Author: ali

  • İran’a net mesaj: Savaş ilanı

    İran’a net mesaj: Savaş ilanı

     Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle İran’ın ağır bir darbe aldığını belirten Prof. Dr. İlhan Uzgel, ABD’nin Tahran’a “Irak’tan çekil” mesajı verdiğini söyledi. Ortadoğu uzmanı İslam Özkan ise, suikastın “savaş ilanı” olduğunu kaydetti.

    İran’ın dış operasyonlardan sorumlu generali, doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’e bağlı Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ve Irak’taki milis örgütlenmeleri Haşd-i Şabi’nin iki numaralı ismi Ebu Mehdi el Mühendis’in Bağdat Havalimanı’nda ABD’nin hava bombardımanıyla öldürülmesi dünyanın gündeminde. Bir süredir dolaylı yollardan adı konmamış bir savaş içinde olan ABD ile İran arasında tansiyonu oldukça yükselten suikastın ardından dünya da diken üstünde. Tahran yönetimi üst düzey açıklamalarla ABD’den ağır bir intikam alacaklarını duyururken, ABD ise Irak’taki tüm vatandaşlarını tahliye etmeye başladı. Başkent Bağdat’ta alarm durumuna geçildi.
    Birçok ülke peş peşe Ortadoğu hakkında endişe içerikli açıklamalar yapmaya başladı. Ortadoğu Uzmanı İslam Özkan ve Prof. Dr. İlhan Uzgel, bu suikastın olası sonuçlarını ajansımıza değerlendirdi.
    ‘SAVAŞ İLANIDIR’
    General Süleymani’nin İran için sadece üst düzey bir askeri yetkili olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen İslam Özkan, Süleymani’nin İran’ın bölgesel hatta küresel savunma stratejisini belirleyen kişi olduğunu söyledi. Özkan, “Süleymani İran halkı tarafından efsanevi ve kahraman olarak nitelendirilen biriydi. İran’da Hamaney ve Süleymani’ye yönelik saldırı bütün İran’a yapılmış bir saldırı olarak telaki eder. Dolayısıyla bu saldırı bu anlamda bir savaş ilanıdır” dedi.
    ARKA PLANA SAHİP
    Yaşanan olayın bir arka plana sahip olduğunu vurgulayan Özkan, sahada daha önce yaşananlara dikkat çekerek, “ABD önce Bağdat yakınlarında bulunan Haşdi Şabi üssünü vurdu. Bu saldırıda Irak Hizbullah’ına bağlı birçok kişi öldü. Bunun üzerine ABD elçiliği geçen günlerde Irak Hizbullah’ına sempati duyanlar tarafından işgal edildi. Bu gelişmeler üzerine ABD Kuveyt’e asker göndereceğini açıkladı. Bütün bu gelişmeler sıcak bir çatışmanın başlangıcını gösteriyordu” diye ifade etti.
    ABD GERİLİMİ TIRMANDIRDI
    “Kimse bu kadar üst düzey bir şey beklemiyordu” diyen Özkan, şöyle devam etti: “Bu daha düşük düzeyde seyredilecek bir gerilim olarak kalabilirdi ama ABD bu gerilimi tırmandırmayı tercih etti. Bunun doğrudan Trump’ın politikalarıyla ilişkisi var.”
    MİSİLLEMELERİN BOYUTU BELİRLEYİCİ
    İran için sembol olan Süleymani’ye yapılan bu saldırının misillemelerle karşılık bulacağını aktaran Özkan, “ABD ve İran arasında yaşanan çekişme bölgesel bir savaş potansiyelini her zaman taşıdı. Yaşan bu son durumun bölgesel bir savaşa dönüşmesi ihtimalini düşük görüyorum. İran’dan misillemeler olacaktır ama kapsamlı bir savaşa dönüşme ihtimalini düşük görüyorum. Ama bu ihtimal bütünüyle göz ardı edilemez. Tabi bu süreç sadece bölgesel bir çatışma olarak kalmayacak. Bunun uluslararası etkileri de olacak. Bunun küresel açıdan etkisi ise İran’ın harekete geçirmeye çalıştığı nükleer silah tehditleri. Tarafların birbirine yapacakları misillemelerin çap ve boyutuna göre de durumlar çok farklı gelişebilir” diye konuştu.
    NET BİR MESAJ VERDİ
    Süleymani suikastının İran’ın Irak ve Suriye’deki etkinliğini azaltmaya yönelik net bir mesaj olduğunu kaydeden Prof. Dr. İlhan Uzgel ise “ABD yaptığı bu saldırı ile İran’a ‘Haşdi Şabi’yi Irak’tan çek’ diyor. Dolayısıyla bu konudaki mesajını İran’a çok net bir şekilde vermiş oldu. İran için çok önemli bir olay. İran bölgedeki vekalet savaşını Süleymani üzerinden yürütüyordu. Bu saldırı ile büyük bir darbe almış oldu. Süleymani gibi efsanevi bir kişiyi öldürerek hem sembolik bir eylem hem de sahada sonuçlarının olacağı bir olaydır. O yüzden İran’ın bölgedeki etkinliğini azaltacaktır” dedi.
    SAHADA GERİLİM TIRMANACAK
    Sahada gerilimin tırmanacağını ifade eden Uzgel, “İran’ın misilleme yapacağını düşünüyorum. İran sahada ABD askeri varlığına bir saldırı ile misilleme yapabilir. Bu da çatışmayı Ortadoğu’da artırır” diye ekledi.

    Kasım Süleymani Kimdir?

    1980’lerde tüm bölgeyi etkisi altına alan İran-Irak Savaşı’ndan bu yana İran’ın bölgedeki güvenlik politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayan Kasım Süleymani, son 10 yılda Lübnan, Irak, Suriye, Gazze ve Yemen’de İran’ın attığı adımları yönlendirdi.

    ABD’nin 3 Ocak 2020’de Bağdat’ta düzenlediği saldırıda öldürülen İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ilkokul mezunu bir inşaat işçisiydi.

    1956’da İran’ın güneydoğusundaki, Afganistan sınırına yakın Rabord köyünde doğan Süleymani, 19 yaşındayken, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öğrencilerinden birinin verdiği sohbetlere katılmaya başladı. Hemen ardından Hamaney’le doğrudan bağlantı kurdu.

    Sadece birkaç yıl sonra İran İslam Devrimi gerçekleşip Hamaney liderlik koltuğuna oturduğunda, Devrim Muhafızları’nın göze çarpan isimlerinden biri olmuştu.

    İran-Irak Savaşı’nda cephede savaştıktan sonra uzun süre Afganistan sınırındaki birliklerin komutanı olarak görev yaptı.

  • DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak

    DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak

    DAY-MER tarafından yeni yıl dolayısıyla yayınlanan mesajda, 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıkarak büyük bir direniş sergilediği vurgulanarak, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olması dilendi.

     

    Kürt ve Türk Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı. 2020 ile birlikte yeni bir yıla ve yeni bir on yıla adım atıldığı ifade edilen açıklamada, “Her yeni yıl aynı zaman da geleceğe dair umutların büyüdüğü bir yıldır. Çünkü insanca bir yaşam ve gelecek umudu dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. Geride bıraktığımız 2019’da olanlar yaşadığımız sistemin insanlığın sorunlarını çözmediği gibi büyütmeye devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Ekonomideki kriz belirtileri ona bağlı kişisel işten atma planları, işsizlik, yoksulluk, ırkçılık ve ayrımcılık, savaş ve silahlanma, küresel ısınma gibi sorunlar önümüzdeki on yılın en önemli sorunları olmaya devam ediyor” dedi.

     

    EN BÜYÜK GÜÇ SOKAKTIR

    Sorunlar karşısında gerçek anlamda çözümü olmayan Muhafazakar Parti’nin Brexit nedeniyle gerçekleşen üçüncü seçimde de galip çıktığına dikkat çeken DAY-MER açıklamasında şunlara yer verildi: “Irkçılığın ve milliyetçiliğin güç kazanması sosyal sorunların suistimal edilmesinden kaynaklanıyor. 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıktı. Komşu ülke Fransa yeni yıla grevlerle giriyor. Yine küresel ısınmaya ve doğanın tahribatına karşı yüzbinlerce insanın sokağa döküldüğü büyük hareket geride bıraktığımız yıl içinde yaşandı. Yaşadığımız İngiltere’de de başını gençlerin çektiği çevre eylemleri geleceğe dair umutlarımızı büyüttü. Çevreyi istedikleri gibi kirletmeye devam edebileceklerini sanan ülkeler ve tekeller milyonların sokağa çıkmasıyla dünyanın sahipsiz olmadığını açık olarak gördüler. Sokağın gücü en büyük zorbalardan daha güçlüdür.”

     

    HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELEYE DEVAM

    DAY-MER açıklamanın devamında, İngiltere’de yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin çürüyen, yozlaşan, itibar kaybeden insanlığa umut vermeyen sistemin yerine daha iyinin kurulmasının sancılarının yaşandığı şu dönem de gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini vurguladı. “Birlikte yaşadığımız farklı uluslardan emekçilerle, kadınlarla, gençlerle gücümüzü birleştirdiğimiz de geleceğe daha umutlu bakmamızın nedenleri de çoğalacaktır” denilen açıklamada, 2019’un son günlerinde 30’uncu yıl dönümün kutlayan DAY-MER din, dil, ırk mezhep ayrımı gözetmeden bütün uluslardan emekçilerin birlikte yaşamasına ve ortak mücadelesinin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğinin altı çizildi. DAY-MER, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olmasını diledi.

     

     

  • Kürt Halk Meclisi: 2020’de faşizme karşı mücadele sürecek

    Kürt Halk Meclisi: 2020’de faşizme karşı mücadele sürecek

    Kürt Halk Meclisi yeni yıl dolayısıyla yayınladığı mesaj da özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesi yürüten insanlığın yeni yılını kutlayarak, 2020 yılında da Kürt halkının varlığı, onuru ve özgürlüğüne sahip çıkarak faşizme karşı mücadelesini sürdüreceğini vurguladı.

    Kürt Halk Meclisi tarafından yapılan açıklama da, 2019 yılında AKP-MHP hükümetinin Kürt halkının varlığına özgürlük mücadelesine ve tüm kazanımlarını tasfiye etmek amacıyla özel savaşı en üst boyuta taşıdığına dikkat çekti. 2019’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin derinleştirildiğini ifade eden Halk Meclisi, “Tecridi derinleştirerek Kuzey Kürdistan, Türkiye, Rojava, Güney Kürdistan ve Şengal’e saldırılarla soykırım yapmayı ve özgürlük mücadelesini tasfiye etmeyi amaçladı. Faşist Türk devletinin bu topyekûn savaş konseptine karşı Kürdistan, Avrupa ve dünyada binlerin katılımı ile açlık grevi eylemleri ile halkımız Reber Apo’ya Özgürlük ve Kürdistan’a yönelik soykırımcı katliam ve saldırılara karşı topyekûn direniş hamlesini başlattı. 2019 tecridin boşa çıkarıldığı ve nefes nefese direnişin tüm dünyada zirveleştiği yıl oldu. Kürt halkının varlık ve özgürlük mücadelesi, tarihimizin en ağır, en keskin mücadele yılı olarak ifade edebileceğimiz 2019 yılı, tecritte karşı tarihi açlık grevi eylemi, görkemli Newroz serhildanları, 8 Mart direnişi ve 9 Ekim Rojava işgaline karşı ulusal birlik ve dünya halklarının enternasyonalist dayanışma ve desteğinin zirve yaptığı yıl olmuştur” dedi.

     

    BRİTANYA DİRENİŞTE YERİNİ ALDI

    Britanya ve Londra’da yaşayan Kürdistanlılar ve dostlarının da halklara yönelik faşist saldırılara karşı 2019 yılın da da büyük bir direniş ortaya koyduğu ifade edilen açıklamada, “Kürt halkı ve dostları sokaklar da direniş ve eylemleri ile yine tecrite karşı büyük direnişin bir parçası haline dönüşerek Türk devleti ve AKP-MHP rejimine karşı tavrını net bir şekilde ortaya koymuştur. Elbette enternasyonalist dostlarımız da Türk devletinin özellikle Rojava’ya yönelik işgal ve saldırılarına karşı Kürt halkının yanında olarak zulüm ve katliamların karşısında bizlerle birlikte sürekli dayanışma içerisine bulundular. Bu direniş ruhu ile 2019 yılı faşizmi gerileterek güçten düşürmüştür” diye kaydetti.

     

    2020 DİRENİŞ YILI OLACAK

    Halk Meclisi, faşizme karşı 2020 yılında da Kürt halkı ve dostlarının sokaklar da ve direniş halinde olacağını vurgulayarak, “Özgürlük, eşitlik ve onurlu bir yaşam mücadelesi yürüten halkımızın yeni yılını kutlarken, yeni yılın ‘Özgür önderlik, özgür Kürdistan, demokratik Ortadoğu ve dünya” olmasını dileriz” dedi.

  • Ev içi şiddette ölenlerin sayısı terör saldırılarındakilerden 15 kat fazla

    Ev içi şiddette ölenlerin sayısı terör saldırılarındakilerden 15 kat fazla

    İngiliz Guardian gazetesi, İngiltere ve Galler’de resmi verilere göre 2000-2018 yılları arasında “terör saldırılarında” 126 kişinin hayatını kaybettiğini, ev içi şiddet kategorisinde değerlendirilen cinayetlerde yaşamlarını yitirenlerin sayısının ise 1870 olduğunu yazdı.

    Ev içi şiddet sonucu öldürülenlerün birkaç istisna hepsi kadın.

    İngiltere ve Galler’de ayrıca her yıl 400 civarında kadının ve bazen çocuğun ev içi şiddet nedeniyle intihar ettiği tahmin ediliyor.

    Galler Partisi Plaid Cymru’nun İçişleri Sözcüsü Liz Saville Roberts, “200’den bu yana çoğu kadın 6 bini aşkın insanın ev içi şiddet sonucu öldürülmüş ya da intihar etmiş olması şok edici ve utanç verici bir durum” diye konuştu.

    Londra Emniyet Müdürlüğü, ev içi şiddete ayırdığı bütçeyi açıklamıyor.

    Fakat bazı kampanya grupları söz konusu bütçenin son yıllarda kesintiye uğradığını düşünüyorlar.

    Buna karşılık “terörle mücadele” için istihbarat ve güvenlik servislerine ayrılan yıllık bütçenin 2 milyar 600 milyon sterlin olduğu biliniyor.

    Milletvekili Liz Saville Roberts ev içi şiddet konusuna hükümetin öncelik vermesi gerektiğini ama kaynaklarda kesintiye gidildiğini söylüyor

    Saville Roberts, “Teröre ayrılan bütçede kesintiye gidilmemesi doğru ama terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin 15 misli insan eşleri tarafından öldürülüyor. Ev içi şiddetle mücadeleye ayrılan bütçe de artırılmalı ve hükümetin öncelikleri arasına alınarak korunmalıdır” dedi.

    Ev içi şiddet artıyor mu?

    Ev içi şiddet vakalarının arttığı endişesi bu çağrıları daha da acil talepler haline getiriyor.

    Bu konudaki verilerden biri ev içi şiddet görenlere yardım amaçlı kuruluşlara yapılan başvurular. Son 2007-2017 arasındaki 10 yıl içinde ev içi şiddetle ilgili yardım başvurularının yüzde 83 oranında yükseliş kaydettiği görülüyor. Aynı süre içinde bu kuruluşların bütçesi yüzde 50 azaltılmış. Hükümet ev içi şiddetin ülke çapında maliyetinin yılda 66 milyar sterlin olduğunu tahmin ediyor.

    Resmi istatistikleri göre her 30 saniyede bir polise bir ev içi şiddet başvurusu yapılıyor. Polisin bağlı olduğu Büyükşehir Belediyesi rakamlarına göre Londra çapında bakıldığında 2011-2018 arasındaki 7 yılda ev içi şiddet suçlarında yüzde 63 artış kaydedilmiş.

    Fakat bu süre içinde bu suçlarla ilgili olarak açılan davaların sayısında düşüş görülüyor. Geçen yıl savcılığa intikal ettirilen ev içi şiddet vakalarında yüzde 11’lik bir düşüş var. Kampanya grupları binlerce aile içi şiddet suçlusunun “elini kolunu sallayarak gezdiğini” savunuyor.

    Mağdur Hakları Kampanyası’ndan Harry Fletcher, “Ev içi şiddet mağdurları konusunda polise ve destek hizmetlerine ayrılan fonlar 2010 yılından bu yana büyük kesintilere uğradı. Yeni hükümetin ev içi şiddeti önleme ve soruşturmaya öncelik vermesi hayati önem taşıyor. Bu konuya ayrılan bütçe korunmalı ve yeni kesinti yapılmamalı” diyor.

    Fletcher, polise ev içi şiddetle suçlanan binlerce kişiyi bulmak ve soruşturmak için ek kaynak tahsis edilmesi gerektiğini de söylüyor.

  • KCC’de 5 Ocak günü ‘anma’ yapılacak

    KCC’de 5 Ocak günü ‘anma’ yapılacak

    Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren Hüseyin Boyraz (Rubar Dicle) ve arkadaşları için 5 Ocak günü Haringey KCC binasında bir anma etkinliği düzenlenecek.  

    Kürt Halk Meclisi tarafından bir açıklama yapılarak, Türk devletinin hava saldırıları sonucu 6 Ocak 2017 yılında Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren 

    Hüseyin Poyraz (Rubar Dicle), Nihat Ayaz (Xelil) ile Ahmet Kılıç (Murat Dep) için bir anma etkinliği düzenleyecek. Haringey’deki Kurdish Community Center’da düzenlenecek olan anmada Boyraz ailesi de hazır bulunacak. Halk Meclisi, Boyraz ailesine bir kez daha başsağlığında bulunurken, Hüseyin Boyraz ve arkadaşlarının yaşamını yitirmesinin ikinci yıl dönümünde yapacakları anmaya tüm Kürt halkı ve dostlarını davet etti. Halk Meclisi, şehitlerin en kutsal değerleri olduğunu vurgulayarak,

    “Şehitlerimiz en kutsal değerlerimiz olduğu kadar yaşamın en anlamlı ve onurlu ifadesi, ahlaki adanmışlık örneğidirler. Geleceğimizi yaratan adanmışlığın en güzel örnekleridir şehitlerimiz.  Anı, özlem ve saygınlıklarıyla şimdiki zaman içinde yaşadıkları gibi, geleceğe dair dinmeyen bir özgürlük aşkı ve isyan çığlığıdırlar. Yeni yaşamlarla çoğalan toplumun anlam gücü ve özgürlük ahlakının silinmez ifadesi, abidesidirler.  Bu anlamda bizim en değerli abidelerimiz olan Heval Rubar ve yoldaşları için yapacağımız anma etkinliğinde yoldaşlarımızı şehadetlerinin 2’inci yıl dönümünde anacağız” denildi.

    Haringey KCC binasında 5 Ocak Pazar günü yapılacak olan anma saat: 15.00’da başlayacak.

  • Belediyeler, “council tax” ücretlerinde ortalama 70 sterlin artış yetkisine sahip olacak

    Belediyeler, “council tax” ücretlerinde ortalama 70 sterlin artış yetkisine sahip olacak

    İngiltere’de bakanlar, “council tax” ücretlerini Nisan ayında yüzde 2 oranında yükseltebilmeleri için belediyelere yetki vermeye hazır­lanıyor.

    Bunun yanında, sosyal bakım hizmeti veren belediyeler, ekstra yüzde 2 oranında artış yapma hak­kına sahip olacak.

    Daily Mail gazetesinin haberine göre, toplamda yüzde 4’lük bir ar­tış olması halinde, belediyelerin uy­guladığı “council tax” ücretleri 70 sterlin artabilir. Bu durumda, “Band D” sınıfındaki evler için uygulanan ortalama “council tax” ücreti, 2020 yılında bin 820 sterline çıkacak.

    Daha pahalı olan “Band H” sınıfın­daki evler için ödenen ücretlerin ise 140 sterlin artabileceği belirtiliyor.

    İskan Bakanı Robert Jenrick, ya­zılı bir açıklama yayınlayarak, “co­uncil tax” ile ilgili anlaşmayı du­yurdu.

    Daily Mail gazetesine göre, böy­lesine önemli bir duyuru genel­likle bakanın parlamentoda yaptığı bir konuşmayla açıklanırdı. Bakan Jenrick’in, polis yetkililerinin de üc­rete ekleme yapıp yapamayacağının açıklanmadığı, bu nedenle “council tax” artışlarının daha fazla olabile­ceği ifade edildi.

    Yapılan açıklamada, belediyele­rin referanduma gidilmesi halinde yüzde 2’nin üzerinde artışlar yapa­bileceği ve tüm belediyelerin sosyal bakım için yüzde 2 ekstra artış hakkı bulunduğu belirtildi.

    Bakan Robert Jenrick’in açıkla­maları şu şekilde: “Sosyal bakım hizmetlerimizdeki zorluklara de­ğinmenin önemini anlıyoruz. Yerel yönetimleri desteklemek için elimiz­den gelen her şeyi yapacağız. Yayın­ladığım öneriler, yerel yönetimlerin sosyal bakım için ek olarak 1,5 mil­yar sterline erişim sağlayabilmesine olanak verecek.

    “Bu, hem yetişkin hem de çocuk­lar için sosyal bakım hizmetlerine 1 milyar sterlinlik ek hibeyi kapsıyor. Bunun yanında, yetişkinlere yönelik sosyal bakım hizmetleri için yüzde 2’lik “council tax” talimatı, beledi­yelerin 500 milyon sterline daha eri­şebilmesini sağlayacak.

    “Bu paket, 2020/21 için olan or­talama “council tax” artışlarının, 2016/17’den beri görülen en düşük artışlar olacağı anlamına geliyor.”

    Daily Mail gazetesinin habe­rinde, “council tax” ücretlerindeki muhtemel artışların, şu anki enf­lasyon oranının iki katından fazla olduğu ve aile bütçelerini baskı al­tına alabileceği belirtiliyor.

    Haberde, Muhafazakar Parti’nin 2010 yılında başa gelmesinden bu yana İngiltere’deki sosyal bakım krizini çözmeye yönelik sözler verdiği, fakat, henüz elle tutulur bir çözüm bulunamadığı ve bu ko­nuyla belediyelerin ilgilenmek zo­runda kaldığı ifade ediliyor.

    Genel seçimde Başbakan Boris Johnson, partiler arası görüşmeler yapılacağının ve uzun dönemli re­formlar yapılacağının sözünü ver­mişti.

  • Ankara Anlaşması’nda sona doğru

    Ankara Anlaşması’nda sona doğru

    Hikmet Erden


    İngiltere’de Muhafazakarların iktidarı ile birlikte Brexit’in gerçekleşmesi için herhangi bir engel de kalmazken, Ankara Anlaşması’nda da sona doğru gelindi. Hükümetin AB ile anlaşmalı bir Brexit gerçekleştirmesi halinde 31 Aralık 2020’e kadar başvuru yapılabilecek, eğer anlaşma sağlanamazsa 31 Ocak itibari ile Ankara Anlaşması’da sona erecek ve başvurular kabul edilmeyecek. Uzmanlar, belirsizliğini olduğu bu süreçte yapılacak başvuruların riskli olduğunu vurgularken, anlaşmalı yada anlaşmasız Brexit ile birlikte Ankara Anlaşması sona eriyor.

    12 Aralık seçimleri ile tercihini Muhafazakarlar dan yana kullanan İngiltere’nin AB ile yollarını ayıracağı Brexit tartışmalarının da sonuna geldi. Muhafazakar Parti yeni yıl öncesi Brexit ile ilgili çalışmalara başlama kararı alırken, Başbakan Boris Johnson anlaşmalı yada anlaşmasız İngiltere’nin 31 Ocak 2020’de AB’den ayrılacağını belirtti. Ancak Johnson’un daha önce AB ile vardığı anlaşmayı Parlamento’dan hemen mi onaylatacağı yoksa kimi değişiklikler yapılarak sonra mı onaya sunacağı net değil. Net olan tek şey İngiltere’nin AB’den ayrılık sürecinin 31 Ocak’ta başlayacak olması.  Eğer anlaşmalı bir Brexit gerçekleşirse 31 Ocak’ta ayrılık süreci başlayacak ve yıl sonuna kadar geçiş yasaları ile birlikte süreç tamamlanacak. Brexit Türkiyeli toplumlar için ise çok önemli. Keza Türkiye’den gelen insanlar Türkiye ve AB arasındaki Ankara Anlaşması’na dayanarak, oturum ve vize başvurusunda bulunarak İngiltere’de yaşama hakkında sahip oluyorlardı. İngiltere’nin AB’den ayrılması ile birlikte bu anlaşma da yürürlükten kaldırılmış olacak. Brexit süreci ile birlikte Ankara anlaşması ile ülkede kalanların ve süresiz oturumu olmayanların durumunun ne olacağı ise belirsiz.

     

    ‘RİSKLİ VE BELİRSİZ’

    12  Aralık seçimleri sonrası genel durumu değerlendiren avukat ve göçmen bürosu yetkilileri, başvurular konusunda hem belirsiz hem de riskli bir döneme girildiğini  belirtti. Bu seçimin bir çok anlamda tarihi bir seçim olduğunu ifade eden uzmanlar, “.Brexit kesin olarak gerçekleşeceği anlamına geliyor. Aynı zamanda 31 Ocak’ta Brexit’in gerçekleşme olasılığı arttı. Brexitin nasıl gerçekleşeceği ise kesin değil. Boris Johnson Brexit’in kesin olarak gerçekleşeceğini ifade etti. Çoğunluğu elinde bulunduran Johnson hem muhalefet karşısında hem de AB karşısında daha güçlü bir pozisyonda. Bu seçimlerin sonucu sadece bir genel seçim değil Britanya halkının Brexit’e ikinci kez evet demesi anlamı taşıyor. Dolayısıyla AB’de bu konuda ayak direterek Brexit’i önleyemeyeceğinin farkına varmak zorunda” dedi.

     

    YENİ MÜZAKERELER OLABİLİR

    Johnson’un tek başına iktidar olmasının AB ile Brexit anlaşması konusunda yeni müzakerelerin oluşabileceğini ifade eden uzmanlar, Ankara Anlaşması ile ilgili olasılıkları şöyle değerlendirdi: “İngiltere ve AB arasında anlaşmalı bir Brexit olması için karşılıklı olarak ödünler verilmesine zemin oluştu. İyi bir anlaşma oluşabilmesi için 31 Ocak tarihinden öte bir zaman gerekebilir. Bu nedenle de Brexit’in 31 Ocak tarihinden sonraya sarkma olasılığı hala masada. Tabi tüm bunların Ankara Antlaşması ile ilgili sonuçları olacak. Maalesef birden olasılık mevcut. Gelin bu olası senaryoları beraber değerlendirelim. Birinci senaryo 31 Ocak 2020’de anlaşmasız bir Brexit gerçekleşebilir. Bu durumda Ankara antlaşması 31 Ocak gecesinden itibaren derhal yürürlükten kalkmış olur. Anlaşmasız bir Brexit olması halinde Ankara anlaşmasını yürürlükten kaldıracak olan Kanun Hükmünde Kararname hazır zaten. Parlamento onayı ile 23 Ekim’de Kanun Hükmünde Kararname yayınlanarak, anlaşmasız bir Brexit olması durumunda Ankara Anlaşması’nın derhal yürürlükten kaldırılmasını öngörüyor. Hatta bu destekleyici yasa sadece Türkiye vatandaşlarının değil aynı zamanda serbest meslek sahibi olarak çalışan AB vatandaşlarının da serbest dolaşım ve yerleşim haklarına son veriyor. Bu durum anlaşmasız Brexit halinde gerçekleşecek.”

     

    BREXİT 31 ARALIK’TA TAMAMLANACAK

    AB ile anlaşma sağlanarak Brexit gerçekleşmesi durumunda ise Ankara Anlaşması’nın 31 Aralık 2020 yılına kadar süreceğine dikkat çeken uzmanlar, “Bu durumda Türkiyeli vatandaşlar Ankara antlaşması başvurularına devam edebilecekler. Bu ikinci olasılığın gerçekleşme olasılığı anlaşmasız Brexit olasılığından daha yüksek. Ayrıca anlaşmalı Brexit olması halinde Ankara Anlaşması”nın Aralık 2020 sonrasına da çekilmesi güçlü bir olasılık olarak duruyor” denildi. Üçüncü olasılığın ise Brexit’in 31 Ocak 2020 sonrasına çekilmesi olduğunu kaydeden uzmanlar, “Boris Johnson seçimi kazanabilmek için kesin vaatler de bulundu. İkincisi Johnson durumu kontrol altına aldı ve acele etmesine gerek yok. AB ile İngiltere arasında daha iyi ilişkiler sağlanabilmesi için yapılacak anlaşmanın aceleye getirilmeden daha derli toplu yapabilmesi için zamana yayılması siyaseten daha doğru olacaktır. Bu durum da Ankara Anlaşması geçerliliğini sürdürür ta ki anlaşmalı ve anlaşması Brexit’e kadar tabi ki. Böylesi bir  ihtimal halinde süreç 2021’e kadar uzayabilir” dedi.

     

    YASAL GÜVENCE BULUNMUYOR

    Ankara Anlaşması doğrultusunda başvuru yapmak isteyenler için ise belirsiz ve riskli bir dönem oluştuğunun altını çizen uzmanlar, “Belirsizlik risk olduğu anlamı taşıyor. Anlaşmalı anlaşmasız hangisinin ne zaman gerçekleşeceği kesin değil. Başvuru yaptığınız tarihte Brexit’in henüz gerçekleşmemiş olması maalesef sizi garanti altına almıyor. Özellikle anlaşmasız Brexit halinde başvurunuz henüz inceleme de iken Ankara Antlaşması yürürlükten kalkabilir ve başvurunuz ret edilebilir. İlk 12 aylık vizenizi almış olsanız bile bir geçiş dönemi yasası olmadığı taktirde anlaşmasız Brexit halinde başvurunuz ret edilebilir. Hükümet yetkililerinin çeşitli dönemler de yaptıkları açıklamalara göre bir defa ilk vizenizi alıp İngiltere’ye geldiğiniz halde Brexit’ten etkilenmeyeceksiniz. Ancak politik söylemler yasal hakların oluşumuna maalesef bir etkisi yoktur. Bunun yasal olarak altının doldurulması gerekiyor. Başvurucular ancak risk alıp başvurabilecekler” diye kaydetti.