Category: Haber

  • ‘ABD’li asker ve gazeteciler Rojava için ağladı’

    ‘ABD’li asker ve gazeteciler Rojava için ağladı’

    LONDRA- SOAS Üniversitesi’nde konuşan BBC Muhabiri Jiyar Gol, ABD’nin Rojava’dan geri çekilme sürecindeki tanıklıklarını anlatarak, “Yerelde birlikte çalıştığım pek çok Amerikan muhabiri, gazeteci gözyaşlarını tutamayarak ‘Kürtlere ihanet ettik’ diyorlardı. Çünkü onlar başından beri YPG ve YPJ’li genç gerillaların nasıl kahramanca direndiklerini, nasıl İŞİD’i durdurduklarını birinci elden gözlemlemişlerdi” dedi.

    İngiltere Kürt Akademisyenler Topluluğu (Kurd-AKAD-UK) tarafından BBC Dünya Servisi muhabiri Jiyar Gol, BBC Arapça Servisi muhabiri Mustafa Hamo ve  insan hakları aktivisti Dr. Azad Derwani’nin katılımıyla ‘Türkiye’nin Rojava İstilası ve Sonuçları’ adlı bir panel düzenlendi. SOAS Üniversitesi’nden gerçekleşen panele çok sayıda öğrenci ve akademisyen katıldı. Moderatörlüğünü gazeteci Suna Parlak’ın yaptığı panel de ilk konuşmayı BBC Dünya Servisi Muhabiri Jiyar Gol yaptı. 2012’den beri Türkiye, Irak, Suriye ve Rojava’yı yakından takip eden ve yerelden haber aktarımları ile bilinen Jiyar Gol, Rojava ile Türkiye ilişkilerini değerlendirdi. 2012 yılında Türkiye sınırında bir gece de en az iki yüz ve üç yüz  otobüsün Türkiye tarafından Rojava’ya geçtiğini, ve bu araçların Türk askeri araçlarınca eskort edildiklerini kendi gözleriyle gördüğünü söyledi. Türkiye’nin  avrupa ülkelerinden gelen DAİŞ’lilerin en kolay geçiş noktası olduğuna vurgu yapan Gol, İŞİD militanlarının havaalanlarında, gerek kıyafetleri gerekse de davranışlarıyla çok kolay fark edildiklerini belirtti.

     

    MÜSLÜMAN ÜLKELER KÜRTLER’E ‘ADALETSİZ’

    DAİŞ çetelerinin Kobani’ye yönelik saldırılarını Irak ordusundan ele geçirdikleri ağır silahlarla gerçekleştirdiklerini hatırlatan Gol, “Oysa onları karşısında direnen YPG ve YPJ güçlerinin ellerinde sadece basit silahlar vardı. Bu yüzden Kobani’deki savaş kesinlikle adaletsiz, eşit olmayan güçler arasındaki bir savaştı. Diğer adaletsiz durumda, tüm dünyanın, özellikle de müslüman ülkelerin sessizliğiydi. Kürtler saldırıya uğradığında hiç bir müslüman ülkeden Kürtlere yönelik bir sempati yada yardım gösterilmedi. Dolayısıyla Kürtlerin koalisyona katılmaktan başka şansları yoktu” dedi.

     

    ABD’LİLER ROJAVA İÇİN AĞLADI

    Donald Trump’ın kararıyla ABD ordusunun Rojava’dan çekilmeye karar verdiğinde de o bölgede bulunduğunu söyleyen Gol, şunları anlattı: “Yerelde birlikte çalıştığım pek çok Amerikan muhabiri, gazeteci gözyaşlarını tutamayarak ‘Kürtlere ihanet ettik!’ diyorlardı. Çünkü onlar başından beri YPG ve YPJ’li genç gerillaların nasıl kahramanca direndiklerini, nasıl İŞİD’i durdurduklarını birinci elden gözlemlemişlerdi. Çocuğunu Türkiye’nin Rojava işgalindeki saldırılarda kaybeden Nusaybinli bir baba bana şunu söyledi: ‘Benim çocuğum Kobani’de, Raqqa’da İŞİD’e karşı tüm dünya için savaştı bak Türkiye’nin saldırısında hayatını kaybetti ve şimdi tüm dünya sessiz.’ Son olarak Türkiye’nin Rojava işgalinde ki müttefikleri aynı İŞİD gibiler. Adları farklı olabilir ama kullandıkları yöntem gösteriyor ki onların İŞİD’den farkı yok.”

     

    AFRİN’DE MEZARLARI YIKTILAR

    Rojava’nın Afrin kentinden olan  ve şu anda BBC Arapça Servisi’nde çalışanan gazeteci Mustafa Hamo Türkiye’nin Afrin işgalini ve bu işgalin Afrin halkı üzerindeki etkilerini anlattı.  Türk askerleri 18 ay önce Afrin’i işgal ettiklerinde ilk yaptıklarının İŞİD’e karşı savaşırken hayatını kaybeden gençlerinin mezarlarının bulunduğu iki mezarlığı yıkmak olduğunu söyleyen Mustafa Hamo, “Hatta 46 yıl önce hayatını yitiren Kürt aydın ve yazarı Nuri Dersimi’nin mezarı bile tahrip edilip kemikleri bilinmeyen bir yere götürüldü. Afrin şu an tamamen dış dünyaya kapalı. Türk medyası bile ancak işgalci güçlerin eskortuyla içeri girip onların istediği kadar kalıp onların dikte ettirdikleri şeyleri yazabiliyorlar. Bizim haber kaynağımız sadece aileler” diye anlattı.

     

    AFRİN’DE ÇETECİ BİR ZİHNİYET VAR

    Afrin’in tamamen bir Kürt şehri olduğunu ve çok az sayıda farklı etnisite ve halklardan insanlar olduğuna dikkat çeken Hamo, “Türkiye oranın demografik nüfusunu değiştirmek için başka yerlerden Arapları oraya getirmeye çalışıyor. Ama bunu yaparken de herhangi bir kurala uymuyorlar. Mesela Türkiye ile birlikte hareket eden çeteci bir grup bir Kürt aileyi yerinden edip para karşılığı bir Arap aileyi yerleştiriyor. Kısa süre sonra başka bir çeteci grup o Arap aileyi de çıkartıp daha fazla para veren başka bir Arap aileyi oraya yerleştiriyor. Tamamen çeteci bir zihniyetle hareket ediyorlar. Hiç kimse evini bir saat bile terk edemiyor çünkü o bir saat içinde tüm ev çeteci güçlerce talan ediliyor” dedi.

     

    AFRİN ZEYTİNİ YAĞMALANIYOR

    Afrin’in tek geçim kaynağının zeytinyağı ve bu Suriye’de üretilen zeytinyağının yüzde 30’una tekabül ettiğini ifade eden Hamo, “Bir zeytin ağacının meyve vermeye başlaması için on yıllık bir emek ve zaman gerekiyor. İşgalden dolayı insanlar hem rahat hareket edemiyorlar, hem de zeytinliklere bakamıyorlar. Ayrıca işgalci militanlar zeytinyağının şehir dışına çıkmasına da izin vermeyip çok ucuz fiyata üreticiden alıp yüksek rakamlarla Türkiye piyasasına sunuyorlar” diye belirtti.

     

    İNSANLAR KAÇIRILIP FİDYE İSTENİYOR

    Afrin’deki Türkiye destekli çetelerin akrabaları yurtdışında olan insanları rehin alıp para istediklerini aktaran Hamo, “Oğlu İngiltere’de olan 70 yaşındaki bir adam kaçırılıp işkence edildiği görüntüleri oğluna gönderiliyor ve kendisinden on bin pound fidye isteniyor. Bu sadece bir örnek, bunun gibi yüzlerce kaçırılma, alıkonulma ve işkence örneği var” diye kaydetti. Afrin’deki grupların cihadist olmadığını çünkü hiç bir kurallarının olmadığını söyleyen Hamo, “Türkiye ile hareket eden bu gruplar eski suçlular, uyuşturucu satıcıları, hırsızlar, yani talancılar topluluğu ve para için yapamayacakları hiç bir şey yoktur.  Türk devletinin de bütün amacı, Kürtleri Afrin’den çıkarıp dışarıdan Arap nüfusunu oraya yerleştirerek Afrin’in demografik yapısını değiştirmek” dedi.

     

    Avukat ve insan hakları aktivisti Dr Azad Dewani ise kendisinin doktorasını yaptığı ‘Terörizmin Söylemsel İnşaası: PKK ve diğer Kürt siyasi hareketlerin Türk resmi devlet söylemindeki yeri ve Kürt meselesine yaklaşımı” adlı tezi ile ilgili bir sunum yaptı. Dr .Dewani ko Afrin ve son işgalden örnekler sundu.

     

  • Londra’da Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı

    Londra’da Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı

    HİKMET ERDEN

    Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilişlerinin 82. yılında Londra’da düzenlenen kitlesel bir etkinliki ile anıldı. Anmada konuşan HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, “Faşizm zulmünü sürdürmekte kararlı ise bizde direnmekte kararlıyız. Onlar Yezid olmakta kararlıysa biz de Hasan Hüseyin olmakta kararlıyız” dedi.

    Londra Dersimliler Dayanışma Derneği (DERSİM-Der) tarafından düzenlenen bir etkinlikle idam edilişlerinin 82. yılında Seyit Rıza ve arkadaşları anıldı. Gik-Der binasında gerçekleşen anma törenine çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. Anma etkinliği kapsamında düzenlenen panele ise HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, Yazar Munzur Çem ve Britanya Alevi Fedarasyonu Başkanı İsrafil Erbil katıldı.  Etkinlik, önce saygı duruşu ardından da Dersim katliamını ve Seyit Rıza’nın tavrını anlatan bir slayt gösterimi ile başladı. Anma etkinliği kapsamında Demokratik Güç Birliği bir açıklama yaparak, özellikle Rojava’ya yönelik işgal saldırılarına dikkat çekilerek, direniş ve mücadelenin Seyit Rıza’nın direniş ruhu ile sürdüğü vurgulandı.

     

    ‘SİSTEMATİK KATLİAMLAR GELİŞTİRİLDİ’

    Anmada düzenlenen panel de ilk sözü yazar ve tarihçi Munzur Çem aldı. Dersim harekatının sadece Kürtlere yönelik olmadığını Türk olmayan tüm halklara ve kimliklere karşı bir soykırım yok etme politikası uygulandığını vurgulayan Çem, “Önce Ermeniler, Süryaniler, Rumlar ve daha sonra Kürtler katliamdan geçirildi. Bu olay sadece Dersimde değil sistematik bir şekilde katliamların geliştiğini görmekteyiz” diye kaydetti.

     

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının ‘8 milyon Kürt adına sesleniyoruz’ dediklerini hatırlatan Çem, şunları söyledi: “Seyit Rıza ve arkadaşları bir bütün Kürdistan için talepte bulunuyorlar. O dönem bugün ki Rojava sürecine çok benziyor. Ruslar tıpkı bugün ki gibi bir tutum içinde iken ABD ise Rojava’da ansızın Kürtleri bırakmaları gibi Kürtler yanlız bırakıldı.’’

     

    ‘KÖKÜNDEN SÖKECEĞİZ DEDİLER’

    Türkiye’nin kuruluş süreci ve Mustafa Kemal’in Kürtlere bakış açısına da değinen Çem, Şark Islahat Planı ile “TC 1926 yılında Dersim Ali Boğazı’na bir askeri harekat düzenliyor. Bu harekatta bu bölge ‘kangren’ olarak nitelendiriliyor ve kökünden söküp atılması gerektiği söyleniyor. Kürtlerin ıslah edilmesi gerektiğini söyleyerek Şark Islahat Planı’nı devreye koyuyoralar. Bu Kürdistan’a özgü bir yasaldır. Her şeyi Türk soyuna gore yapıyorlar. Kökünden sökmek dedikleri de bu plan ile başlıyor ve soykırım politakası uygulanıyor” diye kaydetti.

     

    ‘MUSTAFA KEMAL’İN İMZASI VAR’

    Dersim 38 silahlı direnişinin 1937 direnişinden daha güçlü olduğunu belirten Çem, Mustafa Kemal’in Dersim soykırımındaki rolüne dikkat çekti. Mustafa Kemal’in Dersim katliamı öncesi “Mustafa Kemal otoriter ve diktatördü. Kürtçeyi yasakladı Kürtleri sürgün ettiren ve altında imzası bulunan kişidir. Onun haberi olmadan sinek bile uçmazdı deyim yerindeyse. Şark Islahat Planı’ndan Dersim soykırımına kadar Mustafa Kemalin imzası vardır. Ordu, Milli Eğitim, Yargı, Polis her şey ona bağlıdır. Bu harekat başta sona kadar Mustafa Kemalin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleşiyor” diye ifade etti.

     

    ŞEYH SAİTLERDEN SEYİT RIZALARA..

     

    Çem’in ardından söz alan HDP eski Milletvekili Osman Baydemir ise Şeyh Sait’ten Seyit Rıza’ya büyük bir direniş sergilendiğine dikkat çekerek, “Bu rejim ile baş etmenin yolu ona karşı direnmek ve mücadele etmektir. Bunun yolu da ortaklaşmaktan ve birlikten geçer. Tarih tekerrür ediyor işte. Bugün HDP’nin eşgenel başkanlarından on binlerce Kürde kadar ya zindan da ya sürgünde yada katledildi. Ancak boyun eğdik mi. Hayır eğmedik. Tıpkı Seyit Rıza gibi bu halk boyun eğmeyecek. Seyit Rıza diz çökmedi bizler de diz çökmeyeceğiz” diye kaydetti.

    Artık müzakere ve diyalog zemininin kalmadığını söyleyen Baydemir, “Faşizm zulmünü sürdürmekte kararlı ise bizde direnmekte kararlıyız. Onlar Yezid olmakta kararlıysa biz de Hasan Hüseyin olmakta kararlıyız. Şeyh Sait ve Seyit Rızaların torunlarıyız. Aynı davanın neferleriyiz. Özgürlüğün neferleriyiz” dedi.

     

    ‘SEYİT RIZALARA SAHİP ÇIKACAĞIZ’

    Baydemir’in ardından söz alan Britanya Alevi Fedarasyonu Başkanı İsrafil Erbil, “Mevcut rejimin Aleviler de olsa Kürtler de olsa farklı kimlik ve kültürleri ortadan kaldırılmaya çalışıldığına dikkat çekti. Dersim katliamı sırasında Türk olmayan hangi kimlik olursa olsun ortadan kaldırılmaya çalışıldığını vurgulayan Erbil, “Bakın bugün Vatan Partisi denilen bir partinin başındakiler, iktidara gelmeleri halinde ilk işlerinin Seyit Rıza’nın Dersimdeki anıtını yıkacağını vaat ediyor. Nasıl bir nefret ve kinle baktıklarını bize gösterdiği kadar hala Seyit Rıza ve onun ardıllarından nasıl korktuklarını da bize gösteriyor. Dün Seyit Rıza ve arkadaşlarını asarak ortadan kaldırdığını düşünenler bugün devrimci, muhalif, demokrat ve özelde Kürtleri ortadan kaldırmak istiyorlar. Bizler ise bu katliamlara baskılara karşı daha fazla Seyit Rızalara sahip çıkacağız. Onların yolunda ilerleyeceğiz” diye söyledi. Rojava işgali ve orada yaşanan direnişe değinen Erbil, Rojava’da İŞİD ve El Nusra çeteleri ile birlikte Kürtlerin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını vurguladı.

    Panelin ardından ise Alevi kültüründe yer alan Lokmalar dağıtılırken, deyişler söylendi. Anma etkinliği son olarak müzik dinletisi ile sona erdi.

     

  • Anneleriyle kalan çocuklara tutsak muamelesi yapılıyor

    Anneleriyle kalan çocuklara tutsak muamelesi yapılıyor

    Anneleriyle birlikte cezaevlerinde tutulan çocukların yaşadığı hak ihlallerine dikkat çeken CİSST Hapiste Çocuk Temsilcisi Cansu Şekerci ve Miraz Bebeğin Babası Cengiz Zaza Akbaba, çocuklara tutuklu muamelesi yapıldığını söyledi.

    Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan Türkiye’de en az 864 çocuk annesiyle birlikte cezaevinde kalmak zorunda. Annesi Gülistan Diken Akbaba’yla birlikte Gebze Kadın Cezaevi’nde tutulan Miraz bebek de bunlardan biri. Hafta içi annesinin yanında kalan Miraz bebek hafta sonu ise babası Cengiz Zaza Akbaba’nın yanında kalıyor. Eşi Gülistan Diken Akbaba’nın yaklaşık üç yıldır cezaevinde olduğunu hatırlatan Cengiz Zaza Akbaba, çocukların cezaevlerinde yaşadıkları hak ihlallerine dikkat çekti. Çocuğun anneyle buluşması başta olmak üzere bir bebeğin en temel ihtiyaçlarına ulaşmasında dahi ciddi sorunlar yaşadıklarını belirten Akbaba, “Bir keresinde Miraz hastaneye giderken annesi yanında götürülmedi. Bu sorunu çözdük derken yeni sorunlarla karşılaştık. Miraz’ın mamaya ulaşımında çeşitli sıkıntılar yaşandı. Oyuncaklarını bile yasakladılar” dedi.

    Miraz’ın en son cezaevine alınmaması meselesine değinen Akbaba, Miraz’ın içeri alınmadıktan sonra ağladığını ve kendisine, “Baba, neden annemin yanına gidemiyoruz” sorusuna Miraz’ı oyalamak amacıyla, “anahtarı kaybettik” diye cevap verdiğini aktardı.

    Cezaevlerinde yaşamak zorunda bırakılan çocukların haklarının açık ve anlaşılır bir şekilde yazılması gerektiğini dile getiren Akbaba, “Çocukların hakları açık ve anlaşılır bir şekilde yazılmadığı için bazı idareler ve görevliler tarafından çocuklar tutuklu muamelesi yapılıyor” dedi. Adalet Bakanlığı’ndan yetkililerle zaman zaman görüşmeler gerçekleştirdiğini dile getiren Akbaba, son olarak “Bakanlık, eğer bir çalışma yapıyorlarsa bizimle de ortaklaştırsın. En kısa zamanda bu çocuklu ailelerin, mağduriyetinin giderilmesi lazım. En azından çocuklu anneler, denetimli serbestlik veya ev hapsi şeklinde uygulamalarla infazlarını tamamlayabilir” diyerek çağrıda bulundu.

     İhlaller saymakla bitmiyor 

    Ceza İnfaz Sistemlerinde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Hapiste Çocuk Temsilcisi Cansu Şekerci de cezaevlerinde yaşanan mevcut nüfustan kaynaklı yaşanan sorunlardan çocukların da etkilendiğini dile getirdi. Şekerci, çocukların ayrı yataklarının olmaması, sağlık haklarına, oyuncak ve gıdaya ulaşamama gibi hak ihlallerinin yaşandığını belirtti. Bunların yanı sıra 15 Temmuz 2016’da Darbe Girişimi’nden sonra ilan edilen OHAL ile birlikte cezaevlerinde bulunan kreşlerin kullanımıyla ilgili ihlaller yaşandığını kaydeden Şekerci, “Özellikle OHAL’den sonra kreşler faydalanmanın annenin siyasi ya da adli olmasına göre değiştiğine dair bize bilgi aktarımı oldu. Bunun önüne geçecek denetimlerin olması çok önemli” dedi.

    Alan görünür kılınmalı

     Şekerci, cezaevinde kaç çocuğun yaşamak zorunda bırakıldığını, bu çocukların oyuna, uykuya, sağlığa erişimlerinin hangi düzeyde olduğunun tespit edilmesi için kurumların daha şeffaf bir politika izlemesi gerektiğini ifade etti. Şekerci, “Alanın görünür olması çok önemli, çünkü alan görülmediği takdirde sayılar karanlık sayı haline gelmeye başlıyor, yani ihlallerden haberdar olamıyoruz” diye konuştu.

    Yargı reformunun gündemde olduğu bugünlerde hapsetmenin alternatiflerinin öncelenmesi gerektiğine değinen Şekerci, şunları ekledi: “Hapis cezasının günümüzdeki şartlarıyla insanlara daha çok zarar vereceğini, insan hakkı ihlallerini arttıracağını düşünüyoruz. Denetimli serbestlik tekrar değerlendirilmelidir” dedi. Şekerci, “Bu değerlendirilirken çocukların annesi dolayısıyla değil, birey olmaları dolayısıyla bir şeylerin tartışılması gerektiğini düşünüyoruz.”

  • İşçi Partisi Kürt siyasetçi İbrahim Doğuş’u da aday gösterdi

    İşçi Partisi Kürt siyasetçi İbrahim Doğuş’u da aday gösterdi

    LONDRA-Kürt siyasetçi ve Lambeth Belediye Başkanı İbrahim Doğuş 12 Aralık seçimlerinde İşçi Partisi listelerinden milletvekili adayı gösterildi. Doğuş West Middlands’da bulunan West Bromwich East seçim bölgesinin İşçi Partisi milletvekili adayı olarak atanırken, İşçi Partisi’nin gösterdiği ikinci Kürt siyasetçi oldu.

    Son bir yıldır Londra’nın Lambeth Belediye başkanlığını yürüten Kürt siyasetçi İbrahim Doğuş, 12 Aralık’ta Birleşik Krallık genelinde yapılacak parlamento seçimlerinde İşçi Partisi genel merkezinin kararıyla West Bromwich East seçim bölgesinden milletvekili adayı olarak belirlendi. 2001 yılından bu yana West Bromwich East seçim bölgesini parlamentoda temsil eden İşçi Partisi Genel Başkan yardımcısı Tom Watson, 12 Aralık’ta yapılacak genel seçimlerde aday olmayacağını birkaç gün önce açıklamıştı. İşçi Partisi Genel Merkezi bu gelişmenin ardından Kürt siyasetçi İbrahim Doğuş’u milletvekili adayı olarak belirlediğini açıkladı.

     

    WEST BROMWICH LABOUR’UN KALESİ

    İbrahim Doğuş’un aday olduğu bölge de seçilmesine ise kesin gözüyle bakılıyor. Keza West Bromwich East seçim bölgesi kurulduğu 1974 yılından bu yana İşçi Partisi (LABOUR) tarafından kazanılan bir bölge olup, İşçi Partisinin kalesi olarak kabul ediliyor.İşçi Partisi genel merkezinin adaylığını açıklamasından hemen sonra basına demeç veren Doğuş, genel merkezin kararından onur duyduğunu ve zaman kaybetmeden seçim bölgesinde çalışmalara başlayacağını söyledi.

     

    NHS YENİDEN YAPILANDIRALACAK

    Ülke genelinde yaşanan yoksulluk, sağlık, konut sorunu ve işsizlik gibi temel sorunlara çözüm olacak yeni bir iktidara ihtiyaç olduğunu söyleyen Doğuş, “Ve bu ihtiyaca cevap olabilecek kapasite ve potansiyele sahip olan İşçi Partisi 12 Aralık’ta yapılacak seçimlerde ülkeyi yönetmeye taliptir. Şimdiden West Bromwich East seçim bölgesinde yerel parti örgütü ve üyeleriyle birlikte çalışmaya başladık. İşçi Parti’nin NHS’i yeniden yapılandırma, eğitime büyük kaynak yaratma, yeni iş alanları yaratma ve iklim değişikliği ile mücadele politikalarını tüm topluma anlatmaya devam edeceğiz” dedi. İşçi Partisinin KalesiWest Bromwich East seçim bölgesi kurulduğu 1974 yılından bu yana İşçi Parti tarafından temsil ediliyor. 2017’de yapılan genel seçimlerde İşçi Parti oyların %58’ini alarak en yakın ikinci parti olan Muhafazakar Parti’ye 7,713 fark atmıştı. Aday olmayan İşçi Partisi genel başkan yardımcısı Tom Watson 2001 yılından bu yana West Bromwich East seçim bölgesini parlamentoda temsil ediyordu.

     

    DOĞUŞ KİMDİR

    12 Aralık’ta yapılacak erken genel seçimlerde parlamentoya girmesine kesin gözüyle bakılan Doğuş 39 yaşında evil ve iki çocuk babası. Maraş’ın Elbistan ilçesinde dünyaya gelen Doğuş 14 yaşındayken ailesiyle birlikte İngiltere’ye göç etti.

    İşçi Partisi içerisinde Britanya genelinde iki Kürt siyasetçinin milletvekili adaylığı kesinleşmiş oldu. Doğuş’un yanı sıra bir Kürt aday ise Feryal Clark Demirci. Kuzey Londra’nın Enfield bölge milletvekili adayı Feryal Demirci, İşçi Partisi içerisinde yapılan eğilim yoklamasında delgelerin en çok oyunu alarak milletvekili adayı seçilmişti. Aslen Malatya’ya bağlı Kürecik bölgesinden olan Feryal Demirci halen halen İşçi Partisi’nden Hackney Belediye Meclisi Üyesi olarak görev yapıyor

    Bu arada Kürt Halk Meclisi’de Kürt adaylar Demirci ve Doğuş’a tam destek vererek, tebriklerini iletti. Halk Meclisi, önümüzdeki günler de Demirci ve Doğuş ile birlikte İşçi Partisi içerisinde Kürtlere yakınlıkları ile bilinen adaylar ile ilgili bir açıklama yapması bekleniyor.

  • Brighton, Manchester ve Londra’da ‘Rojava’ eylemleri

    Brighton, Manchester ve Londra’da ‘Rojava’ eylemleri

    HİKMET ERDEN

    LONDRA- Britanya’nın Londra, Manchester ve Brighton kentlerinde Türk devletinin Kuzeydoğu Suriye’ye (Rojava) dönük işgal girişimi ve sivillere yönelik katliamlar yapılan eylem ve  etkinliklerle protesto edildi.

    Londra Devrimci Yurtsever Gençlik Hareketi’nin çağrısı ile Kings Cross İstasyonu önünde bir araya gelen kalabalık bir grup Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik işgal girişimine karşı protesto gösterisi düzenledi. Sık sık, “Terörist Erdoğan”, “Dün Hitler bugün Erdoğan” sloganları atan grup, “Rojavaya yönelik işgala son” yazılı pankart ve dövizler taşıdı. YPG ve YPJ bayraklarının taşındığı eylemde konuşan Gençlik Hareketi Sözcüsü Elif Gün, Türk devletinin işgal saldırılarının Rojava’da sivil katliamlara yol açtığına dikkat çekti. Gençlik Sözcüsü Gün, Rojava’da uluslararası hukuğun hiçe sayıldığını ve Türkiye’nin İŞİD zihniyetindeki gruplarla birlikte sivil katliamlar gerçekleştirdiğini vurguladı.

     

    TURKEYY BOYKOT’A DAVET

    Türkiye’nin işgal harekatı sonucu on binlerce insanın yerlerini ve yurtlarını terk etmek zorunda kaldığına dikkat çeken Gün, “Kürt halkına yönelik soykırım uygulamak için Türk devleti Rojavaya saldırıyor. Rojava özgürlük, eşitlik ve adaletin olduğu bir bölge. Ancak faşist Erdoğan bu barışçıl topraklara sadece kan dökmek ve Kürt halkını yok etmek için saldırıyor. Bizler buna karşı direneceğiz. Rojava da bu faşizme karşı bir de Onur Direnişi var. Bu onur direnişine ses verelim ses olalım” diye kaydetti. Gün, Türkiye’nin boykot edilmesi gerektiğini söyleyerek, “Türkiyeyi boykot edelim. Bu ülkeye giden her kuruş Rojava da Kürdistan’da halkların üzerine bomba, ölüm ve gözyaşı olarak dönüyor. İŞİD gibi bir barbar çetesinin ortağı olan Erdoğan rejimine karşı Türkiye’yi boykot edin. İŞİD zihniyetine karşı herkesi boykota davet ediyoruz” diye kaydetti.

     

    POLİS GERGİNLİK YARATTI

    Gençlik Hareketi’nin eyleminde polis ile grup arasında zaman zaman gergin anlar yaşandı. Polisin İstasyon Meydanı’nda yapılan eylemin ‘özel mülkiyet’ üzerinde yapıldığını iddia ederek, eylemcilerden meydanın dışına çıkmalarını istedi. Polisin gerginlik çıkaran tavrına grup üyeleri tepki göstererek, sloganlarla protesto etti.Eylemin ardından gençlik hareketi üyeleri tarafından Kings Cross İstasyonu’nda yüzlerce bildiri dağıtılırken, çevredekiler zaman zaman alkışlarla eylemcilere destek verdi.

     

    BRIGHTON’DA ERDOĞAN’A ‘ÖFKE’

    Bringhton’da Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi’nin (KCDK-E) çağrısı üzerine yüzlerce kişi Churcill Square Meydanıı’nda bir araya  geldi. Türk devleti ve Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a tepki gösterilen eylemde, sık sık “Terörist Erdoğan” sloganları atıldı. İngiltere’den YPG’ye katılan ve yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı eylemde, işgal karşıtı pankart ve dövizler taşındı. Yoğun yağmur altında yapılan eyleme, anti-faşist ve anarşist gruplarda katılarak destek verdi. Burada Kürt Halk Meclisi adına bir açıklama yapan Yaser Kobane, Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgal girişimi ile Kürtlere yönelik bir soykırım gerçekleştirilmek istendiğine vurgu yaptı. İşgale karşı durmanın aynı zaman da insanlığı savunmak anlamına geldiğini ifade eden Kobane, tüm halkların ve kimliklerin işgale karşı seslerini daha fazla yükseltmesi gerektiğini ifade etti. Eylemin ardından meydan da bildiriler dağıtıldı.

     

    MANCHESTER

    KCDK-E’nin çağısı üzerine Manchester Saint Petter Meydanı’nda kalabalık bir grup bir araya gelerek, Rojava’ya yönelik işgal girişimine karşı bir yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte YPG ve YPJ bayrakları ile çok sayıda pankart ve döviz taşınırken, sık sık “Rojava biziz biz Rojava”, “Türk ordusu Rojava’dan defol” sloganları atıldı. Manchester’ın en merkezi caddelerinden Portland Street üzerinde yapılan yürüyüşe Devrimci Komünist Lig ve Filistinlilerle Dayanışma Grubu ile Militant Labour Forum üyeleri de katılarak destek verdi. YPG ve YPJ bayrakları ile çok sayıda pankart ve dövizin taşındığı yürüyüş, Piccadily Garden’da son buldu. Burada yapılan konuşmalar da Rojava’ya işgal girişimine karşı sert tepki gösterdildi. Rojava’nın işgale karşı büyük bir direniş sergilediği ifade edilen konuşmalar da, “Türk devletinin bu işgal girişimi Türk ordusu ve İŞİD zihniyetindeki barbar çeteler ile birlikte gerçekleştiriliyor. Bu işgal girişiminin hiç bir meşruiyeti yoktur. Kürt halkına karşı katliamlar gerçekleştirilerek bu bölgelere barbar İŞİD çeteleri yerleştirilmek isteniyor. Bu barbarlığa karşı sessiz kalan devletler de en az Türk devleti ve Erdoğan kadar suçludurlar” denildi.

    İşgalle birlikte sivillere yönelik katliamların gerçekleştirildiği ifade edilen konuşmalar da, Türkiye’ye karşı Britanya’nın sert yaptırımlarda bulunması gerektiği kaydedildi. Yaşanan sivil katliamlar ve işgale karşı tüm demokrasi güçlerinin birlik olması gerektiği ifade edilen konuşmalar da, Rojava’da barbarlığa karşı büyük bir onur direnişinin yaşandığı belirtildi. İşgal karşısında durmanın insanlığın temel görevi olduğu hatırlatılan eylemde, Türkiye’ye yönelik boykot kampanyasına destek çağrısı yapıldı.

  • İlham Ehmed: İşgal harekatı İngiltere’de İŞİD tehdidi oluşturdu

    İlham Ehmed: İşgal harekatı İngiltere’de İŞİD tehdidi oluşturdu

    Yalçın Aysal

    LONDRA- Londra’da yaşayan Kürtlerle bir araya gelen  Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed, Türk devletinin Rojava’ya işgal girişiminin İngiltere ve Avrupa ülkeleri içinde büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek İŞİD üyelerinin yaşanan karmaşayı fırsat bilerek Türkiye üzerinden Avrupa’ya kaçabilecekleri uyarısında bulundu.

     

    Bir dizi temaslar da ve diplomatik görüşmeler de bulunmak üzere İngiltere’nin başkenti Londra’ya gelen Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed, Kurdish Community Center’da düzenlenen Halk Toplantısı’na katıldı. Kürt Halk Meclisi’nin organizasyonun da gerçekleşen toplantıya katılım yoğun olurken, bir çok demokratik kitle örgütü temsilcisi de etkinliğe katıldı. Kuzeydoğu Suriye’de (Rojava) yaşanan son gelişmeleri aktaran İlham Ehmed önemli açıklamalar da bulundu.


    ABD güçlerinin bölgeden keyfi geri çekilme kararının kendilerinin çok büyük bir tehditle karşı karşıya kalmalarına neden olduğunu söyleyen Ehmed,  “Bu durum birçok IŞİD mensubunun kaçmasına neden oldu ve örgüt mensupları, terörist faaliyetlerine devam etmek için ülkelerine geri dönecekler” dedi. Bu durumun İngiltere’ye ve genel olarak Avrupa’ya büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Ehmed, İŞİD mensuplarının bölgedeki kargaşayı fırsat bilerek sınırlardan Avrupa’ya kaçabileceğine dikkat çekti.

     

    KİMYASAL SİLAH KULLANILDI

    IŞİD mensuplarının sınırdan geçmesini önleme ve Türkiye’ye silah satışlarının durdurulması çağrısında bulunan Ehmed, “Halkımız Avrupa’nın Türk devletine sattığı silahlar ile katlediliyor. Batılı ülkeler eliyle satılan kimyasal silahlar Türk devleti tarafından Rojava’da Kürtlere karşı kullanılıyor. Şimdi bu kimyasal silahlar ile yapılan katliamlar uluslarası kurumlar tarafından soruşturulmalıdır” dedi.
    AB’nin Türkiye’yle üyelik müzakerelerini ve ticari ilişkilerini kesmesi gerektiğini belirtti İlham Ehmed  “AB adayı Türkiye bildiğiniz Türkiye değil Avrupa’nın artık bunu anlaması lazım” ifadelerini kullandı.

    ONURLU BİR MÜCADELE VERİYORUZ

    Donald Trump’ın “Kürtler kendi toprakları için savaşıyor. Bugün çok güçlü bir makalede belirtildiği gibi, bize İkinci Dünya Savaşı’nda yardım etmediler. Örneğin Normandiya’da bize yardım etmediler” sözlerinin sorulması yanıt veren Ehmed, “Normandiya zamanında, Amerikalılar adına savaşacak bir Kürt devleti ya da Kürt varlığı yoktu. Üstelik Kürtler, o zamanlar savaş mağduruydu” diye kaydetti.

    Rojava’da 8 yıldan bu yana amansız bir mücadele ve10 binden fazla şehit verdiklerini hatırlatan Ehmed,  şunları söyledi: “Yüzbinlerce insan topraklarından göç etmek zorunda kaldı. Hem askeri olarak hemde siyasi olarak barış anlamında tek bir geri adım atmadık,ve tek bir yanlış yapmadık. Her zaman onurlu bir bir halkın kimlik mücadelesini verdik.“

    ABD SÖZLERİNİ TUTMADI

    Şuan yaşanan savaşın 3. Dünya Savaşı olduğunun altını çizen Ehmed, “Natonun üyesi olan tüm devletler hepsi rojava meselesinde aslinda itifak içerisinde yer aldılar.  Rusya, İran ve Türkiye ile birlikte bir blok oluşturma planındadır. Türkiye şuan iki ipte oynuyor. Hem NATO ile hem de Rusya ile bu süreci devam ettirmek istiyor. Ancak bunu ne kadar sürdürebilir bakacağız” dedi. ABD’ye de sert eleştiriler de bulunan Ehmed, Amerika’nın bir takım sözler verdiğini ancak bu sözlerini tutmadığını söyledi.

     

    AVRUPA NET TAVIR ALMALI

    ABD’nin sınır hattında bir güvenli bölge oluşturacaklarını söylediklerini ancak bu oluşturulan koridorun barış değil aksine ‘bir terörist koridor’ olduğunu söyleyen Ehmed, “Türkiye BM’de Rojava işgalini anlattı ve elindeki harita ile Kürt bölgelerini istediğini söylüyordu. O toplantıda biri kalkıp demedi ki ‘Bu topraklar seninmi ki işgal ediyorsun. Kendine gore harita çıkarıyorsun’ Aslında o toplantı da Türk devleti Kürtleri terörize etmek istedi. Ancak bu Türkiye’nin istediği gibi olmadı. İşgal girişimi başladıktan sonra Dünya Türk devletine farklı reaksiyon gösterdi. ABD kendi içerisinde ciddi bir ayrışma yaşadı” dedi. Türkiye’nin Rojava da oluşturmak istediği koridorun ‘Terör koridoru’ olduğunu söyleyen Ehmed, Avrupa ülkelerinin Türk devletine karşı net tavır göstermesi gerektiğinin altını çizdi.

  • Ceren Güneş Londra’da anıldı

    Ceren Güneş Londra’da anıldı

    LONDRA- Türkiye’nin işgal saldırıları sonucu Rojava’da yaşamını yitiren Devrimci Komünarlar Partisi/Birlik MK üyesi Ceren Güneş (Özge Aydın) Londra’da anıldı. Anma da söz alan sol ve devrimci gruplar Rojava’yı savunmanın özgürlüğü savunmak olduğunu vurguladı.

     

    Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik işgal saldırıları sırasında 3 Kasım günü Serêkaniyê-Til Temir hattında yaşamını yitiren Devrimci Komünarlar Partisi/Birlik MK üyesi Ceren Güneş (Özge Aydın) ve mücadele arkadaşları için Londra Koçgirililer Derneği’nde bir anma programı düzenlendi. Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) tarafından düzenlenen anmaya yoğun bir katılım olurken, bir çok devrimci ve sol grup temsilcileri de hazır bulundu. Saygı duruşu ile başlayan anma da Güneş’in Rojava sürecini anlatan slayt gösterildi. Şiirlerin okunduğu anma programında, ‘Devrim şehitleri ölümsüzdür’ şeklinde sloganlar atıldı.

     

    HBDH: FAŞİZME KARŞI DİRENİŞ

    HBDH adına bir konuşma yapan Yusuf Yoldaş, dünyayı kirleterek, ulusları ve ezilenleri tahakküm altına almaya çalışan kapitalist dünya ve egemenliğine karşı mücadele yürüttüklerini söyleyerek, “Rojava da yürütülen direniş amansız faşist Türk devletinin tahakküm ve egemenliğine karşı yürütülüyor. Bu faşist devlet kadın, çocuk ve genç demeden halkları katlediyor. Kılıç adaletini bir marifet sayıyorlar” dedi. HBDH’nin büyük bir direniş ile faşizme karşı mücadele ettiğini ifade eden Yoldaş, Ceren Güneş ve arkadaşlarının bu fazizme ve zulme karşı şehit düştüklerini söyledi.

     

    PYD: ONLAR BİRER KAHRAMANDIR

    PYD İngiltere Temsilcisi Dr. Alan Shemo’da Rojava’da büyük kahramanlıkların yazıldığını ifade ederek, “Yaşanan bu şahadetler Rojava şahsında insanlık adına yapılmıştır. Tüm halkların özgür geleceği adına bu kahramanlıklar yapılmıştır. Cinayet çeteleri ve faşizme karşı Özge Aydın ve yoldaşları büyük bir mücadelenin kahramanlarıdırlar. Bu kahramanlar bize bir vasiyet bıraktı. Özgürlük, barış ve demokrasi için canlarını ortaya koyan bu yoldaşlarımızın vasiyetlerini yerine getirme sözünü veriyoruz” diye kaydetti.

     

    MLKP: ANILARI YOLUMUZU AYDINLATACAK

    MLKP adına konuşan Yoldaş Sendi ise, Muğlalı bir devrimci olan Ceren Güneş’in hiç bir tereddüt göstermeden tüm devrimci görevlerde yer aldığını söyleyen Sendi, “Rakka savaşında bir Komutan olarak yerini aldı. Türk devleti Rojava işgaline başladığı andan itibaren tereddütsüz bir şekilde savaş mevzilerinin önünde yer aldı. Biz onu her daim devrime ve özgürlüğe adanmışlığı ile hatırlayacağız. Ceren’in hayatı hepimize yol gösterecek. Yolumuzu aydınlatacak” diye kaydetti.

     

    HALK MECLİSİ: ASLA UNUTMAYACAĞIZ

    Sendi’nin ardından konuşan Kürt Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Oğuz, Rojava’da halkların büyük bir direniş içerisinde yol aldığını söyleyerek, Kürt halkının Cerenlerin yürüttüğü asla unutmayacağını vurguladı. Cerenlerin yürüttüğü enternasyonal mücadalenin halklara örnek olduğunun altını çizen Oğuz, “Bir kez daha vurguluyoruz ki mutlaka Cerenlerin hayalleri ve inançları kazanacak Kürdistan toprakların da. Bizler de Rojava devrimini zafere kadar taşıma sözü veriyoruz” dedi.

     

    PARTİZAN: FAŞİZMİ EZECEĞİZ

    Partizan adına konuşan Mert ise faşizme karşı mücadeleden asla taviz vermeyeceklerini ve Rojava devriminin mutlaka zafere ulaşacağını söyledi. Yine Partizan Hareketi’nden Yoldaş Ali ise Onur Direnişi’nde yaşamını yitiren tüm devrimcileri bir kez daha anarak, “TKP-ML TİKKO Aynur ve Cerenlerin mirasını sahiplenerek faşizmi ezecek. Bu sözümüzü bir kez daha yineliyoruz” dedi. Anma programı okunan şiirler ile sona erdi.