Author: ali

  • Middlesex Hastanesi Acil Bölümü ‘Hastaların Hayatlarını Tehlikeye Atıyor’

    Middlesex Hastanesi Acil Bölümü ‘Hastaların Hayatlarını Tehlikeye Atıyor’

    Edmonton’da bulunan Middlesex Hastanesinin acil bölümü hastaların hayatlarını tehlikeye attığı ve yeterli hizmet sunamadığı için kapatılmayla karşı karşıya olduğu ortaya çıktı.

    Günde 500 hastanın ziyaret ettiği acil bölümdeki ciddi derecedeki sorunlara rağmen, bu bilginin gizli tutulması bölgede büyük topladı.

    Guardian gazetesinin ortaya çıkardığı bilgiye göre, sağlık hizmetlerini denetleyen GMC ve Health Education England’ın hastanenin acil bölümünün kapanma ile tehdit edildiği fakat bu bilginin halkla paylaşılmadığı aktarıldı.

    Haberin yayınlanmasının üzerine bölgenin milletvekilleri bu bilgilerin halktan gizlenerek, hastaları daha da tehlikeye attılmalarına tepki gösterdiler ve sağlık bakanı Jeremy Hunt’ın sorularını yanıtlamalarını talep ettiler.

    Middlesex Hastanesi, NHS tarihinde acil bölümü güvenlik gerekçesiyle kapatılma tehlikesi yaşayan ilk hastane.

    İşçi Parti’li Edmonton milletvekili Kate Osamor web sayfasında yayınladığı açıklamada, ‘‘Middlesex Hastanesinin acil bölümünün kapatılmayla tehdit edildiğinin haberi beni oldukça üzdü ve endişelendirdi’’ ifadelerini kullandı.

    Osamor, Enfield North milletvekili Joan Ryan ile Hunt’a mektup yazdıklarını ifade etti.

    Ryan da, hastanenin durumuna ilişkin yayınladığı açıklamada seçim bölgesindeki halkına hastaneyi kullandıklarında ‘güvenli ve etkili acil hizmet’ verileceğinin güvencesini talep etti.

    Ryan, 2013 yılında Chase Farm hastanesinin acil bölümünüm kapatılmasının, Kuzey Londra’da, özellikle Barnet ve Middlesex hastanelerini zorladığını ekledi.

    NHS’in, hastanelerin acil bölümlerine gelen hastaların yüzde 95’inin dört saat içerisinde tedavi görmelerini hedeflediğini hatırlatan Ryan, Middlesex hastanesinde bu rakamın yüzde 68 olduğunu belirtti. Bu rakam, hastanenin acil hizmetinin ne derecede tehlikede olduğunu sergiliyor.

    Kürt ve Türk toplumunun yoğun olarak kullandığı hastanede geçtiğimiz bir yılda hastanenin acil bölümünde iki şüpheli ölüm yaşandı. İlk olarak 30 yaşındaki Murat Alaboğaz hayatını kaybetti, daha sonra da Nisan ayında üç yaşındaki Armağan Denli aynı hastanede hayatını kaybetti. Her iki ölümle ilgili aileler hastanenin ihmali olduğunu düşünerek şikayette bulundular. Soruşturmalar devam ediyor.

    İşçi Parti Tottenham milletvekili David Lammy bölge milletvekilleri olarak hastanenin sorunlarına ilişkin ‘karanlıkta bırakılmalarını’ anlamadığını ifade ederek, Hunt’ın durumu düzeltmek için ‘neden bir şey yapmadığını’ öğrenmek istediğini ve konuya ilişkin soruları yanıtlamak için Parlamentoda çıkması gerektiğini belirtti.

    Guardian gazetesinin haberine göre, hastanenin acil bölümünde bir çok zaman yeterli doktor olmadığı ve deneyimsiz doktorların sorunlu olarak yalnız bırakılıyorlar.

  • Mahkemeden Sanık Kaçırma Teşebbüsü Davasında Hapis Cezaları Belli Oldu

    Mahkemeden Sanık Kaçırma Teşebbüsü Davasında Hapis Cezaları Belli Oldu

    Wood Green Magistrates Mahkemesine çıkartılacak İzzet Eren’i kaçırmayı planlama davasında, sanıkların hapis cezaları belli oldu.

    Haber: Egemen Arkut

    Özcan Eren (32), tutuklu olan İzzet Eren’i kaçırmaya yardımcı olmakla suç işlemeye teşebbüs ve suç işleme niyetiyle imitasyon silah taşımak suçundan sekiz buçuk yıl ceza aldı. İzzet Eren (33), tutukluyken kaçmaya teşebbüs etmekten ve suç işleme amaçlı imitasyon silah taşımaktan sekiz buçuk yıl ceza aldı.

    Aralık 2015’te çete suçlarından kaynaklı mahkemeye çıkartılırken İzzet Eren’i kaçırma teşebbüsü esnasında, çetenin aracında bulunan, Jermaine Baker, polis tarafından vurularak öldürüldü.

    Baker’ı vuran polisin yargılanması ve olayın soruşturulması devam ediyor.

    İzzet Eren’i kaçırmaya teşebbüs ve suç işlemek amacıyla imitasyon silah bulundurmak suçlarından, Nathan Mason dokuz yıl ve Gökay Soğucaklı beş buçuk yıl hapis cezası aldılar.

    Eren Hasyer, İzzet Eren’i kaçırmaya teşebbüs suçundan 26 Mayıs’ta, çıkarıldığı Woolwich Crown Court mahkemesinde suçlu bulunmuştu, fakat cezası henüz belirlenmedi.

    Polis, İzzet Eren’in, uzun süre hapiste kalmak istemediği için Özcan Eren’e bir çete toparlayarak mahkemeye giderken kaçmasını sağlaması için tuttuğunu düşünüyorlar.

    İzzet Eren’i, mahkemeye gelen polis vanından kaçırmak isteyen Mason, Soğucaklı ve Baker, sabah saat 08:00’den itibaren Wood Green mahkemesinin önünde beklemeye başladılar. Araca dinleme cihazı yerleştiren polis, müdahalede bulundu. Özcan Eren ve Hasyer diğer bir araçta eylemi kontrol ettikleri bildirildi.

    İzzet Eren ve Amoah-Gyamfi 13 Ekim’de çalıntı motosiklet kullanırken silahlı polisler tarafından durduruldular. Üzerlerinde Skorpion otomatik silah ve Tokarov el silahı bulunan sanıklar, öldürme ve yaralama amacıyla silah taşıma suçundan tutuklandılar. Polis, tutuklamanın ‘öldür, yarala ya da sakatla’ eylemine gidilirken gerçekleştiğini açıkladı. İki sanık, 29 Ekim’de çıkarıldıkları Wood Green Magistrates mahkemesinde suçlarını kabul ettiler. İzzet Eren ve Amoah-Gyamfi, kaçırılma teşebbüsünün gerçekleştiği, 11 Aralık’ta mahkemeye çıkarılarak, 14’er yıl hapis cezası aldılar.

  • Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi

    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi

    Başkent Londra’da çalışmalarını yürüten Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği gerçekleştirdiği olağan kongresinde 15 kişiden oluşan yeni yönetimini belirledi.

    12 Haziran Pazar günü Tottenham Selby Centre’da bulunan dernek binasında gerçekleşen kongre canlı tartışmalara sahne olurken geçmiş çalışmaların değerlendirildiği, eksikliklerin masaya yatırılıp tartışıldığı ve önümüzdeki sürecin tartışıldığı bir platform oldu.

    HDP milletvekili Müslüm Doğan’ın açılış konuşmasını yaptığı Kongre saat 12.00’da başladı. Örgütlenmenin ve dernek kurmanın önemine değinen Doğan, Tilkilileerin büyük bir nüfusa sahip olduğunu, bu nufusun ihtiyacına cevap verecek tarzda çalışmalar gerçekleştirmenin gerekli olduğunu belirterek eski yönetime emeklerinden dolayı teşekkür edip yeni seçilecek olan yönetim kuruluna da başarılar diledi.

    HDP milletveki Müslüm Doğan’ın ardından söz alan Mehmet Yüksel Dede, Tilkilerin yapmış olduğu kurumsal çalışmaların önemine değinerek bu çalışmaların aksatılmadan sürdürülmesi ve toplumumuzun ihtiyaçlarının cevap bulması gerektiğini belirtti.

    Divan seçimi ile başlayan kongre geçmiş çalışmaların değerlendirilmesi ile devam etti. Geçmiş çalışmalardaki eksiklikler üzerine yapılan tartışmaların ardından önümüzdeki dönem yönetime seçilecek olanalara çeşitli önerilerde bulunuldu.

    Geçmiş çalışmaların değerlendirilmesinin ardından Londra’da bulunan Demokratik Kitle Örgütlerinden GİK-DER ve DAY-MER tarafından sözlü mesajlar iletildi.

    DAY-MER adına konuşan Feyzullah Cinpolat Tilkiler Derneğine çalışmalarından dolayı başarılar dilerken, önümüzdeki dönemde birlikte çalışmak istediklerini ve toplumumuzun sosyal, siyasal ve kültürel ihtiyaçlarına birlikte cevap vermek istediklerini belirtti.

    Gerçekleşen 5. Kongre’ye Almanya Tilkiler Dayanışma Derneği eşbaşkanları katılarak birer konuşma gerçekleştirdiler, yine Fransa Tilkilililer Derneği, Antep Tilkililer Derneği, İsviçre Tilkililer Derneği yazılı mesajlarını sundular.

    Önümüzdeki sürecin planlaması ve örgütlenmesinin tartışılmasının ardından yeni yönetim kurulu seçimleri’nin gerçekleştiği kongre 15 kişinin yeni yönetime seçilmesi ve 7 kişinin de denetim kuruluna seçilmesi ile son buldu.

    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi 1

    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetimini Belirledi 1
    Tilkililer Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yeni Yönetim kurulu

     

  • Fincancı, Nesin ve Öderoğlu Tutuklandı

    Fincancı, Nesin ve Öderoğlu Tutuklandı

    Özgür Gündem gazetesi ile dayanışmak için başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılarak gazetenin bir günlük yayın yönetmenliği görevini üstlenen TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Yazar Ahmet Nesin, Gazeteci Erol Önderoğlu hakkında tutuklama kararı verildi.

    Baskı ve soruşturmaların hedefindeki Özgür Gündem Gazetesi ile dayanışmak için başlatılan “Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği” kampanyasına katılarak gazetenin bir günlük yayın yönetmenliği görevini üstlenen TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, yazar Ahmet Nesin, gazeteci Erol Önderoğlu, haklarında gazetede çıkan haberler nedeniyle “örgüt propagandası” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Adliyesi’nde ifade verdi.

    Savcılık ifadelerinin ardından Fincancı, Önderoğlu ve Nesin “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme tutuklama 3 isim hakkında da tutuklama kararı verdi.

  • Avrupa Birliği Referandumu: Britanya Neden AB’de Kalmalı

    Avrupa Birliği Referandumu: Britanya Neden AB’de Kalmalı

    Bildiğiniz gibi Britanya 23 Haziran’da gerçekleştireceği referandumla Avrupa Birliğinde kalıp kalmamayı oylayacak. Referanduma sayılı günler kala birçok Britanyalı gibi toplumumuz da bu noktada bir kararsızlık durumu yaşıyor. Bu kararsızlık durumu gayet normaldir, çünkü AB’den ayrılmanın veya kalmanın ne getirip neyi götüreceği konusunda büyük bir bilgi kirliliği var olmakla birlikte AB’nin siyasi, ekonomik ve sosyal yapısı konusunda da yetersiz bilgiye sahibiz.

    Erdelan Baran – KNK Dışilişkiler

    Avrupa Parlamentosu seçimleri en son 2014’te yapılmış ve toplam seçmenin sadece yüzde 42’si gidip oy kullanmıştır. Bu tarihin en düşük katılım oranıdır. Burada hem siyasal ve sosyal faktörlerin eleştirisi hem de AB sisteminin vizyon ve misyonun ne olduğu konusundaki muğlaklıktan kaynaklıdır. AB’de neden kalmamız gerekiyor dediğimizde, AB’nin mükemmel işlediği ve eleştirilmesi gereken yönlerinin olmadığını söylemiyoruz. Tam aksine, eleştirilmesi, reforme ve revize edilmesi gereken çok yönlerinin olduğunu ifade etmek zorundayız.

    Avrupa Birliğinin Kuruluşu

    Avrupa Birliği, Avrupa’da yoğun olan mezhep savaşlarından tutalım daha sonra gelen yoğun iki farklı dünya savaşlarından ders alarak kaostan çıkma girişimi olarak inşa edilmiştir. Ulus devlet sistemleri artık cevap olamamış, bunu aşmak için ulus devletin katılığını devrim ile değil, daha çok reformlar ile çözmeye çalışan bir sistem fikri ortaya çıkmıştır. İkinci dünya savaşından sonra ortaya çıkan ve soykırımlar ile sonuçlanan ulus-devlet faşizminden, reformcu çıkış ile kurtulmaya çalışan, insan hakları, hukuk ve demokratik ulus-devletler topluluğunun adıdır. AB’nin çıkışı biliyorsunuz; 1950’lerde 6 devletin Çelik ve Kömür birliği adı altında bir örgütlenme olarak ortaya çıkmıştır. İngiltere AB’ye 1973 yılında üye olarak katıldı ve şuan toplam 28 üye ülke vardır. Şunu demeliyiz ki, temeli endüstriyel sözleşme olduğu için AB asıl varması gereken hedefine varamamıştır. Çünkü bu endüstriyel sözleşmeler etrafında insan hakları ve eşit toplum inşa edilemez. O nedenle AB’nin bir çok alanda reforma ihtiyacı vardır. AB yapısal olarak konfederal yapıdır ve bir çok alanda demokrasinin ve yerel yönetimin gelişimi noktasında bir çok önemli adımlar atmış olsa da daha çok gelişmeye ihtiyacı vardır. Çağımıza göre ulus-devlet formları aşılmakta ve demokratik konfederal sistemler en makul yönetim sistemleri olarak görülmektedir.

    Avrupa Birliği yapılanmasını kısaca özetlersek:

    Avrupa Komisyonu:

    28 ülkenin komisyon üyesi haftada bir toplanır ve burada karar tasarıları ve yeni kanun tasarıları üretir ve oylama için parlamentoya havale eder. AB’nin önemli bir motor gücüdür.

    Avrupa Konseyi:

    Burası AB’nin en güçlü organıdır. 28 ülkenin bakanlıkları ve liderleri bir araya gelip AB’nin politikalarını belirler. Komisyondan gelen önerileri tartışırlar ve kendi aralarında nasıl bir yön izleyeceğinin kararına varırlar. Genel olarak en güçlü ülkeler kim ise onların dedikleri gibi sonuç çıkar. O nedenle AB sistemi halen merkezi bir sistemdir.

    Avrupa Parlamentosu:

    751 Parlamento üyesi olan AB’nin tek halk seçimi ile seçilen üyeleridir. Farklı partili gruplara ve bu gruplardan farklı komiteler ve komisyonlara ayrılan AP üyeleri kendi aralarında tartışıp Avrupa Komisyonundan gelen öneriler için oylamaya giderler. İki Avrupa parlamentosu vardır. Bir parlamento Brüksel’de iken diğer parlamento Strasburg’dadır ki asıl son oylama burada yapılmaktadır. Brüksel’den Strasburg’a her hafta geliş gidiş masrafları hayli yüksektir ve halen neden iki parlamentoya ihtiyaçları olduğu anlaşılmamaktadır.

    Avrupa Dış politika Eylem Birimi:

    Bu birimde AB’nin dış politikasını belirleyen birimdir. Hedefleri ülkeler arası ve dış polemiklerin çözülmesi ve krizlerin önüne geçilmesidir. Mesela Sırbistan ve Kosova’ya kendi sorunlarını çözmek için bir baskı uygulamaları bir örnektir. Iran gibi farklı ülkelere bir zamanlar yaptırımlar yapılması diğer bir örnektir. Fakat burada işte Türkiye’deki Kürt sorunu için nasıl bir uygulamaya geçtiler, sorulması gereken önemli bir sorudur. Bu da AB’nin nasıl bir demokratik karakter taşıdığını getiren diğer bir soru.

    İnsan Hakları Mahkemeleri:

    Tabi bu anlattığımız yapılanma dışında insan hakları mahkemeleri ve uluslararası savaş suçunu yargılayan mahkemeler de var. Birçok insan kendi davalarını buraya getirmiş, kazanmış ve tazminat almıştır. Savaş suçu iddiasıyla bazı liderler burada yargılanmıştır. Tekrardan burada ne kadar adaletli bir sistem olduğu tartışmalıktır. Örneğin Kürt halk önderi Öcalan’ının davasında hiç bir hukuki argümanları kanunca geçerli değildir. Bu davadaki kararların hepsi siyasidir. Ayni şekilde PKK’nin yasaklar listesine alınmasında da aynı durum söz konusudur. Örneğin 2002’de PKK listeye alınmış fakat hukuki dayanağı neredeyse hiç yoktur. Çünkü 1999-2004 arası Türk devleti ile herhangi bir silahlı çatışma olmamıştır.

    AB’nin Maliyeti:

    Tabi AB’nin de bir maliyesi var. 2015 bütçesi 145 milyar Euro olarak belirlenmiş. Bu bütçe 21,36% Almanya’dan, 15,72% Fransa’dan, 12,57% İngiltere’den, 11,48% İtalya’dan, 8.06% ise İspanya’dan gelir iken, kalanı ise diğer AB üye ülkelerden gelmekte.

    Avrupa Birliğinde neden kalmak önemli?

    Yurtdışında yasayanlar ve seyahat:

    Bir milyondan fazla İngiliz vatandaşı diğer AB ülkelerinde yaşamakta ve milyonlarcası rahatça bu ülkeleri ziyaret edebilmektedir. Aynı zamanda diğer AB ülkeleri de istediği gibi kalıp çalışabilmekte ve sosyal haklardan yararlanabilmektedir.

    AB’de çıkmak isteyenler tatil yapmak için illa AB üyeliğe gerek yok diyorlar ama AB üyesi ülkeler arası anlaşmalardan kaynaklı uçak fiyatları ve telefon kullanma fiyatları gibi bazı hizmetlerin daha ucuz olduğunu hesap etmiyorlar. Diğer bir nokta ise çoğu zaman bedava ve ucuz sağlık sisteminden faydalanıyorlar. Birleşik Krallığın AB’den çıkması halinde Britanya vatandaşlarının AB ülkelerinde kalmasının bir garantisi olmadığının da bilmeliyiz, çünkü anlaşmalar o zaman bozulacak. AB’den çıkmak isteyenlerinin de öyle İngiltere’nin başka ülkeler ile uluslar arası antlaşmalara güvenmeleri yeterli bir argüman değildir.

    Göç:

    Birleşik Krallığın AB’den çıkmasını savunanların kampanyalarının temelini oluşturduğu göç olgusu en çok tartışılan konuların başında geliyor. Britanya’nın yılda 300 binden fazla göç aldığı ve bunun 184 bininin AB üyesi ülkelerden, diğer 188 bininin ise AB üyesi olmayan ülkelerden geldiği belirtiliyor.

    Göçmenlerin Birleşik Krallık ekonomisine negatif yansımasından çok pozitif katkısının olduğu genel kabul gören bir gerçek. Özellikle AB’den gelen göçmenlerin kendisi ile dışarıya çıkardıklarından fazla vergi ödedikleridir bir gerçektir. Britanya’nın AB’den çıkması göçün tamamen duracağı anlamına da gelmiyor. Biz bir göçmen toplum olarak başka göçmenlerin durumuna empati duymak zorundayız.

    Birleşik Krallık ekonomisinde ortaya çıkan krizlerin ve sıkıntıların sorumlusu olarak göçmenleri göstermenin gerçekçi bir alt yapısı olmadığı birçok araştırmada ortaya çıkmıştır. Kaldı ki biz göçmen toplumlar olarak bu konuya daha hassas yaklaşmak zorundayız.

    Güvenlik:

    Son dönemde Brüksel ve Paris gibi Avrupa kentlerinde yaşanan terör saldırıları güvenlik olgusunu daha da tartışmaya açmıştır. AB’den çıkmanın güvenlik olgusunu hangi düzeyde etkileyeceği tartışılırken, bir taraf AB üyesi olmanın güvenliğe pozitif etkisi olduğunu, diğer taraf ta negatif etkisi olduğunu iddia etmektedir.

    AB üyesi ülkeler arasındaki güvenlik antlaşmaları, ve bunun sonucu olarak bilgi alışverişi bir tarafı tatmin ederken, serbest dolaşım hakkının güvenliği zaafiyete uğrattığı çıkma yanlılarının önemli bir argümanı. Bu argümanın çok ta gerçekçi olmadığını söyleyebiliriz.

    İsçilik ve ödemeler:

    AB’nin işsizlik durumu 10%’u geçiyor, yani Britanya’ya göre iki kat daha fazla. Bazı isçilerin hakları AB kanunlarına göre garantiye alınmış, fakat vergilendirme ve faydalanmalara gelince Britanya hükümetinin kararlarına göre uygulanmıştır.

    Britanya’da 3 milyon işletmeci AB üyesi ülkeler arasındaki ekonomik antlaşmalardan faydalanarak ticaret yapıyor. Bir de günde 66 milyon pound yatırım alıyor AB’den.

    Sonuç olarak:

    Tabi ki AB sisteminde kalma ve çıkma nedenlerinin bütün bölümleri bizi ilgilendiriyor fakat burada özellikle biz göçmenlerin dikkat etmesi gereken noktaların üstünde durduk. AB’den çıkmak isteyenlerin ekonomik argümanları AB’de üye olmak çok pahalıya patlıyor, o paraları Britanya’da kendine harcasa daha çok gelişeceğine inanıyor. Bunlar AB üyelik masrafından tutalım, tüketici işleri, çiftçilik, enerji ve çevrecilik gibi masrafların Britanya’yı gerilettiğini söylüyor. Kalmak isteyenlerin argümanı ise, AB’de kalmanın bir çok siyasal, sosyal, ekonomik ve hukuki avantajları olduğunu ve hem bir çok alanda garantilerin alındığını söylüyor.

    AB’nin hiç şüphesiz eleştirel yönleri vardır. Fakat farklı toplulukların birlikteliği ve yerel yönetimlerin güçlenmesi ve birçok demokratik mekanizmanın güçlenmesinde AB’yi bizim için çok daha uygun bir model olarak görmemiz gerekir. Daha da eleştirilmesi ve geliştirilmesi gerekiyor. Diğer bir nokta ise AB’den çıkmak ve eski ulus devlet modeline geri dönmek yeni çağın demokratik ve topluluğun ütopya ruhuna uymamaktadır. Diğer bir nokta ise AB’nin üyelik faturasını biz göçmenleri bir faktörü olarak gösteren ırkçı zihniyetin bir parçası olmamalıyız. Eğer böyle olursak katledilen milletvekili Jo Cox’un göçmenleri destekleyen düşüncelerine ters düşeriz. Jo Cox’un adaleti biz göçmenler olarak AB’ye hayır demekle olmamalı.

    Son olarak sunu belirtmek gerekiyor: “AB’de çıkmak emperyalizme en büyük cevap” olduğunu söylemek ve aynı zamanda emperyalizmin en büyük mimarisi olan İngiltere’de yaşamak, çok ciddi çelişkidir. Evet, Ortadoğu’nun en büyük sorunlarını öncüsü AB ülkeleridir, ama o zaman sorunu içinde çözüm arayarak olmalıdır ve bu da AB modelini parçalayarak değil, tam tersine reforme, revize ve tamamlayarak olmalıdır. Diğer nokta ise “UKIP gibi sağcı parti Türkiye’yi eleştirdi, ama solcu parti eleştirmedi, o nedenle ben sağcı partinin AB’de çıkma politikasını desteklerim” demekte çok ciddi bir çelişkidir. Çünkü sağcı parti Türkiye’yi eleştirirken senin kaşını gözünü sevdiği için değil, tam tersine kendi özel çıkarları için eleştirmektedir, çünkü sağcılar hiç bir göçmeni bu ülkede istememektedir. Jo Cox’un katili ise bu sağcı eğilimlerin politikasıdır. AB’den çıkmak sağcı ve ırkçı iktidarı daha da güçlendirecektir.

    O nedenle 23 Haziran’da Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinde kalmasından yana oy kullanmalıyız.

     

  • Erdoğan’ın Tepkisine Rağmen, Cameron 3bin Yılı Söyleminde Israrlı

    Erdoğan’ın Tepkisine Rağmen, Cameron 3bin Yılı Söyleminde Israrlı

    İngiltere’nin Avrupa Birliği referandumuna iki gün kala Türkiye’nin AB üyeliği konusu gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir süre önce Cameron’un 3bin yılı çıkışına tepki göstermesinden sonra, Başbakan David Cameron, “Kimse Türkiye AB üyesi olacak diye AB’den ayrılma yönünde oy kullanmasın, çünkü bu olmayacak” sözünü yineledi.

    İngiltere Başbakanı David Cameron, “Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği gelecek birkaç yıl içerisinde gerçekleşecek olsa bunu desteklemezdim ama zaten bu olmayacak” dedi.

    Cameron, İngiliz yayın kurumu BBC’de yayınlanan “Question Time” programına katılarak, 23 Haziran Perşembe günü yapılacak AB referandumuna ilişkin soruları yanıtladı.

    Programda, AB referandumunda özellikle birlikten ayrılma yönünde kampanya yürüten siyasetçilerin gündeme taşıdığı, Türkiye’nin AB üyeliği de Cameron’a soruldu.

    Erdoğan: Öyle Yok 3 binlere kadar!

    Başbakan Cameron’un daha önce defalarca dillendirdiği 3 bin yılı çıkışına tepki gösteren Erdoğan şunları söyşemişti; ‘Birliği ile olan ilişkilerimizi, altını çizerek söylüyorum, onurlu duruşumuzu ve milli çıkarlarımızı koruyarak gittiği yere kadar götüreceğiz. O yerli ve milli duruşumuz asla zedelenmemeli. Türkiye sıradan bir millet değildir, sıradan bir ülke de değildir. Öyle yok ‘3 binlere kadar bekler.’, şudur budur vs. bizim kimse tahammülümüzü test etmesin.’

    “TÜRKİYE’NİN ÜYELİĞİNİ VETO EDECEK MİSİNİZ?”

    Başbakan David Cameron, programdaki bir seyircinin “Türkiye’nin AB üyeliğini veto edecek misiniz?” sorusu üzerine, şu yanıtı verdi:

    “Türkiye’nin AB üyeliğinin on yıllarca olmayacağını düşünüyorum. Bu konunun, referandum sürecinde dikkati başka yöne çekmek için kullanılan bir konu olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde ya da Avrupa’da, Türkiye’nin gelecek 30 yılda AB’ye katılabileceğini söyleyecek tek bir uzman bulamazsınız. Katılım için 35 müzakere başlığını açıp kapatmanız gerekiyor. Türkiye sadece bir başlığı kapattı, bu hızla Türkiye 3000 yılında üye olur.”

    Ayrılık kampanyasında, posta kutularına üzerinde “Türkiye AB üyesi olacak, İngiltere’nin de içinde bulunacağı AB ordusu kurulacak, Brüksel’e haftalık 350 milyon sterlin veriliyor” yazılı broşürler atıldığını belirten Cameron, bunların hiçbirinin doğru olmadığını söyledi. “Eğer AB’den ayrılmak istiyorsak, bu yönde oy verelim ama tamamen doğru olmayan bu üç konu nedeniyle birlikten çıkma yönünde oy kullanmayalım” diyen David Cameron, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye’nin AB üyeliği gelecek birkaç yıl içerisinde gerçekleşecek olsa bunu desteklemezdim ama zaten bu olmayacak. Bu, gelecek 30-40 yıl içerisinde olabilir ve ben o zaman Başbakan olmayacağım. Türkiye’nin üyeliğini çok destekledik, çünkü Batı eğilimli bir ülke olmasını istiyoruz. Türkiye’de demokrasi, hukukun üstünlüğü olmasını istiyoruz. Gazetecilerin tutuklanmasını istemiyoruz, açıkçası şu anda pek de iyi gitmiyor. Bu referandumda ‘Türkiye AB üyesi olacak’ diye kimsenin birlikten ayrılma yönünde oy kullanmasını istemiyorum, çünkü bu olmayacak.”

    “AYRILIK YILLAR SÜRECEK BELİRSİZLİK DEMEK”

    IŞİD gibi terör örgütleri nedeniyle dünyanın günümüzde tehlikeli ve güvensiz bir yer olduğunu belirten Cameron, İngiltere’nin AB içerisinde kalarak daha güçlü ve güvenli olduğunu kaydetti. Cameron ülkesinin AB’den ayrılmasının ekonomiye olumsuz etkileri olacağını savunarak, ortak pazardan çıkılırsa ekonomik büyümenin yavaşlayacağını ve daha az iş imkanları olacağını dile getirdi.

    Ekonomistlerin de Birleşik Krallık’ın AB’den çıkmaması yönünde tavsiyede bulunduklarına dikkati çeken Cameron, “23 Haziran’da AB’den ayrılmaya karar verirsek bu geri dönüşü olmayan bir karar olacak. Tekrar birliğe üye olamayacağız, bu son karar olacak. Bu karar, ülkemiz için yıllar sürecek belirsizlik demek” dedi.

    “SÖZ VERDİM, SÖZÜMÜ TUTUYORUM”

    Referandumdan AB’den ayrılma yönünde karar çıkarsa Başbakanlık koltuğunu bırakmayacağını ifade eden Cameron, “2015 genel seçimi öncesi seçilirsem AB referandumu yapılacağı sözü verdim ve bu sözümü tutuyorum. Referandumda halkın vereceği karara da saygı duyacağım” diye konuştu.

    Ülkesinin 1973 yılından bu yana sürdürdüğü AB üyeliğini bu yıl başında Brüksel ile yürüttüğü yeniden müzakerelerin ardından referanduma taşıyan İngiltere Başbakanı Cameron, 28 üyeli birlikte kalmak istiyor. 23 Haziran’da yapılacak AB referandumunda halka, “Birleşik Krallık AB üyesi olarak kalmalı mı, yoksa AB’den ayrılmalı mı? ” sorusu yöneltilecek.

  • Zilan Kadın Festivali Haftasonu Başlıyor

    Zilan Kadın Festivali Haftasonu Başlıyor

    Her yıl geleneksel olarak düzenlenen Zilan Kadın Festivali hazırlık çalışmaları tamamlandı. Roj Kadın Meclisi tarafından organize edilen Zilan Kadın Festivali 25 Haziran’da başlayıp iki gün sürecek. Festivali organize eden Roj Kadın Meclisi Londra’da yaşayan tüm kadınları festivale katılmaya davet etti. 

    ‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ şiarıyla yapılacak olan festivalde panel, film gösterimi, konser, atölyeler, kermes vb etkinlikler yer alacak. Roja Kadın Meclisi tarafından yapılan yazılı açıklamada festival ile ilgili bilgi verildi.

    Açıklamada şöyle denildi; ‘Roj kadın meclisi olarak bu yıl 13.’sünü düzenleyeceğimiz Zilan Kadın Festivali 25 haziran cumartesi günü başlıyor. Britanya’da yaşayan Kürt kadınları festivale her yıl örgütlülüğünü büyüterek büyük bir coşku ile hazırlanıyor… Kürt kadınları düşünce ve duyguda kurduğu sıcak, öğretici bağları sağlamlaştırıyor.

    Kadın özgürlük mücadelesinin yarattığı direniş kültürünün renkli, dinamik ve bir o kadar ince islenmiş tüm ürünleri müzikle, dansla, sözle dile geliyor. Zilan Kadın Festivali her yıl umudumuzu, ısrarımızı ve kararlılığımızı büyütüyor.

    Bu yıl Saraların, Sevelerin, direnişini büyüten tüm kadınların ruhuyla ‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ diyerek buluşacağız.

    Sözlerimiz, ezgilerimiz, sloganlarımız direnişe odaklanacak. O gün hepimizin gülüşü, bakışı birbirine değecek. Sadece bir etkinlik değil bizimkisi, daha fazla güçlenmek için bir arada olacağız.

    Festivalde düzenleyeceğimiz farklı panel ve atölye çalışmaları ile kafamızdaki sorulara cevap arayacağız, sorunların kaynağına inmeye ve bizde saklı olan çözümü hep birlikte bulmaya çalışacağız.

    ilk olarak düşünceler akacak birbirine. 
Demokratik ulusun inşacıları olan kadınlar konuşacak. Asya Yüksel, Pakize Nayır ve Fatma Uyar’ın yaratmak istediği ve uğruna yaşamlarını adadıkları toplumsal inşanın özü anlatılacak.

    Kürt kadınlarının erkek aklına meydan okuyuşu ve demokratik modernitenin bilimi olarak tanımlanan Jineoloji ve kurduğu evrensel bağlar temalı çalışma yapacağız.

    Festival kapsamında kadına yönelik şiddet, çocuk psikoloji vb. toplumsal sorunlar karsısında çözüm yöntemleri de tartışılacak. Kadınlar da beklentileri, önerileri ve eleştirileriyle bir bakıma önümüzdeki dönem çalışma planını oluşturacak.

    Festivalimizde, Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiden Sakine Cansız’ın yaşamını ve mücadelesini anlatan ‘Sara – Hep Kavgaydı Yaşamım’ adlı belgeselin gösterimi yapılacaktır.

    Sur, Cizre Nusaybin’deki aileler ile dayanışma amaçlı düzenlenecek kermes gün boyu açık olacak.’’

    Festival kapsamında çocuklara yönelik te çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.

    Londra'da Yaşayan Kadınlara Zilan Kadın Festivali Daveti 1