Author: ali

  • İngiltere’de uygulanacak ikinci karantina ve milyonlarca asgari ücretlinin yoksulluk korkusu

    İngiltere’de uygulanacak ikinci karantina ve milyonlarca asgari ücretlinin yoksulluk korkusu

    Haber Merkezi – Yapılan araştırmalara göre asgari ücretle çalışan işçilerin ikinci karantina sırasında daha düşük ücret karşılığında izin alma olasılığını ortaya koydu.

    Asgari ücretle çalışanların yoksulluğa sürükleneceğine dair korkular, Perşembe günü başlayacak ve bir ay sürecek karantina kararı ile ortaya çıktı.

    Ulusal İstatistik Bürosu bugün, düşük ücretli çalışanların ücretlerinin yüzde 80’ini patronlar tarafından ödendiği izinli maaşlarını almama olasılıklarının beş kat daha yüksek olduğunu ortaya koyan bir analiz yayınladı.

    İngiltere’de iki milyon işçi 25 yaş ve üzerindekiler  saatte 8,72 sterlin, 21-24 yaş arasındakiler 8,20 sterlin ve 18 ila 20 yaş arasındakiler 6,45 sterlin olarak asgari ücretten daha az kazanıyor.

    İşçi Sendikaları Kongresi ( TUC) genel sekreteri Frances O’Grady şunları söyledi: “Düşük ücretli ve daha genç işçiler bu pandemi sırasında en çok etkilenenler oldu. İzinli birçok kişinin gelirleri işverenler tarafından tamamlanmadı ve daha az ücretle geçinmek zorunda kaldılar. Bu doğru değil. Hiç kimse ulusal asgari ücretin altında kazanmamalı – özellikle krizin ortasında.”

    Gölge Maliye Bakanı Anneliese Dodds hükümetin pandeminin ekonomik düşüşünü “kontrol etmesini” istedi. Ayrıca, Eylül ayında bilim insanlarının tavsiyesine rağmen bakanları bir aydan fazla bir süredir ikinci bir karantina uygulamaktan vazgeçtikleri için eleştirdi.

    Dodds hükümetin “paniğe kapılmış ve son dakika” açıklamaları nedeniyle işçilerin mali durumları konusunda çaresiz kaldıklarına da dikkat çekti. Bir restorandaki personelle yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Karantina söylentileri dolaştıkça, personel müşterilerle fedakar bir biçimde ilgilenirken, ertesi hafta normal şekilde mi çalışacaklarını, fazla mesai ile mi karşılaşacaklarını, yüzde 67 mi, yoksa yüzde 73 mü maaş alacaklarını bilmiyorlardı.”

    Ekonomi Bakanı Rishi Sunak’ı, farklı senaryoların önceden nasıl ele alınacağına dair altı aylık bir plan ve karantina uzatılırsa veya ülkenin bazı kısımları ulusal karantinadan sonra bile kısıtlamalar altında kalırsa diye bir destek planı hazırladıklarını açıkladı.

    Boris Johnson hafta sonu yaptığı açıklamada, serbest meslek sahiplerine verilen desteklerin 40’ından yüzde 80’ine çıkarılacağını duyurmuştu.

  • Tutuklu seçilmişlerden 4 Kasım mesajı: Faşizme boyun eğmedik

    Tutuklu seçilmişlerden 4 Kasım mesajı: Faşizme boyun eğmedik

    HDP, 4 Kasım 2016’da tutuklanan seçilmişlerin cezaevinden gönderdikleri mesajı paylaştı. Yüksekdağ, Demirtaş, Baluken, Demirel, Kışanak, Tuncel ve Zeydan’ın mesajlarında “Faşizme boyun eğmedik. HDP dimdik ayakta ve direnerek kazanacak” denildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Basın Bürosu, “4 Kasım 2016 Siyasi Darbesi” sonucu tutuklanan HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş, milletvekilleri Çağlar Demirel, İdris Baluken, Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ve Abdullah Zeydan’ın cezaevinde 4 Kasım’ın yıl dönümüne ilişkin kaleme aldıkları mesajları paylaştı.

    Tutuklu eski eş genel başkanları ve milletvekillerinin kaleme aldığı mesajlar şöyle:

     

    YÜKSEKDAĞ: DAYANIŞMAYI GÜÇLENDİRME GÜNÜ

    Figen Yüksekdağ: “Değerli halkımız; halkların, kadınların, insanlığın umudu ve direncini temsil eden partimize yönelik saldırılar her gün daha kirli ve hoyrat bir hal kazanarak sürüyor. Ama elbette bizim hakikatimiz ne olursa olsun umudun ve direncin yolundan ayrılmamaktır. Bundan 4 yıl önce 4 Kasım günü bizleri yenebileceğini, yok edebileceğini sananlar yanıldılar, başaramadılar, yine başaramayacaklar. Gün HDP’ye ve tarihsel haklılığımıza dört elle sarılma ve birliğimizi, dayanışmamızı güçlendirme günüdür.”

     

    DEMİRTAŞ: DEMİR LEBLEBİYİZ

    Selahattin Demirtaş: “4 Kasım 2016 gecesi evlerimizde baskın yapılarak bizi kaçırıp, hapse attırıp, rehin alanlar bugün tükenme noktasına geldiler. Tam bir çözülüş ve dağılış sürecindeler. HDP’yi yıkma hayalleri kabusa dönüştü. Ne demiştik; ‘biz demir leblebiyiz, bizi çiğnedikçe dişleriniz dökülecek’ ve o gün bu gündür. Bunun için direniyoruz, başarıyoruz, kazanıyoruz.”

     

    ZEYDAN: HDP DİMDİK AYAKTA

    Abdullah Zeydan: “Uzun yıllardır HDP’ye yönelik saldırılar halkımızın fedakarca duruşu sayesinde boşa çıkarılmaktadır. Tüm bu amansız baskılara rağmen HDP dimdik ayakta durabilmiştir. Başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların onurlu ve özgür yaşama kavuşması için halkımızla ve tüm arkadaşlarımızla mücadelemizi her zamankinden daha yüksek bir gururla sürdürmeye devam edeceğiz ve tüm halklara onurlu özgür yaşamı mutlaka armağan edeceğiz.”

     

    DEMİREL: SİYASİ DARBE DEVAM EDİYOR

    Çağlar Demirel: “4 yıl oldu! Türkiye’de ne değişti? Baskı, asimilasyon, tutuklamalar gittikçe arttı. Aslında 4 Kasım’ın siyasi bir darbe olduğunu o zaman söylemiştik. Bu siyasi darbe devam ediyor. Özelde kadınlara, Kürtlere ve demokrasi güçlerine yönelik bir tasfiye süreciyle sorunların çözüme kavuşmadığını bir kez daha gördük. Açıktır ki çözüm, demokratik siyasetle, halkların, kimliklerin, düşüncelerin özgürce ifade edilmesiyle sağlanır. Bu iktidarın artık ülkeyi yönetemediği ortadadır. Pandemi süreciyle Türkiye halkları bunu daha net görmüştür. İktidar, kovidi bahane ederek ömrünü uzatmaya çalışıyor. Bu çaba dahi AKP-MHP iktidarını kurtaramayacaktır.

    Halklar gittikçe yoksullaştı. İç ve dış siyasette düşmanlaştırıcı politikalar arttı. Biz 4 Kasım öncesi bunları söylediğimiz için HDP olarak siyasi darbeye maruz kaldık. Bizlere yapılan bu siyasi darbeyi tüm Türkiye halkları gördü ve yaşıyor. Tutuklamalar ve rehin almalarla sorun çözülemeyecektir. Ancak ve ancak halkların demokratik iradesini tanımak ve çözüm süreciyle bu sorunun çözümü mümkündür. Bizi bu günlere getiren mücadele ve direniş ruhu devam edecektir. Haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı sözümüzü söyledik, söylemeye devam edeceğiz. Özelde kadınlara ve tüm halklara selam, sevgi ve saygılarımla.”

     

    KIŞANAK: FAŞİZME BOYUN EĞMEDİK

    Gültan Kışanak: “4 Kasım operasyonu, özellikle Kürt Halkının demokratik yollarla siyasete katılmasının önünü tamamen kapatmaya yönelik gerçekleşmiştir. Kürtler yaşadıkları bütün haksızlıklara ve hukuksuzluğa rağmen demokratik siyasette ısrar etmek için yoğun bir çaba gösteriyorlar. Fakat son 4 yılda kesintisiz bir şekilde hem yerel hem de genel siyasete katılmalar faşist uygulamalarla engelleniyor. Bu durum açıktır ki sadece Kürt halkının sorunu değil Türkiye’de yaşayan ve demokratik bir yönetim arzulayan herkesin sorunudur. Demokratik siyasete inandığını söyleyen tüm siyasi partilerin bu konuda net bir tutum alması ve güçlü bir mücadele hattı kurması gerekir. Bizler siyasi rehin olarak tutuluyoruz. Ama şunu bir kez daha net olarak ifade etmek isterim ki faşizme boyun eğmedik, eğmeyeceğiz!”

     

    BALUKEN: MÜCADELE SÖZÜNÜ VERİYORUZ

    İdris Baluken: “Halkımızın iradesine yönelik yapılan 4 Kasım darbesinin 4. yılını geride bırakmaktayız. Bu süre içerisinde barış, demokrasi, özgürlük ve adalet mücadelemizden tek bir geri adım atmamanın onurunu yaşıyoruz. Bu anlamda halklarımızın gösterdiği kararlı duruş ve sağlam irade en büyük dayanağımız, moral ve güç kaynağımız olmuştur. Bu iradenin ve inancın bizleri aydınlık ve özgür yarınlara yakınlaştırdığına yürekten inanıyoruz. 4 Kasım halk iradesine yapılan darbe bugün ülkenin içinden geçtiği siyasi, toplumsal, hukuksal ve ekonomik çöküşün yolunu döşeyen mihenk taşlarından biridir. Bu anlamda halklarımızı ve ülkemizi çöküşten kurtaracak çözüm, halk iradesine yapılan darbe anlayışının içerdiği bütün hukuksuzlukların alt edilmesinden geçmektedir. Sarsılmaz inancımızla, bütün halklarımıza ve yoldaşlarımıza kararlı mücadelemizin sözünü veriyor; bu onurlu yolda herkese başarılar diliyoruz. Aydınlık yarınlarda buluşacağımıza olan inancımla.”

     

    TUNCEL: DAHA GÜÇLÜ HALE GELDİK

    Sebahat Tuncel: “HDP’ye yönelik siyasi soykırım operasyonları üzerinden dört yıl geçti bu süreç içerisinde Türkiye siyasi, ekonomik kriz derinleşti. Hukuk mekanizması AKP-MHP faşist iktidarının iktidarının bastırma aracına dönüştü. Barolar yasasından, sosyal medya yasasına işçilerin emekçilerin hak gasplarına, özgürlük mücadelesi veren kadınların İstanbul sözleşmesine yönelik saldırılar arttı. Kürt halk iradesine karşı uygulanan kayyım siyaseti iktidar için temel bir politika haline geldi. Doğa talan edilmeye, toplum nefessiz bırakılarak baskı altına alınmaya devam edildi. Ama tüm bu baskı zor ve zulüm politikaları devlet şiddeti bizi mücadeleden alıkoymak bir yana bizi daha güçlü, iradeli, dirençli hale getirdi.

    HDP halkların, inançların, kadınların umudunu diri tutan başka bir yaşamın mümkün olduğuna inanan herkesin öncü partisidir. Baskılar, saldırılar, gözaltılar, tutuklamalar HDP’nin haklı mücadelesinden ve faşist iktidara karşı tek alternatif olmasından kaynaklanıyor. HDP radikal demokrasi çizgisini esas alarak demokratik, eşit, özgür, ekolojik bir yaşamı kurmak için yaşamın her alanında örgütleniyor ve direniyor. Bu mücadelemiz mutlaka başarıya ulaşacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Şimdi özgürlük zamanı ve özgürlüğü örgütleyerek geleceği kurmak her zamankinden daha önemlidir. 4 Kasım siyasi darbesini yapanlar kaybetmeye mahkumdur. Onlar yolun sonuna geldiler. Bizler ise daha yolun başındayız. Bu daha başlangıç mücadeleye devam. İçeride, dışarıda, tarlada, fabrikada, sokakta direneceğiz, örgütleneceğiz ve kazanacağız.”

     

     

  • İngiltere’de terör tehdidi seviyesi yükseltildi

    İngiltere’de terör tehdidi seviyesi yükseltildi

    İngiltere’de terör tehdidi seviyesi ‘ciddi’ye çıkarıldı. Bu seviyeye geçiş, saldırı ihtimalinin yüksek görüldüğü durumlarda uygulanıyor.

    Karar, Pazartesi akşamı Avusturya’nın başkenti Viyana’da altı farklı noktada düzenlenen saldırıların ardından alındı. Avusturya İçişleri Bakanı Karl Nehammer, Viyana saldırılarının şüphelisini “kendisini IŞİD’e yakın hisseden radikalleşmiş bir kişi, İslamcı terörist” olarak tanımladı.

    Fransa’nın güney şehri Nice’te Ekim sonunda bir kilisede düzenlenen bıçaklı saldırıda üç kişi öldürüldü, geçen ay da Fransa’nın başkenti Paris’te Muhammed Peygamber karikatürü gösteren öğretmen Samuel Paty de başı kesilerek öldürülmüştü.

    İngiltere’de terör tehdidi seviyesinin yükseltilmesi kararı iç istihbarattan sorumlu MI5’a bağlı Müşterek Terörizm Analiz Merkezi (JTAC) tarafından belirleniyor.

    İngiltere İçişleri Bakanı Priti Patel, Twitter’dan yaptığı açıklamada bu kararın ‘belirli bir tehdit nedeniyle alınmadığını, önleyici tedbir amaçlı bir önlem olduğunu’ söyledi. Patel, “Halk ihtiyatlı olmalı ve şüpheli gördükleri durumları polise bildirmeli” dedi.

    İngiltere’de terör tehdidi, 2017 Mayıs ayında yaşanan Manchester Arena saldırısından sonra en yüksek seviye olan ‘kritik’ seviyesine çıkarılmıştı. Bu yıl Eylül ayında da Parsons Green metro durağında yaşanan patlama sonrası da geçici olarak tehdit ‘kritik’ seviyesine yükseltilmişti.

  • Ya okulları kapatın ya da daha fazla yaşamı riske atın!

    Ya okulları kapatın ya da daha fazla yaşamı riske atın!

    Haber Merkezi – Morning Star gazetesinde çıkan haberine göre eğitim sendikaları açıklanan ikinci karantina çerçevesinde okulların açık kalmasının ölümcül bir karar olduğunu açıkladı.

    Eğitim Sendikaları ve öğretmenler uygulanacak ikinci karantina da  okulların, üniversitelerin açık kalmasının karantinayı başarısızlıkla sonuçlanacağı konusunda hemfikirler.

    Derslikler açık kalırken İngiltere’nin barları, barları, restoranları ve gerekli olmayan perakende mağazaları Perşembe gününden itibaren dört hafta süreyle kapanacak.

    Eğitim Sendikası National Education Union’dan (NEU) Gawain Little, karantina uygulamalarının yetersiz olduğunu ve hükümetin insanların güvenliğini korumaya ne kadar az önem verdiğini gösterdiğini söyledi.

    Eski bilim baş danışman Mark Walport, bugün, okulları açık tutmanın, Mart ayında ülke çapında ilk kez getirilen kısıtlamalara kıyasla enfeksiyon oranlarının daha uzun süre daha yüksek kalacağı anlamına gelebileceği konusunda uyardı.

    Kabine Bakanı Michael Gove, enfeksiyon oranlarının önemli ölçüde düşmemesi halinde yeni karantinanın 2 Aralık’ın ötesine uzatılabileceğini kabul etti, ancak hükümetin bu riske rağmen öğrencileri sınıflarda tutmak istediğini öne sürdü.

    Eğitim Sendikası NEU Bish Johnson hükümetini yeni karantina kuralları çerçevesinde okulları ve üniversiteleri de kapatmaları konusunda uyardı. Okulların açık olması halinde öğrencilerin virüsleri evlere taşıyacağını ve karantinanın hiç bir işe yaramayacağını açıkladı.

    NEU Genel Sekreteri Kevin Courtney şunları söyledi: “Bunun gerçekten kaçırılmış bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Bu başka bir yarı önlem ve bunun bir parçası olarak okulların kapanması olmadan, Başbakan’ın istediği etkiyi yaratması pek olası değil.”

    Ulusal İstatistik Bürosu’nun (ONS) son rakamları, ilkokul öğrencilerinin yüzde 1’inin ve ortaokul öğrencilerinin yüzde 2’sinin virüse yakalandığını tahmin ediyor.

    NEU’nun rakamlarla ilgili analizi, virüs seviyelerinin Eylül ayına göre ilkokul öğrencileri arasında dokuz kat ve ortaokul öğrencileri arasında 50 kat daha yüksek belirtildi.

    Eğitim Sendikaları ortak açıklamalarında, öğrencilerin evde eğitime devam etmeleri ve hükümetin imkanı olmayan öğrencilere internet ve bilgisayar sağlaması gerektiğini aktardı.

    İşçi Partisi okulların açık kalmasını destekledi, ancak parti lideri Keir Starmer “risk yönetiminde etkin olma” konusunda uyardı.

    Komünist Parti’den Robert Griffiths, karantina uygulamasında büyük şirketlerin çıkarları için yavaş hareket edildiğini ve halk sağlığının tehlikeye atıldığını belirtti.

  • HDK: AKP-MHP’nin kabusu olan Kobanê parlıyor

    HDK: AKP-MHP’nin kabusu olan Kobanê parlıyor

    HDK, Kobanê ruhunun AKP-MHP iktidarının kabusu olduğunu belirterek, “IŞİD’e karşı özgürlüğü esas alan Rojava’nın direnişi, yaşamın yeniden yapılandırıldığı yer olarak parlıyor” açıklaması yaptı.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, DAİŞ’in Ortadoğu halkları için umut olan Rojava Devrimi’ni çökertmek isteği ancak başaramadığı ifade edildi. AKP iktidarının DAİŞ ve benzeri cihatçı çetelerle işbirliğine işaret edilen açıklamada, “AKP, IŞİD’in Kobanê halkını kırıma uğratmasına sessiz kalmayan ve yeni yaşamı savunan binleri polis, asker ve jandarmanın şiddetli müdahaleleriyle karşılıyordu. Dönemin Gaziantep Belediye Başkanı Fatma Şahin, IŞİD sanığı ve ÖSO için dernek kurarak örgütlendiğini polis ifadesinde itiraf eden Bahaa Alden Najeep’le belediyede görüşmeler yapıyordu” hatırlatması yapıldı.

     

    ‘İNSANLIK TARİHİNDE YERİNİ ALDI’

    Açıklamada, “Kobanê; ezilen, dışlanan, sömürülen, ötelenen, baskıya ve zulme uğrayan tüm halkların sahiplendiği, güç aldığı en temel mücadele kaynağı olarak sembolleşti. Ortadoğu’da gerici, faşist, kadın düşmanı IŞİD zihniyetinin zulmüne karşı direniş çığlığı olarak yükseldi ve insanlık tarihindeki onurlu yerini aldı. Emperyalist paylaşımla şekillendirilmiş Ortadoğu’nun inkârcı-asimilasyoncu ulus-devletlerine karşı özyönetimci, halk meclislerine dayanan demokrasi ile eşit ve özgür bir yaşam ihtimalinin olduğunu gösterdi” ifadelerine yer verildi.

     

    ‘AKP DÜŞLERİNİ SUYA DÜŞÜRDÜ’

    Kobanê’nin kazanmasıyla ortaya çıkan iradeyle birlikte AKP’nin Ortadoğu’daki yayılmacı düşlerinin suya düştüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “AKP Genel Başkanı Erdoğan, çözüm sürecini tek taraflı olarak bitirdi ve Kürt halkına yönelik kırım politikasını adım adım uygulamaya koydu. Nusaybin’de, Cizre’de, Sur’da kent ablukaları ve ardından gelişen kayyum atamaları, Kürtlerin tarihine, diline, kültürüne, coğrafyasına dair ne varsa hepsini yağmacı, talancı, IŞİD’vari yöntemlerle hedef aldı. Bu uygulamalar, Kürtlerin Kobanê’de olduğu gibi Kuzey Kürdistan’da da kendini yönetme iradesine, toplumsal ve siyasal bir güç haline gelmesine, kendi yönetim modelini oluşturarak ve iradesine sahip çıkarak tarih sahnesinde yerini almasına yönelik geliştirilmiş kapsamlı siyasal ve ideolojik saldırının bir parçasıydı. Yıllar önce Erdoğan’ın diğer sistem partilerini ‘Sivas’ın ötesine geçemiyorsunuz’ diye eleştirirken dile getirdikleri, IŞİD benzeri bu ‘fetih süreci’nde kendisine biçilen rolü de içermekteydi.”

     

    ‘NAMAZ KILMA HEDEFLERİ AYNI’

    Sokağa çıkma yasakları sırasında “şükür namazlarının” organize edilmesi, yine Kars Belediyesi’ne atanan kayyımın belediye önünde namaz kılmasının; DAİŞ’in Kobanê’de bayram namazı kılma ve Erdoğan’ın Şam’daki Emevi Camii’nde Cuma namazı kılma hedefinden farksız olmadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bunların tümü ırkçı, kırımcı, kendinden olmayanı imha etmeyi meşru gören fetih anlayışının somutlaşmış halleridir. Bugün Kobanê ruhu, işte bu, halkları zorla ve baskıyla yönetmek isteyen, yönetemediğini imha etmeyi hedefleyen AKP-MHP bloğunun ve fetihçi yandaşlarının kâbusu olmaya devam ediyor. Soykırımı mümkün ve meşru gören IŞİD’e karşı özgürlüğü esas alan Rojava’nın direnişi yaşamın yeniden yapılandırıldığı yer olarak parlıyor. Kendinden olmayanı vahşice öldüren insanlık düşmanı IŞİD’e karşı mücadelede, kendinden olmayanın sorumluluğunu taşımaya hazır halkçı yönetim anlayışıyla bu topraklarda ve dünyanın her yerindeki direnişlere ilham veriyor” denildi.

     

    ‘HALKLARIN TEMİNATI OLDU’

    Kobanê direnişinin Ortadoğu halklarının umudu olduğu vurgulanan açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Bugün Kobanê direnişi, halkların, emperyalistlerin emellerine ulaşmaları için uyguladıkları zulmün nesnesi değil kendi geleceklerinin öznesi ve yeni yaşamın güvencesi olduğunu söylüyor. Ortadoğu’nun keşmekeşinde, cinsiyet eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik iradelerin hem gericiliğe hem de bölgede yüz yıllardır süren ordu-devletlere karşı kazanabilecek güçte olduğunu haykırıyor. Şimdi tüm Türkiye ve Kürdistan halklarıyla birlikte Kobanê ruhunun verdiği inanç, ilham ve kararlılıkla emek ve demokrasi güçlerinin birlik ve mücadelesini büyütme zamanı. Baskının ve sömürünün her türlüsünden kurtuluş için, özgür ve eşit yeni bir toplumun inşası için verilen mücadelede direnenleri selamlıyor, 1 Kasım Dünya Kobanê ile Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.”

     

  • Londra’da 1 Kasım Kobane Günü kutlandı

    Londra’da 1 Kasım Kobane Günü kutlandı

    İngiltere’nin başkenti 1 Kasım Dünya Kobanê Günü etkinlikleri kapsamında bir miting düzenlendi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi ve Halkların Bileşik Devrim Hareketi tarafımdan Londra  Trafalgar Meydanı’nda düzenlenen mitinge yüzlerce kişi katıldı. Enternasyonalist gruplarında destek verdiği eylemde, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları, YPG, YPJ ve HDBH flamaları taşındı.

    Londra Trafalgar Meydanı
    Londra Trafalgar Meydanı

    Soğuk hava ve yağmura rağmen kitle sık sık “Biji serok Apo”, “Biji Rojava’’, “Biji Kobane”, “Terörist Erdoğan” attı. Devrim şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan mitingte, HDBH, KCDK-E Başur, Kürt Dayanışma Kampanyası ve Kürt Halk Meclisi adına konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmalarda Kobane’de İŞİD ve destekçisi Türk faşist rejimiminin saldırılarının tarihi bir direniş ile yenilgiye uğratıldığı vurgulandı. Kobane direnişinln tüm Ortadoğu halklarının faşizme ve gericiliğe karşı özgürlüğün ve aydınlığın zaferi haline dönüştüğü ifade edildi.

    1 Kasım Dünya Kobanê Günü
    1 Kasım Dünya Kobanê Günü

    Kobane de demokratik ekolojik ve cinsiyet özgürlükçü paradigmanın zaferinin tüm dünya halklarına armağan edildiğine dikkat çekilen konuşmalarda, AKP-MHP faşizmine karşı direnişin yükseltilmesi gerektiği belirtildi.

    Yapılan konuşmaların ardından kitle alkış ve sloganlar eşliğinde dağıldı.

     

    Telgraf / Erem Kansoy

  • Londra Kürt Halk Meclisi : “Bu karanlık günleri birlikte aşacağız”

    Londra Kürt Halk Meclisi : “Bu karanlık günleri birlikte aşacağız”

    Covid-19 salgını sebebiyle İngiliz hükümetinin kararıyla Londra genelinde bir ay süreyle karantina uygulaması kararlaştırılmıştır. Bu sebepten dolayı ve halk sağlığı konusundaki endişeden ötürü Londra Kürt halk meclisi olarak yarından (02-11-2020 Pazartesi) başlamak üzere derneğimizi bir ay süreyle kapatma kararı almış bulunmaktayız.

    Bu kötü ve karamsar günlerde toplumumuzdan ricamız evlerinden çıkmamaları ve sağlıklarına çok ciddi bir biçimde dikkat etmeleridir. Kürt özgürlük hareketinin içinden geçtiği bu görkemli direniş döneminde evlerimizden de olsa mücadelenin bir parçası olabilir medya ve sosyal medya kampanyalarına katılabilir, devrimsel sürecin bir parçası olabiliriz.

    Sağlıklı, Özgür ve Zafer dolu bir geleceğe