İçişleri Bakanlığı 370 derneğin faaliyetini durduruldu. Faaliyeti durdurulan dernekler arasında birçok Kürt sivil toplum örgütü de bulunuyor.
İçişleri bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: ”OHAL Kanunu 11. Maddesi kapsamında genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak amacıyla 39 ilde milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen; FETÖ bağlantılı 153, PKK/KCK bağlantılı 190, DHKP-C bağlantılı 19 ve DEAŞ bağlantılı 8, olmak üzere toplamda 370 derneğin faaliyeti valiliklerimizce durdurulmuştur.
Bunlara ilişkin inceleme, değerlendirme çalışmaları devam etmekte olup; terör örgütleri ile irtibatlı tüm yapı, grup, oluşum, kurum ve kuruluşlarla mücadelemiz hız kesmeden kararlılıkla devam edecektir.”
Kapatılan STÖ’lerin içerisinde Mezopotamya Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma Dayanışma ve Kültür Derneği (MEYADER) ve MKM gibi dernekler de yer alıyor.
Uzun süredir Kürtlerin paylaşımlarına karşı alerjisi olan Facebook son pratiğinde faşizm konusunda adeta AKP ile yarıştı.
Gazetemizin editörlerinden Aladdin Sinayiç’in, ‘öncüsünü ve önderini layıkıyla sahiplenemeyen hiçbir halk onurunu da özgürlüğünü de koruyamaz’ şeklindeki yazılı paylaşımı gerekçe gösterilerek 30 gün boyunca facebook’tan engelleme cezası verildi. Sinayiç’in paylaştığı cümle Demokratik Toplum Kongresi eş başkanı Hatip Dicle’ye ait. Dicle bu cümleyi, Eylül ayında 50 Kürt siyasetçinin başlatmış olduğu açlık grevi öncesi yapılan açıklamada kullanmıştı.
Hiçbir kişinin isminin geçmediği paylaşımı ‘facebook standartlarına uymuyor’ diye sayfadan kaldıran ve kullanıcıya 30 gün engelleme cezası veren facebook, daha önce de yüzlerce Kürt ve devrimci sayfayı aynı gerekçelerle tümden kapatmıştı. Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Osman Baydemir, Altan Tan, Ahmet Türk, Hasip Kaplan, Leyla Zana, Ayla Akat, Bijwen-Kurt, Ötekilerin Postası, Kurdi müzik ile diğer bazı Kürt siyasetçilerin yüzbinlerce takipçisi olan Facebook sayfaları bir süre önce kapatılmıştı.
Sinayiç konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları belirtti; ‘Hiçbir sembol, şiddet içeren kelimenin ve kişi isminin geçmediği bir paylaşım, ‘facebook standartlarına uymuyor’ diye kaldırılıyorsa, bu facebook’un standartlarının AKP standartlarıyla uyumlu olduğunu gösteriyor. Facebook’un Kürt sayfalara karşı uyguladığı sansür, şunu bir kez daha açıkça ortaya koymuştur; Facebook Türkiye bölümü, tamamen AKP tarafından kontrol ediliyor. AKP hükümeti bir çağ geriden ilerliyor, ve malesef çağın önemli çıkışlarından olan sosyal medyanın önemli temsilcilerinden birisi olan Facebook ta genel kabul gören evrensel ilkeleri bu şekilde çiğnemiş ve AKP ile bir çağ geriye atlamış bulunuyor. Bu cümleyi kaldırabilecek kadar AKP hükümeti denetimine girmiş bir organizasyon, tüm bilgilerimizi de mutlaka AKP hükümeti ile paylaşıyordur.’
Londra merkezli Centre for Kurdish Progress ‘Rojava’da Devrim’ adli kitabın yazarlarından Ercan Ayboğa ve çevirmeni yazar Janet Biehl ile Soas Üniversitesinde kitabı tanıttılar.
Pluto Yayınevi ve SOAS’ın Centre for Gender Studies ile ortaklaşa düzenlenen seminer, Profesör Nadje Al-Ali’nin moderatörlüğünde, 4 Kasım akşamı gerçekleşti.
Al-Ali açılış konuşmasında programın Türkiye’de Halkların Demokrasi Partisi (HDP) eş başkanlarının ve 10’a yakın milletvekilinin gözaltına alınmasına denk geldiğini belirtti. Al-Ali Kürt hareketi için baltalayıcı olarak nitelendirdiği bu gelişmede bazı Avrupa ülkelerinin büyükelçilerini Türkiye’den çağırmayı düşünürken İngiltere Hükümetinin sessiz kalmasının üzücü olduğunu söyledi.
Janet Biehl, İngilizce yayımlanan ‘Revolution in Rojava’ kitabının devletsiz bir sistemi değerlendirdiğini belirterek Orta Doğu’da 20. Yüzyılın başlarında imzalanan Sykes-Picot anlaşması ile bu bölgede Fransa ve İngiltere tarafından bu coğrafyaya uymayan sınırlar çizildiğini hatırlattı.
Revolution in Rojava- Janet Biehl
Arap ve Türk devletlerince asimilasyona uğratılan Kürtlerin zaman içerisinde devlet sistemine karşı olmaya başladığını söyleyen Biehl, 1980’lerde PKK’nın doğuşu ve Türkiye devleti ile olan çatışmaları değerlendirdi.
Biehl, Öcalan’ın ve genel olarak PKK’nın Amerikan yazar ve teorist Murray Bookchin ve diğerlerinden etkilenerek ademi merkeziyet sistemi ve liberteryenizm’i savunmaya başladıklarını söyledi. Bunun akabinde Kürt hareketlerinin halkın yönetimde yer aldığı özerk kantonların oluşmasını içeren demokratik konfederalism diye adlandırılan devletsiz siyasi oluşumu hedeflediklerini söyleyen Biehl, bunun Suriye Kürdistanı Rojava’da gerçekleştiğini belirtti.
Ercan Ayboga
Biehl demokratik konfederalismin ana prensiplerinin etnik ve dini grupların bir arada yaşayabilmesi, ekolojik gelişim ve kadınların özgürleşmesi olduğunu iletti. Biehl devletçi sistemlerin aksine kadın haklarının korunması, toplumsal çatışmalar gibi konularla enstitüler ve tekçi yönetimin değil yerelden yukarıya yani halktan ortaya çıkan ve sadece halkın sözünün geçtiği komünlerin ilgilendiğini söyledi. Biehl, kitabın Rojava’daki bu oluşumu en derin şekilde kaydettiğini söyleyerek sözlerine son verdi.
Nadia Al-Ali
Kitabın yazarlarından ve aynı zamanda çevre mühendisi olan Ercan Ayboğa ise komünlerin işleyişini ve eğitimden, sağlığa, savunmadan hukuka toplumun nasıl şekillendiğini anlattı. Savaşlar ve soykırımlarla uzun yıllar mücadele vermek zorunda kalan Kürtlerin, Rojava’daki devrime gelişini irdeleyen Ayboğa milliyetçi devletlerden uzaklaşarak Kürtlerin demokratik bir toplum inşa ettiklerini söyledi. 19 Temmuz 2012’nin Devrimin başlangıcını olduğunu vurgulayan Ayboğa komünlerin 30’dan 400’e kadar hanenin oluşturabildiğini ve mahalle konseyleri ile yerelden yukarıya bir sistemin olduğunu söyledi. Ayboğa komünlerin en yüksek kurum olan Batı Kürdistan Halk Konseyine bağlı olduğunu söyledi.
Revolution in Rojava kitap tanıtımı
Yazarların kitap üzerine konuşmalarının ardından dinleyicilerden yorum ve sorular alındı. Amerika Birleşik Devletlerinin böyle bir oluşuma nasıl baktığı gibi soruları yanıtlayan konuşmacılar en az yüzyıldır istikrarsız yönetimler ve savaşlarla mücadele eden Kürtlerin böyle bir devrimi gerçekleştirmiş olmasının her olumsuzluğa rağmen umut verici olduğunu söylediler.
Revolution in Rojava- Ercan AybogaRevolution in Rojava kitap tanıtımı
Sussex bölgesinde AKP’nin siyasi soykırımı protesto edildi ve HDP’yi sahiplenme çağrısı yapıldı.
İngiltere’nin Sussex bölgesinde yaşayan Kürdistanlılar ve dostları, Kürt halkı ile HDP’ye dönük siyasi soykırımı protesto etti.
Sussex Demokratik Kürt Toplum Merkezi öncülüğündeki eylem, medyanın dikkatini HDP’li eş genel başkan ve vekillerin rehin alınmalarına çekmek amacıyla, BBC’nin Sussex Bölgesi Temsilciliği binasının önünde düzenlendi. BBC yetkililerine HDP’ye yönelik saldırılar ve milletvekillerinin tutuklanmaları hakkında hazırlanan bilgilendirme dosyası verildi.
Eylem sırasında sık sık “HDP’ye dokunma”, “Milletvekilime dokunma”, “HDP biziz”, “Katil Erdoğan”, “İrademe dokunma” sloganları atıldı.
Britanyalılara da Türk hükümetinin saldırgan politikalarına karşı sessiz kalmamaları ve kendi temsilcileri aracılığıyla Türk hükümeti üzerinde baskı yaratmaları çağrısında bulunuldu.
İşçi Parti Milletvekili Joan Ryan tarafından Britanya Parlamentosuna sunulan ‘Türkiye’deki insan hakları ve siyasi Durum’ başlıklı önergede HDP eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması parlamento gündemine taşındı.
Haber: Esra Türk
Londra’nın Enfield bölgesi milletvekili Joan Ryan tarafından sunulan 653 nolu önergede milletvekilleri David Lammy, Wes Streeting, Siobhain McDonagh, Toby Perkins, Stella Creasy, Neil Coyle, Robert Flello, Caroline Flint ve Conor McGinn’in imzaları bulunuyor.
Britanya Dışişleri Bakanı Boris Johnson’a mektup yazarak, Türkiye’de seçilmiş vekillerin tutuklanmalarından ciddi endişe duyduklarını ifade eden İngiliz vekiller, Hükümetin konuya ilişkin açıklama yapmasını talep ettiler.
Sunulan önerge kabul edildiği taktirde, konu Parlamentoda düzenlenecek özel oturumda tartışılacak.
‘Büyük endişe duyuyoruz’
İşçi Parti’li Ryan’ın başlattığı önergede ‘Bu Parlamento, eşbaşkanlar, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin, 4 Kasım’da göz altına alınıp ve tutuklanmasından dolayı büyük endişe duyuyor’ ifadesi kullanılıyor.
Johnson konuya ilişkin Almanya’ya ziyareti sırasında kısa bir yorum dışında her hangi bir tepki vermedi henüz. Johnson, diplomatik bir yorum yaparak, ‘‘Türkiye, güvenliğimiz, teröre karşı mücadelemizde kritiktir, ve tabii ki Suriye’deki savaşı idare etmekte kritiktir. Ama, dost olduğumuz ülkelerde medya ve siyasi partilerin idaresinde ciddi endişelerimiz varsa, bu ciddi endişeleri ifade etmemiz elbette doğrudur. Britanya ve Almanya birlikte böyle yapıyorlar’’ dedi.
‘Türkiye, ülkede demokrasi olduğunu iddia edemez’
Sunduğu önergeye ilişkin yaptığı açıklamada, Ryan, ‘‘Kürt yetkilileri ve üst düzey siyasetçilerin tutuklanmalarını tamamen kınıyorum. Demokratik şekilde seçilen temsilcileri göz altına alınıyorlarsa Türkiye, ülkede demokrasi olduğunu iddia edemez’’ dedi.
İşçi Parti Milletvekili Joan Ryan
Ryan’ın açıklaması şöyle devam ediyor: ‘‘Gördüğümüz, ifade özgürlüğüne yasadışı bir kısıtlama- demokrasilerde insanların muhalefet yapma hakları vardır. Benim bir çok Kürt ve Alevi asıllı seçmenim Türkiye’deki aile ve arkadaşlarının güvenliğinden endişeliler.’’
‘‘Bu kabul edilemez. Durum tahammül edilecek gibi değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk yetkilileri adaletin onarılması ve Türkiye’nin demokrasisinin korunması için derhal harekete geçmeliler. Adalet ve insan hakları için, demokrasi ve onur için, yaşam ve özgürlük için sesimizi yükseltmeliyiz.’’
Britanya bu konuda ne gibi adımlar atacak?
İşçi Parti Milletvekili David Lammy, dışişleri bakanı Boris Johnson’a gönderdiği mektupta ise HDP’li vekillerinin tutuklanmalarına ilişkin tepkisiz kalmasından dolayı büyük endişe duyduğunu ifade ederek, konuya ilişkin ne tür adımlar atacağını sordu.
Edmonton milletvekili Kate Osamor da, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Unite Sendikası ile birlikte Birleşik Krallık Dış İlişkiler Bakanlığı ile görüştüğünü belirtti.
Ana muhalefet İşçi Parti lider Jeremy Corbyn, HDP milletvekillerinin tutuklanmaları sonrasında Türkiye’ye insan haklarına saygı duyması çağrısını yapmıştı.
İşçi Parti gölge dış ilişkiler bakanı, İslington milletvekili Emily Thornberry, yaptığı açıklamada tutuklamalardan dolayı büyük endişe duyduğunu ve ‘siyasi özgürlüğü kısıtlayan yasa dışı tutuklamaları tamamen ret ediyoruz’ ifadesinde bulundu.
‘Eşbaşkanların tutuklanması bizi şoke etti’
Diğer bir İşçi Parti milletvekili, Ann Clwyd de Parlamentoya sunduğu ‘Darbe Girişimine Tepki’ başlıklı önergede, ‘Bu Parlamento, eşbaşkanlar, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, dahil, 4 Kasım’da, Türk Parlamentosundaki HDP milletvekillerinin gözaltına alınıp tutuklanmaları karşısında şok içerisinde’ ifadeleri kullanılıyor. Clwyd’ın önergesine Sosyal Demokrat ve İşçi Parti milletvekili Mark Durkan da destek sundu.
Yeşil Parti eşbaşkanları yayımladıkları açıklamada azınlık kimliklerin HDP ile temsiliyet kazandıklarını ifade ettiler. Açıklama şöyle devam etti: ‘‘Selahattin Demirtaş ve muhalif parti HDP’ye üye milletvekilleri hukuksuzca bir biçimde tutuklandılar. Türkiye, her geçen daha da otoriterleşiyor ve (HDP’lilerin tutuklanması) ülkedeki demokrasinin karşı karşıya olduğu tehdidin bir başka örneğidir.”
Ryan, ayriyeten, Dışişleri bakanı Boris Johnson’a konuya ilişkin soru önergesi sundu:
Dışişleri Bakanı Johnson’un cevaplaması istemiyle sunulan soru önergesi şöyle:
*HDP’li yöneticilerin Türk devleti tarafından tutuklanmasında Dışişleri bakanı ne gibi değerlendirme yapmıştır?
*HDP Eş genel başkanları ve milletvekillerinin tutuklanması ile ilgili mevkidaşı düzeyinde nasıl bir girişim de bulunmuştur?
* Avrupa Parlamentosu, Brileşmiş Milletler, Avrupa Birliği dışişleri bakanları düzeyinde HDP’li yöneticilerin tutuklanması konusunda nasıl bir planı var?
* Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerini askıya alması konusunda ne tür değerlendirmesi bulunmakta?
* Son zamanlarda, Türkiye’nin, özellikle de Kürt ve Alevilere bölgelerindeki, insan hakları durumuna ilişkin değerlendirmesi nedir?
‘Muhalifler baskı altında’
İşçi Parti milletvekili, Ann Clwyd’ın sunduğu önergede HDP’li milletvekillerinin tutukluluklarının parlamenter demokrasi ve Türkiye’nin sosyal birliğini tehdit ettiği belirtiliyor. Temmuz 2016’daki askeri darbe sonrasında uygulanan olağanüstü hal’in orantısız olduğunu ve medya ve muhalifleri bastırmak için kullanıldığı da ifade edilen önergede, 100’den fazla medya organının kapatıldığı ve 100 bin’den fazla kamu görevlisinin işten çıkarıldığı ve seçilmiş Kürt belediye başkanlarının tutuklandığı bilgilerine yer veriliyor.
Önerge, Birleşik Krallık hükümetinin konuya ilişkin açıklamada bulunup Türk yetkilileriyle irtibata geçmeleri çağrısını yapıyor.
Başbakan Theresa May hükümeti ve ya yetkililerinden konuya ilişkin henüz bir açıklama gelmedi.
Bu sabah Londra’nın Croydon bölgesinde yaşanan Tramvay kazasında ölü sayısı 7’ye çıktı. Kazada ölenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı.
Sabah saatlerinde Croydon’da aşırı hız yapan bir tramvayın devrilmesi sonucu yaşanan kazada ölü sayısı yediyi bulurken, 50 yaralının hastanedeki tedavileri devam ediyor.
Tramvay şoförü polis tarafından gözaltına alınırken Tramvayın hız limidinin üzerinde seyir ettiği belirlendi. Britanya Ulaşım polisi tramvay şoförünün kaza anında uyuyup uyumadığını da araştırıyor.
Demiryolları Kaza Araştırma Biriminin (The Rail Accident Investigation Branch -RAIB) soruşturması devam ediyor.
İngiltere ve Galler Yeşiller Partisi (Green Party) tarafından yapılan açıklamada, HDP’ye yönelik tutuklamalar sert bir dille kınanırken, Türkiye’deki demokrasiye yönelik tehditlerin yeni bir örneğinin yaşandığı uyarısı yapıldı.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) bünyesinde Türkiye’den Yeşiller ve Sol Parti ile birlikte Kürtler, LGBT bireyler, Romanlar ve Ermeniler gibi halkların da temsiliyet bulduğuna dikkat çekilen Green Party açıklamasında, tutuklamaların kabul edilemeyeceği vurgulandı.
Green Party Eş Başkanı Jonathan Bartley imzalı açıklamada, şöyle denildi: “Selahattin Demirtaş ve muhalif parti HDP’ye üye milletvekilleri hukuksuzca bir biçimde tutuklandılar. Türkiye, her geçen daha da otoriterleşiyor ve (HDP’lilerin tutuklanması) ülkedeki demokrasinin karşı karşıya olduğu tehdidin bir başka örneğidir.”
HDP ile dayanışma vurgusu yapılan açıklamada, HDP’nin meclis çalışmalarını boykot etme kararına da destek verildi.