Author: ali

  • Ankara’da İstanbul Sözleşmesi eyleminde polis şiddeti

    Ankara’da İstanbul Sözleşmesi eyleminde polis şiddeti

    Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlar Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesi gerektiği yönündeki tartışmalara karşı eylem yapmak istedi. Eyleme katılan kadınlara polisin müdahalesiyle çok sayıda kadın sürüklenerek gözaltına alındı.

    İktidara yakın çevrelerin ve AKP’lilerin Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini gündeme getirmesiyle kadınların başlattıkları eylemler sürüyor.

    Ankara Kadın Platformu üyesi kadınlar Çankaya Kolej Meydanı’nda bir araya gelerek İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin tepkilerini dile getirmek istedi. Polis kadınlara “Burada eylem yapamazsınız, size Kurtuluş Parkı’nı ayırdık” şeklinde anons yaptı. Kadınların Kolej Meydanı’nda yapmak istediği eylemi ‘yasa dışı olduğunu’ ilan eden polis, kadınlara müdahalede bulundu ve eyleme katılan çok sayıda kadını yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı.

    Gözaltına alınanlar arasında Mezopotamya Ajansı muhabiri Eylem Akdağ ile birlikte Avukat Sevinç Hocaoğulları ve Arzu Kurt bulunuyor.

    Ankara’da polis şiddetiEylemde gözaltına alınanların isimleri şöyle:

    Avukat Sevinç Hocaoğulları, Nebiye Merttürk, Buse Üçer, Aysun Gençtanır, Zeynep Tan, Aylin Kalp, Kardelen Demir, Emel Vural, Yağmur Alaz Gülveren, Gülçin Polat, Sena Bademli, Arzu Kurt (avukat), Sude Sivri, Gülbahar Gündüz, Beste Uymaz, Tuğba Koçer, Serap Kaplan, Meziyet Yıldız, Deniz Akıl, Sibel Göktaş, Zelalsu Değirmenci, Fatma Kılıçarslan, gazeteci Eylem Akdağ (ANKA-Mezopotamya Ajansı)

  • Gültan Kışanak’tan bir kampanya önerisi

    Gültan Kışanak’tan bir kampanya önerisi

    Tutuklu Kürt siyasetçi Gültan Kışanak, HDP’nin kadına karşı işlediği suçlar nedeniyle iki milletvekiline yönelik tutumunun olumlu olduğunu ancak ‘yetersiz kalabileceği’ uyarısında bulunarak, “HDP’ye düşen; erkek egemenliğine karşı güçlü bir sorgulama, bilinçlenme ve arınma kampanyası başlatmaktır” ifadesini kullandı. Böyle bir kampanyanın toplumsal bilinçlenme seferberliğine dönüşebileceğini belirten Kışanak, kadın özgürlük çizgisini güçlendirebileceğini öngördüğü soruları da sıraladı. Kışanak’ın Yeni Yaşam gazetesi için kaleme aldığı “Bir kampanya önerisi” başlıklı yazısını paylaşıyoruz.


    Gültan Kışanak


    Kadına yönelik şiddet ve cinsel saldırı konusunda amasız, fakatsız, lakinsiz bir tutum almak ve faile gereken dersi/cezayı vermek, en temel kadın özgürlük ilkesidir. HDP Kadın Meclisi ve kadın hareketi; iki milletvekilinin kadına karşı işlediği suçlar konusunda ilk adımda yapılması gerekenleri yaptı, kadın ilkelerine uygun bir tutum alarak, kadın özgürlük değerlerini her şeyin üzerinde tuttuğunu gösterdi. HDP de acil bir şekilde disiplin kurallarını işleterek partiden ihraç kararı verdi. Ancak meselenin sadece tutum almakla sınırlı kalması, “Bir belayı savuşturmak” olur ki bu erkek egemenliğinin derinliğini görmekten uzak bir yaklaşım olur.

    Böylesi bir süreçte kadın meclisine, kadın hareketine, bütünlüklü olarak HDP’ye düşen; erkek egemenliğine karşı güçlü bir sorgulama, bilinçlenme ve arınma kampanyası başlatmaktır. HDP’nin tüm bileşenleri, genel yönetimi ve kadın meclisi hep beraber, hemen bir kampanya başlatarak; başta bu partiye emek vermiş, gönül vermiş, bedel ödemiş, oy vermiş, gelecek umutlarını bağlamış milyonlarca insana ve tüm kadınlara güven vermelidir. Böyle bir kampanya genel olarak kadına karşı şiddetin önlenmesi konusunda da ciddi bir toplumsal bilinçlenme seferberliğine dönüşebilir.

    Kampanyanın birinci ayağı parti içinde “Nerede hata yaptık?” sorusuna cevap aramak olmalıdır. Önce genel merkez yapısında, ardından da tüm il, ilçe ve belde yönetimlerinde, “kadına yaklaşım konulu” eleştiri özeleştiri toplantıları yapılması önemlidir. Kendini düzeltmeyen, kimseyi düzeltemez. İçsel sorgulama, kadınlara güven; partili erkeklere doğrultu verecektir.

    Ardından kampanyanın toplumsal ayağı örülebilir. Kadına karşı her türlü ayrımcılığın, şiddetin ve baskının lanetlendiği, toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarının anlatıldığı halk toplantıları yapılabilir. 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’ne kadar, dalga dalga büyüyen bir bilinçlenme ve cinsiyetçilikten arınma mücadelesi örülebilir.

    “Nerede hata yaptık?” sorusu, politik bir sorudur. Bu soru, HDP’nin kadın özgürlük çizgisini güçlendirecek bir sorudur. Doğru sorular sorabilirsek, doğru yanıtlar da bulabiliriz. Hemen aklıma gelen birkaç soruyu şöyle sıralayabilirim:

    Erkeklik denilen tarihsel despotizmi çok mu hafife aldık?

    Değişim ve dönüşümü bu kadar kolay mı sandık?

    Erkeklerin ikiyüzlü yaşamlarının üzerine yeterince gitmedik mi?

    Genel siyasal çıkarlar, adım adım kadın özgürlük çizgisini aşındırdı da biz mi fark edemedik?

    Kadın yaklaşımını, net duruşunu biraz öteledik mi?

    ‘Toplumsal ittifaklar’, ‘bileşenler’ derken, erkek zihniyetinin kendilerini yaşatacağı boşluklar mı bıraktık?

    Kadına karşı şiddetle mücadeleyi, yaşamlarımızdan uzak, sırf politik bir söylem olarak mı ele aldık?

    Parti içi toplantılarda “erkekliği sorgulamayı” gündeme almayı ihmal mi ettik?

    Ağzı laf yapan kurnaz erkek tipinin ne kadar tehlikeli olduğunu yeterince bilince çıkartamadık mı? Kadınlar yıllarca “özel alan politiktir” derken; ne demek istediklerini anlamadık mı?

    Mekânsal olarak erkek egemenliğinin en korunaklı alanı olan evleri, politika dışında mı tuttuk?

    Kadınlar hep kendilerini eğitmek, değiştirip dönüştürmekle uğraşırken; partili erkekler ‘demokrat/devrimci’ kimliğin arkasına mı sığındı?

    Sorulabilecek daha onlarca soru var…

    “Nerede hata yaptık?” sorusuna cevap aramak; erkek egemen/zorba zihniyeti mahkûm ederek; olası yanlışların önüne geçecektir.

    “Nerede hata yaptık?” sorusunu cesaretle sormak, meseleye yüzeysel yaklaşımları engelleyecek, ağır bedeller ödenerek elde edilen kadın kazanımlarını koruyup geliştirecektir.

    Eminim ki yaşananlar karşısında her kadın ve toplumsal cinsiyet eşitliğine değer veren herkes öfkelenmiştir. Yürüttüğü kadın özgürlük mücadelesinin bedelini “siyasi rehine” olarak ödeyen biz içerideki kadınlar da öfkelendik. “Nasıl olur?” sorusu günlerce içimizi kemirdi. Bu yazıyı kaleme alarak, kadına karşı işlenen suçların hesabının sorulması ve bundan sonra bir daha yaşanmaması için küçük bir katkı yapmak istedim.

    Kadın bedenine, kimliğine, iradesine yönelik her türlü müdahaleyi insanlık suçu sayan; özgür, eşit ve demokratik bir gelecek için mücadele eden bizler, bu değerlere daha fazla sarılarak; bu süreçten kadın özgürlük mücadelesinin güç kazanarak çıkmasını umut ediyoruz.

  • Narin Nadirova: Kazakistan Halk Meclisi üyeliğine seçilen Kürt kadın

    Narin Nadirova: Kazakistan Halk Meclisi üyeliğine seçilen Kürt kadın

    Kazakistan, en fazla Kürt nüfusa sahip Orta Asya ülkesidir. 2017 sayımına göre ülkede resmi olarak 44 bin 768 Kürt yaşıyor. Ülkedeki Kürt diasporası ve bazı Kürt kaynakları ise bu rakamın 46 ila 150 bin arasında olduğunu iddia ediyor. Bu ülkeye yerleşen Kürtler 4 ayrı zaman diliminde farklı sebeplerle gelmişlerdir:

    1. 1937-1994 döneminde Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’dan sürülenler ( %60),
    2. 1989’da Özbekistan’ın Fergana Vadisi’nde Ahıska Türkleri ve Özbekler arasında çıkan etnik çatışmadan dolayı bölgeden yaşayan Kürtlerin komşu Kazakistan’a göç etmesi (0-%26),
    3. 1990 ve 2010 yıllarında Kırgızistan’daki Kırgız-Özbek etnik çatışmalarından kaçarak Kazakistan’a sığınanlar (0-%26),
    4. 1989-1994 Dağlık Karabağ savaşında bölgeden Kazakistan’a göç edenler (%10).

    1995’de Kazakistan’daki Kürtler arasında yapılan anket çalışmasına göre, Kürt nüfusun Kazakistan’da en fazla olduğu yerleşim bölgeleri Almatı ( 15 bin) ve Jambıl bölgesidir (15 bin). Kazakistan’daki Kürtler hızlı nüfus artışıyla dikkat çekiyor.

    Independent Türkçe  servisinden Abdulhakim Günaydın Kazakistan Halk Meclisi üyeliğine seçilen Kürt kadın Narin Nadirova’yı yazdı.

    Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere zengin doğal kaynaklara sahip Kazakistan, büyük yüz ölçümüne nispeten düşük nüfusu ve Orta Asya ülkeleri arasında gelişen ekonomisiyle öne çıkıyor.

    2018 verilerine göre yaklaşık 18 milyon nüfusunun olduğu ülkede Kazak, Rus, Özbek, Ukraynalı, Uygur, Tatar ve Almanlar gibi yüzden fazla etnik yapı yaşıyor.

    Yüzden fazla etnik yapının yaşadığı ülkede yaklaşık 150 bin Kürt’ün olduğu tahmin ediliyor.

    Son dönemde iş, sanat, ekonomi ve devlet kurumları başta olmak üzere önemli görevlere getirilen Kürtler, başarılarından dolayı birçok ödüle de layık görüldü.

    Başarı dolu bir hayat hikayesi

    Şu ana kadar birçok ödül alan ve Kazakistan Cumhurbaşkanı’na danışmanlık görevi yürüten kuruma seçilen Kürtlerden biri de bankacı ve aktivist Narin Nadirova oldu.

    Ermenistan’da dünyaya gelen Nadirova, evlendikten sonra Kazakistan’a yerleşti.

    20 yıldan fazladır Kazakistan’da bankacılık, finans ve ekonomi alanında faaliyet yürüten Nadirova, 2016’da “Yılın Bankacısı” ödülünü aldı.

    2017’de “Kazakistan Halk Birliği” ödülünü alan Nadirova, 2019’da da “Yılın Kişisi” ödülüne layık görüldü.

    İlk defa bir Kürt kadın meclis üyeliğine seçildi

    Aktivistliğinin yanı sıra Kazakistan ve dünya çapında ofis ve şubeleri bulunan Home Credit Bank’ın CEO’luk görevini yürüten Nadirova, önceki gün Kazakistan Halk Meclisi üyeliğine seçildi.

    Nadirova’nın seçilmesiyle 394 üyesi bulunan ve başkanlığını Nursultan Nazarbayev’in yaptığı mecliste ilk defa bir Kürt kadın yer aldı.

    Tüm üyelerinin seçilerek görev yaptığı meclis başkan yardımcılığı görevini her yıl dönüşümlü olarak ülkede yaşayan etnik yapılardan biri yapıyor.

    Eski Sovyetler Birliği Kürt Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kinyaze İbrahim Mirzoyev de geçen yıllarda meclisin başkan yardımcılığı görevini yapmıştı.

    Nadirova ve Mirzoyev dışında mecliste Ezime Şemo ve Vekil Nabiyev isminde iki Kürt üye daha bulunuyor.

    “Bu görev benim için onur verici”

    Kazakistan Halk Meclisi üyeliğine seçilmesini Independent Türkçe’ye değerlendiren Narin Nadirova, yeni göreve seçilmesinden ötürü çok mutlu olduğunu söyledi.

    Yeni görevi ile omuzlarındaki yükün daha da ağırlaştığını belirten Nadirova, “Bundan şikayetçi değilim, aksine şeref duyuyorum. Kürtler adına mecliste olmak benim için onur verici ve sevindiricidir. Yeni görevim ile Kazakistan’da yaşayan Kürt ve diğer etnik gruplara daha fazla hizmet edeceğime inanıyorum” diye konuştu.

    Etnik yapıların mecliste dil, kültür ve sanat gibi problemlerini dile getirebildiğini kaydeden Nadirova, Kürtler olarak değerlerini korumak için sağlanan her imkanı kullanacaklarını söyledi.

    “Nadirova görevlerin en iyisine layıktır”

    Eski Sovyetler Birliği Kürt Dernekleri Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Kinyaze İbrahim Mirzoyev, Nadirova için, “ O görevlerin en iyisine layıktır” dedi.

    Mirzoyev, “Narin’in seçilmesi Kazakistan Halk Meclisi’ndeki çalışmalarımızı daha iyi bir seviyeye taşıyacak. İş yükümüzü hafifleteceği gibi daha iyi hizmetler yapmamıza vesile olacak” ifadelerini kullandı.

    Kazakistan Halk Meclisi’ni görevi

    Bir diğer ismi de Kazakistan Halk Asamblesi olan Kazakistan Halk Meclisi, doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na danışmanlık yapan bir kurum.

    Kurum, dönemin Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in talimatı ile 1 Mart 1995’te kuruldu.

    Başkanlığını Nazarbayev’in yaptığı meclisin kuruluş günü olan 1 Mart (Şükran Günü) 2016’dan beri resmi tatil ve çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

    Sivil ve devlete bağlı kurumlarca büyük bir değer atfedilen mecliste Kazakistan’da yaşayan etnik yapılar nüfusları oranınca temsil ediliyor.

    Kurumun en önemli işlevlerinden biri de ülkede yaşayan etnik yapıların dil, kültür, gelenek ve göreneklerini yaşamada karşılaştığını problemlerinin çözümüne yardımcı olmak.

    Kaynak: Independent Türkçe 

  • Bağdat’tan hava saldırısı tepkisi: Akar’ın ziyareti iptal edildi

    Bağdat’tan hava saldırısı tepkisi: Akar’ın ziyareti iptal edildi

    Irak ordusunun 2 komutanı ve 1 askerin yaşamını yitirdiği Türkiye’nin hava saldırısına merkezi ve bölgesel hükümetten tepki geldi. Irak hükümeti, Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Bağdat’a yapacağı ziyareti iptal etti.

    Irak Federe Kürdistan Bölgesi sınır hattında düzenlenen ve Irak ordusunun 2 komutan ile bir askerinin yaşamını yitirdiği saldırıyla ilgili Türkiye’ye tepki yağdı. Irak Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, saldırıyı şiddetle kınadı. Irak’ın toprak egemenliğinin ve Birleşmiş Milletler sözleşmesinin ihlal edildiği belirtilen açıklamada, saldırının komşuluk hukukuna da aykırı olduğu vurgulandı.
    AKAR ZİYARETİ İPTAL EDİLDİ 
    Irak hükümeti de, Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Bağdat’a yapacağı ziyareti, saldırı nedeniyle iptal etti. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait Silahlı Hava Araçları’nın (SİHA) dünkü saldırısını kınayan Irak Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin mütekerrir askeri ihlalleri Irak egemenliğini, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler sözleşmesini ihlal etmektedir” açıklamasında bulundu.
    Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ne güçlü bir protesto notası verileceği belirtilen bakanlık açıklamasında, “Türkiye’nin ihlallerine karşı açık ve birden fazla seçeneğimiz bulunuyor” denildi.
    BMGK’YE ÇAĞRI
    3’üncü Tugay Komutanı Zübeyir Hali ve sınır birliklerine bağlı 2’nci Alay Komutanı Muhammed Reşid ile bir askerin yaşamını yitirdiği hava saldırısına bir tepki de Irak parlamentosundan geldi. Irak Parlamentosu 1’inci Başkan Yardımcısı Hasan Kerim Kabi, bombardımanın Ankara ile Bağdat arasındaki tarihi bağları ciddi bir şekilde zedelediğini ifade ederek, saldırıyı Irak’ın egemenliğinin ihlali olarak nitelendirdiklerini vurguladı.
    Saldırıyı şiddetle kınayan Kabi, Irak hükümetinin Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi’ni çağırarak, Ankara’ya “güçlü bir mesaj verilmesi gerektiğini” dile getirdi. Kabi, “Bu saldırıların tekrarlanması tüm uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarının açık bir ihlalidir. Bu ihlallere derhal yanıt verilmelidir” dedi.
    KÜRDİSTAN HÜKÜMETİNDEN AÇIKLAMA 
    Irak Federe Kürdistan Bölgesi hükümeti de Türkiye’nin hava saldırısına tepki gösterdi. İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Türkiye ve PKK’nin savaş ve çatışmalarını Kürdistan Bölgesi ve Irak toprakları dışına taşımaları gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz” denildi.
    Türkiye’ye ait SİHA’ların dün saat 14.45 sıralarında Federe Kürdistan Bölgesi’nin Sidekan nahiyesinde düzenlediği hava saldırısında, Irak ordusuna bağlı 3’üncü Tugay Komutanı Zübeyir Hali Taceddin ve sınır birliklerine bağlı 2’nci Alay Komutanı Muhammed Reşid Süleyman ile bir asker yaşamını yitirmiş, Irak ordusu komutanlarından Hüsameddin Abdurrahman Hasan ise yaralanmıştı.
    M/A
  • Meslektaşları Timtik ve Ünsal için ‘Adalet Nöbeti’nden seslendi

    Meslektaşları Timtik ve Ünsal için ‘Adalet Nöbeti’nden seslendi

    Mersin’de “Adalet Nöbeti” tutan avukatlar, ölüm orucundaki meslektaşları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın taleplerinin yerine getirilmesini istedi.

    Mersin Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar, ölüm orucundaki tutuklu meslektaşları Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın durumuna dikkat çekmek amacıyla 4 Ağustos’tan beri Mersin Adliyesi önünde “Adalet Nöbeti”nde.

    Bugün yine adliye binası önünde bir araya gelen avukatlar, üzerinde Timtik ve Ünsal’ın fotoğraflarının olduğu “Adalet sağlansın. Ebru ve Aytaç yaşasın” pankartı açtı.

    Kentteki kimi siyasi parti ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin de destek verdiği eylemde bir kez daha Timtik ve Ünsal’ın taleplerinin yerine getirilmesi istendi.

    Adalet nöbeti kısa süreli oturma eylemiyle son buldu.

  • Mahalle baskınında ahırlar kazıldı

    Mahalle baskınında ahırlar kazıldı

    VAN – Gürpınar ilçesinin Çepkenli  Mahallesi’ne baskın yapan özel harekat polisleri, yurttaşların ev ve ahırlarında saatlerce kazı yaptı.

    Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Çepkenli (Pagan) Mahallesi’ne 9 Ağustos’ta sabah saatlerinde özel harekat polisleri tarafından 8 helikopterle baskın düzenlendi. Operasyonda, İkram Öner, Necip Öner ve Ömer Öner adlı yurttaşların evlerinde arama yaptı. Arama gerekçesine ilişkin bilgi vermeyen polisler, yurttaşlara ait ahırların içerisini de kazdı.  Kazıların nedenine soran köylülere, “Ne aradığımızı bulduğumuzda görürsünüz” dendiği belirtilirken, yapılan kazılar sonrası polisler helikopterle mahalleden ayrıldı.
  • İngiltere’de salgın yüzünden 730 bin kişi işsiz kaldı

    İngiltere’de salgın yüzünden 730 bin kişi işsiz kaldı

    İngiltere’de Mart-Temmuz döneminde 730 bin kişinin işini kaybettiği açıklandı. Ulusal İstatistik Kurumu’nun (ONS) açıkladığı verilere göre, koronavirüs salgını en çok 18-24 yaş grubundaki ve 65 yaşın üstündeki çalışanlarla beden işçilerini etkiledi. Ülkede bu oranda bir düşüş son kez 2009’da görülmüştü. Düşüşün Haziran’dan itibaren yavaşladığı belirtiliyor.

    ‘İşsizlik yüzde 7,9’a çıkabilir’

    ONS’nin verileri hâlâ kadroda göründükleri için bu dönemde ücretli ya da ücretsiz izne çıkarılan kişileri kapsamıyor. Bu nedenle verilerin pandemi sürecinin etkilerini tam olarak yansıtmadığı vurgulanıyor. İngiltere’de işsizlik oranı yüzde 3,9 civarında. Ancak bazı uzmanlar, 2021’in ortasında bu oranın yüzde 7,9’a çıkabileceği uyarısında bulunuyor.

    ONS’nin verilerine göre Temmuz’da devlet yardımı alan işsiz ya da düşük gelirli kişilerin sayısı Mart’ta itibaren yüzde 117 artarak 2,7 milyona ulaştı. Sonuçları dün yayımlanan bir araştırma, ülkedeki işverenlerin üçte birinin Ekim ayına kadar işçi çıkarmaya hazırlandığını orta koymuştu. Aralarında HSBC, British Airways, BP, Rolls Royce, Virgin Atlantic, Ryanair ve EasyJet’in de bulunduğu çok sayıda şirket binlerce çalışanının işine son vereceğini açıklamıştı. Hükümet Mart’tan bu yana, zora giren şirketlerin çalıştırmayacağını beyan ettiği işçilerin maaşlarının yüzde 80’ini ödüyor.

     


     

    United Payments
    United Payments