Tag: Pets

  • Erdoğan’ın ‘soruşturma’ açtırdığı Baydemir: Faşizm kaybedecek!

    Erdoğan’ın ‘soruşturma’ açtırdığı Baydemir: Faşizm kaybedecek!

    Haber – Hikmet Erden

    LONDRA – Londra’da hafta sonu Rojava’ya dönük Türk işgaline karşı yaptığı konuşmadan dolayı hakkında dava açılan HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, “Bu davadan dolayı onur duyarım. Faşizme ve işgale karşı durmaktan onur duyarım. Faşizm kaybedecek” dedi.

    Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Rojava’ya yönelik işgal girişimine karşı 13 Ekim’de Londra’da yapılan ve on binlerin katıldığı miting te konuşan HDP eski Milletvekili ve Diyarbakır eski Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir hakkında ‘hakaret’ ve ‘devleti aşağılama’ iddiası ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Söz konusu miting te konuşan Baydemir, işgal girişimine sert tepki göstererek, Türk devletinin Kürt şehirlerini ve köylerini bombalayarak Kürtlere dönük bir soykırım planı ortaya koyduğunu vurgulamıştı. Kürtlerin birlik ve beraberlik içerisinde olması gerektiğini vurgulayan Baydemir, Erdoğan ile DAİŞ arasındaki ilişkiye dikkat çekmişti.

    Erdoğan’ın suç duyurusunda bulunmasına ilişkin görüştüğümüz Baydemir, 21. yüzyılın Ortadoğu’daki iki musibetten birinin DAİŞ bir diğerinin ise AKP olduğunu vurgulayarak,  “Bu musibetin başındaki ise AKP ve kurmuş olduğu ‘şer’ blokudur. Bu şer ittifakı Kürt halkına karşı soykırımı, yerinden etmeyi ve adeta yok etmeyi bir varlık sebebi olarak ortaya koymuş durumda” dedi.

    ‘AKP SAVAŞ SUÇU İŞLİYOR’

    AKP Hükümeti ve Türk Devleti’nin Rojava Kürdistan’ın da bir işgal kuvveti olduğunu vurgulayan Baydemir, şu anda Rojava’da Türk devleti tarafından savaş suçları işlendiğini söyledi. Rojava ve Kuzey Kürdistan sınırındaki her ölümden bizzat AKP ve tezkereye onay veren tüm güçlerin sorumlu olduğunun altını çizen Baydemir, “Bu hükümet öyle münafık bir hükümet ki, Nusaybine, Qamışloya ve Suruç’a bomba atıp sivilleri öldürüyor. Hem Nusaybin’deki hem Kobane’deki sivilleri katlediyor. Sadece Kürtler ölüyor ve Kürtlerin öldüğü bir savaşta ‘bana saldırı var’ diyor. Kürtler böyle namertlikle karşı karşıyadır. Ortadoğu coğrafyası tarihinin en çirkin en namert savaşını yaşıyor. Ancak Ortadoğu tarihinin en onurlu karşı çıkışını da Kürtler eliyle ortaya koyuyor.” dedi.

    ‘FAŞİZM KAYBEDECEK’

    Baydemir Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakkında yaptığı suç duyurusuna ise sert tepki göstererek, şunları söyledi: “Hiç şüphem yok faşizm kaybedecek. Bu davadan dolayı onur duyarım. Faşizme ve işgale karşı durmaktan onur duyarım. Halkımın yanından olmaktan onur duyarım. Halkımın haklı davasının yanında olmaktan onur duyarım.”

     

     


  • Londra’da Newroz coşkuyla karşılandı

    Londra’da Newroz coşkuyla karşılandı

    Londra’da Newroz kitlesel katılım ile karşılandı. Newroz coşkusu 7 den 70’e tüm vatandaşları Londra Finsbury Park’ında biraraya getirdi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Kötü hava koşullarına rağmen, yaklaşık 8 Bin yurtseverin kol kola halaylar çekip şarkılar söylediği Newroz alanı tam bir festival alanına dönştü. ‘Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü’ başlığı ile organize edilen Newroz şenliği bu yıl yine renkli geçti.

    Alanda Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan, YPG, YPJ, PKK, Roj Kadın ve Ciwanen Azad UK bayrakları dalgalandı. Programda yer alan sanatcı Rojda, Cihan Çelik, Koma Serxwebun ve Rojeya Stranen Jınen Kurd büyük alkış topladı.  Düzenlenen etkinlikte yer alan folklor ekibi de katılımcıları adeta bir birine kenetleyerek tüm alanın halay çekmesini sağladı. Londra’da Newroz coşkusu önceki günlerde düzenlenen resepsiyon, toplantı ve panellerle başlamıştı. Düzenlenen büyük park şenliği ile Londra’da Newroz coşkusu üst düzeye ulaştı. Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Evrim yılmaz, İngiltere İşçi Partili Milletvekili David Lammy, Green Party(Yeşiller)Sözcüsü’de birer konuşma yaparak tüm halkın Newrozunu kutladı ve mücadeleyi selamladılar.

    Festivalde, 2015 yılında Rojava’da şehid olan İngiliz YPG’li Kostas Erik Scurfield’ın annesi Vasiliki Scurfield’da duygusal bir konuşma yaptı. Scurfıeld konuşmasında, “Newrozu selamlıyorum, tüm şehidlerin şahsında Newroz coşkusu ile demokrasi ve barış adına Kürtlerin yüceltiği mücadeleye tam destek veriyorum. İŞİD gibi barbar insanların karşısında durabilen tek güç hep Kürtler olmuştur, eğer Kürtler savaşmasaydı bugün Avrupa ve dünyanın durumu çok kötü olurdu.” İfadelerinede yer verdi.

    Organizasyonda konuşmacı olarak hazır buluan Westminister Adalet ve Barış Komisyonu başkanı Joe Ryan gazetemize verdiği demeçte, Kürt halkının Newrozunu kutladı. Ryan “Kürt’lerin haklı mücadelesinin yanındayız, gelecek referandumda dayanışmayı büyüterek diktatörlüğe hayır oyu çıkacak ve demokrasinin Türkiye’de yıkılmasını önlemiş olacağız. Tüm güçler Kürt’ler ile birlik olmalıdır, bu süreçte yine Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve Türk hükümeti ile görüşmelerini yeniden sağlamak için çaışmalarda yürütülmelidir. Öcalan’ın Ortadoğu ve Türkiye için çözümlemelri barış ve demokrasiyi coğrafyaya getirecektir. Kürdistan, Türkiye ve İngiltere’deki tüm Kürt insanlarının Newrozunu kutluyorum saygıyla selamlıyorum.” Dedi.

    Yarın (21 Mart) saat 17:00’de de Haringey’de buluunan Kürt toplum merkezinde Newroz kutlaması yapılacak, Ciwanen Azad UK’in organizasyonunda Londra’da Newroz ateşi yanacak.

  • Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş: Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır!

    Demirtaş, Londra ziyaretinde gazetemize gündemi değerlendirerek çok önemli açıklamalarda bulundu.

    Erem Kansoy-Yeni Özgür Politika-TelgrafNews

    Kansoy: Sürekli sizinde dillendirdiğniz bir mesele var; darbenin siyasi ayağı. Bu konuda neler söylemek istersiniz

    Demirtaş: “Türkiye’deki darbe sonrası gelişmeler ve darbe sırasındaki gelişmeler dünyanın en tuhaf darbe girişimi olarak algılayabileceğimiz bir süreci bize yaşattı.  Hiç bir şekilde sanki siyasi ayağı olmayan bir darbe girişimi Türkiyede yaşandı, oysa bliyoruz ki her darbenin arkasında siyasi bir güç vardır. Mutlaka Türkiye içerisinde destek aldıkları ciddi siyasi klikler ve kesimler vardır. Ama AKP buna dönük hiçbirşey söylemiyor çünkü bu siyasi klik yani darbeyi destekleyen siyasi kliğin önemli bir bölümü AKPnin içinde ve Erdoğan AKP grubunun ve partisinin dağılmaması için şimdilik bu kısmına dokunmuyor. Yani öğretmenlere sıradan insanlara acımasızca davranan AKP kendi içindeki bakan millet vekili düzeyinde AKP kurucusu düzeyinde belkide darbeye destek vermiş veya darbeden haberdar olan kesimlere dokunmuyor, bu çok iki yüzlü bir tutumdur ve biz zorluyoruz darbenin siyasi boyutunun mutlaka açıklanması ve sorgulanması lazım, AKP sürekli bunun üstünü kapatmaya çalışıyor. Bundan da anlıyoruz ki aslından AKP çok ciddi bir iç krizle karşı karşıya ve bu kriz en yakın zamanda bir patlak verecektir.”

    img_9186
    Selahattin Demirtaş

    Kansoy: Süleyman Soylu “Kürdistan’daki AKP’lileri silahlandıracağız” açıklamasını yaptı. Yine ayni şekilde korucuların zorla hüda par üyesi yapıldığı bilgileri de geliyor. Ne yapılmak isteniyor, siz bu konuda neler yapacaksınız

    Demirtaş: “AKP öncelikle ne orduya nede polise yeterince güvenmediği için sivil bir paramiliter güç oluşturmaya çalışıyor kendi üyeleri ve AKP yanlılarından oluşan bir silahlı güç oluşturmaya çalışıyor ve bunu kendi siyasi çıkarları için bir ordu gibi bir kontr gerilla gücü gibi kullanmak istiyor Süleyman Soylu da bu yüzden bakan yapıldı ve daha çok bu iş için görevlendirildi. Dolayısıyla herkesin tabiki çok dikkatli olması ve kendi meşru savunmasını alabilecek hazırlıkları yapması lazım çünkü bu paramiliter silahlı gücün nerede kime saldıracağı belli olmaz ve Türkiye için çok tehlikeli bir yapılanmadır eski kontr gerillayıda aşan çok acımasız bir paramiliter sivil faşist güç alttan alta örgütleniyor, herkesin çok dikkatli olması lazım.”

    Kansoy: Celal Doğan’ın HDP’li vekiller tutuklanacak açıklaması ile ilgili ne diyeceksiniz

    Demirtaş: “Uzun süredir hükümet bunun için uğraşıyor ve yargıya sürekli baskı yapıyor. Fakat biz ne tutuklanmaktan korkuyoruz nede geri adım atarız ama her zaman halkımızıda tutuklanmaya karşı güçlü bir direniş ortaya koyması için hazırlamaya çalışıyoruz. Ve kesinlikle yurt içinde ve yurt dışında halkımız milletvekili tutuklamalarına karşı en sert tepkiyi ortaya koymalıdır kesintisiz bir direniş sürecine herkes hazırlıklı olmalıdır. Uzun süredir halkta bir öfke var ve bu öfkenin ne zaman patlayacağı hi belli değil, milletvekillerimizin tutuklanması bu öfeknin patlamasını sağlayabilir hükümet bu konuda ayağını denk almalıdır. Bu basit sıradan bir konu değildir çünkü milletvekili halk iradesidir Kürt halkı birkez daha iradesine dönük böyle salıdırlara sessiz kalmayacaktır.”

    Kansoy: Ceza evlerindeki işkencelerin yaygınlaşması ile size ulaşan bilgiler ne yönde…

    Demirtaş: “ Durum çok vahim 12 Eylül darbesini aşan işkenceler var karakollarda göz altı merkezlerinde sistematik bir şekilde işkence var ve bu hükümetin desteği ile yapılıyor, adalet bakanı bu konuda çok açık bir şekilde işkencecileri cesaretlendiriyor ve Türkiye’de işkence vakası yoktur kimse işkence var diyemez şeklinde açıklamalar ile işkencenin üstünü örtüyor. Bunların hepsi insanlık suçudur, adalet bakanı ve başbakanda dahil gelecekte bundan yargılana bilirler. Biz bunların hepsinin raporlanması için hukukcuılara avkatlara, insanhaklaı örgütlerine sürekli çağrılar yapıyoruz ve raporlamalar devam ediyor. Belki bugün bunları yargılamak mümkün olmayabilir durumlar yarın obürgun değiştiğinde adalet bakanıda dahil bu işkenceciler  hepsi yargı önüne çıkabilirler, işkenceye karşıda hiçkimse sessiz kalmamalıdır.”

    Kansoy: Şırnak için neler yapmayı planlıyorsunuz

    Demirtaş: “ Halkın çadırlarda bile kalmasına insanlar kendi toprağında çadırda yaşamasına AKP devleti tahamül edemiyor, daha birkaç gün önce çadırları bile zorla söküp kaldırma girişiminde bulundu. Orada bizim 500- 600 civarında konuta ihtiyacımız var ve biz bu konutu yapmak için hazırlık yaptık ama valilik ve bakanlık buna izin vermedi. Şimdi insanlarımız kışı geçirebilecekleri geçici konutları uygun yerlerde yapmak istiyorlar ve bizde yürütüğümüz kampanyalarla halkımıza maddi destek sağlamaya çalışıyoruz, bu konuda çok güçlü bir kampanya yürttük ve bazı kampanyalarıda uluslar arası boyuta taşıyacağız . Önümüzdeki ay ben Kanada ve Avusturya da şadece Şırnak ile dayanışma için toplantılara gidecem ve halkımızın Şırnak’ı desteklemesi için orada bazı kampanyalar yürütülmesini sağlayacam. Biz Botan ve Şırnak halkını kesinlikle yalnız bırakmayacağız herkes emin olsun maddi manevi elimizdeki tüm imkanları onlara ulaştıracağız ve kışı geçirebilecekleir geçici konutlar oluşturacağız. Botan Şırnak halkı asla orayı terketmemeli onlarda zaten bu onuda çok kararlılar bizde onların yanındaız , devletin Şırnak’ı insansızlaştırma projesine karşı duracağız, Şırnak halkının bu onurlu duruşu çok kıymetlidir, ve ne olursa olsun bizde buna sahip çıkacağız.”

    img_9180

    Kansoy: Kolombiya’ya gitmeyi düşünüyormusunuz bir davet varmı

    Demirtaş: “Latin Amerika’dan çok davet aldık sadece Kolombiya değil belki Brezilya, Arjantini’de kapsayan bir dizi gezi gerçekleştirebiliriz. Siyasi gelişmeleri görüp ona göre hareket edeceğiz belki önümüzdeki baharda bir gezi planlayabiliriz.”

    Kansoy: Yurtdışında yaşayan halkımız Kürdistan için neler yapmalıdır

    Demirtaş: “ Buradaki halkımız tabiki çok büyük fedakarlıklar yapıyor ama bunun birazdaha örgütlü güçlü ve disiplinli bir şekilde yapılması gerekiyor. Mali destek ve kampanyalar da çok önemli. Ayni zamanda diplomasi ve kamuoyu yaratma konusunda daha etkili işler yapılması lazım. Özellikle İngiltere gibi Ortadoğu politikasında son derece etkili olan bir devletin Kürt halkına karşı çok daha saygılı olması gerekiyor. Buradaki Kürt halkı ve onun dostları bu konuda hükümeti zorlayacak ve kamuoyu yaratacak işler yapmalıdır, İngiliz kamuoyu eminimki Kürtler’in hakları konusunda çok duyarlıdırlar ama bunu hükümete baskıya dönüştürmek için sadece Kürtler’in değil İngiliz halkınında harekete geçmeis laızm, belki İngiliz halkı Kürtlerin hakları için kendi hükümetine karşı yürüyüş yapalıdır, Kürtler bu konularda daha çok çalışmalıdırlar.”

    Kansoy:  Avrupa’da mülteci sorunu ve İngiltere’nin antidemokratik tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz

    Demirtaş: “Mülteci sorunuyla Avrupa’nın genelinde bir ortak kordinasyon çerçevesinde mücadele etmek gerekir, mülteci sorunu için Avrupa’lı hükümetleri bir araya getiriyorlar anlaşmalar imzalıyorlar planlar yapıyorlar ama mültecilerin hakları için mücadele edenler ayni şekilde kordineli çalışmıyorlar yani Yunanistan’daki sivil toplum örgütleri ile diğer tüm Avrupa ülkelerinde mülteci hakları için mücadele verenler ortak eylemler düzenlemelidir. Avrupa genelinde dünya genelinde çok yaygın bir protesto düzenlenmeli ve belki iyi bir çalışmayla dünyanın birçok ülkesinde ayni günde ayni saatde mülteci hakları için herkes sokağa çıkmalı ve devletleri uyarmalıdır. Mülteci sorunu bir insanlık dramıdır ve dünya insanların ortak malıdır mültecilere birer baş belası gibi davranmanılamaz.”

    Kansoy: Susturulmaya çalışılan basınımız ve demokrasi dışı uygulamalar ile ilgili neler söyleyeceksiniz

    Demirtaş: “ Türkiye’de basın üzerindeki baskılar her zamankinden çok daha ağır durumda neredeyse çok daha fazla artık. Kapatılan susturulan kurumlarımızın yeniden yayına geçmesi için uğraşalım ayrıca alternatif alanlar yaratlım. Kürt gençleri sosyal medya kanallrını güçlendirip topluma ulaşmanın yollarınıda bulmalıdır. Artık herkes akıllı telefon kullanıyor, belki Tv’ler aracılığı ile her eve giremeyebiliriz ama artık teknoloji ile aslında her eve girmenin imkanı var bu işten anlayan gençler kafa yormalı ve alternatifler de üretmelidir.”

  • Vekilime dokunma, sende yanarsın!

    Vekilime dokunma, sende yanarsın!

    Türk Meclisinde dokunulmazlık teklifinin tümü 376 oy ile referanduma gerek kalmaksızın kabul edilmesinin ardından tepkiler giderek artarken Demokratik Güç Birliği Britanya’da sessiz kalmadı. Düzenlenen eylemde Gik-Der’in Kayıplar ile ilgili eylemide birleştirilerek güç birliği sağlandı ve duyarlılık dahada artırıldı.

    Haber-Foto: Erem Kansoy

    TBMM Genel Kurulunda dokunulmazlıklarla ilgili teklifin görüşmelerinin sonucuna AK Partili milletvekilleri alkışlarla sevindiği görütülerin tarihe kazınmasının ardından, HDP seçmeni ve demokrasiye inanan tüm kesimlerden tepkiler çığ gibi büyüyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    Haklarında fezleke hazırlanmış 50’si HDP’li 138 milletvekilinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifinin kabulune Avrupa’dan da tepki sesleri yükseldi. Demokratik Güç Birliği Britanya Woodgreen bölgesinde kararın ardından geçtiğimiz hafta düzenlediği şok eylem ile anti-demokratik karara tepki koydu. Londra’dan ‘vekilime dokunma!’ sesi yükseldi.

    Demokratik Güç Birliği, “Bugün saray ve AKP eli ile MHP ve CHP desteğiyle halkın iradesine birkez daha darbe yapıldı. Halkımıza yaşam hakkı tanımayan ve köleliği reva gören bu karanlık güçleri artık tanımayacağımızın zamanı gelmiştir.” İfadelerine yer verdiği eylem çağırısında, alınan kararın ‘alçakca’ olduğunun altını çizdi.

    Düzenlenen eylemde, protestocular hazırlanan İngilizce bildiriyi dağıtarak, ‘vekilime dokunma sende yanarsın’ sloganları attı.

    1-Süreçte bundan sonraki ilk adım ne?

    Anayasa değişikliği teklifi paketi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onayının ardından yüyürlüğe girecek.

    2-Milletvekillikleri hemen düşecek mi?

    Milletvekillerinin yasama dokunulmazlığının kaldırılması, meclis üyeliğinin düşmesi anlamına gelmiyor. Dokunulmazlıkların kaldırılması sadece hakkında fezleke düzenlenen milletvekili için yargı yolunu açıyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    3-HDP’li vekiller ne yapacak?

    59 HDP milletvekilinden 50’si hakkında hazırlanmış fezlekeler var. 138 milletvekili hakkındaki toplam dosya sayısı 667. Bunların 405’i de HDP milletvekillerine ait.

    4-Milletvekillikleri düşerse ara seçim mi yapılacak?

    Anayasa’nın 78. maddesine göre, ancak Meclis’teki milletvekili sayısının yüzde 5’i kadar koltuk (28) boşalırsa 3 ay içinde ara seçime gidiliyor. Ara seçim, her seçim döneminde bir defa yapılabiliyor, genel seçimlere 1 yıl kala ise yapılamıyor.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

    Dokunulmazlık teklifinin Meclis’te kabul edilmesinin ardından, toplanan HDP Grubu toplantısının ardından partinin eşbaşkanları açıklama yapmıştı.

    Yüksekdağ, “Tarihsel bir süreç yaşandı, tarihsel bir kavşak geçildi. Bu süreçten başı dik, alnı ak geçenler var. Aynı zamanda baskıcı otoriter siyaseti tahkim ederek geçtiklerini sananlar var…Onlar açısından son perde olabilir, ancak bizim açımızdan mücadele yeni başlıyor. Bizler bu darbeci pratik karşısında direndik, direnenlerin sesi olduk. Halkımızın demokratik değişim gücü bizden yana” dedi.

    Demirtaş ise yasanın “iki buçuk parti” tarafından çıkartıldığını söyledi ve “Vicdanlı insanlar, bu ahlak dışı işbirliğini net bir biçimde görmüştür” dedi.

    ‘Gönüllü ifadeye gitmeyeceğiz’

    Demirtaş “Bizi normal bir yargılanmaya çağırmış olsalardı hiç çekinmezdik. Bağımsız, adil yargılanma olsa gider yargılanırdık. İfademizi almak isteyenler bizi zorla götüreceklerdir. Şimdiden hazırlıklarını yapsınlar, biz hazırız. Hiçbir arkadaşımız gönüllü olarak ifadeye gitmeyecektir. Burası halkın malıdır. Kimsenin malı değildir. Fazlalık olan sizsiniz.” Dedi.

    Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1 Vekilime dokunma, sende yanarsın! 1

     

  • Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür 1

    Halkların Demokratik Partisi, eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Londra ziyareti kapsamında Britanya Parlamentosunun Avam Kamarasında gerçekleşen toplantıda konuştu.

    Yüksekdağ, Pazartesi akşamı gerçekleşen toplantıda sözlerine 1 Kasım seçimlerini değerlendirerek başladı.

    ‘‘7 Haziran’da %41’e gerileyen AKP, ‘AKP hükümetini tek başına iktidara getirmezseniz, Tayyip Erdoğan’a başkanlık yolunu açmazsanız, Türkiye’de kaos, istikrarsızlık ve güvenlik problemleri olur ‘demişti. Bu aynı zamanda açık bir tehdit olarak dile getirilmişti,’’ şeklinde konuşan Yüksekdağ, konuşmasının geri kalan bölümünde Türkiye iç siyaseti ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

    Gik-der ve Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği toplantıda Yüksekdağ, AKP’nin korku ve kaos ortamı yaratarak 1 Kasım’da oy çoğunluğu kazandığını ifade etti: ‘‘Bu korku ve gerilim ortamı AKP’ye daha fazla insanın oy vermesini sağladı. İnsanlar güvenliğin sağlanması ve şiddetin son bulması, siyasi bir istikrarın oluşturulması ve hükümetin kurulması için zorunlu olarak AKP’ye oy verdiler. Ama 1 Kasım seçimlerinden sonra AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın sözünü verdiği güvenlik hala sağlanamadı ve Türkiye çok güvensiz bir ülke haline geldi.’’

    Halkın güvenliğinin 1 Kasım sonrasında oluşan kabineyle sağlanamadığını söyleyen Yüksekdağ, ‘‘Uzun yıllar boyunca, çok zorlu mücadelelerle kazandığımız hak ve özgürlüklerin hepsi teker teker gasp ediliyor,’’ dedi.

    1 Kasım sonucu ‘Postmodern darbe’

    Türkiye siyasi rejiminin bir cumhuriyet olduğunu, fakat demokratik bir cumhuriyet olmadığı için ‘rejimin adını koymakta zorlanıyoruz’ diyen Yüksekdağ, Türkiye halkının, 7 Haziran’da tekçi bir rejim istemediğini ilan ettiğini, fakat, Tayyip Erdoğan’ın bu sonucu yok sayarak ‘postmodern bir darbe’ gerçekleştirdiğini söyledi: ‘‘Bizler, bunu sandıklara yapılmış postmodern bir darbe olarak tanımlıyoruz. Seçim sonuçlarını değiştirmek için başlatılan bir darbe ve operasyon süreciydi. Ve hükümet kurulmaması gerekiyordu bu süreçte. Tayyip Erdoğan sonuna kadar hükümetin kurulmasını engelledi. Seçimin birinci ve ikinci partisiyle kurulacak koalisyona engel oldu. Bir AKP ve CHP koalisyonu, aynı zamanda, bizim dışarından destekleyeceğimiz bir koalisyon modeliydi ve Türkiye için birleştirici ve üretken bir koalisyon deneyimi ortaya çıkacaktı.’’

    Yüksekdağ’ın konuşmasının devamı:

    İstediğini alan saray savaştan yine de vazgeçmedi

    En korkunç olanı da AKP ve saray hükümetinin kazandıktan sonra da savaştan vazgeçmemesi oldu. Oysa ki, seçimlerden bu kadar büyük bir sonuçla çıkan bir hükümetin, üstelik meşruyetine toplumu ikna edememiş bir hükümetin böyle bir başarıdan sonra daha uzlaşmacı olması gerekir. AKP ve Erdoğan haklı bir zafer kazanmış gibi davranmıyor. Ve tam da bu nedenle uzlaşmıyor. Uzlaşmacı ve birleştirici bir siyasi çizgiden ziyade, çatışmayı sürdürme ve gerilim politikasında istikrar ve süreklilik sağlama çizgisi izliyor.

    Tahir Elçi Kürt ve ılımlı olduğu için hedef alınarak öldürüldü

    Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye ve siyasi iktidarla bizlerin ilişkisi bakımından ve halkın ilişkisi bakımından çok önemli bir kırılma noktası oldu. Ilımlı ve objektif mücadele yürüten ve bağımsız siyaset yapan muhataplara artık yaşam alanı tanımayacağını söylemiş oldu aslında siyasi iktidar bu cinayet ile.

    Tahir Elçi’nin siyasi iktidarın denetiminde öldürüldüğünü düşünüyoruz. Kısa bir süre önce siyasi iktidar sözcüleri tarafından hedef gösterildi ve adeta linç kampanyası yürütüldü hakkında. İzlediğimiz görüntüler ve dinlediğimiz tanıklar da olayın basit bir kaza kurşunu olmadığını. Çatışmadan kaynaklı bir ölüm olmadığını gösteriyor. Tahir Elçi, hedef gösterilerek ve planlı bir şekilde katledildi. Türkiye iktidarı daha büyük ve tehlikeli bir savaşa girmeye hazırlanıyor. Ve böyle bir savaş döneminde toplumun vicdanı ve denetleyicisi olacak kastayıcı, ılımlı siyasetçileri önünde engel olmaktan çıkarmak istiyor. Türkiye’de kimsenin arada kalmasına, tarafsız veya başka bir taraf olmasına izin vermiyor. Mutlaka kutuplaşmak zorunda bırakıyor. Örneğin, Tahir Elçi bir PKK’li de değildi, ama bir devlet taraftarı da değildi. Bağımsız, demokratik bir kişilikti.

    Ama böyle insanların yaşamasına AKP hükümeti izin vermeyeceğini gösteriyor. Tahir Elçi’nin de ölümünün sebebi, yine aslında Kürt olmasıdır. Kürtlerin bir statü kazanma mücadelesine inanıyor olmasıydı.

    AKP’nin daha büyük bir savaşa girmesini engellemeye çalışıyoruz

    Bugün geldiğimiz noktada AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan, bizim HDP olarak elde ettiğimiz başarıyı, Türkiye toplumu üzerinde oluşturduğumuz heyecanı, coşkuyu unutturmak istiyor.

    HDP’yi etkisizleştirerek ve HDP’ye operasyonlar düzenleyerek aslında Türkiye halkının bu demokrasi enerjisini ve gücünü söküp atmak istiyorlar.

    Şu an AKP ve Erdoğan iktidarının daha büyük bir savaşa girmesini, demokratik bir mücadeleyle engellemeye çalışıyoruz. Bu nedenle partimiz, Kürt sorununda çözüm ve müzakere sürecinin yeniden başlaması ve masaya oturulması için çağrı yapıyor.

    Türkiye’nin siyasal dengesini İmralı sağlıyor

    Sayın Öcalan ile tekrar masaya oturmalı, AKP hükümeti ve bu çatışma, kan ve ölüm siyasetine bir son verilmeli. Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dengesini sağlayan en önemli merkez İmralı’dır- bunu kimsenin unutmaması lazım.

    Eğer müzakere olmazsa, İmralı muhatap olmaktan çıkarsa, Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal dengeler bozulur. 7 Haziran’dan bu yana olduğu gibi.

    Rus uçağının düşürülmesi çatışmayı derinleştirir

    Türkiye hükümetinin Suriye’ye dönük bir müdahalesine karşı, demokratik bir kamuoyu, demokratik bir tepki oluşturmaya çalışıyoruz. Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye’ye dönük bir Türkiye müdahalesi, Suriye’deki kaosu ve çatışmayı, daha da derinleştirir.

    Bizler o nedenle, Suriye sorununun çözümü ve Orta Doğu’da demokratik bir geçişin sağlanması için yerel demokrasi güçlerinin desteklenmesini çok önemli buluyoruz.

    Mülteci sorunun, savaş ve İşid katliamları ve vahşeti gibi sorunların çözümlenebilmesi için Suriye’deki Kürt güçleri ve PYD bütün uluslararası toplum tarafından kararlı bir biçimde desteklenmelidir.

    PYD Türkiye halkının dostudur

    Suriye’ye istikrar ve demokrasi dışarıdan enjekte edilemez. İçeride bir demokrasi ve istikrar gücü varsa onu değerlendirmek gerekir. Ve PYD Suriye içerisindeki demokrasi ve istikrar gücüdür.

    Ve PYD aynı zamanda Türkiye halkının dostudur, Türkiye’deki Kürtlerin de kardeşi ve akrabasıdır. O nedenle Suriye Kürtlerine dönük her düşmanca davranış, aynı zamanda Türkiye hükümetinin kendi halkının da daha fazla karşısına alması anlamına gelir.

    Bizler bu nedenle, Türkiye hükümetinin Suriye’deki Kürtlerle ve PYD ile kardeşlik hukuku temelinde, tarihsel bir ittifak geliştirmesini çok anlamlı ve değerli buluyoruz. ve hep bunun için çağrı yapıyoruz. Umarım kendi ülkemizdeki hükümeti ikna edebilirz ve Suriye’e İşid ile komşu olmaktan vazgeçip PYD ile Kürtlerle ve demokrasi güçleriyle komşu olmayı tercih ederler.

    Bir kaos ve savaş cehenneminde güvenilir müttefiklerle hareket etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bizim başka bir şansımız yok.

    İstanbul ve Ankara’da yaşayan Türklerin, Suriye’deki en güvenilir yol arkadaşı Kürtlerdir.

    Yanlış Ortadoğu politikalarının bedelini artık sadece biz ödemiyoruz. Paris’te de, başka yerlerde de bedel ödüyorlar. O yüzden daha kalıcı çözüm gerekmekte. Bu da, Suriye’de, Irakta, yerel dinamiklere, yerel demokrasi güçlerine dayanan bir değişim sürecini başlatmak ve her koşulda bunun arkasında olmaktır.

    Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür
    Ortadoğu’da kurulan dolar, Euro ve petrol dengesi yıllar önce bozulmuştu, ve Suriye’de bu denge daha fazla alt üst oldu. O nedenle yeni bir denge unsuru, yeni bir denge merkezine ihtiyaç var. Bu da demokratik siyaset ve demokratik Ortadoğu’yu oluşturmak için gerekli olan denge merkezidir. Petrol yine çıkabilir, paylaşılabilir belki, ama bir coğrafyada petrolden daha fazla kan akmaya başladıysa, o dengeler artık çürümüştür. Kimse zorla, kanla, o dengeleri sürdüremez. Bu statükoyu devam ettiremez.

    İnsan odaklı yeni bir düzenleme ve Suriye’de demokratik bir geçiş sürecinin hazırlanması için bizler gerek Türkiye iç siyasetinde, gerekse de Kürdistan üzerinden her türlü sorumluluğu aldık ve alacağız. Bundan sonraki dönemde, hem Türkiye iç siyasetinde, hem de bölgede daha farklı ve daha yeni bir sayfa açacağımıza inanıyorum.