Tag: londra haberleri

  • AB Referandumunda Oy Kullanmak İçin Kayıt Süresi Uzatıldı

    Birleşik Krallık seçmeni 23 Haziran’da sandık başına giderek, ‘Birleşik Krallık Avrupa Birliği üyesi olmaya devam etmeli mi yoksa Avrupa Birliği’nden çıkmalı mı?’ referandum sorusuna cevap vererek ülkenin AB üyeliğinin devam edip etmeyeceğini belirleyecek.

    Referandumda oy kullanabilmek için, 7 Haziran’a kadar, her bireyin seçim kaydını yapmış olması gerekmekteydi. Fakat, kayıt işleminin yapıldığı web sayfasında yaşanan teknik bir sorundan kaynaklı, hükümet kayıt süresini 9 Haziran 23:59’a kadar uzatma kararı aldı.

    Kaydı olmayan Britanya vatandaşları www.gov.uk/register-to-vote internet sayfasına girip, beş dakikada içerisinde kayıt yapabilecekler.

    AB Referandumunda Oy Kullanmak İçin Kayıt Süresi Uzatıldı 2

    Kayıt yaparak, oy kullanma hakkınızı siz de harcamamış olacaksınız.

    Nasıl kayıt yapılıyor?

    Kayıt işleminizi yapmanız için National Insurance (NI) numaranız, doğum tarihiniz, isim ve adres bilgilerinize ihtiyacınız var. Eğer, NI numaranızı belirten kartınız yoksa: çalışıyorsanız, iş yerinizin verdiği payslip üzerinde bulabilirsiniz; çalışmıyorsanız ve sosyal yardım alıyorsanız NI numaranız yardımlarınıza ilişkin size yollanılan mektuplarda bulunabilir.

    Yukarıda belirtildiği gibi, www.gov.uk/register-to-vote web sayfasına giriniz. Burada özel bilgileriniz ve NI numaranız sorulacaktır; bu bilgileri yazdıktan sonra kayıt işleminiz tamamlanmış olacaktır.

    Bu yıl 5 Mayıs’ta Londra ve yerel seçimlerde oy kullandıysanız eğer, kaydınız bulunuyordur ve oy verme yerinizi belirleyen seçim kartınızı almış olmanız gerekmektedir. Posta yoluyla oy kullanmayı tercih ettiyseniz eğer oy pusulanızı teslim almışsınızdır, ya da önümüzdeki günlerde elinize ulaşması gerekmektedir.

    23 Haziran referandumunda sorulacak soru: ‘Birleşik Krallık Avrupa Birliği üyesi olmaya devam etmeli mi yoksa Avrupa Birliği’nden çıkmalı mı?’
    23 Haziran referandumunda sorulacak soru: ‘Birleşik Krallık Avrupa Birliği üyesi olmaya devam etmeli mi yoksa Avrupa Birliği’nden çıkmalı mı?’
  • Facebook’a şok protesto!

    Facebook’a şok protesto!

    Uzun süredir Kürt içerikli paylaşımlara sansür uygulayan Facebook, Londra Euston bölgesinde bulunan merkez ofisi önünde protesto edildi. Son yıllarda yüzlerce Kürt sayfasını kapatan Facebook, özellikle de PKK ve Kürt halk önderi Abdullah Öcalan il ilgili resim ve paylaşımların hepsini kaldırarak paylaşan kişilere bir ayı bulan engelleme cezaları veriliyor.

    Erem Kansoy

    Yaklaşık 1 yıldır,  Öcalan, PKK ve Kürdistan bayrağı paylaşan bireysel hesaplar ile İŞİD çeteleri karşıtı, ezilen halkların yandaşı, Erdoğan karşıtı ve AKP hükümetini eleştiri ve  yayınlar yapan sayfalara yönelik ‘engellemeler’ uygulyan sosyal iletişim ağı Facebook Londra’da Kürt gençleri tarafından düzenlenen şok eylemle protesto edildi.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Facebook’un ofisinin bulunduğu bina önünde yoğun kalabalığın bulunduğu öğlen saatlerinde toplanan gençler, ingilizce olarak hazırlanan ‘Facebook, Kürtler üzerindeki sansürü durdur’ yazılı pankart açıldı. Kırmızı, Sarı ve Yeşil sis meşaleleri yakan gençlerin eylemi çevredikilerden büyük ilgi gördü.

    İngiliz polisinin çevrede büyük güvenlik önlemi aldığı gözlerden kaçmazken, Facebook yetkilileri binanın girişini özel güvenlikcilerle kapatarak girişi ‘güvenlik önlemi’ gerekçesiyle girişi yan tarafa taşıdı. Eylem süresince yakılam meşalelerin çıkardığı sis nedeniyle bir diğer binada yangın alarmı devreye girdi ve bina yine ‘güvenlik önlemi’ çerçevesinde kısa süreliğine boşaltıldı. Bunun üzerine Facebook ofis çalışanlarından bir yetkili protestocuların yanına gelerek hazırlanan şikayet ve dilekçe mektubunu yetkililere iletmek üzere aktivist Mark Campell’den teslim aldı.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Eylem süresince çevrede bulunanlar cep telefonları ile olayı görüntüleyerek Twitter, Instagram ve Facebook gibi sosyal iletişim araçlarında yayınladı. Ayrıca İngilizce hazırlanan yazıı bildiri de vatandaşlara dağıtılarak duyarlılığın artılması sağlandı.

    ‘Facebook stop censoring Kurds, Facebook stop your war on Kurds’ sloganlarının aralıksız atıldığı eylemde, İngiliz polisi olaya müdahale etmedi aylemciler ayrıca ‘dont go Turkey’ kampanyasının stikerlerinide yol boyunca ve eylem bölgesinde etrafa yapıştır.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Düzenlenen şok eylemin ardından protestonun organizatörlerinden aktivistler gazetemize değerlendirmede bulundu;

    Mehmet Oğuz

    “Devrimsel süreçlerde örgütlenme çok önemli bir unsurdur iletişim koşullarının çok geliştiği günümüzde sosyal medya Facebook- tweeter örgütleme-örgütlenme için çok önemli bir alan ve geçmişe oranla toplumsal muhalefetin çok daha hızlı bir şekilde mobilize olmasını sağlamaktadır.

    Kürt özgürlük hareketi de özelikle 20 yıldır bu alanı örgütlenme ve propaganda için kullanmaya çalışıyor fakat Kürtlerin şansızlığı handikapı. Türkiye gibi Onur’dan ve haysiyetten uzak bir düşmana sahip olması Kürtleri kendi yurdunda sömürge altında yaşamak zorunda bırakan işgalci Türk devleti Kürtlerin sosyal medyayı kullanmasına bile tahammül edemiyor ve bununun için muazzam paralar harcıyor.

    Maalesef Facebook yönetimi de işgalci Türk devletinin para karşılığında istediği herşeyi yapıyor Türkiye’de yaşayan Kürtler hiçbir şekilde sosyal medya kullanamıyor sansür , yasak ve cezalandırmalarla adeta cezaevi koşullarında yaşamak durumunda kalıyor Kürtler Onunla da sınırlı kalmıyor bu abluka Türkiye dışında yaşayan Kürtlerin de Facebook üzerinde örgütlenmesi yasak adminliğini yaptığımız ve duyuru amaçlı kullandığımız sayfalar kapatılıyor, hesaplarımıza süresiz cezalar yağıyor.

    Facebook’a şok protesto! 1

    İşgalci Türk devletinin alçakça saldirilarina Facebook yönetimi de aynı alçaklıkla adeta çanak tutuyor kapitalist dünyanın bir kar şirketi olan Facebook aynı şekilde kapitalizmin bütün çirkinliği ve alçaklığıyla Kürtlere karşı verilen bu savaşın adeta bir tarafı olmuş oluyor İşte tüm bunlardan dolayı pazartesi günü Kürt gençleri olarak Londra’da Facebook binasının önünde Facebook’u protesto eylemi gerçekleştirdik.  Facebook’un çirkin ve alçakça çanakçı tutumunu bütün dünyaya teşhir ettik İşe yarar mi bilemeyiz ama yasakçı Facebook yönetimini protesto etmek de bir devrimci tutumdur ve daha özgür bir sosyal medya için yapılan bir eylemdir.”

    Bertan Şoreşger

    Son zamanlarda Facebook batının diğer medya platformlarını aşarak Kürtlere karşı uygulanan sansürü ağırlaştırmış bulunuyor. Facebook, Türkiye devletinin alehine ve Kürdistan devrimi lehine olan bir çok paylaşımı, özel hesapları ve sayfaları kaldırmaktan ve kapatmaktan çekinmiyor. Facebook’un yaklaşımı sadece bunlardan ibaret değil.

    Facebook, ayrıca bir çok Kürdistan mücadelesi yanlısı olan siyasetçileri ve meşru medya organlarınıda sansür altına almış bulunuyor. Böylece sözde ‘basın özgürlüğü’ tanıdıkları standartları çiğnemiş oluyorlar. Buna karşın Stop War On Kurds ve Ciwanên Azad üyeleri olarak uygulanan bu sansürü protesto etmek amaçlı Facebook’a karşı çok etkili ve benzersiz bir eylem gerçekleştirdik. Meşalelerle düzenlediğimiz görsel eylemin amacı eyleme dikkat çekmek ve Facebook binasının görünümünü kapatıp ‘Kürt toplumunun standartlarına’ uygun davranmadıkları gerekçesiyle Facebook binasını sansürlemekdi. Lakin bunu başarmış bulunuyoruz.”

    Facebook’a şok protesto! 1

    Elvin Sarıçınar

    Londra’da yaşayan Kürt gençleri olarak Facebook’un Kürt Özgürlük Mücadelesine yönelik sansür politikalarına protesto ettik. Sosyal medya bizim icin cok önemli ve etkili bi platformdur çünkü bildiğimiz üzere büyük medya haberleri Kürt mucadelesi ile ilgili haberleri gündemine almıyor. Sosyal medya, ifade özgürlüğünün rahat bir şekilde yapabıleceğimiz yer olması gerekiyor. Facebook, insan haklarının en temel faktörünü engeliyor bizim fotoğraflarımızı, duyurularımızı ve haberlerimizi sansürleyerek.”

    Mark Campell

    “Facebook’un Kürtlerin ifade özgürlüğüne ilişkin haklarını ihlal etmelerini ‘cezalandırmak’  amacıyla, Ciwanan Azad’dan Kürt gençleri bu uluslararası şirkete karşı barışçıl bir eylem düzenlediler. Facebook, Kürt içeriğini yıllardır sansürlüyor- sadece bireylerin değil, aynı zamanda Kürt medya kurumlarının, Kürt siyasi partilerin, Kürt gazetecileri ve aktivistlerin de.

    Kürt renkleri sarı, kırmızı ve yeşil ile Facebook’un camlarını sembolik olarak ‘sansürlememiz’, insan haklarımızın ve BM İnsan Hakları Sözleşmesine, ifade özgürlüğünün her türlü açılımına göre, yapılan ihlalleri kabul etmeyeceğimizin göstergesidir.

    Facebook’a şok protesto! 2

    Facebook Kürt içeriğini sansürlemeyi durdurmalı. Telgraf okuyucularına bu önemli konuda kampanya yürütmeye devam etmelerini tavsiye ederim. Facebook, sadece Türkiye, Irak, Iran ve Suriye değil, tüm dünyada Kürtlere karşı baskı uygulayarak, Türk devletinin bir kolu gibi davranıyor ve bu kabul edilemez. Şu anda Facebook ile, bir aktivistin sayfasından kaldırılan bir resme ilişkin uyuşmazlık yaşıyoruz.

    Irkçı Türk bir katil tarafından, 9 Ocak 2013’te, Paris’te, öldürülen üç Kürt kadın aktivistin anısına konulan bir resim. Resmin aktivistin sayfasından kaldırılmasını protesto etmek amaçlı, bu resmi lütfen sayfanıza yükleyin.”

    Berivan Senpalt

    “Stop war on Kurds kampanyası çerçevesinde, Facebook’un Kürt’lere yönelik kriminalizasyon politikasını protesto etmek üzere eylemimizi gerçekleştirdik. TC devletinin Kürtlere yönelik savaşçı politikalarını ifade özgürlüğü olan sosyal medya iletişim araçlarında kullanarak yaymak ve duyurmak en doğal hakkımızdır. Ayrıca, şunu iyi anlamaıyız ki Kürtlerin sesi sadece sosyal medya değildir, fakat Türkiye’de yaşanan gelişmeleri doğru ve net bir şekilde yakınlarımıza duyurmanın da bir yöntemidir.

    Facebook’a şok protesto! 1

    Facebook’un kullanım koşullarında Kürt’ler ile ilgili şu ifadeler yer alıyor, ‘yazılı veya görsel şekilde Atatürk’e saldırı, Kürdistan haritası, yakılan Türk bayrağı, PKK destekçiliği ve paylaşımları, Abdullah Öcalan yazı ve görsellerine ilişkin tüm materyaller içeriğe alınamaz’. Bu bize Türk devletinin sosyal medya üzerinde bir güce sahip olduğunu açıkca gösteriyor. Devlet bu gücünü sadece Facebook değil YouTube, Twitter gibi diğer sosyal medya araçlarında da kullanıyor.

    Sosyal medyada Kürt’lere uygulanan sansürü protesto etmek amacıyla Facebook ofisinin bulunduğu bina önünde, kırmızı, yeşil ve sarı meşalelerimiz ile toplandık. Amacımız en azından sadece sosyal medyada ses çıkarmadığımızı istenildiğinde eylem ve protestolar ortaya koyarak sesimizi yükseltebileceğimizi hatta ofislerine kadar gidebileceğimizi göstermekti. Ayrıca eylemimiz ile duyarlılığı artırmaya yönelik ciddi bir çalışma yaptığımızıda düşünüyorum. TC devletinin suçlarını haykırmaya devam edeceğiz hiç birşey ve hiç bir kimse sesimiz bastıramaz.”

    Facebook’a şok protesto! 3

    Facebook’a şok protesto! 1

    Facebook’a şok protesto! 1

  • Londra’da kadının sesi yükseldi! (VİDEO+FOTO)

    Londra’da kadının sesi yükseldi! (VİDEO+FOTO)

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nünde Londra’da da yürüyüş düzenlendi. Haftasonu düzenlenen büyük yürüyüşte Londra’da kadınların sesi yükseldi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Gerçekleştirilen organizasyonda yaklaşık 2 Bin kadın, Londra’nın ünlü Oxford Circus bölgesinden Trafalgar meydanına yürüdü.

    Çeşitli sivil toplum örgütleri, dernekler, hayır kurumları ve bir çok kadın komisyonu yürüyüşe destek vedi. ‘Millon women rise’ kuruluşunun organize ettiği etkinlikte katılımcılar Trafalgar meydanını doldurdu. Million Women rise organizasyonunun yürüyüşte bu yıl ki hedefi ise kadına yönelik şiddet ve İngiliz hükümetinin şiddete maruz kalan kadınlara yaptığı maddi destekte kesintiye gideceğine ışık tutmak oldu.

    Yürüyüşte ‘kadınlara yönelik şiddeti birlikte sonlandıralım, baba annemi üzmekten vazgeç, aile içi şiddete hayır’ yazılı pankartlar taşındı. Kadınların oluşturduğu kollektif bir grup müzisyen ise ritimleri ile kortejin başında yürüyerek etkinliğe renk kattı.

    https://youtu.be/eUk6Z_Ey0wM

    Katılımcıların ‘hemen adalet istiyoruz, kadınların birleşmesi engellenemez, nereye gidersek gidelim ne giyersek giyelim evet- evet demektir hayır ise hayır, güç kadında’ sloganlarını attığı etkinlikte, kadın işçi sendika üyeleri de hazır bulundu.

    Kortejın Trafalgar meydanında toplanmasınn ardından, kadın dernekleri ve hayır kurumlarından temsilcilerin konuşmalarının sonrasında, müzik ve dans gösterileri sahneye konuldu.

    İnsan hakları temsilcilerininde katıldığı eylemde, Londra 8 Mart Kadın Dayanışma Platformu adı altında, Yeni Kadın Londra, Sosyalist Kadınlar Birliği, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi, Roj Women, Kırkkısraklılar Kadın Komisyonu, Dersim-Der Kadın Komisyonu, El-Com Kadın komisyonu ile AMBE, UNISON, Haven Refuge, Butterfly Faundation gibi Londra’nın önde gelen örgüt, komisyon ve kurumları çevredekilerden büyük alkış aldı.

    https://youtu.be/HxgkKeND1CA

    Katılımcılar, Suriye’de ve Filistin’de de yaşanan üzücü olayları gündeme getirdi. Burada yaşamını yitirenleri anarak ve tutsak kadınlara da destek belirterek kadın dayanışmasının evrensel olduğu vurgulandı.

    Günün önemini en çok belirten, ‘Kadına şiddete hayır!’ sloganının sıklıkla atıldığı, yürüyüş boyunca binlerce bildiri bölgedeki vatandaşlara dağıtıldı. Yöresel kıyafetlerle yürüyüşe katılan Roj Woman’da çevredekilerin büyük ilgisini çekti.

    8 Mart Londra Kadın Dayanışma Platformu düzenlene yürüyüşe, Türkiye ve Kürdistan’daki katliamlara dikkat çeken bir pankartla katıldı.

    Ayrıca kadınlar, Orta Amerika ülkesi Honduras’ta ödüllü çevreci, aktivist ve yerli hakları savunucusu Berta Caceres’in katledilmesini de kınayarak, adaletin biran önce sağlanmasını istediler. Rengarenk kıyafetleriyle yürüyüşe katılan kadınlar, kadına yönelik şiddete “hayır” dedi. Yaklaşık 2 Bin kişinin katıldığı organizasyon, Trafalgar meydanındaki gösterilerin son bulmasının ardından tamamlandı.

    National Statistics (ONS)’den edinilen bilgiye göre Britanya’da sadece geçtiğimiz yıl 2015 içerisinde 1.4 Milyon kadın aile içi şiddete maruz kaldı.

     

    million women rise london 20

    https://youtu.be/ALHncILl9UE

    million women rise london 25

    million women rise london 27

    million women rise london 23

    million women rise london 28

    million women rise london 24

    million women rise london 15

    million women rise london 21

    million women rise london 19

    million women rise london 14

    million women rise london 18

    million women rise london 16

    million women rise london 17

    million women rise london 13

    million women rise london 12

    million women rise london 10

    million women rise london 8

    million women rise london 11

    million women rise london 9

    million women rise london 7

    million women rise london 5

    million women rise london 6

    million women rise london 4

    million women rise london 3

    million women rise london 1

    million women rise london 2

     

  • Basın üzgürlüğü, Avrupa Birliği ve Türkiye’de susturalan yayın organları

    Basın üzgürlüğü, Avrupa Birliği ve Türkiye’de susturalan yayın organları

    TC devletinin faşist yönetimleri on yıllar öncesinden günümüze kadar basın ve basın özgürlüğü ile ilgili politikalarında tartışılmaz hep başarısız olmuştur.

    Haber: Erem Kansoy

    Çok önemli basın emekçilerinin katledilmesinden tutunda milyonlara hitap eden basın kurumlarının kapatılması, tutuklama ve göz altılar ile basın emekçilerine yönelik insanlık dışı uygulamalr ile TC devleti yine listelerin sonunda.

    Toplam 180 devlet içerinse basın özgürlüğü sıralamasında ancak 154’üncü sıraya yerleşebilen TC devleti, özellikle ‘benden olmayanı sustururm’ politikaları ile son dönemde yine manşetlerde yerini alıyor.

    PKK yandaşlığı gerekçesi ile defalarca kapatılan gazeteler, Kürt Türk kardeştir diyen ve barış yanlısı yayınlar yapan onlarca kuruma vurulan kara kilitler, Can Dündar ve Ertem Gal’ın inbertlik tutuklanmaları, Zaman gazetesine uygulana kayyum yaptırımı ile TC deveti hükümeti basın özgürlüğü konusunda dünya devletlerinin yüzüne bakamaz hale geldi.

    Basın emekçilerine yönelik gözaltı ve tutuklamaların yanısıra ahlaksız tehditler ve işkenceler yetmezmiş gibi ‘köyün ağası’ edasıyla mahkeme kararı olmadan kaartılan IMC TV sansürü ve tüm bunlara ek olarak çağımızın en önemli iletişim aracı olan internet haberciliğindeki kapatma ve sansür uygulamaları ile her katliam sonrasında neredeyse katliamla eş zamanlı uygulanan yayın yasaklarını da hesaba katacak olursak Türkiye’nin ‘kara listede’ diplerde olması kaçınılmazdır.

    İngiltere’de görevlerine devam eden gazeteci arkadaşlarımıza ‘Türkiye’de basına yönelik yaptırım ve baskıların mevcut değerlendirmesi ile diasporada görev yapan meslektaşlarımızın basın özgürlüğü adına ayni zamanda Türkiye’deki basına yönelik saldırılara dikkat çekmek için neler yapılmalıdır.?” Sorusunu yöneltik. Ney yazıkki bazı meslektaşlarımızın gerek mesleki kaygılar gerekse mevcut durumun yarattığı psikolojik baskı ile ‘beni sokmayan yılan bin yaşasın’ yaklaşımındna kaynaklı sadece deneyimli gazeteci Arif Bektaş ve Faruk Eskioğlun’dan görüş alabildik.

    Ayrıca , Almanya Başbakanı Merkel’in Türkiye’ye yönelik sıcağı sıcağına basın eleştirisi, de Avrupa Parlamentosu’nun Belçikalı üyesi Hilde Vautmans’ın Zaman gazetesine kayyum atanmasına yönelik tepkileri, Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Zaman gazetesine hukuksuzca kayyum atanmasına sert tepkisinide okuyucularımız için değerlendirdik.

    Basın üzgürlüğü, Avrupa Birliği ve Türkiye’de susturalan yayın organları 1

    Arif Bektaş: “Basın emekçileri sesini birleştirmeli”

    Evrensel Gazetesi İngiltere Temsilcisi Arif Bektaş ise gazetemize verdiği demeçte, “Erdoğan ve AKP hükümetinin basın üzerindeki baskıları ve susturma girişimleri, artık girişim olmaktan çıkmış, hukuk dışı uygulamalarla resmen el koyuluyor. “Gazetecilik faaliyetinden dolayı kimse cezaevinde değil” diyen Davutoğlu, Can Dündar ve Erdem Gül’ün casuzluktan tutuklandıklarını savunmaya devam ediyor. Dündar ve Gül’ün yaptıkları habercilikti ve bizce o haberleri yayınlamasalardı asıl suç işlemiş olacaklardı.

    Muhalif basın üzerindeki susturma faaliyeti devam ediyor. Son olarak Zaman gazetesine kayyım atanması, Zaman’ın yayınına son vermesi için yapılan bir girişimdir.

    IMC TV’ye yapılanın hiç bir tarifi yok zaten. Yasadışı bir şekilde kanalın yayınının, Erdem Gül ve Can Dündar’la canlı yayındayken karartılması aslında, Erdoğan ve AKP iktidarının istediği gibi yayın yapmayan bütün basına yapılmış bir karartmadır.

    Onun için, basının özgürce yayın yapmasını isteyen her gazetecinin sesini birleştirip ve basın üzerindeki bu baskılara ortak ve güçlü bir karşı koyuş sağlamalıdır. İngiltere’de yaşayan gazeteciler olarak da, uzaktan seyretmeden, doğrudan tepkilerimizi göstermeli ve basın üzerindeki baskıların son bulması için harekete geçmeliyiz.” Dedi.

    İngiltere merkezli yayınına devam eden internet gazetesi Açık Gazete yayın yönetmeni tecrübeli gazetecileriden faruk Eskioğlu’da konu ile ilgili gazetemize demeçte bulundu.

    Basın üzgürlüğü, Avrupa Birliği ve Türkiye’de susturalan yayın organları 2

    Faruk Eskioğlu: “Zaman’a da sahip çıkmak gerekir”

    “Türkiye’de devrimci demokrat gazetecilere oldu bitti baskı vardı. Sendikanın basından kovulalı 20 yıl oluyor. Sosyal hakların gaspedilmesi medyayı siyasi baskılara açık hale getirdi. Geçen gün İstanbul’da tanınmış başarılı ama sistemle barışık gazeteci bir arkadaşımı aramıştım. İşten atmışlar. Biz devrimci demokrat gazetecileri çemberin dışına itelerken sessiz kalmıştı. Şimdi o meşhur papazın dediği oldu. Kendisini de attılar.

    Cumhurbaşkanı açıkca “Ya taraf olursun ya da bertaraf” demişti zaten. AKP iktidarı sivil bir dikta yönetimi olarak kendisinden olmayanların oksijenini kesmeyi sürdürüyor. Can Dündar, Erdem Gül’ün yargılanması ve İMECE’nin susturulmasının yanısıra Zaman ve Cihan Haber Ajansı’na kayyum atanmasına da hepimiz “haber alma özgürlüğü” adına karşı çıkmamız gerekiyor. AKP’nin eski ortağı Fetullah Cemaati ile onun yayın organı Zaman ve Cihan’ın düzenlediği entrikalardan dolayı ayrıca yargılanmasını da savurmalıyız tabii.

    Londra’da Türkiyeli gazeteciler Türkiye’deki medyanın felç edilmesinden olumsuz etkilendik. Herşeyden önce Türkiye medyasında taraf olmayan bağımsız gazeteciler çemberin dışına itildik, ekmek kapımız kapandı.

    Londra’da Türkiye ve Kıbrıs kökenli gazeteci ve medya çalışanları olarak Türkiye’deki haksızlıklara karşı refleks göstermeliyiz. Açık Gazete ve Evrensel olarak İngiliz meslektaşlarımızı Türkiye’de olup bitenleri bilgilendirdik. Ulusal Gazeteciler Sendikası’nın (National Union of Journalism – NUJ) Can Dündar ve Erdem Gül için destek mektubu yayınlamasını sağladık. İMECE için imza kampanyası başlattık. Tabii bunlar kesinlikle yetersiz ama aslolan meslektaş olarak safları sıklaştırmak gerekir… Tıpkı Nazım’ın dediği gibi: “Gün o gün değil / Sarılıp dürülmesin bayraklar / Duyduğunuz çakalların ulumasıdır / Safları sıklaştırın çocuklar…” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’ye Basın Özgürlüğü Eleştirisi

    Brüksel’deki AB-Türkiye Zirvesi öncesinde Türk Başbakanı Davutoğlu ile bir araya gelen Almanya Başbakanı Merkel’in görüşmede, mevkidaşına Türkiye’deki basın özgürlüğü konusundaki kaygılarını da ilettiği bildirildi.

    Alman Hükümet Sözcüsü Christiane Wirtz’in Berlin’de verdiği bilgilere göre, Brüksel’de düzenlenen AB-Türkiye Zirvesi öncesinde  Brüksel’de bir araya gelen Merkel ve Davutoğlu’nun gündeminde Türkiye’deki basın özgürlüğü tartışmaları da yer aldı.

    Wirtz, Başbakan Merkel’in Davutoğlu ile görüşmesinde Türkiye’deki basın özgürlüğünün durumunu gündeme getirdiğini söyledi.

    “Kaygıyla izliyoruz”

    Cuma günü Zaman gazetesine kayyum atanması ve gazete binası önündeki göstericilere yapılan polis müdahalesi Avrupa kamuoyunda olduğu kadar, Almanya’da da eleştiri toplamıştı. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de konuya ilişkine açıklamalarda bulundu. Steinmeier, yaşananları kaygıyla izlediklerini belirterek, “Özgürlük anlayışı ve özgürlüğün yorumlanması konusunda Türkiye ile tartışmalıyız” dedi.

    AP Milletvekili Vautmans: Böyle bir Türkiye, AB üyesi olamaz

    Zaman gazetesine yapılan baskın ve kayyum atamasına bir tepki de Avrupa Parlamentosu’nun Belçikalı üyesi Hilde Vautmans’dan geldi. Basın bildirisi yayımlayan Vautmans, “Zaman gazetesine yapılan baskın ve gazeteye el konulması, basın özgürlüğüne darbedir. Bu durumda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi söz konusu olamaz” dedi.

    Vautmans, “Cuma günü polis zoruyla Zaman gazetesine yapılan baskın, Türkiye’deki demokrasinin özetini gösteriyor. Türkiye’yi basın özgürlüğüne saygı duymaya davet ediyorum.

    Kayyum’ın ardından oluşturulan Zaman gazetesi, birden Erdoğan’ı manşete çekti ve hayranlık ifadelerine yer verildi. Zaman gazetesi Türk hükümeti hakkında eleştirel kalan en son büyük gazete olarak biliniyordu. Bu olanlar basın özgürlüğünü ciddi bir şekilde ihlal ediyor ve muhalefetin sesi kapatılıyor. Bu Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olamaz.” şeklinde konuştu.

    “SANKİ ERDOĞAN BİLEREK PROVOKE EDİYOR”

    AP milletvekili Hilde Vautmans, Avrupalı liderlerin Türkiye’de basın özgürlüğüne yapılanları kabul etmemesi gerektiğini ifade ederek, “Türkiye, mülteci krizinden dolayı bundan sıyrılabilecekse bu bizim değerlerimizi hiçe saymak demektir. Sanki Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tür antidemokratik hareketleri bilerek yapıyor ve provoke ediyor.” dedi.

    Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması’nda Türkiye 180 ülke içerisinde 149’uncu sırada

    Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Zaman gazetesine hukuksuzca kayyum atanmasına sert tepki gösterdi.

    Merkezi Paris’te bulunan RSF’ten yapılan yazılı açıklamada Erdoğan’ın alışılmış şekilde bir kez daha kayyum yoluyla Türkiye’nin en büyük muhalif gazetesine el koyduğuna değinildi. Açıklamada “Erdoğan’ın despotik döngüsü nerede sonlanacak?” sorusu yöneltildi.

    RSF Genel Sekreteri Christophe Deloire imzalı açıklamada “Gülen Cemaati’nin siyasi ayağını tasfiye etmek ve Zaman Gazetesine kayyım atamak için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yargıyı araçsallaştırdığı” yorumu yapıldı.

    Açıklamada bunun gayrimeşru ve kabul edilemez olduğuna vurgu yapıldı. RSF, bu ideolojik ve hukuka aykırı operasyonun Erdoğan’ın “otoriter sürüklenmeden despotik döngüye girdiğinin” göstergesi olduğuna vurgusuda yapıldı.

    Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, gazetecileri terörü desteklemek ya da Erdoğan’a hakaretten ağır para cezalarına çaptırmakla yetinmeyen Türkiye Cumhurbaşkanı’nın sınırları zorlayarak Türkiye’nin en büyük muhalif gazetesinin kontrolünü eline aldığını yazdı.

    RSF açıklamasında, Fethullah Gülen’e yakın Türkiye’de 600 bin tiraja sahip Zaman Gazetesi’nin Erdoğan ile cemaatin yakın bağlarının sonlandığı 2012’den beri hedefte olduğu hatırlatıldı. Bu tarihten itibaren bu gruba ait medya organları ve buralarda çalışan gazetecilerin sürekli suçlamalarla karşı karşıya kaldığına da değinildi.

    DAY-MER: Özgür Basın Susturulamaz, İmc Karartılamaz !

    IMC TV’nin karartıldığı gün konuya ilişkin bir basın açıklaması yayınlayan Türk Kürt Toplum Dayanışma Merkezi Day-Mer yöetimi de bilirisinde, “Türkiye’de, Can Dündar ve Erdem Gül’ün tahliye olmasına biraz da olsa sevinebilmişken, aynı gün 120 haber sitesinin twitter hesabının kapatılması ve ekran karartılması ile karşılaştık.

    Ankara Cumhuriyet Başsavcısının,TÜRKSAT’tan, İMC TV’nin yayınlarını durdurmasını istemesi emir telakki edilerek yıldırım hızıyla İMC TV’nin yayını kesildi. Hem de ironik bir biçimde, daha ayaklarındaki cezaevi tozu gitmemiş Can Dündar ve Erdem Gül canlı yayındayken. Gerekçe ise Türkiye’de artık hiç kimseye yabancı değil. İktidarla uyumlu olmayan herkese, her kuruma yöneltilecek klasik suçlama “terör örgütü propagandası yapmak.”. Mahkeme kararlarını bile tanımayan bir Cumhurbaşkanı tarafından ülke yönetiliyor.

    Can Dündar ve Erdem Gül’in tahliyesinin ardından bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkeme kararını tanımadığını söylüyor. Mahkeme kararlarını tanınmadığı bir ülkede basın üzerindeki baskıların boyutu ortadadır. IMC TV de, yandaş hale getirilemediği için sesi kesilmeye çalışılıyor. Siyasi iktidarın satın alamadığı, susturamadığı basın-yayın kuruluşlarına yönelik baskılarının sadece IMC ile sınırlı olmadığını biliyoruz.

    Başta Evrensel Gazetesi olmak üzere bir çok basın yayın kuruluşunun sosyal medya hesaplarına el konulması ve hedef gösterilmesi, Türkiye’de olduğu gibi Avrupa ve tüm dünyada da kaygı ile izleniyor.” İfadelerine yer verilmişti.

    “Habere özgürlük istiyoruz”

    TGS, TGC, ÇGD, DİSK Basın İş, Haber-Sen ve Basın Enstitüsü ortak bir imza kampanyası başlattı.

    Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın İş, Haber Sen ve Basın Enstitüsü Derneği tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması ve habere özgürlük için uluslararası bir kampanya başlattı. Kampanyaya Avrupa Gazetecilik Federasyonu (EFJ) Uluslarası Gazetecilik Federasyonu (IFJ), IPI, Medya Etik Ağı (EJN) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) destek veriyor.

     

     

  • Londra`da büyük yürüyüş (FOTO GALERİ)

    Londra`da büyük yürüyüş (FOTO GALERİ)

    Britanya’da ilk kez düzenlenen Ulusal Yürüyüşte yaklaşık 10.000 yurtsever Londra merkezde sokakalara döküldü.

    Fotoğraflar: Erem Kansoy

     

    15

    19

    20

    17

    16

    18

    14

    13

    12

    11

    9

    6

    10

    8

    27

    22

    25

    30

    33

    24

    23

    21

    40

    35

    44

    37

    47

    36

    42

    26

    28

    31

    32

    41

    45

    43

    53

    51

    52

    50

    49

    48

    58

    63

    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü

    62

    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra’da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra’da Binler Kürdistan İçin Yürüdü

    60

    Londra'da Binler Kürdistan İçin Yürüdü
    Londra’da Binler Kürdistan İçin Yürüdü

    59

    54

    56

    57

    55

    7

    Londra'da büyük yürüyüş

    3

    4

    5

    2

    019 014 013 012 09 010 016 9 011 06 02

  • Haringey’de kız kaçırma girişimi

    Haringey’de kız kaçırma girişimi

    Kürtçe ve Türkçe konuşan toplumumuzun yoğun olarak bulunduğu Haringey belediyesinin, Hornsey bölgesinde geçtiğimiz gün 4 kız çocuğunu kaçırma girişiminde bulunuldu. Aranan siyahi sabıkalı, ‘ben polisim’ yalanıyla kız öğrencileri kandırmaya çalıştı.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Scotland Yard’ın konu ile ilgili açıklamasında  20-30 yaşları arasında, siyahi ve orta boylu bir erkeğin kendini polis diye tanıtarak, 4 kız çocuğunu kaçırma girişiminde bulunulduğu bilgisi verildi. Olay, yaşları 11 ile 14 arasında değişen kız çocuklarının konuyu polise bildirmesi ile ortaya çıktı. Bölgede panik havası yaratan olayın ardından Scotland Yard dedektifleri geniş çaplı bir operasyon başlattı. Yaşanan olay geçtiğimiz hafta içerisinde ‘sahte polis’ tarafında bir kaç kez tekrarlanmış olduğu bilgisini veren kız çocukları olayın sabah 7.50 ile 9.00 arasında gerçekleştiğinide bildirdi.

    4

    Scotland Yard’dan edinilen bilgiye göre, ayni bölgede yine ayni şekilde kaçırma girişimi bu hafta içerisinde 2 kez tekrarlanmıştı. Pazartesi günü 3 kız öğrenciye, Salı günü ise 1 kız öğrenciye kaırma girişiminde bulunan şahıs yine yine ‘polis’ olduğu yalanıyla kaçırma girişimde bulunmuştu. Kız öğrencilerden şuana kadar herhangi bir fiziksel zarar gören olmaması ile birlikte İngiliz polisi de konuya hassas yaklaşarak tüm mağdur kız öğrencilerin ifadelerini aldı.

    Yaşanan olayın ardından bölgede yaşam süren öğrenci çocuklar ve ençler bilgilendirilereki uyarıldı. Özellikle kendilerine üniformasız ve kartsız birisinin yaklaşıp, polis olduğunu söylemesi takdirinde derhal orayı hızlıca terketmeleri uyarısı yapılan öğrenciler, ayni zamanda suçluları polise rapor etme konusunda da bilgilendirildi. Bununla beraber bölgede bulunan okullar da konuyla ilgili bilgilendirilirken, İngiliz polisi bölgedeki devriye araç ve polis memuru sayısını çoğalttı.

    Kısa sürede İngiliz basınında yer alan haberlerin ardından, The Guardian gazetesinde yer alan habere göre, konu ile ilgili açıklamada bulunan Haringey polis departmanından CI Jude Beehag-Fisher, “sade giyimli birisinin geçerli bir kart göstermeden polis olduğunu söylemesi sıradan bir olay değildir, derinlemesine araştırıyoruz. Polislere geçerli polis kartlarını sorma hakkı vatandaşlarımızda vardır. Yaşanan olayla benzer bir şey eğer bir çocuğun başına gelirse hemen ordan uzaklaşıp yardım çağırmalı, ebeveyinlerine ve öğretmenlerine bildirerek en kısa süre 999’u arayarak olayı polise bildirmeleri gerekmektedir.” İfadelerini kullandı.

    6

    Lüks restaurantları, pahalı evleri ve ‘iyi’ düzeydeki okulları ile bilinen Hornsey bölgesinde yaşanan olaydan kısa bir süre sonra Haringey belediyeside, “bu nitelikteki suç ve vakalar Haringey’de ender rastlanmaktadır. Yaşanan bu olayın aileler üzerindeki olumsuz etkisini çok iyi anlıyoruz. Çocuklarımızın güvenliği belediyemiz için önceliklidir. Okullarımız da ‘yabancı tehlikeler’ açısından çocukları bilgilendirme konusunda çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Belediye olarak polisi bölgedeki araştırmalarında destekliyoruz.” İfadelerini içeren bir açıklama yaptı.

    Konu ile alakalı her hangi bir bilgi olan veya tanıklık etmiş vatandaşların derhal 101 numaralı telefondan polise haber vermeleri veya 0800 555 111 numaralı telefondan suçla mücadele ekiplerine bildirmeleri gerekiyor, acil durumlarda ise derhal 999 numaralı acil çağrı merkezi aranmaıdır.

     

  • Parlamento önünde oturma eylemi

    Parlamento önünde oturma eylemi

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ve Demokratik Güç Birliği’nin de desteği ile İngiliz parlamentosu önünde oturma eylemi gerçekleştirildi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Avrupa genelinde 3 gün boyunca devam edecek eylemlerin ilk gününde Londra’da aktif kurum ve sivil toplum örgütleri parlamento önünde sabah saatlerinde başlayan eylemi akşam üzerine kadar devam ettirdi. İngiliz polisinin çevrede geniş güvenlik önlemleri aldığı eylemde, yabancıların duyarlılığını da artırmak üzere aralıksız olarak İngilizce sloganlar atıldı ve bildiri dağıtıldı.

    Parlamento önünde oturma eylemi 1

    Demokratik Güç Birliğinin eyleme çağırısında “Özsavunma ve Özyönetim ilanlarını selamlıyoruz. Katliamları durdurmak için ayağa kalk! TC devletinin Kürdistan’a yönelik katliyamlarını karşı bizlerde başlattığımız üçgünlük parlamento önünde oturma eylemine tüm halkımızın duyarlılık göstermesini ve katliamlara dur demeye çağırıyoruz.” İfadeleri kullanıldı.

    Parlamento önünde yaptığı konuşmada parlamento yetkililerine seslenen aktivist Mehmet Aksoy, “Bu gün burada TC devletinin Türkiye ve Kürdistan’da Kürtlere yönelik saldırılarını protesto etmkek üzere bulunuyoruz. Britanya parlamentosunda partilerin TC devletinin saldırılarını kınamasını talep ediyoruz. Çünkü Kürtler şuanda Ortadoğuda demokrasi, özgürlük ve insan haklarının en büyük savunucularındandır. Recep Tayyip Erdoğan istediği sistemin Hitler Almanya’sına benzediğini belirtmişti. Bugün binlerce akademisyen, gazeteci ve aydınlar baskı altında ve göz altındalar. Doğmamış bebeklerden 80 yaşına kadar Kürtler katlediliyor. Buna ses çıkaran herkes göz altında yada hapishanelrde.” Sözlerine yer verdi.

    Parlamento önünde oturma eylemi 2

    Parlamento önünde yaklaşık 6 saat süren oturma eyleminde ‘Terörüst Türk devleti- adalet istiyoruz- Kürtleri öldüren Türk devleti.’ Sloganları atıldı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Türkan Budak ise gazetemize verdiği demeçte, “ burada bulunma ile ilgili temel sebebimiz, İngiliz devletinin Türkiye’deki katliamlara sessiz kalmalarıdır. Bu güne kadar hiç bir açıklama yapmadılar. Sivil ve çocuklar katlediliyor. Halen hiç bir açıklama yapmıyorlar. İnsan hakları ile övünen İngiltere Kürdistan’da çiğnenen insan haklarına ses çıkarmıyor. İngiltere TC ile olan ekonomik ilişkilerini gözden geçirmeli ve suça ortak olmamalıdır. Başta İngiltere olmak üzere AB devletleri R.T. Erdoğan’ın bu faşizan zihniyeti önüne geçmesse hem ortadoğuda hemde dünyada halkların başına nalet olarak gelebilecek yeni bir ruh hastası diktatör türeyecek. Hala hazırda Türkiye ve Kürdistan’da Erdoğan diktatörlük yapıyo. Erdoğan kendisine muhalif her kesime saldırıyor.” İfadelerini kullandı.

    Sloganların ardından kalabalık yarın yine saat 11:00’da parlamento önünde toplanmak üzere sessizce dağıldı.