Category: Haber

  • Londra KHM Dersim soykırımını naletledi

    Londra KHM Dersim soykırımını naletledi

    Dersim soykırımının yıldönümü dolayısıyla Londra Kürt Halk Meclisi bir açıklama yaparak katliamı lanetledi. Halk Meclisi’nin açıklaması şöyle:

    “Kefensiz Toprağa Düşenlerimiz Karanlığı Aydınlatan Işığımızdır.

    37-38-39 Dersim Soykırımında Yitirdiğimiz Tüm Canlarımızı Saygı ile Anıyoruz.

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu’nda Dersim’e bir harekat düzenlemesi kararı alınmıştı. Bu karar ile Dersim Soykırımı resmi olarak başlatılmıştı. Şimdi ise Dersim tertelesinin 83. yıl dönümündeyiz. Her yıl terteleyi lanetlemek ve hayatlarını kaybedenleri anmak için alanlardan çeşitli anma etkinlikleri düzenliyorduk. Bu yıla özgün ise, her bir Dersimli ve Dersim dostu 4 Mayıs 19:37 de kefensiz toprağa düşenlerimiz için mum yakıp ağıtlar ile anacağız.

    Soykırım kararının üzerinden 83 Yil geçmesine rağmen hala;
    *Arşivler Açılmadı
    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar
    yerlerinin akıbeti belirsiz
    *Çeşitli cezalar alan ve farklı
    cezaevlerine götürülen 72 kişinin
    akıbeti ve ne oldukları belirsiz
    *Dersimin Kayıp Çocuklarının kimlere verildiği ve akıbeti belirsiz

    Kısacası devlet hala Dersim Soykırımı ile yüzleşmediği gibi acılarımızı siyasi malzeme yapmaktan dahi geri kalmıyorlar.

    O gün Soykırım kararını alanları lanetliyor ve her zaman yukardaki sorularımızı sormaya devam edeceğimizi haykırıyoruz.”

  • Dersim Katliamı’nın 83’üncü yıl dönümü: Yüzleşilmeden acılar son bulmayacak!

    Dersim Katliamı’nın 83’üncü yıl dönümü: Yüzleşilmeden acılar son bulmayacak!

    Orhan KURUL
    Dersim

    Tarihe Dersim Katliamı olarak geçen ve 4 Mayıs 1937 yılında TBMM’de Bakanlar Kurulunun çıkardığı ‘Dersim Tenkil Kararları’ adlı kararname sonucu başlayan katliamın bugün 83. yıl dönümü. Katliamda resmi açıklamalara göre 16 bin, Dersim halkının anlatımlarına ve tanıklara göre 70 bin insan, çoğu yaşlı, kadın ve çocuk olmak üzere köylerde, mağaralarda, dere kenarlarında; bombalanarak, kurşuna dizilerek, yakılarak, kimyasal gaz kullanılarak, uçurumlardan atılarak öldürüldü. Katliamın 83. yıl dönümünde Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü ve Emek Partisi (EMEP) GYK üyesi Mustafa Taşkale ile konuştuk.

    “BU TRAJEDİYİ UNUTMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    EMEP GYK Üyesi Mustafa Taşkale Dersim Katliamı’nın cumhuriyet tarihinin yakın katliamlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Acı ve trajik olaylardan biridir. Aradan 83 yıl geçmesine rağmen Dersimlilerin yan yana geldiğinde en çok konuştuğu meselelerden biridir” dedi. Taşkale, bunun nedenini “Çünkü yaşanan olayların yakın tanıkları halen aramızda yaşıyor. Kiminin babası, kiminin dedesi, nenesi ya da kardeşi… Tanıklıklar var ve bu trajediyi unutmak mümkün değil” diye açıkladı.

    ON BİNLERCE İNSAN ETKİLENDİ

    Dersimlilerin büyüklerinin anlattığı ve tarihi kitaplara yansımış bilgilerden hareketle yaşananların “soykırım” olarak ifade edileceğini belirten Taşkale, “Dersim Katliamı’nı, katliam başlamadan önce özellikle Osmanlı’dan bu yana başlayan bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. Sürekli Dersim bir ‘çıbanbaşı’ olarak görülmüştür. Bölgeye gönderilen müfettişlerin yazdığı raporlarda da Dersim’in tebdil ve tenkil yoluyla bastırılması vurgusu yapılmış, koparılması gereken bir yara olarak görülmüştür” dedi.

    25 Aralık 1935’te ilk olarak Tunceli vilayetinin idaresi hakkındaki raporun hazırlandığını hatırlatan Taşkale, “4 Mayıs 1937’de askeri operasyona başlanıyor. Bu karardan sonra on binlerce insan öldürülüyor, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, demeden insanlar yakılıyor. On binlerce insan sürgün ediliyor, toprağından ediliyor. Kız çocukları evlatlık verilerek, erkek çocukları da YİBO’larda asimilasyon politikasının araçları haline getiriliyor” dedi.

    “YÜREKLERE SU SERPİLECEKSE TALEPLER KARŞILANMALI”

    Arşivlerin tam olarak açılması gerektiğini belirten Taşkale, Erdoğan’ın 2011 yılında ‘Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ben dilerim.’ söylemlerini hatırlatarak “CHP’yi daha çok baskılamak için, CHP ile arasındaki yarışa malzeme edildi Dersim Katliamı. Dersim Katliamı’nı bir kez daha gündeme getirerek bu büyük katliamı malzeme olarak kullandı” diye konuştu. Özür dilemenin gereğinin yerine getirilmediğini belirten Taşkale, “Asıl temel taleplerden bir tanesi de Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması. Bugün bu talepler Dersimliler açısından hâlâ geçerliliğini koruyor. Dersimlilerin yaşadığı bu büyük katliamı, yaşanan bu vahşeti elbette ki unutması mümkün değildir ama yüreklere biraz su serpilecekse en azından bu temel taleplerin devlet tarafından yerine getirilmesi ve bunların gereğinin yapılması gerekmektedir” dedi.

    KARA BİR UTANÇ OLARAK DURMAKTA

    Katliam ile ilgili meclise soru önergesi veren HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Dersim halkının 37-38’e Tertele adını verdiğini ve Tertele’nin büyük tufan, yıkım ve yok oluş anlamına geldiğini belirterek, “Roza Şaye yani ‘kara gün’ olarak tarihe geçen bu büyük katliam, Ermeni Soykırımı’ndan sonra Türkiye’de yaşanmış en büyük katliam olarak hâlâ Türkiye tarihinin orta yerinde kara bir utançla durmaktadır. O gün yaşanan acılardan hala ders çıkarılmamış bu kara günlerle yüzleşme gerçekleşmemiştir” dedi. O dönem, Dersim’in, toplumun kendini yönettiği, devlet-iktidar-egemen güç ilişkisine girmeden varlığını sürdürdüğü bir yer olduğunu aktaran Önlü “Çok sayıda raporda Dersim’in coğrafyasının bölünerek, sosyal yapısının dağıtılması, köylerin birbiriyle bağlarının koparılması için barajlar ve blok havuzların yapılması önerilmiştir” diye belirtti.

    Önlü, şöyle devam etti: “Dersim’in tüm tarihsel arka planıyla, gasbedilen hakları, dili, inancı ve kültürüyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmelidir. 4 Mayıs’ın Tertele ve anma günü olarak kabul edilmesi ve bir an önce hakikat komisyonun kurularak, Dersim’in RayeHaq inancı, kültürü ve dili tanınıp, yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Geçmişte olduğu gibi Dersim’in kültürel sınırları yeniden idari bir yapıya kavuşturulmalı ve başta Seyid Rıza ve idam edilenlerin mezarları olmak üzere, toplu katliam ve mezarlıklar ortaya çıkarılmalıdır. Ne yazık ki bunlar yapılmadan Dersim halkının acısı son bulmayacaktır.”

  • Dersim Katliamı ile yüzleşme ve özür çağrısı

    Dersim Katliamı ile yüzleşme ve özür çağrısı

    Dersim Araştırmaları Merkezi, 50 binden fazla insan yaşamını yitirdiği belirtilen Dersim Katliamı’na ilişkin “yüzleşme ve özür” çağrısında bulundu.
    1937-38 yılları arasında gerçekleşip, üzerinde 83 yıl geçen Dersim Katliamı’na ilişkin Dersim Araştırmaları Merkezi tarafından yazılı bir açıklama yaptı. 4 Mayıs’ın Dersim’e dair kıyım kararının verildiği gün olarak bilindiğine vurgu yapılan açıklamada, “25 Aralık 1935’de çıkarılan 2884 sayılı Tunceli Kanunu ve ardından başlatılan operasyon hazırlıklarının bir sonraki adımındaki 4 Mayıs 1937 Bakanlar Kurulu kararıyla, Dersim soykırım süreci fiilen başlatılmıştır” denildi.
     Açıklamada, Bakanlar Kurulu tarafından alınan karara da yer verildi. O karar ise şöyle:
    “Son günlerde Tunceli’de vukua (meydana) gelen hadiselere dair raporlar 04 Mayıs 1937 tarihinde Atatürk ve Mareşal’in huzurları ile tetkik (inceleme) ve mütalaa edilerek (düşünülerek) aşağıdaki sonuca varılmıştır:
    1- Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Keçizeken (Aşağı Bor) Sin, Karaoğlan hattına kadar, şedit (sert) ve müessir (etkili) bir taarruz harekatı ile varılacaktır.
    2- Bu defa isyan etmiş olan mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır ve bu toplanma ameliyesi de (çalışması) köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem de bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Şimdilik 2 bin kişinin nakli tertibatı hükümetçe ele alınmıştır.
    Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe (yetinildikçe) isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar vermeyecek hale getirmek, köyleri kamilen (bütünüyle) tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür. Malatya’dan ve Ankara’dan gönderilen kuvvetlerin cepheye vasıl olmaları ve cephedeki kuvvetlerin ufak tefek talimleri ve istirahatları ve bundan başka Diyarbakır’dan gelecek taburun tavzifi (görevleri) bütün bunlar düşünülerek bir hafta sonra yani 12 Mayıs’ta ileri harekete başlanabileceği anlaşılmaktadır.
    Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazım.”
    ‘TARİHSEL SUÇLAR ORTA YERDE’
    Alınan bu karar sonrasında 1937-1938’de askeri operasyonların yapıldığı ifade edilen açıklamada, operasyonun ardından resmi belgelere göre 13 bin 800 insan öldürüldüğü, bir o kadarının da sürgün edildiği kaydedildi.
    Gerçekte ise, Dersim’de 50 bin kişinin katledildiği belirtilen açıklamada, “O gün Türkiye’nin bütünlüklü görünen siyasi yelpazesi bu kıyıma birlikte karar verdi. Dünün ittifakı bugün de ötekiler karşıtlığı üzerinden devam etmektedir. Ermenilere, Kürtlere ve Alevilere karşı işlenen tarihsel suçlar orta yerde duruyorken, ‘benim vatandaşım’ söyleminin hileli bir yalanın tekrarı olduğu riyasını bir kez daha tarihe iliştirmiştir. Dersim’de toprağa kefensiz düşen on binlerce insanımızın acısını yüreklerimizde taşıyoruz. Ülkeyi yönetenleri bir kez daha yaşanan bu derin acıyla yüzleşmeye ve özür dilemeye davet ediyoruz” denildi.
  • İngiltere’de çocukları etkileyen yeni rahatsızlıkla ilgili neler biliniyor, koronavirüsle bağlantısı var mı?

    İngiltere’de çocukları etkileyen yeni rahatsızlıkla ilgili neler biliniyor, koronavirüsle bağlantısı var mı?

    İngiltere’de son haftalarda bağışıklık sisteminde ciddi sorunlar tespit edilen ve yoğun bakıma kaldırılan çocukların sayısında artış var. Sayı çok yüksek değil ancak buna sebep olan virüsün ne olduğu merak ediliyor.

    İngiltere Pediatri Yoğun Bakım Vakfı tarafından doktorlara gönderilen ‘acil’ kodlu uyarıda, söz konusu semptomlarla gelen hasta çocukların rapor edilmesi isteniyor.

    Guardian gazetesi, virüsle ilgili merak edilen soruları derledi. “Vücutta birden fazla sistemi etkileyen inflamatuar rahatsızlık” olarak adlandırılan hastalık, 15 yaş altı az sayıda çocukta görüldü ve bu çocukların tümü yoğun bakıma yatırıldı.

    Londra başta olmak üzere İngiltere genelinde son üç haftada sayılarda artış görüldü. İlk bildirim, Kuzey Londra’daki genel pratisyen hekimler tarafından yapıldı ve “Pediatri Yoğun Bakım Topluluğu” pazar gecesi bunun bir “acil durum” olduğunu teyit etti.

    Covid-19’la bağlantısı var mı?

    Asıl merak edilen soru, bunun koronavirüsle bağlantısı olup olmadığı ancak cevabı doktorlar da henüz bilmiyor.

    Doktorlar, bu hastalığın görüldüğü çocuklara Covid-19 testini uyguladı ve pozitif çıkan da, negatif çıkan da oldu. Ancak bu testlerin doğruluğu da son dönemde sorgulanmaya başlandığı için kesin olarak “Covid-19’la bağlantısı yok” denilemiyor.

    Koronavirüsle bağlantısı olan ancak hem geç ortaya çıkan hem de nadir görülen bir yüksek ateş ve iltihap sendromu olabilir. Bununla bağlantılı olmayıp başka bir mikrop ya da virüsle ilgili de olabilir.

    Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS) yaptığı açıklamada doktorlara, bu hastalığın koronavirüsle her türlü bağlantısını çok dikkatle incelemeleri ve tedaviyi buna göre hızlı bir şekilde gerçekleştirmeleri çağrısı yaptı.

    ‘Vücutta birden fazla sistemi etkileyen inflamatuar rahatsızlık’ nedir?

    Bu durum, bağışıklık sisteminin çok sert tepki verdiği ve vücudu birçok farklı şekilde etkileyebilen, en önemlisi de kan damarlarında sızıntıya sebep olan “Kawasaki” hastalığına neden olabilen bir rahatsızlığa işaret ediyor.

    Kawasaki hastalığı, kalpteki kan damarlarının şişmesi sonucu tüm vücutta kızarmalara ve yüksek ateşe neden olan bir hastalık.

    Bu durum ortaya çıktığında kan basıncı düşüyor ve akciğerlerle diğer organlardaki sıvı seviyesi artıyor.

    Bu da durumun ciddiyetini artırarak çok kritik bir seviyeye getiriyor. Hastaların acil olarak yoğun bakımda tedaviye başlaması ve kalp, akciğerler ve bazı durumlarda börek gibi diğer organların desteklenmesi gerekiyor.

    Başka semptomlar var mı?

    Bu hastalıkla hastaneye kaldırılan çocuklarda aynı zamanda toksik şok sendromu semptomları ve Kawasaki hastalığı semptomları üst üste görüldü. Toksik şok da bağışıklık sisteminin aşırı reaksiyon gösterdiği çok ciddi bir sendrom.

    Çocuklarda farklı semptomlar da görüldü. Bunların başında karın ağrısı, mide ve bağırsaklarda yani sindirim ve boşaltım sisteminde sorunlar ve kalpte enflamasyon geliyor.

    Bu durumun koronavirüsün geçirdiği bir değişimden kaynaklandığına dair bir kanıt yok. Eğer böyle olsaydı önce yetişkinlerde görülürdü, diye düşünülüyor.

    Ancak bunun koronavirüs bulaştıktan bir süre sonra daha genç bağışıklık sistemlerinin geliştirdiği bir tepki olabileceği belirtiliyor.

    Benzer durumlar, Covid-19 tespit edilen; hastalığın ikinci evresinde akciğerleri iltihaptan kaynaklı olarak hasar gören yetişkinlerde de görülmüştü.

    Ne kadar yaygın?

    Şu an çok yaygın değil. Ülke genelinde 10’un üzerinde çocukta benzer durum tespit edildi.

    Sayı çok yüksek olmasa da alarm verilmesinin sebebi, ülke genelindeki ilk başvuru adresi olan genel pratisyen hekimlerin ve çocuk doktorlarının bu konuda bilgi sahibi olması ve benzer semptomlar gösteren çocuklara acilen müdahale edilmesinin sağlanması.

    Koronavirüs neredeyse tüm dünyaya yayılmış olsa da bilim insanları hâlâ virüsün nasıl işlediğinin ve vücutta yol açtığı şeylerin üzerinde dikkatle durmaya ve incelemeye devam ediyor.

    Yetişkinlerde, Covid-19 farklı organlara zarar veren bir hastalık ancak çocuklarda bugüne kadar çoğunlukla çok hafif belirtiler görüldü.

    Covid-19’la ilgili kamuya yapılan duyuruların niteliği değiştirildi mi?

    Hayır. Royal College’da Çocuk Doktorları ve Çocuk Sağlığı biriminin daha önce yaptığı; çocukların Covid-19 kaynaklı ağır bir hastalık geçirme riskinin çok düşük olduğuna yönelik açıklama geçerliliğini koruyor. NHS ise, çocuklarında ani değişiklikler gören ebeveynlerin acilen bağlı oldukları pratisyen hekimleri veya NHS’in acil durum numaralarını aramalarını öneriyor.

  • Araştırma: Covid-19 hastaları ömürlerinden 10 yıl kaybediyor

    Araştırma: Covid-19 hastaları ömürlerinden 10 yıl kaybediyor

    İskoçya’da yapılan bir araştırmada Covid-19’a yakalanan hastaların ömürlerinde 10 yıl üzerinde kısalma hesaplandı.

    Glasgow Üniversitesi’nde görevli ve İskoçya Kamu Sağlığı Enstitüsü Onursal Danışmanı Dr. David McAllister’ın ekibiyle birlikte yeni veriler üzerinden yürüttüğü çalışmanın sonuçlarına göre, Covid-19 nedeniyle ölen kişilerin bütün varolan kronik hastalıkları da gözönüne alındığında potansiyel yaşamlarından ortalama 10 ila 13 yılın üzerinde süre kaybettikleri hesaplandı.

    Bu sürenin koroner kalp hastalığı gibi sorunlarla benzer bir süre kaybı olduğunu belirten McAllister insanların ve hükümetlerin Covid-19’un etkilerini hafife almamaları gerektiğini söyledi.

    Araştırmada varolan kronik hastalıkların sayısı ve tipine göre ayarlamalar yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra olacak şekilde iki türlü hesaplama yapıldı.

    İtalya’daki veriler değerlendirildi

    İtalya’da Covid-19 nedeniyle hayatını kaybedenlerin yaşları ve sağlık durumları dünyada Covid-19’a yakalanmamış ancak benzer sağlık durumunda olup hayatını kaybeden insanların verileri ile karşılaştırıldı

    Bu karşılaştırma için Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Güvenli Anonim Bilgi Ağı (SAIL) verileri ve İngiltere Sağlık Veri Tabanı’nda yer alan bilgiler kullanıldı. Oluşturulan raporda hayatını kaybetmiş olan kişiler Covid-19’a yakalanmamış olsalar varolan sağlık durumları ile ortalama kaç yıllık bir hayat beklentileri oluğu hesaplandı.

    Kronik hastalıklar fazla fark yaratmıyor

    Buna göre insanlarda hali hazırda kronik hastalıklar olmasa dahi koronavirüsün ciddi ölçüde yaşam beklentisi süresini kısalttığı görüldü. Yani kronik hastalıklar ‘kaybedilen yıllar’ı (Years of Life Lost-YLL) pek azaltmıyor. Bu hastalıklara sahip olmayan kişiler de olanlar kadar YLL’ye maruz kalıyor.

    Covid-19 sonucu YLL’nin cinsiyete göre erkeklerde 13, kadınlarda 11 olduğu görüldü.

    McAllister’ın çalışması henüz bağımsız değerlendirme sürecinden (peer review) geçmedi.

  • Partizan devriminde üç dil, üç kadın ve ‘Ciao Bella’

    Partizan devriminde üç dil, üç kadın ve ‘Ciao Bella’

    Faşist Mussolini iktidarının Partizanlar tarafından yıkılışının 75’inci yıl dönümü dolayısıyla Sanatçı Mizgin Tahir, Itziar Ituno ve Erica Boschiero sosyal medya üzerinden bir araya gelerek Ciao Bella’yı seslendirdi.  

    DİREN DİCLE ERDEN

    Faşist Benito Mussolini iktidarının İtalyan partizanlar tarafından yıkıldığı 25 Nisan Kurtuluş Günü dolayısıyla Kürt sanatçı Mizgin Tahir, tüm dünyanın konuştuğu Le Casa De Papel dizisinin aktristlerinden İspanyol sanatçı Itziar Ituno ve İtalyan sanatçı Erica Boschiero, Ciao Bella şarkısını ortak seslendirdi. Kürtçe, İspanyolca ve İtalyanca seslendirdikleri Ciao Bella Projesinin koordinatörlüğünü streeen.org ve globalrights.info yaptı. Yapımın aranjörlüğünü ise Rojavalı sanatçı Mehmud Berazî ve İtalyan Yado Casagrande gerçekleştirdi.
    Hazırlanan klipte, önce Mizgin Tahir ardından Ituno ve Boschiero, şarkının her bir kıtasına ayrı bir ruh katıyor ve 3 dilde ‘direniş’ sesi yankılanıyor. Klipte Mussoloni’ye karşı direnen kadın Partizanlara yer verilirken direnişçi kadınlar ise devrim sırasındaki fotoğrafları ise Rojava’daki kadın direnişçileri anımsattı.

    Üç sanatçının seslendirdiği Ciao Bella şarkısına ve verdikleri mesajlara şu linklerden ulaşabilirsiniz…

     

     

    DİRENİŞ BİZİZ!
    Kadınlar 25 Nisan dolayısı ile birer de direniş mesajı yayınladı.
    Bu arada 25 Nisan Kurtuluş Günü dolayısıyla La Casa de Papel’de müfettiş Raquel Murillo karakterini canlandıran oyuncu Itziar Ituno, bir mesaj yayınlayarak Kürt kadınlarına da atıfta bulundu. Ituno’nun mesajı şöyle:

    Direniş…
    Bask dilinde ‘dayan’ deriz birbirimize.
    Sessizliğe mahkûm edilen, marjinalleştirilen, baskı altına alınanların
    tek hayatta kalma stratejisi direniştir.
    Azınlık dillerinin varlığını sürdürmek adına,
    Baskça konuşmak bir direniştir!
    Baskılardan, cadı avından yılmadan, korkuyu alt ederek devam etmektir direniş.
    Plaza de Mayo Anneleri, Lacandona Ormanları’ndaki Zapatistalar,
    Ayotzinapa’da kaybolan öğrenciler, Altsasu’daki genç insanlar ve aileleri,
    Savaşın dibindeki Kürt kadınları, Aita Mari, Open Arms*** gemisi,
    Ulusal radyolarda asla dinlemediğiniz müzisyenler,
    Televizyonda hiç görmediğiniz oyuncular.
    Tıpkı Galeano’nun söylediği gibi:
    Hiçbir şey olmayan hiç kimseler! İşi çoktan bitirilenler,
    Artık orda olmayanlar ve daha fazlası! Biz! Direniş biziz!”

     

    ‘Direniş yaşamın gayretidir’

    Ünlü Kürt opera sanatçısı Mizgin Tahir de yayınladığı mesajda şunlara yer verdi:
    “Dünyada çok zulüm var ama bir o kadar da buna karşı direniş var. İnsanın içindedir o direniş ruhu. Direniş, sadece bir ülkeyi özgürleştirmek için değildir; bir virüse karşı da olabilir, insanlığı korumak için, aileni korumak için de olur. Direniş yaşamın gayretidir, yaşamı daha da güzelleştirmek içindir.
    Ben de sanatçı olarak yeni bir şarkı yaptığımda yeni bir yaşamı dile getirmek istiyorum. Bunu yaparken de toplumdaki kötülükleri, sistemi eleştirmek isterim. Bunu da kendi sanatımda bir direniş olarak görüyorum. O yüzden herkes yaşam içerisinde mecburdur direnmeye. Yaşamak direnmektir.”

     

     

    BİR PARTİZAN TÜRKÜSÜ BELLA CİAO

    Bella Ciao İtalyancada ‘Elveda güzelim’ anlamı taşımakta ve II. Dünya Savaşı sırasında İtalyan partizanların söylediği bir şarkıdır. Parça Milva’dan Yves Montand’a, KUD Idijoti, Hozan Serhat, Grup Yorum ve Kızıl Ordu Korosu dahil onlarca şarkıcı ve grup tarafından seslendirilmiştir.
    Direnişin bir sembolü haline gelen şarkı, Kısa sürede anarşistleri, komünistleri, sosyalistleri ve diğer anti-faşist grupları bünyesinde toplamış olan İtalyan partizanlarının resmi marşı haline gelmişti. Savaştan sonra da haksızlığa, eşitsizliğe karşı mücadeleyi benimseyenlerin, devrime inananların, sosyalistlerin marşı; yani bir devrim şarkısı olmayı sürdüren Bella Ciao, dünyanın dört bir köşesinde seslendirilmeye devam ediyor.

  • İngiltere’de ürkütücü tablo: 20 bin 319 kisi hayatini kaybetti

    İngiltere’de ürkütücü tablo: 20 bin 319 kisi hayatini kaybetti

    İngiltere’de Kovid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı son 24 saatte 813 artarak 20 bin 319’a yükseldi.
    İngiltere’de, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 813 artarak 20 bin 319’a yükseldi.
    Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkede Kovid-19 kaynaklı can kaybı 19 bin 506’dan 20 bin 319’a, vaka sayısı da 4 bin 913 artarak 148 bin 377’ye çıktı.
    Son 24 saatte 23 bin 115 kişiye daha test yapıldı. Test yapılan toplam kişi sayısı 517 bin 836’ya, tekrarlarla 640 bin 792’e yükseldi.
    Günlük ölümde 980 ile en çok ölümün görüldüğü 10 Nisan’dan beri dalgalı bir düşüş gösteren can kayıpları, son bir haftada sırasıyla 888, 596, 449, 823, 759, 616 ve 684 olarak kayıtlara gecti.

    SAYI 20 BİNİ AŞTI

    Can kaybı sayısının 20 bini geçmesiyle hükümetin belirlediği eşik de aşılmış oldu. İngiliz hükümetinin Baş Bilim Danışmanı Patrick Vallance, “Süreç içinde 20 bin veya daha az kişinin ölmesi durumunda iyi bir iş çıkarmış olacaklarını” söylemişti.
    Ancak hükümetin açıkladığı günlük veriler, sadece hastanede ölümleri kapsadığı için gerçek can kaybının çok daha yüksek olduğu değerlendiriliyor.
    Huzurevleri işletmecileri, geçen hafta yaptıkları açıklamada, bu yerlerde 7 bin 500 kişinin ölmüş olabileceğini söylerken, Financial Times gazetesinin 22 Nisan tarihli analizi, gerçek sayının “ihtiyatlı bir tahminle 41 bin 102 olduğunu” gösteriyor.