Author: ali

  • Kürt Yemekleri ve Kültürü Araştırma Projesi Film Çalışması

    Kürt Yemekleri ve Kültürü Araştırma Projesi Film Çalışması

    Projenin İçeriği ve Amacı

    Çok büyük bir heyecanla başlattığımız yemek köşemiz sizden aldığımız ilgi ile başarılı bir şekilde devam etmekte. Bu köşe Kürt yemeklerini araştırma, kapsamlı bir yazılı tutanağını hazırlama ve yaygınlaştırma amaçlı daha büyük projelerin sadece başlangıcı idi. Gazetemizin köşesi aynı istikrarlılıkla devam ederken, bu aşamada bu alandaki çalışmaları ilerletmek istiyoruz.

    Kürt Yemekleri ve Kültürü Araştırma Projesi Film Çalışması 1

     

    Bu çok kapsamlı projenin bir parçası olarak başlatacağımız bir sonraki çalışma, Birleşik Krallıkta yaşayan Kürtlerle görüşüp onlardan kendi yörelerine ait tarifleri öğrenmek, kayıtlarını yapmak ve geniş̧ kitlelere ulaştırmak olacak.

    Köşemizin ilk yazısında yemek alanında yapılacak bir çalışmanın önemine değinmiştim. Yemek bir kültürün nesillerden nesillere aktarılmasını sağlayan en büyük unsurlarından biri olup, bu anlamda o toplumun dili kadar önemlidir. Kürt yemeklerinin gelecek nesillere aktarılmasının bir yolunun yazılı ve görüntülü kaynakların oluşturulması olduğu düşüncesiyle bu yeni çalışmayı başlattık.

    Kültür unsurlarımızın koruyup yaşatmanın, günümüzde bile uygulanan baskılar, yok sayılma veya sahiplenilmesinden dolayı ne kadar zor olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Tarih boyunca ve günümüzde Kürtler asimile edilmiş ve göç etmeye mahkum kalmışlardır. Göçün kaçınılmaz sonuçlarından biride kültür unsurlarının zamanla kaybolması olarak görülmekle beraber, yemek, yerleşilen coğrafyalarda kültürün yaşatılması, devamı ve en önemlisi gelinen köklere bağlılıkları benimseme bakımından çok önemli bir rol oynar. Bu anlamda göç edilen coğrafyalardan biri olan Birleşik Krallıkta yaşamlarını devam ettiren Kürtlerin bu coğrafyada yemek kültürlerini nasıl yaşattıkları konusunda bir araştırma başlatmanın önemli bir başlangıç olduğunu düşünmekteyiz.

    Projeye Katılım 

    Bu yeni çalışma dahilinde bu projeye farklı alanlarda katılım sağlayacak kişiler aramaktayım.

    Öncelikle benimle yemek tarifleri paylaşacak, bu yemekleri mümkünse kendi mutfaklarında veya benim mutfağımda beraberce pişirecek, yaptıkları yemek ile ilgili bilgi detaylar ve varsa hikayeleri paylaşacak kişiler aramaktayım. Bu görüşmeleri kişilerin izinleri dahilinde filme çekmeyi de planlıyoruz. Amacımız mümkün olduğunca, Kürdistan’ın dört bir yanından gelen geniş̧ bir kitleye ulaşmak. Siz kendiniz bu şekilde katılmayı düşünmeseniz bile çevrenizde bu çalışmanın bu anlamda bir parçası olmaya gönüllü olabilecek bireylere bu talebimizi anlatır ve benimle iletişime geçmesini sağlamanız inanılmaz büyük bir destek sağlayacaktır.

    Bununla birlikte, bu projenin araştırma, tasarım, yapım, çekim ve daha sayamayacağım pek çok alanında, ilgi ve tecrübeleri dahilinde desteklemek isteyen kişilerin, kendilerini nasıl katmak istedikleri ile ilgili benimle görüşebilirler.

    Kolektif yaşamı hayat tarzı haline getirmiş̧ bir toplum olarak, yemek gibi bir konu üzerine yapılan bu çalışmanın da bu tarzın bir göstergesi olması gerektiğini ve olabildiğince geniş̧ bir kitleyle beraber çalışmakla çok daha renkli ve kapsamlı bir sonuç alacağımızı düşünmekteyim.

    Bu çalışmaya olan ilginiz ve verdiğiniz destek için şimdiden canı gönülden teşekkürler.

    Detaylar ve daha fazla bilgi için lütfen benimle Email, Facebook veya twitterden iletişime geçin.

    Fadime Tiskaya

    TheKurdishCook

    @TheKurdishCook

    Email: thekurdishcook@gmail.com

    ÖNEMLİ NOT: Kürt yemeklerinin Birleşik Krallıkta ve Avrupada daha geniş kapsamlı tanıtımı amacıyla köşemizin adını Ceja Mezopotamya dan The Kurdish Cook a değiştirdik.

  • Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak

    Britanya’da yaşayan Kürt gençlerine dönük yapılacak olan fuarda gençlerin eğitime teşvik edilmesi ve üniversiteye gitmeyi planlayan gençlere rehberlik yardımı yapmayı hedefliyor. Gençlere yardımcı olmak amacıyla İngiltere’deki farklı üniversitelerde okuyan öğrenciler ile beraber, bazı akademisyen ve profesyonel meslek sahibi katılarak gençler bilgilendirilecek.

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak 1

    19 Aralık’ta yapılacak fuar Birtanya Kürt Birliği (Britain Kurdish Unity) tarafından organize ediliyor. Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılacak bir günlük fuar bu anlamda büyük bir boşluğu kapatmayı ve gençleri eğitime teşvik etmeyi amaçlıyor.

    Britanya Kürt Üniversite fuarı’nı organize eden Britanya Kürt Birliği tarafından yapılan açıklamada, bu fuarın, gençler açısından Kürt Üniversite öğrencileri ve mezunlarla iletişim kurmak ve onlardan bu zor süreç ile ilgili fikir almak için önemli bir fırsat olduğu belirtildi. Yapılan açıklamada şunlar belirtildi;

    ‘‘Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı (BKUF) tüm Üniversite düşünceleri olan Kürt gençleri için önemli bir imkandır. Üniversitedeki hayata dair fikir, kurs seçimleri ve gelecekteki kariyer imkanları bakımından yardımcı olacaktır.

    Öğrencilerin 30 değişik Üniversiteden gelen öğrenciler ve üniversite mezunları ile konuşma şansları olacaktır. Öğrencilerin ayrıntılı kurslardan, stajlara kadar herhangi bir konuda soru sorma şansları olacaktır.

    Fuarda, öğrencilerin kişisel ifadeleri (personal statements) veya UCAS başvurusu sürecinin diğer bölümleri için yardım ihtiyaçları varsa, burada tecrübeli öğrencilerden yardım alabilirler.

    Ayrıca dört farklı rakip Üniversitelerden Kürt gruplar ile özel bir ‘Kürt Üniversite Yarışma turnuvası’ olacaktır.

    Eğer Üniversitede okumayı planlıyorsanız yada Üniversiteye gidecek birisini tanıyorsanız, bu fuar gelecek hakkında sizin daha iyi seçimler yapmanız için çok yararlı olacaktır.’’

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı ile ilgili daha fazla bilgi almak için bkuf@bkuf.co.uk email adresinden iletişime geçebilirsiniz.

    Fuar, 19 Aralık 2015, Cumartesi günü 1 ile 5 arası Haringey’de bulunan Kürt Toplum Merkezinde yapılacaktır.
    Kurdish Community Centre,

    11 Portland Gardens,
    London,
    N4 1HU

    Birinci Britanya Kürt Üniversite Fuarı Yapılacak 2

     

  • Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Calais: Acıların ve ümitlerin buluşma noktası!

    Avrupa’nın ölüm tüneli

    Fransa’nın Calais liman kenti çeşitli bölgelerden gelen yerlerinden edilmiş yaklaşık 6000 insanın acıları ve ümitlerinin buluşma noktası oldu. Kobanêli Muhammed Hassan; “Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın” sözleri ile Calais’in gerçek yüzünü yansıttı.

    Haber-Fotoğraf: Erem Kansoy

    Britanya’ya daha iyi yaşam koşulları ümidi ile ulaşmak üzere yola çıkan mültecilerin buluşma noktası haline gelen Fransa’nın Calais liman kentinde adeta insanlık dramı yaşanıyor. Kış aylarının gelmesi ile aşırı yağmur, şiddetli rüzgar ve soğuk yetmezmiş gibi susuzluk, gıda sorunu, sağlık ve barınma problemlerinin yanı sıra mülteciler burada bir de ölümler ile acıların en ağırıyla karşı karşıyalar.

    'Jungle' kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..
    ‘Jungle’ kampındaki kullanma suyu unitelerinden biri..

    Yardım kuruluşu RedCross’un (Kızılhaç)1999 yılında Calais’te hizmete açtığı Sangatte Mülteci Merkezi’nin zaman zaman kapasitesinin çok üzerine çıkması nedeniyle 2000’li yılların ilk evresinden itibaren, Calais limanına yakın bölgelerde çadır kurmaya başlayan mültecilerin sayısı geçmiş dönemlerde en çok 700-800 iken, bu rakam son günlerde 6000’e yaklaştı. 2001-2002 yıllarında Sangatte’nin kapatılması ile bölgede yağmalamalar yaşanmış ve Fransız polisi bölgedeki çadırları dozerlerle yıkmıştı. Yaşanan olayın ardından Fransa devleti Calais’te yaşananlara karşı halen süregelen bir ‘kabullenmeme’ politikası içerisinde. Ortadoğu bölgesinde yüzlerce kamp Birleşmiş Milletler’in BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) birimi tarafından tanınıyor ve ciddi yardımlarla ayakta tutuluyorken, Fransız devletinin Calais’teki kampı ‘mülteci  kampı’ olarak tanımaması sebep gösterilerek UNHCR burada çalışma yürütmüyor. Son yıllarda ise bir çok mülteci tren yolu, feribot ve kamyon- tırlar aracılığı ile Britanya’ya geçmek üzere mücadele verirken hayatını kaybetti.

     

    Özellikle 2015 yılında nüfusunun hızla büyümesi ve yaşanan ölüm olaylarının artması ile gündemde kalan Calais, Britanyalı yardımsever aktivistlerin oluşturduğu CalAid, Refugees Welcome gibi grupların ve yine bölgede bir çatı altında toplanan Fransız ve Britanyalı gönüllülerin çalışmaları ile yardımlar ulaştırılıyor. İngiltere’de Kürtçe ve Türkçe konuşan topluma hizmet veren DAY-MER`dE bölgeye 1 tırlık yardım ulaştırarak gönüllülere teslim etti. Day-Mer’in oluşturduğu delegasyonda Day-Mer Youth, Tohum Kültür Merkezi, YÇKM Londra, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ile Calais’e yardıma koşan gönüllüler yer aldı. DAY-MER toplum dernekleri arasında örnek oluşturacak projelerinden birini daha böylelikle gerçekleştirmiş oldu.

    Afgan, Rojavalı Kürt, Libyalı, Iraklı Asuriler, Sudanlı, Nijeryalı ve Azerbeycanlı mültecilerin büyük bölümünü oluşturduğu Calais kampı çok ulusluluğu ile dikkat çekiyor. Çeşitli uluslardan biraraya gelen bu insanların acıları da ortak, ulaşmak için çıktıkları yoldaki son durak da… Dünya kamuoyu Fransa’ya büyük baskılar yapsa da, Fransız hükümeti halen Calais’i tanımıyor. Ayrıca Fransız polisinin de bölgedeki geniş güvenlik önlemleri büyük dikkat çekiyor. Bölgedeki mülteciler polisin zaman zaman sert müdahalelerde bulunduğunu vurguluyorlar.

    Kamp'ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.
    Kamp’ta zemin..Tuvalet atıkları ve çöp suları ile karışan çamur salgın hastalıklara davetiye çıkartıyor.

    Sözde demokrasinin beşiği Avrupa’nın göbeğinde, Fransa’da yaşanan insanlık dramına  yönelik gerçekleştirilen onlarca etkili eylem ve baskıya rağmen, İngiliz hükümeti de sessiz kalarak ‘Fransız demokrasisine’ ortaklık etmekte. İngiltere’de düzenlenen kitlesel eylemler, imza kampanyaları, parlamentodaki lobi çalışmaları, ilerici ve demokrat basının etkin haberleri de Başbakan David Cameron’u mülteci politikasındaki başarısızlığından geri çevirmedi.

    Calais’e gerçekleştirdiğim son ziyaretimde kadın ve çocuk nüfusun ciddi oranda azaldığını gördüm. Bu da Fransız hükümetinin belirli sayıda çocuklu kadınları kabul ettiği yönündeki yasal düzenlemesini doğruluyor. Fakat Fransız hükümeti mültecilere ‘cazib’ görünmemek adına bu yasal düzenlemesini basına fazla yansıtmadı.

    Kış aylarının gelmesi ile bölgedeki ağır hava koşulları ve olanaksızlıklar burada ümide yolculuğu bekleyen mültecilere çok zor günler yaşatıyor. Zemin çamur ve yer yer büyük su birikintileri oluşmuş. Kamp ağaçlık tepeliklere kurulmuş durumda. Aşırı rüzgardan kaynaklı çadırlar uçmakta. Son bir ay içerisinde iki kez kampta büyük yangın yaşanarak bir çok çadır yanmış. Kampa duyarlı vatandaşlar, kurum,kuruluş ve sivil toplum örgütleri yardımlarda bulunsa da, özellikle çadır, ilaç, yiyecek ve giyecek sıkıntısı her gün giderek artıyor. Kamp bölgesinde temiz su ve tuvalet bulunmaması da salgın hastalıklara yol açıyor. Özellikle insani atıkların ve çöplerin kamp içerisinde çamurlarla karışması bölgede ağır koku ve sağlıksız koşullar yaratıyor.

    Çoğunluğunu genç erkeklerin oluşturduğu, İngiltere’ye tren ve vapur seferlerinin yapıldığı ve dünyanın en çok insan trafiğinin yaşandığı iki liman kentinden biri Calais. Buradan İngiltere’nin Dover kentine her gün onlarca tren ve vapur seferi var. 6000 mülteci de bu seferlerden biriyle İngiltere’ye geçmek için, kendilerinin deyimiyle “Orman Kampı”nda yaşamaya mecbur kalmış. Kimi henüz bir gün önce gelmiş, kimi iki yıldır burada.

    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı
    Yiyecek dağıtılan sıraya doğru ilerleyen bir baba ve küçük kızı

    Her hafta bir kaç kişinin ya trene ya da vapura kaçak binmek isterken ölümleri gerçekleşiyor. Cezayirli bir mültecinin trene binmek isterken rayların altında kalarak yaşamını yitirmesi, geçtiğimiz ay basında da geniş yer bulmuş ve oklar kapıların açılması yönünde Fransız hükümetine yöneltilmişti. Fakat yine olumlu bir sonuç alınamamıştı. Bir çoğu, kamptaki yaşam koşullarının çok kötü olmasından dolayı, riskleri daha fazla göze alıyor ve bir an önce kamptan kurtulmak istediği için trene ve tırlara atlamaya çalışırken can veriyor. Ayrıca mülteciler burada doğal koşullarla da savaşırken insani ihtiyaçlarını gidermek üzere kampta hırsızlık, çeteleşme ve organize suçlara da yöneliyor. Bizzat Calais sakinlerinden de bölgede neler yaşandığını dinleyerek yaşanan drama tanıklık ettim.Örneğin siyahi bir grubun gece çadır çaldıklarını ve gündüz çaldıkları çadırları yeni gelen mültecilere satarak para kazanmaya çalıştıklarını aktaran mülteciler var.

    İsmini vermek istemeyen Kürt bir mülteci şöyle konuştu: “Üç aydır buradayız. İngiltere’ye geçmek için bekliyoruz. İşte halimizi görüyorunuz, bu kötü koşullarda ve soğuk havada bu halde yaşıyoruz. Ekmek ve çay ile geçiniyoruz. İngiltere’ye geçmek istiyoruz. Biz burda kalmak için buraya gelmedik. Dover’e varmak istiyoruz. Eğer burda kalmak isteseydik Fransa’da iltica ederdik.Bijî Kurd û Kurdistan.” Irak Kürdistan’ından olduğunu olduğunu söyleyen Peşrew isimli diğer bir mülteci “Burda Afgan, Kürt, Pakistan ve İranlılar var. Burada hayat koşullarımız ciddi derecede kötü” dedi.

    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.
    Erzak dağıtılan bir araca doğru oluşturulan sıra.

    Yine gazetemize konuşan Kobanê’li Muhammed Hassan “Ben de herkes gibi savaştan dolayı buraya geldim. Fransa’ya Almanya üzerinden ulaştım. Ailem Türkiye’de kaldı ve ben tam bir aydır buradayım. İngiltere’ye gitmek istiyoruz ama Fransız polisi bize izin vermiyor. Burda kimse yaşayamaz. Hangi insan böyle bir yerde yaşabilir ki; etrafınıza bir bakın. Buradaki en büyük zorluk çok soğuk, her yer çamur ve kıyafetinin olmaması. Paran varsa yaşarsın burada, paran yoksa böyle bizim gibi soğukta kalırsın. Bize ulaştırılan yardımlar ve yiyecekler çok az. Hiç yeterli değil ve çok zor durumdayız. Fransız polisi de bize hiç iyi davranmıyor. Kadın ve çocuklar çadırlardan çıkamıyor. Calais’te yaşanmıyor. Buraya Suriye, Irak, Afgan nereden isterseniz mülteci geliyor. Savaş olan her yerden insan var burada. İngiltere’ye kaçak yoldan gitmek zorundayız çünkü bizi bırakmıyorlar. Trenle, tır ya da kamyonla gitmek zorundayız. Bizim için burada trene girebilmek Londra’ya ulaşmak anlamına geliyor’’ dedi.

    Londra’dan Calais’e uzanan gidiş ve dönüş yolculuğumuzda, gümrük kapılarında İngiliz ve Fransız polisinin çıkardığı zorluklar, yarattığı gecikmeler ve kayıt altına alma işlemleri, bölgeye götürülecek yardımlara darbe vurmaya yönelik olduğunun açık bir göstergesiydi. Yasal olmamasıyla beraber pasaport kontrolünün gidişte üç ve dönüşte iki kez yapılması ve ayrıca isimlerin tek tek kayıt altına alınarak kişilerin kısa süreli sorgulanması, Fransız-İngiliz hükümetlerinin Calais üzerindeki tecritini ve görmezden gelişini onaylar nitelikteydi. Fransa’nın mültecilere sahip çıkmaması İngiltere’nin ise kapıları açmayarak mülteciler ile ilgili sert politikası devam ettikçe, Calais uzun bir süre daha yaşanan acıları ile gündemde hatırlanacak.

  • Britanya Suriye’de Daiş’e karşı savaşta

    Britanya Suriye’de Daiş’e karşı savaşta

    Britanya Parlamentosu, tüm gün süren tartışmaların ardından, Suriye’de hava müdahalesine dahil olmayı onayladı. Daiş hedeflerine ilk saldırılar sabaha karşı gerçekleşti.

    Britanya Daiş’e karşı Suriye’de savaşa katıldı 1

    Haber: Esra Türk

    Başbakan David Cameron’ın sunduğu önerge, 397 kabul oyuna karşı 223 ret oyuyla, Parlamentonun onayını aldı. Önerge, Irak’ta hava harekatları yürüten hava kuvvetlerine, Suriye’de de savaşa katılma izini tanıyor.

    Ana Muhalefet İşçi Parti lideri, Jeremy Corbyn’nin karşı olduğu hava harekatı, gölge kabine üyeleri de dahil, 66 İşçi Parti milletvekilinden destek aldı. Corbyn, milletvekillerine hayır oyu kullanmalarını istedi, fakat, ‘serbest oy’ tanıyarak bireysel olarak karar almalarının önünü açtı.

    Britanya hava kuvvetleri, RAF (Royal Air Force), savaş uçaklarının, sabaha karşı, Kıbrıs’ta bulunan üstten hareket ederek Suriye’de Daiş noktalarını bombaladıkları aktarıldı.

    Parlamentoda tartışmalar devam ederken, savaş karşıtı eylemciler, eş zamanlı olarak dışarıda eylem gerçekleştirdiler. Eylemciler hava saldırılarının sivil ölümlere yol açacağını, bölgeyi daha fazla kaosa sürükleyeceğini ve Britanya’yı daha fazla güvenli yapmayacağını savundular.

    Öğleyin başlayan önerge tartışma sürecinde ilk olarak Cameron ve Corbyn birer konuşma yaparak, neden destek istedikleri için savunmalarını yaptılar. Gün boyunca söz alan 157 milletvekili Suriye’de hava harekatını neden destekleyip, ya da desteklemediklerini anlattılar. Cameron, Fransa’da yaşanan terör saldırısının Britanya’nın da açık hedef olduğunu gösterdiğini savunarak Daiş’in ülkenin güvenliğine karşı tehlike unsuru olduğunu dile getirdi.

    Konuşmaların neredeyse tümünde Kürt güçlerinin Daiş’e karşı savaşta önemlerine değinildi ve daha fazla desteklenmeleri ifade edildi.

    [caption id=”attachment_8733″ align=”aligncenter%

  • Bu akşam yapılacak oylama öncesi Britanya Parlamentosu Suriye’de Daiş’e müdahaleyi tartışıyor

    Bu akşam yapılacak oylama öncesi Britanya Parlamentosu Suriye’de Daiş’e müdahaleyi tartışıyor

    Britanya Parlamentosu Daiş’e Suriye’de müdahaleyi tartışıyor- Oylama bu akşam gerçekleşecek 1

    Britanya devleti, Daiş’e karşı Suriye’de hava operasyonlarına katılmak için, bugün parlamentoda parlamento önergesini tartışıyor- tartışmaların sonunda, oylama bu akşam saat 22:00’de gerçekleşecek.

    Başbakan David Cameron, Daiş’e karsı Suriye’de hava operasyonlarına dahil olması için parlamentoya önergesini sundu. Ana muhalefet lideri, İşçi Parti’li Jeremy Corbyn bu askeri müdahaleye karsı, fakat milletvekillerine ‘serbest oy’ vererek, kendisiyle aynı oyu kullanmaya zorunlu tutmayacak.

    Cameron, Britanya hava kuvvetleri, RAF’ın (Royal Air Force) hava bombardımanlarının, Suriye’de karada 70 bin ılımlı müttefik gruplara destek sunacağını savunuyor. Suriye’deki Kürt güçlerinin, Özgür Suriye Ordusu’nun ve muhalif Arap güçlerinin karada Daiş’e karsı yürüttükleri harekatlara destek verilebileceğini söyleyen Cameron, 70 bin sayısının içerisinde tam olarak hangi grupların dahil olduğu konusunda sorular yöneltildi.

    Westminster Parlamentosunda bugün devam eden tartışmalarda, Tottenham milletvekili David Lammy, 70 bin sayısına cihatçı grupların dahil olduğunu ve bu grupların desteklenmesi ileride güçlenmelerine yol açacağına dikkat çekti.

    Türkiye’nin Daiş’e karşı savaşan Kürt güçlerini bombalaması eleştirildi

    Bir çok milletvekili, Kürtlerin Daiş’e karşı savaşan önemli ve güvenilir müttefik olduğunu belirterek, Türkiye’nin Kürt güçlerine karşı sürdürdüğü savaşı eleştirerek, Cameron’ın Türkiye ile ilişkisini değerlendirmesi gerektiğini ifade ettiler.

    Muhafazakar Parti’li Kürt asıllı milletvekili Nadhim Zahawi Kürt güçlerinin Daiş’e karşı mücadelelerinde ABD’nin hava desteğinin önemli olduğunu ifade ederek, Britanya’nın da aynı desteği Kürtlere vermesi gerektiğini savundu. Corbyn, Zahawi’nin yorumuna cevap olarak, ‘‘Ortadoğu’da olacak uzlaşmada, hangi ülkede yaşıyor olsalar, Kürtlerin hakları tanınmalı. Biz bunu 30 yıldır savunuyoruz,’’ şeklinde konuştu.

    Hava müdahalesini destek vereceğini açıklayan, Muhafazakar, North Shropshire milletvekili, Owen Paterson, bölgede istikarın sağlanması için etnik ve dini gruplara güvenceler verilmesi gerektiğini ifade etti. Paterson, federasyon sisteminin uygulanması gerektiğini ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan sınırların uygulanamayacağını savundu. Kürtlerin ve diğer etnik ve dini grupların da kendilerini güvende hissedecekleri yönetimlerde yaşamalarının sağlanması gerektiğini ifade etti.

    Başbakana karşı durarak önergeye destek vermeyeceğini açıklayan, Muhafazakar, Haltemprice ve Howden milletvekili, David Davis Türkiye’nin bölgedeki rolünü eleştirdi. Davis, Nato üyesi olan Türkiye’ye, ‘Türkiye-Suriye sınırını kapat’ söylenmesi gerektiğini ifade ederek, Daiş’in bölgede serbestçe petrol ticareti yapabilmesini eleştirdi. Muhafazakar Parti içerisinde 10 civarında ‘hayır’ oyu çıkacağı tahmin ediliyor.

    ‘Daiş İngiltere için tehdit’

    Daiş’e karşı Suriye’de başlatılacak olan hava operasyonlarının İngiltere’nin ulusal çıkarlarıyla örtüştüğünü söyleyen Cameron, ‘‘Ulusal güvenliğimizi sadece müttefiklerimizin sağlamasını bekleyemeyiz’’ diye konuştu.

    Milletvekillerine seslenen Cameron, İngiltere’nin halihazırda Daiş’in hedeflediği ülkeler listesinin üst sıralarında olduğunu söylerken, Hava Kuvvetleri’nin Suriye’de operasyonlara başlamasıyla Daiş’in İngiltere’yi hedefleyeceği fikrinin bir yanılgı olduğunu ifade etti.

    “Harekete geçmediğimiz her gün IŞİD daha da güçlenip yeni saldırıları planlıyor” diyen Cameron, İngiltere’nin Suriye’deki koalisyon hava operasyonlarına katılmaması halinde Irak’ta örgüte karşı kazanılan başarıların da boşa gideceği uyarısını yaptı.

    Cameron, Suriye’deki askeri sürecin siyasi süreçle de desteklenmesi gerektiğini ifade ederek, Beşar Esad’ın iktidarda olmadığı bir Suriye yönetimi için demokratik sürecin önünün açılması gerektiğini belirtti.

    Libya örneğini de hatırlatan Cameron, “Suriye’de diktatörlüğün çökmesinin ardından Libya’da olduğu gibi devlet yapısının ortadan kaybolmasına izin vermemek için uluslararası bir çaba sarf edilmeli” diye konuştu.

    Corbyn Suriye oylamasında milletvekillerini
 SERBEST BIRAKACAK

    Ana muhalefetteki İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, İngiltere’nin Daiş’e Suriye’de düzenlenen hava saldırılarına katılması ile ilgili Parlamento’da bu akşam yapılacak oylamada milletvekillerini serbest oy kullanabilmesine karar verdi. Corbyn, bugün yaptığı konuşmada hava saldırılarına neden katılmaya kararına karşı olduğunu anlatarak bu kararına destek istedi, ancak milletvekilleri bağımsız olarak oylamaya katılacaklar.

    İngiltere’nin önde gelen sendikalarından Unite’ın başkanı Len McCluskey ise hava saldırılarını destekleyen İsçi Partisi milletvekillerini, ‘konuyu Corbyn’e karşı darbe başlatmak için kullanmakla’ suçlamıştı.

    Gölge kabinedekilerin çoğunun ve İşçi Partisi’nin 232 milletvekilinden 60 kadarının hava saldırılarına destek verebileceği bildiriliyor. Gölge dışişleri bakanı, aynı zamanda savaş karşıtlığı olarak bilinen Tony Benn’in oğlu, Hilary Benn Corbyn’e karşı gelerek oylamada hükümeti destekleyecek.

    İşçi Partisinden yapılan açıklamada, parti üyelerinin yüzde 75inin Corbyn ile aynı fikirde olduğu belirtildi.

    İngiltere Savunma Bakanı Michael Fallon da BBC’ye yaptığı açıklamada, bazı İşçi Partisi milletvekillerini bizzat arayarak destek istediğini ancak hala yeterli desteğe sahip olmadıklarını belirtti.

    STOP THE WAR KOALİSYONUNDAN eylem

    Stop The War Coalition İngiltere’nin Suriye’de Daiş’e karşı hava saldırıları düzenlemesi tartışmalarını protesto etmek için Londra merkezinde protesto eylemi düzenledi. Yüzlerce kişinin katıldığı protesto eyleminde İngiltere’nin Suriye’de hava saldırılarına katılmamasını istedi. Eyleme İsçi parti lideri Jeremy Corbyn’nin de içer- isinde bulunduğu çok sayıda politikacı ve sendikacı katıldı.

    Bu akşam saat 18:00’de Parlamento’nun önünde savaş karşıtları eylem gerçekleştirecekler.

  • Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür

    Figen Yüksekdağ: Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür 1

    Halkların Demokratik Partisi, eş genel başkanı Figen Yüksekdağ, Londra ziyareti kapsamında Britanya Parlamentosunun Avam Kamarasında gerçekleşen toplantıda konuştu.

    Yüksekdağ, Pazartesi akşamı gerçekleşen toplantıda sözlerine 1 Kasım seçimlerini değerlendirerek başladı.

    ‘‘7 Haziran’da %41’e gerileyen AKP, ‘AKP hükümetini tek başına iktidara getirmezseniz, Tayyip Erdoğan’a başkanlık yolunu açmazsanız, Türkiye’de kaos, istikrarsızlık ve güvenlik problemleri olur ‘demişti. Bu aynı zamanda açık bir tehdit olarak dile getirilmişti,’’ şeklinde konuşan Yüksekdağ, konuşmasının geri kalan bölümünde Türkiye iç siyaseti ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

    Gik-der ve Centre for Kurdish Progress’in organize ettiği toplantıda Yüksekdağ, AKP’nin korku ve kaos ortamı yaratarak 1 Kasım’da oy çoğunluğu kazandığını ifade etti: ‘‘Bu korku ve gerilim ortamı AKP’ye daha fazla insanın oy vermesini sağladı. İnsanlar güvenliğin sağlanması ve şiddetin son bulması, siyasi bir istikrarın oluşturulması ve hükümetin kurulması için zorunlu olarak AKP’ye oy verdiler. Ama 1 Kasım seçimlerinden sonra AKP hükümetinin ve Erdoğan’ın sözünü verdiği güvenlik hala sağlanamadı ve Türkiye çok güvensiz bir ülke haline geldi.’’

    Halkın güvenliğinin 1 Kasım sonrasında oluşan kabineyle sağlanamadığını söyleyen Yüksekdağ, ‘‘Uzun yıllar boyunca, çok zorlu mücadelelerle kazandığımız hak ve özgürlüklerin hepsi teker teker gasp ediliyor,’’ dedi.

    1 Kasım sonucu ‘Postmodern darbe’

    Türkiye siyasi rejiminin bir cumhuriyet olduğunu, fakat demokratik bir cumhuriyet olmadığı için ‘rejimin adını koymakta zorlanıyoruz’ diyen Yüksekdağ, Türkiye halkının, 7 Haziran’da tekçi bir rejim istemediğini ilan ettiğini, fakat, Tayyip Erdoğan’ın bu sonucu yok sayarak ‘postmodern bir darbe’ gerçekleştirdiğini söyledi: ‘‘Bizler, bunu sandıklara yapılmış postmodern bir darbe olarak tanımlıyoruz. Seçim sonuçlarını değiştirmek için başlatılan bir darbe ve operasyon süreciydi. Ve hükümet kurulmaması gerekiyordu bu süreçte. Tayyip Erdoğan sonuna kadar hükümetin kurulmasını engelledi. Seçimin birinci ve ikinci partisiyle kurulacak koalisyona engel oldu. Bir AKP ve CHP koalisyonu, aynı zamanda, bizim dışarından destekleyeceğimiz bir koalisyon modeliydi ve Türkiye için birleştirici ve üretken bir koalisyon deneyimi ortaya çıkacaktı.’’

    Yüksekdağ’ın konuşmasının devamı:

    İstediğini alan saray savaştan yine de vazgeçmedi

    En korkunç olanı da AKP ve saray hükümetinin kazandıktan sonra da savaştan vazgeçmemesi oldu. Oysa ki, seçimlerden bu kadar büyük bir sonuçla çıkan bir hükümetin, üstelik meşruyetine toplumu ikna edememiş bir hükümetin böyle bir başarıdan sonra daha uzlaşmacı olması gerekir. AKP ve Erdoğan haklı bir zafer kazanmış gibi davranmıyor. Ve tam da bu nedenle uzlaşmıyor. Uzlaşmacı ve birleştirici bir siyasi çizgiden ziyade, çatışmayı sürdürme ve gerilim politikasında istikrar ve süreklilik sağlama çizgisi izliyor.

    Tahir Elçi Kürt ve ılımlı olduğu için hedef alınarak öldürüldü

    Tahir Elçi’nin katledilmesi Türkiye ve siyasi iktidarla bizlerin ilişkisi bakımından ve halkın ilişkisi bakımından çok önemli bir kırılma noktası oldu. Ilımlı ve objektif mücadele yürüten ve bağımsız siyaset yapan muhataplara artık yaşam alanı tanımayacağını söylemiş oldu aslında siyasi iktidar bu cinayet ile.

    Tahir Elçi’nin siyasi iktidarın denetiminde öldürüldüğünü düşünüyoruz. Kısa bir süre önce siyasi iktidar sözcüleri tarafından hedef gösterildi ve adeta linç kampanyası yürütüldü hakkında. İzlediğimiz görüntüler ve dinlediğimiz tanıklar da olayın basit bir kaza kurşunu olmadığını. Çatışmadan kaynaklı bir ölüm olmadığını gösteriyor. Tahir Elçi, hedef gösterilerek ve planlı bir şekilde katledildi. Türkiye iktidarı daha büyük ve tehlikeli bir savaşa girmeye hazırlanıyor. Ve böyle bir savaş döneminde toplumun vicdanı ve denetleyicisi olacak kastayıcı, ılımlı siyasetçileri önünde engel olmaktan çıkarmak istiyor. Türkiye’de kimsenin arada kalmasına, tarafsız veya başka bir taraf olmasına izin vermiyor. Mutlaka kutuplaşmak zorunda bırakıyor. Örneğin, Tahir Elçi bir PKK’li de değildi, ama bir devlet taraftarı da değildi. Bağımsız, demokratik bir kişilikti.

    Ama böyle insanların yaşamasına AKP hükümeti izin vermeyeceğini gösteriyor. Tahir Elçi’nin de ölümünün sebebi, yine aslında Kürt olmasıdır. Kürtlerin bir statü kazanma mücadelesine inanıyor olmasıydı.

    AKP’nin daha büyük bir savaşa girmesini engellemeye çalışıyoruz

    Bugün geldiğimiz noktada AKP hükümeti ve Tayyip Erdoğan, bizim HDP olarak elde ettiğimiz başarıyı, Türkiye toplumu üzerinde oluşturduğumuz heyecanı, coşkuyu unutturmak istiyor.

    HDP’yi etkisizleştirerek ve HDP’ye operasyonlar düzenleyerek aslında Türkiye halkının bu demokrasi enerjisini ve gücünü söküp atmak istiyorlar.

    Şu an AKP ve Erdoğan iktidarının daha büyük bir savaşa girmesini, demokratik bir mücadeleyle engellemeye çalışıyoruz. Bu nedenle partimiz, Kürt sorununda çözüm ve müzakere sürecinin yeniden başlaması ve masaya oturulması için çağrı yapıyor.

    Türkiye’nin siyasal dengesini İmralı sağlıyor

    Sayın Öcalan ile tekrar masaya oturmalı, AKP hükümeti ve bu çatışma, kan ve ölüm siyasetine bir son verilmeli. Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dengesini sağlayan en önemli merkez İmralı’dır- bunu kimsenin unutmaması lazım.

    Eğer müzakere olmazsa, İmralı muhatap olmaktan çıkarsa, Türkiye’deki bütün siyasal ve toplumsal dengeler bozulur. 7 Haziran’dan bu yana olduğu gibi.

    Rus uçağının düşürülmesi çatışmayı derinleştirir

    Türkiye hükümetinin Suriye’ye dönük bir müdahalesine karşı, demokratik bir kamuoyu, demokratik bir tepki oluşturmaya çalışıyoruz. Rus uçağının düşürülmesi ve Suriye’ye dönük bir Türkiye müdahalesi, Suriye’deki kaosu ve çatışmayı, daha da derinleştirir.

    Bizler o nedenle, Suriye sorununun çözümü ve Orta Doğu’da demokratik bir geçişin sağlanması için yerel demokrasi güçlerinin desteklenmesini çok önemli buluyoruz.

    Mülteci sorunun, savaş ve İşid katliamları ve vahşeti gibi sorunların çözümlenebilmesi için Suriye’deki Kürt güçleri ve PYD bütün uluslararası toplum tarafından kararlı bir biçimde desteklenmelidir.

    PYD Türkiye halkının dostudur

    Suriye’ye istikrar ve demokrasi dışarıdan enjekte edilemez. İçeride bir demokrasi ve istikrar gücü varsa onu değerlendirmek gerekir. Ve PYD Suriye içerisindeki demokrasi ve istikrar gücüdür.

    Ve PYD aynı zamanda Türkiye halkının dostudur, Türkiye’deki Kürtlerin de kardeşi ve akrabasıdır. O nedenle Suriye Kürtlerine dönük her düşmanca davranış, aynı zamanda Türkiye hükümetinin kendi halkının da daha fazla karşısına alması anlamına gelir.

    Bizler bu nedenle, Türkiye hükümetinin Suriye’deki Kürtlerle ve PYD ile kardeşlik hukuku temelinde, tarihsel bir ittifak geliştirmesini çok anlamlı ve değerli buluyoruz. ve hep bunun için çağrı yapıyoruz. Umarım kendi ülkemizdeki hükümeti ikna edebilirz ve Suriye’e İşid ile komşu olmaktan vazgeçip PYD ile Kürtlerle ve demokrasi güçleriyle komşu olmayı tercih ederler.

    Bir kaos ve savaş cehenneminde güvenilir müttefiklerle hareket etmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bizim başka bir şansımız yok.

    İstanbul ve Ankara’da yaşayan Türklerin, Suriye’deki en güvenilir yol arkadaşı Kürtlerdir.

    Yanlış Ortadoğu politikalarının bedelini artık sadece biz ödemiyoruz. Paris’te de, başka yerlerde de bedel ödüyorlar. O yüzden daha kalıcı çözüm gerekmekte. Bu da, Suriye’de, Irakta, yerel dinamiklere, yerel demokrasi güçlerine dayanan bir değişim sürecini başlatmak ve her koşulda bunun arkasında olmaktır.

    Petroldan fazla kan akmaya başladıysa dengeler çürümüştür
    Ortadoğu’da kurulan dolar, Euro ve petrol dengesi yıllar önce bozulmuştu, ve Suriye’de bu denge daha fazla alt üst oldu. O nedenle yeni bir denge unsuru, yeni bir denge merkezine ihtiyaç var. Bu da demokratik siyaset ve demokratik Ortadoğu’yu oluşturmak için gerekli olan denge merkezidir. Petrol yine çıkabilir, paylaşılabilir belki, ama bir coğrafyada petrolden daha fazla kan akmaya başladıysa, o dengeler artık çürümüştür. Kimse zorla, kanla, o dengeleri sürdüremez. Bu statükoyu devam ettiremez.

    İnsan odaklı yeni bir düzenleme ve Suriye’de demokratik bir geçiş sürecinin hazırlanması için bizler gerek Türkiye iç siyasetinde, gerekse de Kürdistan üzerinden her türlü sorumluluğu aldık ve alacağız. Bundan sonraki dönemde, hem Türkiye iç siyasetinde, hem de bölgede daha farklı ve daha yeni bir sayfa açacağımıza inanıyorum.

  • ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’

    ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’

    Pazar akşamı Londra’da “Rojava’dan Suruç’a Şehitlerimiz Devrime Çağırıyor” adı altında yapılan Kasım ayı şehitlerini anma gecesinde Kürdistan’da yaşamını yitiren Eric Scurfield ve İvana Hoffman’ın da ailelerinin olduğu çok sayıda enternasyonal devrimcinin yakını bir araya geldi. Aileler yaptıkları konuşmalarda çocuklarının yolunda yürüyeceklerini belirterek, mücadeleyi daha da büyütme çağrısı yaptı.

    ‘Onlar İnsanlık İçin Yaşamlarını Feda Ettiler’ 1
    Gamze yildiz, Vasiliki Scurfield, Michaela Hoffmann

    Gece devrim ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler adına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından şehit aileleri sahneye davet edildi.

    Geçtiğimiz Mart ayında Rojava’da YPG saflarında savaşırken yaşamını yitiren Kemal kod adlı İngiliz savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in annesi Vasiliki Scurfield anma gecesinde yaptığı konuşmada; ‘‘Daha güçlü olmamız gerekiyor. Başarılı oldukça düşmanımız daha da azgınlaşacaktır, vahşileşecektir. Ancak düşmanınız korkuyla saldırdıkça bu sizin başarınız ve zaferiniz olacaktır. Ben sadece bir anneyim, ve sizin acınızı paylaşıyorum, sessiz durmayıp sizinle beraber yürümeye ve dayanışmaya devam edeceğim.’’ dedi.
    https://youtu.be/jz8-TMSSQxs
    Yine geçtiğimiz Mart ayında yaşamını yitiren bir diğer enternasyonalist savaşçı Avaşin Tekoşin koda adlı Alman vatandaşı Ivana Hoffman’ın annesi Michaela Hoffmann gecede yaptığı konuşmada: ‘‘Ivana yaşam dolu muhteşem bir insandı. Ivana Kürdistan ve Insanlık mücadelesi için şehit düştü. Ivana ve tüm devrimci şehitlerin yolu bizim yolumuzdur ve bu yolda başarıya ulaşacağız’’ dedi.
    https://youtu.be/UxPBDBZWsyU
    Britanya Kürt Halk Meclisi Şehit Ailelerini Komisyonu adına yapılan konuşmada da şehitlerin bizlere yol gösterdiği vurgulanarak onlara devrim sözümüz var denildi. Britanya Kürt Halk Meclisi üyesi Ali Boyraz, ‘‘Kürtler son 40 yıl içerisinde çok büyük bedeller ödedi, büyük acılar yaşadı ve bedel ödemeye devam ediyor. Kürt halkı özgürlüğüne kavuşuncaya kadar da devam edecektir.’’ dedi.
    https://youtu.be/JbD_HMj6Prc
    Suruç’ta yaşanan bombalı saldırıda yaşamını yitiren Sinoplu devrimci Cemil Yıldız’ın kızı Gamze Yıldız ise yaptığı konuşmada; ‘‘Babam da enternasyonal bir devrimciydi, onun kızı ve yoldaşı olmak, resmini taşımak bana gurur veriyor.’’
    https://youtu.be/XJ305N-2chA
    Şehit aileleri sahneden inerken geceye katılanlar “Şehit Namirin, Şehitler Yaşıyor MLKP savaşıyor, Rojavada Düşene Dövüşene Bin Selam” sloganlarını haykırdı.

    Şehit ailelerinin ardından gece, şehitleri anlatan sinevizyon gösterimi ile devam etti. Sinevizyon gösteriminin ardından ise MLKP adına konuşma gerçekleştirildi.

    “Kasım umuttur, dayanışmadır; umudun, öfkenin büyüğü aydır” diyerek konuşmasına başlayan konuşmacı, Türk burjuva devletinin tarihinin bir katliamlar tarihi olduğunu belirterek; “Ermenilere, Rumlara, Alevilere, Kürtlere, devrimcilere ve sosyalistlere katliamlar yapılarak varlığını sürdürmüştür. Dostlar, yoldaşlar; bu katliamlara karşı karamsarlığa sürüklenmedik ve buna izin vermeyeceğiz. Gücümüzü örgütlülüğümüzle büyüteceğiz. “MLKP’ye komünist öncüye güvenin ve onun etrafında örgütlenin, yarın bizimdir yoldaşlar” diyerek sözlerini tamamladı.

    Gecede ayrıca “Tutsakların Sesi Platformu”nun gönderdiği mesaj okundu. Mesajda tutsak yoldaşlara sahip çıkma ve duyarlılık çağrısı yapıldı.

    Geceye sanatçılar Özkan Orman ve Grup Zeleme katılarak ezgilerini ölümsüzleşenler için seslendirdiler.
    https://youtu.be/GxUO45_YMFs