Tag: SKB

  • Elif Ana Cemevi’nden son yolculuğuna uğurlandı

    Elif Ana Cemevi’nden son yolculuğuna uğurlandı

    Devrimcilerin anası olarak adlandırılan ve Londra’da hayatını kaybeden Elif Özdemir Cemevi’nde yapılan törenle uğurlandı. Gik-Der, SKB ve Kürt Halk Meclisi birer mesaj yayınlayarak Özdemir ailesine üzüntülerini ileterek taziye mesajında bulundu.

    Londra’da bir süredir tedavi gören ve 8 Temmuz günü hayatını kaybeden Elif Özdemir (Elif Ana) Cemevi’nde yapılan tören ile son yolculuğuna uğurlandı. Devrimci ve sosyalistler ile kurduğu bağ ve evinin kapılarını açarak verdiği emekten dolayı Elif Ana ‘Devrimcilerin Anası’ olarak ifade edilirdi.

    Demircikliler Derneği ve Gik-Der’de yapılan taziyelerin ardından Elif Ana sol yolculuğuna uğurlanmak üzere Cemevi’ne getirildi. Cemevi’nde Elif Ana’nın fotoğrafının bulunduğu masada mumlar yakıldı karanfiller bırakıldı. Burada yapılan törene, GİK-DER, Kürt Halk Meclisi, Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB) ve Kürd Kadın İnisiyatifi’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda kurum temsilci ve üyesi katılarak Özdemir ailesini yalnız bırakmadı. Törene katılan eşi, çocukları ve yakınları ise gözyaşlarını tutamazken, törende Alevi deyişleri okundu.

    Yapılan törenin ardından Elif Ana doğduğu topraklar da toprağa verilmek üzere Cemevi’nden uğurlandı.

    Bu arada Elif Ana için bir çok kurumda başsağlığı ve taziye dileklerinde bulundu.

    Gik-Der yaptığı açıklamada, Elif Ana’yı asla unutmayacaklarını vurgulayarak, “Ayfer, Eylem, Kumral ve Hacı Özdemir’in annesi Murtaza Özdemir’in değerli eşi Elif Anamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Üzerimiz de büyük emekleri olan Elif annemizi saygı ve minnetle anıyoruz. Özdemir ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyoruz. Yıldızlar yoldaşı olsun” dedi.

    Londra Kürt Halk Meclisi’de bir taziye mesajı yayınlayarak, Elif Ana’yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını belirtti. KHM, sosyalizm ve özgürlük mücadelesine büyük emekler veren Elif anamızı saygı ve minnitle anarken, Özdemir ailesine başsağlığı mesajında bulundu.

    Sosyalist Kadınlar Birliği’de (SKB) bir açıklama yaparak devrimcilerin sevgili annesi Elif Ana’yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını belirterek, “Yüreği sevgi dolu güzel insan Elif annemizi kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Yıldızlar yoldaşı olsun. Işıklar içinde uyusun. Ailemizin acısını paylaşıyoruz. Anılarını yaşatacağız” diye kaydetti.

    Kürt Kadın İnisiyatifi’de yayınladığında taziye mesajında, devrim ve özgürlük mücadelesinde Elif Ana’nın emeği ve çabasının unutulmayacağını ifade ederek, “Analarımız emekleri ile
    bize cinsiyet özgürlükçü ve eşitlikçi mücadelemize bilge bir miras bıraktılar. Emek çaba ve inancı ile evini aşını devrimcilere açan büyük bir emeğin sahibi olan Elif Anamızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Özdemir ailesinin acısını paylaşıyoruz. Elif anamızın devri daim olsun. Işıklar içinde uyusun.”

    Demircilik Cemevi’de Özdemir ailesine başsağlığı mesajını ileterek, “Toprağı bol mekanı pir u pak olsun. Hakka yürüyen canımızın devri daim olsun” dedi.

  • Pandemiden, birbirine ses vererek çıktılar

    Pandemiden, birbirine ses vererek çıktılar

    Londra’da 40 kadın biraraya gelerek bir koro oluşturdu. Pandeminin arttırdığı olumsuz yaşam koşullarında bir nefes almak adına bir araya gelen kadınlar, daha güzel bir dünya için türkü söylüyor.

     

    Bütün dünyayı sarsan Covid 19 salgını Londra’da farklı bir oluşuma hayat verdi. Büsbütün eve kapanmanın getirdiği ağır sorumluluk ve yükü azaltmak için 40 kadın bir araya gelerek bir koro kurdu. Az sayıda kişi tarafından online başlatılan çalışmaya ilgi giderek arttı. Müziğin iyileştirici gücü ile birbirine destek olan kadınlar şimdi ilk konserlerini vermeye hazırlanıyor. Koronun kuruluşu, çalışmaları ve konseri koro şefi Zuhal Yıldırım Gök ile konuştuk.

     

    Öncelikle bize biraz kendinizden söz eder misiniz? Müziğe olan ilginiz nasıl başladı?

    Koro gibi kolektif çalışmalar yürüten biri için; ‘beni’ anlatmak biraz zor aslında. Çünkü koro demek artık ‘biz olmak’ demektir. Yine de elimden geldiğince bahsetmeye çalışayım. Adım Zuhal YILDIRIM GÖK. İstanbul Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü mezunuyum.  1999-2007 yılları arasında BEKSAV’da  (Bilim Eğitim Estetik Kültür Sanat Araştırmaları Vakfı) çalıştım. Vardiya Müzik Grubu’nun solistliğini ve Beksav Halk Korosu’nun şefliğini yaptım. 2008 yılında müzik öğretmenliğine başladım. Okullarda müzik derslerinin yanı sıra çok sayıda öğrenci ve öğretmen korosu çalıştırıp yönettim. 2009-2019 yıllarında 10 yıl boyunca KDF Kadın Korosu’nun (Kangal Dernekler Federasyonu) çalışmalarını yönettim ve şefliğini yaptım. Müzik bizim için bir aile hastalığı gibi, ama altı çocuklu bir ailede yalnızca ben ve erkek kardeşim hayallerimizi gerçekleştirip müziği meslek edindik. Yıllardır bu hayalin peşinden gidiyorum, Eylül ayından beri de Londra’dayım.

     

    Londra’da bir kadın korosu kurma fikri nasıl ortaya çıktı? Koronuzun adının anlamı hakkında bilgi verir misiniz?

    Londra Sosyalist Kadınlar Birliği’nden arkadaşlar, kadın dayanışmasını güçlendirmek ve pandeminin kadınlar üzerinde yarattığı baskıyı azaltmak için bir kadın korosu oluşturmak istediklerinden bahsettiler.  SKB’nin çağrısı ve yoğun emeğiyle yaklaşık yirmi kadın arkadaş Kasım ayından itibaren online koro çalışmalarına başladık. Sonra yeni katılımlarla sayımız otuzu buldu. Rengin Kadın Korosu böyle oluştu.

    Rengin Kadın Korosu
    Rengin Kadın Korosu

    İsim seçmek,  bu kadar kalabalık bir ekipte ortaklaşa bilmek, biraz zordu aslında. Tam üç haftamızı aldı. Çok güzel öneriler vardı fakat bu kadar birbirinden farklı, özgür ruhlu kadına ‘Rengin’ ismini çok yakıştırdık biz. Tıpkı kır çiçekleri gibi rengârenk, biraz asi ve inatçı…

     

    Otuzun üzerinde koristi bir arada tutmak ve bir ahenk yaratmanın zorlukları nelerdir?

    Çok geniş bir profil aslında, işte bu yüzden ismimiz ‘Rengin’.  Farklı siyasi görüşlerden fakat demokrat ve ilerici, kız kardeşliğin gücüne inanan, kahkahalarıyla ortalığı çınlatan, gözyaşlarıyla kiri pası arındıran, dokunuşlarıyla yaraları saran güzel bir ekip olduk. ‘Kadın kadının kurdu değil yurdudur’ şiarıyla erkek egemen toplumun üzerimizde bıraktığı gerici yanlarla mücadele etmek,  düşeni kaldırmak, yorulana omuz vermek fikri bizi birbirimize yakınlaştıran ortak zemin oldu.

     

    Covid -19  salgını çalışmalarınızı nasıl etkiledi?

    Online çalışmaların zorluklarını pek çok insan deneyimledi bu süreçte. Yan yana olmadan bir koro çalışmasını sürdürebilmek ise gerçekten büyük bir irade gerektiriyor aslında. Fakat;  büyük bir mutlulukla şunu söyleyebilirim ki bizler online çalışmalarda teknik olarak biraz zorlansak da buluşmalar noktasında hiç zorlanmadık. Çok hızlı bir kaynaşma ve yakınlaşma oldu aramızda. Hatta çalışma günlerini sabırsızlıkla bekledik, sayısını arttırmak için yoğun bir taleple karşılaştık. Tabii aramızdan, pandemi sürecinin yorgunluğu ve kadına yüklediği iş yükü gibi nedenlerle ayrılmak zorunda kalan arkadaşlar oldu. Bunun üzüntüsünü yaşıyoruz ve hala çözüm yollarını tartışıyoruz.  Bugün 40 kadın arkadaşla severek,  büyük bir keyifle ve daha başka neler yapabiliriz sorusunu sormaya devam ederek sürdürüyoruz çalışmalarımızı.

     

    Koro çalışmasının kadınları nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz? Koro çalışmaları kadınlar üzerinde nasıl bir değişim yarattı?

    Biz bu deneyimi çok önemsiyoruz. Rengin Kadın Koro’su yalnızca türküler öğrendiğimiz, söylediğimiz bir alan değil, bir okul olsun istiyoruz. Kendi aramızda ilgi ve yeteneklerimizi geliştirmek için küçük komisyonlar oluşturduk; Yazı,  Sosyal Medya, Basın ve Yayın Komisyonları gibi… Her arkadaşımız istediği komisyonlarda yer alarak ‘bizi’ ve kendini geliştirebilir. Bu daha bir başlangıç, hayallerimiz ve isteklerimiz ise bir derya. Zamanı geldikçe bunları konuşacağız.

     

    Repertuarınızda ne tür şarkılar var? Hangi dilde eserler seslendiriyorsunuz?

    Başlangıç olarak söyleme alışkanlıklarımızı değiştirecek bir repertuarla yola çıktık. Çünkü hiçbir arkadaşımızın bu konuda bir deneyimi yoktu. Koro ya da solo söyleme deneyimleri olan az sayıda arkadaşımız ise, bu işin bilimsel yönleri konusunda pek bilgi sahibi değillerdi. ‘Ruhi Su Dostlar Korosu’ deneyimi yolumuzu aydınlattı diyebiliriz.  Farklı dillerde eserler repertuarımızda şuan çok az.  Kürtçe eserler çalışıyoruz, Ermenice, Rumca ve Arapça başta olmak üzere farklı dillerde de adımlar attık. Ama bunu geliştirmek yeni dönem önceliklerimiz arasında.

     

    Rengin’in önümüzdeki yıllara ilişkin hedefleri nedir?

    Koro konusundaki mevcut yaklaşımlar ne yazık ki biraz sıkıntılı. Bir yanda çok popülist, bilimsellikten uzak, emekten yoksun, takvimsel eylem ve etkinliklerde eğlenelim tarzında oluşturulmuş korolar, öte yanda elitist, halkın sanat yapma yollarını kapatan, kibirli, seçkinci yaklaşımlar. ‘Ruhi Su Dostlar Korosu’ ve ‘Boğaziçi Korosu’ gibi çok güzel örnekler de var tabii. Fakat ‘Rengin Kadın Korosu’ çok farklı bir deneyim. Hiçbir seçme ve elemeye tabii tutmadan kendini geliştirmek ve yetiştirmek isteyen tüm kadın arkadaşlara kapımız açık. Ama emek vermek, disiplinli, özverili ve kendini katarak çalışmak temel koşulumuz. Önümüzde Londra’nın en büyük Birleşik Kadın Korosu’nu kurma gibi bir hedefimiz var. ‘Rengin’ olarak başka ülkeleri kapsayacak bir turneye çıkmayı arzuluyoruz. İlerleyen dönemlerde bir müzikal yapmak istiyoruz.

     

    Bu ölçüde büyük bir koronun; kıyafet, konser, tanıtım gibi birçok harcama kalemi olmalı, herhangi bir yerden mali destek görüyor musunuz? Önümüzdeki dönemde sponsorluk desteği almak gibi bir düşünceniz var mı?

    Ekonomi konusu çok önemli fakat bizim biraz çekingen ve tutuk davrandığımız bir konu. Sanatla uğraşan insanlar bu konuda biraz kırılgan ve utangaç oluyor galiba. Bu güne kadar kendi imkânlarımız ve SKB ve GİK-DER’in mütevazi katkıları ile ilerledik. Fakat büyük projelerimiz için daha fazla desteğe ihtiyacımız olacak. Konusunu siz açmışken buradan bizleri desteklemek isteyen duyarlı dostlarımıza çağrıda bulunalım o halde. ‘Rengin Kadın Korosu’nun sizin değerli katkılarınıza ihtiyacı var.

     

    Son olarak yakın zamanda gerçekleşecek etkinlikleriniz neler olacak? Koronuza katılmak isteyenler size nasıl ulaşabilir? Çalışmalarınızı sosyal medya ve YouTube üzerinden takip edebilir miyiz?

    4 Temmuz’da Millfield Theatre’da heyecanla beklediğimiz ilk konserimizi yapacağız. Tüm dostlarımızın ve aramıza katılmak isteyen kadın arkadaşların ‘Rengin Kadın Korosu’  facebook ve İnstagram hesaplarını takip etmelerini öneriyorum. Yüksek ihtimalle Eylül ayında kayıtlarımız, Ekim ayında ise yeni dönem çalışmalarımız başlayacaktır.

     

  • Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz’da ilk konserini verecek

    Rengin Kadın Korosu 4 Temmuz’da ilk konserini verecek

    Kasım ayında Londra’da kurulan Rengin Kadın Korosu, ilk konserine hazırlanıyor. 4 Temmuz pazar günü Milfield Tiyatro’sunda gerçekleşecek konsere yoğun ilgi bekleniyor.

     

    Covid-19 kısıtlamaları nedeniyle herkesin eve kapandığı karantina doneminde Göçmen İsçiler Dernegi (Gik-Der) ve Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)  öncülüğünde bir kadın korosu oluşturuldu.

    Londra’da yaşayan 40 kadının bir araya gelerek hayat verdiği Rengin ilk konseri için geri sayıma başladı.

    Kısıtlamalar nedeniyle sosyal dayanışma ağlarından yoksun kalan Turkiyeli kadınlara destek amacıyla ilk aşamada online yürütülen çalışma, yasakların azalmasıyla yüzyüze yapılmaya başlandı.

    Koronun şefliğini yürüten Zuhal Yıldırım Gök farklı meslek, yaş ve deneyimden gelen kadınlar için bir ifade platformu olusturduklarını söyledi, “Toplumda inanılanın aksine, kadın kadının kurdu değil, yurdudur gerçeği ile hareket ediyoruz” diyen Gök, Rengin Kadın Korosu’nun dayanışmayı yükselteceğini belirtti.

    Günlük hayat içinde yüzlerce sorun ile boğuşan kadınlar için bir nefes alma alanı yarattıklarını vurgulayan Gök, 4 Temmuz’da yapılacak ilk konserlerine bütün duyarlı kesimlerden destek beklediklerini söyledi.

  • Londra SKB’den Sarah Everard ve şiddete karşı sokakta eylem de!

    Londra SKB’den Sarah Everard ve şiddete karşı sokakta eylem de!

    Londra’da 3 Mart tarihinde arkadaşının evinden ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Sarah Everard’ın aynı akşam bir polis tarafından kaçırılıp öldürüldüğünün tespit edilmesinin ardından, kadın örgütleri kadın cinayetlerine ve kadına karşı şiddet olaylarına tepki için başta Sarah Everardın öldürüldüğü Clapham Common olmak üzere tüm ülkede 13 Mart akşamı eylemler düzenlemek istediler.

    Polisin bir çok bölgedeki eylemlere müsade etmemesi ve göstericilere 10 bin pound para cezası verileceği tehdidini savunması üzerine #Reclaimingthesestreets adındaki grup eylemlerini iptal ettiklerini açıkladılar.
    Bir çok bölgede eylemlerin iptal edilmesinin ardından Londra’da faaliyetlerini sürdüren Sosyalist Kadınlar Birliği bir çağrı yaparak kadınları Kuzey Londra’ da toplanmaya çağırdı.

    Sosyalist Kadınlar Birliğinin yanısıra Britanya Alevi Federasyonu’ndan kadınların da katıldığı eylemde okunan SKB imzalı bildiride “Öfkeliyiz, Sarah’nın öldürülmesinin ardından polis teşkilatının kadınlara geç saatlerde sokağa çıkmayın demesinden dolayı öfkeliyiz.
    Öfkeliyiz, şiddete uğrayan kadınların şiddetin sebebi olarak görüşmelerinden dolayı öfkeliyiz.
    Öfkeliyiz; kadınlara, saldırganlardan daha rahat kaçabilmeleri için spor ayakkabı giymelerini önermelerine öfkeliyiz.
    Öfkeliyiz; polisin elindeki tüm imkanları kullanarak, kadına yönelik cinayet ve şiddete karşı gerçekleşecek eylemi yasaklamalarından dolayı öfkeliyiz.

    Evet kadınlar sokaklarda güvenceye değiller, ama bunun sebebi kadınlar değil tam tersine erkek egemen kapitalist sistemdir.’ denildi.
    Eylem boyunca sık sık ingilizce “Kadına yönelik şiddete son, Ne istiyoruz- güvenli sokaklar/ Ne zaman-Şimdi ” sloganları atıldı.