Author: ali

  • Fehim Taştekin: Yurtta Savaş Yetmezmiş Gibi, Cihanda da Savaş

    Fehim Taştekin: Yurtta Savaş Yetmezmiş Gibi, Cihanda da Savaş

     

    Gazeteci yazar Fehim Taştekin GazeteDuvar haber sitesindeki köşesinde Raqqa operasyonu ve Türk devletinin dış politikasını değerlendirdi.

     

    Taştekin GazeteDuvar sitesindeki ‘Bu kez Raqqa’nın gazabı’ başlıklı yazısında şunları yazdı:

    Ve herkese zılgıt ata ata sonunda dünya aleme madara olmak niye! “Suriye Suriyelilerindir”, “Irak Iraklılarındır” demek zor mu? Bagajındaki tarihle kim kime “Yürü ya kulum” demiş ki size desin.

    Buyurdu, buyurabildiği kadar: “YPG Fırat’ın batısına geçemez!”

    Geçtiler. Hem de “Geçilemez” denilen Şehba bölgesine sadece doğudan değil batıdan da geçtiler.

    Yine buyurdu: “Haşdu’ş Şa’abi Musul’a giremez!”

    Girdiler. Hiç de tınmadılar.

    Yurtta savaş yetmezmiş gibi cihanda da savaş her an kopacakmış gibi. Hava sisli mi sisli, puslu mu puslu!

    Çankırı’da gazavat muştusu! 30 vagon asker sınıra dualarla, tekbirlerle uğurlanıyor. Sanki bu ülke format yemiş ve seferberlik zamanına ışınlanmış gibi. Kimse sormuyor; “Bu neyin nesi, neyin seferi?”

    Esip esip gürleyen ama kırmızı çizgilerinde herkesin dans ettiği muhteşem bir caydırıcılık. Büyük gücün, kerameti kendinden menkul numaralarından son bir numara!

    Kimsenin gazabından korktuğu yok. Hal buyken ha bire korunamayan kırmızıçizgiler ihdas etmek niye!

    “Irak Iraklılarındır” demek dururken “Musul Sünnilerdir” deyip durmak niye!

    Suriyeliler Kürdüyle Arabıyla Türkmeniyle kendi evi için can verirken “O örgüt oraya geçemez, bu örgüt orada kalamaz” deyip durmak niye!

    Ve herkese zılgıt ata ata sonunda dünya aleme madara olmak niye!

    “Suriye Suriyelilerindir”, “Irak Iraklılarındır” demek zor mu?

    Bagajındaki tarihle kim kime “Yürü ya kulum” demiş ki size desin.

    ***

    Maalesef uluslararası alandaki oyunu mahalle raconuyla oynama ısrarı yüzünden ufak bir diplomatik hamleyle üstesinden gelinecek sorunlar alev saçan restleşmelere gark oluyor. Öngörüsüz, hadsiz ve hesapsız bir dümen; diplomasiye alan bırakmayınca her defasında sınıra asker yığmayı çare sanıyor.

    Bu arada bu korkunç kakofonide herkes şunu soruyor:

    “IŞİD’in yenilgisi size niye bu kadar ağır geliyor?”

    Bu, insanın kalbine taş gibi oturan bir sorudur. Kalp, kalplikten çıkmadıysa.

    Hala anlaşılabilmiş değil: Dış politikada işler pazarda daha fazla bağırarak daha çok karpuz satacağını sanan işportacının tarzıyla yürümüyor. Özellikle Ortadoğu’da çok iş yapmanın yolu az konuşmaktan geçiyor. Türkiye’ye bu uyarıyı Suriye krizinin ta başında Lübnanlı bir siyasetçi yapmıştı.

    ***

    Gürültüden yağmura sıranın gelmediği son örnek Rakka. “YPG, Rakka operasyonuna katılırsa biz yokuz” dediler ve yok sayıldılar. 5 Kasım’da YPG’nin liderliğindeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rakka operasyonunu başlattı. Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü Fırat Kalkanı’na nazire yaparcasına operasyonun adı ‘Fırat’ın Gazabı’ konuldu. Hani Obama-Erdoğan görüşmesinden sonra Türk-Amerikan ortaklığıyla şehri kurtarmanın hesapları yapılıyordu? Ne oldu? Hesapsızlık diz boyu ama hiçbir şeyin hesabı sorulamıyor! Yeni rejimde işler böyle.

    YPG Genel Komutanı Sipan Hemo’ya olup bitenleri sordum. Verdiği bilgilere göre Amerika liderliğindeki uluslararası koalisyon havadan, Suriyeliler karadan Rakka’yı kuzey, doğu ve batıdan kuşatacak. Fırat’a ulaştıktan sonra kentin merkezine yönelik yeni bir planlama yapılacak. Suriye ve Rusya, Halep’te meşgul olduğundan Rakka’nın rakip bir koalisyon tarafından özgürleştirilmesine ses çıkarmıyor. Ya da öyle davranıyor. Bir nevi ehven-i şer durumu. Operasyonun epey uzun sürmesi bekleniyor. Rakka sonuç itibariyle IŞİD’in merkez üssü. Ayrıca IŞİD’in simgesel anlamlar yüklediği bir şehir. Menbic’te 73 gün direnen IŞİD’in burada vereceği savaşın boyutu çok çok büyük olacak.

    Fırat’ın Gazabı’na YPG ve YPJ’nin yanı sıra Liva Sukur er-Rakka, Liva et-Tahrir, Liva Şuheda er-Rakka, Tugaya Şuheda Hamam el Türkmen, Liva Ahrar er-Rakka, Suvvar Tel Ebyad ve Süryani Askeri Meclisi gibi örgütler katılıyor. Yani Kürt, Arap, Türkmen ve Süryaniler omuz omuza. Operasyona katılanların önemli bir kısmı Rakkalı. Şehir kurtarıldığında süreci Rakka Askeri Meclisi yönetecek. Kürtler düzen kurulduktan sonra çekilecek. Yani Rakka’ya Rakkalılar hükmedecek. Hol’a Holluların, Şedadi’ye Şedadililerin, Tel Ebyad’a Tel Ebyadlıların hükmettiği gibi. Kürtler kendi rollerini ‘Rakkalılara yardım’ olarak çerçeveliyor. Fazlası zaten mümkün değil.

    ***

    Rakka’nın Gazabı hem Kürtler için hem bütün stratejisini Kürtlere karşı kuran Türkiye için mühim anlamlar içeriyor.

    – Kuşkusuz Kürtler bu operasyonla uluslararası alandaki meşruiyetlerini derinleştirmiş olacak. Ankara’nın bütün isyanlarına rağmen uluslararası arenada sadece Rojava yönetimi ve PYD’nin değil YPG/YPJ’nin temsiliyet imkânları da artacak.

    – Kürtlerin Suriye yönetimi karşısındaki pozisyonu da güçlenecek ve pazarlıkta çıta bir kademe daha yükselecek.

    – Ayrıca IŞİD’in Fırat hattından temizlenmesi Rojava’ya yönelen saldırıların azalmasını sağlayacak. Bu da Kürtlere ortaklarıyla birlikte kurtarılmış bölgeleri daha fazla tahkim etme fırsatı verecek.

    Rakka’nın ilan edilecek olan Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’na katılacağına dair spekülasyonlara girmiyorum. Şu aşamada hiç kimse Rakka’nın ne olacağını bilmiyor. Sahanın aktörlerinin söyleyebildiği tek şey: “Rakka’nın ne olacağına Rakkalılar karar verecek.”

    Hükümetin iç politika tarzını dışa da yansıtmasının bir sonucu olarak ortaya Türkiye açısından utandıran bir netice çıkıyor:

    – ABD, NATO’daki müttefiki yerine Ankara’nın terör örgütü olarak etiketlediği YPG ile ortaklığı tercih etti. Hezimeti ‘daha fazla bağırma’ taktiği ile geçiştirebilirler. ‘Onurlu dış politika’nın kitabını yazanlar, Amerikan elçisini kovup, İncirlik’i kapatacak değiller ya! Musul’daki gibi ‘Biz de havadan varız’ noktasına doğru çark edilirse deriz ki ‘züğürttür, maruz görüle.’

    – Operasyonun SDG ile başlatılması Türkiye’yi birkaç açıdan açığa düşürdü: Evvela Türkiye, desteklediği silahlı grupları El Bab’a sokarak Kobani’den Afrin’e Kürt koridoru planını güneyden de öldürmek istiyordu. Malum TSK’nin Cerablus hamlesiyle koridor planının kuzey versiyonu önlenmişti. Türkiye operasyona ortak olsaydı El Bab ve ardından Rakka’ya giderken esasen Rojava’yı çevrelemiş olacaktı. Böylece özerkliği çökertme planının önü açılacaktı. Rakka’da ABD ile ortaklığın sunacağı kolaylaştırıcı bir ortamda Menbic’i SDG unsurlarından temizleme fırsatı da doğacaktı. Bir başka hesap Rakka’ya Fırat’ın doğusunda Tel Ebyad’dan gitme seçeneğini zorlayarak Kobani ile Cezire kantonlarını birbirinden koparmaktı. Bu seçenek Kürtlerle doğrudan savaşı göze almak anlamına gelse de ABD ile ‘bedeli Kürtler olan bir ortaklık’ modeli, bu tür bir senaryonun da yolunu açabilirdi.

    Şu aşamada bu hesapların hiçbiri tutmadı.

    Peki, Türkiye fiili bir durum yaratarak Suriye’nin kuzeyindeki güçlerle oyununu büyütebilir mi? Yeni Osmanlı’da oyun bitmez ama o noktada birkaç kavşakta birden kırmızı ışık beliriyor:

    – 8 Kasım seçimlerinden sonra da Kürtlerle birlikte çalışmayı sürdürmesi kuvvetle muhtemel olan Amerikan freninin gıcırtısı…

    – Putin’le yeniden dost olundu ama S-300/S-400’leri Suriye’ye yığan Rusların ‘savaşta aşk başkadır azizim’ diyen bakışları…

    – Kendi toprağını ve egemenliğini korumakla yükümlü Suriye ordusunun saklı tuttuğu yanıt hakkı…

    – Ve bölgenin Türkiye’yi işgalci olarak niteleyen yerel unsurlarından gelecek sürprizler.

    Hayır, yine de “Kimse Türk’ün gücünü test etmeye kalkmasın” deniyorsa, son bir cümleyle susma hakkımı kullanıyorum:

    Alevlerin şehvetine kapılmayın, sizi çağıran cennet değildir!

  • ‘Türbanlıyım Diye PKK’liler Bana Saldırdı’ Yalanı-GÖRÜNTÜLÜ

    ‘Türbanlıyım Diye PKK’liler Bana Saldırdı’ Yalanı-GÖRÜNTÜLÜ

    Cumartesi günü Londra merkezde yapılan HDP ile dayanışma eyleminde yaşanan provokasyonu, tersinden haber yapan Anadolu Ajansını görüntülerle yalanlıyoruz.

     

    ‘PKK sempatizanları Londra’da 2 Türk vatandaşını darp etti’ şeklinde haberi giren Türk devletinin resmi haber ajansı AA, provokatörlerin ‘Türbanlıydım diye bana saldırdılar’ beyanını öne çıkararak yaşanan provokasyonu çarpıttı.

    Cumartesi günü Londra merkezde yapılan HDP ile dayanışma eyleminde çektiğimiz görüntüler Anadolu Ajansının haberini yalanlıyor. Görüntülerde Ceylan Nas ve nişanlısı Burak Taş eylemcileri provoke etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Görüntülerde Ceylan Nas adındaki başörtülü genç kadın durmadan eylemcilere rabia işareti yaparak, ‘Recep Tayip Erdoğan’ diye bağırıyor, Nişanlısı Burak Taş ise bir yandan telefonuyla görüntü çekerken bir yandan da, eylemcilere ‘hepiniz faşistsiniz’ diyerek provoke ediyor. Hızını alamayan Burak Taş adındaki provokatör, kendisini bir anda Türkiye’de zannederek, İngiltere vatandaşı olan eylemcilere, ‘Irak’a gidin Irak’a’ diye bağırıyor.

    Provokasyonu dakikalarca devam ettiren Ceylan Nas ve Burak Taş eylemcilerin tepkisi ile karşılaşıyor. Eylemci gruptan bir kadın ve bir erkek kendilerine saldırınca anında polisler araya girip provokatörleri alışveriş dükkanına sokup kapıları kapattılar.

    Olayla ilgili olarak AA muhabirine bilgi veren provokatörler, İngiltere’de İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitim gören Ceylan Nas (25), nişanlısı Burak Taş (28) ile kendisini darbeden saldırganlarla ilgili olarak İngiliz polisine yaptıkları şikayetin kabul edilmediğini söyledi.

    AA’ya konuşan Ceylan Nas, göstericilerin kendisini başörtülü olduğu için hedef aldıklarını düşündüğünü ifade etti.

    Gezi isyanı döneminde de benzeri bir yalan haber ile bir algı yaratılmaya çalışılmıştı. “Kabataş yalanına” göre, güya üstleri çıplak, deri eldivenli 70/80 kişi, bir anneye türbanlı olduğu için saldırmış, hırpalamış, yanındaki bebeği sağa sola fırlatmış, annenin üzerine idrarlarını yapmışlardı. Grubun Gezi Direnişi’ni de yapanlar olduğu söyleniyordu.
    https://youtu.be/flkomYGjVYE

    ‘Türbanlıyım Diye PKK’liler Bana Saldırdı’ Yalanı-GÖRÜNTÜLÜ 1
    Ceylan Nas ve Nişanlısı Burak Taş, provokasyon yarattı
  • DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel Tutuklandı

    DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel Tutuklandı

    Diyarbakır Adliyesi önünde polis saldırısında gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel tutuklandı.

     

    4 Kasım günü HDP Eş Genel Başkanları ve HDP’li vekillerin tutuklanmasını protesto eyleminde gözaltına alınan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, bugün Adliyeye getirildi.

    Savcılık ifadesi ardından mahkemeye sevk edilen Tuncel, ‘silahlı örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak’ iddiasıyla tutuklandı.

  • Fırat’ın Gazabı Başladı: Türk Devletinden Henüz Açıklama Yok

    Fırat’ın Gazabı Başladı: Türk Devletinden Henüz Açıklama Yok

    Dün akşam başlayan ve adını Fırat’ın Gazabı olarak konulan Raqqa operasyonuna yönelik henüz Türk devletinden bir açıklama gelmedi.

    5 Kasım gecesi startı verilen ve bugün düzenlenen basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulan Fırat’ın Gazabı Rakka’yı Özgürleştirme hamlesine, QSD çatısı altındaki YPG/YPJ savaşçıları ve uluslararası koaliasyon güçlerinin aktif olarak katılacağı belirtildi.

    Türk devleti bir süredir Rakka Operasyonu’nda YPG’nin yer almasına karşı durup, bunu engellemenin yollarını arıyordu. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Obama’yı arayarak “PYD-YPG gibi örgütlere ihtiyacımız yok. Gelin sizlerle beraber Rakka’dan DEAŞ’ı atalım” teklfinde bulunmuştu.

    Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu,ise ABD’nin YPG ile gerçekleştireceği olası Rakka Operasyonu’na tepki göstermiş “Münbiç’te sözünü dinlemeyen YPG’yi Rakka’ya götürmek çok yanlış. DAEŞ’ten temizleyeceğim derken, başka bir terör örgütüyle anlaşmak da büyük hata.” demişti.

    Türk Savunma Bakanı Fikri Işık DSG kılıfı içinde PYD/YPG’nin oraya yerleştirildiğini vurgulayarak, “Özellikle Suriye Demokratik Güçleri kılıfı altında PYD’nin oraya sokulmaması gerektiğini ABD’lilere ifade ettik. Bu konuda da “başka alternatifimiz yok” diyemezler. ABD’nin bu noktadaki tavrını bu yönde değiştirmesini istiyoruz. Bu konuda da sonuna kadar ısrarcı olacağız” demişti

    Fırat’ın Gazabı hamlesine katılan güçler kimler? 

    QSD savaşçılarının başlattığı Fırat’ın Gazabı hamlesine çok sayıda güç katılıyor.

    5 Kasım gecesi startı verilen ve bugün düzenlenen basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulan Fırat’ın Gazabı Rakka’yı Özgürleştirme hamlesine, QSD çatısı altındaki YPG/YPJ savaşçıları ve uluslararası koaliasyon güçlerinin aktif olarak katılacağı belirtildi.

    Bunun yanı sıra yine QSD çatısı altında hamleye ‘Lîwa Siqûr El-Reqa, Lîwa El-Tehrîr, Lîwa Şuheda El-Reqa, Tugaya Şuheda Hemam El-Turkam, Lîwa Ehrar El-Reqa, Siwaar Til Ebyed ve Süryani Askeri Meclisi’ olmak üzere çok sayıda Türkmen, Arap ve Kürt güçleri katılıyor.

    Demokratik Suriye Güçleri, ‘Fırat’ın Gazabı’ adıyla DAIŞ çetelerine karşı Rakka’nın özgürleştirmesi hamlesi başlattıklarını duyurdu.

    Demokratik Suriye Güçleri (QSD) Genel Komutanlığı, gerçekleştirdikleri basın açıklaması ile Fırat’ın Gazabı (Xezeba Firatê)’ adıyla DAIŞ çetelerine karşı Rakka’nın özgürleştirmesi hamlesi başlattıklarını duyurdu.

    Rakka’nın kuzeyinde bulunan Eyn Îsa kasabasına bağlı bir bölgede Cîhan Şex Ehmed tarafından okunan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kahraman ve sabırlı Rakka halkımıza. Demokratik Suriye Güçleri Genel Komutanlığı olarak, dünyanın başına bela olan terörün temsilciğini yapan DAIŞ çetelerine karşı, sözde hilafetin merkezi olarak adlandırdıkları Rakka’ya karşı özgürleştirme hamlesi başlattığımızın müjdesini veriyoruz.

    Özgürleştirme hamlesi 5 Kasım gecesi başlamıştır. Rakka’nın Özgürleştirilmesi Hamlesi esnasında güçlerimizin koordineli bir şekilde ilerlemesi için ‘Fırat’ın Gazabı Eylem Odası’ oluşturulmuştur.

    Bu vesileyle demokratik güçlere, bölge halklarına, Suriye halklarına ve özellikle Rakka halkına operasyonumuz başarıyı garantileyene kadar mücadele edeceğini ve terörün başkentinde çeteleri çembere alarak ardından düzenleyeceğimiz operasyonlarla özgürleştireceğimizi belirtiyoruz. Kobanê, Girê Spî, Hesekê, Hol, Şedadê ve Minbic’de nasıl başardıysak Rakka’da başarağız.

    Rakka Özgürleştirme Operasyonu QSD çatısı altındaki kahraman Kürt,Arap, Türkmen savaşçıları, YPG/YPJ savaşçılarının ve uluslararası koalisyon güçlerinin aktif katılımı ile başarılı bir şekilde tamamlanacaktır.

    Bir kez daha uluslararası güçlere, DAIŞ çetelerinin işgali altında olan bölgelerin özgürleştirilmesi hamlelerinde  yer alarak bu onurlu mücadeleye lojistik,askeri ve manevi destek sunarak katılmaya çağırıyoruz.

    Yine insan hakları ve insani yardım örgütlerinin Rakka halkının DAIŞ çetelerinin işgali altından kurtarmak için görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz.

    Son olarak, kahraman halkımızın, çetelerin bulunduğu alanların güçlerimizin ve koalisyon güçlerinin hedefi olacağından kaynaklı  çetelerin oldukları bu alanlardan uzak durmaları, kurtarılan alanlara kendilerini ulaştırmaları ve güçlerimize katılarak bizlere destek sunmalarını istiyoruz.”

  • Londra’daki ‘HDP’den Ellerini Çek’ Eyleminde Binler Buluştu

    Londra’daki ‘HDP’den Ellerini Çek’ Eyleminde Binler Buluştu

    Başkent Londra’da düzenlenen ‘HDP’den ellerini çek’ eyleminde binlerce kişi AKP hükümetine öfke kustu.

     

     

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından düzenlenen eylem BBC televizyonu önünde yapılan konuşmalar ile başladı. Dün akşam saatlerinde Oxford circus’ta bulunan BBC televizyonu önünde binlerce Kürdistanlı ve Türkiyeliler ile birlikte çok sayıda İngiliz sendikacı ve aktivist toplandı. Burada yapılan mitingte çok sayıda İngiliz sendikacı ve politikacı birer kısa konuşma yaptı. Yapılan konuşmalarda AKP hükümetinin insan hakları ve hukuk ihlalleri konusunda tavan yaptığı ve HDP’ye dönük siyasi soykırım operasyonu ile birlikte ülkeyi bir iç savaşın eşiğine getirdiği ifade edildi.

    https://youtu.be/dLkssz912t8
    Yapılan konuşmalardan sonra binlerce kişi yürüyüşe geçti. Polis tarafından yoğun güvenlik önlemleri altında başlayan yürüyüşün başındaki büyük HDP bayrağını Kürdistanlı analar taşıdı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posterleri ile birlikte Kürdistani partilerin bayraklarını taşıyan kitle yürüyüş boyunca ‘HDP’den ellerini çek’, ‘Diktatör Erdoğan’, ‘Terörist Türk devleti Kürdistan’dan defol’ şeklinde ingilizce sloganlar atıldı. Yürüyüşün amacını anlatan bildiriler dağıtılırken, hafta sonu olmasından kaynaklı çok kalabalık olan kent merkezi yürüyüşe yoğun ilgi gösterdi.

    İki saat süren yürüyüşten sonra Trafalgar meydanına varan kitle burada da mini bir miting düzenledi. RMT sendikası, NUT sendikası, Stop The War Coalition, Sosyalist Parti, Britanya Kürt Halk Meclisi, Demokratik Güçbirliği gibi kurumlar adına konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmalarda Britanya hükümetine de çağrı yapılarak, yaşanan hukuksuzluk ve siyasi soykırıma sessiz kalmaması istendi.https://youtu.be/dLkssz912t8
    Çekilen halaylar ile birlikte sona eren eylemden sonra bazı gençler PKK bayrakları ile birlikte her yıl 5 Kasım’da yapılan ‘Milyon Maske’ yürüyüşüne katıldı.

    Akşam saatlerinde de 30 kişilik genç bir grup Leicester meydanında Flash Mob tarsi bir eylem yapıldı. Eylemde AKP Hükümetinin saldırıları teatral bir şekilde canlandırıldı. Yapılan eylemi etrafta bulunan yüzlerce kişi şaşkın bakışlar arasında izledi.

    Dün yine Güney Londra’nın Croydon bölgesinde, Brighton, Reading, Cardiff, Cambridge ve Edinburgh kentlerinde de yüzlerce kişi bir araya gelerek AKP Hükümetinin siyasi soykırım operasyonlarını kınadı.

    Fotoğraflar: Erem Kansoy

    hdp-eylem-cumartesi15

    hdp-eylem-cumartesi14

    hdp-eylem-cumartesi13

    hdp-eylem-cumartesi12

    hdp-eylem-cumartesi11

    hdp-eylem-cumartesi10

    hdp-eylem-cumartesi9

    hdp-eylem-cumartesi3

    hdp-eylem-cumartesi7

    hdp-eylem-cumartesi6

    hdp-eylem-cumartesi5

    hdp-eylem-cumartesi8

    hdp-eylem-cumartesi3

    hdp-eylem-cumartesi2

    hdp-eylem-cumartesi1

  • İngiliz Milletvekili: Bu Tahammül Edilebilecek Bir Durum Değil!

    İngiliz Milletvekili: Bu Tahammül Edilebilecek Bir Durum Değil!

    Britanya’nın Ana Muhalefet Partisinin milletvekili Joan Ryan, Türkiye’de yaşananların kabul edilemez olduğunu ve tahammül sınırlarını aştığını belirtti.

     

     

     

    İşçi Partili Enfield milletvekili Joan Ryan, HDP’ye yönelik siyasi soykırım operasyonları ile ilgili gazetemize yaptığı açıklamada, Kürt siyasetçilerin tutuklanmasını sert bir dille kınarken, seçilmişlerin tutuklandığı bir ülkede demokrasinin olmadığı anlamına geldiğini ifade etti. Londra’nın Enfield bölgesindeki ofisinde görüştüğümüz Ryan şunları belirtti;

    ‘‘Kürt siyasetçilerin tutuklanmasını kesin bir dille kınıyorum. Demokratik yollardan seçilmişler tutuklanıyorsa, insan hakları, hukuk ihlal edilip, insanların iradeleri esir alınıyorsa, Türkiye kalkıp demokrasiden bahsedemez.

    Demokratım diyen her kesin buna karşı durma sorumluluğu var. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk yetkililer acil olarak hukuku tamir edip, demokrasiyi güvenceye almasına ihtiyaç var. Ben bu durumu acil olarak parlamento gündemine getireceğim.

    Şuan muhaliflere karşı yapılan baskı çok zalimce, demokraside insanların muhalefet yapma hakkı vardır.

    Seçim bölgemde yaşayan Kürt ve Aleviler Türkiye’deki ailelerinin güvenliğinden kaygı duyuyorlar. Bu durum kabul edilemez, ve tahammül edilemez.

    İnsan hakları, demokrasi, insan onuru, özgür yaşam ve adalet için sesimizi yükseltmeliyiz.’’

    Ryan, konuyu bu hafta parlamentoda acil kodla gündeme taşıyacağını da belirtti.

    joan-ryan
    İşçi Parti Enfield Milletvekili Joan Ryan

     

  • Britanya Ana Muhalefet Liderinden Türk Devletine Çağrı

    Britanya Ana Muhalefet Liderinden Türk Devletine Çağrı

    Britanya’nın Ana Muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Türk devletine çağrı yaparak Kürt halkının haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

     

    Kürdistan Ulusal Kongresi Dış ilişkiler komitesinden bir heyeti kabul eden İşçi Parti lideri Jeremy Corbyn, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Türk devletinden Kürt halkının haklarına saygı gösterilmesi çağrısı yaptı. HDP Eş Genel başkanlarının da içinde bulunduğu siyasi soykırım operasyonları ve Kürdistan’daki saldırılar konusunda hazırlanan dosya Corbyn’e sunulurken, sözlü olarak ta yaşananlar hakkında bilgi verildi. Corbyn, yaşananları dinledikten sonra, 1990’larda kendisinin Kürdistan’ı ziyaret ettiğini ve mevcut yaşanan saldırıların 90’ları aştığını tedirginlikle izlediğini belirtti.

    Görüşme sonrası gazetemize konuşan Corbyn Türk devletine de çağrı yaptı;

    ‘Kürt temsilcilerle görüştüm şimdi, Türk ordusunun Diyarbakır ve Türkiye’nin doğusunda yaptıkları ile ilgili çok rahatsız edici bilgiler verdiler. Hem Birleşik Krallık dışişleri bakanlığına, hem de Türk devletine konuyla ilgili mektup göndereceğim. Buradan Türk devletine çağrı yapıyorum, Kürtlerin haklarına, diline ve kültürüne saygı gösterin. Bu insan hakları gereğidir.’

    Corbyn yaşanan saldırılarla ilgili Türk hükümeti ve Britanya hükümeti nezdinde girişimlerde bulunacağı sözü verdi.

    https://youtu.be/hrQLGyeHdIY

    jeremy-corbyn-knk