Filmê Behman Qûbadî yê nu Alaya bê wêlat dê 29´ê Hezîranê li paytext Londonê bê nîşandan. Jibo fîlm promosyonek jî wekî du bilêt bi heqê yekî hat dest pê kirin.
Festîvala fîlman ya mezintirîn a Londonê ku ji sala 2000´an vir ve tê lidarxistin ligel fîlmê dawî ya derhênerê Kurd Bahman Qubadî Flag Without Country (Alaya bê Welat) fîlmên derhênerên Tirk jî wê derkevin pêşberî sînemahezan. Festîval di navbera 23 Hezîran û 3´Tîrmehê de, li rojhilata Londonê li heşt cihên cihêreng tê lidarxistin.
Derhenêrê navdar ê Kurd Behman Qubadî di fîlma bi rêveberiya xwe û bi derhêneriya 8 zarokên penaber ên Kurd yê bi navê Flag Without Country (ala bê welat) de jiyana penaberên li ser sînora Rojava û Başûrê Kurdistanê vedibêje. Fîlm wê roja 29´ê Hezîranê ango roja çarşembê saet 20.30’an di galaya Kraliyeta Yekbûyî de li sînemaya Rich Mixê ku li Shoreditchê bê nîşandan.
Her weha festîvala fîlman East End her sal ji bo derhênerên ku fîlmên xwe yên yekemîn û duyemîn yê metrajdirêj û metrajkin çêkirine, pêşbirkekê li dar dixe. Fîlmê Tirkî yê Tolga Karaçelîk yê bi navê Sarmaşik (Lavlavk) di festîvala 2015´ê de tevlî wê pêşbirkê bûbû û xelat wergirtibû. Derhênerên fîlmên xelat wergirtî sala bê dikarin hin fîlmên ji welatê xwe ji bo di festîvalê de bên nîşandan diyar bike.
Tolga Karaçelîk her wiha di jûriya ku wê fîlmê baştirîn ê metraj dirêj hildibijêre de cîh digire, 5 fîlmên Tirkî ji bo tevlî nîşandanê amade kirin: 25 Hezîranê li Hackney Centralê- Baskin (Derhêner- Can Evrenol), 25 Hezîranê li Shoreditchê- Gîşe Memûrû (Derhênêr Tolga Karaçelîk), 2´ê Tîrmehê li Dalstonê, Mavî Dalga (Derhênêr- Zeynep Dadak, Merve Kayan), 28´ê Hezîranê li Dalstonê- Abluka (Derhênêr-Emîn Alper), 26´Hezîranê li Dalstonê- Ana Yurdu (Derhênêr- Senem Tuzun).
Jibo Filmê Ala bê Welat promosyon jî hat dest pê kirin. Li gorî promosyonê dê du bilêt bi heqê biletekê bikare bê kirîn. Koda promosyonê jî TWITTERKURDS e.
Jibo bêhtir agahî hûn dikarin lînka li jêr qontrol bikin;
İngiltere’nin başkenti Londra’da Roj Kadın Meclisi tarafından 25 -26 Haziran tarihleri arasında Kürt Toplum Merkezi’nde düzenlenen 13. Zilan Kürt Kadın Festivali yüzlerce kadının katılımı ile coşkulu bir şekilde gerçekleşti. HDP Şırnak milletvekili Leyla Birlik’in konuşmacı olarak katıldığı festival, iki gün boyunca zengin bir programa ev sahipliği yaptı.
SUNA ALAN – EREM KANSOY
Cumartesi günü ‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ şiarıyla başlayan 13. Zilan Kürt Kadın Festivali’nde Jineoloji, Demokratik Konfederalizm, Çocuk Psikolojisi ve Toplumda kadına yönelik şiddet konulu atölye çalışmaları gerçekleştirildi. Kadınların ilgisinin yoğun olduğu ve nitelikli tartışmaların gerçekleştirildiği atölye çalışmaları ardından ‘Kadın Savaşı’ isimli YPJ’li kadın savaşcıları anlatan ödüllü belgesel filmi gösterildi. Kürt kadın savaşçılarının barbarlar örgütü DAİŞ’e karşı savaşını anlatan belgesel büyük bir katılım ile izlendi.
Ayrıca çocuklar için tüm gün çeşitli aktiviteler gerçekleştirilirken, kurulan dengbej divanına büyük ilgi gösterildi. Yine Sur, Cizre ve Nusaybin’deki ihtiyaç sahibi ailelerle dayanışmak amacıyla iki gün boyunca gerçekleştirilen kermes büyük ilgiyle karşılandı.
Oldukça yoğun bir katılımla başlayan festivalin ikinci günü devrim şehitleri anısına yapılan bir dakikalık saygı duruşu ardından Roj kadın meclisi eş başkanı Devrim Has’ın yaptığı açılış konuşmasıyla başladı. Özerk alanlardaki direnişi selamladıklarını ve buna en iyi yanıtın bu direnişi sahiplenme ve daha fazla kadın örgütlülüğünden geçtiğini ifade eden Has, geleneksel olarak her yıl düzenledikleri festivalin kültürel bir etkinlik olmanın yanı sıra en çok da bir kadın mücadele ve direniş çağrısı olarak algılanması gerektiğini söyledi. Britanya Kürt Halk Meclisi adına Evrim Yılmaz’ın konuşmasının ardından TJK-E mesajı ve yine çeşitli kadın kurum ve örgütlenmelerinin dayanışma mesajları okundu. Ayrıca 25 Haziran tarihinde Minbiç’te barbarlar örgütü DAİŞ’e karşı mücadele ederken yaşamını yitiren MLKP savaşçısı Selda Çağdaş da anıldı.
Ardından Kürt kadınının mücadele tarihinin bir sonucu olarak YPJ’nin Rojava’daki mücadelesi ve Bakur’daki özyönetim mücadeleleri anlatan Şırnak – Cizre belgeseline yoğun ilgi gösterildi.
Belgesel gösterimi ardından moderatörlüğünü Roj Kadın Meclisi üyesi Birsel Boyraz’ın yaptığı panele HDP Şırnak milletvekili Leyla Birlik konuşmacı olarak katıldı. Birlik, Kürdistan’da kadın ve özyönetim direnişleri, Kürtler, demokrasi güçleri ve halklara yönelik giderek büyüyen baskı rejiminin teşhiri ve HDP’ye yönelik saldırılara dair konuştu.
Milletvekili Birlik ”Mücadele tarihleri boyunca direngen kadının her zaman hedef alındığını söyleyen Birlik, ”bugün Kürdistan savaşında da yine hedef alınan Kürt direnen kadınıdır. Çünkü Kürt kadının direnişini kırarsa, direnişi gerileteceğini ve herkese kadın bedeni üzerinden ders vereceğini düşünerek yine bugün Kürdistan’da süren savaşta kadınlar hedef alınmıştır. Sevelerin katledilmeleri ve katledilme şeklinin Paris’te katledilen Sakinelerin yıldönümüne denk getirilmesi tesadüfi değildir. Bir sindirme politikası hesaplanırken Asyalar Şehribanlar bayrağı devralmıştır. Bugün Kürt kadın mücadelesi sadece Türkiye ya da Ortadoğu’da değil, dünyanın her bir yanındaki kadın mücadele hareketlerine örnek olacak bir düzeye gelmiştir. Bu yüzden AKP de, erkek aklı da her yerde kadın mücadelesinden korkuyor. Çünkü kadınlar bugün Rojava’da zılgıtlarıyla, gülüşleriyle bir devrim gerçekleştirdi; savaşırken yeni bir yaşamı ördü” dedi.
Karşılıklı soru cevap ile tamamlanan panelin ardından Koma Govenda Aşitî isimli genç kadın folklor ekibinin gösterisi büyük beğeniyle karşılandı.Etkinliğin final bölümünde ise sanatçılar Zeynep ve Sipan Xelat’ın şarkıları ile 13. Zilan Kürt Kadın Festivali kadınların yöresel giysileriyle renk kattığı coşkulu halaylar ile sona erdi.
Tüm dünyanın yakından takip ettiği Referandumda AB’den ayrılma yanlılarının oyu %51,9 olurken AB’de kalma taraftarları %48,1’de kaldı. Referanduma katılım oranı yüzde 72 oldu.
ALADDİN SİNAYİÇ-LONDRA
Referandumda İskoçya ve Kuzey İrlanda ‘kalalım’ derken, İngiltere ve Galler ‘çıkalım’ dedi. Başbakan David Cameron istifa kararı alarak ülkenin yeni rotasında dümende olmasının doğru olmayacağını ifade etti. İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn hakkında muhalifler güvensizlik önergesi verildi.
‘AB’de kalalım’ oyu kullanan İskoçya, yeni bir bağımsızlık referandumunu tekrar masaya yatıracağını söyledi. Kuzey İrlanda’daki Sinn Fein partisi ‘Kuzey İrlanda’da, birleşik bir İrlanda için referandum yapılmasını’ savundu.
İngiliz Sterlini ABD Doları’na karşı 31 yılın en düşük seviyesine indi. İngiliz bankalarının hisseleri %30’a yakın değer yitirdi. İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı almasının ardından İngiltere’de borsa, para ve tahvil piyasalarında sert düşüşler hakim.
Irkçı UKIP lideri Nigel Farage açıklamasında; “AB’den ayrılma müzakerelerini bir an önce başlatıp yeniden küresel bir aktöre dönüşmeliyiz. 23 Haziran’ı resmi tatil ilan edip ‘Bağımsızlık günü’ olarak adlandırmalıyız.” dedi.
Bunların hepsi yaşanırken Türkiyeli ve Kürdistanlılar ne düşünüyor. Genel olarak ırkçılığın ve faşizmin artacağı korkusu hakim olsa da AB’den çıkmanın kendilerini nasıl etkileyeceği konusunda belirsizlik var. Son yıllarda Anakara Anlaşması üzerinden Birleşik Krallık’ta kalan binlerce insanı nasıl bir gelecek bekliyor? Eşi AB vatandaşı olan binlerce kişinin durumunda ne gibi değişiklikler olacak?
Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden çıkmasını toplumun farklı kesimlerinden, farklı iş alanlarından insanlara sorduk;
DR İPEK DEMİR: (Akademisyen-Leicester Üniversitesi)
Dr İpek Demir
Milliyetçi, tutucu sağ bloğun önderliğinde referandumu Brexit’in kazanması, İngiltere’de göçmen toplumların yıllarca mücadele ederek kazandıkları kimlik haklarını ve sosyal güvencelerini baltalayacaktır. Brexit önderleri sırf Avrupa degil, çokkültürlülük, sosyal halklar, sosyal devlet vs gibi progresif politikalara da karşı. Hatta kampanyalarını bu tip karşıtlıklar üzerinden yönettiler, o da ‘muz’ saçmalıklarına girmediklerinde. Bizim toplumumuz geçmişte mücadele ile kazanılan bu hakları baltalayacak girişimlere hazırlıklı olmalı, İngiltere’deki diğer progresif güçlerle sıkı dayanışma içine girmelidirler.
Lexit (Left Brexitciler) gibi AB’den çıkışı isçi ve ezilen sınıfı savunmak ve metropolitan elitlere darbe indirmek için savunanlar bir daha düşünmeli: Gove, Farage ve Johnson’dan oluşan, onların değerlerinden esinlenen bir ekip sol hayalleri, isçi sınıfının haklarını ve göçmenleri korur mu?
MEHMET AKSOY:(Yönetmen-Yazar)
Mehmet Aksoy
İkinci dünya savaşından sonra gerçeklesen en önemli olaylardan birisi olarak görüyorum. Birleşik Krallığın AB’den çıkmasını. Özellikle İngiltere isçi sınıfı bunun gerçekleşmesinde önemli rol oynadı, ama doğru gerekçelerle değil; anti-göçmen söylem, ulusalcı zihniyet ve gerçek dışı ekonomik veriler ve söylemler kullanıldı. Fakat şu bir gerçek ki, bu sonuç ülkenin Başbakanının değişmesine vesile olacak, sağ ve solu daha da polarize edecek ve sınıfsal mücadeleyi daha önemli kılacak. Eğer İşçi Parti ve genel sol bu dönemde iyi bir siyaset izlemezseler durum emekçiler, küçük işverenler ve göçmenler için çok daha kötüye gidebilir. Tabi AB ve İngiltere’nin dış politikası da bu sonuçtan etkilenecek. Ortanın zayıfladığı ve uçların güçlendiği bir dönem bizi bekliyor olabilir.
AV HANDAN ÖZBEK: (Hukukçu)
Av Handan Özbek
İngiltere halkının milliyetçilik duyguları o kadar kabarmışki kendi çıkarlarını bile hice sayıp Avrupa Birliğinden çıkma kararı verdi. İngilizlerin böyle bilinçsiz olduğuna inanmakta zorlanıyorum ama böyle bir ihtimalde söz konusu; o da halkın yeterince AB’de çıkmanın sonuçları noktasında bilgilendirilmediğidir.
Cameron’un istifa etmesi ister istemez bu sorumluluğun yükünü almak istemediğinden ve seçim esnasında oy alabilmek için bilinçsizce verdiği sözün hesabını vermekten kaçmasıdır. Bu da bir Tony Blair örneğidir.
Birçok kişinin nasıl olsa çıkmayacak diye çıkma yanlısı oy kullandığını ve şimdiden pişman olduklarını görebiliyoruz. Bu da bilinçsizce oy kullanıldığının göstergesi. Sterlin siyah Çarşamba yani 30 senenin en yüksek düşüşünü yaşadı.
Çalışma saatleri, emeklilik hakları, açık Pazar konularında gerileme ile birlikte ekonomik kriz yaşanabilir. Bu karar Britanya’nın Avrupa’da yalnızlaşmasına da neden olacak. Bu kararın Fransa ve Almanya gibi ülkelerin de birlikten çıkma ihtimalini getirebilir.
FADİME TİSKAYA: (Aile Terapisti)
Fadime Tiskaya
Avrupa birliği gibi ekonomik bir birlikten çıkıp çıkmama kararının mülteci ve göçmenlere yönelik tolerans yönünde değerlendirilmesi ve çarptırılması çok üzücü bir durum. Bunu daha da kaygılı hale getiren ise göçmen toplumlardan bazı kesimlerin de oylarını özellikle bu sebepten dolayı çıkma yönünde kullanması idi.
Önümüzdeki sürecin sadece ekonominin gidişatı ilgili değil, sosyal ve politik anlamda çok büyük değişikliklerin yaşanacağı çok ilginç bir dönem olacağı kesin. Fikrimce etnik toplumların beraberce uyumlu şekilde yaşayacakları bir ülke olmaya devam edip edemeyeceğimiz konusunda çok kaygılanmamız gerekiyor. Britanya’da yaşayan her bireyin de bu çıkan karardan hak, hukuk, sosyal ve ekonomik alanda başta olmak üzere pek çok yönde bireysel anlamda negatif yönde etkileneceği ise kesin görünüyor.
MEHMET YUKSEL: (Alevi dedesi)
Mehmet Yüksel
Britanya’da dün gerçekleşen AB referandumunda, birlikten ayrılma yönünde çıkan sonuç açıkçası beni endişelendirdi. Tamamen ulusalcı sağ ve ırkçı politikaların bir yansıması olarak propagandası yürütülen bu kampanyayı, başta Türkiyeliler olmak üzere, göçmen olarak gelen toplumun da bir kısmının desteklemiş olması bu endişemi daha da artırıyor.
Evet, birliği oluşturan ülkelerin kapitalist ve emperyalist karakterli oluşu hepimizin malumu. Ancak AB’yi oluşturan temel ilkelerin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel olduğunu, birliğin dünya demokrasisi ve insan hakları mücadelesi için önemli bir yapı olduğunu unutmamak gerekir.
Son olarak özellikle toplumumuz açısından 1980 faşist askeri darbesi sonrası Avrupa’ya sığınan, siyasi mücadele içinden gelen dostlarımızın, başta savaş suçları olmak üzere her türlü insan hakları ihlalleri konusunda olumlu ve bağlayıcı kararlara imza atan bu yapıyı rasyonel değerlendirmediklerini düşünüyorum. Unutmayalım ki bu saatten sonra ulusalcı-sağcı politikaların hiç kimseye bir faydası dokunmaz.
DR ALİ DEMİRBAĞ: (İTSEB Başkanı)
Dr Ali Demirbağ
Dünya’nın güç, barış, eğitim, sağlık, bilim, ticaret, yoksulluk ve insan hakları anlamında dengesinin temellerini atan Avrupa Birliği yüzyılımızın kazanımları maalesef tehlikeye girmiştir. Birleşik Krallık kuşkusuz ekonomik olarak pozitife çevirecek potansiyele sahip. Yeni anlaşmalar olacaktır. Ancak uluslararası dengelerin değişmesi, Avrupa Birliğinin yok olma ihtimali, çok kutuplu dünyamızda Ortadoğu ve Afrika şiddetlenecek çatışmalara karşı Birleşik Krallık’ta yaşayanlar olarak farkında olmak ve Türkiye, Ortadoğu ve Afrika’ da barışın hakim olması için birlikte daha ciddi çalışmamızı gerektiren bir noktaya gelinmiştir.
DEVRİM HAS: (Aktivist-Roj Kadın Meclisi)
Devrim Has
Bu ırkçılığa atılmış bir adımdır. Ve bunu yaparken bir algı oluşturularak yapılması kirli bir siyasettir. ”Daha kaliteli yaşam” adı altında göçmenlerin tümünü aşağılayan bir durumdur. Bunu destekleyen göçmenlere hatırlatmak lazım; ‘Misafir misafiri sevmez’ ama unutmayalım ki ‘ev sahibi hiçbirini sevmez’.
TAHİR PALALI: (Müzisyen)
Tahir Palalı
Sonuçlarının ne olacağından politikacıların bile emin olamadığı, ülkenin ve dünyanın düzenini değiştirecek bir kararı medya etkisi altında korku ve nefretle oy veren bilinçsiz bir toplumun değil bu konularda uzman olan akademisyenler, profesörler ve bakanların vermesi gerekiyor.
FERO FIRAT: (Yazar-Siyasi Aktivist)
Fero Fırat
Öncelikle, Avrupa Birliği: neoliberal, emperyalist bir proje olduğunu, kemer sıkma uygulamalarıyla küçük devletlere (Yunanistan) kan kusturan siyasetini unutmamalıyız. Avrupa sokaklarında bugün ırkçılık, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığı gündelik hayatın ayrılmaz bir parçasıysa unutmayınız ki bu neoliberal, özelleştirme siyasetini eksen alan ‘muhteşem’ birliğin yarattığı hayal kırıklığında aramak lazım. Referandum kampanyasıyla birlikte toplumun sağa kaydığı doğrudur. Ama bu birazda işçi Partisi’nin Avrupa Birliği’nin esaslarını anlamamaktan kaynakladığıyla da ilintilidir.
Bizim hayır tutumumuzla Farage ile Jonson’un hayır’ı temelde çok farklıydı. Ama bizim mesajımız gölgede kaldı. Biz her şeyden evvel Enternasyonalistiz ve ırkçılığa karşı tutum alan, kampanyalar düzenleyen, sınırların kontrölüne karşı duran, işçilerin, yoksulların mücadele birliği üzerinden yükselen bir birliği inanıyoruz. Avrupa Birliği ise tamamen farklı bir şey. Avrupa Birliği’nin Türk Devletiyle vardığı iğrenç göçmenlik anlaşmasıyla, Erdoğan hükümetinin Kürtleri öldürmesine ses çıkarmaması da cabası…
Başbakan istifa etti, ufukta ise bir erken genel seçim görünüyor. İşçi partisinin sağcıları Jeremey Corbyn’e katlanabilirlerse ufukta işçi Partisi’nin hükümeti hayal değil. Kriz her zaman kötü değil, umutlu olmamız için baksanıza nedenlerimiz de var.
ÇİĞDEM ÖZLÜK: (İç Mimar-Edinbrugh)
Çiğdem Özlük
İskoçya’da oldugumuzdan dolayı bizim bu duruma bakışımız biraz daha farklı olabiliyor. Çünkü geneline bakılırsa İngiltere’de verilen kararlar tüm bölgeler için pozitif bir karar olamayabiliyor. İskoçya’nın %62’lik kısmı AB’de kalmaktan yanaydı, fakat duruma bakılırsa ve geçen yılki Bağımsızlık referandumu sonuçlarıyla da değerlendirilirse Kuzey ile Güney’in kararları hep nedense zıt. Iskoçya şimdi bağımsızlık referandumunu tekrar düşünme yolunda ve eğer İskoçya bağımsız olursa AB ye tekrar katılacaktır.
BÜLENT EKİNCİ: (Esnaf)
Bülent EKinci
Margeret Thatcher’in ruhu canlandı. kibir, üstünlük, emperyal heves, sağ değerler yeni Anglo Sakson Ulusçuluğunda zuhur etti. Britanya Ekonomisinde çalkantıların olacağı kesin, sosyal siyasal olarak ta daralmaların yaşanacağı bir döneme giriyor.
Siyasal sonuçları itibarı ile Britanya parçalanabilir; İskoçya ayrılabilir hatta Kuzey İrlanda İrlanda Cumhuriyetine dahil olabilirler. Anglo Saksonsuz yeni bir Avrupa şekillenebilir.
Sonuç olarak ulus tandanslı kapitalist kutuplar güç kazanacağa benziyor. Evrenselciler evrenselciliğin gölgesinde yattığı sürece bu ara buhranlar devam edecek. Avrupa Birliği konsepti evrensel değerleri savunanlar tarafından içi doldurulabilseydi insanlık için iyiydi.
AV ALİ HAS: (Hukukçu)
Av Ali Has
Referandum sonucu tam bir fiyasko ve hayal kırıklığı. Tamamen ırkçı söylemler üzerine kazanılmış ve ülkeyi çok ciddi sıkıntılara sürükleyecek nitelikte. Yaşanacak olan ekonomik facia ve böylesi hayati bir kararın ne derece ırkçı söylem ile beslenen bir halka bırakılmış olması tartışmaları bir yana, yakında kendi ülkemizde karşı mücadelesini yürüttüğümüz tek tip ulus devlete doğru bir yol açılmıştır. Oysa AB üyeliği sürekli çoğulculuğun ve toleransın garantisiydi.
DR VELİ YADIRGI: (Akademisyen-SOAS Üniversitesi)
Dr Veli Yadirgi
Referandum kampanyası başladığı günden beri Britanya’nın AB üyeliğine dair temel meseleler ve temalar hep geri planda kaldı. Başka bir deyişle, AB’nin ekonomi politikası, yapısı ve yasalarının Britanya’da yaşayan halkları nasıl etkiliyor soruları egemen siyasal yapılar ve şahsiyetler tarafından bilinçli olarak hep ikinci planda tutuldu. Meseleyi salt mülteciler, iltica ve güvenlik meselesi olarak tartıştırdılar ve bunun üzerinden suni bir kamplaşmaya gidildi, sanki referandum bu meseleler için yapılıyormuş illüzyonu oluştu. İkinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan en büyük ilticacı (insanlık) krizini tetikleyen ve kör gözle bakmayı tercih eden aynı egemen siyasal figürler (Cameron vb.) sermayenin ucuz emek gücü olarak gördüğü Avrupalı göçmenlerin dostu kesildiler.
Hal böyle olunca; Cameron gibilerinin uyguladığı neoliberal politikaların doğurduğu düşük ücret, işsizlik, sosyal konut ve esnek çalışma gibi sorunların kaynağı neoliberal politikalar değil de göçmenlik ve göçmenlermiş yanılgısı yaygınlaştı. Bu yanılgı bu meselelerde Thatcher döneminden beri uygulanan işçi ve yoksul düşmanı neoliberal politikalardan en fazla çeken kuzey Ingiltere’de hayır oyunu doğurdu, ki bu bölgede ezici çoğunluğun kullandığı Hayır oyu referandumun kaderini belirledi. Hayır oyunun gerici emeller tarafında daha sinsice kullanılmaması için yoksul, ezilenler ve barış yanlısı siyasal platformlarda yerli ve yabancı topluluklar bir araya gelip, daha ilerici bir siyasal ve sosyal atmosferi oluşturmalı. Daha iyi bir AB mümkün olmaya bilir ama daha iyi bir İngiltere ve Avrupa mümkün.
DR MERYEM KAYA: (Genel Cerrah)
Dr Meryem Kaya
Toplumumuz çoğunluk olarak göçmen ve işçi sınıfı olduğu için referandum sonucunun negatif olacağını düşünüyorum. Ekonominin ilerleyeceğini düşünerek çıkmak isteyen işçi sınıfı en kötü etkilenecek gruplardan birisi konumunda. Kapitalist sistemden çıkmak isteyen solcular ise daha çok kontrolsüz kapitalist sisteme girip sosyalizmi maalesef gömecekler.
KEMAL HAS: İşveren(AKEE Yöneticisi)
Kemal Has
25 senedir bu ülkede yaşayan ve ticaret yapan bir insan olarak milliyetçiliğin ve tabiri caizse ırkçılığın bu kadar yükselişe geçmiş olması bende ciddi kaygılar uyandırdı. AB referandumunun iki tarafı vardı bana göre. Biri sınırların kaldırılmasını, daha global, demokrat ve eşitlikçi bir dünyayı savunanlar, diğeri ise kapalı bir toplumu, milliyetçilik temelinde insanları ayıran ve öteleyen taraftı ve ne yazık ki ikinci taraf daha ağır bastı.
Burada şunu da belirtmek isterim ki beni en çok üzen durumlardan biri ise bu ülkede mülteci durumunda olan bazı kişi ve grupların da kraldan daha kralcı kesilip bu referandumda çıkma yönünde oy kullanmış olmalarıydı. Kendi gerçeklikleri ile çelişen bu topluluğun yeterince bilgi sahibi olamamış olmalarının sonucu olarak kullandıkları bu yanlış oylar kısa zaman içerisinde kendilerine çifte standartta muamele, iş imkânlarında kısıtlama, ticari ve sosyal kısıtlamalar olarak yansıyacağını söyleyebiliriz. Parlamentonun evrensel değerlere uygun bir çözüm bulmasını umut ediyorum.
HAYDAR ULUS: (Belediye Meclis Üyesi-Enfield)
Haydar Ulus
Ortadoğu’da devam eden amansız savaşın sonucu olarak evinden yurdundan edilen milyonlarca insan umut yolculuğuna çıkmak zorunda kaldı. AKP’nin mülteci tüccarlığı üzerinden Avrupa’yı tehdit etmesi, Brüksel ve Fransa’daki saldırılar ve benzeri olaylar Avrupa’da sağın yeniden canlanmasına vesile oldu.
Referandum sonucunda işçi ve emekçi kesim olumsuz etkilenecek. Ticaret hacmi azalacak. Ama yine de Britanya’nın, referandum sonucuyla iştahı kabaran sağ zihniyetin ülkeyi siyasi karanlığa sürüklemesine müsaade edilmeyecektir.
MİTHAT İSHAQ: (PHD-Exeter Üniversitesi)
Bu referandumun sonucu sadece AB’den çıkış anlamı taşımıyor, aynı zamanda bundan sonra her alanda (sosyal, siyasal, ekonomik vb.) bir domino etkisi yaratacaktır. Gözle görülür şekilde bir ırkçılık artışı öngörüyorum şahsen. İlerisi için Market / pazar anlamında bir daralma etkisinde de bulunacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunun yanında kültürel anlamda çok renklilik çok şey yitirecektir.
HELİN PEKÖZ : (Gik-Der Başkanı)
Helin Peköz
Toplumda büyük bir endişe korku hakim. Herkeste sağcıların zaferiymiş gibi görüntü hakim. Bunu da basın yoluyla insanlara empoze ediyorlar. Irkçılığın gelişebileceğini düşünüyorlar. Çünkü faşist partiler bu kampanyada etkili olduklarını ifade ediyorlar. Hayır diyen sendika, sosyalist partiler vb UKİP’in gölgesinde kaldılar ve bunların da azınlıkta olduklarını söylüyorlar. Bir korkuda İskoçya ve İrlanda’nın Birleşik Krallık’tan çıkacağı ihtimali. AB üyesi ülkelerin vatandaşlarında da bir panik var, nasıl etkilenecekler, çocukların eğitimi ve benzeri konularda korku ve endişe var.
BEKTAŞ YAVUZ: (Politikacı-UCFL)
Bektaş Yavuz
Avrupa Birliğinin kırılma noktası olan bu referandumda Britanya Halkının %52’sinin ayrılma kararı alması bir çok kişi üzerinde şok etkisi yaratdı.
Yakın sonuçlar bekleniyordu ancak Ayrılma ihtimalini sanırım bir çok kişi beklemiyordu.
İşçi Partis Avrupa birliğinde kalma konusunda büyük bir kampanya yürütmüştür ve sonuç olarakta halkın kararına hepimizin saygı göstermesi gerekmektedir.
Yeni başbakanın seçilmesiyle iki yıllık birlikten çıkış müzakereleri başlayacak ve bu süre içerisinde seyahat, calışma, Ticaret anlaşmaları yapılmaya çalışılacak.
Lizbon anlaşmısının 50. maddesinin işletilmesi ( konseye çıkış bildirimi) 2 yıllık çıkış sürecini başlatıyor.
İskoçya ve İrlanda’dan gelen tümüyle bağımsızlık çağrılarına Britanya Parlementosunun nasıl cevap vereceğini hepimiz ileriki zamanda dikkatle izleyeceğiz.
Şunu dikkatle görebiliyoruzki İskoçya, İrlanda ve Londra’nın kalma oyu dışında İngiltere’nin büyük bölümünü Avrupa birliğinden çıkma taraftarı.
Umuyoruzki şimdiden etkilenmiş olan ekonominin etkisinin dar gelirli toplumlara çıkarılmaması.
Avrupa Birliğinden Çıkma kararı almış bazı kurumların üyelerine verdikleri çıkma konusundaki kararlarının umuyoruz anlamlı açıklamaları vardır.
Avrupa Birliğinin kırılma noktası olan bu referandumda Britanya Halkının %52’sinin ayrılma kararı alması bir çok kişi üzerinde şok etkisi yaratdı
YUSUF AÇIL:(YÇKM)
Yusuf Açıl
Göçmenler için lehte bir değişim olmadı/olmayacak. Aleyhte ise bugünden sonra ırkçılığa ve ayrımcılığa daha fazla uğrayacağı; göçmenlerin daha fazla sorunların kaynağı olarak görüleceği açıktır. Yerli Britanyalı isçiler ve yoksullar için yine aynı şekilde kesintiler, hak gaspları ve sömürü ve diğer haksızlıklar devam edecektir. Sermayenin bir kesiminin diğer kesime karşı kazandığı bir zaferdir! Kapitalizm aşılmadıkça olacak her şey yoksulların aleyhinde olacak! Biz, Karl Marks’ın vakti zamanında savunduğu sosyalist Avrupa Birliğinden yanayız!
İBRAHİM TAŞ: (İşveren)
İbrahim Taş
Toplum büyük bir endişe içinde. Bu ülkedeki toplumun çoğunluğu küçük esnaf olduğu için yabancıların geri gönderilmesi veya gelenlerin önünün kesilmesi iç piyasaya durgunluk getireceği endişesi var. Bu ihtimal var, ama bunun Türk ve Kürt toplumunu fazla etkileyeceğini düşünmüyorum. Britanya’nın AB’den çıkması en az 1-2 yıl sürer ki bir referandum daha gelebilme ihtimali var. Ama yerli halk için(bunun içinde Türkiyeli toplumda var) şu net olur. Devletin kesintileri hak gasplarının bahanesini yabancılara yükleme şansı olmaz artık. Bunun karşısında İngiliz emekçilerin de tavrı net olmak zorunda kalırlar.
TUNCAY AKPINAR: (Sinema-Tiyatro oyuncusu)
Tuncay Akpınar
Bana göre İngiltere’de gelecek 25 yılın nüfus azalmasını Avrupa Birliği ile temin etti Şimdi ise onları ingilizleştirmekte, onun için Avrupa Birliğine harcayacağı zamanı ve ekonomiyi şuanda İngiltere’de yaşayan Avrupalı göçmenleri kendi kriter ve yaşam kültürüne entegre etme ile ilgilenecek. Dünyanın değişimini, Amerika’nın yanında rahat bir şekilde görüp ve yönlendirmek için çıktı. Tabi ki muhafazakarlar işin başka tarafında.
DR EBRU SOYTEMEL:(Akademisyen-Oxford Üniversitesi)
Dr Ebru Soytemel
Referandum sonucu sadece İngiltere’deki değil diğer ülkelerdeki gençlere de çok üzücü ve umutsuzluk içerici olduğunu düşünüyorum. AB yıllarca kendi değerlerini ve AB’nin önemini AB’deki gençlere ya da kendi vatandaşlarına anlatamamış demek ki.
Eğer AB deyince İngiltere’deki daha düşük eğitimli kesimin aklına sadece göçmenler geliyorsa ne üzücü
Bu milliyetçilerin İngiltere’de düşük seviyede de olsa yıllarca ısrarla yaydıkları politikaların, görüşlerin aslında sayısı artan bir kesimce ne kadar da önemsendiğini gösteriyor.
Bir de bütün bunların İngiltere’de farklı kültür ve kimliklerin yaşadığı mahallelerde yaratacağı kutuplaşma ihtimali çok korkutucu. İngilizler bile kendi içlerinde kutuplaşmaya giderken bunu engellemek için ne yapılacak hep birlikte göreceğiz.
NİHAT SEVEN: (Sinema Yönetmeni)
Nihat Seven
David Cameron’un seçimi kazanmak için vaat edip yapmak zorunda kaldığı referandum en büyük hataydı. Hem Avrupa kökenli vatandaşların hem de Birleşik Krallığın geleceğini tehlikeye düşürdü. İskoçya ve Kuzey İrlanda bağımsızlık referandumu yapıp AB’de kalmak istiyorlar. Bu sonucun uzun vadede kimsenin işine yaramayacağını düşünüyorum.
Doğan GENÇ: (İnsan Hakları Savunucusu)
Doğan Genç
Bu durumda İngiltere’nin çıkması bizim toplum açısında baktığımızda sağlık ve sosyal yardımlar konusunda ciddi sıkıntılar yaratacağı kesin. En önemlisi Avrupa genelinde yükselen ırkçı dalgayı güçlendirir.
Bu bir devlet aklıydı, İngiltere’nin uluslararası politikalarını yeniden belirlemek ve aktörleri ona göre belirleme hamlesiydi.
Britanya’nın uluslararası ilişkilerini etkilemez tersine Ortadoğu pozisyonunu güçlendirir. Dünyanın siyasal paylaşımı G8 tarafında belirlenir ve ekonomik planlaması IMF tarafından yapılır ve askeri planlaması NATO tarafından yapılmakta. Britanya bu üç yapılanmanın baş aktörü durumunda.
Bu yıl 13’üncüsü düzenlenen geleneksel Zilan Kadın Festivali bugün (Cumartesi) başladı.
Roj Kadın Meclisi tarafından organize edilen iki günlük Zilan Kadın Festivali, Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde (KCC), yarın da programına devam edecek.
Jineloji, demokratik konfedaralizm, çocuk psikolojisi ve toplumda kadına yönelik şiddet atölyeleri yanı sıra, gün boyunca çocuklar için aktiviteler ve kermes satışı yapıldı. İlk günün programı sinevizyon gösterimi ve dengbejlerle devam etti.
Pazar günü devam edecek programda, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Şırnak Milletvekili Leyla Birlik’in katılacağı panel gerçekleşecektir. İkinci gün sinevizyon, folklor ve müzik performanslarıyla kültürel aktivitelerle devam edecektir. Kermes ve çocukların aktiviteleri de yine gün boyu yapılacaktır. Kermesten elde edilen gelir Sur, Cizre ve Nusaybin’deki ailelere gönderilecektir.
Roj Kadın Meclisi, Londra’da yaşayan Kürt kadınlarını festivalin ikinci gününde katılmaya davet etti.
‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ sloganıyla yapılan festivalde, Roj kadın Meclisi, yaptığı açıklamada: ‘‘Roj Kadın Meclisi olarak bu yıl 13’üncüsünü gerçekleştirdiğimiz Zilan Kadın Festivalinde, Britanya’da yaşayan Kürt kadınlarının örgütlülüğünü büyüterek büyük bir coşku ile hazırlıyoruz. Kürt kadınları düşünce ve duyguda kurduğu sıcak, öğretici bağları sağlamlaştırıyor’’, dedi.
Açıklama şöyle devam etti: ‘‘Kadın özgürlük mücadelesinin yarattığı direniş kültürünün renkli, dinamik ve bir o kadar ince islenmiş tüm ürünleri müzikle, dansla, sözle dile geliyor. Zilan Kadın Festivali her yıl umudumuzu, ısrarımızı ve kararlılığımızı büyütüyor.
‘‘Bu yıl Saraların, Sevelerin, direnişini büyüten tüm kadınların ruhuyla ‘Özerk alanlarda özgürlük mücadelemizi büyütüyoruz’ diyerek buluşuyoruz. Sözlerimiz, ezgilerimiz, sloganlarımız direnişe odaklanacak.’’
Roj Kadın Meclisi, panel ve atölye çalışmaları ile kadınların çeşitli sosyal ve siyasi alanda soru ve sorunlarına cevap arayarak, ‘‘sorunların kaynağına inmeye ve bizde saklı olan çözümü hep birlikte bulmaya çalışmayı’’, hedeflediklerini ifade ettiler.
Ayrılıkçıların zaferi ile sonuçlanan referandumda toplumumuzun yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerdeki sonuçlar kalma yanlıların büyük fark ettiğini gösteriyor.
LONDRA GENELİ: Başkent Londra yüzde 59.9 ile kalma kararı verdi
CROYDON: Toplumumuzun yoğun olarak yaşadığı Croydon’da 9 puan farkla kalma yanlıları önde.
ENFİELD: Göçmen kitlesinin yoğun yaşadığı Enfield’te çıkma yanlıların sayısının yüksek olması manidar.
HACKNEY: İngiltere genelinde kalma yanlıların en yüksek olduğu bölge olarak kaydedildi.
HARİNGEY: Haringey’de Hackney gibi yüksek bir oy ile kararını Kalma yönünde verdi.
İSLİNGTON: Kalma yanlılarının sayısının çok yüksek olduğu diğer bir bölge.
Birleşik Krallık genelinde Kalma (remain) yanlılarının en çok olduğu yerler:
Referandumda AB’den ayrılma yanlılarının oyu %51,9 olurken AB’de kalma taraftarları %48,1’de kaldı. Referanduma katılım oranı yüzde 72 oldu.
Haber: Egemen Arkut
Referandumda İskoçya ve Kuzey İrlanda ‘kalalım’ derken, İngiltere ve Galler ‘çıkalım’ dedi.
Başbakan David Cameron istifa kararı alarak ülkenin yeni rotasında dümende olmasının doğru olmayacağını ifade etti.
İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn hakkında güvensizlik önergesi verildi. İşçi Partisi içindeki muhalif milletvekilleri tarafından hazırlanan önergenin Pazartesi günü partinin parlamento grubunda ele alınması bekleniyor.
‘AB’de kalalım’ oyu kullanan İskoçya, yeni bir bağımsızlık referandumunu tekrar masaya yatıracağını söyledi.
İngiliz Sterlini ABD Doları’na karşı 31 yılın en düşük seviyesine indi. İngiliz bankalarının hisseleri %30’a yakın değer yitirdi.
İngiltere’nin AB’den ayrılma kararı almasının ardından İngiltere’de borsa, para ve tahvil piyasalarında sert düşüşler hakim.
Kuzey İrlanda’daki Sinn Fein partisi yaptığı açıklamada, ‘Kuzey İrlanda’da, birleşik bir İrlanda için referandumu yapılmasını’ savundu. Sinn Fein’in açıklamasında, ortaya çıkan sonucun Kuzey İrlanda’daki siyasi görünümü tamamen değiştirdiği belirtildi. Parti, Birleşik Krallık’ın AB’den çıkması durumunda bu ülkenin Kuzey İrlanda halkının çıkarlarını temsil etme yetkisinden mahrum kalacağını söyledi.
Brexit kampanyasının önde gelen isimlerinden eski Londra Belediye Başkanı Muhafazakar Parti üyesi Boris Johnson; ‘‘Başbakan David Cameron’un istifa edecek olmasından dolayı üzgünüm. Cameron prensipli ve cesur davrandı. Kısa vadede hiçbir şey değişmeyecek. Ancak ülkemizi geri alma yönündeki çalışmalar başlayacak.Bu karar İngiltere’nin bölündüğü ya da artık daha az Avrupalı olduğumuz anlamına gelmiyor. Avrupa’ya sırtımızı dönemeyiz. Avrupa’nın bir parçasıyız.’’ dedi.
Irkçı UKIP lideri Nigel Farage açıklamasında; “AB’den ayrılma müzakerelerini bir an önce başlatıp yeniden küresel bir aktöre dönüşmeliyiz. 23 Haziran’ı resmi tatil ilan edip ‘Bağımsızlık günü’ olarak adlandırmalıyız.” dedi.
Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, AB’nin kalan 27 üyesiyle yoluna devam edeceğini söyledi ve “İngiltere’nin çıkışını müzakere etmeye hazır vaziyette bekliyoruz. Yeni başbakan gecikmeden süreci başlatmalı” dedi.
Türk Başbakan Binali Yıldırım, İngiltere’deki AB’den ayrılma kararına ilişkin ilk açıklamasında, “Aldıkları bu karar İngiltere halkı için ümit ederim doğru bir karardır. Bizim söz söylememiz anlam ifade etmez. Bu kararın asıl muhattabı olan AB, bu gelişmeyi çok iyi okumalı ve gelecek vizyonunu gözden geçirmelidir” dedi.
Britanya tarihi bir gün olan 23 Haziran AB Referandumunda Avrupa Birliğinden çıkmaya yönelik oy kullandı. Başbakan David Cameron sabah erken saatlerde istifasını açıklayarak Downing Street’den Ekim ayına kadar ayrılacağını duyurdu.
Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy
AB’nin siyasi ve ekonomik otoritelerinden Britanya’nın AB’ye %51.9 oranında ‘Hayır’ demesinin ardından İngiliz iç siyasetinde izlenecek yeni politikalar merak konusu oldu. Referandumdan AB’den ayrılma kararı çıkması ile İngiltere AB’den çıkma işlemlerine hemen başlasada AB üyesi olarak bir süre daha birlikte kalmaya devam edecek. İngiltere ile AB arasında ayrılık müzakereleri iki yıl sürmesi bekleniyor. İngiliz parlamentosunun da 28 üyeli AB’den çıkmak için gerekli yasaları geçirmesi gerekiyor, Parlamentonun AB konusunu Pazartesi günü tartışmaya açması ve karar sürecine başlatması bekleniyor.
Başbakan Cameron, kampanya boyunca ayrılma kararı çıkmasının ardından istifa etmeyeceğini söyleyegelse de bu sabahki ilk açıklamasında Ekim ayına kadar görevden ayrılacağını açıkladı.
Uzun zamandır gündemden düşmeyen İngiltere’nin AB Referandumu dün (23 Haziran) tamamlanarak bu gün sabah erken saatlerde sonuç açıklandı. Tarihi referandumda İngiltere’de halk %51.9 oranında AB’den çıkılması yönünde oy kullanırken %48.1’lik kesim ise AB’ye devam dedi ayrıca %72’lik oy kullanım oranıyla son dönemlerdeki seçimlere nazaran en yüksek katılım oranı AB referandumunda oldu.
İngiltere’nin AB referandumunun ardından İngilizler güne başlarken, Başbakan David Cameron’un istifa açıklaması, faşist UKIP partisinin ırkçı söylemlerle dolu açıklamaları, Sterlin’in piyasalardaki sert düşüşü, başta İşçi Partisi olmak üzere parti,kurum ve sendikaların açıklamaları ile ‘şimdi ne olacak?’ tartışmaları ile yoğun bir gündem ve zorlu bir siyasi sürece girdi.
AB referandumunda İngiltere halkının AB’den ayrılmaya yönelik kararının ardından gözler Brüksele’de çevrildi. Brüksel’deki şok etkisi ile AB’den henüz net bir açıklama gelmezken, üst düzey yöneticilerin açıklamaları basına yansıdı. Brüksel’in tam bir krizin ortasında kaldığı anlaşılırken, en büyük korku ise İngiltere’nin kararının AB ülkeleri arasında domino etkisi yaratma ihtimali oldu.
AB uzmanlarına göre, birliğin önde gelen ülkelerindeki kaygılardan biri de referandumun diğer üyelere de yayılabilecek bir domino etkisi yaratması. İngilter’nin AB’ye Hayır demesinin ardından, AB üyesi Fransa ve Hollanda’daki aşırı sağ partiler de benzer bir referandum yapılması çağrısı yapmaya başladı.
Fransa’dan aşırı sağcı lider Le Pen Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Özgürlük için zafer. Yıllardır söylediğim gibi şimdi aynı referandumu Fransa ve diğer AB ülkelerinde de yapmalıyız” dedi. Öte yandan, Hollanda’daki Özgürlük Partisi’nin lideri Geert Wilders ise yaptığı yazılı açıklamada, “Kendi ülkemizi, kendi paramızı, kendi sınırlarımızı ve kendi göçmen politikamızı kendimiz yönetmek istiyoruz” dedi. FREXIT, NEXIT, ITEXIT gibi aşırı sağcıların AB’ye hayır kampanyaları Avrupa’da ses yükseltmeye şimdiden başladı bile.
Başbakan Cameron görevden ayrılacağını açıkladı
Referandum yenilgisinin ardından gazetecilerin karşısına çıkan David Cameron, ekim ayından sonra başbakanlık görevinden ayrılacağını açıkladı. Cuma (24 Haziran) sabahı erken saatlerde yaptığı açıklamada Cameron, Birleşik Kırallık halkının AB’den ayrılma yönündeki kararına saygı duyulması gerektiğini vurgulayarak kararın ciddiye alınıp halkın tercihine derhal cevap verilmesi gerektiğini söyledi.
Cameron 10 Donwining Street’deki konuşmasında, “Ülkemizin yeni rotasında dümende olmamın doğru olmayacağını düşünüyorum, Ekim’deki Muhafazakar Parti Kongresi’ne kadar yeni bir Başbakan adayı belirlenmeli ve AB’yle müzakereler de yeni Başbakan’ın seçilmesinin ardından başlatılmalı.
Ayrılalım kampanyasını yürütenleri tebrik ediyorum. Piyasaları ve yatırımcıları temin ederim ki Birleşik Krallık ekonomisinin temelleri sağlamdır. Hizmetlerin, malların ve kişilerin serbest dolaşımında hemen bir değişiklik olmayacak. Müzakerelerde her şeyden önce güçlü bir liderliğe ihtiyaç olacak.” Ifadelerine yer verdi.
AB Referandumu ardumunda İngiltere halkı ‘EXIT’ dedi, peki şimdi ne olacak?
İngiltere’nin AB’den ayrılması 2 yıllık müzakereler ile gerçekleşecek. Hükümetin bu kararın ardından atacağı ilk adımlardan biri, 2009’da imzalanan Lizbon Anlaşması’nın, üyelerin birlikten ayrılmasını düzenleyen 50. maddesini işleme koymak olacak.
Maliye Bakanı George Osborne, bu sürecin referandumdan sonra iki hafta içinde başlayabileceğini söylemişti fakat David Cameron Downing Street’deki açıklamasında sürecin ‘İngiltere’ye güçlü bir temsiliyet sağlandığı zaman’ müzakerelere başlana bileceğini söyledi. Ayrıca Cameron’un Ekim ayına kadar görevine devam etmesi müzakerelerinde bu süreçte başlamayacağı anlamına geliyor.
Avrupa Birliği’nden ayrılmak ise zorlu bir müzakere sürecini gerektiriyor. Anlaşma gereğince 50. madde de belirtildiği gibi, bu sürecin iki yılda tamamlanması gerekli. Müzakere sürecinde İngiltere AB içinde kalacak ve AB yasaları yürürlükte olacak. İngiltere’nin ayrılık müzakerelerinde odaklanacağı konular arasında serbest ticaret anlaşması ve güvenlik konuları öne çıkacak.
Eğer iki yılda bir anlaşmaya varılmazsa AB üyeliği sona erecek, ilişkiler Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) kurallarına bağlı olarak yoluna devam edecek.
İngiliz Strelini 1985’teki seviyesine indi
İngiltere’nin AB referandumunda çıkış (Brexit) oylarının % 52’lere gelmesi sonrası piyasalar sarsıldı. İngiliz sterlini yüzde 7.8’lik düşüşle dolar karşısında 1,34’e geriledi. i. sterlin dolar kuru akşam ilk sonuçlarla 1,50 seviyesindeydi fakat Brexit ihtimali güçlenince sabah saatlerinde 1,34’e kadar geriledi. Bu rakam en son Sterlin/dolar kurunda en son 1985’de görüldü.
Son dönemlerde İşçi Partisi içerisindeki görüş ayrılıkları ve ortak fikir sağlanamaması AB referandumunda da İşçi Partisinin konumunu belirledi. İşçi Partisi Lideri Jeremy Corbyn AB referandum sürecinde zaman zaman eleştirlere maruz kalırken ‘AB’ye devam’ yönündeki çalışmaların da İşçi Partisi içerisinde başını çeken isim oldu.
İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn AB Referandumu neticlerinin resmi açıklamalarının ardından basına konuştu. Seçmenin kararına saygı duyulması gerektiğini belirterek, İngiltere’nin AB’den çıkışının yasal zeminini oluşturan Lizbon anlaşmasının 50. maddesinin derhal devreye girmesi gerektiğini söyledi. Corbyn, referandum sonuçlarını yorumlarken, seçmenin bütçe kesintileri ve kemer sıkma önlemlerinden bıkkınlığının altını çizdi.
Liberal Demokratlar AB yandaşıydı
Uzun zamandır AB üyeliğine devam edilmesi yönünde kampanya yürüten Liberal demokratarların lideri Tim Farron ise ilk açıklamasında, “Bugüne kadar AB’yi destekleyen tüm muhafazakarlara çok kızgınım. Sonuçlar çok kötü ve tam bir hayal kırıklığı.” İfadelerine yer verdi.
Irkçı UKIP basında platform edindi
Öte yandan faşist ve ırkıçılığı ile bilinen UKIP lideri Nigel Farage ise AB referandumundan ‘hayır’ kararı çıkması ile 24 Haziran günün İngiltere’nin kurtuluş günü olması gerektiğini savunan açıklamalarıyla basında yer aldı. Açıklamasında Farage, “AB’den ayrılma müzakerelerini bir an önce başlatıp yeniden küresel bir aktöre dönüşmeliyiz. 23 Haziran’ı resmi tatil ilan edip ‘Bağımsızlık günü’ olarak adlandırmalıyız.” Sözlerine de yer verdi.
Referandum süecinde ırkçı söylemleri ile okları üzerine çeken Farage kendi avunduğu yönde bir kararın çıkması ile İngiliz basınında kendine yer edinmeyide başardı. Göçmen karşıtı söylemler ve zaman zaman ırkçı çıkışları ile gündeme gelen UKIP gibi bir oluşumun İngiltere’de AB’den ayrıldıktan sonra kendine siyasette nasıl bir yer edineceği ise kuşku uyandırıcı.
‘Hayır’ kararı ardından Tusk’da açıklamada bulundu
İngiltere’nin AB’ye Hayır demesinin ardından AB konseyi Başkanı Donald Tusk’da açıklamada bulundu. Tusk AB’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek, zor zamanlardan güçlenilmesi gerektiği vurgusu yaptı.
Açıklamasında Tusk, “Son birkaç yıl AB tarihinin en zor yılları oldu, bu gibi durumlarda bana babamın söylediği “seni öldürmeyen şey güçlendirir” sözünü hatırlarım, yolumuza devam etmeliyiz.” Dedi.
Boris Johnson: Hala daha AB’nin bir parçasıyz
Muhafazakar Partili, eski Londra Büyük Şehir Belediye Başkanı Borris Johnson’da AB referandumu ardından kameraların karşısına geçti. İngiltere’nin AB’den ayrılmasına yönelik uzun süredir kampanya yürüten Johnson bu kararın İngiltere’nin bölündüğü anlamına gelmediği vurgusu yaptı. Konuşmasında Johnson, “Ortak Avrupa medeniyetini yüceltmek için çalışmaya devam edeceğiz. Elimizde muhteşem bir fırsat var. Bu karar İngiltere’nin bölündüğü ya da artık daha az Avrupalı olduğumuz anlamına gelmiyor. Avrupa’ya sırtımızı dönemeyiz. Avrupa’nın bir parçasıyız.” İfadelerini de kullandı.
Kuzey İrlanda’dan ‘devam kararı
AB referandumunda oy kullanan Kuzey İrlanda halkı Avrupa Birliği üyeliğine devam kararı aldı. Oylama sonucunda Kuzey irlandadan %55.7 AB üyeliğine devam derken %44.3’lük halk ise AB’den çıkmaya yönelik oy kullandı.
Galler’de Avrupa Birliğine ‘Hayır’ dedi
İngiltere’de olduğu gibi Galler’de de halk AB’inden çıkılmasına yönelik oy kullandı. Yaklaşık 2 Milyon oyun kullanıldığı Galler’de, %52.5’lik oy oranına karşılık %47.5 ile Gallerliler AB’ye Hayır dedi.
İskoçya’da büyük fark
Toplam 32 bölgeden oluşan İskoçya’da Avrupa Birliği referandumunda AB’ye ‘Devam’ dedi. Tamamlanan oy sayımında İskoçyalılar, %62 ‘AB’ye Evet’ derken %38’lik kitle ise çıkılması yönünde oy kullandı.
İngiltere’de yaşayan AB vatandaşlarına ve AB’de yaşayan İngiliz vatandaşlarına ne olacak?
Bu İngiltere’nin AB ile yapacağı anlaşmaya bağlı. Eğer İngiltere tek pazar içinde kalırsa her iki tarafın vatandaşlarının çalışmasına olanak sağlayan hareket özgürlüğü kurallarına sadık kalacak.Eğer hükümet çalışma izni sınırlamaları getirirse diğer ülkeler de aynısı yaparak İngilizlerin çalışma için vize almalarını isteyebilir.
Türkiye’yi nasıl etkileyeceği konuşuluyor
Referandumdan ‘hayır’ sonucu çıkmasının ardından Türkiye’nin bu ayrılıktan ne ölçüde etkileneceği de önemli başlıklardan birisini oluşturuyor. “Türkiye, referandumdan ‘evet’ de çıksa, ‘hayır’ da çıksa etkilenecek potansiyelde” yorumları yapılırken, İngiltere’nin referandum kampanyasının başlamasına dek Türkiye’nin üyelik sürecini destekliyordu. Bu sebeple Türkiye’nin AB üyelik sürecinde İngiltere’nin önemli bir rolü olduğu düşünülüyordu.
Süreç nasıl işleyecek?
Lizbon Antlaşması 50. madde
Lizbon Antlaşmasının 50. maddesi bir üyenin AB’den ayrılma sürecini şu şekilde açıklıyor:
Her üye devlet, kendi anayasal kurallarına uygun olarak Birlik’ten çekilmeye karar verebilir.
Çekilme kararı alan üye devlet, niyetini Avrupa Birliği Zirvesi’ne bildirir. Birlik, söz konusu devletle, Avrupa Birliği Zirvesi tarafından belirlenen yönlendirici ilkeler ışığında, bu devletin Birlik ile gelecekteki ilişkisinin çerçevesini dikkate alarak, çekilmeye ilişkin kuralları belirleyen bir anlaşmayı müzakere eder ve akdeder. Bu anlaşma, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 218. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak müzakere edilir. Anlaşma, Birlik adına, Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini aldıktan sonra, nitelikli çoğunlukla hareket eden Konsey tarafından akdedilir.
Antlaşmaların ilgili üye devlete uygulanması, çekilme anlaşmasının yürürlüğe girdiği tarihte, bunun gerçekleşmemesi halinde, Avrupa Birliği Zirvesi oybirliğiyle ve ilgili üye devletle mutabık kalarak süreyi uzatmadığı takdirde, 2. paragrafta belirtilen bildirimden iki yıl sonra sona erer.
2 ve 3. paragrafların amaçları doğrultusunda, çekilen üye devletin Avrupa Birliği Zirvesi’ndeki veya Konsey’deki temsilcisi, Avrupa Birliği Zirvesi veya Konsey’de kendisini ilgilendiren görüşmelere ve kararlara katılamaz. Nitelikli çoğunluk, Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma’nın 238. maddesinin 3. paragrafının (b) bendine göre belirlenir.
Birlik’ten çekilen bir devlet Birliğe yeniden katılmak isterse, talebi 49. maddede belirtilen usule tabi olur.