Tag: YPG

  • Londra’da kadınlar ‘dayanışma’ eyleminde buluştu

    Londra’da kadınlar ‘dayanışma’ eyleminde buluştu

    Londra’da Afgan kadınlarla dayanışma eylemi düzenlendi. Eyleme katılan Kürt kadınları eril ve barbar zihniyete karşı ortak mücadele çağrısında bulundu.

    Londra’da enternasyonalist ve Ortadoğulu kadın örgütleri Trafalgar Meydanı’nda bir araya gelerek, Afgan kadınlarla dayanışma eylemi düzenlendi. Eylemde Şengal ve Afganistan’da faşist, gerici, barbar ve kadın düşmanı zihniyetin saldırlara dikkat çekilerek, bu zihniyete karşı öz savunma geliştirilmesi ve ortak mücadele vurgusu yapıldı.

    Eyleme katılan Kürt Kadın İnisiyatifi üyeleri, YPJ ve YPG bayrakları açarak Şengal ve Afganistan’daki barbar çerelere dikkat çekti.
    Eylemde Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin (TJA) bildirisi okunarak, faşist ve gerici zihniyete karşı mücadelenin büyütüleceği ifade edildi.

  • Londra’da işgale karşı kitlesel yürüyüş 

    Londra’da işgale karşı kitlesel yürüyüş 

    Londra’da Kürtler ve dostları Türk devletinin faşist politikaları ve işgal girişimlerine karşı bir yürüyüş gerçekleştirerek, “Özgürlüğün anahtarı Kürdistan dağlarıdır. Dağlar biziz” mesajı verdi.

    Türk devletinin medya savunma alanlarına yönelik işgal girişimine karşı Kürt Halk Meclisi’nin  çağrısı ile Kürtler ve dostları Londra Civic Centre önünde bir araya geldi. Halkların Devrimci Birleşik Hareketi (HDBH) bileşenlerinin destek verdiği eylemde, YPG, YPJ bayrakları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan flamaları ile ‘Terörist Erdoğan’ dövizleri taşındı.

    Eylem boyunca sık sık, “Kahrolsun faşizm”, “Biji gerilla”, “Biji PKK”, “Biji serok Apo”, “Katil Erdoğan” sloganları atıldı.

    Burada ilk olarak söz alan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal, Kürt halkının temel değeri olan gerilla alanlarına yönelik işgal girişimine sert tepki göstererek, “Türk devleti bilsin ki gerilla halkın ta kendisidir. Soykırımcı politikalar asla başarıya ulaşmayacaktır. Bu halk Erdoğan faşizmini yerle bir ederek bozguna uğratacaktır. Nasıl ki Zap’ta Gare’de bozguna uğradığnız bugün de özgürlük ruhuyla savaşan gerillaya karşı bir kez daha yenileceksiniz” diye kaydetti.

    Kurdish Solidarity Campaign’den Nick Matheou’da Kürt halkının en yüce dostunun dağlar olduğunu vurgulayarak, “Kürt halkının dağları karşısında faşizm ezilecek. Özgürlüğün anahtarı Kürdistan dağlarındadır” dedi.

    Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HDBH) adına Heval Ufuk ise faşizme ve işgalciliğe karşı birlikte mücadelenin önemine dikkat çekerek, sömürgeci faşist Türk devletinin gerillanın direnişi ile yenileceğini ifade etti. KCDK-E Başur adına bir konuşma yapan Şiwan Başur ise işgalciliğin Kürdistan topraklarından sökülüp atılması gerektiğini vurguladı.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle kortej halinde KCC binasının bulunduğu Haringey’e doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca alkış ve zılgıtlar eşliğinde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a öfke ve tepki gösterildi. Yürüyüşe yol boyunca yoğun ilgi gösterilmesi dikkat çekti.

  • Sinan Dersim Londra’da anıldı

    Sinan Dersim Londra’da anıldı

    Kandil’de hava saldırısında yaşamını yitiren Sinan Dersim (Dalokay Şanlı) için Londra’da kitlesel anma etkinliği gösterildi.

    Kürt Halk Meclisi Şehit Aileleri Komisyonu tarafından Medya Savunma Alanları’nda 27 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitiren Sinan Dersim için KCC binasında bir anma etkinliği gerçekleştirildi.

    Anmanın yapıldığı salon şehit düşen PKK’nin öncü kadroları ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri ile PKK, TJK-E, YPG ve YPJ bayrakları ile donatıldı.

    Sinan Dersim Londra’da anıldı
    Sinan Dersim Londra’da anıldı

    Bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan anmaya Halkların Birleşik Devrim Hareketi bileşenleri, Kürt Halk Meclisi üyeleri ve şehit aileleri katıldı. Sinan Dersim’in hayatını anlatan sinevizyonun gösterildiği anmada, sık sık ‘Şehit namırın’, “Biji serok Apo” sloganları atıldı.

    İlk olarak HDBH adına yapılan konuşmada Sinan Dersim’in Türkiye ve Kürdistan devriminin önderlerinden olduğu vurgulanarak, Dersim’in devrimci ruhu ile mücadeleyi yükseltme sözü yinelendi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Ercan Akbal’da Sinan Dersim’in Avrupa’da yürüttüğü siyasal çalışmalarına değinerek, “Kapitalist moderniteye karşı devrimci duruşu ortaya koyarak hepimizi derinden etkileyen ve mücadeleye sıkı sıkıya bağlılığın ifadesi olmuştur. Anıları rehberimiz olacak ve mücadele bayrağımız olacaktır” dedi.

    MLKP, Dersim-Der, Maoist Komünist Parti gibi bir çok devrimci hareketin mesajlarının okunduğu anmada, Kürt Halk Meclisi Şehit Aileleri Komisyonu adına Ali Boyraz bir konuşma yaptı. Boyraz, Sinan Dersim’in Kürt özgürlük mücadelesinde devrimci duruş ve yaşamı ile halkların devrimci mücadelesinin neferi haline geldiğinin altını çizdi.
    Anma da son olarak Sinan Dersim’in fotoğraflarının oluştuğu sinevizyon gösterimi ile sona erdi.

    Haber: Diren Dicle

  • Britanya KHM YPG’li Scurfield’i andı

    Britanya KHM YPG’li Scurfield’i andı

    Kürt Halk Meclisi DAİŞ’e karşı verilen mücadelede hayatını kaybeden İngiliz YPG savaşçısı Eric Constandino Scurfield (Kemal) andı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Şehit Aileleri Komisyonu Rojava’nın Qamişlo kentine bağlı Til Berak’ta DAIŞ çeteleri ile YPG savaşçıları arasında 2 Mart 2015 yılında çıkan çatışmada yaşamını yitiren Britanya vatandaşı YPG savaşçısı Konstandinos Erik Scurfield’i (Kemal) andı.

    Pandemi nedeniyle kitlesel anma gerçekleşmezken Londra KCC binasında Scurfield’in anısına fotoğraflarının bulunduğu bir masa kurularak etrafına çiçekler bırakıldı ve mumlar yakıldı.

    Şehit Aileleri Komisyonu Sözcüsü Ali Boyraz bir açıklama yaparak, “Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürdistan halkı enternasyonal şehitlerini Erik Scurfield yoldaş şahsında bir kez daha saygı ve minnetle anıyoruz. Şehitlerimizin demokratik komünal ve cinsiyet özgürlükçü sistem ideallerini gerçekleştirme sözünü yineliyoruz. Şehit namırın” dedi.

  • Şehit Mehmet Aksoy doğum gününde anıldı

    Şehit Mehmet Aksoy doğum gününde anıldı

    YPG basın biriminde iken yaşamını yitiren yönetmen, yazar, gazeteci, ve şair Mehmed Aksoy, doğum günü dolayısıyla Londra Highgate Mezarlığı’nda ailesi ve sevenleri tarafından bir kez daha anıldı.

    “Kapitalizme teslim olmayın, Maddiyata, çirkin ilişkilere, sevgisizliğe, saygısızlığa, yozluğa, eşitsizliğe teslim olmayın” diyen ve YPG basın biriminde iken yaşamını yitiren yönetmen, yazar, gazeteci, ve şair Mehmed Aksoy (Firaz Dağ), doğum günü dolayısıyla Londra Highgate Mezarlığı’nda ailesi ve sevenleri tarafından bir kez daha anıldı.

    YPG basın biriminde iken Rakka’da IŞİD çeteleri tarafından katledilen Mehmed Aksoy’u kimi  devrimci, kimi sinemacı yönetmen, kimi yazarlığı ile kimi dostluğu, arkadaşlığı, kimi eşitsizliğe karşı bir militan yada karizmatik bir diplomat kimi de sadeliğin önderi olarak tanımlar. Aslen Malatya’nın Kürecik ilçesinden Kürt ve Alevi bir aile olan Aksoy ailesi politik ve ekonomik nedenlerle  80’li yıllarda önce İstanbul’a göç etmek zorunda kalır. Ailenin ilk çocuğu olan Mehmet Aksoy, 24 Şubat 1985 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Sosyalist ve devrimci bir aile ortamında  dünyaya gelen Mehmet Aksoy’un ailesi bir kaç yıl sonra da bu kez de İngiltere’ye göç etmek zorunda kalır.
    Kapitalizmin başkentlerinden Londra’da büyüyen Mehmet Aksoy, burada tıpkı kendi cümlesi ile ‘Kapitalizme teslim olmadan’ hem sosyalist mücadele hem de Kürt Özgürlük Hareketinin yılmaz bir savunucusu olur. İdeallerine ve düşüncelerine uygun bir şekilde yaşayan Mehmet’in  en önemli özelliği ise eylemler de bir önder, günlük hayatta bir emekçi işçi, mütevazi ve sadeliği ile onu tanıyan tanışan her insanda farklı bir etki bırakması olur.
    Aksoy’un Karl Marx’ın bulunduğu  Londra Hıghgate Mezarlığı’ndaki mezarının ziyaretçileri ise hep var. Aradan 4 yıla yakın bir zaman geçse de Mehmet her fırsatta ‘hakkı verilmiş bir yaşam’ denilerek anılıyor ve mekanı çiçeklerle süsleniyor.

    Londra’nın bağrından çıkan ve Rakka’da ölümsüzlüğe yürüyen ‘Bizim Memocan’, ‘Bizim Memed’in doğum günü vesilesi ile yaşama bakışını anlatan bir kaç sözü ise şöyle:

    “Katliamlara, soykırımlara uğramış ama pes etmeyen, onuruyla direnen halkımın hikayelerini anlatmak istiyorum, bu benim en büyük hayalim.”

    “ Sadece yıldızlara bakın Beni orada göreceksiniz Samanyolu kıvrımında Galaksilerin buluştuğu yerde”

    “Tüm yürekler, tüm gözler buraya dönmeli. Çok büyük bir savaş başlayabilir. Ben buna hazırlıklı olacağım. Ödediğimiz bedeller boşa gitmemeli. Bayrak hiç düşmemeli. Çocuklarımıza onurlu bir miras bırakmalıyız. Mutlaka kazanmalıyız. Yüz yıl daha köle gibi yaşamamalıyız. Bunu bir propaganda olarak algılama!’

    ‘Yoldaşlık sağlıklı bir toplumun temel taşıdır’

    “Demokrasiye, insan haklarına, laik sosyal bir sisteme inanan tüm Türkiye ve Kürdistanlılar hem milliyetçi devletçi askere hem de İslamcı devletçi faşizme karşı alternatif olarak bir duruş sergilemelidir. Bunun için önce meseleyi doğru anlamak gerekir.”

    “Dünyanın tüm çocuklarını kucaklasam, Bassam bağrıma Desem; ‘Size savaşsız bir dünya getirdim, Şeker tadında’ inansalar tüm bilmezlikleriyle, tüm çocukluğumla…”
    “Bu hayatta devrimden daha değerli hiç bir şey yok. Ne olursa olsun zafer bizim olacak.”

    Diren Dicle

  • Aileler Unutulmadı

    Aileler Unutulmadı

    Londra Kürt Halk Meclisi Bünyesinde çalışmalarını sürdüren Britanya Şehit aileleri komisyonu, YPG ve YPJ saflarında şehit düşen Britanyalı savaşçıların ailelerini yeni yılda unutmadı.

    Şehit aileleri komisyonu özel olarak hazırladığı çiçek ve hediye sepeti ile yeni yıl kartlarını Britanyalı 8 YPG ve YPJ’linin ailelerinin adreslerine gönderdi.

    Erik Scurfield, Jack Holmes, Mehmet Aksoy, Anna Campbell, Dean Evans, Ryan Lock, Luke Rutter, Ollie Hall’un aileleri kanalımız aaracılığıyla Britanya şehit aileleri komisyonuna teşekkür etmek istedi.

    Verilen ortak mesajda, aileler komisyona teşekkürlerini iletti.

    Britanya genelindeki pandemi koşullarından kaynaklı ev ziyaretleri ve etkinliklerin yapılması mümkün olmasa da, özellikle Şehid aileleri komisyonun bu davranışı aileler tarafındanbüyük takdirle karşılandı.

    Aileler Unutulmadı
    Aileler Unutulmadı
  • İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım

    İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım

    İngiliz YPG savaşçısı Macer Gifford: Hayatımı Rojava’daki devrime adadım 1

    Geçen yıl Rojava’da YPG saflarında Daiş’e karşı altı ay savaştıktan sonra İngiltere’ye lobi çalışmaları için geri dönen, İngiltere vatandaşı Macer Gifford, Rojava’ya geri döneceğini açıkladı. Özel olarak görüştüğümüz Gifford, Britanya’nın Türkiye siyasetini değerlendirdi.

    Haber Foto: Esra Türk

    Aralık 2014’te Rojava’ya YPG saflarında savaşmak için giden Gifford, Haziran ayında dönerek, YPG’nin Rojava’da Daiş’e karşı yürüttüğü savaşa ilişkin gündem yaratıp destek toplamak için çalışma yürüttü.

    Son altı ay içerisinde çeşitli ülkelerde lobi çalışmaları yürüten Gifford, Rojava için kullanılacak tıbbi malzemeler için İsviçre’de bağış topladı. Muhafazakar Parti ile yakın bağlantıları olan Gifford, hükümet içerisinde ve hükümete yakın isimlerle görüşmeler gerçekleştirdi. Gifford, ABD’ye ziyareti kapsamında bir çok medya kurumuyla görüşmelerin yanı sıra ABD Kongresinde toplantılar yaptı. Gifford, New York’taki City Üniversitesinde de görüşmelerde bulundu.

    ‘‘Birisinin yetersiz tıbbi malzemelerden kaynaklı yaşamını yitirdiğini görmek çok üzücü ve bunu önleyebilmenin yollarını aramak gerekir’’ diye konuşan Gifford, yaptığı çeşitli çalışmalarla bağış toplayarak gerekli tıbbi malzemeler temin ettiğini anlattı.

    Rojava’dan dönüşünün her zaman geçici bir plan olduğunu belirten Gifford, oraya geri gidip oluşan sosyal ve siyasal yapıyı tanıtmaya devam edeceğini anlattı.

    HAYATIMI ROJAVA’DAKİ DEVRİME ADADIM

    ‘‘Hayatımı Rojava’daki devrime adadım ve geri dönmek her zaman planlarımda vardı. Britanya’da çok şey yaptım, yani yapabileceklerimi yaptım. Kavgamı devam ettirmek için Rojava’ya geri dönüyorum. Rojava’daki kardeşlerimin yanına dönmek istiyorum. Cephede önemli bir savaş yürütüyorlar, ben de onların yanında olmak istiyorum’’, diyen Gifford, ilk olarak Kobane’ye gitmek istediğini anlattı.

    Bir belgesel ekibiyle Rojava’ya giden Gifford, özellikle, bölgede gelişen yaşam düzenini uluslararası kamuya yansıtmak istediğini ve ailesinin kendisini ziyaret için çağıracağını ifade etti. ‘‘Yapmak istediğim şeylerden birisi, ailemi Rojava’ya davet edip, oradaki yaşamı görmeleri. Ne kadar güvenli bir yer olduğunu onlara göstermek için. Ben oradayken, şehirde dolaşıp bakkala gidiyordum; mağazalarda rahatça geziyordum. Ve kendimi güvende hissediyordum’’ diye konuştu.

    İLK OLARAK KOBANE’YE GİDECEĞİM

    Devam eden yeniden inşa çalışmalarını bizzat görmek için ilk olarak Kobane’ye gitmeyi planladığını anlatan Gifford, Britanya’dan katkı sağlamak için daha örgütlü bir çalışma gerektiğini ifade etti. Belgesel ekibi aracılığıyla da yapılan çalışmaların uluslararası alanda daha yaygın bir şekilde görülebileceğini söyledi.

    BRİTANYA’NIN HAVA SALDIRILARI YETERSİZ

    Britanya hükümetinin Aralık ayında aldığı Parlamento kararıyla Suriye’de Daiş’e karşı savaşa katılmasını değerlendiren Gifford, bir ay içerisinde gerçekleşen operasyonların etkili olmadığını ifade etti. ‘‘David Cameron parlamento kararını çıkartmak için elinden geleni yaptı. [Bu hava saldırılarının] Daiş’e karşı savaşı yeni bir boyuta taşıyacakmış ve daha fazla rol oynayacağımız gibi davrandı. Ama onun bilmesi gereken, ve anlatılması gereken şey, bir kaç hava saldırısı, bir kaç bomba atmak Daiş’i yok etmek için yeterli bir strateji değil. Bir kaç cihatçının üzerine bomba atıp öldürmek, savaşa zarar vermez ama çok etkili de değil’’ diye konuşan Gifford, Britanya’nın direk olarak YPG’ye destek vermesi gerektiğini anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘[Rojava’da] dahil olduğum son operasyonda 12 bin km kare toprağı Daiş’ten kurtardık. İki haftadan az bir sürede YPG 550 Daiş üyesini öldürdü. Britanya devleti bir ayda milyonlarca sterlin harcadı belki de ve 10 hava saldırısı gerçekleştirdi. O parayla malzemeye alınıp YPG’ye verilse çok daha faydalı olur.’’

    DÜNYA’DA GELİŞEN OLAYLAR CAMERON’UN UMURUNDA DEĞİL

    Gifford, Başbakan David Cameron ile Türkiye’nin ilişkisinin temelinde ticaret ve ekonomik çıkar olduğunu ifade ederek, insan hakları ihlallerine çok duyarlı olmadığını anlattı. Gifford, ‘‘Cameron domestik bir başbakan. Dünyada olup biten çok da fazla umurunda değil ve üçüncü dönem tekrar yarışmayacağını zaten açıkladı. Güvenli bir çift el olarak hatırlanmak istiyor. İşçi Parti hükümetinden miras kalan kötü bir ekonomiyi düzelten lider olarak hatırlanmak istiyor.’’

    Cameron’ın orta yolcu bir siyasetçi olduğunu ifade eden Gifford, artık ülkenin uluslararası alanda daha güçlü bir lidere ihtiyacı olduğunu ve ülkelerinde insan hakları ihlalleri olan liderlere kırmızı halının serilmemesi gerektiğini söyledi.

    İNGİLİZ SİYASETÇİLER TÜRKİYE’NİN DAİŞ’E DESTEĞİNDEN HABERDAR

    Gifford, Britanya devleti içerisinde konuştuğu bazı siyasetçilerin Türkiye’nin Daiş’e ‘göz yumduğunu’ itiraf ettiklerini ve bu durumdan rahatsız olduklarını dile getirdiklerini, fakat, bu fikirlerini kamuda açıklayamadıklarını anlattı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Almanya’dan sonra, Britanya Türk mallarını ihracat eden ikinci ülke. Milyonlarca Britanyalı her yıl Türkiye’ye tatile gidiyor. Britanya ve Türkiye için, önemli bir ticari ilişkidir bu. David Cameron’ın şu anki önceliği de ekonomidir ve insan hakları ihlallerine uğrayan insanlarla çok ilgili değil. Türkiye’nin bölgede yarattığı dengesizlikle de çok ilgilenmiyor ya da göz yumuyor. Türkiye ÖSO içerisindeki aşırı İslamcı grupları destekliyor; her fırsatta Kürtleri hedef alıyor; ve YPG’ye karşı Daiş’i destekliyor. Türkiye’nin güçlü bir istihbaratı var. Eğer Daiş’e göz yumuluyorsa, devlet içerisinde bu bilginin ne kadar üst düzeyden bilindiği sorgulanmalı. Bu bilginin Cumhurbaşkanına ulaştığından şüphem yok.’’

    TÜRKİYE’NİN TAVRI DAİŞ’E KARŞI SAVAŞI OLUMSUZ ETKİLİYOR

    Gifford, Türkiye’nin, Kürtlerin Rojava’da elde ettikleri kazanımları Daiş’ten daha tehlikeli olarak algılaması, Daiş’e karşı savaşın uzamasına yol açtığını ve böylece Daiş’in Britanya için ulusal bir tehdit olmaya devam ettiğini ifade ederek şöyle konuştu: ‘‘Türkiye’nin bir numaralı düşmanı Kürtler, sonra Assad. Daiş daha gerilerde. Türkiye, Kürtlerin Suriye’de bir sese sahip olmalarını ve hak kazanmalarını görmektense, Suriye’nin tümünü yandığını görmeyi tercih eder. Devrimi önlemek için elinden geleni yapar. Bana göre devrim artık durdurulmaz. YPG ve YPJ’nin Rojava halklarını özgürleştirmek için yaptıkları muhteşem şeyler dünya tarafından görülüyor. Dünya Suriye’de olanların farkına varmaya başlıyor. Türkiye’de kendisini dışlanmış olarak görüyor.

    ‘‘[Erdoğan] savaşı uzatıyor ve Kürtlerin Suriye’ye barış sağlamasını engelliyor. Savaş uzadıkça da kaç kişi daha ölüyor? Uluslararası terör ağlarına daha fazla para akıyor. Bu da demek ki, bir kaç yıl içerisinde Britanya topraklarında korkunç saldırılar olabilir. Örneğin, savaş bir yıl içerisinde bitse önlenecek saldırılar. Kürtlerle ya da Britanya ile çalışsalar bu sağlanabilir.’’

    Muhafazakar Parti’nin en eski ve özel kulüplerinden olan Carlton Club’da gerçekleştirdiği sohbetlerde, bireylerin kendisini desteklediklerini ve YPG ve Rojava’daki halkın istedikleri hakkında bilgi istediklerini ifade eden Gifford, insanları bu konuda bilgilendirmenin önemini vurguladı. Gifford şöyle devam etti: ‘‘Hükümetin duruşu var, birde bireysel fikirler var ama kamuda bunları açıklamak istemiyorlar. Güzel olan şey, destek bulunuyor ve bu destek zamanla açığa çıkar, lobi faaliyetleri güçlendikçe ve hükümet YPG’yi görmezden gelemeyeceğini anlayınca, ve Rojava’daki devrimin neler sunduğu gördüklerinde, sadece Rojava’ya değil de, tüm Suriye de.

    ŞİLAN ÖZÇELİK’İN MAHKUM EDİLMESİ ADALETSİZLİK

    Gifford, son olarak Şilan Özçelik’in PKK’ye katılmaya teşebbüsten mahkum edilmesine ilişkin soruya, cevabında Daiş’e karşı mücadele etmek isteyen ve demokrasiye inanan genç bir kadının hapsedilmesinin adaletsizlik olduğunu ifade etti. Gifford, şöyle devam etti: ‘‘Şilan’ın mahkum edilmesi adaletsiz bir mahkeme. Çok sinir bozucu bir durumdu. Bu nasıl bir mesaj veriyor? Demokrasiye ve insan haklarına inanan bir genç kadın, Daiş’e karşı savaşmak istiyor. Tekniki bir detaydan dolayı Şilan mahkum edildi. PKK’nin terör listesinde olması da tarihsel ve siyasidir. Veriye dayanan bir karar değil. PKK, hiç bir anlamda bir terör örgütü olarak tanımlanamaz. Bu bir devrimdir. Baskı gören bir halkın tepkisi ve devrimidir. Ben bir realistim ve bunu neden yaptıklarını da anlıyorum ama umarım ki demokrasiye inanan ve Daiş’e karşı savaşan birilerini hapsetmenin doğru olmadığının farkına varırlar.’’

    SORUN PKK DEĞİL TÜRK, DEVLETİNİN KENDİSİ

    PKK’nin terör listesinde olması konusunda Gifford, şunları ifade etti: ‘‘PKK’nin terör listesinden çıkması gerektiğine derinden inanıyorum. Türkiye’nin ve Kuzey Kürdistan’ın geleceği orada yaşayan insanların elinde tabii ki. Ama sorun, Türkiye’dir, Kürtler değil. Kürtler müzakere etmek istiyor ama bunu ret eden Türkiye. Türkiye ABD ve Britanya’ya, PKK’yi terör listesinden çıkartmaması için baskı uygulamaya devam eder. Türkiye’de barış olacaksa Apo serbest bırakılması gerekiyor, PKK’nin terör listesinden çıkarılması gerekiyor ve Türkiye ve Kürtler konuşmaya başlamalı. Kürtler bir çok teklifte bulundu, burada en büyük sorun Türkler.’’