Tag: Kürt

  • Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu

    Britanya’nın bir çok kentinde ’15 Şubat’ protestosu

    LONDRA- Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile tutsak edilmesinin yıl dönümü dolayısıyla Britanya’da başta Londra, Doncaster ve Leeds olmak üzere bir çok kentinde protesto gösterileri düzenlendi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağrısı ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile Türkiye’ye getirilmesinin 22. Yılı dolayısıyla Londra Manor Hause bölgesinde protesto gösterisi düzenlendi.

    Gösteri dolayısıyla polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı ve eyleme izin vermek istememesi gerginliğe neden oldu. Bu arada kalabalık bir grup ellerinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan flamaları ve “Biri serak Apo” sloganları ile eyleme geçti. Enternasyonalist dayanışma gruplarının da katıldığı eylemde Boycott Turkey sözcüsü Nick Matheou bir konuşma yapılarak, Türk devletinin Öcalan şahsında tüm Kürt halkını tutsak etmek istediği ifade edildi.

    Türk devletinin faşist ve katliamcı politikalarına rağmen Öcalan’ın Ortadoğu halklarının demokrat ve özgür bir yaşam için İmralı’dan büyük bir direniş sergilediği ifade edilerek, “Halklar Öcalan özgürleşene kadar direnecek ve mücadele edecek. Öcalan’ın özgürlüğü tüm Ortadoğu halklarının özgürlüğü eşitliği ve demokratik yaşamı gerçekleştirmesidir” denildi.

    Açıklama sırasında polisin bazı eylemcileri gözaltına almak istemesi üzerine yeniden gerginlik yaşandı. Bu sırıda eylemciler polisin tavrına tepki göstererek, pandemiye rağmen Türk devletinin Kürt halkına yönelik katliam ve baskılar gerçekleştirdiği ifade edildi. Kürtlerin Türk devletinin şiddet politikalarına sessiz kalmayacağı ifade edilerek, “Utanmaz polis” şeklinde slogan atıldı.

    Eyleme yaşanan gerginliğin ardından, “Terörist Erdoğan terörist Türkiye”, “Biji serak Apo” sloganları ile sona erdi.

    Doncaster şehrinde bir araya gelen Kürtler ve dostları da 15 Şubat’ı protesto etti. 15 Şubat dolayısıyla araç konvoyu oluşturan Kürtler, arabaları Öcalan poster ve afişleri ile donattı. Sık sık, ‘Biji Serok Apo, Long Live Abdullah Öcalan’ sloganlarının atıldığı eylem yoğun ilgi gördü.

    Leeds bölgesinde de Kürtler hem araç konvoyu oluşturdu hem de eylem düzenleyerek 15 Şubat’ı protesto etti. Korna ve sloganlarla 15 Şubat’ı protesto eden Kürtler ve dostları, tüm kendi konvoy eşliğinde dolaştı. Yüzlerce bildirinin araçlardan dağıtıldığı eylem yoğun ilgi gördü.
    Leeds’te ‘Zamanı geldi’ kampanyası kapsamında Öcalan’a yönelik tecrit ve tutsaklığının sona ermesi için hazırlananan yüzlerce mektup ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guttrez’e gönderildi.

  • Londra’dan Terolar Direnişine Destek – Video

    Londra’dan Terolar Direnişine Destek – Video

    Maraş Pazarcık’ta Kürt-Alevi köylerinin bulunduğu bölgeye konteynır kent yapımına karşı başlatılan direnişe destek amacıyla Londra’da bir yürüyüş gerçekleştirildi.

    Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla 15 Mayıs günü yapılan yürüyüş için Manor House bölgesinde toplanıldı. Burada yapılan açıklamada “53 gündür Maraş Terolarda bölge halkı ve demokratik kurumlarımız el ele ve omuz omuza AKP Hükümetinin yarattığı mağduriyet karşısında direniyor.

    DSC_0560
    Yapılmak istenen kampın amacı, Suriyeli halkların savaş mağduriyetlerini gidermek değildir. Kamp alanının koşulları, bölgesi, alt yapısı ve alanın yüz ölçümü yetersizdir. Tüm bunlara rağmen Maraş Valiliğinin bu bölgedeki ısrarı AKP Hükümetinin gerçek yüzünü birkez daha ortaya koymaktadır.AKP Hükümetinin zulmü, işkenceleri, katliamları, gericiliği ve hukuk tanımazlığı dünden daha ağır ve artarak devam etmektedir” denildi.

    DSC_0569
    Açıklamanın devamında ise şu görüşler dile getirildi: “Suriye başta olmak üzere komşu ülkeler ve ülkemizde savaş çıkaran AKP devleti mağdur ettiği Suriye halkının zor durumundan yararlanarak halkları karşı karşıya getirme politikasını Maraş Terolarda hayata geçirmek üzeredir.

    DSC_0545
    Paralı çeteler aracılığı ile Suriye halklarına ve Kürt halkına katliamlar uygulayan AKP Devleti ve işbirlikçileri, ülkemizi de iç savaşa sürüklemektedir.
    Kürt halkına karşı doğrudan üniformalı özel timler aracılığı ile uygulanan katliamları ve baskıları yakından izliyoruz.

    DSC_0553
    Maraş, Terolar köylüleri başta olmak üzere bölge halkımızın ve devrimci demokrat kurumlarımızın ‘’yaşam alanlarımıza dokunma’’ mücadelelerini destekliyoruz.
    Maraş halkı yalnız değildir.”

    DSC_0568
    Açıklamanın ardından yüzlerce insan yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca Terolarda direnenlere destek sloganları türkçe ve ingilizce atıldı. Ayrıca ingilizce olarak hazırlanan bildiriler dağıtıldı.

    DSC_0551
    Yürüyüş Turnpike Lane bölgesine kadar sürdü. Yürüyüşün sonunda kurum temsilcileri söz alarak Terolar direnişine desteklerini dile getirdiler.
    Ayrıca İngiltere Parlamentosu Alevi Sekreteryası tarafından Maraş Valiliğine gönderilen mektup burada okundu. Atılan sloganlarla yürüyüş sonlandırıldı.

    DSC_0565

  • Parlamento önünde oturma eylemi

    Parlamento önünde oturma eylemi

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ve Demokratik Güç Birliği’nin de desteği ile İngiliz parlamentosu önünde oturma eylemi gerçekleştirildi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Avrupa genelinde 3 gün boyunca devam edecek eylemlerin ilk gününde Londra’da aktif kurum ve sivil toplum örgütleri parlamento önünde sabah saatlerinde başlayan eylemi akşam üzerine kadar devam ettirdi. İngiliz polisinin çevrede geniş güvenlik önlemleri aldığı eylemde, yabancıların duyarlılığını da artırmak üzere aralıksız olarak İngilizce sloganlar atıldı ve bildiri dağıtıldı.

    Parlamento önünde oturma eylemi 1

    Demokratik Güç Birliğinin eyleme çağırısında “Özsavunma ve Özyönetim ilanlarını selamlıyoruz. Katliamları durdurmak için ayağa kalk! TC devletinin Kürdistan’a yönelik katliyamlarını karşı bizlerde başlattığımız üçgünlük parlamento önünde oturma eylemine tüm halkımızın duyarlılık göstermesini ve katliamlara dur demeye çağırıyoruz.” İfadeleri kullanıldı.

    Parlamento önünde yaptığı konuşmada parlamento yetkililerine seslenen aktivist Mehmet Aksoy, “Bu gün burada TC devletinin Türkiye ve Kürdistan’da Kürtlere yönelik saldırılarını protesto etmkek üzere bulunuyoruz. Britanya parlamentosunda partilerin TC devletinin saldırılarını kınamasını talep ediyoruz. Çünkü Kürtler şuanda Ortadoğuda demokrasi, özgürlük ve insan haklarının en büyük savunucularındandır. Recep Tayyip Erdoğan istediği sistemin Hitler Almanya’sına benzediğini belirtmişti. Bugün binlerce akademisyen, gazeteci ve aydınlar baskı altında ve göz altındalar. Doğmamış bebeklerden 80 yaşına kadar Kürtler katlediliyor. Buna ses çıkaran herkes göz altında yada hapishanelrde.” Sözlerine yer verdi.

    Parlamento önünde oturma eylemi 2

    Parlamento önünde yaklaşık 6 saat süren oturma eyleminde ‘Terörüst Türk devleti- adalet istiyoruz- Kürtleri öldüren Türk devleti.’ Sloganları atıldı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Türkan Budak ise gazetemize verdiği demeçte, “ burada bulunma ile ilgili temel sebebimiz, İngiliz devletinin Türkiye’deki katliamlara sessiz kalmalarıdır. Bu güne kadar hiç bir açıklama yapmadılar. Sivil ve çocuklar katlediliyor. Halen hiç bir açıklama yapmıyorlar. İnsan hakları ile övünen İngiltere Kürdistan’da çiğnenen insan haklarına ses çıkarmıyor. İngiltere TC ile olan ekonomik ilişkilerini gözden geçirmeli ve suça ortak olmamalıdır. Başta İngiltere olmak üzere AB devletleri R.T. Erdoğan’ın bu faşizan zihniyeti önüne geçmesse hem ortadoğuda hemde dünyada halkların başına nalet olarak gelebilecek yeni bir ruh hastası diktatör türeyecek. Hala hazırda Türkiye ve Kürdistan’da Erdoğan diktatörlük yapıyo. Erdoğan kendisine muhalif her kesime saldırıyor.” İfadelerini kullandı.

    Sloganların ardından kalabalık yarın yine saat 11:00’da parlamento önünde toplanmak üzere sessizce dağıldı.

  • Londra merkezde barış için Semah dönüldü

    Londra merkezde barış için Semah dönüldü

    Londra merkezde barış için Semah dönüldü 1

    Britanya Alevi Federasyonu öncülüğünde, savaşa karşı1 Ocak Cuma günü Trafalgar Meydanı’nda semah dönüldü.

    Yoğun ilgi gören Semah töreninden önce bir açıklama yapan BAF Başkanı İsrafil Erbil, “Semahlarımızı yeni umutlar için dönüyoruz. Barışa olsun gülbanklarımız. Çocuklar ölmesin istiyoruz. Savaşlar dursun diyoruz” dedi. Erbil şunları söyledi: “Biz Aleviler, inancımız gereği yüzyıllardır şiddet ve savaş karşısında direnmeye devam ediyoruz. Şiddet uygulayan, cana kıyan hiç kimseyi cem ibadetlerimize almıyoruz.

    Haksızlık yapanlara ve adaletsizlere inancımızda yer vermiyoruz. ‘Savaşlara hayır’ demek için, cem oluyoruz. Yeni yılın ilk saatlerinde yaşamaya ve mutluluğa olan umudumuzu büyütmek için dar’a duruyoruz. Hak ve hakikat için semahlarımızla göğe yükseliyoruz. Tüm haksızlıklar karşısında direnmeye devam ediyoruz. Tüm baskılar karşısında sevgi, umut ve özgürlük büyütmeye kararlıyız. Bu nedenle bugün semahlarımızla meydan alıyoruz”

    londra merkez semah2

    KÜRT HALKINA KARŞI KAPSAMLI BİR SAVAŞ VAR

    Erbil konuşmasının sonunda şunları belirtti; ‘‘Türkiye’ de Kürt halkına karşı kapsamlı bir savaş uygulanmaktadır. Kürtlerden sonra sıra Alevilere ve diğer etnik ve inanç topluluklarına gelecektir. Kendi Alevisini yaratan AKP bunun işaretlerini çoktan vermiştir. Bu hükümetin Alevi inancına olan düşmanlığı ortadadır. Dolayısı ile mevcut hükümetin Alevilere de açıktan katliam uygulaması an meselesidir. Halkımızı 2016 yılında da tehlikelere karşı uyarmaya devam edeceğiz.”

    Daha sonra BAF bünyesindeki Cemevi Semah Ekibi semah döndü.

  • KÜRTLERİN STATÜ TALEBİNİ KABUL ETMEK ZORUNDASIN!

    newroz25

    Yeni bir bin yılın yeni bir yılına 16. senesine girerken hala coğrafyamızda ulusal ve dinsel sorunların insan öldürme gerekçesi yapıldığı ilkel bir dünya da kopamadığımızı da belirtmek gerek. Gezegen de ve yaşadığımız doğada bütün canlıların eşit birer varlık olduklarına hala inanmıyor ve kendi bencilliklerimiz için bir başkasını yok etme zalimliğini içimizde barındırıyorsak bu ilkel olduğumuzun göstergesidir de. Doğanın en Vahşi ve vampir yaratığı olarak insan yeryüzüne damgasını vurdu, ilkel komünal çağlardan sonra… Bir başka coğrafi şekilleniş, farklı ırk, farklı dil ve kültür, cins, renk, inanç, düşünüş ve canlı varlıkları kendimize düşman görüp toplu katliamlar, inkar ve imha planları uygulanıyorsa hala ilkel topluluklarız demektir! Bir başkalarını ötekileştirip, Üzerlerinde egemenlik kurmaya çalışıyorsak doğadışı varlık olmayı hedeflemiş ve evrenin sahibi olmaya çalışıyoruzdur. Toleranslı sınıf ve zümreler yaratarak gezegeni ve evreni denetim altına almaya çalışıyoruz demektir. İnsan kendisini evrenin efendisi ilan edemez, doğanın en güçlüsü görerek ezen insan barbarizmini bir sistem olarak inşaa etmemelidir.

    En sonun da söylememiz gereken cümleyi önceden söylersek meseleyi daha iyi anlaşılır kılarız. Türk devleti nüfusu 25 milyon olan bir başka ulus üzerinde ki 100 yıllık hakimiyetini sona erdirip, Kürtlere bir Statü vermek zorunda! Yeryüzünün statüsüz en kalabalık ve en geniş halkı olarak Mezopotamya da binlerce yıldır yaşayan mağdur edilmiş bir ulus var. Bu ulusun varlığı ve geleceği güvence altına alınmazsa o bölgede adaletsizlik giderek büyür ve yerine istikrarsızlık boyutlanır.

    Kürtlerin bölgede ki nüfusu 45 milyondur, bu da İran ve Türkiye’den sonra ki en kalabalık ulus demektir. 5 devletin sınırlarına hapse edildi.

    100 yıl önceki parçalanma şimdi bütünleştirmeyle taçlandırılmalı.

    Kürtlere Özerklik veya Federasyon Türk devletini korumanın en yakın ve yumuşak projesidir! Ortadoğu’da Kürtler Bağımsız olmadıkça rahat yok..

    Kürtlere ulusal bir toplum Statüsü kabul etmeyen devletler parçalanma, iç savaşa veya Irak ve Suriye gibi felaketlere gebedir, bunu bilmeyen politikacı var mı? Yeryüzünde ulus devletleri var oldukça eninde sonunda Kürtlerin de bir statüsü olmak zorundadır yoksa istikrarsızlık devam eder, kaos ve savaş bölgeyi esir alır. Kapitalizm aynı zamanda istikrarsızlıklar sistemdidir, bundan beslenir, istikrarsızlıkta fırsat arar ancak sermaye dolaşımı, para kazanma hırsı olan egemenler aynı zamanda istikrar da arar, rahat para kazanma yollarını da kollar. Parası olan rahat ve güvenceli yere yatırım yapar. Aslında çağımızda ki toplumsal yapı ve işleyen egemen sistemler de Kürtlere statü ister. Kapitalizm uluslar üzerinde büyüdü, gelişti ve güçlendi her ne kadar bugün küreselleşse de..

    Daha nereye kadar ve ne zamana kadar bir başka canlıya, bir başka insan veya ulusa karşı kin ve nefretini kusacaksın? Daha ne kadar ve ne zamana kadar Kürt halkını inkar edip imha etmek için her türlü yol ve yöntemi deneyeceksin? Daha ne zamana kadar ezeceksin, dövecekesin, işkence edip zindana atacaksın, yakıp, yıkıp katledeceksin, aşağılayıcı köle muamelesi yapacaksın?

    Yeter, bu dünya ya, evrene, doğaya ve insan bilimine karşı fazla direnme, anlamsız  çağdışı teklik ve 500 yıllık Türk İslam Sentezi projende vazgeç, daha ne kadar kan akıtacaksın?

    …önce insan, önce doğa, önce evrendir!

    Ne Türkiye, ne İran, ne Irak ve ne de Suriye devletleri parçaladıkları, işgal ettikleri, sömürgeleştirdikleri, asimilasyona tabii tutukları 45 milyonluk Kürt coğrafyasını daha fazla inkar ve imha edemezler! Kürdistan tarihsel bir gerçektir, Kürt ulusal varlığı yeryüzünün gerçeğidir, bu gerçekle yüzleşmek zorundasınız. O nedenle 1810″lar dan bu yana inkar, asimilasyon, sürgün, talan ve imha ile yüz yüze kalan Kürtler de artık ulusal uyanışı gerçekleşti. Din kardeşliği bitti !

    Bölgeye sürdüğünüz IŞİD veya El kaide gibi şeriatçı grupları din kardeşliğinin bitşini hızlandırdı zaten. Gelişen kapitalizm, sosyalleşen ve toplumsallaşan halklar dinsellikten de uzaklaşmak zorunda kalıyor. Din kardeşliği adına coğrafyasında bin yıldır sözüm ona köle olarak kullandığın, eziyet ettiğin yoksul halk artık başkaldırmıştır, ulusal demokratik haklarına sahip olmak istiyor. Tıpkı diğer uluslar gibi yeryüzünün eşit halkı olarak topraklarında kardeşçe yaşamak istiyor.

    Sen hala zorla Türksün diymezsin!

    Kürt ulusal varlığını kabul edip, geçmişte yaptığın eziyetler, katliam ve sürgünler için özür dileyip onlara insanca yaşamaları için el uzatman gerekir. Eğer kardeşlik diyorsan, birlikte yaşam diyorsan bu erdemliliği göstermen gerekmektedir. Kürtleri tanımak,statü vermek ve normal sosyal,kültürel ve toplumsal yaşamları için yardımcı olmak aynı zamanda insani bir görevdir.

    Bu ve benzeri yazıları egemen ulusa mensup birilerinin yazması,çizmesi ve gün ışığına çıkarması daha anlam kazanır, çünkü Ezilen ulusun mensupları dinlenmiyor. Peşin hükümle, önyargıyla hemen en adaletsiz bir şekilde ellerinde ki medya gücüyle, güvenlik ve yargı mekanizmasıyla ‘mahkum’ ediliyor. Başka bir ulusu ezen bir ulusun gücü hemen devreye girer ve linç kampanyası sokak, sokak, mahalle mahalle, ev ev ve işyeri işyeri devam eder. Zalimin zulmü bu olsa gerek! Ezilen ulusun mensuplarının eleştirisi, istek, arzu veya analizleri dikkate alınmıyor tersine bölücülük, teröristlik veya benzeri saçmalıklarla damgalanıp, suçlanıyor.. Yani ne yazsak, ne söylesek egemen ulus egemen sınıf piyasasında kayda değeri olmuyor.

    2015 yılında maalesef kötülükler fazlaydı. Bugünkü hükümet yeniden Kürtleri dıştalıyor. Ankara meclisine girip orada demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini dillendirmeye çalışanlara karşı linç girişimi başlatıldı. Elinde kasap bıçağıyla en önde yürüyen ulusalcı sahte solcular, koltuğunun altında Kuranı kerim kitabıyla yeşil sarıklı ve fistanlı din tüccarlarının yok etme, yakma ve talan girişimine ‘cennete’ gitme olarak adalndırılıyor.

    Kürtleri aşağılayan, dıştalayan, kötüleyen ve topluma kötü gösteren politikalar ve programlar yapılıyor. Bu da etki tepki meselesine dönüşebiliyor ve Kürtleri kötü şeyler yapmaya azmettiren yayınlarla gündelik hayat sürekli ısıtılıyor, değiştirilip hedef saptırılması yapılabiliyor. Kürdü İnsan olarak kucaklayan, buluşturan, birleştiren,eşitlik ve adaleti paylaşan,dünya nimetlerini paylaştıran,yaşama teşvik eden yok.. Ya da böyle bir projesi olanlar birer küçük grup olarak ‘etkisiz’ leştirildiler.

    Son 4 ayda 20 ilçede 58 kez ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla Kürt katliamı, Kürtleri imha etme programı uygulanıyor, bu adı konulmamış bir soykırımdır. Yaklaşık 3 milyon insan yerinden yurdundan edildi.

    Hem Suriye’deki Kürtler hem de Türkiye’deki Kürtler için kötü bir yılı geride bıraktık.

    100 yıldır soykırım ve katliamalrla,sürgün ve hapislerle,açlık ve yoksulluk dayatmalarıyla,inkar ve imha politikalrıyla yok edemedin, Kürtleri! Tersine Kürtler daha güçlenip çıkmadılar mı?..Öyleyse neyi tekrarlıyorsun? Bir de insan ol,insana istediği ulusal statsünü ver, korkma bölünmezsin! Bıkmadın mı? Aynı şeyleri tekrarlamaktan..

    1071’de seni Malazgirt’ten içeri alan Kürtler bin yıl sana din kardeşliği yaptı, 1299’da Osmanlı’yı kurduğunda yanıbaşındaydı, 250 yıl uğraştın ta istanbul’u ele geçirmene kadar sana hep yardımcı oldu. 1923’te Lozan’da Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu onlarsız onaylatamadın..Savaşlarda önce Kürtleri öne sürdün, 600 yıl Osmanlıyı ve Türkleri koruma ve kollama görevi yaptı din kardeşliği adına şimdi sen ölümle mükafatlandırıyorsun!Yeter artık fazla uzatma bu zorraki oyunu ve 5 bin yıldır orada yaşayan bir millet var ve eşitlik istiyor,statü istiyor bu dan onun en doğal en insani hakkıdr! Bence Kürtler özgür olsunlar, kendileri karar versinler gelecekler i için, sen değil! Öyleyse ben referandum öneriyorum. Kürtlerin yaşadığı 22 ilde referandum yapılmalaıdır. Federasyon mu? Özerklik mi? Otonom mu? Bağımsızlık mı? Birlikte mi olma? ya da ne istiyorlarsa..karar onlarındır, bu karara saygı duyulmalıdır.

    Kürt halkına özgürlük!

    Kürtlerin geleceği, yeri yurdu, evi barkı, hayatı veya yaşamı hakkında AKP veya bir başka parti,hükümet veya devlet karar verme hakkına sahip olmasın.Kürtler terörist değildir, Kürt halkı terörü istemez, kardeşlik, eşitlik ve adalet ister bu bin yıllık ızdırabındandır, çektiği eziyettendir. Her ulus gibi o da insan olarak yeryüzünde yaşamak ister. Bu da onun hakkıdır! Rahat ve özgür bırakın! İhanet, vatan haini, bölücü, terörist veya benzeri yakıştırmalarla iktidarınızı milliyetçi,ırkçı ve şövenist duygularla soslamanıza gerek yok. İç politika malzemesi üretip ‘vatan ve millet’ bölünüyor safsatalarıyla daha ne kadar sürecek bu gangasterlik! Birazcık insan olabilmeniz yeterlidir!

    Bir başka insanı,halkı veya ulusu yok sayma,saygı göster yeter. Bu gezegen de onun da yaşadığını unutma ! Tıpkı diğer 7 milyar insan gibi, ona saygı göster bunu da haklarını iade ederek gerçekleştirebilirsin!

    Kadim Laçin – Londra

    info@kadimlacin.com

  • İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor ile Kürdistan’daki gelişmeler tartışıldı

    İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor ile Kürdistan’daki gelişmeler tartışıldı

    İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor ile Kürdistan’daki gelişmeler tartışıldı 1

    Türk devletinin Kürdistan’daki saldırılarına dikkat çekmek amacıyla Britanya Kürt Halk Meclisi’nin diplomasi çalışmaları devam ediyor. Bu çalışmalar kapsamında yapılan İktidar partisi genel merkezi işgali ile merkez yöneticileriyle yapılan görüşmeden sonra, İngiltere’nin ana muhalefet partisi olan İşçi Parti’nin Edmonton milletvekili Kate Osamor ile bir görüşme gerçekleştirildi.

    Salı günü Britanya Kürt Halk meclisi eş başkanı Türkan Budak, İslington belediye meclis üyesi Ayşegül Erdoğan ve Mark Campbell’in katıldığı görüşmede Türk devletinin Kürt halkına yönelik saldırıları konuşuldu. Kürdistan’da yaşanan son gelişmelerinin aktarıldığı görüşmede Osamor, gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Kürt halkının yanında olduğunu ifade ederek, konuyla ilgili Dış işleri bakanlığı düzeyinde gerekli çalışmaları yürüteceğini ve saldırıların devam etmesi halinde Kürdistan’a gidebileceğini ifade etti.

  • Aziz Tunç: Öz Yönetimleri ertelemek katliamcı zihniyeti meşrulaştırır

    Aziz Tunç: Öz Yönetimleri ertelemek katliamcı zihniyeti meşrulaştırır

    Maraş Katliamı tanıklarından araştırmacı yazar Aziz Tunç hafta sonu Kurdish Community Centre’de düzenlenen panelde konuştu. Maraş katliamı ve Kürdistan’daki son güncel gelişmeleri değerlendiren Tunç Özyönetimin ertelenmesinin katliamcı zihniyeti meşrulaştıracağını ifade etti.

    Araştırmacı yazar Aziz Tunç
    Araştırmacı yazar Aziz Tunç

    Haber-Foto: Erem Kansoy

    Öz yönetim ve son siyasi gelişmelerin değerlendirildiği panelde Aziz Tunç, maraş katliamı, seçim süreci ve HDP’nin mevcut koşullar ve saldırılara bağlantılı yaşadığı sıkıntıları da dile getirdi.

    Düzenlenen panelde açılış konuşmasını yapan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Türkan Budak, özyönetimlerin önemine değinerek, toplumun öz yönetimleri iyi anlaması gerektiğini söyledi.

    Maraş katliamı, son siyasal süreç ve öz yönetimleri konu alan konuşmasına başlamadan önce Tunç, Londra’da yaşayan topluma duyarlılığından ve seçim sürecindeki büyük katkısından dolayı teşekkür etti.

    KÜRT HALKI KAZANMAYA EN YAKIN DÖNEMDEDİR

    Aziz Tunç panelde yaptığı konuşmada “Kürt halkı verdiği mücadelede kazanmaya en yakın olduğu zamandadır” ifadelerini de kullanarak mevcut durumu değerlendirdi.

    Tunç konuşmasına şöyle devam etti, “Maraş katliamı yıllarca bize şöyle anlatıldı, dönemin devrimci demokratik mücadelesini bastırmak, 12 eylül darbesine giden sürecin önünü açmak amacıyla yapıldığı söylendi. Bu doğrudur fakat eksikliği var, şöyle ki, evet o dönem yükselen toplumsal bir mücadele vardı bu mücadeleyi hazmedemeyp bastırmak isteyen bir siyasal yapı söz konusu idi ancak bölgede yaşayan Kürt’lerin ve Alevi’lerin tasviye edilmek istendiğini, katliam ile ilgili araştırma yaptığınızda çok net ve somut olarak görebiliyoruz.

    “Kürtler ve Aleviler dinsel ve etnik

    özelliklerinden dolayı ve dönemin toplumsal

    mücadelesine kitle olarak ciddi bir destek

    sundukları için bu toplumlar için belirlenen

    politika tasfiye edilmeye yönelik olmuştur”

    Maraş katliamının tartışıldığı yada katliamcı politikaların pratikleştirilmek istendiği, milli güvenlik toplantılarında tartışılan konu yükselen mücadeleci gruplar ile ilgili pek çok şey konuşulmuyordu. Fakat Kürtler’le ilgili gelişmeler ve pozisyonları onları ciddi anlamda rahatsız ediyordu. Kürtler ve Aleviler dinsel ve etnik özelliklerinden dolayı ve dönemin toplumsal mücadelesine kitle olarak ciddi bir destek sundukları için bu toplumlar için belirlenen politika tasfiye edilmeye yönelik olmuştur.

    MARAŞ KATLİAMI BUGÜN DE DEVAM EDİYOR

    Maraş katliamı bunun için yapılmıştır. Tüm katliamlar bir birine benzer ve ayni kaynaklı politikların sonucudur. Maraş katliamını yapanlar yine o günkü amaç ve niyetlerle bugün katliamlara deva etmektedir. Bçlgede Kürtler ve Alevi’lerin daha kolay tasvih edilebileceğini, hesaplayarak en azından yapabildikleri kadarıyla o bölgeyi kürtsüzleştirmeye Alevisizleştirmeye çalıştılar. Bunun Pratik sonucu şu oldu ki halen acılarını yaşıyoruz, Maraş katliamı döneminde mücadele veren kesimler önemli bir darbe yemişlerdi. Ayrıca bölgede önemli bir tasfiye süreci başlatıldı, gerek orada katledilerek, gerek yaratılan korku atmosferi ile gerek asimilasyon politikaları ile ortaya çıkan sonuç şu oldu; Aleviler bölgede eskiden sahip oldukları sosyal ve siyasal gücü kaybetti.

    Aziz Tunç: Öz Yönetimleri ertelemek katliamcı zihniyeti meşrulaştırır 1

    Maraşa bağlı bir çok yerde Alevilikten söz etmek mümkün değil, bir tek Maraş’ta Pir Sultan derneği var ki bir çok konuda etkisiz ve zayıf bırakılıyor. Özetle Maraş katliamı ile Alevi’lerin bölgedeki varlıkları hem sayısal olarak azaltıldı hem de sosyal etki güçleri düşürüldü. Bu gün bölgede yaşanan siyasal hareketlilik ve dinamizm büyük ölçüde Kürt siyasal hareketinin enerjisi le sağlanmaktadır. Demek ki Maraş katliamı katliamcıların beklentilerine uygun bir pratiği açığa çıkardı. Maraş katliamı bu gün de devam ediyor diyebiliriz. Kürdistandaki öz yönetimlerin ortaya çıkması ile katliamcı zihniyet bölgede bu gün yine katliamlarına devam ediyor.

    HDP’NİN ZAFERİ KATLİAMCI ZİHNİYETİN KİMYASINI BOZDU
    7 haziran sürecine gelecek olursam, hatırlamalıyız ki 7 Haziran seçimlerinde HDP 90 yıllık Türkiye siyasetinde bir ilki gerçekleştirdi ve parlamentoda artık, Ermeni oldu, parlamentoda artık bizim arkadaşlarımız sayesinde Alevili’ği açıkca deklare eden vekillerimiz de oldu. Bizim arkadaşlarımızdan önce parlamentoda Kürtlerle ilgili bu kadar etkili faaliyet yürüten kimseler yoktu artık onlarda oldu. Bu 80 milletvekili arkadaşımız son derece zorlu ortamlardan çıkıp parlamentoya girmesi katliamcı zihniyetin kimyasını bozdu. Türkiye’de halklar tüm baskılara ve olanaksızlıklara rağmen gözlerini kulaklarını HDP’ye dikmişti. HDP umut ve güvenç ile kararlılık ve inancı halklara sundu. Bu halka yansıyordu ve etki yaratıyordu. HDP özellikle maraş bölgesinde ve köylerinde yaşadığı en büyük sıkıntı oy çalınmaları olmuştur. Seçim çalışmalarımızda yetersiz görevli sayısı ile çalışmalar yürütüyorduk. Bazı bölgelerde binamız dahi hiç olmadı. Bölgede çok fazla sandık sayısı vardı ve sandık görevlisi arkadaşlarımız sayıca her sandığa yetmiyordu.

    Oylarımızın çalınmasının en büyük sebebi bu oldu. 7 haziran seçimleri sadece bizim 80 vekil kazandığımız seçimler değildi, 90 yıldan beri süren bu katliamcı devletin artık durdurulabileceği noktada bir umut yarattı işte tam burada AKP ve devletin diğer güçleri, geriletme sürecini başlatmaya yönelik çalışmaya başlandı. Örneğin AKP hükümetin kurulmasında zorluk çıkardı CHP de buna çanak tutu. 1 Kasım seçimlerinde HDP’nin başarı oranının düşmesinde, zulüm tehdit ve baskılar ya da katliamlar ile göz altılar o kadar etkili olmadı bunun esas sebebi oylarımızın çalınmasıdır. Bu gün bunun teknik bilgilerini paylaşamıyor olabiliriz ama bilinmelidir ki oylar çalındı. AKP baskı,z orbalık ve çalarak tek başına iktidar olma imkanını yarattı.

    “Kürt halkı bunca yıl

    sürdürdüğü mücadelede

    öz yönetim istemeyecekti de

    ne isteyecekti”

    ÖZYÖNETİMİ ERTELEMEK KATLİAMCI ZİHNİYETİ MEŞRULAŞTIRIR
    Öz yönetim meselesini tüm bunları iyi anlamadan tartışmak yersizdir. Katliamların öz yönetim neticesi olduğu söyleniyor, öz yönetim gereklimiydi, olmasa olmazmıydı soruları ile özyönetim yaşanan katliamları durdurmak adına bu zaman diliminde değil de başka zaman dillendirilemezmiy di sorusu gündeme geldi. Öz yönetimleri ertelediğimiz anda katliamcı politikaların meşrutiyetine yol açarız. Yalanlar ile katliamcı zihniyet istediklerini gerçekleştiriyor ama yalanın yalan olması hiç bir şeyi değiştirmiyor. Kürdistan’da bugün katliamların bu kadar açıkça yapılıyor olması, Kürt siyasetinin geliştirdiği demokratikleştirme mücadelesini, HDP nezdinde elde ettiği sonucun devamıdır, devlet kürt siyasetinin mevcut durumun önünü keseceğini anladı. Bunun katliamcı zihniyet tarafından anlaşılması bugünkü saldırıların temel gerekçesidir.

    ŞEHİR ŞEHİR KATLİAM YAPIYORLAR

    Bu tespite vardıkları için bu gün Kürdistan’da şehir şehir katliam yapıyorlar. Öz yönetim taleplerine sahip çıkmalıyız. Öz yönetim taleplerini savunmak ve sürdürmek katliamcıların katliam yapmasının gerekçesi değildir. Öz yönetim talepleri 3 ay önce gerçekleşmiştir. Eğer öz yönetim talep edilmemiş olsaydı bile bu devlet bu katliamları yine yapacaktı. Suruç katliamında öz yönetim tartışmaları yoktu.

    KÜRDE BOYUN EĞDİREMEYECEKSİNİZ

    Bizim öz yönetimlerin ilanını bu söz konusu katliam süreçlerini meşruiyeti gibi düşünmemiz ve anlamamız doğru değil. Kürt halkının mücadelesi ne hendeklerle ne de öz yönetim le başladı, bu mücadele 100 yıldan beridir sürdürülüyor. Verilen mücadele sadece öz yönetim için yapılmadı. Bu gün bu söylemlerle bir başkasının katliamlarını meşru kılamaz. Kürt halkı bunca yıl sürdürdüğü mücadelede öz yönetim istemeyecekti de ne isteyecekti. Bu devletin bilmediği bir şey değildi ki. AKP bunun sonuçlarını fark ettiğinden buna karşı katliamcı saldırılarla, önlemeye çalışmaktadır. Fakat Kürt siyasal yapısına ve halkına kimse boyun eğdiremeyecektir. Aylardır süren bu yüce direniş içerisinde bizim herhangi bir tereddüte kuşkuya, düşmemizi gerektiren bir durum söz konusu değildir. Cizre’de, Sur’da, Silopi’de tanklar tüfekler toplarla günlerce ahlaksızca sürdürdükleri, bu katliam karşısında söz konusu şehirlerin hiçbirinde ne bir gerileme ne de bir teslimiyet söz konusudur.

    “Kimin ne söylediğine

    değil yaşananların

    gerçekliğine bakalım”

    Devletin zulumüne ve zorbalığına rağmen biz şuanda kazanmaya en yakın olduğumuz noktadayız. Bu saatten sonar hiç bir baskı AKP Kürt siyasal yapısını ve Türkiye demokratik güçlerini zayıflatamayacak. AKP zayıflatamadığı bu güçlerle daha büyük kayıplar vermek üzere masaya oturacak eğer oturacaksa.

    Önümüzdeki süreçlerde masada devlet daha büyük kayıplar verecektir. Unutmayın bundan önce yaşananlarda varlığımızı ifade edemiyorduk, varlığımızı koruyup büyütmek gibi bir sorumluluğumuz vardı, ama bugünkü sorunumuz büyüyen varlığımızla daha güçlü kazanımlar elde etmek ve kürt halkının istediği öz yönetim süreçlerini çok etkili bir şekilde bölgedeki tüm Kürt coğrafyasında örgütlemek gibi bir sürece girdik.

    Önemli olan bizlerin bu gelişmeleri iyi inceleyip anlamamız gerekiyor. Bunun böyle olmadığını idda edenlerin ahlaksızlıklarını sorgulayalım yalanlarını gün yüzüne çıkaralım. Bizim taviz vermeyip hiçbir beklentilerine cevap olmayacağımızı anlamalıdırlar. Kimin ne söylediğine değil yaşananların gerçekliğine bakalım. Dünya güçleri Kürt siyasetinin geliştirdiği yapıya hiçbiri karşı değil. Dış güçler gelişmelerinde Kürt siyasetinin yanındadır. Hepinizi uzak olmayan zaferin coşkusuyla selamlıyorum.”

    Yapılan soru cevap kısmından sonra panel sona erdi.