Author: ali

  • Oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ)

    Oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ)

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ve Demokratik Güç Birliği’nin de desteği ile İngiliz parlamentosu önünde gerçekleştirilen oturma eylemi, ikinci günende de çevredekilerden büyük ilgi gördü.

     

    Fotoğraflar: Aledin Nisebin – Erem Kansoy

    Avrupa genelinde 3 gün boyunca devam edecek eylemlerin ikinci gününde de kalabalık bir grup, parlamento önünde sabah saatlerinde başlayan eylemi akşam üzerine kadar devam ettirdi. İngiliz polisinin çevrede geniş güvenlik önlemleri aldığı eylemde, yabancıların duyarlılığını da artırmak üzere aralıksız olarak İngilizce sloganlar atıldı ve bildiri dağıtıldı.

    Bugün Saat 12:00’da başlayacak oturma eylemi saat 13:30 da büyük yürüyüş ile sonlandırılacak.

    https://youtu.be/OHVSqSW4zT8
    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 17

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 16

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 15

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 14

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 13

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 12

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 8

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 10

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 12

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 5

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 3

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 1

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 2

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 7

    Londra'da oturma eylemi ikinci gününde (FOTO GALERİ) 18

  • Parlamento önünde oturma eylemi

    Parlamento önünde oturma eylemi

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nin çağırısı ve Demokratik Güç Birliği’nin de desteği ile İngiliz parlamentosu önünde oturma eylemi gerçekleştirildi.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Avrupa genelinde 3 gün boyunca devam edecek eylemlerin ilk gününde Londra’da aktif kurum ve sivil toplum örgütleri parlamento önünde sabah saatlerinde başlayan eylemi akşam üzerine kadar devam ettirdi. İngiliz polisinin çevrede geniş güvenlik önlemleri aldığı eylemde, yabancıların duyarlılığını da artırmak üzere aralıksız olarak İngilizce sloganlar atıldı ve bildiri dağıtıldı.

    Parlamento önünde oturma eylemi 1

    Demokratik Güç Birliğinin eyleme çağırısında “Özsavunma ve Özyönetim ilanlarını selamlıyoruz. Katliamları durdurmak için ayağa kalk! TC devletinin Kürdistan’a yönelik katliyamlarını karşı bizlerde başlattığımız üçgünlük parlamento önünde oturma eylemine tüm halkımızın duyarlılık göstermesini ve katliamlara dur demeye çağırıyoruz.” İfadeleri kullanıldı.

    Parlamento önünde yaptığı konuşmada parlamento yetkililerine seslenen aktivist Mehmet Aksoy, “Bu gün burada TC devletinin Türkiye ve Kürdistan’da Kürtlere yönelik saldırılarını protesto etmkek üzere bulunuyoruz. Britanya parlamentosunda partilerin TC devletinin saldırılarını kınamasını talep ediyoruz. Çünkü Kürtler şuanda Ortadoğuda demokrasi, özgürlük ve insan haklarının en büyük savunucularındandır. Recep Tayyip Erdoğan istediği sistemin Hitler Almanya’sına benzediğini belirtmişti. Bugün binlerce akademisyen, gazeteci ve aydınlar baskı altında ve göz altındalar. Doğmamış bebeklerden 80 yaşına kadar Kürtler katlediliyor. Buna ses çıkaran herkes göz altında yada hapishanelrde.” Sözlerine yer verdi.

    Parlamento önünde oturma eylemi 2

    Parlamento önünde yaklaşık 6 saat süren oturma eyleminde ‘Terörüst Türk devleti- adalet istiyoruz- Kürtleri öldüren Türk devleti.’ Sloganları atıldı.

    Britanya Kürt Halk Meclisi Eş Başkanı Türkan Budak ise gazetemize verdiği demeçte, “ burada bulunma ile ilgili temel sebebimiz, İngiliz devletinin Türkiye’deki katliamlara sessiz kalmalarıdır. Bu güne kadar hiç bir açıklama yapmadılar. Sivil ve çocuklar katlediliyor. Halen hiç bir açıklama yapmıyorlar. İnsan hakları ile övünen İngiltere Kürdistan’da çiğnenen insan haklarına ses çıkarmıyor. İngiltere TC ile olan ekonomik ilişkilerini gözden geçirmeli ve suça ortak olmamalıdır. Başta İngiltere olmak üzere AB devletleri R.T. Erdoğan’ın bu faşizan zihniyeti önüne geçmesse hem ortadoğuda hemde dünyada halkların başına nalet olarak gelebilecek yeni bir ruh hastası diktatör türeyecek. Hala hazırda Türkiye ve Kürdistan’da Erdoğan diktatörlük yapıyo. Erdoğan kendisine muhalif her kesime saldırıyor.” İfadelerini kullandı.

    Sloganların ardından kalabalık yarın yine saat 11:00’da parlamento önünde toplanmak üzere sessizce dağıldı.

  • Britanya, Türkiye’nin Güney Doğu’sunu mercek altına aldı

    Britanya, Türkiye’nin Güney Doğu’sunu mercek altına aldı

    Britanya Dışişleri Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin Güney doğusunda, Kürt bölgelerindeki köy ve şehirlerde giderek artan şiddet ile direnişçiler ve asker arasındaki sorunu gözlem altına alındığı bildirildi.

    Haber:Erem Kansoy

    NRT muhabiri Sarhang Hars’a konuşan Britanya Dışişleri Ofisi sözcüsü, “Türkiye’de ve özellikle Güney Doğusunda, olup bitenleri yakından takip edip, incelemeye aldık.” İfadelerini kullanırken Britanya’nın her iki tarafıda barış görüşmelerine devam etmeleri yönünde çağırıda bulunduğunu belirtti.

    Britanya Dışişleri Ofisi Sözcüsü, açıklamasında Türkiye’li yetkililer ile yapılan görüşmelerde ‘insan hakları ihlalleri ile ilgili’ birçok konuda görüşüldüğünü de belirtti.

    Dışişleir Ofisi açıklamasında ayrıca, Türkiye’deki partiler ile PKK arasındaki sorunun çözümlenmesi ve barış görüşmelerine devam edilmesine yönelik destek belirttiklerinin de altı çizildi. “PKK’nin saldırılarını derhal durdurması gerektiği ve barış görüşmelerinin yeniden başlaması gerektiği kanısındayız. İngiltere ise barış görüşmelerinin yeniden başlaması konusunda her türlü desteği sunmaya hazırdır” ifadelerine de yer verilen açıklamada, Türkiye’nin Güney Doğusunda artan şiddetin son 2 yılda PKK ile devlet arasındaki ateşkesin bitmesinin ardından her geçen gün giderek arttığı vurgusu da yapıldı.

    Yaşanan olaylardan bir çok sivil etkilenirken, Halkların Demokratik Partisi’nin açıklamasına göre ise Cizre, Nusaybin, Dıyarbakır ve Sur’da son 1 ay içerisinde 81 sivilin yaşamını yitirdi.

    Haber:Erem Kansoy

  • İngiltere ile Galler’I birbirine bağlayan Severn köprüsü trafiğe kapatıldı (VIDEO)

    İngiltere ile Galler’I birbirine bağlayan Severn köprüsü trafiğe kapatıldı (VIDEO)

    Türk devletinin Kürdistan’da gerçekleştirdiği ölümleri ve sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla Galler ile İngiltere arasındaki Severn Köprüsü trafiğe kapatıldı.
    https://youtu.be/TgtR02E58Do
    Öğlen saatlerinde Severn köprüsüne gelen yüz kişilik Kürdistanlı grup köprüyü trafiğe kapatarak Türk devletini protesto etti. Eylemciler amaçlarının insanların yaşamını zora sokmak olmadığını ancak Kürdistan’da yaşanan vahşetin büyüklüğünden ve uluslararası medyanın sessizliğinden kaynaklı konuya dikkat çekmek için bu tür eylemler yaptıklarını açıkladı.

    İngiltere ile Galler’I birbirine bağlayan Severn köprüsü trafiğe kapatıldı 1
    Severn Köprüsü Kürdistan’da yaşananlara dikkat çekmek amacıyla trafiğe kapatıldı

    Bir saatten fazla süren eylemden kaynaklı binlerce araçlık kuyruklar oluştu. Onlarca polisin eylem yerine gelmesiyle yapılan görüşmelerden sonra, köprünün bir hattı trafiğe açıldı. Eylem halen devam ediyor.

    İngiltere ile Galler’I birbirine bağlayan Severn köprüsü trafiğe kapatıldı 1

    İngiltere ile Galler’I birbirine bağlayan Severn köprüsü trafiğe kapatıldı 1

    İngiltere ile Galler’I birbirine bağlayan Severn köprüsü trafiğe kapatıldı 1

  • Uluslararası Af Örgütü Londra’da Tahir Elçi’yi Anacak

    Uluslararası Af Örgütü Londra’da Tahir Elçi’yi Anacak

    Uluslararası Af Örgütü, bir buçuk ay önce Diyarbakır’da katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi için bir anma programı düzenliyor. 27 Ocak’ta Londra’da yapılacak anmaya Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi de katılacak.

    Uluslararası Af Örgütü Londra’da Tahir Elçi’yi Anacak 1
    Tahir Elçi Londra’da anılacak

    Diyarbakır baro başkanı Tahir Elçi 28 Kasım 2015 tarihinde Diyarbakır merkezde tarihi dört ayaklı minarenin ve diğer tarihi değerlerin korunması için yaptığı basın açıklamasında hemen sonra çatışma süsü verilen bir ortamda katledilmişti. Üzerinden bir buçuk ay geçmesine rağmen halen Elçi’nin katledilmesiyle ilgili savcılık tarafından bir milim yol kat edilmiş değil.

    Uluslararası Af Örgütü (Amnesty İnternational) resmi web sayfasından duyurduğu anma duyurusunda Tahir Elçi için insan hakları ve barış savunucusu, inandığı değerleri korkusuzca savunan prensip sahibi bir kişi olarak çok özlenecek sözlerine yer verdi. Duyuruda devamla şunlar belirtildi; ‘1990’larda Türkiye’nin en karmaşık bölgesinde bulunan Cizre’de tüm imkansızlıklara rağmen korkusuzca, insan haklarını savunarak işkence görenlerin, gözaltına alınanların, kaçırılanların yanında olarak haklarını korkusuzca savundu. Türkiye’deki Uluslar arası af örgütü kurucu üyeleri arasında olan Elçi, bize hep rehber oldu.’

    Yapılacak anmada Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi de hazır bulunacak. Anmada ayrıca Law Society’den Tony Fisher, İnsan hakları savunucusu ve Elçi’nin yakın arkadaşı Orhan Kemal Cengiz, Uluslararası Af Örgütü Türkiye araştırmacısı Andrew Gardner birer konuşma yapacak.

    Anmada ayrıca Londra’da yaşayan Kürt müzisyen Olcay Bayır da şarkılarını Elçi için söyleyecek.

    Anma tarihi: 27 Ocak 2016 Çarşamba saat 19:00

    Yer: Amnesty international UK / 25 New inn yard, London, EC2A 3EA

    Anma etkinliği ücretsiz olup kayıt gerektirmektedir. Kayıt için https://www.amnesty.org.uk/events/tribute-tahir-elci-1966-2015#.VpZfyFbns72

  • Demirtaş: Son derece vahşi bir tablo sahneleniyor

    Demirtaş: Son derece vahşi bir tablo sahneleniyor

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi. 
Sultanahmet’teki saldırıyı kınayarak başladığı konuşmasında Demirtaş, “Son derece vahşi bir tablo, yabancı olmadığımız vahşi tablolardan biri sahneleniyor. Tek temennimiz hayatını kaybedenlerin sayısının artmaması yönünde. İnşallah bu saldırı da diğerleri gibi karanlıkmış, faili yokmuş gibi kapalı kapılar ardında saklı kalmaz. Bu saldırıyı nefretle, şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum” dedi.

    Demirtaş: Son derece vahşi bir tablo sahneleniyor 1
    HDP Eş genel başkanı Selahattin Demirtaş meclis grup toplanstısında gündemdeki konuları değerlendirdi

    ‘PARLAMENTO, GÜNDEM İÇİN TALİMAT ALDI’

    Türkiye’nin gündeminin yakıcı olduğunu dile getiren Demirtaş, “Her gün her saat bir zulüm ve ölüm haberi alıyoruz, neredeyse her saat. Bu gündem Türkiye’nin rutin gündemi haline geldi. Ülkeyi kasıp kavuran şu gündemde ülkenin parlamentosundan beklenen nedir? Oturur tartışır çözüm arar. Çözüm yoksa hiç değilse duyarlı olduğunu gösteren bir parlamento olması gerekiyor. Bizim parlamentonun bu haftaki gündemine bakıyorum, askerlik kanununda değişiklik… Zannedersiniz ki uzak bir ülkenin gündemi. Zannedersiniz ki biz İsveç’iz, Norveç’iz ve burası onun parlamentosu” diye konuştu. 
Demirtaş, hükümetin ve parlamentonun bu konuların gündeme getirilmemesi için kesin talimat aldığını işaret ederek, “Kime talimat var, valiye kaymakama polis memuruna talimat var demiyorum. Ülkenin parlamentosuna talimat var diyorum. Vahim bir durum. Bu konular gündem olmayacak demiş, kim demiş, Saray demiş. Bunu kendisi itiraf etti. İsteseniz de istemezseniz de rejim değişmiştir dedi. Parlamento bu durumda zavallı bir pozisyona düştü” şeklinde konuştu.

    ‘BUNUN DAHA LOLOSU VAR!’

    Demirtaş, parlamentonun Kürdistan’daki soykırımcı saldırıları gündeme getirmemek için Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan talimat aldığını vurgulayarak, “Bu sıralar boş işlerle uğraşın denilmiş onun gereğini yerine getiriyorlar. AKP şimdi boş işlerle uğraşıyor” dedi. Demirtaş, muhalefetin ve HDP’nin milletin sorunları ile uğraştığını söyledi. Demirtaş, “Başkanlık olmazsa parlamento sorunları çözmüyor yönünde” adımlar atıldığını ve bu algının yaratılmaya çalışıldığını belirterek, her türlü adımın da Saray’dan atıldığını dile getirdi. Demirtaş, “Hükümet Saray’ın icraatıyla parlamento onun gündemini yerine getirmekte sorumludur. İşte buna başkanlık sistemi diyorlar. İsteseniz de istemezseniz değişti dedikleri rejim budur. Üstelik anayasal güvenceye kavuşmadan böyledir. Birde bunun anayasal güvenceye kavuştuğunu düşünün. Bilen bilir bir hikaye var. Bu daha lêlêsidir bir de bunun lolosunu düşünün” ifadelerini kullandı.

    ‘KANIN SEBEBİ BAŞKANLIK DAYATMASI’

    Yaşanan bütün kan, gözyaşı ve kavganın sebebinin bu başkanlık sistemi dayatması olduğunu belirten Demirtaş, “Halk bunun bedelini ödüyor şimdi. 7 Haziran seçimlerinden önce başladı ve kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Bunu kabul etmeyen herkes düşman kabul ediliyor. Düşmana ne yapılıyorsa ona o yapılıyor. Basın, akademi kim olursa olsun bir mekanizma harekete geçiyor onu düşman ilan ediyor, lince tabii tutuluyor ya öldürüyor, ya tutuklanıyor. Çünkü karar verilmiş bu başkanlık adı altındaki diktatörlük gelecek” diye konuştu.

    ‘DİRENİRSEK KAZANIRIZ’

    “Öte yandan diktatöryal monarşiye tek adam rejimine karşı biz varız” diyen Demirtaş, çoğulculuktan ve yerel yönetimlerin, yerel demokrasinin güçlendirilmesinden yana olduklarını dile getirerek, şöyle devam etti: “Biz tek dil değil çok dilliliğin gerçekliğinin farkında olarak, bizi bir arada tutan değerlerin faşizan değerler değil evrensel değerler olduğunu bilerek, bu dayatmaya karşı direniyoruz. Türkiye toplumu bu iki gerçeği bilmelidir. Ya biz kaybedeceğiz Türkiye bu faşizme teslim olacak Türkiye nefessiz kalacak, bugün yalvaranlar yarın faşizmin hedefi haline gelecek, ya da bizimle birlikte direnilecek. Ya faşizme karşı rica minnet edilecek ya biz direniyoruz, buna karşı çıkanlar bizimle birlikte direnecek.”

    AKP MEDYASI

    Haklı olduklarını ve er geç kazanacaklarını belirten Demirtaş, Türkiye’nin her tarafından bu sese ses katılması gerektiğini belirtti. Basın üzerinden yürütülen linç kampanyalarını da, “gerekirse tek bir kişi üzerinden 70 milyona mesaj vermek isteniyor” dedi. Demirtaş, Doğan Grubu’na ilişkin daha önce yaptığı açıklamaları sürdürerek, “Kayıtlar açılsın incelensin. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri. Doğan Medyası’nın bize ayırdığı saat AKP ve Erdoğan’a ayırdığı sürenin 20’de biridir. Doğan Medyası’nın bizi desteklediği söylenen dönemde AKP’ye bizden 20 kat daha fazladır. Ben 6 programa katıldım, siz 150 programa katılmışsınız. 6 programımız sizin 150 programınızdan daha etkili olmuşsa o medyanın suçu değil sizindir” dedi. “Biz sizin gibi medya satın alarak siyasete girmedik, havuzun dibini satın alarak siyasete girmedik” diyen Demirtaş, söz konusu medyanın AKP ve Erdoğan’ı desteğini 600 kanalın AKP’ye destek verdiğini belirterek, “Ama yetmiyor, bir yerden tek bir çatlak çıkınca panikliyorlar. Ya bu kadar kanalınız var bu kadar yağlama yıkama mekanizmanız var. Yetmiyor mu?” diye konuştu. 
Marina Yat Limanı işletmesini bir kez daha gündeme getiren Demirtaş, AKP’nin Doğan Grubu’nun 49 yıllığına kiraladığı yerin sözleşmesini iptal ettiğini belirterek, “Aradan 25 gün geçmiş açılan bir dava yok, feshi kaldırdık demişler. Ne oldu 25 gün içende? Doğan Medya açıklama yapmış, biz itiraz ettik diyor. Bende sesleniyorum, dilekçenizin örneğini açıklayın. Devlet sırrı değil ya. Hangi mahkemeye başvurdunuz? Bunları açıklayın. İtiraz ettik diyorsunuz, bende diyorum ki hayır Saray’la pazarlık yaptınız 4 madde üzerinden anlaştınız. Ondan sonra Demirtaş bizi kandırdı. Kim kimi kandırmış ortada. Biz dik diriyoruz siz eğik duruyorsunuz” dedi.

    ‘AKP KATİL DENİLİNCE ÜZERİNE ALIYOR’

    ‘Ayşe Öğretmen’ örneğine de değinen Demirtaş, şöyle konuştu:  “Teslim olmanın sınırı yok, bunu defalarca söyledik, onurunuzu paranızı malınızı alır ama yetmez. Siz verdikçe o isteyecek. Biatin sınırı yoktur” diyen Demirtaş, şöyle devam etti: “O programdan bir suç işlenmedi. Bunu bir TV canlı yayında söylenmemiş gibi düşünün. Şu cümleleri bir okuyun. ‘Türkiye’de çocuklar öldürüyor neler olup bittiğiniz farkında mısınız? Siz de yaşananlara sesiz kalmamalısınız. Çocukların öldürülmesine sevinenler var onlara yazıklar olsun demenin dışında bir şey demiyoruz.’ Konuşanın adı Ayşe midir değil midir bilemeyiz, hiç fark etmez, orada mı yaşıyor yaşamıyor mu bilemeyiz hiç fark etmez. Fail yok kimseyi suçlamıyor bir insani çağrı yapıyor her ne hikmetse AKP üstüne alınıyor. Biri katil deyince AKP ayağa kalkıyor. Nedir bu panik barış sözcüğünden bu kadar korkacak ne yaptın? Bu hangi karanlık yüzünü açığa çıkarıyor ki, zan ediyorsunuz ki bütün devleti tehdit etmiş havuz medyası yargısı üstüne atlıyor. Bu konuşmanın altına imza atmayacak kimse insan değildir. Bir kadın çıkıp bunları söylediği zaman bu kadar panik yapıyorlarsa deme ki suçlunun yüzüne fener tutulmuştur.” 
Demirtaş, “Mevzu arayan kadın değil, mevzu dinleyenlerdir onları cezalandırmak lazım. Onları öyle bir cezalandırmak lazım ki arayanın başına ne geldiğini göstermek lazım. Aklında barış geçen bir kişi bile varsa bak başına bu gelir. Öyle ünlü olmanız da sonucu değiştirmez, terör örgütü propagandası ile cezalandırılırsınız. Bunlar yüzde 49,5 oy almış bir iktidar döneminde yaşanıyor. Çıkarılıp canlı yayında bunlara özür diletiliyor. Gün gelecek bunları yapanlar özür dilecektir” diye konuştu.

    ‘FAŞİZMİN YALAKASI HALİNE GELDİNİZ!’

    Sedat Peker’in Trabzon’da “Meşru savunma hakkımız hasıl olduğu zaman oluk oluk kan akacak” sözlerini hatırlatan Demirtaş, “Yapacaksanız kahraman olacaksanız bu konuşmayı yapmanız lazım. Tayip Erdoğan’ın arkasında olduğunuzu söyleyin ne yaparsanız yapın önemli değil. Bebek öldürün, cenazeyi günlerce yerlerde çürütün soruşturma açılmaz. Ama barış asla… Tayip Erdoğan ne zaman ‘annalar ağlamasın’ dediği zaman o zaman barış diyebilirsiniz. Onun zamanını da biz kullar bilecek değiliz ya. O söyleyecek biz kullar evet evet barış diyeceğiz. Faşizm budur. Söylediklerinizden değil söylemediklerinizden sorumlu olduğunuz rejimdir. Biz buna direniyor diye bunlar Türkiye partisi olmaktan çıktı diyenler; gidişatınız iyi değil, siz kendinize bakın, siz faşizmin yalakası haline geldiniz” diye kaydetti.
”Biz halen aynı noktadayız, özgür eşit ve adil yaşamdan yanayız, bunu kolay zamanda da zor zamanda da savunduk. Mesele bir fikri kolay zamanlarda değil, inandığın her zaman savunabilmektir” diyen Demirtaş, “Faşizan düşünceyi temsil edenler bu kadar rahat konuşuyor ama biz utanacağız öyle mi?” şeklinde konuştu. 
’İSLAM’A İHANET EDEN SİZSİNİZ’
AKP’lilerin ODTÜ hakkındaki tehditlerine yer veren ve “Cizre’ye nasıl girildiyse ODTÜ’ye de öyle girilir” sözlerin hatırlatan Demirtaş, “AKP’nin Ankara vekili bunu söylüyor. Biz bunu söylesek kendimizi içeride buluruz. Bunlar barışçı biz ırkçı teröristiz! Dünya tersine döndü Türkiye’de. Siz siniz insanların kimliği ile mezhebi ile oynayan. AKP dini dışında başka hiçbir dine izin vermeyen sizsiniz. İslam’a ihanet eden sizsiniz. Milletin parasını çalıp üstüne birde mağduriyet sayıyorsunuz. Sizin ortamlarınızda ahlaksızlık serbest. İslamiyet’te bunlar suçtur. Hangisi suçtur diye bizler peygamber efendimize mi bakacağız sizin efendinize mi bakacağız. Cenazeye hakaret etmek, yerde çürütmek sizin dininizde var bizim dinimizde yok. Bunları bunlar yarattı, 13 yılda Türkiye’yi adım adım bu noktaya getirdiler” dedi. 
Türkiye’nin bunca emek ve insanı AKP siyaseti yüzünden kaybettiğini belirten Demirtaş, şunları da söyledi: “Kendilerini bir çözüm olarak pazarladılar. Hani iktidar tek başına iktidar olunca istikrar olacaktı. İçeride savaş dışarıda savaş. Hangi alanda istikrar var. Önce istikrar için demokrasiye inanmamız gerekiyor. O yok. Cizre’de Silopi’de Sur’da 40 günü bulan sokağa çıkma yasakları var. Zan ediyorlar ki bunlar uçucu bir anda insanların düşüncesinden çıkar. Hayır yer ediniyor, gönül gözü açık herkes görüyor. Ne olacak, toprağa ektiğiniz o nefret tohumları. Hiç düşünmüyor umurunda değil. Başkanlığı elde edersek kim hesap soracak. Cizre Sur Silopi yakılıp yıkılmış önemli değil nasıl olsa kimse hesap soramaz.”

    ANAYASA

    Meclis Başkanı’nın anayasa komisyonu için davetine de işaret eden Demirtaş, “El insaf çıkaracaklarını bilsek bir günde çıkarırız. Dertleri bu değil. Başkanlığın etrafına bir kaç düzenleme ile hadi bakalım başkanlığı Türkiye toplumuna kabul ettirecekler. Partimiz yarın yetkili kurullarında değerlendirecek. Henüz olumlu olumsuz bir cevap vermiş değiliz. Ama biz AKP tarafından yeni ve demokratik anayasa yapılacağına inanmıyoruz. Geçen sefer 60 madde de uzlaştık. İlk madde ne biliyor musunuz? İnsanlık onuru. Bunda uzlaşmıştık ama sen ne insanlık bıraktın ne onurunu. Pratiğiniz darbe anayasasını bile uygulamayan bir pratik. Bunu askıya aldınız, yenisini yapsam uygulayacağınızın garantisi var mı, uygulamazsanız size hesabını soracak kaç yargıç var. Yapalım yapmayalım değil de yeni bir zihniyet olmadan ne yeni bir anayasa yapılabilir ne de yapılacak derme çatma bir anayasa uygulanabilir” diye konuştu.

    BELEDİYELER

    Belediyelere yönelik yapılan soruşturmaları da hatırlatan Demirtaş, 3 ay önce bunun talimatının da Erdoğan tarafından verildiğini söyledi. AKP’nin “hırsızlık yapmadan yönetim olmayacağını” düşündüğünü ve DBP’li belediyelere de böyle baktığını söyleyen Demirtaş, Mardin Belediyesine ilişkin söylemlerin de talimat olduğunu belirterek, kendilerinden önce belediyenin koltuğunun bile hacizlik olduğunu dile getirdi. Demirtaş, “Öyle yemişler ki, koltuk gitti. Mardin Belediyesinin personel giderleri yüzde 60 değil, yüzde 30 civarındadır. Şuanda kasasında para var, borçlarını ödemiş ama parası var. Bütün belediyelerimiz böyle. Ağrı’ya bakın, belediye başkanının ismi ‘Dızo’ya çıkmıştı. Sırrı Bey gitti, belediye borçları kapattı” diye konuştu.

    ‘DİRENEN HALKIMIZI SELAMLIYORUZ’

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bizim savunduğumuz yetki devri olsa sadece bizim değil AKP’li ve CHP’li belediyeler de daha iyi çalışır. Biz ülkenin bölünmesini değil yerelin daha iyi çalışmasını istiyoruz. Cizre’ye Sur’a, Silopi’ye direnen bütün halkımıza sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz.”

  • Kılıçdaroğlu’ndan Beyaz’a: Yürek yok mu sende, neden özür diliyorsun?

    Kılıçdaroğlu’ndan Beyaz’a: Yürek yok mu sende, neden özür diliyorsun?

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bir televizyon programında kadın öğretmen çıkıp “çocuklar öldürülmesin” diyor, programı yapan sanatçı arkadaş özür üzerine özür diliyor. Niye özür diliyorsun yürek yok mu sende cesaret yok mu. Kimi üzdün üzsen üzsen çocuk katillerini üzersin bırak da üzülsünler” dedi.

    Kılıçdaroğlu'ndan Beyaz'a: Yürek yok mu sende, neden özür diliyorsun? 1

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu. Sultanahmet Meydanı’nda patlayan bombanın gündemi allak bullak ettiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Ankara’da patlama olduğunda Kadıköy’de bir etkinlikteydik. Fakat iptal ettik. Gazetecilerin önüne çıktığımızda terörü bitirme konusunda açık çek veriyorum. Kim ne istiyorsa açıkça çağrı yapıyorum. Bütün gücümüzle hazırız. Bütün siyasi partilerin amasız terörü lanetlemesi lazım. Defalarca uyardık. ‘Ortadoğu bataklığına Türkiye’yi sürüklemeyin’ dedik. Artık bu işin aması maması yok. Türkiye’deki 78 milyon vatandaşın şu gerçeği bilmesi lazım. Bu hükümet Türkiye’yi yönetemez, yönetemiyor. Yönetemiyorsanız gideceksiniz yönetenler gelecek. Üçüncü sınıf adamlara Türkiye yönetilemez.” diye konuştu.

    Sultanahmet’te yaşanan patlama sonrasında Anadolu Ajansı’nın patlamayı değil de patlama sonrasında getirilen yayın yasağını haber yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, “Şimdi birilerini suçlayacaklar. Hükümet şikayet merci değildir. Şikayet edeceksen ayrılacaksın, orası sorunların çözüm mercidir, sen sorumları çözeceksin, önce önlem alacaksın. Nerede senin istihbaratın, bizi izlemekten terörü izlemeye fırsat bulamıyorlar. Bizi dinlemekten onları dinlemeye fırsat bulamıyorlar. Böyle bir devlet yönetimi olabilir mi? Emin olun anlamakta zorluk çekiyoruz. Bırakın bir vali konuşsun Başbakan konuşsun hayır gene bizim diktatör bozuntusu konuşuyor, niye konuşuyorsun sen, bu ülkenin başbakanı var bırak önce Başbakan konuşsun. Anadolu Ajansı patlamayı haber yapmıyor, yayın yasağını haber yapıyor. Böyle bir haber ajans olabilir mi?” diye konuştu.

    Devlette liyakatin öldürüldüğünü, ‘Benim adamım’ diyerek bazı kişilerin getirdiğini ifade eden CHP Genel Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Senin adamında iş yok, iş yapamıyor kardeşim. İş yapan yok. İtiraz etmesi gereken yerde itiraz etmiyor. Böyle bir devlet yönetimi olur mu? Liyakat devlet yönetiminin olmazsa olmaz koşullarından birisidir. Öyle bir noktaya geldik ki, yayın yasağı getiriyorlar, vatandaş haberleri dinlemesin, okumasın, görmesin diye. Bu vatandaş doğruyu nereden öğrenecek, senin ağzından mı öğrenecek, sen sabah akşam doğruları söylemeyen birisin, biz doğruları nereden öğreneceğiz. Bu milletin hepsi Fransızca, Almanca bilmiyor ki yabancı yayın organlarını izlesin. Bütün dünya bilecek sen bilmeyeceksin, böyle bir anlayış olmaz.”

    TÜRKİYE ÇIKILMAZ DAR BİR SOKAĞA GİDİYOR

    Gazetelere el konulduğunu, televizyonlara el konularak başlarına kayyumlar atandığını vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Onların bile inanamadığı paralar vererek kayyumlar atadılar. Ayda 30-40 bin lira para. Rüyasında görse inanamayacak. Kimin parası başkasının parasını veriyorsun. Bunlar Türkiye’de oldu. Sizin görmeniz lazım sevgili vatandaşlarım. Görmeniz yazım bilmeniz lazım. Ülke bir felakete doğru bir ayrışmaya doğru gidiyor. Bunlar Türkiye’yi yönetemiyor. Bu kadar açık ve net. Bir de havuz medyası denilen grup var onlar hayatlarından çok memnun. Bütün haberleri ve yorumları iktidarın başarıları üzerine şekilleniyor. Ve hep suçlu aranıyor. Bu oldu paralel yaptı, bu oldu PKK yaptı, bu oldu IŞİD yaptı bu oldu şu yaptı bu yaptı. Sen ne yaptın niye yakalamıyorsun polisin var askerin var valin var kaymakamın var niye izin veriyorsun. Niçin yakalamıyorsun. Sen izin vermedinde birisi sana engel mi oldu. Yok öyle bir şey. Türkiye gerçekken içinden çıkılmaz bir sokağın dar sokakların içine sürükleniyor. Herkes kaygı içinde.” ifadelerini kullandı.

    Bir tarafta medyanın ayakta kalma savaşı verdiğini hatırlatan CHP Genel Başkanı, açıklamalarını şöyle tamamladı: “Havuz medyasına da bunlar para sağlıyor. Kamu bankalarından aktarılan para. Bunlar bir avuç, aktarılan para son eski para ile 5 yılda bir katrilyonun üstünde para aktarıldı. Bir katrilyon 32 milyar 273 milyon lira para aktarıldı. Kimin parası bunlar vatandaşın parası. O kadar memnun ki bunlar durumlarından, o kadar memnun ki, kullandığı şu cümleye bak sonra internet sitelerinden kaldırmaya kalkıyor. Bir medya patronu olan Ethem Sancak diyor ki, ‘anam, babam, eşim, çocuklarım sana feda olsun’ diyor. Düşünebiliyor musunuz? Sana feda olsun diyor. Param feda olsun demiyor. Anası feda, babası feda, eşi feda, çocukları feda. Ve siz buna medya patronu diyorsunuz. Sabah, akşam CHP’yi eleştirecek ve hükümeti göklere çıkaracak. Bir katrilyon aldın zaten malı götürüyorsun. Eşini anneni hatta sülaleni feda ediyorsun bir kişi için sana para verdiği için. Değer mi bunlar, para için insan eşini çoluğunu çocuğunu satar mı?”

    ‘NEDEN ÖZÜR DİLİYORSUN SEN? CESARET YOK MU SENDE?’

    Bir televizyon programında bir kadın öğretmenin ‘Çocuklar ölmesin’ dediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Vay efendim sen nasıl çocuklar ölmesin dersin? Özür üzerine özür. Programı yapan arkadaş da sanatçı arkadaş da özür diliyor.. Kardeşim neden özür diliyorsun sen? Yürek yok mu sende? Cesaret yok mu? Ne özürü diliyorsun? Kimi üzersin sen, ancak üzsen üzsen çocuk katillerini üzersin sen başka kimi üzeceksin? Ben merak ediyorum. Bu sanatçı arkadaşımızın üzerine gidenler, gitsinler annelerine bir sorsunlar, ‘anne benim önemim nedir senin güzünde’ desinler. Bir evladın önemi nedir annenin gözünde, bir sorsunlar. Bir sorsunlar bakalım. Sen kalkıyorsun bunu acımasız bir propaganda aleti olarak kullanıyorsun. Bir de savcı soruşturma açıyor terör örgütü propagandası yapmaktan.” dedi.

     

    “Ne zamandan beri ‘çocuklar ölmesin’ demek terör örgütü propagandası oldu.” diyen Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: “Yıllar önce bunu Nazım yazmıştı, ‘çocuklar ölmesin, şeker yesinler’ diye yıllar önce. Ülke bu hale gelirse, savcı da Ankara’daki beylerin savcısı olur, cumhuriyetin savcısı olmaz. Cumhuriyetin savcısı farklı. O savcıya sormak istiyorum, şehir merkezlerini ilçe merkezlerini terör örgütü silah deposu haline getirirken, valilere ‘dokunmayın’ diyen adam teröre yardım ve yataklık yapan adam değil mi? niye soruşturma açılmıyor? Oralar silah deposu haline gelirken bu Ankara’daki beylerin haberi yok muydu? Soruşturma açacaksan buna aç. Sorarsın bürokrasiye dünyanın belgesi gelir. Sen bunları bırakıyorsun, talimatın gereğini yapıyorsun. Hitlerin adalet danışmanı vardı ya. Diyor ki hakimlere ‘bir hakim nasıl karar verecekse Führer nasıl karar verecekse öyle karar verin’ diyor. Benzeri var. Erdoğan nasıl karar verecekse öyle karar vereceksin. Böyle bir düzen olabilir mi?”

    BAŞBAKANLIK SİSTEMİNİ GETİRMEK İÇİN NE GEREKİYROSA YAPIYOR

     

    Türkiye’de her gün terör olaylarıyla şehit verirken birisinin derdinin başkanlık olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Sadece başkanlık. Başkanlığı getirmek için ne gerekiyorsa yapıyor. Vatandaşa doğru bilgi vermiyor. Bir siyasetçinin temel görevi vatandaşa doğru bilgi vermektir. Bilgiyi doğru vereceksiniz ki vatandaş size güvensiz siyasetçiye güvenebilsin. Başkanlık için ilk başta şu örneği verdi Sayın Erdoğan, ‘gelişmiş ülkelere bakarsak tamamında başkanlık sistemi var’ diyor, tamamı yalan. Gelişmiş 20 ülkenin 16 tanesinde parlamenter sistem var. Sadece 2’sinde başkanlık sistemi var. Neden millete doğru söylemiyorsun? Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsun, o koltukta oturan halka doğru bilgi vermez zorunda değil mi? İsteyebilirsin başkanlık sistemini, ama vatandaşa doğru bilgi ver. Niye doğru bilgi vermiyorsun? Dünyanın en az gelişmiş son 20 ülkesinin 15 tanesinde başkanlık sistemi var. Söylediğinin tam tersi. Az gelişmiş ülkelerin, gelişmemiş ülkelerin çoğunluğunda başkanlık sistemi, gelişmiş ülkelerin çoğunluğunda parlamenter sistem var. Sonra kalktı ‘İngiltere’de başkanlık sistemi var’ dedi. Herhalde İngiliz kraliçesi de ‘ben başkanım’ dedi. Yok. Parlamenter sistem var yıllardır. Neden halka doğruyu söylemiyorsun? Bunlar yetmedi bir şey daha söyledi. Baktı ki bu örnekler fazla tutmuyor, bu sefer Hitler örneği verdi, ‘mesela Hitler parlamenter sistemi başkanlık sistemine dönüştürdü’ dedi. Ne oldu başkanlık sistemine dönüştü, milyonlarca insan hayatını kaybetti. Söylediği lafın farkına vardı, internet sitelerini sansürledi. Kendi internet sitesinde kendi sözlerini sansürledi.” Kaynak: Cumhuriyet