Tag: Kurtler

  • Londra’da işgale karşı kitlesel yürüyüş 

    Londra’da işgale karşı kitlesel yürüyüş 

    Londra’da Kürtler ve dostları Türk devletinin faşist politikaları ve işgal girişimlerine karşı bir yürüyüş gerçekleştirerek, “Özgürlüğün anahtarı Kürdistan dağlarıdır. Dağlar biziz” mesajı verdi.

    Türk devletinin medya savunma alanlarına yönelik işgal girişimine karşı Kürt Halk Meclisi’nin  çağrısı ile Kürtler ve dostları Londra Civic Centre önünde bir araya geldi. Halkların Devrimci Birleşik Hareketi (HDBH) bileşenlerinin destek verdiği eylemde, YPG, YPJ bayrakları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan flamaları ile ‘Terörist Erdoğan’ dövizleri taşındı.

    Eylem boyunca sık sık, “Kahrolsun faşizm”, “Biji gerilla”, “Biji PKK”, “Biji serok Apo”, “Katil Erdoğan” sloganları atıldı.

    Burada ilk olarak söz alan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, Kürt halkının temel değeri olan gerilla alanlarına yönelik işgal girişimine sert tepki göstererek, “Türk devleti bilsin ki gerilla halkın ta kendisidir. Soykırımcı politikalar asla başarıya ulaşmayacaktır. Bu halk Erdoğan faşizmini yerle bir ederek bozguna uğratacaktır. Nasıl ki Zap’ta Gare’de bozguna uğradığnız bugün de özgürlük ruhuyla savaşan gerillaya karşı bir kez daha yenileceksiniz” diye kaydetti.

    Kurdish Solidarity Campaign’den Nick Matheou’da Kürt halkının en yüce dostunun dağlar olduğunu vurgulayarak, “Kürt halkının dağları karşısında faşizm ezilecek. Özgürlüğün anahtarı Kürdistan dağlarındadır” dedi.

    Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HDBH) adına Heval Ufuk ise faşizme ve işgalciliğe karşı birlikte mücadelenin önemine dikkat çekerek, sömürgeci faşist Türk devletinin gerillanın direnişi ile yenileceğini ifade etti. KCDK-E Başur adına bir konuşma yapan Şiwan Başur ise işgalciliğin Kürdistan topraklarından sökülüp atılması gerektiğini vurguladı.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle kortej halinde KCC binasının bulunduğu Haringey’e doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca alkış ve zılgıtlar eşliğinde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a öfke ve tepki gösterildi. Yürüyüşe yol boyunca yoğun ilgi gösterilmesi dikkat çekti.

  • Londra ‘işgal’ ve ‘tecrit’ protestosu

    Londra ‘işgal’ ve ‘tecrit’ protestosu

    Londra’da Başbakanlık binası önünde bir araya gelen Kürtler, Türk devletinin Güney Kürdistan ve Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarını protesto etti.

    Kürt Halk Meclisi’min çağrısı ile Başbakanlık binası önünde bir araya gelen Kürdistanlılar Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın üzerindeki mutlak tecrit ve Medya Savunma Alanları’na dönük Türk devletinin işgal saldırılarını protesto etti. Sık sık, “Biji serok Apo”, “Kahrolsun faşizm”, “İşgalci TC Kürdistan’dan defol”, “Tetörist Erdoğan”, “Katil Erdoğan” sloganlarının atıldığı eylemde, AKP-MHP faşizmine tepki gösteren pankart ve dövizler taşındı.

    İngiltere’nin Türkiye ile olan kanlı silah ticaretini derhal durdurması ve Türk devletinin Kürdistan’a yönelik işgal saldırılarına karşı İngiliz hükümetinin tavır koyması gerektiği belirtilen eylemde.çıkarması gerekliliği için düzenlenen eylemde, “Utan Borris” şeklinde slogan atıldı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi ve Londra Kürt Halk Meclisi adına yapılan konuşmalarda, faşist Türk devleti, tüm ordusuyla, basınıyla ve iktidar bloku tüm siyasi partileriyle Kürt halkının kazanımlarına saldırdığı vurgulandı.

    Türk devletinin Kürt halkına dönük soykırım politikaları yürüttüğüne dikkat çekilen konuşmalarda, “İşgal saldırısını Ermeni soykırımı yıldönümünde başlatması, ‘sizinde sonunuz böyle olacaktır’ mesajını vermektedir.
    Özgürlük mücadelesi boyunca tüm hayalleri kursağında kalan türk devletinin bu kirli emeli de başarıya ulaşmayacaktır” denildi.

  • Londra Kürt Film Festivali başlıyor

    Londra Kürt Film Festivali başlıyor

    Londra Kürt Film Festivali’nde Kürdistan’ın dört parçası ve Avrupa’dan Kürtler ile ilgili 100’e yakın film gösterilecek. Festivalin 20’nci yılına özel olarak gerçekleşecek festivalin teması ise “Benim Kürdistan’ım” olacak.

    Londra Kürt Film Festivali’nin 12’ncisi koronavirüs pandemisi nedeniyle 16-27 Nisan tarihlerinde online olarak gerçekleşecek.

    Festival pandemi nedeniyle programlarını erteleyen diğer Kürt Film Festivalleriyle de ortaklaşa yapılarak bir ilke imza atacak. Bu yüzden festival “Global Kürt Film Festivali” olarak tasarlandı. Festivalde birçok ülke ve bölgeden Kürtlerle ilgili onlarca film gösterilecek. Festivalin bu yılki teması da “Benim Kürdistan’ım” olarak seçildi.

    Festival, 2001 yılında beri Kürt sinemasının Avrupa’ya ve dünyaya tanıtmayı amaç edinmiş bir grup tarafından organize ediliyor.

    ‘Benim Kürdistan'ım’
    ‘Benim Kürdistan’ım’

    Bianet’en Abdulselam Yıldırım’a konuşan Londra Kürt Film Festivali Direktörü Ferhan Stêrk, “Özellikle bu yıl Kürt Film Festivali, tanıtım ve gösterimden, üretim ve gelişim alanına doğru bir kayış içerisinde. Bu değişimi özellikle 12. Festivalimizde net bir şekilde göstermeye çalışıyoruz” dedi.

    Festival 12 gün sürecek

    Londra’da uzun yıllardır Kürt sinemasına ilgi duyan insanların oluşturduğu bir kültürün varlığına işaret eden Ferhan Stêrk, “Sadece Kürdistanlılar değil, Londra’da yaşayan diğer halklar da Londra Kürt Film Festivali’ne büyük ilgi duyuyor” diye ekledi.

    Londra Kürt Film Festivali’nin de zaten böyle bir iddia taşıdığının altını çizen Stêrk, “Bu yıl, 16-27 Nisan tarihleri arasında gerçekleşecek festivalimiz yaklaşık 12 gün sürecek ve online olarak gerçekleşecek. Çünkü Londra’da sinema salonları hala kapalı” dedi.

    Farklı bir içerik

    Stêrk, bu festivalde daha farklı bir içerikle seyirci karşısına çıkacaklarını belirtti ve ekledi: “Yaklaşık on tane festivalimiz olacak ve gösterimlerini iptal eden Kürt filmleri de gerçekleşecek olan bu festivalin birer partneri olarak yer alacaklar. Moskova Film Festivali, Rojhilat’tan Rêtaw Film Komünü, Rojava Uluslararası Film Festivali, Süleymaniye Uluslararası Film Festivali, Amed Film Festivali, Mezopotamya Film Festivali; New York , Hamburg, Los Angeles ve Barcelona film festivallerimiz gibi çeşitli zenginlikte sinemacılarla bu festivali gerçekleştiriyoruz.”

    Son 20 yılın en iyi filmleri

    Stêrk şöyle devam etti: “Yılmaz Güney’den günümüze kadar Türk sinemasının bilinen en iyi yönetmen ve en iyi filmlerini izleyen izleyicilerin karşına çıkacağız. Bu program bizim için Kürt sinemasının son 20 yılının en iyi filmlerini göstereceğimiz bir program olacak. Bu 20. yılın esprisi de aynı zamanda.”

    Kürt sinemasının imgelerini, simgelerini gösteren ve bunun nasıl olduğunu anlatan yaklaşık yüze yakın film gösterileceğini söyleyen Stêrk, “Bu filmleri bu yılki programda iki ana gövde şeklinde göstereceğiz: Birincisi, Kürt sinemasının son 20 yılının en klasik seçkileri olacak. İkincisi ise yeni seçkiler olacak. Yeni seçkilerde de son iki yılda yapılmış yeni filmler -belge film, kısa film, animasyon filmler- olacak şekilde belirlendi” diye noktaladı.

  • Kürdistanlı siyasetçilerden Britanya’da yaşayan Kürtlere çağrı

    Kürdistanlı siyasetçilerden Britanya’da yaşayan Kürtlere çağrı

    İngiltere ve Galler’de her 10 yılda bir gerçekleştirilen nüfus sayımı bu yıl 21 Mart Pazar günü gerçekleşecek. Yapılan akademik araştırmalarda Birleşik Krallık’ta 500 bin civarında Kürt yaşıyor olsa da en son 2011 yılında gerçekleştirilen nüfus sayımında sadece 49 bin kişi etnik kimliklerinin Kürt olduğunu belirtti. Kürtlerin ulusal bayramı Newroz bayramına denk gelen bu yılki nüfus sayımı için Kürdistanlı siyasetçiler ve toplum önderlerinden Birleşik Krallık’ta yaşayan Kürtlere nüfus sayımına kendi kimlikleri ve inancını kayıt altına almaları çağrısı yapıldı.

    Nüfus sayımını İngiltere ve Galler’de Office for National Istatistics (Ulusal İstatistik Ofisi) organize ederken, Kuzey Irlanda’daki Kuzey Irlanda Istatistik Kurumu tarafından yürütülüyor. Her ikisi aynı zamanda yapılırken, İskoçya’daki sayım pandemiden kaynaklı 2022’ye ertelendi. Nüfus sayımında elde edilen bilgiler yerel ve merkezi hükümet tarafından verilen dil hizmetleri, eğitim gibi birçok hizmetin nasıl yürütüleceğine de yön veriyor.

    Salih Muslim: PYD Meclis Üyesi

    Salih Muslim: PYD Meclis Üyesi
    Salih Muslim: PYD Meclis Üyesi

    Britanya’da yaşayan Kürt halkımıza çağrımız herkesin nüfus sayımında kendilerini Kürt olarak kaydetmeli. Bu Kürt halkının daha iyi tanınmasına, diplomasinin güçlenmesine ve halk olarak daha ciddiye alınmasına vesile olacaktır. Yaşadığımız her yerde kendi kimliğimizle gurur duyuyoruz. Dünyanın tümü Kürt halkının terörizme karşı verdiği mücadeleyi iyi biliyor ve takdir ediyor. Halkımız bu konuyu ciddiye almalı ve her Kürt nüfus sayımında kendi kimliğini ve dilini yazdırmalıdır.

    Remzi Kartal: Kongra Gel Eşbaşkanı

    Birleşik Krallık’ta yaşayan halkımız için önemli bir dönem, halkımıza çağrımız ve ricamız nüfus sayımında herkesin kendi ulusal kimliğiyle

    Remzi Kartal: Kongra Gel Eşbaşkanı
    Remzi Kartal: Kongra Gel Eşbaşkanı

    kendilerini kaydetmeleridir. Bunun çok ciddi siyasi ve toplumsal sonuçları olacaktır.

    Feryal Clark: İşçi Parti Enfield Milletvekili

    Merkezi hükümet ve yerel yönetimler tarafından farklı toplumsal kesimlere dönük verilen hizmetler nüfus sayımı sonuçlarına göre belirlenir.

    Feryal Clark: İşçi Parti Enfield Milletvekili
    Feryal Clark: İşçi Parti Enfield Milletvekili

    Sağlık, eğitim başta olmak üzere toplumumuza dönük yapılacak hizmetleri doğru bir şekilde almak istiyorsak mutlaka etnik kimliğimizi ve inancımızı kayıt altına almalıyız. İngiltere ve Galler’de yaşayan halkımızın da etnik kimliklerini Kürt, inancı Alevi olanların da mutlaka Alevi olarak kayıt altına almaları her anlamda daha doğru hizmete ulaşmalarını sağlayacaktır.

    Besime Konca: HDP eski milletvekili, TJK-E Aktivisti

    İngiltere ve Galler’de gerçekleşecek nüfus sayımında her halkın kendi etnik kimliğiyle katılma hakkı var. Kürt halkı olarak biz de 2021 nüfus sayımında Kürt olduğumuzu ve inanç olarak ta Alevi, Ezidi, Müslüman, inancımız her neyse onu mutlaka kayıtlara geçirmeliyiz. Yıllardır kendi topraklarımızda inkar edildik, hakikatimiz yok sayıldı ve buna karşı mücadele verdik. Diasporada da kimliksizleştirme politikaları ile karşı karşıyayız, bunun için bu

    nüfus sayımında kendi kimliğimiz ve inancımızı kayıt altına almak çok önem arz etmektedir ve her Kürdün bu hissiyatla yaklaşacağına inanıyorum.

    Tayip Temel: HDP Milletvekili

    Besime Konca: HDP eski milletvekili, TJK-E Aktivisti
    Besime Konca: HDP eski milletvekili, TJK-E Aktivisti

    Umudum o ki İngiltere ve Galler’de yaşayan tüm Kürt halkımızın bu nüfus sayımında kendilerini ulusal kimlik ve inançlarıyla kaydetmesidir. Bunun eğitim, kültür, diplomasi alanında büyük katkısı olacaktır, bu şekilde devletin de bu yönlü hizmetleri olacaktır. Çağrım ve ricam tüm halkımızın Kürt kimliklerini ve inançlarını kayıt altına almalarıdır.

    Demir Çelik: FEDA Başkanı-HDP eski milletvekili

    Türkiye’de nüfusa Kürt ve Alevi olarak kaydolma koşulları yokken, İngiltere ve Galler’de yapılacak nüfus sayımında Kürt halkının böyle bir şansı ve imkanı vardır. Bu

    nedenle Birleşik Krallık’ta yaşayan tüm halkımızı Kürt kimliği ve Alevi inancıyla kendilerini kaydetme çağrısı yapıyorum.

    Tayip Temel: HDP Milletvekili
    Tayip Temel: HDP Milletvekili

    Britanya Kürt Halk Meclisi eşbaşkanı Ercan Akbal, Göçmen İşçiler Kültür derneği eşbakanı İbrahim Avcıl ve Kırkısraklılar derneği başkanı araştırmacı yazar Ahmet

    Demir Çelik: FEDA Başkanı-HDP eski milletvekili
    Demir Çelik: FEDA Başkanı-HDP eski milletvekili

    Güven de birer açıklama yaparak Kürt halkını nüfus sayımına katılmaya ve kendi ulusal kimlikleri ve inançlarıyla kaydolmaları çağrısı yaptılar.

    Kürt Toplum Merkezinde kayıt masaları kuruldu

    21 Mart Pazar günü itibariyle her haneye kayıt kodunun içerdiği mektuplar gönderilmiş durumda. Gelen mektuplarda olan kayıt kodu ile www.census.gov.uk portalı üzerinden online kayıt yapılabilir. Mektubu almayan veya kayıt kodunu kaybedenler yine census portalı üzerinden adreslerini ve telefon numaralarını girerek kayıt kodu talep edebilirler. Bu şekilde kayıt kodu kısa mesajla anında cep telefonlarına gönderilir. Online formu doldurmak istemeyenler 0800 141 2021 telefon numaralarından yazılı kağıt formu talep edebilirler.

    İngilizce dil bariyeri olanlar için Londra Kürt Toplum Merkezinde form doldurma yardım masaları kuruldu. İsteyenler Kürt Toplum Merkezinden gerekli desteği alabilirler. Nüfus sayımı zorunluluğu sadece vatadandaşlar için geçerli değil, aynı zamanda İngiltere ve Galler’de oturumu olan herkes için geçerli. Nüfus sayımına katılmamanın 1000 sterlin cezası bulunmaktadır.

  • Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür 1

    Halkların Demokratik Partisi, eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Londra ziyareti kapsamında Britanya Parlamentosunun Avam Kamarasında gerçekleşen toplantıda konuştu.

    Yüksekdağ, Pazartesi akşamı gerçekleşen toplantıda sözlerine 1 Kasım seçimlerini değerlendirerek başladı.

    ‘‘7 Haziran’da %41’e gerileyen AKP, ‘AKP hükümetini tek başına iktidara getirmezseniz, Tayyip Erdoğan’a başkanlık yolunu açmazsanız, Türkiye’de kaos, istikrarsızlık ve güvenlik problemleri olur ‘demişti. Bu aynı zamanda açık bir tehdit olarak dile getirilmişti,’’ şeklinde konuşan Yüksekdağ, konuşmasının geri kalan bölümünde Türkiye iç siyaseti ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

    Gik-der ve Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği toplantıda Yüksekdağ, AKP’nin korku ve kaos ortamı yaratarak 1 Kasım’da oy çoğunluğu kazandığını ifade etti: ‘‘Bu korku ve gerilim ortamı AKP’ye daha fazla insanın oy vermesini sağladı. İnsanlar güvenliğin sağlanması ve şiddetin son bulması, siyasi bir istikrarın oluşturulması ve hükümetin kurulması için zorunlu olarak AKP’ye oy verdiler. Ama 1 Kasım seçimlerinden sonra AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın sözünü verdiği güvenlik hala sağlanamadı ve Türkiye çok güvensiz bir ülke haline geldi.’’

    Halkın güvenliğinin 1 Kasım sonrasında oluşan kabineyle sağlanamadığını söyleyen Yüksekdağ, ‘‘Uzun yıllar boyunca, çok zorlu mücadelelerle kazandığımız hak ve özgürlüklerin hepsi teker teker gasp ediliyor,’’ dedi.

    1 Kasım sonucu ‘Postmodern darbe’

    Türkiye siyasi rejiminin bir cumhuriyet olduğunu, fakat demokratik bir cumhuriyet olmadığı için ‘rejimin adını koymakta zorlanıyoruz’ diyen Yüksekdağ, Türkiye halkının, 7 Haziran’da tekçi bir rejim istemediğini ilan ettiğini, fakat, Tayyip Erdoğan’ın bu sonucu yok sayarak ‘postmodern bir darbe’ gerçekleştirdiğini söyledi: ‘‘Bizler, bunu sandıklara yapılmış postmodern bir darbe olarak tanımlıyoruz. Seçim sonuçlarını değiştirmek için başlatılan bir darbe ve operasyon süreciydi. Ve hükümet kurulmaması gerekiyordu bu süreçte. Tayyip Erdoğan sonuna kadar hükümetin kurulmasını engelledi. Seçimin birinci ve ikinci partisiyle kurulacak koalisyona engel oldu. Bir AKP ve CHP koalisyonu, aynı zamanda, bizim dışarından destekleyeceğimiz bir koalisyon modeliydi ve Türkiye için birleştirici ve üretken bir koalisyon deneyimi ortaya çıkacaktı.’’

    Yüksekdağ’ın konuşmasının devamı:

    İstediğini alan saray savaştan yine de vazgeçmedi

    En korkunç olanı da AKP ve saray hükümetinin kazandıktan sonra da savaştan vazgeçmemesi oldu. Oysa ki, seçimlerden bu kadar büyük bir sonuçla çıkan bir hükümetin, üstelik meşruyetine toplumu ikna edememiş bir hükümetin böyle bir başarıdan sonra daha uzlaşmacı olması gerekir. AKP ve Erdoğan haklı bir zafer kazanmış gibi davranmıyor. Ve tam da bu nedenle uzlaşmıyor. Uzlaşmacı ve birleştirici bir siyasi çizgiden ziyade, çatışmayı sürdürme ve gerilim politikasında istikrar ve süreklilik sağlama çizgisi izliyor.

    Tahir Elçi Kürt ve ılımlı olduğu için hedef alınarak öldürüldü

    Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye ve siyasi iktidarla bizlerin ilişkisi bakımından ve halkın ilişkisi bakımından çok önemli bir kırılma noktası oldu. Ilımlı ve objektif mücadele yürüten ve bağımsız siyaset yapan muhataplara artık yaşam alanı tanımayacağını söylemiş oldu aslında siyasi iktidar bu cinayet ile.

    Tahir Elçi’nin siyasi iktidarın denetiminde öldürüldüğünü düşünüyoruz. Kısa bir süre önce siyasi iktidar sözcüleri tarafından hedef gösterildi ve adeta linç kampanyası yürütüldü hakkında. İzlediğimiz görüntüler ve dinlediğimiz tanıklar da olayın basit bir kaza kurşunu olmadığını. Çatışmadan kaynaklı bir ölüm olmadığını gösteriyor. Tahir Elçi, hedef gösterilerek ve planlı bir şekilde katledildi. Türkiye iktidarı daha büyük ve tehlikeli bir savaşa girmeye hazırlanıyor. Ve böyle bir savaş döneminde toplumun vicdanı ve denetleyicisi olacak kastayıcı, ılımlı siyasetçileri önünde engel olmaktan çıkarmak istiyor. Türkiye’de kimsenin arada kalmasına, tarafsız veya başka bir taraf olmasına izin vermiyor. Mutlaka kutuplaşmak zorunda bırakıyor. Örneğin, Tahir Elçi bir PKK’li de değildi, ama bir devlet taraftarı da değildi. Bağımsız, demokratik bir kişilikti.

    Ama böyle insanların yaşamasına AKP hükümeti izin vermeyeceğini gösteriyor. Tahir Elçi’nin de ölümünün sebebi, yine aslında Kürt olmasıdır. Kürtlerin bir statü kazanma mücadelesine inanıyor olmasıydı.

    AKP’nin daha büyük bir savaşa girmesini engellemeye çalışıyoruz

    Bugün geldiğimiz noktada AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan, bizim HDP olarak elde ettiğimiz başarıyı, Türkiye toplumu üzerinde oluşturduğumuz heyecanı, coşkuyu unutturmak istiyor.

    HDP’yi etkisizleştirerek ve HDP’ye operasyonlar düzenleyerek aslında Türkiye halkının bu demokrasi enerjisini ve gücünü söküp atmak istiyorlar.

    Şu an AKP ve Erdoğan iktidarının daha büyük bir savaşa girmesini, demokratik bir mücadeleyle engellemeye çalışıyoruz. Bu nedenle partimiz, Kürt sorununda çözüm ve müzakere sürecinin yeniden başlaması ve masaya oturulması için çağrı yapıyor.

    Türkiye’nin siyasal dengesini İmralı sağlıyor

    Sayın Öcalan ile tekrar masaya oturmalı, AKP hükümeti ve bu çatışma, kan ve ölüm siyasetine bir son verilmeli. Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dengesini sağlayan en önemli merkez İmralı’dır- bunu kimsenin unutmaması lazım.

    Eğer müzakere olmazsa, İmralı muhatap olmaktan çıkarsa, Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal dengeler bozulur. 7 Haziran’dan bu yana olduğu gibi.

    Rus uçağının düşürülmesi çatışmayı derinleştirir

    Türkiye hükümetinin Suriye’ye dönük bir müdahalesine karşı, demokratik bir kamuoyu, demokratik bir tepki oluşturmaya çalışıyoruz. Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye’ye dönük bir Türkiye müdahalesi, Suriye’deki kaosu ve çatışmayı, daha da derinleştirir.

    Bizler o nedenle, Suriye sorununun çözümü ve Orta Doğu’da demokratik bir geçişin sağlanması için yerel demokrasi güçlerinin desteklenmesini çok önemli buluyoruz.

    Mülteci sorunun, savaş ve İşid katliamları ve vahşeti gibi sorunların çözümlenebilmesi için Suriye’deki Kürt güçleri ve PYD bütün uluslararası toplum tarafından kararlı bir biçimde desteklenmelidir.

    PYD Türkiye halkının dostudur

    Suriye’ye istikrar ve demokrasi dışarıdan enjekte edilemez. İçeride bir demokrasi ve istikrar gücü varsa onu değerlendirmek gerekir. Ve PYD Suriye içerisindeki demokrasi ve istikrar gücüdür.

    Ve PYD aynı zamanda Türkiye halkının dostudur, Türkiye’deki Kürtlerin de kardeşi ve akrabasıdır. O nedenle Suriye Kürtlerine dönük her düşmanca davranış, aynı zamanda Türkiye hükümetinin kendi halkının da daha fazla karşısına alması anlamına gelir.

    Bizler bu nedenle, Türkiye hükümetinin Suriye’deki Kürtlerle ve PYD ile kardeşlik hukuku temelinde, tarihsel bir ittifak geliştirmesini çok anlamlı ve değerli buluyoruz. ve hep bunun için çağrı yapıyoruz. Umarım kendi ülkemizdeki hükümeti ikna edebilirz ve Suriye’e İşid ile komşu olmaktan vazgeçip PYD ile Kürtlerle ve demokrasi güçleriyle komşu olmayı tercih ederler.

    Bir kaos ve savaş cehenneminde güvenilir müttefiklerle hareket etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bizim başka bir şansımız yok.

    İstanbul ve Ankara’da yaşayan Türklerin, Suriye’deki en güvenilir yol arkadaşı Kürtlerdir.

    Yanlış Ortadoğu politikalarının bedelini artık sadece biz ödemiyoruz. Paris’te de, başka yerlerde de bedel ödüyorlar. O yüzden daha kalıcı çözüm gerekmekte. Bu da, Suriye’de, Irakta, yerel dinamiklere, yerel demokrasi güçlerine dayanan bir değişim sürecini başlatmak ve her koşulda bunun arkasında olmaktır.

    Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür
    Ortadoğu’da kurulan dolar, Euro ve petrol dengesi yıllar önce bozulmuştu, ve Suriye’de bu denge daha fazla alt üst oldu. O nedenle yeni bir denge unsuru, yeni bir denge merkezine ihtiyaç var. Bu da demokratik siyaset ve demokratik Ortadoğu’yu oluşturmak için gerekli olan denge merkezidir. Petrol yine çıkabilir, paylaşılabilir belki, ama bir coğrafyada petrolden daha fazla kan akmaya başladıysa, o dengeler artık çürümüştür. Kimse zorla, kanla, o dengeleri sürdüremez. Bu statükoyu devam ettiremez.

    İnsan odaklı yeni bir düzenleme ve Suriye’de demokratik bir geçiş sürecinin hazırlanması için bizler gerek Türkiye iç siyasetinde, gerekse de Kürdistan üzerinden her türlü sorumluluğu aldık ve alacağız. Bundan sonraki dönemde, hem Türkiye iç siyasetinde, hem de bölgede daha farklı ve daha yeni bir sayfa açacağımıza inanıyorum.