Author: ali

  • Kadınlar Londra’da Jin, Jîyan, Azadî / Zan, Zendegi, Azadi Etkinliğine hazırlanıyor 

    Kadınlar Londra’da Jin, Jîyan, Azadî / Zan, Zendegi, Azadi Etkinliğine hazırlanıyor 

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Dünya Zerdüşt Örgütü, Jiyan Kadın Meclisi ve İran Kadın Özgürlük Hareketi ile Uluslararası Dayanışma hareketi tarafından Jin, Jîyan, Azadî (Zan Zendegi Azadi / Kadın Yaşam Özgürlük) şiarı ile İran’da kadın öncülüğünde başlayan direniş ile dayanışma ve kadın direnişini konuşma amacıyla bir etkinlik organize ediliyor.   

     29 Ocak tarihinde gerçekleşecek etkinlik kapsamında saat 14:00’da The Marylebone Theatre, 35 Park Rd, London NW1 6XT adresinde sanatçılar Tara Jaff, Suna Alan, Fra Rustomji ve Fari Bradley sahne alacaklar.  Etkinlikte Maryam Namazie (insan hakları aktivisti), Rahila Gupta (yazar ve aktivist), Diana Nammi (İran ve Kürt Kadın Hakları Örgütü’nün kurucusu ve yöneticisi), Zerbanoo Gifford (Dünya Zerdüşt Örgütü Başkanı), Rouhi Shafii (sosyolog, yazar, çevirmen, kadın ve insan hakları aktivisti, Sürgünde Yazarlar ve Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyon (ICAVI) Başkanı), Sara Kermanian (Akademisyen, Sussex Üniversitesi), Shiva Mahbobi (İran’daki Siyasi Mahkumların Özgürleştirilmesi Kampanyası (CFPPI) sözcüsü), Nasrin Parvaz (yazar, aktivist ve ressam), Sürgündeki Yazarlar üyeleri Danielle Maisano, Şirin Razavian, Denisse Vargas Bolaños ve Aydın Mehmet Ali konuşmacı olarak yer alacaklar.  

     Etkinlik kapsamında İranlı eski politik tutsak, yazar, aktivist ve ressam Nasrin Parvaz’ın resim sergine de yer verilecek. 

     Jiyan Kadın Meclisi tarafından yapılan açıklamada etkinlige her kesimden kadının davetli olduğu ifade edilirken, Ortadoğu’da Kürt kadının öncülük ettiği devrim ile özgür bir toplumun inşa edildiğine vurgu yapıldı. ‘’ dendi. 16 Eylül’de Jina Amini’nin katledilmesiyle başlayan isyan, ezilenlerin kadın öncülüğünde özelde İran rejimine genelde tüm despotik, gerici, eril iktidara karşı gelişen ilerici insanlığın isyandır’’  

    Etkinlik biletleri https://www.marylebonetheatre.com/workshops-classes/talks-music-art- adresinden edinilebilir.  

  • Muhalif yayınevleri krizle boğuşuyor

    Muhalif yayınevleri krizle boğuşuyor

    Türkiye’deki ekonomik kriz yayınevlerini de vurdu. Bazıları kapandı, bazıları da baskı adetini düşürüp evden çalışmaya başladı. Zaten kitap yasaklama gibi baskılarla uğraşan devrimci sosyalist yayınevleri, ekonomik krizle de boğuşuyor.

    Devletin sansür baskısıyla karşı karşıya olan devrimci yayınevlerinin sorunlarına ilişkin Belge Yayınları ve Ceylan Yayınları ile konuştuk. İki yayınevi de baskı sayılarının düşmesine dikkat çekerken, sadece maliyetlerinin değil, yayıncı ile okurun buluştuğu fuarlara katılım ücretlerinin de arttığını, birçok devrimci yayınevinin bu artıştan dolayı fuarlara katılamadığını belirtti.

    Ceylan Yayınları’ndan Hüseyin Gültepe, mevcut tabloyu şöyle anlattı: “Bir süredir içinde olduğumuz bu sıkıntılı süreç, yayıncı ve yayınevlerinin ilk defa karşılaştığı bir kriz değil, ancak en şiddetlisi dersek, abartmış ya da yanılmış olmayız. Yayınevlerinin büyük bölümü ücretli fuarlara katılmama kararı almak zorunda kaldı, okurla temasını ciddi oranda düşüren bu durumun yanı sıra yayın programları askıya alındı, hatta kapanan yayınevleri de sayıca hiç az değil. Yayıncılık, tarihinin en sıkıntılı girdaplarından birinde şu an. Sosyalist, devrimci yayın kuruluşları elbette bu krizi en yakıcı şekilde yaşıyor. Sayısız olanaksızlık içinde var olan ve var eden devrimci yayıncılar açısından dayanışmanın dışında özgün örgütlülüklerin zorunluluğunun da bir kez daha karşımıza çıktığını düşünüyoruz.”

    Belge Yayınevi’nden Sinan Zarakolu ise ekonomik krizlerin, sol, sosyalist, muhalif yayınevlerini varoluşsal çelişkileriyle bir kez daha yüz yüze bıraktığını belirterek, şöyle devam etti: “Bu yayınevleri yanında spesifik belli alanlarda kültür yayıncılığı yapmaya çalışan yayınevlerini, dernek, kültür merkezi ve sivil toplum kuruluşlarını da dahil edebiliriz. Ekonominin dengeli gidişatı içerisinde tüm bu yayınevleri her ne kadar ticari teşekkül olarak kurulmuş olsalar da kar amacı gütmeden, sadece sürdürülebilir bir çalışmanın koşullarını iyi kötü sağlayabiliyordu. Böylece politik-kültürel ana akımların dışında bilgi çeşitliliğinin sağlanması ve bu alternatif kaynaklara erişimin görece daha okur dostu maliyetlerle kolaylaştırılması hedefleri belli bir ölçüde tutturulabiliyordu.”

    KİTAP ALIP OKUMAK LÜKS OLDU

    Ekonomik krizin, insanların enerji, barınma, gıda gibi temel ihtiyaçlarında radikal bir enflasyonu beraberinde getirdiğine dikkat çeken Zarakolu, şunları ifade etti: “İnsanların sahip olduğu bu ihtiyaçların dışında varoluşları için harcayabilecekleri kaynaklar, kriz patlak verir vermez bir çırpıda yağmalanmış oldu. Bir okur için ‘bu ay okuyacağım kitapları aldım, rafıma koydum’ diyebilmek, çok hızlı bir biçimde lükse dönüştü. Kuşkusuz bu yayınevleri ve onları ayakta tutmaya çalışan insanlar da aynı derdin kuşatması altında. Bu nedenle mecburen sunulan kitapların fiyatları arttırılıyor. Bu artış, hayatın diğer alanlarında yaşananın çok altında olsa da zaten kaynağı kısıtlanmış okur için kitaba ulaşmayı daha da güç hale getiriyor. Hem okurlar hem de yayınevleri giderek daha da fazla sayıda insanın gelirinin asgari ücret seviyesine indirgendiği bir gidişatın esiri olmuş durumda. Ne kar amacı gütmediği için hiçbir zaman kaynak birikimine sahip olmamış bu yayınevleri okurları ne de kesintisiz biçimde gelir yitimine tabi tutulmakta olan okurlar yayınevlerini sübvanse edebilecek durumda. Yaşamakta olduğumuz yaman çelişkinin özeti bu olsa gerek.”

    KAĞIT SIKINTISI

    SEKA kağıt fabrikasının kapatılması sonrası zaten bir kağıt sorunu yaşandığını belirten Gültepe, kağıdın ithal edilmesi ve ithal kağıdın da tekeller eliyle dağıtımından dolayı, yayıncılıkta tek seslilik olduğunu belirtti.

    Zarakolu ise zaten baskı sayısı adetlerinin azalmasından dolayı kağıt sıkıntısının en çok endüstriyel yayın yapan yayıncıları vurduğunu söyledi.

    DÖNEMSEL KRİZLERDEN BAĞIMSIZ

    Maliyetlerin artmasından sonra baskı sayılarının azaldığını belirten Zarakolu, bazı devrimci yayınevlerinin dijital baskı denilen az sayıda baskıya yöneldiğini, matbaada kitap basmanın maliyetinin daha fazla arttığını, okuyucu profilinin de değiştiğini belirterek, şöyle konuştu: “Okuyucu profili sürekli olarak değişmekte, ki bunu ötesinde tüm dengelerin değişmekte olduğu bambaşka bir dünyaya doğru gidiyoruz. Dolayısıyla bunu dönemsel krizlerden bağımsız düşünmek gerekiyor. Hayat değiştikçe, yeni kuşaklar geldikçe bu değişim kaçınılmaz. Ancak bu değişimin seyri hakkında bir şeyler mutlaka konuşulmalı. Güncel ekonomik krizden bağımsız olarak bir tez öğrencisinin tezini/araştırmasını gerçekleştirirken duyduğu gibi bir kaynak iştahına sahip okurlar, okuma grupları ile giderek daha az karşılaşıyor olmamızı sorgulamalıyız. Bunu sadece depolitize olan insanlar giderek daha da dijital ortamların esiri oluyorlar, şeklinde açıklayamayız. Dolayısıyla yayınevlerinin sunduğu içeriklerin, yayıncılığın niteliği de bu sorgulamanın bir parçası olmalı. Kısaca bu profil değişimini sürekli olarak okurların yeni gelişen bilgi/içerik beklentileri ve buna karşılık yayınevlerinin ne kadar doyurucu olduğu denklemi içinde takip etmeli… Okurlarla alakalı her sorgulamaya sundukları içeriklerle beraber yayınevlerini de dahil etmek durumundayız, yayınevlerinin ve okurların toplamındaki profil değişimine bakmalıyız.”

    ÇOK DAHA BÜYÜK SORUNLARLA YÜZ YÜZE

    Dengesizleşen fiyat artışları sonrası devrimci yayınevlerinin önceliklerinin değiştiğini belirten Zarakolu, yayıncının, yayıncılık yerine işin tüccarlık kısmına daha çok zaman ayırdığını, iş yerlerinin kiralarının artması, gelen faturaların her ay zamlı olarak gelmesi, giderlerin her geçen ay artması sonucu, yayıncılık yerine ‘nasıl ayakta kalırım’ diye düşündüğünü söyleyen Zarakolu, “Basılacak kitapların sıralamasındaki olası değişimleri sadece ekonomik gerekçelerle açıklayamayız, birçok başka nedeni olabilir. Sol, sosyalist, muhalif yayınevlerinin yayın programına girmiş olan tüm kitapların belli bir yayın çizgisi içinde yer aldığını varsaymak gerekir. Eğer bu konuda şüphe varsa zaten bu krizden bağımsız olarak bir kimlik yitimini işaret eder. Konunun nicel tarafına da bakmak gerek. Senede 100 başlık yayınlayan endüstriyel bir yayınevinin sıralama öncelikleriyle ticari avantaj araması söz konusu olabilir ama senede on yirmi başlığı ancak yayınlamış bir yayınevi sıralama değişikliği yapsa dahi büyük bir fayda yaratamaz. Sol, sosyalist, muhalif yayınevleri, yayın programlarındaki bir iki yer değişikliğinin getireceği küçük avantajların telafi edemeyeceği çok daha büyük sorunlarla yüz yüze.”

    TELİFSİZ KİTAPLARA YÖNELME

    Gültepe ise yayıncıların, daha az maliyeti olan telifsiz kitaplara yöneldiğini belirterek, “Fiyat artışları, okurla yayınevinin arasında uçurum oluşturmuş olabilir ancak bir büyük problem daha var: Yayıncılar, kur sebebiyle yükselen telif ücretleri sebebiyle telifsiz kitaplara bir mecburi istikamet şeklinde yönelmek durumunda kaldı. Yayın skalasındaki renkleri silmezse de solduran bu durum, yayın politikalarına yeniden yeniden şekil veriyor ve girdabı derinleştiriyor” dedi.

  • Londra’da CAN Tv ile dayanışma gecesi

    Londra’da CAN Tv ile dayanışma gecesi

    Londra’da gerçekleşen Can Tv ile Dayanışma Gecesi’nde sahne alan sanatçılar deyişlerini türkülerini Paris Katliamı’nda yaşamını yitirenlere adadı.

    İngiltere’nin başkenti Londra’da, Alevi örgütleri ile yöresel derneklerin organizasyonu ile Alevilerin sesi olan Can Tv ile dayanışma amacıyla Londra Celby Centre’da bir gece düzenlendi. Geceye Kürt Toplum Merkezi yöneticilerinin yanı sıra, Britanya Alevi Federasyonu Eşit Başkanları Dilek İncedal, Müslüm Dalkılıç, İngiltere Alevi Kültür Merkezi Eşit Başkanları Filiz Koç ve İbrahim Has, Demokratik Güç Birliği bileşenleri, yöresel dernek temsilcileri ile yüzlerce kişi katıldı. Programa katılması beklenen HDP Milletvekili Kemal Bülbül ise Türk İçişleri Bakanlığı tarafından hakkında yurt dışı yasağı konulduğu için geceye katılamadı. Sahneye, Seyid Rıza, Pir Sultan Abdal ve Alevi ritüellerin yer aldığı resimler asıldı.

    Gece Pir Dede Mehmet Yüksel ile sanatçı Ali Sizer’in çıra yakması ile başladı. Dede Yüksel, yakılan çıranın birliği beraberliği artırmasını ve sevgiye yol açmasını diledi.  Dede Yüksel’in ardından Can Tv adına bir konuşma yapan Britanya Temsilcisi Elif Can Tabak, Can Tv’ye destek olan Alevi ve yöresel örgütlere teşekkür ederek, tüm baskılara rağmen çok sayıda kurumun desteği ile büyük moral aldıklarını ifade etti. Tabak, hakkın ve hakikatin sesi olan Can Tv’nin halkın da desteği ile daha güçlü yoluna devam edeceğini belirtti.

    ‘YEZİDİ PARİS’TE GÖRDÜK’

    Gecede bir konuşma yapan Britanya Alevi Federasyonu Başkanı Müslüm Dalkılıç, HDP’li belediyele kayyum atanması ve Kürt siyasetçilere yönelik baskı ve tutuklamaları hatırlatarak, “Bize diyorlar ‘Yezidi anlatın?’ Biz Yezidin ne olduğunu Kerbela’da, Maraş’ta Sivas’ta, Dersim’de, Roboskî’de, Gazi’de Gezi’de gördük. Hapishaneler de yoldaşlara yapılanları gördük. Bir hafta önce Paris’te 3 canımıza ne yaptıklarını gördük. Yani faşist her tarafta faşisttir. Bunu Fransa’da da yapsa faşist, bunu Türkiye’de de yapsa faşisttir. Bu nokta da bizler omuz omuza verip yan yana durmalıyız” dedi.

    CAN TV HAKİKATİN SESİDİR…

    Britanya Demokratik Güç Birliği adına bir konuşma yapan Kırkısraklılar Dayanışma Derneği Başkanı Ali Belde ise muhalif basının tüm baskılara rağmen gerçeğin ve hakikatin sesi olduğunu ifade etti. AKP-MHP rejiminin muhalif basına adeta savaş açtığını ifade eden Belde, 2011 yılından bu yana onlarca basın kurumunun kapatıldığını ve onlarca gazetecinin tutuklandığına dikkat çekti. Devletin, Kürtlerin, Alevilerin ve emekçilerin sesini duymak istemediğini söyleyen Belde, “Ne yaparlarsa yapsınlar özgür basının sesini kısamazlar. İşte Can Tv, bizim gözümüz kulağımız olmayı sürdürüyor. Bizler tüm canlara Can Tv ile dayanışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz” diye kaydetti.

    TÜRKÜLER DEYİŞLER PARİS KATLİAMI’NA ADANDI

    Yapılan konuşmaların ardından, Zeynel Ali, Suna Alan, Cihan Çelik, Ali Sizer, Pınar Aydınlar ve Koma Zelal tek tek sahne aldı. Tüm sanatçılar, 27 Aralık ve 9 Ocak Paris katliamlarını kınayarak, türkülerin, klamlarını ve şarkılarını Paris şehitlerine adadı. Suna Alan ‘miro’ parçasını adarken, Pınar Aydınlar Paris’te katledilen Evîn Goyî’ye adadığı bir şiir okudu.

    Gece de sanatçı Ali Sizer tarafından deyişler okunurken, Alevi türküleri eşliğinde semaha duruldu. Sanatçılar, Alevi deyişleri, türküleri ile Koçgiri, Dersim, Maraş ile acıyı, da Seyid Rıza, Alişer ve Zarife ile  direnişi seslendirdi.

           

  • Alevilerin sesi Can Tv ile Dayanışma Gecesi  13 Ocak’ta Selby Center’da

    Alevilerin sesi Can Tv ile Dayanışma Gecesi  13 Ocak’ta Selby Center’da

    Alevilerin sesi olan Can Tv ile 13 Ocak (Cuma) günü Selby Center’da düzenlenecek olan dayanışma gecesine sanatçılar ve Alevi örgütleri katılım çağrısında bulundu. HDP Milletvekili Kemal Bülbül’ün konuşmacı olarak katılacağı gecede, Pınar Aydınlar, Ali Sizer, Cihan Çelik, Suna Alan, Zeynel Ali ve Koma Zelal sahne alacak.  

     Alevilerin sesi ve soluğu olan Can Tv ile dayanışma amacıyla Londra Selby Center’da 13 Ocak (Cuma) günü dayanışma gecesi düzenlenecek. HDP Milletvekili Kemal Bülbül, Pir Mehmet Yüksel, BAF Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç’ın konuşmacı olarak katılacağı gecede, Pınar Aydınlar, Ali Sizer, Cihan Çelik, Suna Alan, Zeynel Ali ve Koma Zelal sahne alacak.  

    CANTV ile dayanışma amacıyla İngiltere’nin başkenti Londra’da ‘Dayanışma Gecesi’ düzenlenecek. CANTV ile dayanışma gecesine dair verilen mesajlar şöyle:

    BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal: Biz sadece ölürken haber olan bir toplum olarak yaşarken de neler yaşadığımızın haber yapılması çok değerli, çok kıymetli. Bu toplumun ve biz Alevi kadınların sesine ses katan CANTV emekçilerine yürekten teşekkür ediyoruz. CANTV’nin sürekliliği için 13 Ocak’ta yapılacak olan dayanışma gecesine tüm canları bekliyoruz.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eşit Başkanı İbrahim Has: 13 Ocak tarihinde Selby Centre’de düzenlenecek CANTV gecesine bütün canları davet etmek istiyoruz. Basın olmazsa olmazlarımızdan, can damarlarımızdan bir tanesidir. Sesimizi her tarafa duyuran, doğru haberi, doğru şekilde ileten basına sahip çıkmamız gerekiyor. Bu açıdan özellikle Alevi toplumunun sesini duyuran, bu konuda çok büyük emekler sunan, bizlerle de çok yakın ilişkilerde olan CANTV’nin bu gecesine herkesin katkı sunmasını canı gönülden istiyoruz. Bizler de o gün orada olacağız.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Eşit Başkanı Filiz Koç: CANTV’ye dayanışma gecesinde tüm canlarımızı bekliyoruz. Bizler o gün orada olacağız. Özgür basın için, sesimiz için, toplumun özgürlüğü için, özgür basın şarttır. Gelin canlar bir olalım.

    Eczacı Ali Gül Özbek: Toplumumuzun sesi kulağı olan CANTV’yle dayanışma gecesine bütün toplumumuzu bekliyoruz.

    Sanatçı Cihan Çelik: Yeni yılda 13 Ocak cuma akşamı Londra’da CANTV’yle dayanışma gecesinde sizlerle olacağım. Hepinizi bekliyorum.

    Sanatçı Zeynel Ali Bingöl: Beraber şarkılar, türküler, kılamlar, stranlar okuyalım. Birlikteyken çok daha güçlüyüz.

  • Mehmet Atlı’nın Londra konserine yoğun ilgi 

    Mehmet Atlı’nın Londra konserine yoğun ilgi 

    Londra Arcola Tiyatro’da sahne alan Kürt Sanatçı Mehmet Atlı’nın konserine yoğun ilgi gösterildi. Atlı’nın, ‘pêşiya malê’, ‘şino nino’ ve ‘ay lê gulê’ gibi şarkılarına dinleyiciler de eşlik etti.

    Kürt sanatçı Mehmet Atlı, ETHNO Prodüksiyon’un organizasyonu ile Londra Arcola Tiyatro’da dinleyicisi ile buluştu. Sanatçı Atlı’nın konser biletleri tükenirken, ilginin yoğunluğu oldu.

    Sanatçı Atlı’ya, müzizyenler Vedat Demirkol, Suat Karahan, Emre Kubilay, Cem Tuncer ve Cabbar eşlik etti. Atlı, hem kendi bestelerini seslendirdi hem de Kâmûran Elî Bedirxan, Cigerxwîn ve  Arjen Arî gibi Kürt edebiyatçıların şiirlerinden bestelediği şarkıları seslendirdi. Dersim, Koçgirî ve Amed yörelerinin klamların yörelerinden anonim şarkılara da yer veren Atlı’ya dinleyiciler de eşlik etti. Atlı’nın, ‘pêşiya malê’, ‘şino nino’, ‘ay lê gulê’, pismamo ve ‘karanfil eken bilir’ şarkıları ise hep bir ağızdan söylendi. Konser sonrası Atlı, sevenleri ile bir araya gelerek sohbet ederek hatıra fotoğrafı çektirdi.

     

    mehmet-atli-konser8ocak00003

  • Mehmet Atlı Arcola’da Tiyatro’da sahne alacak

    Mehmet Atlı Arcola’da Tiyatro’da sahne alacak

    Kürt müziğinin önemli isimlerinden sanatçı Mehmet Atlı Londra’da sevenleriyle buluşarak, Arcola Tiyatro Salonu’nda sahne alacak.

    Londra’da önemli organizasyonlara imza atan ETHNO Prodüksiyon, bu kez ünlü Kürt sanatçı Mehmet Atlı’yı dinleyiciyle buluşturacak. Kürt müziğine ilgi duyanların severek dinledikleri Mehmet Atlı, 8 Ocak (bugün) Londra Arcola Tiyatro Salonu’nda sahne alacak. Sanatçı Atlı’ya, müzizyenler Vedat Demirkol, Suat Karahan, Emre Kubilay, Cem Tuncer ve Cabbar eşlik edecek. Ancola Tiyatro’da saat: 19:30’da sahne alacak olan Atlı’nın biletleri büyük oranda tükenmiş durumda.

    Mehmet Atlı kimdir?

     1975 yılında Diyarbakır’da doğdu, babası demiryolu işçisi idi.[5]Dedesi, kardeşleri ve dayıları da demiryolcu olan Atlı’nın çocukluğu Diyarbakır, Sirkeci, Ankara garlarında geçti. İlk ve ortaöğrenimini Diyarbakır ve Ankara’da tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nü 2000 yılında bitirdi. Yine aynı üniversitede, “90’lardan Günümüze Türkiye’de Cami Mimarlığı Tartışmalarına Mimarların Katılımı” başlıklı tezi ile Mimarlık Tarihi ve Kuramı Lisansüstü programını tamamladı. 2000-2010 yılları arasında mimar olarak çalıştı. 2010’da İstanbul’dan ayrılıp Diyarbakır’a yerleşti ve Mardin Artuklu Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı.

     

    Müzik hayatı

    Diyarbakır’da amatör okul gruplarında bağlama çalarak müziğe başladı. Kısa süren bir solfej ve armoni eğitimi dışında akademik müzik eğitimi almadı. Mimarlık okumak üzere gittiği İstanbul’da 1994’te Koma Dengê Azadî‘nin yeni kadrosunda, besteci, şarkı sözü yazarı, solist ve gitarist olarak yer aldı ve grubun Fedi ve Welatê min albümlerinde çalıştı. 2000 yılına kadar aynı zamanda, Marmara Üniversitesi Konservatuvar Bölümü öğrencilerinden oluşan ‘Üç Deniz Topluluğu’na da enstrümanist olarak katıldı. Daha sonra solo albüm çalışmalarına geçiş yaptı.

     

    Jahr:

    Mehmet Atlı’nın ilk solo albümü olan Jahr-Zamansız ve dilsiz şarkılar 2003’te Lizge Müzik’ten çıktı. Albümde rock, jaz ve senfonik düzenlemeler göze çarparken derlemeler ve türküler yer almadı. Albüm 2010’da Anadolu Müzik’ten yeniden yayınlandı.

    Wenda:

    2008’de çıkan ikinci solo albümü Wenda’nın aranjörlüğünü Okan Murat Öztürk, Serdar Keskin ve Mehmet Atlı yaptı. 12 parçanın çoğunun söz ve müzikleri sanatçıya ait.[12] Sokakların ve kayıp izdüşümlerin izini sürdüğünü söylediği albümünde kendi bestelerinin yanı sıra CigerxwînEbdullah Peşew ve Arjen Ari‘nin de sözleri yer alıyor.[

    Birîn:

    Üçüncü solo albümü olan Birîn, önce Almanya’da Mir Müzik’ten, daha sonra Türkiye’de Kom Müzik’ten yayımlandı. Atlı, albümde gitarın yanı sıra lavta da çaldı. Albüm şair Arjen Arî, Mehmed Uzun ve Aram Tigran‘a ithaf edildi. Dokuz şarkı ve bir enstrümantal düzenlemenin yer aldığı albümde Kâmûran Elî Bedirxan, Cigerxwîn, Arjen Arî, Lorîn Dogan, Mazhar Kara’nın sözlerine yapılan besteler ve Dersim, Koçgirî, Diyarbakır yörelerinden halk şarkıları yer alıyor.

    Albümleri

    Jahr, Wenda, Birîn

    Kitapları

    Hepsi Diyarbakır-Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği – İletişim Yayınları

    Kitap, şehrin çeşitli bölgelerinin mimari tarihine farklı açılardan bakışı merkeze alan makalelerden oluşuyor.

    İnşaat Ya Resulullah – İletişim Yayınları- Ortak Kitap

    “Kürt Orta Sınıfların Mekânsal Teşekkülü”

    Tren Bir Hayattır – İletişim Yayınları- Ortak Kitap

    “Demiryolu Zaman-Mekânında Kaos ve Düzen”

     

  • Alevi örgütleri Paris Katliamını kınadı  

    Alevi örgütleri Paris Katliamını kınadı  

    Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AABK) ve Britanya Alevi Federasyonu (BAF) 2’inci Paris Katliamını şiddetle kınayarak, “İnsanlık düşmanlarına karşı yan yana duralım” dedi.

    Fransa’nın başkenti Paris’teki Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi ve iki Kürt işyerine yapılan saldırıda üç kişinin katledilmesine ilişkin protestolar ve kınama açıklamaları sürüyor. Avrupa Alevi Kadınlar Birliği (AABK) yazılı bir açıklama ile katlima kınadı. Yapılan açıklama şöyle: “Su uyudu, taş uyudu,  kuş uyudu  ama ırkçılık ve faşizim uyumadı. Paris’te Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ne yapılan silahlı saldırıda 3 kişi yaşamını yitirdi ve  yaralılar var. Tetikçilere, ırkçılara ve  insanlık düşmanlarına  karşı  yan yana omuz omuza  durmak gerek. insanın dilini ,dinini , rengini  ayırt etmeksizin

    Irkçılık  ve faşizmin karşısında  dimdik durmak  gerekir. Saldırıyı şiddetle kınıyoruz.”

    İçerisinde İngiltere’deki tüm Cemevlerini barındıran Britanya Alevi Federasyonu (BAF) ve İngiltere Alevi Kültür Merkezi (Cemevi) saldırıya sert tepki göstererek, “Bu faşist saldırıyı lanetliyoruz” dedi.