Author: ali

  • Britanya Kürt Halk Meclisi’nden ‘deprem yardımları’ uyarısı

    Britanya Kürt Halk Meclisi’nden ‘deprem yardımları’ uyarısı

    Britanya Kürt Halk Meclisi, yardımların demokratik kitle örgütleri ve Re-Built Vakfı ile Heyva Sor üzerinden sürdüğünü hatırlatarak, “Ancak, bilinen kurumlar dışında bir çok kesim ve şahıslar tarafından da yardım toplandığını gördük ve biliyoruz. Bu noktada halkımızın, bu gibi kesimlere karşı dikkatli olmalarını ve güvenilir kurumları esas almalarını belirtme gereğini duyuyoruz” dedi.

    KCDK-Başur, Jiyan Kadın Meclisi, Devrimci Gençlik Hareketi (TCŞ) gibi birçok Kurdistani yapıyı içinde barındıran Britanya Kürt Halk Meclisi, Kurdistan merkezli deprem felaketine ilişkin bir deklarasyon yayımladı.

    ‘HALKIMIZI FAŞİST REJİMİN İNSAFINA BIRAKAMAYIZ’

    Deklarasyonda şöyle denildi:

    6 Şubat’da Pazarcık ve Elbistan merkezli yaşanan deprem, Türkiye’nin Güney Batısının nerede ise tamamını etkisi altına alarak on binlerce insanımızın ölümüne ve yaralanmasına yol açtı. Deprem felaketinin yaşandığı bölgelerde yüz binlerce insanımız evsiz ve barksız kaldı. Halkımızın yaşadığı acıları tüm boyutlarıyla her gün izleyerek yaşıyoruz ve yaşamaya devam ediyoruz. Bu depremden etkilenen halkımızın acılarını paylaşmak ve yaralarını sarmak, barınma ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak için dayanışma yardımlarını başlattık ve bu çalışmayı sürdürmeye devam ediyoruz. Elbetteki bu konuda halkımızı faşist soykırımcı rejimin insafına bırakamayız.

    Toplanan yardımları hızlı ve düzenli bir tarzda ülkedeki kurumlarımız üzerinden, depremden etkilenen ailelerimize ulaştırdık ve ulaştırmaya devam ediyoruz. Yaptığımız çalışmayı maddi yardım toplamayla sınırlı tuttuk. Erzak, giyim, sağlık malzemesi vb. gibi malzeme yardımı toplamayı esas almadık, çünkü bu gibi malzemeleri halkımıza ulaştırma konusunda ciddi engellemelerle karşılaşacağımızı düşünerek böyle bir çalışmayı yapmadık. Bu durumu daha önceki deneyimlerimizde yaşadık ve neticede bu süreçtede böyle bir çalışmayı yapan kesimlerin engellendiğini gördük. Maddi yardım çalışmasını Kürt Halk Meclisi ve diğer demokratik kurumlarla birlikte sürdürmeye devam ediyoruz. Bu konuda hem banka ve farklı vakıf hesapları üzerinden, hemde elden Heyva Sor makbuzları karşılığında yardım toplamayı sürdürüyoruz. Ancak, bilinen kurumlar dışında bir çok kesim ve şahıslar tarafından da yardım toplandığını gördük ve biliyoruz. Bu noktada halkımızın, bu gibi kesimlere karşı dikkatli olmalarını ve güvenilir kurumları esas almalarını belirtme gereğini duyuyoruz.

    Diğer bir konu da, soykırım rejiminin temsilini yürüten AKP-MHP iktidarının, yaşanan bu büyük felaketi de ülkeyi boşaltma gerekçesi olarak ele aldığı görülmüştür. Depremin gerçekleştiği ilk iki gün gerekli çalışmayı yapmayarak, can kaybının ve yaralanmaların daha çok artmasına vesile olmuştur. Yıllardır halkımıza karşı yürüttüğü düşmanlık hukukunu sürdürmeyeyi esas aldığı net olarak görülmüştür. Öyleki, bazı devletlerin ve uluslararası yardım kuruluşlarının Rojava Kürdistanında felaketten etkilenen halkımıza yapmak istediği yardımları, kapalı olan Semalka sınır kapısının açılması için yapılan girişimlere yönelik Güney Kürdistan hükümeti üzerinde baskı kurarak engellemiştir. AKP-MHP soykırımcı rejiminin temsilcileri, bu konuda yapılan tartışmalara yönelik basına ve halka yaptıkları açıklamalarda ırkçı saiklerle halkımıza yönelik besledikleri düşmanlığı gizleme gereği bile duymamışlardır. Kürdistanı kürtsüzleştirme politikası bu süreçte en kirli bir şekilde devreye konuyor.

    Soykırımcı faşist rejim bir asırdır Kürdistan’da halkımıza karşı amansız bir soykırım siyasetini sürdürmektedir. Yaşanan deprem felaketini de fırsata çevirerek bu kirli emelinde sonuç almaya çalıştığını, yaşadığımız son bir kaç gün içerisinde net olarak gördük. Farklı oyun ve entrikalarla halkımız, kendi topraklarından koparılarak göçe teşvik edildiği ve felakette, ailelerini kaybeden çocukların “koruyucu aile” adı altında Türkiye’nin farklı kentlerine dağıtarak, özünden, kültüründen ve kimliklerinden koparılmak istendiği görülmüştür. Tabiki bu duruma sessiz ve duyarsız kalamayız. Özellikle Britanya’da yaşayan halkımızın büyük bir bölümü deprem felaketinin yaşandığı Türkiyenin Güney Batısındaki ailelerimizin yakınlarıdır. Bu durumda öncelikle, felaketten dolayı halen enkaz altında olan ailelerimizin kurtarılması ve kurtarılan ailelerimizin sağlık, barınma ve zaruri ihtiyaçları karşılanmalıdır.

    Ancak faşist ve soykırımcı rejimin Kürdistanı kürtsüzleştirme politikasına karşı ailelerimizi bilinçlendirme ve kendi yurtlarında kalma çalışmasını yapmalıyız. Bilindiği gibi Türkiye coğrafyasının nerede ise geneli deprem fay hattı üzerindedir. Ancak doğal afetlere karşı tedbir alma ve oluşacak zararı önlemek için imkanlar varken rantçı, talancı ve soykırımcı rejim bu imkanları bir avuç kesimin hizmetine koymaktadır. Yani bu felaketin yarattığı yıkım ve acılar da yine bu soykırımcı rejimin politikalarından kaynaklanmaktadır. O açıdan soykırımcı rejimin bu iğrenç uygulamalarına izin vermemeliyiz. Bu uygulamanın önüne geçmek için Britanya’da yaşayan tüm halkımız duyarlı yaklaşmalı ve ülkedeki yakınlarını arayarak bilinçlendirme çalışmasını geciktirmeden yürütmelidir.”

  • KHM Deprem Kriz Merkezi’nden ‘dayanışmaya sende katıl’ çağrısı

    KHM Deprem Kriz Merkezi’nden ‘dayanışmaya sende katıl’ çağrısı

    Kürdistan merkezli depremin yaralarını sarmak için ‘dayanışma’ çalışmalarını sürdüren Kürt Halk Meclisi Deprem Kriz Komisyonu, Londra’nın bir çok bölgesinde açacakları Heyva-Sor ve Re-Built Vakfı standlarına destek için çağrı yaptı.

    Aralarında Kürt Halk Meclisi, Jiyan Kadın Meclisi ve Britanya Devrimci Gençlik Hareketi’nin de bulunduğu Kürt Halk Meclisi Deprem Kriz Merkezi, deprem felaketine karşı Londra’nın bir çok bölgesinde stantlar kuruyor. Kriz Merkezi, çalışmaların daha geniş kitlelere yayılması için bir çağrı da bulundu. Merkez, “Dayanışma yaşatır, Sende bir gününü ver!” başlığı ile yapılan çağrıda şunlara yer verildi: “Bilindiği  üzere 6 Şubat günü Kürdistan merkezli deprem büyük can kayıplarına ve yıkıma yol açtı., Dünyanın dört bir yanında sivil dayanışma ağları yaraları sarmak için mücadele ediyor. Britanya’da Kürt Halk Meclisi olarak ilk günden bugüne halkımızla dayanışma içerisinde olduk. Ancak yaşanan felaketin yaralarını sarmak için dayanışmaya kat be kat büyütmek gerektiğinin farkındayız. On binlerce insanımızın hayatını kaybettiği deprem de kentler yerle bir olmuş durumdadır. Bizler yeniden inşa sürecini hızlandırmak halkımızın büyük bir göçe maruz kalmaması için kampanyayı geniş kitlelere ulaştırma kararlılığındayız.”

    Bu amaçla Londra’nın dört bir yanında Heyva-Sor ve Re-Built Vakfı standları kuracakları belirtilen çağrıda, “Tüm yoldaşlarımızı halkımızı dayanışma aktivistlerini bu çalışmamıza destek vererek standlar da görev almaları çağrısında bulunuyoruz” denildi. Standlar da görev alarak bu dayanışmayı büyütmek isteyenler için iletişim numaraları ise şöyle:

    Yalçın Tetwan:  07737171766

    Vedat  07809404222

  • Britanya’da depremzedeler için dayanışma ağları

    Britanya’da depremzedeler için dayanışma ağları

    Kürt, devrimci, sol ve Alevi kurumları, Britanya’nın bir çok kentinde, kriz masaları oluşturarak, depremzedeler için kampanyalar başlattı.

    Londra’da yaşlısından gencine, öğrencisinden işçisine herkes, Kuzey Kurdistan ve Türkiye’deki depremin yaralarını sarmak için yardım ve bağış kampanyalarına hem destek veriyor hem de katılıyor.

    Britanya’da özellikle Kürt Toplum Merkezleri ve bazı yöresel dernekler tarafından Heyva Sor’un banka hesapları üzerinden dayanışma ve acil yardım çağrıları yapılıyor. Bunun yanı sıra kentte Kürt Halk Meclisi, Gik-Der, Day-Mer, Dersim-Der, Alevi Federasyonu, Cemevi, Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi, Dersim-Der Alxaslılar ve Kürecikliler gibi birçok kurum da nakdi yardım kampanyaları başlattı. Aynı zamanda Britanya Demokratik Güç Birliği’ni oluşturan kurumlar, Britanya Alevi Federasyonu (BAF) yerleşkesinde Kriz Masası oluşturdu. İşçi Partisi Milletvekili Feryal Clark Demirci’nin de yer aldığı Kriz Masası, birçok uluslararası yardım örgütü ile görüşmelerde bulunarak, depremzedelerin acil ihtiyaçlarına destek verilmesi için çalışmalarda bulunacak.

    NAKDİ YARDIMA ÖNCELİK

    Sosyal medya hesaplarından halka çağrıda bulunan Kriz Masası, Heyva Sor başta olmak üzere yardımların kurumlar üzerinden ve nakdi yardım yapılmasını talep etti. Kurumlar geçmiş yıllarda deprem ve benzeri felaketler için toplanan yardımları taşıyan TIRların gümrüklerde bekletildiğini ve el konulduğunu hatırlatarak, yardımların nakdi olmasının, ihtiyaçları bölgeden temin etmek açısından daha yararlı olacağını ifade etti.

    KİMSE KAYITSIZ KALMAMALI

    Kürt Halk Meclisi de depremzedelere yardımların ulaşması için Heyva Sor üzerinden bağışların yapılması için yoğun bir çalışma yürütüyor. Londra’da KCC binasında Heyva Sor tarafından Kriz Masası oluşturulurken, bağış fişleri ile nakit yardımlar da kabul ediliyor. Londra Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanları Türkan Budak ve Baran Pazarcık, bağışların Heyva Sor üzerinden gerçekleşmesi için çağrıda bulunarak, “Şiddetli bir depremle birçok kentimiz yıkıldı, binlerce insanımız hayatını kaybetti ve binlercesi hala yaralı durumdadır. Tarifi olmayan bir yıkım ve acı yaşadık. Depremin yaşandığı her şehir ilçe ve köyde acil ve ciddi bir yardıma ihtiyaç vardır. Vicdan sahibi her insanımızı bu sese kulak vermeye ve kayıtsız kalmamaya çağırıyoruz. Duyarlı ve sorumlu bir yaklaşımla yaralarımızı sarabilir ve acımızı hafifletebiliriz. Kim ne yapabiliyorsa bugün yapmalıdır” dedi.

    Kürt Halk Meclisi, nakdi yardım için Heyva Sor’un merkezi banka adresinin kullanılması istedi. Britanya’da bağışta bulunmak isteyenler için şu adres verildi: “Heyva Sor a Kurdistanê e. V. Kreissparkasse Köln Konto. Nr: 40 10 481 BLZ: 370 502 99 IBAN: DE49 3705 0299 0004 0104 81 BIC/SWIFT: COKSDE33XXX”

    CANLARIMIZA CAN OLALIM

    Demokratik Güç Birliği’nde yer alan kurumlar da sosyal medya hesapları, çağrılar ve toplantılarla kurumsal olarak depremzedelere ulaştırmak amacıyla banka hesaplarını paylaştı. Kurumların hesapların da toplanacak olan bağışlar, Kriz Masası’nın organizasyonuyla depremzedelere ulaştırılacak. Cemevi Başkanı Filiz Koç, depremin olduğu ilk dakikadan bu yana çalışmalarını sürdürdüklerini ifade ederek, “Tam da şimdi halkımızın bizlere ihtiyacı var. Bizler dayanışmayı büyüteceğiz. Tüm canlarımıza can olma günüdür. Özellikle nakdi yardım üzerinde çalışmamızı yürütüyoruz. Bakın edindiğimiz tecrübeden biliyoruz ki, bizler buradan eşya gönderdiğimizde maalesef ya ihtiyaç sahiplerine ulaşmıyor ya da engellemelerle karşı karşıya kalıyor. Ancak bugün Alevi örgütleri olarak topladığımız aciliyetine göre ilgili cemevlerine aktarılıyor ve buradan yardımlar temin edilerek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Gün dayanışma günüdür. Yaralarımızı dayanışma ile saracağız” diye konuştu.

    Londra’daki Kurdistan ve Türkiyeli sol ve devrimci kurumların gençlik örgütlerinin gençlik yapılarının, tren istasyonlarının girişlerinde depremzedeler için yardımlar toplaması dikkat çekti.

    GENÇLER VE ÖĞRENCİLER DAYANIŞMA HALİNDE

    Britanya’da dayanışma ağlarına Kürt Alevi gençleri de destek veriyor. SOAS üniversitesinde bir grup Kürt öğrenci harçlıklarından biriktirdikleri paraları Heyva Sor’a ulaştırdı. Yine Alxaslı ve Tilkili gençler ise yardım malzemelerini ücretsiz taşıyacağını açıklayan kargo şirketlerine, battaniye, uyku tulumu, portatif ısıtıcılar, çocuk bezi ve maması gibi temel ihtiyaçlardan oluşan paketleri evlerden toplayarak, ilgili şirketlere ulaştırdı.

    NHS DOKTORLARI ‘AŞEVİ’ OLUŞTURDU

    Londra’da Kürt doktor İbrahim Yahli ise NHS’e (Ulusal Sağlık Hizmeti) bağlı bir grup doktor ile birlikte bir dayanışma ağı ördü. Doktorlar, Urfa ve Suruç’ta tüm giderlerini kendileri karşılayarak, halka yemek dağıtılmasını sağlayan bir aşevi oluşturdu. Londra’da kurumlara öğrencilerden işçilere kadar her kesimden insan dayanışma ağı eliyle depremin yaralarını sarmak için destek sunuyor. Birçok işveren TIRlarla su ve gıda hazırladı.

    BRİTANYA KENTLERİN DE

    Britanya Kürt Halk Meclisi tarafından birçok kentte Heyva Sor standları kurularak bağış toplanıyor. Exeter Kürt Toplum Merkezi tarafından stand açılarak hem depremin boyutları hakkında bilgi verildi hem de bağış toplandı. Yine Liverpool, Manchester ve Brighton gibi kentlerde bağış çalışmaları sürüyor. Liverpool Kürt Toplum Merkezi, oluşturduğu Kriz Merkezi’nde kilise, cami, sosyal kurumlar ve dernekler ile görüşerek, yardım ve bağışları Heyva Sor üzerinden organize ediyor.

    ONLARIN İNSAFINA BIRAKAMAYIZ

    İskoçya Kürt Toplum Merkezi de çalışmaların sürdürürken, kentin ana merkezinde standlar açacak. Britanya Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Miraz Serhat, faşist rejimin halkı kendi kaderine terk ettiğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Halkımızı bu faşistlerin insafına terk edemeyiz. Halkımız ile birlikteyiz. Gün dayanışma, birlikte olma günüdür. Gün, halkımızın acılarını anlama ve onlarla birlikte yaralarımızı sarma günüdür. Bugün seferberlik halindeyiz. Halkımızla ekmeğimizi aşımızı paylaşacağız, bu zor günleri de aşacağız.”

  • Bir rant ve katliam aracı olarak ‘imar barışı’

    Bir rant ve katliam aracı olarak ‘imar barışı’

    Türkiye’de 12 Eylül sonrası “imar barışı” düzenlemeleri, neoliberal politikaların uygulanmasının bir aracı olarak görüldü. AKP’nin iktidara geldiği 2002’den beri 8 defa imar affı çıkarıldı.

    MUHAMMED KAYA

    Kurdistan, Türkiye ve Suriye’yi vuran depremin üzerinde 5 gün geçti. Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki iki depremin ardından rant politikaları aracı olarak görülen ‘imar barışı’ denilen imar affı tekrar sorgulanmaya başlandı.

    İMAR BARIŞI VEYA İMAR AFFI NEDİR?

    İlki Turgut Özal liderliğinde 12 Eylül askeri darbesi sonrası neoliberal politikalar doğrultusunda 1984’te çıkarılan imar affı, en son 2018’de tekrarlandı. 2002’de hızlıca neoliberal politikaları temel hükümet program ve politikası olarak kabul edildi. 2022 yılı sonunda AKP-MHP iktidarının en küçük ortağı BBP lideri Mustafa Destici tarafından imar barışı kanun teklifi sunuldu. Böylece 1980’den bu yana 14; AKP iktidarı döneminde 9. İmar affı düzenlemesi girişimde bulunuldu. 9. İmar affı düzenlemesi Meclis Çevre Komisyonu’nda kaldı. Bir seçim ve rant yatırımı olan imar affı ile İmar Kanunu’na aykırı şekilde inşa edilmiş, iskan sorunu olan; bahçesi, balkonu, otoparkı imara aykırılık içeren ve kaçak kat mülkiyeti problemi olan yapılar düzenleme kapsamına alındı. Yani İmar mevzuatına veya ruhsata aykırı yapılara verilecek yapı kayıt belgesiyle kaçak yapılara resmi olarak izin verilmesi hedeflendi.

    Özellikle deprem bölgelerinde imar barışı düzenlemesiyle kaçak yapılara ilişkin konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2018’deki imar barışıyla Yapı Kayıt Belgesi alan binalar için yıkılma endişesinin son bulacağı belirtildi. Aynı bakan, deprem açısından yapılarda alınması gereken tedbirleri kendilerinin değil de yapı sahiplerinin alması gerektiğini açıkladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yapı güvenliği olmadığı belgelenen yapıların depreme dayanıklılıklarının denetlenmediğini, sorumluluğun yapı sahiplerinde olduğunu söyledi. BBP lideri Mustafa Destici tarafından 11 Ekim 2022’de Türkiye Meclisi Başkanlığına “İmar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” sunuldu. Teklif ile “Başvurularda olağanüstü yoğunluk yaşanması; Yasanın uygulama şartlarının vatandaşlar tarafından tam olarak anlaşılamaması; başvuru şartları nedeniyle belgeleri iptal edilenler hakkında uygulanan idari ve para cezalarının iptal edilmesi”nin amaçlandığı belirtildi. İmar Kanunu’nun geçici 16. Maddesinde getirilen düzenleme incelendiğinde; yalnızca başvuru sürelerinin uzatılmasıyla yetinilmediği görülüyor. Daha önce imar affı kapsamına alınan 31 Aralık 2017’den önce yapılmış İmar Kanunu’na ve ilgili mevzuata aykırı ve kaçak yapıların kapsamı genişletilmesi ve 30 Temmuz 2022’den önce yapılmış tüm yapılara af getirilmesi hedefleniyor.

    DEVLET SORUMLULUKTAN KAÇIYOR

    İktidar elitleri, açıklamalarında imar barışı düzenlemesine “vatandaşların mağduriyeti” gerekçe gösterdi. Halbuki gündeme getirilen imar affıyla kıyı alanları, tarım arazileri, orman alanları, içme suyu havzaları ve tarihi, doğal, arkeolojik sit alanları üzerine inşa edilen bina ve tesisler dâhil olmak üzere, bütün kaçak yapılar yasal hale getirildi. Tek ölçü ise kaçak yapıyı inşa edenin devlete para vererek başvuru yapması oldu. Böylece devletin kasasını dolduran bakanlık, kendi denetim ve inceleme sorumluluğunu topluma yıkmış oldu. Nitekim bakan açıklamasıyla yasal olarak bir yapı için mühendislik hizmeti alma, gerekli zemin etüdü yapma, uygun malzeme kullanma, hatalı proje uygulama ve projede olmayan eklenti ve eksiltmeler yapılıp yapılmadığı yönündeki denetim sorumluluğundan devlet kaçmış oldu.

    TMMOB: İMAR AFLARI YASAKLANMALIDIR

    TMMOB tarafından 2020’deki İzmir depremi sonrası hazırlanan raporda, imar barışı adı altında ruhsatlandırılan tüm ruhsatların iptal edilmesi isteniyordu. Üç yıl önceki raporda, yapılması gerekenler için şunlar belirtiliyordu: “Yer seçiminden başlayarak imar planlarının afet riskine göre hazırlanması önem arz etmektedir. İçinde yaşadığımız binaların tasarım, inşa, denetim ve bakım süreçlerinin rant amaçlı yaklaşımlarla sürdürülmesi, depremlerin yıkıcı sonuçlarla karşımıza çıkmasına neden olmaktadır. Depreme dayanıklı yerleşim alanları ve yapılar tasarlamanın, üretmenin, deprem hasarları ve can kayıplarının azaltılmasının bilinen tek yolu, mühendis, mimar ve şehir plancılığı hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde uygulanmasıdır. Bu çerçevede; denetimsiz ve kaçak yapılaşmaya derhal son verilmelidir. İmar afları yasaklanmalıdır. İmar barışı adı altında ruhsatlandırılan tüm ruhsatlar iptal edilmelidir.”

    KATLİAM ARACI İMAR BARIŞI

    Meclis’e sunulan 2022 imar barışı düzenlemesine tepki gösteren Maraş Mimarlar Odası ve Maraş Koordinasyon Kurulu Başkanı Mimar Yunus Emre Kaçamaz, kaçak yapılara af getirilmesinin, imar barışı değil imar katliamı olduğunu söyledi. Kaçamaz, 2018’deki torba yasada belirtilen ve 30 Aralık 2019’a kadar esnetilen bütün kaçak yapıları yasal hale getiren imar affıyla 3 milyon 119 bin 947 binaya yapı kayıt belgesi verildiğini hatırlattı. Nitekim, 11 Ekim 2022’de Meclis Başkanlığına sunulan “İmar Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nde, daha önceki yasanın kapsamı daha da genişletildi; 30 Temmuz 2022’den önce yapılmış tüm yapılara af getiriliyor.

    İMAR BARIŞI ÖVGÜSÜ VE OY TALEBİ

    AKP’liler, bir rant aracı olarak görülen imar barışı düzenlemeleriyle sürekli “vatandaş mağduriyeti” vurgusunu öne çıkardı. Meclis İmar Komisyonu’nun AKP’li üyesi,  “Gerekli bir düzenlemeydi. Hem devlet hem vatandaş kazanacak” dedi, ancak 2018 imar barışı düzenlemesiyle ilgili konuşan Bakan Murat Kurum, imar barışı ile hedefledikleri geliri elde edemedikleri için imar barışında süreyi uzatmayı değerlendireceklerini söyledi. 31 Ekim’de başvuru süresinin biteceğini hatırlatan Kurum, daha önce “40 milyar TL” olarak hedeflenen gelirin ise 5 milyar TL’de kaldığını belirtti.

    AKP-MHP iktidarının bir rant aracı olarak gördüğü imar barışı düzenlemesi iktidara yakın kişiler reklamlarda oynatılarak toplum özendirildi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2018’de çekilen imar barışı reklam filminde AKP’ye yakınlığıyla bilinen oyuncu ve çizer Hasan Kaçan yer almıştı.

    ANF

  • Kürt Toplum Merkezi Kriz Masası’ndan Heyva-Sor çağrısı

    Kürdistan ve Türkiye’deki deprem büyük can kayıplarına ve yıkıma yol açarken, demokratik kitle örgütleri ise depremin yaralarını sarmak için harekete geçti. Britanya’nın bir çok kentinde ve özelde Londra’da depremzedelerin yaralarını sarmak için harekete geçen Kürt Halk Meclisi, bağışların Heyva-Sor’un resmi banka hesapların üzerinden yapılması için çağrısında bulundu.

    Londra Kürt Halk Meclisi Kriz Masası’nın çağrısı şöyle:

    “Bugün şiddetli bir depremle birçok kentimiz yıkıldı, binlerce insanımız hayatını kaybetti ve binlercesi hala yaralı durumdadır. Tarifi olmayan bir yıkım ve acı yaşadık. Depremin yaşandığı her şehir ilçe ve köyde acil ve ciddi bir yardıma ihtiyaç vardır. Vicdan sahibi her insanımızı bu sese kulak vermeye ve kayıtsız kalmamaya çağırıyoruz. Duyarlı ve sorumlu bir yaklaşımla yaralarımızı sarabilir ve acımızı hafifletebiliriz. Kim ne yapabiliyorsa bugün yapmalıdır. Her bir insanımız aşağıdaki Heyva Sor banka hesabına bağış yapabilir. Elden bağış yapmak isteyen arkadaşlar ise Haringey’deki KCC’ye gelip, makbuz karşılığı bağış yapabilir.

    Heyva Sor a Kurdistanê e. V.

    Kreissparkasse Köln
    Konto. Nr: 40 10 481
    BLZ: 370 502 99
    IBAN: DE49 3705 0299 0004 0104 81
    BIC/SWIFT: COKSDE33XXX
    paypal.me/heyvasorakurdistane

  • İngiltere’de 500 bin kişi greve gitti

    İngiltere’de 500 bin kişi greve gitti

    İngiltere’de öğretmenler, devlet memurları, demiryolu ve otobüs görevlileri ve üniversite çalışanları aynı anda grevde. Yaklaşık 500 bin kişi iş bıraktı. Ülkenin her yanında yürüyüşler ve protestolar yaşanırken, Kürdistan ve Türkiye toplumunun yaşadığı Kuzey Londra’da da kitlesel protesto vardı.

    İngiltere’de öğretmenler, devlet memurları, demiryolu ve otobüs görevlileri ve üniversite çalışanları enflasyona oranlı maaş istedikleri için greve gitti, 500 bin kişi iş bıraktı. Birçok sendikanın grev hareketlerini birleştirme kararıyla bugün en az son 10 yılın en büyük ve en kapsamlı grevinin yapıldığı belirtiliyor.

    Son on yılın en büyük grevi denilen greve bazı sendikalar tarihlerinde ilk defa katılıyor. Birçok sendikanın grev hareketlerini birleştirme kararı İngiltere’de 500 bin emekçinin ortak hareketini açığa çıkardı. Ülkede geçtiğimiz yılın özellikle yaz aylarından itibaren on binlerce işçi ücret artışlarının hayat pahalılığının gerisinde kaldığı gerekçesiyle işi bırakma eylemlerine katıldı.

    Ücret artışı talebi ilk sırada

    İngiltere’de enflasyon geçen yıl artmış ve Kasım ayında yüzde 11 ile son 40 yılın en yüksek düzeyine ulaşmıştı. Grevlerin en önemli nedenlerinden biri ücret artışı tekliflerinin fiyatlardaki bu dev artışın gerisinde kalması. Mali Çalışmalar Enstitüsüne’ne göre öğretmenlerin maaşları 2010-2022 arası reel olarak ortalama yüzde 11 azaldı. Sendikalar ise bu oranın gerçekte yüzde 23 olduğunu söylüyor. İngiltere ve Galler’de geçen yıl öğretmenler yalnızca yüzde 5 zam aldı.

    Ülke genelinde iş bırakma ile birlikte yüzbinlerce kişi bir çok kentte protesto ve yürüyüşler de yerini aldı. Kürdistan ve Türkiye toplumunun yaşadığı Kuzey Londra’da protesto gösterileri vardı. Sendikalar BBC binası önünde bir araya gelerek yaptığı miting ve yürüyüşe Kürt ve devrimci örgütler de katılarak destek verdi.

    Öğretmenler mesleği bırakıyor

    Ulusal Eğitim Sendikası (National Education Union) Genel Sekreteri Mary Bousted’in Reuters ajansına verdiği mülakatta, azalan ücretlerin çok sayıda kişinin mesleği terk etmesine yol açtığını, öğretmenlerin grev yapmaktan başka çareleri olmadığını hissettiğini paylaştı.

    Londra’daki bir okulun önünden konuşan Bousted, “Son 12 yılda öğretmen maaşlarında gerçekten korkunç ve uzun vadeli bir düşüş oldu” dedi ve devam etti: “Buradaki insanların hiçbiri bugün grev yapmak istemiyor ama isteksiz bir şekilde artık yeter diyorlar ve bir şeylerin değişmesi gerektiğini söylüyorlar.”

    Makinistler de, geçtiğimiz iki yıl yüzde 4 zam teklifi yapıldığını gerekçe göstererek grev hareketine katılanlardan.

    Üniversitelerde de akademik personelin yanı sıra yöneticiler, kütüphaneciler ve teknisyenler dahil birçok çalışan işi bırakma kararı aldı.

    Üniversite çalışanları Kasım’da da üç günlük grev yapmıştı.

    Grev tüm ülkeyi sardı

    İngiltere ve Galler’de yaklaşık 100 bin öğretmenin ve okullardaki yardımcı personelin bugün işi bırakması bekleniyor. Grevin 26 bin okuldan 23 binini etkilemesi öngörülüyor.

    İskoçya’da da çok sayıda öğretmen işi bırakıyor.

    Birleşik Krallık çapında, 150 üniversitede binlerce kişinin grev hareketine katılması bekleniyor.

    Toplamda 124 bakanlık ve hükümet departmanında çalışan yaklaşık 100 bin devlet memuru da ücret ve çalışma koşulları yüzünden grevde.

    İngiltere’de çok sayıda makinist işi bırakıyor.

    Londra’da bazı otobüs şoförleri de greve destek verdi.

     

     

  • AB’ye sığınma başvuruları iki kat arttı

    AB’ye sığınma başvuruları iki kat arttı

    Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede 2022 yılı boyunca yapılan sığınma başvurularının iki kat artarak bir milyona yaklaştığı açıklandı.

    Avrupa Komisyonu’nun henüz yayınlanmayan bir raporuna göre Avrupa Birliği (AB)’de iltica başvurusu yapan mültecilerin sayısı son yıllarda hiç görülmediği kadar arttı. Almanya’da Pazar günleri yayınlanan “Welt am Sonntag” gazetesinin rapora dayandırarak yaptığı haberde, 2022’de AB üyesi 27 ülkeye yapılan sığınma başvuruları bir önceki yıla göre yüzde 46,5 arttığı bildirildi.

    Avrupa Komisyonu’na bağlı çalışan Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA)’nın derlediği istatistiklerle hazırlanan raporda, 2022’de AB üyesi ülkelerde toplam 923 bin 991 kişinin sığınma başvuru yaptığı ifade edildi. Rapora göre en çok iltica başvurusu ise sırasıyla Almanya, Fransa, İspanya ve Avusturya’da yapıldı.

    SURİYELİ MÜLTECİLER İLK SIRADA

    Almanya’da 2016’dan bu yana sığınma başvurusunun en fazla arttığı yıl olarak kayıtlara geçen 2022’de yeni mülteci sayısı 226 bin olarak açıklandı. Almanya’da geçtiğimiz yıl sığınma talebinde bulunan üç kişiden birinin Suriye’den geldiği ifade edildi. Rapora göre Suriyelileri ise Afganistan, Türkiye ve Irak’tan gelen mülteciler takip etti.

    Sadece Almanya’da değil AB çapında da geçtiğimiz yıl en fazla sığınma başvurusu yapanların Suriyeliler olduğu kaydedildi. Ayrıca Suriyeli mültecilerin ardından sırasıyla en çok Afganistan, Türkiye, Venezüella ve Kolombiya vatandaşları AB’ye ulaşıp iltica başvurusu yaptı. Türkiye vatandaşlarının yaptığı sığınma başvuruları bir önceki yıla göre iki kat, Venezüella ve Kolombiya vatandaşlarının başvurularının ise üç kat artması raporda dikkat çeken bir başka ayrıntı olarak öne çıktı.