Tag: iskoçya

  • Britanya KHM yeni eşbaşkanlarını seçti

    Britanya KHM yeni eşbaşkanlarını seçti

    Britanya Kürt Halk Meclisi 13. Olağan Kongresi 3 ülke 6 şehirden delegelerin katılımıyla gerçekleşti. Kongre’de Miraz Serhat ve Elif Sarican delegelerin oyuyla Eşbaşkanlığa seçildi.

    İngiltere, İskoçya ve Galler’de bulunan Kürt Halk Meclisleri’nin çatı örgütü Britanya Kürt Halk Meclisi 13. Olağan Kongresi’ni Londra KCC binasında gerçekleştirdi. Devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan kongre, divan seçimi ile başladı.

    Kongreye, İskoçya ve Galler ile birlikte Londra, Liverpool, Hull, Shefield ve Reading Halk Meclisleri, Kürt Kadın İnisayatifi, PYD, KCDK-E Bakur ve Rojhelat delegeleri katıldı.
    Kürt halkının tarihsel bir süreçten geçtiğini ifade eden divan üyesi Ali Boyraz, Kürt halkının işbirlikçi çizgi ile büyük bir ihanet ile karşı karşıya olduğunu vurguladı. Kürdistan’a işgal saldırılarında KDP’nin rolüne dikkat çeken Boyraz, Türk devletinin bu işbirlikçi çizgi ile Kürdistan’a saldırılar düzenlediğini ifade etti.

    Divan’ın açılış konuşmasının ardından Siyasal Süreç Raporu okundu. Raporda, Türk devletinin Kürt halkına yönelik baskı, sindirme, katliam ve savaş politikaları ile çöktürme planını devreye koyduğu vurgulanarak, Kürt halkının soykırım ve imha saldırılarına örgütlük ve topyekun bir mücadele yürütmesi gerektiğinin altı çizildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrite dikkat çekilen raporda, tüm örgütsel yapıların sürecin ağırlığını ve tehlikesini görerek büyük bir direniş ve mücadele sürecine girilmesi gerektiği ifade edildi.

    ‘TOPYEKUN MÜCADELE SÜRECİNDEYİZ’

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın esaretinin artık kabul edilemez olduğu ifade edilerek, AKP-MHP faşist rejimine ve işgal saldırılarına karşı topyekun mücadele sürecine girildiği vurgulandı. Siyasal süreç raporunun okunmasının ardından delegeler söz alarak değerlendirmeler de bulundu. Yapılan değerlendirmeler de özellikle işbirlikçi çizgiye değinilerek, bu çizgiye karşı dört parça Kürdistan halkının ortak tavır koyması gerektiği belirtildi.

    Civaka Azad’ın hazırladığı örgütlenme raporunun okunduğu kongrede, çalışmalara dair özeleştirinin daha güçlü verilmesi gerektiği ifade edildi. Kürt Halk Meclisleri’nin öncü rolünü oynaması gerektiği ifade edilen tartışmalar da, bir çok alandaki yetersizliğe dikkat çekildi. Kürt dilinin kurumlar da kullanılmamasının sert eleştiri konusu yapıldığı kongre de, Kürt dili üzerine kurumsal çalışmaların öncelikli olarak ele alınması gerektiği belirtildi.

    YENİ EŞBAŞKANLAR SEÇİLDİ

    Yapılan tartışmaların ardından örgütlenme ve mali rapor delegelerin onayına sunuldu. Raporların onaylanmasının ardından Britanya KHM’nin yeni eşbaşkanları için seçimlere gidildi. Tek liste ile gidilen seçimler de Britanya KHM Eşbaşkanlığı’na Miraz Serhat ve Elif Sarıcan seçildi. Seçimlerin tamamlanmasının ardından Eşbaşkanlar söz alarak, tarihsel bir süreçten geçildiğini ifade ederek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a, gerillaya, zindanda direnenlere ve tüm yoldaşlarına layık olma sözü verdi.

    Kongre, “Biji serok Apo”, “Şehit namırın”, “Kahrolsun işbirlikçi çizgi” sloganları ile sona erdi.

  • Britanya milletvekillerine ‘işgale sessiz kalma’ mektupları

    Britanya milletvekillerine ‘işgale sessiz kalma’ mektupları

    Britanya’da Kürtler ve dostları, Britanya milletvekillerine yüzlerce mektup göndererek, katliam ve işgalci Türk devletine karşı ‘silah ambargosu’ ve sert tavır takınılması talebinde bulundu.

    Kürt Halk Meclisi tarafından başlatılan yeni bir mektup kampanyası ile Türk devletinin Güney Kürdistan’a yönelik işgal girişimi ve Kürt halkına dönük soykırım politikalarına karşı Britanya Hükümeti ve Parlamento’sunun harekete geçmesi çağrısında bulunuldu. Kampanya kapsamında hazırlanan mektuplar Kürtler ve dostları aracılığı ile lokal bölgeler deki milletvekillerine gönderildi.
    Çalışma kapsamında şu ana kadar 32’si ‘Muhafazakar’ ve 63’ü İşçi Partili olmak üzere toplam 109 milletvekiline mektuplar ulaştırılmış durumda.

    İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda milletvekillerine gönderilen yüzlerce mektupta Türk devletinin tıpkı Ermeni soykırımında olduğu gibi Kürt halkına karşı da soykırım politikaları yürüttüğü kaydedilerek, Türk devletinin Güney Kürdistan’a işgal girişimi ve Maxmur Mülteci kampını yakın zamanda hava bombardımanı gerçekleştirmesi hatırlatıldı.

    Türk devletinin Kürtlere yönelik katliamlar gerçekleştirdiği, savaş suçları işlediği ve Ortadoğu’yu kana buladığı ifade edilen mektupta, Hükümetin ve Parlamento’nun
    Türk devletine karşı ‘silah ambargosu’ ve işgali durdurmak için harekete geçmesi çağrısında bulunuldu.

    Gönderilen mektuplara bir çok milletvekili olumlu yanıt vererek, konuyu Parlamento gündemine taşıyacağını açıkaldı.

    KATE OSAMAR: HÜKÜMET KARARLI DURUŞ SERGİLEMELİ

    İşçi Partili Kate Osamar, Kürtlerin kaygılarının haklı ve yerinde olduğunu belirterek, Türk devletinin politikalarının sivilleri etkilediğini belirtti. Kürtlere karşı işgal saldırılarının 24 Nisan Ermeni Soykırımı’nın yıl dönümüne getirilmesinin tesadüfi olmadığını dile getiren Osamar, Türk devletinin Kuzey Suriye ve Irak’taki Kürt topraklarına yönelik saldırılarının kabul edilemez olduğunu vurguladı. Durumu yakından izlediklerini ve Hükümeti sivillere yönelik katliamlara ve Kürt bölgesine yönelik işgal girişimlerine karşı harekete geçmesi için kararlı bir duruş sergilemeye davet edeceğini ifade etti.

    İktidardaki Muhafazakar Parti Milletvekili Philip Davies ise Kürtlerin kaygılarını anladığını belirterek, konuyu Dışişleri Bakanlığı’na bildirerek gündeme getireceğini açıkladı.

    LAMMY: HÜKÜMET SORUMLUDUR

    İşçi Partisi Tottenham Milletvekili David Lammy, Kürtlerin endişelerinin haklı olduğunu ve konuyu Kabine toplantılarına taşıyacağını ifade ederek, Türk devletinin Kürtlere yönelik politikalarında İngiliz Hükümeti’nin sorumlu olduğunu ifade etti.

    Kampanya kapsamında tüm partilerin milletvekillerine mektuplar gönderilmeye devam edecek. Online olarak gönderilen mektuplar oluşturulan bir sistem ile istatistik verilerde sunuyor.

    Kampanyaya katılmak isteyenler için oluşturulan mektup adresi ise şöyle:
    https://campaigns.kurdishassembly.org/

     

  • Britanya’da  ilk kez Covid’den ölüm bildirilmedi

    Britanya’da ilk kez Covid’den ölüm bildirilmedi

    İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ta geçen Mart ayından bu yana ilk kez, Covid testinin pozitif çıkmasının ardından geçen 28 günlük sürede ölen olmadı.

    Son verilere göre ülke genelinde 3615 vaka görüldü, dün ise 3383, geçen hafta Pazartesi günü de 2493 vaka görülmüştü.

    Ülkede ilk olarak Hindistan’da ortaya çıkan koronavirüs varyantının vaka sayılarını artırabileceğinden kaygı duyuluyor.

    Haftasonları ve haftanın ilk çalışma gününde günlük ölüm sayıları genelde düşük oluyor. Bu istatistik uzmanlarının çalışmaması nedeniyle daha az sayım yapılmasından kaynaklanıyor. Birleşik Krallık’ta Pazartesi günü de tatil olduğundan, ilk çalışma günü Salı günüydü.

    Bugün hayatını kaybedebilecek Covid hastaları önümüzdeki günlerde istatistiklere girecek.

    Üçüncü Covid dalgası gelebileceği uyarıları üzerine, İngiltere’deki Covid kısıtlamalarının 21 Haziran’da kaldırılmaması çağrısı yapılıyor.

    Birleşik Krallık’taki ölüm oranları, hastaneye yatış ve vaka sayıları Ocak ayında zirve yapmasının ardından düşmüştü.

    Ülke nüfusunun üçte birinden fazlası iki doz aşı oldu.

    Son verilere göre 25.734.719 kişi iki doz aşı oldu.

    39.477.158 kişi, yetişkin nüfusun % 74,9’u da birinci doz aşıyı oldu.

  • Britanya AB’ye ‘Hayır’ dedi!

    Britanya AB’ye ‘Hayır’ dedi!

    Britanya tarihi bir gün olan 23 Haziran AB Referandumunda Avrupa  Birliğinden çıkmaya yönelik oy kullandı. Başbakan David Cameron sabah erken saatlerde istifasını açıklayarak Downing Street’den Ekim ayına kadar ayrılacağını duyurdu.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    AB’nin siyasi ve ekonomik otoritelerinden Britanya’nın AB’ye %51.9 oranında ‘Hayır’ demesinin ardından İngiliz iç siyasetinde izlenecek yeni politikalar merak konusu oldu. Referandumdan AB’den ayrılma kararı çıkması ile İngiltere AB’den çıkma işlemlerine hemen başlasada AB üyesi olarak bir süre daha birlikte kalmaya devam edecek. İngiltere ile AB arasında ayrılık müzakereleri iki yıl sürmesi bekleniyor. İngiliz parlamentosunun da 28 üyeli AB’den çıkmak için gerekli yasaları geçirmesi gerekiyor, Parlamentonun AB konusunu Pazartesi günü tartışmaya açması ve karar sürecine başlatması bekleniyor.

    Başbakan Cameron, kampanya boyunca ayrılma kararı çıkmasının ardından istifa etmeyeceğini söyleyegelse de bu sabahki ilk açıklamasında Ekim ayına kadar görevden ayrılacağını açıkladı.

    Uzun zamandır gündemden düşmeyen İngiltere’nin AB Referandumu dün (23 Haziran) tamamlanarak bu gün sabah erken saatlerde sonuç açıklandı. Tarihi referandumda İngiltere’de halk %51.9 oranında AB’den çıkılması yönünde oy kullanırken %48.1’lik kesim ise AB’ye devam dedi ayrıca %72’lik oy kullanım oranıyla son dönemlerdeki seçimlere nazaran en yüksek katılım oranı AB referandumunda oldu.

    İngiltere’nin AB referandumunun ardından İngilizler güne başlarken, Başbakan David Cameron’un istifa açıklaması, faşist UKIP partisinin ırkçı söylemlerle dolu açıklamaları, Sterlin’in piyasalardaki sert düşüşü, başta İşçi Partisi olmak üzere parti,kurum ve sendikaların açıklamaları ile ‘şimdi ne olacak?’ tartışmaları ile yoğun bir gündem ve zorlu bir siyasi sürece girdi.

    AB referandumunda İngiltere halkının AB’den ayrılmaya yönelik kararının ardından gözler Brüksele’de çevrildi. Brüksel’deki şok etkisi ile AB’den henüz net bir açıklama gelmezken, üst düzey yöneticilerin açıklamaları basına yansıdı. Brüksel’in tam bir krizin ortasında kaldığı anlaşılırken, en büyük korku ise İngiltere’nin kararının AB ülkeleri arasında domino etkisi yaratma ihtimali oldu.

    AB uzmanlarına göre, birliğin önde gelen ülkelerindeki kaygılardan biri de referandumun diğer üyelere de yayılabilecek bir domino etkisi yaratması. İngilter’nin AB’ye Hayır demesinin ardından, AB üyesi Fransa ve Hollanda’daki aşırı sağ partiler de benzer bir referandum yapılması çağrısı yapmaya başladı.

    Fransa’dan aşırı sağcı lider Le Pen Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Özgürlük için zafer. Yıllardır söylediğim gibi şimdi aynı referandumu Fransa ve diğer AB ülkelerinde de yapmalıyız” dedi. Öte yandan, Hollanda’daki Özgürlük Partisi’nin lideri Geert Wilders ise yaptığı yazılı açıklamada, “Kendi ülkemizi, kendi paramızı, kendi sınırlarımızı ve kendi göçmen politikamızı kendimiz yönetmek istiyoruz” dedi. FREXIT, NEXIT, ITEXIT gibi aşırı sağcıların AB’ye hayır kampanyaları Avrupa’da ses yükseltmeye şimdiden başladı bile.

    Başbakan Cameron görevden ayrılacağını açıkladı

    Britanya AB’ye ‘Hayır’ dedi! 1

    Referandum yenilgisinin ardından gazetecilerin karşısına çıkan David Cameron, ekim ayından sonra başbakanlık görevinden ayrılacağını açıkladı. Cuma (24 Haziran) sabahı erken saatlerde yaptığı açıklamada Cameron, Birleşik Kırallık halkının AB’den ayrılma yönündeki kararına saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak kararın ciddiye alınıp halkın tercihine derhal cevap verilmesi gerektiğini söyledi.

     

    Cameron 10 Donwining Street’deki konuşmasında, “Ülkemizin yeni rotasında dümende olmamın doğru olmayacağını düşünüyorum, Ekim’deki Muhafazakar Parti Kongresi’ne kadar yeni bir Başbakan adayı belirlenmeli ve AB’yle müzakereler de yeni Başbakan’ın seçilmesinin ardından başlatılmalı.

    Ayrılalım kampanyasını yürütenleri tebrik ediyorum. Piyasaları ve yatırımcıları temin ederim ki Birleşik Krallık ekonomisinin temelleri sağlamdır. Hizmetlerin, malların ve kişilerin serbest dolaşımında hemen bir değişiklik olmayacak. Müzakerelerde her şeyden önce güçlü bir liderliğe ihtiyaç olacak.” Ifadelerine yer verdi.

     AB Referandumu ardumunda İngiltere halkı ‘EXIT’ dedi, peki şimdi ne olacak?

    İngiltere’nin AB’den ayrılması 2 yıllık müzakereler ile gerçekleşecek. Hükümetin bu kararın ardından atacağı ilk adımlardan biri, 2009’da imzalanan Lizbon Anlaşması’nın, üyelerin birlikten ayrılmasını düzenleyen 50. maddesini işleme koymak olacak.

    Maliye Bakanı George Osborne, bu sürecin referandumdan sonra iki hafta içinde başlayabileceğini söylemişti fakat David Cameron Downing Street’deki açıklamasında sürecin ‘İngiltere’ye güçlü bir temsiliyet sağlandığı zaman’ müzakerelere başlana bileceğini söyledi. Ayrıca Cameron’un Ekim ayına kadar görevine devam etmesi müzakerelerinde bu süreçte başlamayacağı anlamına geliyor.

    Avrupa Birliği’nden ayrılmak ise zorlu bir müzakere sürecini gerektiriyor. Anlaşma gereğince 50. madde de belirtildiği gibi, bu sürecin iki yılda tamamlanması gerekli.  Müzakere sürecinde İngiltere AB içinde kalacak ve AB yasaları yürürlükte olacak. İngiltere’nin ayrılık müzakerelerinde odaklanacağı konular arasında serbest ticaret anlaşması ve güvenlik konuları öne çıkacak.

    Eğer iki yılda bir anlaşmaya varılmazsa AB üyeliği sona erecek, ilişkiler Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarına bağlı olarak yoluna devam edecek.

     İngiliz Strelini 1985’teki seviyesine indi

    İngiltere’nin AB referandumunda çıkış (Brexit) oylarının % 52’lere gelmesi sonrası piyasalar sarsıldı. İngiliz sterlini yüzde 7.8’lik düşüşle dolar karşısında 1,34’e geriledi. i. sterlin dolar kuru akşam ilk sonuçlarla 1,50 seviyesindeydi fakat Brexit ihtimali güçlenince sabah saatlerinde 1,34’e kadar geriledi. Bu rakam en son Sterlin/dolar kurunda en son 1985’de görüldü.

    Corbyn: Kemer sıkma önlemlerinden bıkkınlığın göstergesi

    Londralılar Perşembe Günü Sandık Başına Gidiyor 1

    Son dönemlerde İşçi Partisi içerisindeki görüş ayrılıkları ve ortak fikir sağlanamaması AB referandumunda da İşçi Partisinin konumunu belirledi. İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn AB referandum sürecinde zaman zaman eleştirlere maruz kalırken ‘AB’ye devam’ yönündeki çalışmaların da İşçi Partisi içerisinde başını çeken isim oldu.

    İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn AB Referandumu neticlerinin resmi açıklamalarının ardından basına konuştu.  Seçmenin kararına saygı duyulması gerektiğini belirterek, İngiltere’nin AB’den çıkışının yasal zeminini oluşturan Lizbon anlaşmasının 50. maddesinin derhal devreye girmesi gerektiğini söyledi. Corbyn, referandum sonuçlarını yorumlarken, seçmenin bütçe kesintileri ve kemer sıkma önlemlerinden bıkkınlığının altını çizdi.

    Liberal Demokratlar AB yandaşıydı

    Uzun zamandır AB üyeliğine devam edilmesi yönünde kampanya yürüten Liberal demokratarların lideri Tim Farron ise ilk açıklamasında, “Bugüne kadar AB’yi destekleyen tüm muhafazakarlara çok kızgınım. Sonuçlar çok kötü ve tam bir hayal kırıklığı.” İfadelerine yer verdi.

    Irkçı UKIP basında platform edindi

    Öte yandan faşist ve ırkıçılığı ile bilinen UKIP lideri Nigel Farage ise AB referandumundan ‘hayır’ kararı çıkması ile 24 Haziran günün İngiltere’nin kurtuluş günü olması gerektiğini savunan açıklamalarıyla basında yer aldı. Açıklamasında Farage, “AB’den ayrılma müzakerelerini bir an önce başlatıp yeniden küresel bir aktöre dönüşmeliyiz. 23 Haziran’ı resmi tatil ilan edip ‘Bağımsızlık günü’ olarak adlandırmalıyız.” Sözlerine de yer verdi.

    Referandum süecinde ırkçı söylemleri ile okları üzerine çeken Farage kendi avunduğu yönde bir kararın çıkması ile İngiliz basınında kendine yer edinmeyide başardı. Göçmen karşıtı söylemler ve zaman zaman ırkçı çıkışları ile gündeme gelen UKIP gibi bir oluşumun İngiltere’de AB’den ayrıldıktan sonra kendine siyasette nasıl bir yer edineceği ise kuşku uyandırıcı.

    ‘Hayır’ kararı ardından Tusk’da açıklamada bulundu

    İngiltere’nin AB’ye Hayır demesinin ardından AB konseyi Başkanı Donald Tusk’da açıklamada bulundu. Tusk AB’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, zor zamanlardan güçlenilmesi gerektiği vurgusu yaptı.

    Açıklamasında Tusk, “Son birkaç yıl AB tarihinin en zor yılları oldu, bu gibi durumlarda bana babamın söylediği “seni öldürmeyen şey güçlendirir” sözünü hatırlarım, yolumuza devam etmeliyiz.” Dedi.

    Boris Johnson: Hala daha AB’nin bir parçasıyz

    Muhafazakar Partili, eski Londra Büyük Şehir Belediye Başkanı Borris Johnson’da AB referandumu ardından kameraların karşısına geçti. İngiltere’nin AB’den ayrılmasına yönelik uzun süredir kampanya yürüten Johnson bu kararın İngiltere’nin bölündüğü anlamına gelmediği vurgusu yaptı. Konuşmasında Johnson, “Ortak Avrupa medeniyetini yüceltmek için çalışmaya devam edeceğiz. Elimizde muhteşem bir fırsat var. Bu karar İngiltere’nin bölündüğü ya da artık daha az Avrupalı olduğumuz anlamına gelmiyor. Avrupa’ya sırtımızı dönemeyiz. Avrupa’nın bir parçasıyız.” İfadelerini de kullandı.

    Kuzey İrlanda’dan ‘devam kararı

    AB referandumunda oy kullanan Kuzey İrlanda halkı Avrupa Birliği üyeliğine devam kararı aldı. Oylama sonucunda Kuzey irlandadan %55.7 AB üyeliğine devam derken %44.3’lük halk ise AB’den çıkmaya yönelik oy kullandı.

    Galler’de Avrupa Birliğine ‘Hayır’ dedi

    İngiltere’de olduğu gibi Galler’de de halk AB’inden çıkılmasına yönelik oy kullandı. Yaklaşık 2 Milyon oyun kullanıldığı Galler’de, %52.5’lik oy oranına karşılık %47.5 ile Gallerliler AB’ye Hayır dedi.

    İskoçya’da büyük fark

    Toplam 32 bölgeden oluşan İskoçya’da Avrupa Birliği referandumunda AB’ye ‘Devam’ dedi. Tamamlanan oy sayımında İskoçyalılar, %62 ‘AB’ye Evet’ derken %38’lik kitle ise çıkılması yönünde oy kullandı.

    İngiltere’de yaşayan AB vatandaşlarına ve AB’de yaşayan İngiliz vatandaşlarına ne olacak?

    Bu İngiltere’nin AB ile yapacağı anlaşmaya bağlı. Eğer İngiltere tek pazar içinde kalırsa her iki tarafın vatandaşlarının çalışmasına olanak sağlayan hareket özgürlüğü kurallarına sadık kalacak.Eğer hükümet çalışma izni sınırlamaları getirirse diğer ülkeler de aynısı yaparak İngilizlerin çalışma için vize almalarını isteyebilir.

    Türkiye’yi nasıl etkileyeceği konuşuluyor

    Referandumdan ‘hayır’ sonucu çıkmasının ardından Türkiye’nin bu ayrılıktan ne ölçüde etkileneceği de önemli başlıklardan birisini oluşturuyor. “Türkiye, referandumdan ‘evet’ de çıksa, ‘hayır’ da çıksa etkilenecek potansiyelde” yorumları yapılırken, İngiltere’nin referandum kampanyasının başlamasına dek Türkiye’nin üyelik sürecini destekliyordu. Bu sebeple Türkiye’nin AB üyelik sürecinde İngiltere’nin önemli bir rolü olduğu düşünülüyordu.

    Süreç nasıl işleyecek?

    Lizbon Antlaşması 50. madde

    Lizbon Antlaşmasının 50. maddesi bir üyenin AB’den ayrılma sürecini şu şekilde açıklıyor:

    1. Her üye devlet, kendi anayasal kurallarına uygun olarak Birlik’ten çekilmeye karar verebilir.
    2. Çekilme kararı alan üye devlet, niyetini Avrupa Birliği Zirvesi’ne bildirir. Birlik, söz konusu devletle, Avrupa Birliği Zirvesi tarafından belirlenen yönlendirici ilkeler ışığında, bu devletin Birlik ile gelecekteki ilişkisinin çerçevesini dikkate alarak, çekilmeye ilişkin kuralları belirleyen bir anlaşmayı müzakere eder ve akdeder. Bu anlaşma, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 218. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak müzakere edilir. Anlaşma, Birlik adına, Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini aldıktan sonra, nitelikli çoğunlukla hareket eden Konsey tarafından akdedilir.
    3. Antlaşmaların ilgili üye devlete uygulanması, çekilme anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte, bunun gerçekleşmemesi halinde, Avrupa Birliği Zirvesi oybirliğiyle ve ilgili üye devletle mutabık kalarak süreyi uzatmadığı takdirde, 2. paragrafta belirtilen bildirimden iki yıl sonra sona erer.
    4. 2 ve 3. paragrafların amaçları doğrultusunda, çekilen üye devletin Avrupa Birliği Zirvesi’ndeki veya Konsey’deki temsilcisi, Avrupa Birliği Zirvesi veya Konsey’de kendisini ilgilendiren görüşmelere ve kararlara katılamaz. Nitelikli çoğunluk, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 238. maddesinin 3. paragrafının (b) bendine göre belirlenir.
    5. Birlik’ten çekilen bir devlet Birliğe yeniden katılmak isterse, talebi 49. maddede belirtilen usule tabi olur.