Category: Haber

  • Londra’da ‘Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi’ adlı Türkiye konferansı

    Londra’da ‘Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi’ adlı Türkiye konferansı

    İngiltere’nin başkenti Londra’da “Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi” adı altında bir konferans düzenlendi. Konferansta Türkiye’deki güncel siyasi gelişmeler değerlendirildi. Leyla Güven öncülüğünde devam eden açlık grevlerine de dikkat çekildi.

    Kısa adı SPOT olan Türkiye Halkları ile Dayanışma Kampanyası (Solidarity with the People of Turkey) tarafından Londra merkezde bulunan Ulusal Öğretmenler Sendikası binasında Cumartesi günü düzenlenen konferansa, çok sayıda politikacı, gazeteci ve sendikacı konuşmacı olarak katıldı. “Otoriter rejim altında demokrasi mücadelesi” adı altında düzenlenen konferans kapsamında iki oturum ve dört ayrı atölye çalışması gerçekleştirildi. Konferansta, Türkiye’den CHP Milletvekili Ali Şeker, HDP eski Milletvekili Osman Baydemir, gazeteciler Çağrı Sarı, Mustafa Kuleli, direnişteki Flormar işçileri, gazeteci yazarlar Aydın Çubukçu ve Mustafa Yalçıner ile birlikte İşçi Partisi Edmonton Milletvekili Kate Osamor, Avrupa Parlamentosu üyesi Julia Ward, UNITE Sendikası’ndan Simon Dubbins, PCS Sendikası’ndan Chris Baugh, gazeteci örgütlerinden, Ben Hicks, Aidan White, Sarah Clarke, Carolina Stockford, İngiltere Savaş Karşıtı Koalisyon’dan Lindsey German’ın gibi çok sayıda konuşmacı sunum yaptı.

    Blower: Tek adam ve tek parti rejimi var

    Ulusal Öğretmenler Sendikası eski Başkanı ve Faşizme Karşı Birlik organizasyonu Başkanı Christine Blower yaptığı açılış konuşmasında Türkiye’de muhaliflere karşı devam eden saldırılara değinerek ülkenin tek adam ve tek parti rejimine geçtiğini ifade etti. Blower, “Türkiye’deki iktidar ülkeyi bir diktatörlüğe doğru götürüyor, Tayip Erdoğan’ın demokrasiye yönelik saldırıları toplumun tüm kesimlerini etkiliyor. Başkanlık sistemi ile beraber Türkiye denetlenemeyen tek-adam ve tek-parti rejimi geçmiştir. Olağanüstü hal normalleşmiş ve yasalaştırılmış, toplumun tüm kesimlerine dönük saldırılar devam etmekte, Kürtlere karşı saldıralar şiddetlenmiş, muhalif siyasetçiler tutuklanmış, ayrımcılık ve nefret suçları artmış durumda” dedi.

    Corbyn: Tek adam rejimini hep birlikte yıkacağız

    Ana muhalefet partisi olan İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn de konferansa kısa bir mesaj gönderdi. Corbyn mesajında şunları söyledi: “Türkiye’de otoriter rejime karşı demokrasi mücadelesi veren kesimlerle her zaman olduğu gibi dayanışma içinde beraber olduğumu belirtmek isterim. Türkiye’de artan otoriter bir rejime tanıklık ediyoruz. Birlikte çalışarak, mücadele ederek otoriter rejimi yıkabiliriz, yıkacağız.”

    Osamor: Tarih, Erdoğan’ı mahkum edecek

    İşçi Partisi Londra-Edmonton bölgesi milletvekili Kate Osamor konferansta yaptığı sunumda Türkiye’de üst düzeyde devam eden insan hakları ihlallerine rağmen batılı birçok devlet başkanının Erdoğan’a destek vermesini dehşet verici bulduğunu dile getirdi. Türkiye’nin dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi olduğuna dikkat çeken Osamor, “Erdoğan’ın basına yönelik baskıları dehşet verici düzeyde. Ülkede vahşice devam eden cadı avında hayatları mahvedilen ve aileleri dağıtılan için üzgün ve öfkeliyim. Tarih, Erdoğan’ı, bu baskı ve zorbalığı yüzünden mutlaka mahkum edecek” dedi. Türkiye’de HDP eşbaşkanları da dahil siyasetçilerin rehin tutulduğuna dikkat çeken Osamor, “Bu kadar baskıya rağmen ülkede mücadele eden kadınlar İşçi Partisi gözünde birer kahramandırlar. Bu yaşananlar karşısında birçok batılı devlet liderinin halen Erdoğan’a destek vermesi dehşet verici. Birleşik Krallık hükümetine çağrım, Erdoğan’a destek verme yerine, onun iktidarı altında ezilen halka destek vermesidir” diye konuştu.

    ‘Leyla Güven’i ziyaret edeceğiz’

    Osamor konferans sonrası gazetemize yaptığı açıklamada yakın bir zamanda bir heyetle birlikte Leyla Güven’i ziyaret edeceklerini belirterek, bir yoldaşı olarak onun sesini yükseltmeye devam edeceklerini ifade etti.

    Gazeteci yazar Aydın Çubukçu sunumunda, İngiltere’deki işçi sınıfının Türk devletinin savaş politikalarına verdiği desteği durdurması için İngiltere hükümetine karşı mücadele etmesi gerektiğini ifade etti. Çubukçu, “Türkiye’nin savaş politikalarına İngiltere hükümetinin verdiği desteği önlemenin yolu buradaki işçi sınıfının kendi hak ve çıkarları için kendi hükümetine karşı vereceği mücadeledir” dedi.

    Bir süredir İngiltere’de yaşayan HDP 25. dönem milletvekili Osman Baydemir konuşmasının tamamını Türk devletinin Türkiye ve Rojava’da Kürt halkına yönelik saldırılarına ayırdı. Leyla Güven’in açlık grevine de dikkat çeken Baydemir, “Leyla Güven’in sağlığı şuan çok kritik bir noktada. Sayın Öcalan’ı ziyaret etmesi için buradan CPT’ye tekrardan çağrı yapıyorum” dedi.

    Konferans yapılan çalışma atölyeleri ile tüm gün devam etti.

  • Galler Plaid Cymru Partisi Genel Başkanından Açlık Grevi Direnişine Destek

    Galler Plaid Cymru Partisi Genel Başkanından Açlık Grevi Direnişine Destek

    Galler Plaid Cymru Partisi Genel Başkanından Açlık Grevi Direnişine Destek

    Devam eden açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla Galler’in başkenti Cardiff’te Kürdistanlılar ve dostları tarafından dün meclis binası önünde yapılan eyleme katılan Plaid Cymru yeni ve eski genel başkanları açlık grevindeki direnişçilerin çığlığının daha fazla duyulması için dayanışmayı büyütecekleri sözü verdiler.

    Galler Meclisi önünde yapılan eylemde birer konuşma yapan Plaid Cymru partisi genel başkanı Adam Price, ve milletvekili Leanne Wood Birleşik Krallık hükümetinin yanlış tarafta olduğu ve yaklaşımlarının utanç verici olduğunu ifade ettiler.

    Plaid Cymru partisi eski genel başkanı ve milletvekili Leanne Wood önce meclis önündeki eylemde, sonra da meclisteki oturumda aynı konuşmayı yaparak açlık grevi direnişçilerinin taleplerinin karşılanması için gerekli adımların atılması çağrısı yaptı.

    ‘Öcalan en basit insani haklardan bile yoksun’

    Wood konuşmasında şunları belirtti; ‘‘Kürdistan İşçi Partisi başkanı Abdullah Öcalan’ın Türkiye’de karşı karşıya kaldığı muamele ürkütücü boyutlarda. Çok kötü koşullarda hapsedilmiş ve en basit insani haklarından bile mahrum bırakılmıştır. Bu daha geniş bir çerçevede Türk devletinin Kürt halkına yaklaşımıdır. Türkiye kaygı verici düzeye gelmiş ve yıllardır baskı altında olan Kürt halkı bu durumdan en ağır payı almaktadır. Kürt halkı Daiş’e karşı kanlı bedeller vermesine rağmen, Uluslararası kamuoyu Türk devletinin baskıları karşısında sessizliğini korumaktadır.

    ‘Uluslararası toplumun sessizliği utanç verici’

    ‘‘Kürt halkı uluslararası toplumdan henüz hak ettiği desteği görmemiştir. Birleşik Krallık hükümeti de yaşananlara yalnış cepheden yaklaşan devlet aktörlerinden bir tanesidir. Bu utanç vericidir. Galler hükümeti farklı yaklaşmak zorunda. Bu yüzden Plaid Cymru partisi Kürt halkının zulme karşı, özgürlük davasının yanındadır. 16 Aralık’tan bu yana açlık grevinde olan İmam Şiş ve diğer direnişçilerin taleplerini ve açlık grevi nedenlerini anlıyoruz ama sağlıkları konusunda kaygılıyız. İmam Şiş ve Leyla Güven’in şiddet-dışı eylemleri çok çok cesurcadır. Ben ve partideki arkadaşlarım Kürt halkı adına Galler hükümetinin sesini yükseltmesi ve gerekeni yapması için ısrarcı olacağız.’’

    ‘Adalet ve özgürlük sağlanana kadar çalışacağız’

    Wood’dan sonra Plaid Cymru genel başkanı Adam Price ise Kürt halkının adalet ve özgürlük mücadelesinde daha fazla çalışacakları sözünü verdi.
    ‘‘Sizin mücadeleniz bizim de mücadelemizdir, ve Kürt toplumu ile dayanışma içerisinde olduğumuzu, olacağımızı tekrardan belirtmek isterim. Galler ve dünyanın bir çok yerinde devam eden açlık grevcilerinin çığlığı yükseliyor. Biz de buradan Galler hükümetinin gerekli dayanışmayı göstermesi için gerekeni yapacağız. Yaptığımız girişimlerden sonra Galler hükümeti uluslararası ilişkiler bakanı Türk büyükelçisine kaygılarımızı iletmiştir. Bizler adalet ve özgürlük gelene kadar hükümet üzerinde bu konuda baskı kurmaya devam edeceğiz.’’

  • Galler’de Açlık Grevleri İle Dayanışma Yürüyüşü

    Galler’de Açlık Grevleri İle Dayanışma Yürüyüşü

    Devam eden açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla Galler’in başkenti Cardiff’te Kürdistanlılar ve dostları bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşün ardından 51 gündür açlık grevinde olan İmam Şiş ziyaret edildi.

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin son bulması amacıyla başlatılan açlık grevleri kritik bir aşamada devam ederken, Cardiff’te yapılan eylemde açlık grevindeki direnişçilerinin çığlığının duyulması gerektiği, aksi takdirde bir ömür boyu büyük bir utanç içerisinde yaşamak zorunda kalınacağı ifade edildi.

    Bugün (Salı) öğlen saatlerinde şehir merkezinde biraraya gelen yüzlerce kişi Galler meclisine doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşte Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, PKK bayrakları ve açlık grevi eylemcilerinin fotoğrafları taşındı. Kitle yürüyüş boyunca Türk devleti karşıtı sloganlar attı.

    Galler Meclisi önünde toplanan kitle adına yapılan konuşmada Gallerli siyasetçilerine konu ile ilgili duyarlılık çağrısı yapıldı. Plaid Cymru partisi genel başkanı Adam Price, Milletvekili Leanne Wood birer konuşma yaptı. Yaptıkları konuşmalarda Kürt halkının haklı mücadelesinin yanında olduklarını, açlık grevindeki direnişçilerinin taleplerinin karşılanması amacıyla Türk devletinin acilen adım atmasını talep ettiler.

    Yirmiden fazla Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumun içinde yer aldığı Britanya Demokratik Güçbirliği bileşenleri adına yapılan konuşmada da açlık grevlerinin çok kritik bir noktaya geldiği ve geç olmadan bu çığlığın büyütülmesi ve amacına ulaşması için herkesin üzerine düşeni yapması çağrısı yapıldı.

    Eylemde, Galler’in Newport kentinde 51 gündür açlık grevinde olan İmam Şiş’in mesajı da okundu. Şiş, mesajında eylemcileri selamlarken, açlık grevinde yüzlerce insanın direnişine denk bir eylemlilik olması gerektiğini belirtti. Şiş, Leyla Güven’in başlattığı ve kendilerinin de onun ardından direniş kervanına katıldıklarını, çok kararlı olduklarını ve mutlaka kazanacaklarını ifade etti.

    Eylemin sonunda açlık grevinde bulunan direnişçilerin taleplerinin yer aldığı bir dosya Galler Hükümeti Kabine sekreteri Peter Greening’e teslim edildi.

    Eylem atılan sloganlarla sona erdi.

  • Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi

    Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi

    İngiltere’nin başkenti Londra’da Rojava ile dayanışma eylemi düzenlendi. Kobane’nin Daiş çetelerinden kurtuluşunun 4’üncü yıldönümü vesilesiyle yapılan eylemde Türk devletinin Kürdistan’ın üç parçasına yönelik saldırıları protesto edildi.

    Britanya Kürt Halk Meclisi ve Kürdistan Dayanışma Kampanyası’nın ortak organizesi ile bugün öğleden sonra yapılan eyleme yüzlerce Kürt ve dostları katıldı. Londra merkezde bulunan BBC televizyonu önünde toplanan kitle kısa bir miting düzenledi. Destek amacıyla katılan İngiliz sol örgütler adına yapılan konuşmalarda Türk devletinin Kürt halkına dönük saldırıları ve Rojava’yı işgal etme planlarına dikkat çekilerek, Kürt halkının haklı davasında her zamandan daha fazla kararlı bir şekilde duracakları mesajları verildi.

    Organize komitesi adına yapılan açıklamada ise, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması için devam eden açlık grevleri selamlanırken, şehadetlerin yaşanmaması için dayanışma eylemlerinin büyütülmesi çağrısı yapıldı.
    ‘‘Türk devletinin Kürt halkına dönük saldırıları Kürdistan’ın her üç parçasında devam ediyor. Türk devletinin saldırıları bir kesime veya bir örgüte karşı değil, tamamen Kürt ulusuna yönelik saldırılardır. Kürt halkı da bu barbar saldırılara karşı dünyanın her yerinde tepkilerini ortaya koymaya devam edecektir. Güney Kürdistan’daki halkımız bu barbarlığa karşı, Güney Kürdistan’da bulunan Türklerin askeri üssünü ateşe vererek gereken cevabı vermiştir. Türk devleti Güney’de, Kuzey’de ve Rojava’da işgalcidir ve Kürt halkı Kobane direniş ruhuyla bu işgali mutlaka kıracaktır.’’

    Strasbourg’da devam eden açlık grevcileri de telefon üzeri kitleye bir konuşma yaptı. Yapılan konuşmalardan sonra kitle Londra’nın en kalabalık merkezi caddesi olan Oxford Street’e doğru yürüyüşe başladı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın resimleri, YPG, YPJ ve PKK bayraklarının taşındığı eylemde Rojava’da yaşamını yitiren Britanyalı savaşçıların fotoğrafları taşındı. Yürüyüşün en önünde de 81 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in büyük boy resmi taşındı.

    Polislerin PKK bayrağına müdahale etmeye çalışması gençlerin tepkisi ile karşılaşınca polisler geri çekildi. Yağan yoğun yağmura rağmen yürüyüş Trafalgar meydanına kadar devam etti. Burada çekilen halaylardan sonra eylem sona erdi.
    

  • Londra Parlamentosunda Toplantı:‘Açlık grevini Boby Sands’tan biliriz’

    Londra Parlamentosunda Toplantı:‘Açlık grevini Boby Sands’tan biliriz’

    Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy “Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor” dedi.

    Birleşik Krallık Parlamentosu’nda yapılan “Türkiye’deki devlet hukuku, insan hakları ve Abdullah Öcalan davası” konulu toplantıda açlık grevlerine ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekildi. Yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir aşamaya geldiği belirtilerek, geç olmadan Türk devletinin adım atması çağrısı yapıldı.

    Birleşik Krallık Parlamentosu’nda Salı akşamı yapılan toplantıya Kürt Halk Önderi Abdulah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy, İnsan Hakları avukatı Margaret Owen, akademisyen Thomas Jeffrey Miley, Öcalan’a Özgürlük Uluslararası İnisiyatifi Sözcüsü Reimar Heider, Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins ve Daimi Halk Mahkemesi Genel Sekreteri Dr. Gianni Tognoni konuşmacı olarak katıldı. Britanya Kürt Halk Meclisi, Kürdistan’a Barış, KNK ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası tarafından ortak organize edilen toplantıyı Elif Sarıcan yönetti.

    Boby Sands ve Leyla Güven

    Toplantının ev sahipliğini yapan İrlandalı Sinn Fein Milletvekili Francie Molloy İrlanda halkı olarak, Kürt halkının sürdürdüğü direnişe yabancı olmadıklarını, sahiplendiklerini ve dayanışmayı büyüteceklerini ifade etti.

    “Bu kritik dönemde sesimizi daha da yükseltmemiz gerekiyor” diyen Molloy şöyle konuştu: “Bugün burada Öcalan’ın özgürlüğü ve açlık grevinde olanların taleplerini anlatmak, mevcut duruma dikkat çekmek için buradayız. Benim için ayrı bir anlam ve önemi var tabi. Biz açlık grevi eylemlerini yakından bilen bir halkız. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevlerinde yaşamlarını yitirdi. Biz halklar arası dayanışmanın ne kadar önemli ve hayati olduğunu çok iyi biliyoruz. Boby Sands ve arkadaşları açlık grevindeyken dünyanın birçok yerinden dayanışmaya şahit olduk. Şimdi de Leyla Güven ve arkadaşları için dayanışmayı büyütmek gerekiyor. Çok geç olmadan taleplerin karşılanması, Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşması çağrısı yapıyoruz. Biz parti olarak bunun takipçisi olmaya ve bu sesi yükseltmeye devam edeceğiz.”

    Kürt halkına yaklaşımı ile paraleldir

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatlarında İbrahim Bilmez, İmralı cezaevi koşullarına dikkat çektikten sonra, devletin tecrit politikasının aynı zamanda Kürt sorununun çözümsüzlüğü anlamına geldiğini ifade etti. Bilmez, “Tecrit demek Kürt sorunun çözümsüzlüğü demek. Türk devletinin Sayın Öcalan’a yaklaşımı Kürt meselesine yaklaşımı ile aynıdır. Türk devleti ilk günden bu yana uyguladığı tecrit ile Öcalan’ı psikolojik olarak bitirmek istedi. Ancak Sayın Öcalan bunun tersine daha güçlü bir iradeyle direnerek, Kürt sorunun demokratik çözümü için yoğun çaba harcadı” dedi.

    Güven ve arkadaşları kararlı

    Leyla Güven ve arkadaşlarının eylemlerinde kararlı olduklarını vurgulayan Bilmez, “Leyla Güven ve arkadaşları kararlı. Ölümü göze almışlar. Güven’in durumu çok kritik. Tüm demokratik çevrelerin haberdar edilmesi gerekiyor. Türkiye’de medyanın duruşundan kaynaklı halen Türkiye’deki birçok kesim haberdar bile değil açlık grevlerinden” diye belirtti.

    Kopuş ölümlerle tamamlanır!

    Bilmez, açlık grevi eyleminde gerçekleşecek bir ölümün Kürt halkında devam eden duygusal kopuşu tamamlayacağını vurgulayarak “Açlık grevleri ölümle sonuçlanırsa, Sur, Cizre ve Nusaybin’de derinleşen duygusal kopuş tamamlanacaktır. Kürtlerin tüm duygusal bağları kopacaktır. Türkiye büyük bir kaosun içine sürüklenecektir” uyarısında bulundu.

    Öcalan özgürleşene kadar

    İngiltere’nin en büyük sendikalarından birisi olan Unite Sendikası Uluslararası Direktörü Simon Dubbins de “Öcalan’ın ve Kürt hareketinin bağlı olduğu değerler ve prensipler aynı zamanda biz emek hareketinin de değerleridir. Yıllardır aynı değerler çerçevesinde biz de mücadele veriyoruz. Bu yüzden şu an Kürtlerle dayanışmamızın nedeni çok açık. Bu yüzden Öcalan’a Özgürlük Kampanyası başlattık” dedi. Başlattıkları kampanyanın büyümeye devam ettiğini söyleyen Dubbins, “6 milyon emekçinin temsiliyetini yapan 15 sendika kampanyanın resmi yürütücüsü ve bu sayı daha da büyümeye devam edecek. Öcalan özgürlüğüne kavuşuncaya dek bizim mücadelemiz durmayacak” diye konuştu.

    Cezaevleri toplama kampı gibi

    Türkiye’deki insan hakları ihlallerini yakından takip eden ve kısa bir süre önce bir delegasyon ile birlikte Amed’e giden insan hakları avukatı Margaret Owen ise Türkiye’deki cezaevlerinin durumuna dikkat çekti: “Cezaevleri toplama kampına dönüşmüş, işkence merkezleri gibi. Adil yargılama kalmamış, yıllarca yargılamadan tutuklu kalıyor tutsaklar. Diyarbakır’dan yeni döndük. Leyla Güven’in açlık grevindeki 66’ıncı günüydü, onu ziyaret etmek istedik. Bildiğiniz gibi Boby Sands 66’ıncı gününde yaşamını yitirmişti. Bırakın Güven ile görüşmemize izin çıkmasını, polisler hunharca bize de saldırdı.”

    Dünyayı değiştirebiliriz

    Abdullah Öcalan’ın görüşlerine dikkat çeken Owen, Öcalan’ın görüşlerinin ve sistem önerilerinin dünyayı mevcut krizden kurtarabileceğini belirterek ekledi: “Dünyadaki hiçbir erkek lider bugüne kadar cinsiyet eşitliği ve özgürlüğü konusunda Öcalan gibi bir rol oynamadı. Öcalan’ın önerdiği sistem modeli tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu bir sistem. Dünyayı değiştirebiliriz.”

    Yapılan konuşmalardan sonra, 39 gündür Galler’in Newport kentinde açlık grevinde bulunan İmam Şiş telefonla bağlanarak açlık grevine girme gerekçelerini anlattı.

  • Londra’da Açlık Grevi Eylemcilerine Destek Yürüyüşü

    Londra’da Açlık Grevi Eylemcilerine Destek Yürüyüşü

    Başkent Londra’da Leyla Güven ve diğer açlık grevi eylemcilerine destek amacıyla bir yürüyüş düzenlendi. Britanya Demokratik Güçbirliği tarafından organize edilen eylemde, Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği belirtilirken, taleplerinin biran önce yerine getirilip Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması çağrısı yapıldı.

     

    Britanya Demokratik Güçbirliği’nin çağrısıyla Trafalgar meydanında biraraya gelen yüzlerce kişi Leyla Güven, İmam Sis ve Nasır Yağız’ın resimlerini kaldırırken, üzerinde ‘Tecride son, politik tutsaklara özgürlük’, ‘Öcalan’a özgürlük’, ‘Açlık grevi eylemcilerine destek’, ve ‘Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için yürüyoruz’ yazılı büyük pankartlar açıldı.
    https://youtu.be/hD68SHIHyJc
    Eylemde yapılan konuşmalarda Leyla Güven’in sağlık durumunun kritik bir noktaya geldiği, bu andan itibaren geçen her saatin hayati önemde olduğu ifade edilirken, açlık grevi gerekçesi olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin biran önce kaldırılması çağrısı yapıldı.

    Yapılan konuşmalardan sonra başbakanlık ve parlamento binasına doğru yürüyüşe geçildi. Yürüyüş boyunca Türk devleti karşıtı sloganlar atıldı. Başbakanlık binası önünde kitle kısa bir süre oturma eylemi yaptı. Parlamento binasına varan kitle, orada bulunan yoğun kavşağını kısa bir süreliğine araç trafiğine kapattı.

    Parlamento meydanında bir süre daha devam eden eylem sona erdirildi.

     

     

  • Londra Büyükşehir Belediyesi’nde Öcalan’a Özgürlük Talebi

    Londra Büyükşehir Belediyesi’nde Öcalan’a Özgürlük Talebi

    Birleşik Krallık’taki sendikacılar tarafından 2016 yılında parlamentoda startı verilen ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ büyüyerek devam ediyor. Devam eden kampanya ile ilgili Londra Büyükşehir Belediyesi salonunda bir resepsiyon düzenlendi. Düzenlenen resepsiyona kampanyayı yürüten sendikaların temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda, toplum temsilcisi, politikacı ve aktivist katıldı.

    Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecritin kaldırılması için Kürdistan ve dünyada açlık grevleri ve destek eylemleri devam ederken, başkent Londra’da ‘Öcalan’a Özgürlük Kampanyası’ kapsamında düzenlenen resepsiyonda Öcalan’a özgürlük talebi ön plana çıktı.

    Birleşik Krallık emek cephesinde büyüyerek devam eden kampanya resmi olarak UNITE, GMB, FBU, ASLEF, TSSA, RMT, USDAW, PROSPECT, GFTU, PCS, EIS, TUC, THOMPSONS SOLICITORS, CWU ve NEU adlı sendikalar tarafından yürütülüyor.

    Londra Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi Unmesh Desai’nin ev sahipliğinde Büyükşehir Belediye ana binasında yapılan resepsiyonun açılış konuşmasını Belediye Meclisi başkan yardımcısı Jenette Arnold yaptı.

    Resepsiyonda Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri Desai ve Arnold’un yanısıra Stephen Smellie-Unison sendikası, Simon Dubbins-Unite the union sendikası, Stephen Cavalier-Thomson Solicitors, Ali Gül Özbek-Kürdistan’a Adalet ve GMB sendikası temsilcisi birer konuşma yaptı.

    Öcalan’a Özgürlük Kampanyası eş başkanı Simon Dubbins tarafından gazetemize yapılan açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve özgürlüğünün sağlanması çağrısı yaparken, devam eden açlık grevleri ile dayanışmanın daha da büyütülmesi çağrısı yaptı.

    ‘‘Bu yıl 70 yaşına girecek olan sayın Öcalan 20 yıldır İmralı cezaevinde. Türkiye’deki koşullar her gün biraz daha kötüleşirken, ve Rojava’ya yönelik saldırı tehditleri devam ederken, bu zor zamanlarda biz sendikacıların dayanışma çalışmalarımızı da iki katına çıkarmamız hayati önemdedir.’’