Tag: Kadın

  • ŞERİFE MUHAMMEDİ: “İNSAN UMUTLA YAŞAMALI, DİZ ÇÖKMEMELİ”

    ŞERİFE MUHAMMEDİ: “İNSAN UMUTLA YAŞAMALI, DİZ ÇÖKMEMELİ”

    İran’ın Gilan eyaletindeki Lakan Cezaevi’nde tutulan siyasi tutsak ve kadın hakları savunucusu Şerife Muhammedi, yaşadıklarını anlattığı bir mektup kaleme aldı. Mektubunda, doğum gününde kendisine idam cezasının verildiğini belirten Muhammedi, maruz kaldığı işkence ve hak ihlallerine dikkat çekti.

    Şerife Muhammedi, “Sorgulama sırasında bana işkence yapmaya çalıştılar, yazılı itiraflar imzalamamı istediler. Reddettiğim için tekrar işkenceye maruz kaldım, yüzüm hasar gördü” dedi. Muhammedi, bu süreçte gözlerinin morardığını, ardından üç ay boyunca tek kişilik hücreye konularak diğer tutsaklarla görüşmesinin engellendiğini ifade etti. Bu dönemde 14 kilo kaybettiğini belirtti.

    “Cezalandırılmamın nedeni, 10 yıldan fazla süredir işçi kurumları ve örgütlerinin koordinasyon ve yardım komitesinde açık şekilde yürüttüğüm faaliyetlerdir. Ancak hangi suçu işlediğimi hâlâ bilmiyorum. Bahar yine geldi. Hiçbir kış sonsuza kadar sürmez. İnsan, keder ve umutsuzluk içinde diz çökerek yaşayamaz. Umutla yaşamalı” ifadelerini kullandı.

  • Dünyaca ünlü sanatçı Martínez: Kürt kadının mücadelesi ilham kaynağı

    Dünyaca ünlü sanatçı Martínez: Kürt kadının mücadelesi ilham kaynağı

    La Casa De Papel dizisiyle birlikte tüm dünyada tanınan Basklı sanatçı Itziar Ituño Martínez, “Kürt kadınının mücadelesi benim ülkemde hem bir ilham kaynağı olarak görülüyor, hem de Kürt kadınına kahraman gözüyle bakılıyor” dedi.
    Yeni Yaşam gazetesinden Gülcan Dereli, son zamanların sevilen internet dizilerinden biri olan La Casa De Papel’de Lizbon karakteriyle herkes tarafından tanınan sanatçı Itziar Ituño Martínez ile bir söyleşi yaptı. Metin Yeğin’in farklı zamanlarda kesişen hikayelerin anlatıldığı Grev filmi dolayısıyla İstanbul’a gelen Itziar, projelerinin yanı sıra ülkesindeki kadınların Kürt kadınından etkilendiğini de anlattı.
    “Kürt kadınının mücadelesi benim ülkemde hem bir ilham kaynağı olarak görülüyor hem de Kürt kadınlarına kahraman gözüyle bakılıyor” diyen Itziar, Kürt kadınının cesaretinden bahsederek, “Tüylerimizi diken diken eden bir şey bu. Kürt kadınlarının mücadelesini de yakından takip ediyoruz” dedi.
    ANADİLDE ÜRETİM 
    Anadili Baskça’yı öğrenme serüveni ile konuşmasına başlayan Itziar, insanların “az konuşulan diller” in fazdasız olduğu yönündeki yaklaşımlarını eleştirerek, “Sanki daha çok konuşulan, daha yaygın ve emperyalizmin kullandığı dilleri öğrenirseniz sizin hayatınıza daha fazla kapı açacağını ya da daha fazla işe yarayacağını düşünüyorlar. Benim hikayemde, benim durumumda tam tersi oldu. Hatta benim en meşhur olduğum zaman tamamen Bask dilinde yapılmış bir filmle oldu. Bu filmin ismi Loreak, (Çiçekler) Oscar adaylığına kadar giden bir başarısı oldu bu filmin” dedi.
    BASKI, KENDİ İÇİNDE ANTİKOR ÜRETİYOR 
    Kendi ülkesinde baskılar nedeniyle Baskça’nın artık az konuşulduğuna değinen Itziar, baskıların insanların kendine ait olana sahip çıkma bilincine dönüştüğünü söyledi. Itziar, bu durumu şöyle açıkladı: “Franco döneminde neredeyse 40 yıl süren bir baskıdan bahsediyoruz. Hem dil ile ilgili, hem de etnik kimliğinizle ilgili pek çok kültürel formun baskılandığı, zulme uğradığı bir tarihi süreçten bahsediyoruz. Ben şuna inanıyorum: Bir yerde bir baskı olduğunda, zulüm olduğunda diktatörlük gibi, aynı zamanda bu baskı kendi içerisinde antikorlarını da üretiyor. Yani öfkeleniyorsunuz ve o öfkeyle size ait olana bir yerden sonra daha da sıkı sarılıyorsunuz. Ve bu bahsettiğim durumla insanların yani halkın daha da sıkı bir şekilde bir araya gelmesine, daha da kenetlenmesine sebebiyet verebiliyor. Bask Ülkesi örneğinde şöyle bir şey oldu: İnsanlar bir araya gelerek küçük merkezler, okullar kurdular. Buralarda hem dil ile ilgili hem de çeşitli kültürel anlamda eğitimler aldılar. Bunların içinde temel dersler de vardı, matematik gibi. Bunlar resmi okullar değildi, yasal değildi, kaçak olarak yapılıyordu. Ve bir şekilde insanlar kendilerine ait olanı sahiplenmek için, güçlendirmek için bir araya geldiler. Bu merkezlerde bütün dersler Baskça dilindeydi. Şarkılar aracılığıyla, danslar aracılığıyla öğreniyorlardı. Buradaki en önemli şey çocuklar çünkü onlar aracılığı ile geleceğe aktarılıyor bir şeyler ve bunun kesintiye uğramaması çok önemli. Çocuklarla kendi anadilleriyle konuşmak gerekiyor.”
    Yer aldığı projelerden söz eden Itziar, La Casa De Papel’in bir isyan dizisi olduğunu belirterek, “Sisteme karşı olan bir isyan hikayesi, bence bu yüzden çok ilgi gördü. Hırsız olandan bir şeyleri çalmanın hikayesi. Hırsıza hırsızlık yapmanın hikayesi. İçerisinde hem aşk var, hem de mizah var. Ve tabii aksiyon, eylem de var. Çok iyi bir karışım” şeklinde konuştu.
    İLHAM VEREN KÜRT KADINI 
    Rojava için de bir video çeken Itziar, Rojava’da savaşan Kürt kadınına ilişkin, “Kürt kadınlarının mücadelesi benim ülkemde hem bir ilham kaynağı olarak görülüyor hem de Kürt kadınlarına kahraman gözüyle bakılıyor. Kendilerini kurşunların önüne atan kişiler olarak bakılıyor. Tüylerimizi diken diken eden bir şey bu. Kürt kadınlarının mücadelesini de yakından takip ediyoruz” ifadesinde bulundu.
    GREV: KADIN İŞÇİLERİN DİRENİŞİ 
    Yeni projesi Grev filmi hakkında da bilgi veren Itziar, “Filmde, benim oynadığım karakterin adı Casilda. İspanyol İç Savaşı sırasında mücadele eden bir militan kadın. Bir günlük buluyor bu kadın. Ve bu günlük aracılığıyla 1920 yılında Bursa’daki kadın işçilerin grevine giden Ermeni kadın işçisi gözünden okuyoruz, öğreniyoruz. Bu hikayelerin biri Bask Ülkesi’nde iç savaş sırasında, biri de 1910 yılında Türkiye’de iki farklı zamana ve mekana ait hikayenin bir araya geliyor olması oldukça etkileyici ve ilgi çekici. Sonuçta ikisini de birleştiren aynı şey. Kadınların mücadelesi” diye belirtti.
  • Kadını darp ederek gözlatına alan 2 polis görevden uzaklaştırıldı

    Kadını darp ederek gözlatına alan 2 polis görevden uzaklaştırıldı

    Kadıköy ilçesinde maskeyi düzgün takmadığı gerekçesiyle bir kadını darp ederek gözaltına alan polisler görevden uzaklaştırıldı.

    İstanbul’un Kadıköy ilçesinde iki kadına maskesi burnunu kapatmadığı iddiasıyla durdurulup ceza kesilmek istendi. Daha sonra kadınlardan biri polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı. Gözaltına alınan kadınlar bir süre sonra serbest bırakıldı. Gözaltı anına dair görüntülerin sosyal medya üzerinde gündem olmasıyla birlikte polisler görevden uzaklaştırıldı.

    Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi gözaltına alınan kadının görüntüsünü paylaşarak, “Maskesi burnunu kapatmadığı iddiasıyla durdurulup ceza kesilmek istenen, daha sonra polislerin sözlü tacizine maruz kalan iki genç kadın darp edilerek gözaltına alındı. ‘Usulüne uygun maske takmamak’ iddiasının karşıtlığı ayaküstü sorgu, para cezası, taciz, darp ve TERS KELEPÇE ile gözaltı. Avukat arkadaşlarımız kadınların yanında ve polisler hakkında suç duyurusunda bulunulacak” dedi.

     

    POLİSİN DE MASKESİ YOK

    Gözaltına alınan kadınlardan biri, Twitter adresinden yaptığı paylaşımda, polislerin de maskesinin olmadığı ve buna itiraz ettiği için gözaltına alındığını söyledi. Paylaşımında, “Kendilerinin de maskesi yoktu zaten. Bunu söyleyip cezayı itiraz ettiğim için beni karakola götürmek istedi. Reddettim ve olay yerinden uzaklaşırken arkamdan gelip beni yakaladı” ifadelerini kullandı.

     

    VALİLİKTEN ÜZÜNTÜ AÇIKLAMASI

    İstanbul Valiliği konuyla ilgili açıklama yaparak, “Gözaltına alınma esnasında kesinlikle görmek istemediğimiz görüntülerin yaşanması bizi çok üzmüştür” dedi. Valiliğin başlattığı soruşturma kapsamında polisler görevden uzaklaştırıldı.

     


    Extra Cash & Carry

  • Ankara’da İstanbul Sözleşmesi eyleminde polis şiddeti

    Ankara’da İstanbul Sözleşmesi eyleminde polis şiddeti

    Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlar Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi gerektiği yönündeki tartışmalara karşı eylem yapmak istedi. Eyleme katılan kadınlara polisin müdahalesiyle çok sayıda kadın sürüklenerek gözaltına alındı.

    İktidara yakın çevrelerin ve AKP’lilerin Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini gündeme getirmesiyle kadınların başlattıkları eylemler sürüyor.

    Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlar Çankaya Kolej Meydanı’nda bir araya gelerek İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin tepkilerini dile getirmek istedi. Polis kadınlara “Burada eylem yapamazsınız, size Kurtuluş Parkı’nı ayırdık” şeklinde anons yaptı. Kadınların Kolej Meydanı’nda yapmak istediği eylemi ‘yasa dışı olduğunu’ ilan eden polis, kadınlara müdahalede bulundu ve eyleme katılan çok sayıda kadını yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı.

    Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Ajansı muhabiri Eylem Akdağ ile birlikte Avukat Sevinç Hocaoğulları ve Arzu Kurt bulunuyor.

    Ankara’da polis şiddetiEylemde gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Avukat Sevinç Hocaoğulları, Nebiye Merttürk, Buse Üçer, Aysun Gençtanır, Zeynep Tan, Aylin Kalp, Kardelen Demir, Emel Vural, Yağmur Alaz Gülveren, Gülçin Polat, Sena Bademli, Arzu Kurt (avukat), Sude Sivri, Gülbahar Gündüz, Beste Uymaz, Tuğba Koçer, Serap Kaplan, Meziyet Yıldız, Deniz Akıl, Sibel Göktaş, Zelalsu Değirmenci, Fatma Kılıçarslan, gazeteci Eylem Akdağ (ANKA-Mezopotamya Ajansı)

  • Tiyatro Sardunya kadın hikayelerinin izinde

    Tiyatro Sardunya kadın hikayelerinin izinde

    Kadına yönelik şiddet karşıtı eylem ve etkinliklerde oyunlarını sergileyen Tiyatro Sardunya, “Sesimiz kısılsa da bazen sahnede bazen de sokakta olmamız gerekiyor” diyerek, kadın hikayelerinin peşinden gidiyor.
    Kadın hikâyelerinin peşinden giden ve erkek şiddetine karşı tüm eylem ve etkinliklerde oyunlarını sergileyen Tiyatro Sardunya, “Korkmuyoruz Geliyoruz” katledilen kadınların yaşamlarına dikkati çekiyor. Son günlerde İzmir’de eylem ve etkinliklere katılan Tiyatro Sardunya, daha önce “bişey anlatıcam” ekibiyle Türkiye turnesine çıkarak, büyük beğeni topladı. Sahnede siyah ve mor renklerini kullanan Tiyatro Sardunya, katledilen kadın hikayelerinin izini sürüyor.
    ‘HERKES HER YAŞTA SAHNEYE ÇIKABİLİR’
    Hikâye anlatımı çalışmaları yapan Tiyatro Sardunya ekibinden Duygu Şahlar Mezopotamya Ajansa (MA), oyunlarını anlattı. Tiyatro Sardunya’ya 2 yıl önce iki kadınla başladıklarını belirten Şahlar, şuan 14 kadınla oyunlarını sergilediklerini söyledi. Bir takım eğitim çalışmalarının olduğunu belirten Şahlar, pandemi koşullarından dolayı ara verdiklerini kaydetti. Her kadının sahneye çıkabileceğini vurgulayan Şahlar, “Herkes, her yaşta sahneye çıkabilir” dedi.
    ‘SARDUNYA HAYAT DOLU BİR ÇİÇEKTİR’
    Şahlar, neden Tiyatro Sardunya ismini aldıklarını belirterek, şunları söyledi: “Sardunya her tür toprakta yetişen, nazına edasına karşılık veren olmasa da açabilen, tek yaprak kalsa da toprağa değdiği yerden kök salan, verimli toprak bulduğunda hayal edemeyeceğiniz kadar serpilen, açtığında rengârenk, yaprağıyla bile kokusunu taşıyan hayat dolu bir çiçek. Tıpkı kadınların, kız çocuklarının hikâyeleri gibi.”
    İLK OYUNLARI ÇATLAK
    Tiyatro Sardunya’nın 1 yıl önce ilk oyunu “Çatlak” ile seyirciyle buluştuğunu belirten Şahlar, Ayten Kaya Görgün’ün “Çatlak Kızlar Sağlam Kapıda” adlı romanından sahneye uyarlanarak oynadıklarını dile getirdi. “Sokaklarda ‘Çatlak’ oyununu anlattığımız zaman kadının bu kadar baskının içerisinde bütün yaşam deneyimleri direnişe dönüşmüşken bunun acılı tarafını görmek istemiyoruz” diyen Şahlar, gözünü mora boyamış bir kadını sahneden görmek istemediklerini ifade etti. Kadının güçlendiği yerleri o yaralarında çiçek açtığı yerleri görmek istediklerini anlatan Şahlar, “Çatlak da 5 kız kardeşin annenin babaannenin birlikte büyüdüğü bir ev. Hiç erkek yok ama erkek yani o eril tahakküm hep var. Çatlak oyununda karakterler hep bununla alay ediyor. Aslında bütün bu kötü olayların nasıl kahkahaya dönüşebileceğini anlatıyor” diye belirtti.
    ‘KATLEDİLEN KADINLARIN SAYISI ARTIYOR’
    “Korkmuyoruz Geliyoruz” oyununu anlatan Şahlar şunları söyledi: “Bir kadın iş hayatındaki mobbingi, lezbiyen ve bunu söyleyemeyen biri ve kaybolan kadınları anlatıyor. Gülistan Doku herkesin içinde olabilir. Çünkü bir arama çalışması yok. Zaten bu durum çok içimize dokundu. Zaten oyunda Gülistan Gülistan diye bağıran karakter, Cumartesi Annesi oldu. Gülistan’ın annesi arkadaşları ve örgütlü mücadele veren kadınlar oldu. Cumartesi Anneleri de çocuklarının hesabını soruyor yıllardır. O yüzden bir kayıp hali ve arama halimiz var. O karakter öyle çıktı. Pınar katledilince onu da oyunumuza ekledik. Artık katledilen kadınların isimi o kadar artıyor ki kimseyi eklemek istemiyoruz. Böyle giderse her gün bir isim daha eklemek zorunda kalacağız.”
    ‘SAHNEDE VE SOKAKLARDA OLMAMIZ GEREKİYOR’
    Toplumsal kadın mücadelesine destek veren sanat ekibi olduklarını vurgulayan Şahlar, kadınların farklı hikayeleriyle yaşadığı zorlukları sahnelediklerini belirtti. Şahlar, kadına şiddetle mücadelenin türlü boyutlarının olduğunu belirterek, “Buna karşıyım demek yetmiyor. Bir kadın öldürüldüğünde en derinden biz hissediyoruz. Kadın mücadelesi kadınlar tarafından veriliyor. Kadınların katledilmesiyle kadınlar seslerini sokaklarda,  eylemlerde daha yüksek bir şekilde çıkarmaya başladık. Biz de her eyleme gitmeye başladık. Gidiyoruz sesimiz kısılsa da bazen sahnede bazen sokakta olmamız gerekiyor. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması nelere yol açacağı ile ilgili bir fikrimiz var biliyoruz. Aslında sahnelediğimiz oyunlarda neden insanları ağlattığımızı en iyi kadınlar anlıyor ve hissediyor. Çünkü duygulara dokunuyoruz. Biz de oynarken o duygulara giriyoruz. Kadın şiddetine dur demek için sokaklardayız. İstanbul Sözleşmesi yaşatır” diye konuştu. Hükümetin İstanbul Sözleşmesini uygulamadığı takdirde, taciz, tecavüz ve şiddetin artacağını hatırlatan Şahlar, faillerin cezalandırılmadığı taktirde de faillerin daha da güçleneceğini söyledi. Şahlar, sahnelerde ve sokaklarda oyunlarını oylanamaya devam edeceklerini vurguladı.
    Mezopotamya Ajansı