Author: ali

  • Dengbêjlik geleneğinin önemli ismi Seyidxanê Boyaxçî yaşamını yitirdi

    Dengbêjlik geleneğinin önemli ismi Seyidxanê Boyaxçî yaşamını yitirdi

    Dengbêjlik deyince akla ilk gelen isimlerden biri olan Seyidxanê Boyaxçî, 87 yaşında yaşama veda etti.

    Kürt kültürünün aşıklık geleneği olan denbêjlik deyince akla il gelen isimlerden biri olan Seyidxanê Boyaxçî yaşama veda etti.

    Bir süre önce vücudunun tamamının enfeksiyon kapmasının ardından felç geçiren Seyidxanê Boyaxçî, Diyarbakır’daki evinde hayatını kaybetti.

    Dengbêjlik geleneğinin yüzlerce yıla yayılan tarihindeki birçok ezgiyi hafızasında taşıyan sanatçı, kendisinden önceki örneklerin de aktarıcısı konumundaydı.

    Seyidxanê Boyaxçî kimdir?

    Seyidxanê Boyaxçî, Diyarbakır’ın Ergani ilçesine bağlı Lexerî köyünde 1933 yılında dünyaya geldi. 2 yaşında iken annesini, 4 yaşında iken babasını kaybeden Boyaxçî, amcası tarafından büyütülür ve hiç okula gitmez. Çocukluğu çobanlıkla geçen Boyaxçî, 15 yaşından sonra Diyarbakır merkeze yerleşir ve Sur ilçesinde ayakkabı boyacılığı yapmaya başlar. Boyaxçî, bu işi 25 yıl boyunca sürdürür. Boyaxçî, bir dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde temizlik personeli olarak çalışır.

    Uzun yıllar Sur’da bulunan Dengbêj Evi’nde bütün gününü biriktirdiği kilamlarını seslendirmekle geçiren Boyaxcî, sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine bir süre önce hastaneye kaldırıldı ve vücudunun tamamının enfeksiyon kaptığını öğrendi. Boyaxçî, uzun bir tedavi sürecinden sonra felç geçirdi. Bütün günü evindeki odasında geçen Boyaxcî, eski bir radyo-teyp ile kasetlerden dinlediği kilamlara eşlik ederek zamanını geçiriyordu.

     

  • Avusturya Başbakanı Kurz: Türkiye huzursuzluk tohumları ekiyor

    Avusturya Başbakanı Kurz: Türkiye huzursuzluk tohumları ekiyor

    Avusturya ve Türkiye arasında geçen hafta Viyana’da yaşanan şiddet olaylarının ardından başlayan gerginlik devam ediyor. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, AKP yönetimini ülkesinde huzursuzluk tohumları ekmekle suçlayarak, Türkiye’deki sorunların Avusturya’ya ihraç edilmesine izin vermeyeceklerini söyledi

    Avusturya’nın etnik grupların arasındaki çatışmaları önlemek için kısıtlayıcı göç politikaları izlemeye devam etmesi gerektiğini belirten Kurz, “Mesajım net, Türkiye’den Avusturya ya da Almanya’da yaşayan insanlara yönelik herhangi bir müdahale olmamalı. Biz Avusturya’daki sorunlarımızı kendimiz çözeriz” dedi.

    Kurz, AKP yönetimini ülkesinde huzursuzluk tohumları ekmekle suçladı ve Türkiye’deki sorunların Avusturya’ya ihraç edilmesine izin verilmeyeceğini söyledi.

    ‘ENTEGRASYON BAŞARISIZ OLDU’

    Viyana’daki olayların başarısız entegrasyon politikasının bir sonucu olduğuna inandığını ifade eden Kurz, entegrasyon sorununun sadece Türkçe konuşulan, Türkçe’nin kullanıldığı kuruluşlarda zaman geçiren ve Türk mağazalarında alışveriş yapan yoğun Türk kökenli nüfusun varlığından kaynaklandığını savundu. Kurz şu ifadeleri kullandı:

    “Daha birkaç yıl önce Viyana’da insanların neredeyse kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmedikleri semtlerin olduğunu söylemiştim. O zamanlar bu nedenle çok eleştirilmiştim. Sanırım Favoriten bölgesinin sakinleri neyi kastettiğimi anlıyorlardır, zira orada birçok kişi bu tür olaylar yaşanırken kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmiyor. Ben, gelişmelerin böylesine karşı kararlı eylemleri destekliyorum.”

    Avusturya merkezli Kurier gazetesinin aktardığına göre Sebastian Kurz ayrıca Avusturya’da sokak çatışmalarına girmek isteyenlere bunu Türkiye’de yapmalarını önerdi.

    NE OLMUŞTU?

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da geçen hafta Türk milliyetçisi olan aşırı sağcı gruplarla Kürt ve solcu gruplar arasında çıkan şiddet dozu yüksek bir kavga çıkmıştı.

    Olayların nedeni ise Kürtlerin ve sol görüşlü grupların düzenlediği bir gösteriye aşırı sağcı Türk milliyetçisi grupların saldırı düzenlemesiydi.

  • İspanya’daki araştırma ‘sürü bağışıklığı’ tezini boşa düşürdü

    İspanya’daki araştırma ‘sürü bağışıklığı’ tezini boşa düşürdü

    İspanya’da yapılan bir koronavirüs araştırması, ‘sürü bağışıklığı’ tezini boşa düşürdü. Koronavirüse bağışıklık kazananları tespit etmek amacıyla yürütülen araştırmada, nüfusun sadece yüzde 5,2’sinin antikor ürettiği saptandı.

    Dünyada 2020 yılının bir numaralı gündem maddesi olan koronavirüs konusunda İspanya’da önemli bir çalışmaya imza atıldı.

    Söz konusu araştırma, koronavirüsle mücadelede ‘sürü bağışıklığı’ tezini savunanları hayal kırıklığına uğrattı.

    Reuters haber ajansının tıp dergisi Lancet’ten yaptığı aktarıma göre, İspanya’da koronavirüse bağışıklık kazananmış olanları tespit etmek amacıyla yürütülen bir araştırmada, nüfusun yalnızca yüzde 5,2’sinin antikor geliştirdiği saptandı.

    Bu araştırma, yerkürede salgından en fazla etkilenen ülkelerden biri olan İspanya’da, nüfusun büyük bölümünün Covid-19’a karşı bağışıklık geliştirmediğini, bir başka deyişle ‘sürü bağışıklığı’ tezinin geçersizliğini ortaya koyuyor.

    Avrupa Hastalık Kontrolü Merkezi, 61 binden fazla katılımcıyla yapılan bu araştırmanın, koronavirüsle ilgili seroloji (belirli bir mikroorganizmaya karşı üretilmiş antikorların varlığını saptayan bir tıbbi kan testi) alanına dair Avrupa’da yapılan en büyük araştırma olduğunu belirtti.

    BBC Türkçe’nin aktardığına göre, araştırma ekibinin başında yer alan İspanya Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi yöneticisi Marina Pollan, CNN’e yaptığı açıklamada, “Bazı uzmanlar nüfusun yüzde 60’ında antikor tespit edildiğinde sürü bağışıklığının oluşmuş olacağını belirtse de o rakamın çok uzağındayız” ifadelerini kullandı.

    Worldometers sitesinin verilerine göre, İspanya’da şu ana dek 298 bin 869 vaka tespit edilirken 28 bin 388 de can kaybı meydana geldi.

    İSVEÇ ÖRNEĞİ

    ‘Sürü bağışıklığı’ denince ilk akla gelen ülkelerden biri İsveç. Ülke, koronavirüs sürecinin başından bu yana, sokağa çıkma kısıtlaması gibi uygulamalara başvurmayarak adı konulmamış bir sürü bağışıklığı stratejisi uyguladı.

    Ancak açıklanan veriler, İsveç’i koronavirüsle mücadelede en başarılı ülkelerden biri yapmıyor. Nüfusu yaklaşık 10 milyon 300 bin kişi olan İsveç’te, diğer İskandinav ülkelerine göre daha yüksek ölüm oranları kaydedildi.

    Dahası, dünyada 1 milyon kişiye düşen ölüm sayısında İsviçre 7’nci sırada yer alıyor. İsveç önündeki 6 ülke ise San Marino, Belçika, Andorra, İngiltere, İspanya ve İtalya.

    İsveç, toplamda 5 bin 443 ölümle, dünyada bu alanda 17’nci sırada yer alıyor. Ülkede şu ana dek tespit edilen vaka sayısı ise 73 bini aşmış durumda.

    Geçtiğimiz günlerde, İsveç’te hükümetin koronavirüsle mücadele stratejisini gözden geçirmeye karar verdiği basına yansımıştı. Bu kapsamda hükümet, İsveç Savunma Araştırmaları Ajansı’nı (FOI) alınan tedbirlerin analizi için görevlendirdi.

    İNGİLİZ PROFESÖR: BAĞIŞIKLIK UZUN SÜRMEYEBİLİR

    Bu arada İngiltere’deki Imperial College London’da görev yapan immünoloji profesörü Danny Altmann, koronavirüse karşı kazanılan bağışıklığın, beklendiği kadar etkili olamayabileceğine dönük bir yorumda bulundu.

    CNBC’ye konuşan profesör Altmann, “Bağışıklık oldukça kırılgan gözüküyor. Bazılarında bulunan antikorlar birkaç içerisinde yok olacakmış gibi duruyor. Bu sırtınızı dayayacağınız bir şey değil” ifadelerini kullandı. Altmann, koronavirüs enfeksiyonlarının olduğu kasaba ve şehirlerde nüfusun sadece yüzde 10 ila yüzde15′inin bağışıklık kazanacağını söyledi.

    İkinci dalga halinde ilk dalgada Covid-19’a yakalananların da risk altında olabileceğine dikkat çeken Altmann, durumun “çok, çok korkutucu” olduğu konusunda uyarı yaptı.

  • Rojbin Çetin tutuklandı

    Rojbin Çetin tutuklandı

    MARDİN – Gözaltına alınırken polisin köpekli ve fiziki işkencesine maruz bırakılan HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu üyesi Sevil Rojbin Çetin tutuklandı.
    Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan bir soruşturma kapsamında 26 Haziran’da Diyarbakır’daki evine yapılan baskında, polisin köpekli ve fiziki işkencesine maruz bırakılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu ve Tevgera Jinên Azad (TJA) üyesi Sevil Rojbin Çetin, savcılık işlemlerinin ardından tutuklanma istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi.
    Çetin, hakimlik tarafından “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı.
  • Demirtaş’ın tahliye talebi reddedildi

    Demirtaş’ın tahliye talebi reddedildi

    AYM’nin verdiği ihlal kararı ardından Demirtaş’ın tahliyesi için yapılan başvuru, delil durumunda değişiklik olmadığı gerekçesiyle reddedildi.

    Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ihlal kararı ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatları Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi’ne tahliye talebi bulundu. Avukatların yaptığı başvuruyu değerlendiren mahkeme, Demirtaş’ın tutuklanmasından bu yana mevcut delil durumunda bir değişiklik olmadığı gerekçesiyle tahliye talebini reddetti.

    SAVCILIK SORUŞTURMASI

    Mahkeme, AYM’nin ihlal kararı verdiği Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılamaya konu suç ve fiiller ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Demirtaş hakkında yürüttüğü soruşturmadaki fiil ve suçların tamamen ayrı olduğunu kaydetti.  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında suçlara işaret eden mahkeme,  “Şüphelinin bu suçları PKK Silahlı Terör Örgütünün sözde talimatları doğrultusunda işlettirdiği, bilerek ve isteyerek işlettirdiği, şüphelinin baştan beri örgütün sözde yöneticileri fikir ve eylem birliği içerisinde bulunduğu ve birlikte hareket ettiğine dair soruşturma dosyasında tespitler yapıldığı ve bu yönde kuvvetli delil ve emarelerin mevcut olduğu” savunuldu.

    SAVCI TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNİ İSTEDİ

    Mahkeme savcılığın tahliye talebine ilişkin mütalaasında, kuvvetli suç şüphesi,  suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklamaya konu suçlara dair cezanın üst sınırı ve tutuklama koşullarının değişmediği gerekçesiyle tahliye talebinin reddi ile CMK 100 ve maddeleri gereğince tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ettiğine yer verdi.

    MAHKEME: DELİL DURUMUNDA DEĞİŞİKLİK YOK

    Savcılığın tutukluluk yönünde karar verilmesine dair mütalaasına uyan mahkeme, Demirtaş’a atılı suçun niteliği, soruşturmanın kapsamı, CMK’nın 100 maddesi içeriğine, tutuklama tarihine göre ve tutuklama tarihinden bu yana mevcut delil durumunda şüpheli lehine bir değişiklik bulunmadığı gerekçesiyle tahliye talebinin reddine ve Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

    Demirtaş’ın avukatlarının verilen karara itiraz edeceği öğrenildi.

  • Düzgün Baba’daki yazılama Meclis’e taşındı

    Düzgün Baba’daki yazılama Meclis’e taşındı

    DERSİM – Nazımiye ilçesindeki Düzgün Baba Ziyaretgahı’nın kayalığına yapılan “üç hilal ve MHP” yazılaması Meclis gündemine taşındı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, Nazımiye ilçesinde bulunan Düzgün Baba Ziyaretgâhı’nda, kayalığa “üç hilal ve MHP” yazılama yapılmasına ilişkin Meclis Başkanlığı’na soru önergesi verdi.  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle verilen önergede, yazılamanın 2 Temmuz Sivas Katliamı’nın yıl dönümünde gerçekleştiği hatırlatıldı. Önlü, “Türkiye’de yıllardır sistematik olarak Alevilerin evlerinin işaretlendi, ibadet yerlerine saldırılar yapıldı. Saldırıyı gerçekleştirenler bir an önce yargı karşına çıkarılmalıdır” dedi.

    Önlü, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    “* Dersim’in Nazmiye ilçesindeki Düzgün Baba Ziyaretgâhına yönelik gerçekleştirilen bu ırkçı saldırı hakkında soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamış ise gerekçesi nedir?

    * Olayın yaşandığı gün Dersim’in Nazmiye ilçesinde veya Düzgün Baba Ziyaretgâhı çevresinde 58 plakalı bir araç görülmüş müdür?

    * Sivas Katliamının yıl dönümü haftasında gerçekleştirilen bu ırkçı saldırıyla ne amaçlanmaktadır? Sivas Katliamı yıl dönümünde bu saldırın gerçekleşmesi saldırının planlı ve organize gerçekleştiğinin bir göstergesi değil midir?

    * İçişleri Bakanlığı yaptığınız süre içerisinde Alevi inancı ve öğretisine yönelik kaç saldırı gerçekleşmiştir? Bu saldırılara ilişkin kaç soruşturma başlatılmış ve sonuçlandırılmıştır?

    * İçişleri Bakanı olduğunuz süre zarfında Alevilerin evlerine, ibadethanelerine ve inançlarına yönelik yapılan saldırılar nedeniyle kaç kişi gözaltına alınmıştır? Gözaltına alınanlar hakkında ne tür işlemler yapılmıştır?”

  • Elarslan soruşturmasının kapatılmasına tepki

    Elarslan soruşturmasının kapatılmasına tepki

    Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi ile Çocuk Hakları Uluslararası Ağı Yönetim Kurulu üyesi Adem Arkadaş Thibert, 13 yaşında öldürülen Fatma Elarslan soruşturma dosyasının “örgüt üyesi” gerekçesiyle kapatılmasına tepki gösterdi.
    Şırnak’ın İdil ilçesinde 16 Şubat 2016’da uygulanan sokağa çıkma yasağı devam ettiği sırada kendisinden haber alınamayan ve 7 Mart 2016’da cansız bedenine ulaşılan 13 yaşındaki Fatma Elarslan’ın soruşturma dosyasının “örgüt üyeliği” gerekçesiyle kapatılması tepkilere neden oldu.  Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi ile Çocuk Hakları Uluslararası Ağı Yönetim Kurulu üyesi Adem Arkadaş Thibert, soruşturmanın kapatılmasına ilişkin açıklama yaptı.
    ‘FAİLLER BULUNMALI’
    Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi açıklamasında, 13 yaşında bir çocuğun “örgüt üyesi” sayılmasını ve öldürülmesinin “hukuka uygun” görülmesinin kabul edilemeyeceği belirtildi. Açıklamada, “Hukuk düzeninde yaşam hakkının istisnası bulunmamaktadır ve devletler şartlar ne olursa olsun yaşam hakkını korumakla yükümlüdür. Buna rağmen faili koruyan cezasızlık politikası pratikte yaygın bir hale getirilmiş ve yaşam hakkı ihlallerinin önü açılmıştır. Çocukları öldüren faillerin cezasızlık zırhıyla korunmasına müsaade etmiyoruz. Fatma’nın failleri derhal bulunmalı ve cezalandırılmalıdır” denildi.
    ‘ÇOCUKLAR SUÇLANAMAZ’
    Çocuk Hakları Uluslararası Ağı Yönetim Kurulu üyesi Adem Arkadaş Thibert ise, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Terörle mücadele yasası çocuk cinayetinde kullanılamaz, yetişkinlerin derneklerine üye olma hakkı olmayan çocuklar terör örgütüne üyelikle suçlanamaz. Yargı sistemi terörle mücadelede insan haklarına saygılı olmakla yükümlü. Yasalar adaletsizlik için kullanılmaz…” ifadelerini kullandı.