BATMAN – HDP binasına yapılan baskınla ilgili açıklama yapan Batman Valiliği, gözaltına alınan eşbaşkanlar için “sözde” tabirini kullandı.
Month: May 2020
-

Valilik eşbaşkanlar için ‘sözde’ tabirini kullandı
Batman Valiliği, Hakların Demokratik Partisi (HDP) il binasına dün yapılan baskınla ilgili açıklama yaptı. Valilik açıklamasında, Siyasi Partiler Kanunu’nda bulunan eşbaşkanlar için “sözde” tabirini kulandı.Valiliğin, açıklamasında şu ifadeler kullanıldı: “Batman Emniyet Müdürlüğü’ne 29 Mayıs 2020 tarihinde intikal eden bir ihbar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda, ilimiz Cumhuriyet Mahallesi Turgut Özal Bulvarı üzerinde faaliyet gösteren HDP (Halkların Demokratik Partisi) İl Başkanlığı binasında arama yapılmıştır. Batman HDP milletvekilleri ve avukatlarının da hazır bulunduğu arama neticesinde çok sayıda örgütsel ve bazı teröristlere ait fotoğraf ,afiş, yasaklı kitap ve suç unsuru olan dijital materyallere el konulmuş, sözde il eşbaşkanları Ömer Kulpu ve Fatma Ablay isimli şahıslar gözaltına alınmıştır. Konu ile ilgili tahkikat devam etmektedir.” -

Yeni incelemeye göre Britanya artık dünyanın en yüksek Koronavirüs ölüm oranına sahip
Yeni bir analiz, hükûmetinin aldığı Koronavirüs önlemlerinin şubat ayından bu yana tartışmalara sebep olduğu Britanya’nın en yüksek Covid-19 ölüm oranına sahip olduğunu ortaya koydu.
Britanya’da resmi rakamlara göre Koronavirüs sebebiyle 37 bin 837 kişi hayatını kaybetti. Ancak geçen yılların Mart-Mayıs sonu ortalamalarına bakıldığında bu sene Britanya’da toplam 59 bin 537 aşırı ölüm yaşandığı görülüyor. Financial Times gazetesine göre bu sayı, ülkede yaşanan gerçek Covid-19 kaynaklı ölü sayısına işaret ediyor olabilir. Bu sayılar gerçek ölü sayısına işaret ediyorsa, Britanya şu anda ABD’den sonra en çok Koronavirüs kaynaklı can kaybının yaşandığı ikinci ülke konumunda.
Bu verilere göre Britanya’da yaşayan her bir milyon kişiden 891’i Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.
Business Insider’ın analizine göre son açıklanan veriler nüfusa oranlandığında Britanya’nın ABD, İsveç ve İtalya gibi ülkeleri geride bırakarak dünyadaki en yüksek ölüm oranına sahip olan ülke olduğunu gösteriyor. FT’nin dünkü nüshasında yer verdiği makale Britanya’nın İspanya’dan sonra en yüksek ikinci Koronavirüs ölüm oranına sahip olduğunu gösteriyordu.
Financial Times aynı zamanda Koronavirüs önlemlerini erken alan ülkelerin genellikle daha düşük ölüm oranlarına sahip olduğu değerlendirmesinde bulundu. Britanya’da Boris Johnson hükûmeti, önlemleri çok geç almakla eleştiriliyordu.
-

HDP Batman İl Binasına baskın: Eşbaşkanlara gözaltı
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman il binası yapılan operasyon ile polis baskını gerçekleştirildi. Yaklaşık 2 saat süren baskının gerekçesi olarak Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerinin parti binası dışından görüldüğü iddiası ile yapıldığı belirtildi.
Aramalar esnasında parti binasında HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran, Mehmet Rüştü Tiryaki ve Dr. Nejdet İpekyüz ve avukatlar bulundu. Aramaların devam ettiği sırada bina ve çevresi de polis ablukasına alındı. Partililer ve parti yöneticileri il binası önüne gelerek bekleyişlerini sürdürürken, polisin dışarıda bekleyen partililere “fiziki mesafe” kuralını hatırlatması dikkat çekti.
Yapılan aramalarda bina içinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Haki Karer, Sakine Cansız’a ait fotoğraflara ve binada bulunan tüm dijital materyallere de el konuldu.
Aramalar sona ererken, Batman İl Eşbaşkanları Ömer Kutlu ve Fatma Albay gözaltına alındı.
-

Thomas Lovejoy: Doğayı önceleyen çığlık yükseliyor
Biyo-çeşitlilik kavramının kurucularından Prof. Dr. Thomas Lovejoy, doğayı öncelik alan yeni bir model için çığlıkların yükseldiğini belirterek, “İnsanlığı daha sağlıklı kılmanın yolu doğaya ve biyo-çeşitliliğe saygı duymaktan geçiyor, onları suçlamaktan değil” dedi.
Koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla beraber ekolojik yıkımın göstergelerinden biri olan canlı türlerinin yok edilmesi de tartışılıyor. Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) ve Londra Zooloji Derneği tarafından 2018 yılında yayınlanan raporuna göre; son 50 yılda karasal türlerin popülasyonunda yüzde 38 ve deniz türlerin popülasyonunda yüzde 36 azalma, en fazla kayıp yüzde 82 ile sulak alanlarda ve canlı türlerinde yüzde 60’lık genel bir kayıp yaşandı.Science tarafından yayınlanan “Yeryüzündeki yaşamın giderek yayılan insan kaynaklı azalışı dönüştürücü bir değişim ihtiyacına işaret ediyor” başlıklı bir araştırmada, yeryüzünün yüzde 70’inin doğrudan değişikliğe uğratıldığı, okyanus yüzeyinin yüzde 66’sının giderek artan kümülatif etkilere maruz kaldığı; sulak alanların yüzde 85’inin 1700’lerden beri yok olduğu ve bin kilometreden uzun nehirlerin yüzde 77’sinin artık doğrudan kaynağından denizlere akamadığı kaydedildi.Biyo-çeşitlilik kavramını bilimsel alana ilk taşıyan Mason Üniversitesi Çevre Bilimi ve Politikası Bölümü’nden Prof. Dr. Thomas E. Lovejoy ile konuştuk. Son 50 yıldır Amazonlar başta olmak üzere dünyanın birçok yerinde canlı türlerine dair araştırmalar yapan Lovejoy, mevcut ekolojik krizlerin, doğayı öncelik alan bir model için birer çığlık olduğunu belirtiyor.Ekolojik krizleri türlerin yok edilmesiyle nasıl ilişkilendiriyorsunuz?Biyo-çeşitlilik tüm çevresel problemlere dâhildir ve bütün çevresel problemlerin biyo-çeşitlilik üzerinde negatif sonuçları olur. Şu an açık şekilde anladığımız bir şey var ki o da şu habitat parçalanmasına (ve doğada başka pek çok şeye) neden olarak biyolojik çeşitliliğin kaybolmasına neden oluyoruz. 100 hektarlık bir alandaki habitat parçalanmasının bu alanın içindeki ormanda yaşayan kuş türlerinin 15 yılda ortadan kaybolması ile sonuçlandığını çalışmalarımızda gösterdik.Yeni koronavirüsün ortaya çıkmasında vahşi hayvan pazarlarının, taze et pazarların rolü nedir?Salgın insanın doğanın işleyişini muazzam düzeyde ve sürekli devam eden şekilde bozmasının, vahşi yaşam ticaretinin, vahşi hayvan eti ve Wuhan’daki yarasa marketleri gibi vahşi yaşam marketlerinin açık sonuçlarından biri. Daha önce de belirttiğim görüşü tekrarlıyorum, bunu kendimize biz yaptık. Vahşi yaşam ticareti ve marketleri bir patojenin (örneğin, Ebola) kendi normali olan vahşi yaşam içindeki döngüsünden insanlar arasına sıçraması olasılığını büyük ölçüde artırırlar. İnsanların, vahşi hayvanların ve bu hayvanların taşıdıkları patojenlerin temasını, bu patojenlerin kendilerini taşıyacak ikinci bir konak (vahşi ya da evcil başka bir canlı) bulma ve oradan da insanlara taşınma olasılığını artırırlar.İnsanlığın doğaya-yaşam alanlarına müdahalesinin olası sonuçlarını ve bu müdahalenin koronavirüs pandemisinin ortaya çıkmasındaki rolü nedir?Patojenler normalde doğada sürekli dolaşım halindedir ve bunun bozulması insan toplulukları arasına sıçramalarına yol açabilir. Her yıl doğada ortaya çıkan yeni patojenler arasından genelde en az iki en çok dört tanesi insanlar için potansiyel yeni hastalıklar olarak tarif ediliyor. İklim değişikliği, vahşi ekosistemlere doğru küçük değişim dalgaları yayıyor ve yukarda bahsettiğim türden sıçramaların ve gelecek pandemilerin olasılıklarını artırıyor.Virüslerin biyo-çeşitlilik içindeki yeri nedir? Koronavirüs için “savaşılan bir düşman” benzetmesi yapılıyor…Patojenler doğanın içkin bir parçasıdır, ancak gerekli özen ve tedbirle doğaya yaklaşılırsa bu patojenlerin insan topluluklarına sıçramaları pek olası değildir. Ancak şunu da hatırlamalıyız; (Edward Jenner’a borçlu olduğumuz) aşı kavramının yaratılmasına da bir virüs (kovpoks virüsü) neden olmuştu. Ki aşının icadından beri milyarlarca insan bunun faydasını görüyor. İnsanlığa hizmet etmenin ve insanlığı daha sağlıklı kılmanın yolu doğaya ve biyo-çeşitliliğe saygı duymaktan geçiyor, onları suçlamaktan değil.Hayatınızın 50 yılını eko-sistemini araştırarak geçirdiğiniz Amazon yağmur ormanlarındaki türlerin yok olması noktasında temel bulgularınız nedir?Habitat, elbette yaşayan bitkilerden, hayvanlardan ve mikro-organizmalardan oluşuyor. Bu yüzden orman veya başka bir habitat yok olduğunda, bu yaşam alanının unsuru olan biyo-çeşitlilik de, yani bu alanda yaşayan tüm canlılar kayboluyor. Amazon, karmaşık yüzey alanlarındaki buharlaşma (evoporasyon) ve yapraklardaki terleme (transpirasyon) yoluyla aslında kendi aldığı yağışın yarısını kendisi oluşturur. Tropik Atlantik’ten Ant Dağları’na ulaşana kadar sular beş veya altı kez yenilenir.Bugün, ormanların tahrip edilmesi, iklim değişimi ve sıkça yaşanan yangınlar arasındaki negatif sinerjilerden dolayı Amazon öyle kritik bir noktaya geldi ki yağışlar Amazon’un güneyi ve doğusundaki yağmur ormanlarını desteklemek için yetersiz kalacak. Bu ormanlar muazzam ölçüde biyo-çeşitlilik kaybı, büyük karbon emisyonları ve içinde yaşayan yerli halklar üzerine pek çok etki ile birlikte savanaya (bozkır) dönüşecek. Ancak agresif düzeyde yoğun bir yeniden ağaçlandırma çalışması bu kritik noktadan kaçınmak için bir güven aralığı yaratabilir.Bu salgın krizine biz çözüm yaklaşımı olarak ekolojik bir perspektif konusunda önerileriniz nelerdir?İçinden geçtiğimiz mevcut pandemi krizi ve çevresel krizler, doğayı öncelik alan ve insan arzularının doğa ile bütünleştiği yeni ve sürdürülebilir bir model için bir çığlık olarak yükseliyor. Yaşayan Gezegen’in bize söylediğini dinlemek için çok geciktik.MA / Eylül Deniz Yaşar -

Hrant Dink Vakfı’na destek, yetkililere çağrı
İSTANBUL – Sivil toplum örgütleri, ortak açıklamayla Hrant Dink Vakfı’na gönderilen tehdit e-maili ile ilgili sorumluları provokasyonlara son verip, kin ve nefreti körüklemekten vazgeçmeye, yetkilileri ise görevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmeye davet etti.
Anıtpark Forum, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi, Demokrasi İçin Birlik (DİB), Demokratik İslam Kongresi (DİK), Diyalog Grubu, Doğu Güneydoğu Derneleri Platformu (DGD), Hak ve Adalet Platformu, Solfasol Gazete ve Yurttaş Girişimi, Hrant Dink Vakfı’na yönelik tehdit içerikli e-mail ile ilgili ortak bir yazılı açıklama yayımladı.ÖRNEKLERİN BAZILARI“Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olan bizler bu oyunu defalarca gördük, yaşadık. Sonu kötü bitiyor” sözleriyle başlayan açıklamada, “İşte yine bir süredir toplumun sinir uçlarına dokunmayı, tedirginlik, kargaşa, güvensizlik ortamı yaratmayı amaçlayan provokatif eylemler peş peşe geliyor. Van Başkale’de Vefa görevlilerinin uzun menzilli silahlarla saldırıya uğraması, muhalif kişi ve liderlere mermili, silahlı görüntülerle gözdağı verilmesi, Adana Yüreğir İlçesi CHP Gençlik örgütü başkanının tutuklanması, İzmir’de cami hoparlöründen Çav Bella çalınması, Bakırköy’de kilisenin kapısının yakılmak istenmesi, Kuzguncuk Ermeni kilisesinin haçının çalınması, mezarların tahrip edilmesi bu örneklerin bazıları” diye belirtildi.CEZASIZLIK TEŞVİK ETMEKTEBu eylemlerin en yenisinin ise iki gün önce Hrant Dink Vakfı’na gönderilen e-posta olduğu vurgulandı. Bu konuda açıklamada, “Daha önce de benzer dönemlerde defalarca duyduğumuz ‘Bir gece ansızın gelebiliriz’ gözdağıyla Rakel Dink’in ve Vakfın avukatının ölümle tehdit edilmesidir. Son dönemlerde üst üste gelen bu kışkırtma ve saldırılar birbirinden bağımsız ve rastlantısal değildir. Toplumu ayrıştırma, bölme, korku salma amaçlı nefret dilinin tetiklediği güdümlü eylemlerdir. Takipsiz ve cezasız kalmaları şer planları kuran odakları güçlendirmekte, hatta teşvik etmektedir” ifadelerine yer verildi.YETKİLİLERE ÇAĞRIGeçmişte de benzer olayların yaşandığı hatırlatmasında bulunulan açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: “Hrant Dink suikastine giden yollar benzer provokasyonlarla ve aynı nefret diliyle döşendi. Bu film bize on yıllar boyunca defalarca seyrettirildi. Filmin sonu her defasında kötü bitti. Sorumluları provokasyonlara son vermeye, kin ve nefreti körüklemekten vazgeçmeye; yetkilileri görevlerini ve sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmeye davet ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin her türlü ayrımcılığı lanetleyen yurttaşları olarak Hrant Dink Vakfı’na geçmiş olsun diyor, yanlarında olduğumuzu bildiriyoruz.”



