliği’ni oluşturduk. Bugüne kadar bir araya gelemediğimiz örgüt ve kurumlar ile birlikte mücadele ve dayanışma içerisinde hareket edebileceğimizin farkına vardık. Bu birlik ruhunu Türkiye’ye de taşımak istiyoruz” dedi.

     

    Mitingde ayrıca HDP Britanya seçim koordinasyonu, kadın ve gençlik temsilcileri de birer konuşma yaparak seçimlere katılma çağrısı yaptılar.

    Özkan Orman, Koma Sersi, Çiğdem Aslan ve Koma Zelal şarkılarıyla mitinge katılanları şenlendirdi.

     

    Foto: Erem Kansoy

  • ‘Onların Gözünde Oğlumun Hayatı Bu Kadar Ucuzdu’

    ‘Onların Gözünde Oğlumun Hayatı Bu Kadar Ucuzdu’

    https://youtu.be/325aVbNtZQs

    Geçtiğimiz Pazar günü North Middlesex Üniversite hastanesinde yaşamını yitiren Armağan Denli için Cumartesi günü hastane önünde toplanan binlerce kişi ihmal sonucu ölümlere son dedi. Eyleme katılan ve ayakta durmakta zorlanan anne Fatoş Denli, doktorların sadece tahminde bulunarak su çiçeği teşhisi koyup kendilerini eve gönderdiğini ve onların gözünde oğlunun hayatının bu kadar ucuz olduğunu belirterek hastaneye tepki gösterdi.

    armagan-denli-anne-baba1
    Armağan’ın acılı anne ve babası Yücel ve Fatoş Denli

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği Platformunun çağrısıyla North Middlesex Üniversite hastanesi önünde toplanan binlerce kişi 3 yaşındaki Armağan Denli’nin ölümünü protesto ettiler. Hastane önünde binlerce kişinin eylemi devam ederken, gazetemizin görüştüğü hastane yetkilileri soruşturmanın ön bulgularına göre ihmal durumunun gözükmediğini ancak soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

    ‘Armağan’ın Ölümünde Hastanenin İhmali Var’ 2
    Yücel Ve Fatoş Denli’in tek çocuğu Armağan Denli

    Yücel ve Fatoş Denli çiftinin tek çocuğu 3 yaşındaki Armağan Denli Pazar sabahı North Middlesex hastanesinde hayatını kaybetmişti. Bugün hastane önünde yapılan protesto eylemine binlerce kişi katılarak hastanenin ihmalini protesto etti. Eyleme Armağan’ın anne ve babası, Edmonton İşçi parti milletvekili adayı Kate Osamor, Kürdistanlı ve Türkiyeli kurum temsilcileri ile beraber üç bin üzerinde insan katıldı. Üzerinde Armağan’ın resimlerinin olduğu tişörtler giyen anne Fatoş Denli’nin zor ayakta durduğu görüldü. Üzerinde Armağan’ın resimleri ve ‘Armağan için Adalet’, ‘Hayatlarımızla kumar oynamayın’ yazılı dövizler taşıyan kitle adına yapılan konuşmalarda olayın takipçisi olacaklarını açıkladılar.

    armagan-denli9
    Hastane önünde binlerce kişi ‘ihmal sonucu ölümlere son’ dedi

    Protesto eyleminde hazır bulunan Armağan Denli’nin annesi Fatoş Denli yaptığı açıklamada, ‘Oğlumun vücudunda morluklar vardı, doktor uzaktan, hiç dokunmadan bakarak su çiçeği olduğunu söyledi. Sadece tahminde bulunarak su çiçeği teşhisi koyup bizi eve gönderdi. Onların gözünde oğlumun hayatı bu kadar ucuzdu’ dedi.

    HASTANE YETKİLİLERİ PROTESTO EYLEMİ YAPILMAMASINI İSTEDİ

    Protesto eyleminden bir gün önce Demokratik Güçbirliği Platformu temsilcilerini ve ailelerini hastaneye çağıran yetkililer kendilerinden bugünkü protestonun yapılmamasını talep etse de, kurumlar eylemlerini gerçekleştirdiler. Protesto eylemi sırasında da hastane yetkilileri ile bir görüşme yapan anne-baba ve Cemevi başkanı Tugay Hurman soruşturmanın bağımsız bir komisyon tarafında etraflıca gerçekleştirilmesini talep etti. Görüşmeye ilişkin bilgi veren Tugay Hurman hastane yetkililerinden soruşturma komisyonuna toplumu temsilen bir kişinin de yer almasını talep ettiklerini ve bunun sonuncunda da İTSEB başkanı Ali Demirbaş’ın da komisyonda yer alacağını ifade etti.

    armagan-denli-erbil-erbil
    Britanya Demokratik Güçbirliği adına hazırlanan ortak bildiriyi Erbil Erbil okudu

    Hastane önünde Demokratik Güçbirliği adına, İsrafil Erbil ve Helin Peköz birer konuşma yaparken ortak İngilizce konuşmayı Erbil Erbil okudu. Okunan ortak bildirgede; ‘Bu olayın sonuçlarının hasır altı edilmesine müsaade etmeyeceğiz ve sonuna kadar takipçisi olacağız’ denildi.

    HASTANE YETKİLİLERİ: İHMAL YOK

    North Middlesex hastanesi yetkililerinden Paul Reeves konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları belirtti: “Ön soruşturmamız Armağan’ın dikkatlice gözetlendiğini ve gerekli testlerin, akşam saat 7’de taburcu edilmeden, yapıldığını gösteriyor. Ön bulgularımız hastane çalışanlarımız tarafından ihmalkarlığın olduğunu göstermiyor ve herhangi bir NHS acil bölümünde yapılacak gerekli bakımın verildiğini gösteriyor.”

    Soruşturmanın sonuçlarının tümünü aileyle ile paylaşacaklarını belirten hastane yetkilileri toplum temsilcileriyle irtibat halinde olacaklarını da belirtti.

    Eylem öncesi toplum temsilcileriyle görüştüklerini belirten hastane, toplum ile arasındaki güveni arttırmak için İngiltere Türkiye Sağlık Elemanları Birliğin’den Doktor Ali Demirbağ’ın soruşturma komisyonuna dahil edileceğini belirtti.

    Hastane açıklamasında, ilk aşamasında bakteryal meninjitin teşhisinin, belirtilerinin gribe benzer olabileceğinden, riskli olabilecek invasif testler yapılmadan, zor olabileceğini anlattı.

    armagan-denli1
    Hazırlanan afişlerde ‘Hayatlarımızla Kumar Oynamayın’ yazıldı

    ARMAĞAN GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME NASIL GİTTİ

    Cumartesi günü öğlen saatlerinde Yücel ve Fatoş çiftinin çocuğu küçük Armağan’ın ateşi yükselince annesi tarafından North Middlesex hastenesine götürülür. Ateşi 39 dereceyi geçen Armağan akşam saat 19:30’a kadar hastanede kalır. Ateşi bir türlü düşmeyen Armağan’ın başta kollarında olmak üzere vücudunun değişik bölgelerinde Menenjit belirtisi sayılabilecek lekeler gözükmeye başlar. Akşama doğru ateşi iki derece düşen Armağan’ın su çiçeği hastalığına yakalandığı şüphesi ile taburcu edilir.

    Aile gazetemize şunları söyledi; ‘Gerekli testleri yapmadan çocuğumuzun su çiçeği olabileceği söylendi bize. Ve eve gidebileceğimizi belirttiler. Biz de hastaneden ayrılıp eve geldik.’

    Gece saatlerinde küçük Armağan’ın ateşi tekrar yükselip vücudundaki lekeler artınca aile ambulans çağırır. Ailenin belirttiğine göre, ilk gelen doktor çocuğu görür görmez çok ciddi olduğuna karar verdi. Acil penisilin iğnesi yaparak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ama ne yazık ki tüm müdahalelere artık çok geç olması nedeniyle Armağan 19 Nisan Pazar sabahı saat dört civarında hayatını kaybetti.

    18 Şubat tarihinde aynı hastanede hayatını kaybeden Murat Alaboğaz’ın ölümünde de hastanenin ihmali olduğu iddia edilmişti- soruşturma devam ediyor.

    Protesto eylemine babasının fotoğrafını taşıyarak katılan İmam Kıraç, babası İbrahim Kıraç’ın 5 ay önce aynı hastanede ihmal sonucu hayatını kaybettiğini belirtti.

    Haber-Foto: Esra Türk

  • Britanya Alevi Federasyonu’ndan Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılına İlişkin Açıklama

    Britanya Alevi Federasyonu’ndan Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılına İlişkin Açıklama

    Britanya Alevi Federasyonu'ndan Ermeni Soykırımı'nın 100. Yılına İlişkin Açıklaması 1

    Ermeni Komşularımız Nerede?

    Ermeni Soykırımı’nın üzerinden 100 yıl geçti ama Anadolu’nun neredeyse her metre karesinde; Ermeni canların izi olduğu gerçeği hiç değişmedi. Onlar, vatandaş, esnaf, nalbur, sarraf, dülger, sanatkar, eğitmen, memur, çiftçi, çoban, komşu, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, fakir, zengin, daha da önemlisi can ve insandı.

    Bir çok bölge ve yöre adları özellikle Anadolu’da; Ermeni halklarının isimleri ile anılırken, Ne oldu da, bu insanlar yok oldular? Neden göçe zorlandılar? Neden göç yollarında katliama uğradılar?

    Bu soruların cevapları elbette; vicdan sahibi insanlarca verilebilir, devletin resmi tarihçileri ya da diğer adıyla, kapı kulları tarafından cevaplandırılamaz.

    Zoraki göç sonucu; Ermeni halklarının yaşadığı köyler, kasabalar, mahalleler yok olmuş, Çocukları, yaşlıları, kadınları yollarda kalmış, Kadınlar, hakaret, taciz ve tecavüze uğramamak için intihar etmişlerdir.

    Biz Aleviler olarak; Ermenilere yapılan hakaretlere karşı çıkabilirmiydik? Bu koşullar varmıydı, çok emin değiliz ama; keşke daha fazlasını yapabilseydik. Daha fazlasını yapamadığımız için onlarca yıl sonra, aynı topraklarda aynı katliamlara, hakaretlere ve soykırıma uğradık.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu vatandaşları olarak yaşamak istiyoruz. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin; Yavuz, Kuyucu Murat ve benzerleri tarafından işlenmiş; Ermeni, Rum, Kürt ve tüm Alevi katliamları başta olmak üzere; mirası ile övündükleri Osmanlı imparatorluğu ve Cumhuriyet dönemi katliam ve soykırımları ile 100’leşmesini talep ediyoruz.

    Tüm bu gerçekleri bilerek; 1915 Soykırımına sessiz kalmak en hafifinden iki yüzlülük olur. Bu nedenle 1915’te katledilen tüm canların ‘devri daim olsun’ ‘devri asan olsun’ yakınlarına sabırlar olsun.

    1915’e “soykırım değildir” diyenleri dikkatle dinlemeye çalışıyoruz ancak anlatılanlar güneşin balçıkla sıvanması kadar yetersiz kalıyor. Çünkü gerçekler o kadar büyük ve o kadar ağır ki, kapatabilmek mümkün değildir.

    Büyük ve saygın olmanın yolu adaletli ve vicdanlı olmaktan geçiyor. Dünyada katliamlar ve soykırımlar sadece bizim topraklarımızda yaşanmadı ama; katliam ve soykırımla 100’leşmek istemeyen tek ülkeyiz.

    Şimdi, zaman tüm önyargılarımızdan arınmak ve insan olarak yaşanan acılarla yüz yüze gelmek zamanıdır. Çağımızın ulusalcı, milliyetçi gençleri, insanları bir an düşünsünler; bugün lanetlediğimiz, gerici ve yobaz olarak değerlendirdiğimiz IŞİD’in yaptıklarını nasıl savunabilirsiniz?

    Tarihimizdeki bahsi geçen tüm katliamlarda yapılanlar IŞİD uygulamalarından farklı değildir. Bu nedenle; üzeri milliyetçi duygularla kapatılamayacak kadar acıdır.

    İnsanlık onuru tüm milli ve ulusal değerlerden daha kıymetlidir!

    Britanya Alevi Federasyonu