Tag: Silhan Ozcelik

  • İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım

    İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım

    İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım 1

    Geçen yıl Rojava’da YPG saflarında Daiş’e karşı altı ay savaştıktan sonra İngiltere’ye lobi çalışmaları için geri dönen, İngiltere vatandaşı Macer Gifford, Rojava’ya geri döneceğini açıkladı. Özel olarak görüştüğümüz Gifford, Britanya’nın Türkiye siyasetini değerlendirdi.

    Haber Foto: Esra Türk

    Aralık 2014’te Rojava’ya YPG saflarında savaşmak için giden Gifford, Haziran ayında dönerek, YPG’nin Rojava’da Daiş’e karşı yürüttüğü savaşa ilişkin gündem yaratıp destek toplamak için çalışma yürüttü.

    Son altı ay içerisinde çeşitli ülkelerde lobi çalışmaları yürüten Gifford, Rojava için kullanılacak tıbbi malzemeler için İsviçre’de bağış topladı. Muhafazakar Parti ile yakın bağlantıları olan Gifford, hükümet içerisinde ve hükümete yakın isimlerle görüşmeler gerçekleştirdi. Gifford, ABD’ye ziyareti kapsamında bir çok medya kurumuyla görüşmelerin yanı sıra ABD Kongresinde toplantılar yaptı. Gifford, New York’taki City Üniversitesinde de görüşmelerde bulundu.

    ‘‘Birisinin yetersiz tıbbi malzemelerden kaynaklı yaşamını yitirdiğini görmek çok üzücü ve bunu önleyebilmenin yollarını aramak gerekir’’ diye konuşan Gifford, yaptığı çeşitli çalışmalarla bağış toplayarak gerekli tıbbi malzemeler temin ettiğini anlattı.

    Rojava’dan dönüşünün her zaman geçici bir plan olduğunu belirten Gifford, oraya geri gidip oluşan sosyal ve siyasal yapıyı tanıtmaya devam edeceğini anlattı.

    HAYATIMI ROJAVA’DAKİ DEVRİME ADADIM

    ‘‘Hayatımı Rojava’daki devrime adadım ve geri dönmek her zaman planlarımda vardı. Britanya’da çok şey yaptım, yani yapabileceklerimi yaptım. Kavgamı devam ettirmek için Rojava’ya geri dönüyorum. Rojava’daki kardeşlerimin yanına dönmek istiyorum. Cephede önemli bir savaş yürütüyorlar, ben de onların yanında olmak istiyorum’’, diyen Gifford, ilk olarak Kobane’ye gitmek istediğini anlattı.

    Bir belgesel ekibiyle Rojava’ya giden Gifford, özellikle, bölgede gelişen yaşam düzenini uluslararası kamuya yansıtmak istediğini ve ailesinin kendisini ziyaret için çağıracağını ifade etti. ‘‘Yapmak istediğim şeylerden birisi, ailemi Rojava’ya davet edip, oradaki yaşamı görmeleri. Ne kadar güvenli bir yer olduğunu onlara göstermek için. Ben oradayken, şehirde dolaşıp bakkala gidiyordum; mağazalarda rahatça geziyordum. Ve kendimi güvende hissediyordum’’ diye konuştu.

    İLK OLARAK KOBANE’YE GİDECEĞİM

    Devam eden yeniden inşa çalışmalarını bizzat görmek için ilk olarak Kobane’ye gitmeyi planladığını anlatan Gifford, Britanya’dan katkı sağlamak için daha örgütlü bir çalışma gerektiğini ifade etti. Belgesel ekibi aracılığıyla da yapılan çalışmaların uluslararası alanda daha yaygın bir şekilde görülebileceğini söyledi.

    BRİTANYA’NIN HAVA SALDIRILARI YETERSİZ

    Britanya hükümetinin Aralık ayında aldığı Parlamento kararıyla Suriye’de Daiş’e karşı savaşa katılmasını değerlendiren Gifford, bir ay içerisinde gerçekleşen operasyonların etkili olmadığını ifade etti. ‘‘David Cameron parlamento kararını çıkartmak için elinden geleni yaptı. [Bu hava saldırılarının] Daiş’e karşı savaşı yeni bir boyuta taşıyacakmış ve daha fazla rol oynayacağımız gibi davrandı. Ama onun bilmesi gereken, ve anlatılması gereken şey, bir kaç hava saldırısı, bir kaç bomba atmak Daiş’i yok etmek için yeterli bir strateji değil. Bir kaç cihatçının üzerine bomba atıp öldürmek, savaşa zarar vermez ama çok etkili de değil’’ diye konuşan Gifford, Britanya’nın direk olarak YPG’ye destek vermesi gerektiğini anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘[Rojava’da] dahil olduğum son operasyonda 12 bin km kare toprağı Daiş’ten kurtardık. İki haftadan az bir sürede YPG 550 Daiş üyesini öldürdü. Britanya devleti bir ayda milyonlarca sterlin harcadı belki de ve 10 hava saldırısı gerçekleştirdi. O parayla malzemeye alınıp YPG’ye verilse çok daha faydalı olur.’’

    DÜNYA’DA GELİŞEN OLAYLAR CAMERON’UN UMURUNDA DEĞİL

    Gifford, Başbakan David Cameron ile Türkiye’nin ilişkisinin temelinde ticaret ve ekonomik çıkar olduğunu ifade ederek, insan hakları ihlallerine çok duyarlı olmadığını anlattı. Gifford, ‘‘Cameron domestik bir başbakan. Dünyada olup biten çok da fazla umurunda değil ve üçüncü dönem tekrar yarışmayacağını zaten açıkladı. Güvenli bir çift el olarak hatırlanmak istiyor. İşçi Parti hükümetinden miras kalan kötü bir ekonomiyi düzelten lider olarak hatırlanmak istiyor.’’

    Cameron’ın orta yolcu bir siyasetçi olduğunu ifade eden Gifford, artık ülkenin uluslararası alanda daha güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu ve ülkelerinde insan hakları ihlalleri olan liderlere kırmızı halının serilmemesi gerektiğini söyledi.

    İNGİLİZ SİYASETÇİLER TÜRKİYE’NİN DAİŞ’E DESTEĞİNDEN HABERDAR

    Gifford, Britanya devleti içerisinde konuştuğu bazı siyasetçilerin Türkiye’nin Daiş’e ‘göz yumduğunu’ itiraf ettiklerini ve bu durumdan rahatsız olduklarını dile getirdiklerini, fakat, bu fikirlerini kamuda açıklayamadıklarını anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Almanya’dan sonra, Britanya Türk mallarını ihracat eden ikinci ülke. Milyonlarca Britanyalı her yıl Türkiye’ye tatile gidiyor. Britanya ve Türkiye için, önemli bir ticari ilişkidir bu. David Cameron’ın şu anki önceliği de ekonomidir ve insan hakları ihlallerine uğrayan insanlarla çok ilgili değil. Türkiye’nin bölgede yarattığı dengesizlikle de çok ilgilenmiyor ya da göz yumuyor. Türkiye ÖSO içerisindeki aşırı İslamcı grupları destekliyor; her fırsatta Kürtleri hedef alıyor; ve YPG’ye karşı Daiş’i destekliyor. Türkiye’nin güçlü bir istihbaratı var. Eğer Daiş’e göz yumuluyorsa, devlet içerisinde bu bilginin ne kadar üst düzeyden bilindiği sorgulanmalı. Bu bilginin Cumhurbaşkanına ulaştığından şüphem yok.’’

    TÜRKİYE’NİN TAVRI DAİŞ’E KARŞI SAVAŞI OLUMSUZ ETKİLİYOR

    Gifford, Türkiye’nin, Kürtlerin Rojava’da elde ettikleri kazanımları Daiş’ten daha tehlikeli olarak algılaması, Daiş’e karşı savaşın uzamasına yol açtığını ve böylece Daiş’in Britanya için ulusal bir tehdit olmaya devam ettiğini ifade ederek şöyle konuştu: ‘‘Türkiye’nin bir numaralı düşmanı Kürtler, sonra Assad. Daiş daha gerilerde. Türkiye, Kürtlerin Suriye’de bir sese sahip olmalarını ve hak kazanmalarını görmektense, Suriye’nin tümünü yandığını görmeyi tercih eder. Devrimi önlemek için elinden geleni yapar. Bana göre devrim artık durdurulmaz. YPG ve YPJ’nin Rojava halklarını özgürleştirmek için yaptıkları muhteşem şeyler dünya tarafından görülüyor. Dünya Suriye’de olanların farkına varmaya başlıyor. Türkiye’de kendisini dışlanmış olarak görüyor.

    ‘‘[Erdoğan] savaşı uzatıyor ve Kürtlerin Suriye’ye barış sağlamasını engelliyor. Savaş uzadıkça da kaç kişi daha ölüyor? Uluslararası terör ağlarına daha fazla para akıyor. Bu da demek ki, bir kaç yıl içerisinde Britanya topraklarında korkunç saldırılar olabilir. Örneğin, savaş bir yıl içerisinde bitse önlenecek saldırılar. Kürtlerle ya da Britanya ile çalışsalar bu sağlanabilir.’’

    Muhafazakar Parti’nin en eski ve özel kulüplerinden olan Carlton Club’da gerçekleştirdiği sohbetlerde, bireylerin kendisini desteklediklerini ve YPG ve Rojava’daki halkın istedikleri hakkında bilgi istediklerini ifade eden Gifford, insanları bu konuda bilgilendirmenin önemini vurguladı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Hükümetin duruşu var, birde bireysel fikirler var ama kamuda bunları açıklamak istemiyorlar. Güzel olan şey, destek bulunuyor ve bu destek zamanla açığa çıkar, lobi faaliyetleri güçlendikçe ve hükümet YPG’yi görmezden gelemeyeceğini anlayınca, ve Rojava’daki devrimin neler sunduğu gördüklerinde, sadece Rojava’ya değil de, tüm Suriye de.

    ŞİLAN ÖZÇELİK’İN MAHKUM EDİLMESİ ADALETSİZLİK

    Gifford, son olarak Şilan Özçelik’in PKK’ye katılmaya teşebbüsten mahkum edilmesine ilişkin soruya, cevabında Daiş’e karşı mücadele etmek isteyen ve demokrasiye inanan genç bir kadının hapsedilmesinin adaletsizlik olduğunu ifade etti. Gifford, şöyle devam etti: ‘‘Şilan’ın mahkum edilmesi adaletsiz bir mahkeme. Çok sinir bozucu bir durumdu. Bu nasıl bir mesaj veriyor? Demokrasiye ve insan haklarına inanan bir genç kadın, Daiş’e karşı savaşmak istiyor. Tekniki bir detaydan dolayı Şilan mahkum edildi. PKK’nin terör listesinde olması da tarihsel ve siyasidir. Veriye dayanan bir karar değil. PKK, hiç bir anlamda bir terör örgütü olarak tanımlanamaz. Bu bir devrimdir. Baskı gören bir halkın tepkisi ve devrimidir. Ben bir realistim ve bunu neden yaptıklarını da anlıyorum ama umarım ki demokrasiye inanan ve Daiş’e karşı savaşan birilerini hapsetmenin doğru olmadığının farkına varırlar.’’

    SORUN PKK DEĞİL TÜRK, DEVLETİNİN KENDİSİ

    PKK’nin terör listesinde olması konusunda Gifford, şunları ifade etti: ‘‘PKK’nin terör listesinden çıkması gerektiğine derinden inanıyorum. Türkiye’nin ve Kuzey Kürdistan’ın geleceği orada yaşayan insanların elinde tabii ki. Ama sorun, Türkiye’dir, Kürtler değil. Kürtler müzakere etmek istiyor ama bunu ret eden Türkiye. Türkiye ABD ve Britanya’ya, PKK’yi terör listesinden çıkartmaması için baskı uygulamaya devam eder. Türkiye’de barış olacaksa Apo serbest bırakılması gerekiyor, PKK’nin terör listesinden çıkarılması gerekiyor ve Türkiye ve Kürtler konuşmaya başlamalı. Kürtler bir çok teklifte bulundu, burada en büyük sorun Türkler.’’

  • Şilan Özçelik: Britanya’da PKK’ye Katılma Teşebbüsünden Yargılanıp Suçlu Bulunan İlk Kişi

    Şilan Özçelik: Britanya’da PKK’ye Katılma Teşebbüsünden Yargılanıp Suçlu Bulunan İlk Kişi

    Geçen hafta görülen Şilan Özçelik davası Britanya tarihinde ilk PKK üyelik davası olarak önemli bir karar teşkil ediyor.

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi 1

    Haber: Esra Türk

    Şilan Özçelik PKK’ye katılmaya teşebbüsten, Old Bailey Mahkemesinde, yargılandığı davada jüri tarafından suçlu bulunarak genç suçlular kurumunda 21 ay hapis cezasına çarptırıldı. Hakim John Bevan, savunma barristeri Peter Rowlands’ın ertelenmiş ceza talebini ret ederek, Özçelik’in cezasını tamamlaması için tutukluluğunun devamına karar verdi.

    Özçelik, 2006 Terör Yasası kapsamında, terör eylemleri gerçekleştirme niyetiyle, hazırlıkta bulunma suçlamasıyla, 16 Ocak 2015’te Stansted Havaalanında göz altına alınmıştı.

    Boris Johnson’dan Şilan Özçelik ve PKK’ye Destek

    Sali Akşamı yayınlanan ITV London haber programına konuşan, Londra Büyükşehir Belediye Başkanı ve Uxbridge ve South Ruislip milletvekili, Boris Johnson, yargının Özçelik kararını gözden geçirmesi gerektiğini ifade ederek, PKK ve Peşmergeyi desteklediğini de dile getirdi. Johnson, ‘‘Benim hassasiyetim oldukça PKK ve Peşmerge’den yana. Umarım ki hukuki sistem de bunu yansıtır ve saçma bir ceza yerine, [Şilan] mantıklı olan muameleyi görür’’, şeklinde konuştu.

    Britanya devletinin terör örgütü olarak gördüğü ve Özçelik davasında devam eden PKK yaklaşımına aykırı bir tavır gösteren Muhafazakar’lı Johnson’ın sözleri ileriki günlerde nasıl tepkiler doğuracağı merakla bekleniliyor.

    17-20 Kasım arası görülen davada, Özçelik’in suçlu bulunmasından sonra Londra Polis Birimi, Metropolitan Police, terörle mücadele birimi sorumlusu, Richard Walton, yaptığı açıklamada PKK ile Daiş’e karşı yaklaşımlarının aynı olduğunu göstererek, şu açıklamayı yaptı: ‘‘Genç kadınlar ve kızların içine çekildikleri her türlü terörden dolayı endişe duymaya devam ediyoruz. Aileler ve ebeveynlerin, her hangi bir kız ve genç kadının PKK ya da Daiş’e destek vermeye ikna edildiklerinden endişe duyuyorlarsa, bizimle en kısa zamanda görüşmelerini teşvik ederiz.’’

    Özçelik’in avukatı Ali Has davanın çelişkili olduğunu ve siyasi etkenlerin açık görüldüğünü ifade ederek, Daiş’e katılmak için Suriye’ye giden bir çok kişinin döndüklerinde yargılanmadıklarının örneğini verdi.

    Has, dava sürecinde Özçelik’in PKK’ye katıldığına dahil her hangi bir kanıtın olmadığını, fakat buna rağmen yargılandığını söyleyerek, bu aşamada yasal seçeneklerin göz önünde bulunduracaklarını belirtti.

    Has açıklamasında şunları söyledi: ‘‘Bugün ki karar, güvendikleri ve yardım bekledikleri Britanya devleti tarafından kızlarının hayatının mahvedilmesinden dolayı, Şilan’ın ailesini tabii ki de derinden üzdü. Bundan dolayı, bu karar, kendilerini terkedilmiş ve çaresiz hissettirdi. Şilan için bütün yasal seçenekleri gözden geçiriyoruz. Fakat, söyleyebilirim ki, bugün adalet için acı bir gün oldu. Özellikle de Kürt halkının yaşadıklarını göz önünde bulundurursak.’’

    27 Ekim 2014’te evden ayrılarak tek yönlü bir bilet ile Brüksel’e giden Özçelik, ailesine PKK’ye katıldığını ve nedenlerini anlatan iki mektup ve bir video bıraktı. Özçelik, mahkemede, Brüksel’e PKK’ye katılmak için gitmediğini, ve ailesinden uzaklaşmak için Londra’dan tanıdığı 28 yaşındaki bir erkeğin yanına gittiğini söyledi.

    Savcı, Dan Pawson-Pounds mahkemede, Özçelik’in evden ayrılmasının tek sebebinin PKK’ye katılmak olduğunu, video ve mektupların bu amacın kanıtı olduğunu savundu. Özçelik, PKK’ye karşı büyük ilgisi olduğunu fakat 27 Ekim 2014’te evden ayrılma sebebinin, daha fazla özgür yaşayabilmek için, ailesinden uzaklaşmak olduğunu ifade etti.

    Özçelik’in avukatları dava sürecinde, Özçelik’in ülkeden ayrıldığı Ekim 2014’te Kobane’de Daiş’in saldırıları sonucunda yaşananlara da dikkat çekerek, PKK ile bir olan YPG’nin orada Daiş’e karşı başarılı bir savaş yürüttükleri jüriye anlatıldı. Fakat, hakim Bevan ve savcı Pounds, Özçelik’in video ve mektuplarda sadece PKK’den söz ettiğine vurgu yaparak bu savunmayı kabul etmediler.

    Dokuz kadın, üç erkek olan 12 kişilik jüri, davanın sonunda, Özçelik’in ailesine bıraktığı mektup ve videoda söylediğinin gerçek olduğunu ve böylece PKK’ye katılmaktan suçlu olduğuna karar verdiler.

    Davanın hakimi Bevan, Özçelik’in cezasını açıklarken, genç kadına ‘salak, sorumsuz ve yalancı’ ifadelerinde bulundu ve video ve mektuplarda söylediğiyle ‘kendi talihsizliğinin yazarı’ olduğunu dile getirdi. Bevan, herhangi bir terör suçlamasının oldukça ciddi olduğunu ifade etti.

    Bevan, savunma avukatı, Rowlands’ın isteği, ertelenmiş hapis cezasının, Özçelik’in özgeçmişi açısından daha olumlu olabileceğini, fakat bunu kabul edemeyerek, hapis cezasını tutuklu olarak geçirmesi gerektiğini ifade etti. 14 Mart’tan itibaren tutuklu olan Özçelik’in, hapiste kaldığı süreç göz önünde bulunduğunda iki daha tutuklu kalması bekleniliyor.

    Özçelik’in dava süreci

    Şilan Özçelik, 27 Ekim 2014’te Londra St Pancras Uluslararası Tren Garında, tek yönlü Eurostar bileti ile Brüksel’e gidiyor. Holloway bölgesinde ikamet eden ailesi, kızlarının evden ayrıldığını fak ederek, İslington polisine ihbarda bulunuyorlar. Özçelik ailesinin evine giden iki polis memuru, aileden bilgi alıyor ve Şilan’ın odası aranarak ailesine bıraktığı iki mektup ve 25 dakikalık videoyu teslim alıyorlar. Bu belgeler savcılık tarafından Özçelik’e karşı yürütülen davada tek kanıt olarak kullanıldı.

    Özçelik, mektuplar ve videoda PKK’ye katılmak için evden ayrıldığını, ve ‘dağların gelini’ olmak istediğini ifade ediyor. Özçelik, 13 yaşında izlediği Beritan filminden etkilendiğini ve o yaştan itibaren PKK’ye katılmayı düşündüğünü belirtiyor. Kadın hakları, Kürtler, eğitim gibi toplumsal sorunlardan bahsettiği mektuplar ve videoda, Özçelik evden ayrılma nedenlerini belirtiyor.

    Savunma barristeri Peter Rowlands’ın sorduğu soru üzerine, Özçelik, ailesinin bir erkek arkadaşı olmasını kabul etmeyeceği için PKK’ye katılmak için yurtdışına gittiğini söylemeye karar verdiğini ifade ederek, toplum içerisinde PKK’ye katılmanın olumlu olarak görüldüğünü, fakat bir erkek arkadaşının olmasının yadırgandığını söyledi.

    Video ve mektuplarda, 13 yaşındayken, Halil Uysal’ın çektiği Beritan filmini izledikten sonra PKK’ye büyük ilgi gördüğünü ve örgüte katılmak için beş yıl beklediğini ifade eden Özçelik, mahkemede verdiği ifadede, PKK’ye ilgi duyduğunu fakat, ülkeden ayrılma sebebinin o olmadığını ve yalan söylediğini anlattı.

    Savcı Dan Pawson-Pounds, mahkemede, mektupta, Özçelik’in ‘‘Siz bu mektubu okuduğunuzda ben PKK saflarına katılmış olacağım. Bana inanın ki bu benim için en doğru şey. Militan olduğum için şu an çok mutluyum. Katılmak için nedenlerimi videoda izleyebilirsiniz’’ dediği söylenildi.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in Türkçe kaydettiği videoda, ‘‘Ben, Şilan, militan olmak istiyorum. Bunu ve beni anlamanızı istiyorum. Evet, okuyabilirdim, bunun faydaları olabilirdi, evet, avukat olabilirdim, ama Şilan olarak bunu özellikle söylüyorum: ben, Şilan, militan olmak istiyorum’’, söylediğini anlattı.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in PKK’ye katılma isteme nedenlerini anlattığını, ve özellikle kadınların olumlu rollerinden ve Daiş’in o zaman saldırdığı Kobane için duyduğu endişeden dolayı olduğunu anlattı. Özçelik’in videoda ‘‘Belki Kobane’ye giderim, ya da gitmem. O ayrı bir konu. Ona PKK karar verir. Ama ben kendimi bir savaşçı, militan, gerilla olarak görüyorum’’ dediği mahkemede aktarıldı.

    Özçelik’in 1 ve 27 Ekim 2014 arası PKK’ye katılmak için plan yaptığı, ve Belçika’ya seyahat ettiği iddia edildi.

    Savcı, Özçelik’in ‘siyasi ve ideolojik’ sebeplerden seyahat ettiğini ve ‘Kürt bağımsızlığına büyük ilgi’ duyduğunu ifade etti.

    Özçelik mahkemede bu suçlamaları ret etti ve ailesine ve arkadaşlarına çeşitli yalanlar söylemek zorunda kaldığını anlattı.

    Özçelik, Brüksel, Hollanda ve Almanya’da kaldığı ve 16 Ocak 2015’te Almanya, Köln’den gelen bir uçakla, Stansted havaalanından İngiltere’ye geri döndüğü mahkemede anlatıldı. Özçelik, Stansted’e geldiğinde terör suçlamasıyla göz altına alındı. Savcı, Özçelik’in tutuklandığında polise ‘evden kaçmanın nasıl olduğunu bu bana öğretir artık’ dediğini söyledi.

    Mahkemenin ilk gününde, Savcı Dan Pawson-Pounds Özçelik’e karşı suçlamaları ve iddialarını sunmadan önce, hakim, John Bevan QC, jüri üyelerine davaya karşı önyargılı yaklaşma tehlikesi olduğunu ve bir önceki hafta Paris’te gerçekleşen saldırıya bağlamamalarını söyledi.

    Pawson-Pounds, buna ek olarak, jüri üyelerinin PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü bağımsızlık mücadelesine ve Suriye’de devam eden savaş hakkında düşüncelerini unutup, davayla ilişkilendirmemeleri gerektiğini söyledi.

    Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de, 1 Nisan’da gerçekleşen ikinci duruşmada hakim Justice Sweeney, savcılığın talebi üzerine Özçelik’in tutuklu yargılanmasına karar vermişti. 7 Eylül’de başlaması beklenilen yargı süreci, son olarak 17 Kasım’a ertelenmişti.

  • Şilan Özçelik Old Bailey’de Görülen Davada PKK’ye Katılma Suçlamasını Ret Etti

    Şilan Özçelik Old Bailey’de Görülen Davada PKK’ye Katılma Suçlamasını Ret Etti

    Mahkeme Şilan Özçelik’in Tutukluluğun Devamına Karar Verdi 1

    PKK’ye katılmak için İngiltere’den yurtdışına gitmekle suçlanan Şilan Özçelik’in davası Old Bailey yüksek mahkemesinde 17 Kasım Salı günü başladı.

    Özçelik, 2006 Terör Yasasının 5. bölümü dahilinde terör eylemine katılmaya hazırlık suçundan Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de yargılanıyor.

    Yargı tanıklarının ifadeleri sonlandıktan sonra, mahkemenin ikinci günü tanık kürsüsüne geçen Özçelik, Brüksel’e PKK katılmak için gitmediğini, ve ailesinden uzaklaşmak için Londra’dan tanıdığı 28 yaşındaki bir erkeğin yanına gittiğini söyledi.

    Savunma barristeri Peter Rowlands’ın sorduğu soru üzerine, Özçelik, ailesinin bir erkek arkadaşı olmasını kabul etmeyeceği için PKK’ye katılmak için yurtdışına gittiğini söylemeye karar verdiğini ifade ederek, toplum içerisinde PKK’ye katılmanın olumlu olarak görüldüğünü, fakat bir erkek arkadaşının olmasının yadırgandığını söyledi.

    Hakim John Bevan’ın yürüttüğü mahkemede daha önce, Özçelik’in ailesine yazdığı mektup ve videonun çevirisi okundu. Video ve mektuplarda, 13 yaşındayken, Halil Uysal’ın çektiği Beritan filmini izledikten sonra PKK’ye büyük ilgi gördüğünü ve örgüte katılmak için beş yıl beklediğini ifade eden Özçelik, mahkemede verdiği ifadede, PKK’ye ilgi duyduğunu fakat, ülkeden ayrılma sebebinin o olmadığını ve yalan söylediğini anlattı.

    Savcı Dan Pawson-Pounds, Özçelik’in 27 Ekim 2014’de ‘terör listesinde olan PKK’ye katılmak için Londra’dan ayrıldığını’ mahkemeye anlattı. Pawson-Pounds suçlamasını, Özçelik’in ailesine bıraktığı mektup ve videoda söyledikleri üzerine sundu. Mahkemede, mektupta, Özçelik’in ‘‘Siz bu mektubu okuduğunuzda ben PKK saflarına katılmış olacağım. Bana inanın ki bu benim için en doğru şey. Militan olduğum için şu an çok mutluyum. Katılmak için nedenlerimi videoda izleyebilirsiniz’’ dediği söylenildi.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in Türkçe kaydettiği videoda, ‘‘Ben, Şilan, militan olmak istiyorum. Bunu ve beni anlamanızı istiyorum. Evet, okuyabilirdim, bunun faydaları olabilirdi, evet, avukat olabilirdim, ama Şilan olarak bunu özellikle söylüyorum: ben, Şilan, militan olmak istiyorum’’, söylediğini anlattı.

    Özçelik, videoda, mücadelesinin tüm insanlık ve kadınlar için olduğunu söyledi. Özçelik’in yargılanması siyasi ve ideolojik amaç için savaşmak amacıyla Avrupa’ya ‘terör örgütüne’ katılmaya hazırlık için gittiği yönünde.

    Pawson-Pounds, Özçelik’in PKK’ye katılma isteme nedenlerini anlattığını, ve özellikle kadınların olumlu rollerinden ve Daiş’in o zaman saldırdığı Kobane için duyduğu endişeden dolayı olduğunu anlattı. Özçelik’in videoda ‘‘Belki Kobane’ye giderim, ya da gitmem. O ayrı bir konu. Ona PKK karar verir. Ama ben kendimi bir savaşçı, militan, gerilla olarak görüyorum’’ dediği mahkemede aktarıldı.

    Özçelik’in 1 ve 27 Ekim 2014 arası PKK’ye katılmak için plan yaptığı, ve Belçika’ya seyahat ettiği iddia edildi.

    Savcı, Özçelik’in ‘siyasi ve ideolojik’ sebeplerden seyahat ettiğini ve ‘Kürt bağımsızlığına büyük ilgi’ duyduğunu ifade etti.

    Özçelik mahkemede bu suçlamaları ret etti ve ailesine ve arkadaşlarına çeşitli yalanlar söylemek zorunda kaldığını anlattı.

    Mahkemede, Özçelik’in 23 Ekim 2014’te Londra-Brüksel arası tek yönlü Eurostar bileti aldığı ve 27 Ekim 2014’de St Pancras’tan, Şahin Taşyurdu isimli bir erkekle Brüksel’e gittiği anlatıldı. Taşyurdu bir gün sonra Londra’ya geri döndü.

    Özçelik, Brüksel, Hollanda ve Almanya’da kaldığı ve 16 Ocak 2015’te Almanya, Köln’den gelen bir uçakla, Stansted havaalanından İngiltere’ye geri döndüğü mahkemede anlatıldı. Özçelik, Stansted’ girişinde tutuklanmıştı. Savcı, Özçelik’in tutuklandığında polise ‘evden kaçmanın nasıl olduğunu bu bana öğretir artık’ dediğini söyledi.

    Mahkemenin ilk gününde, Savcı Dan Pawson-Pounds Özçelik’e karşı suçlamaları ve iddialarını sunmadan önce, hakim, John Bevan QC, jüri üyelerine davaya karşı önyargılı yaklaşma tehlikesi olduğunu ve Cuma günü Paris’te gerçekleşen saldırıya bağlamamalarını söyledi.

    Pawson-Pounds, buna ek olarak, jüri üyelerinin PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü bağımsızlık mücadelesine ve Suriye’de devam eden savaş hakkında düşüncelerini unutup, davayla ilişkilendirmemeleri gerektiğini söyledi.

    Dava süreci devam ediyor.

    Dava süreci

    Özçelik, 16 Ocak’ta üç ay kaldığı Almanya’dan Londra’ya gelirken Stansted havaalanında gözaltında ifadesi alındıktan sonra, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 11 Mart’ta Westminster Magistrates’ mahkemesinde görülen davada, ‘PKK’ye katılmaya teşebbüs etmek’ suçundan tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Merkezi Kriminal Mahkemesi, Old Bailey’de, 1 Nisan’da gerçekleşen ikinci duruşmada hakim Justice Sweeney, savcılığın talebi üzerine Özçelik’in tutuklu yargılanmasına karar vermişti. 7 Eylül’de başlaması beklenilen yargı süreci, 17 Kasım’a ertelenmişti son olarak.