Category: Haber

  • İdris Selim için AF Örgütü’ne dosya sunuldu

    İdris Selim için AF Örgütü’ne dosya sunuldu

    LONDRA- KDP tarafından tutuklanan ve sağlık durumu kötüye giden Tevgere Azadi üyesi İdris Selim Mihemed’e yönelik uygulamaları protesto eden bir grup Kürdistanlı, Londra AF Örgütü yetkililerine bir dosya sundu.

     

    Güney Kürdistan’da KDP Asayiş Güçleri tarafından 8 Mayıs 2019’da gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanan Tevgera Azadi üyesi İdris Selim Mihemed için Londra AF Örgütü binası önünde bir araya gelen kalabalık bir grup protesto gösterisi yaptı. Selim Mihemed’in düşüncelerinden ve siyasi fikirlerinden dolayı KDP tarafından tutuklandığını ifade eden grup üyeleri, KDP’nin Kürdistan’da diktatoryal bir sistem oluşturduğuna dikkat çekti.

    Selim Mihemed’in sağlık durumunun gün geçtikçe kötüye gittiği ve cezaevinde çeşitli baskılara uğradığını ifade eden grup üyeleri, “İdris Selim’e özgürlük”, “Kürdistan’da diktatörlüğe son” şeklinde sloganlar atıldı. Eylemin ardından AF Örgütü yetkililerine İdris Selim’in sağlık durumu ve cezaevinde yaşadığı baskılara dönük bir dosya sunuldu. Sunulan dosya da, İdris Selim’in herhangi bir yasal gerekçe sunulmadan cezaevinde tutulduğu belirtilerek, “Cezaevinde baskıya uğruyor sağlık durumu iyi olmadığı için gün geçtikçe zayıflıyor. İdris Selim bilinçli olarak 12 metrekarelik bir oda içerisinde 150 kişi ile birlikte aynı oda da tutuluyor. Bu da hayati tehlike oluşturuyor. İdris Selim iki ay boyunca açlık grevinde kalmış ve durumu protesto etmiştir. Ancak, hala neden cezaevinde tutulduğu bilinmeyen İdris Selim hakkında herhangi bir olumlu adım atılmamıştır. Uluslararası kurumlar Kürtler açısından önemli bir siyasetçi olan İdris Selim için devreye girmelidir” denildi. AF Örgütü yetkilileri gerekli araştırma yapıldıktan sonra bir açıklama yapacaklarını belirtti.

  • Londra’da Dicle, Xelîl ve Dep için görkemli anma

    Londra’da Dicle, Xelîl ve Dep için görkemli anma

    LONDRA- Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren Hüseyin Boyraz (Rubar Dicle) ve arkadaşları için Londra’da görkemli bir anma düzenlendi.

    Londra Kürt Halk Meclisi tarafından Türk devletinin hava saldırıları sonucu 6 Ocak 2017 yılında Medya Savunma Alanlarında yaşamını yitiren PKK merkez komite üyesi Hüseyin Poyraz (Rubar Dicle), Nihat Ayaz (Xelil) ile Ahmet Kılıç (Murat Dep) için bir anma etkinliği düzenlendi.. Haringey’deki Kurdish Community Center’da düzenlenen anmaya Boyraz ve Kılıç aileleri ve şehit aileleri de hazır bulundu. Demokratik kitle örgütü temsilcileri ile yüzlerce kişinin katıldığı anma da, devrim ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından Rubar Dicle ve arkadaşlarını konu alan bir slayt gösterildi. Slaytı izleyen yüzlerce kişi duygu dolu anlar yaşarken, yaşamını yitiren her üç devrimcinin de direngenliğin, direnişçiliğin ve iradenin ileri düzeyde birer temsilcisi ve Özgürlük Hareketi’nin seçkin bir militanı olarak ned daim anılacakları vurgulandı.

    ŞEHİTLER KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

    Slayt gösteriminin ardından bir konuşma yapan Hüzeyin Poyraz’ın kardeşi ve mücadele arkadaşı Ali Poyraz, her üç arkadaşın mücadele süreçlerinin bir asırı oluşturduğunu söyleyerek, “Sadece bizler için değil tabi ki. Biliyorsunuz heval Rubar ile birlikte 3 kardeşim şehit oldu bu mücadelede. Fakat böylesine mücadele içerisinde kök salmış eski arkadaşların şahadeti telefisi zor olan kayıptır. Biz şundan eminiz ki bu şehitler ilk günden bugüne Haki Karer’in şahadetinden bu yana bu mücadeleyi sürdüren ilham kaynağı olan şehitlerimiz di bundan sonra da öyle olacak. Şehitler bizim kırmızı çizgimizdir. Çünkü bugüne kadar yaratılan değerlerin esas emekçileri onlardır. Onlar da her ne kadar ölümsüzleşip yüreğimize bir kor gibi düşse de tıpkı bir yıldız gibi sürekli yol göstermeye devam edecekler” dedi.

     

    ASLA DİZ ÇÖKTÜREMEZLER 

    Rubar Dicle ve yoldaşlarının ‘bir lokma bir hırka’ felsefesi ile derin bir yoldaşlığın sahibi olduklarını vurgulayan Poyraz, “ Bizi sokaklar da katletmiş olabilirler. Zindanlara atarak işkence yapabilirler. Ancak asla bize diz çöktüremezler.AKP faşizmi dünyanın hiç bir yerin de Türkiyeli emekçilerini ötekileştirilenleri ve Kürt halkına karşı saldırılarını sürdürüyor. Ama şundan da emin olunmalı ki geçmişte olduğu gibi bugünde Kürt halkı ve devrimciler asla diz çökmedi çökmeyecek. Fazişme boyun eğmeyen diz çökmeyen insanlarımız bundan sonra da AKP-MHP faşizmine boyun eğmeyecek diz çökmeyecektir” diye kaydetti. Poyraz’ın konuşmasının ardından PKK Merkez Komite üyesi Duran Kalkan’ın Rubar Dicle ve arkadaşları için yaptığı değerlendirme slayt şeklinde gösterildi. Sık sık ‘Şehit namırın’ sloganları atıldı. Anma, Hozan Sewder tarafından Kürtçe klamların yer aldığı dinleti ile sona erdi.

  • Amazon iklim değişikliğine karşı kampanya yürüten çalışanlarını “işten atmakla tehdit ediyor”

    Amazon iklim değişikliğine karşı kampanya yürüten çalışanlarını “işten atmakla tehdit ediyor”

    İşverenlerine emisyonları azaltma çağrısında bulunan çalışanlar, şirket politikalarını ihlal etmekle suçlandıklarını iddia ediyor

    Şirket, çalışanlara yönelik politikalarının yeni olmadığını söylüyor (Reuters)

    Amazon çalışanlarından oluşan işçi birliği, Amazon’un, şirketin neden olduğu çevresel zararlarla ilgili konuşan en az iki personeli işten atmakla tehdit ettiğini ileri sürdü.

    E-ticaret devi Amazon, Maren Costa ve Jamie Kowalski’ye şirketle ilgili kamuoyuna açıklamalar yaparak personel kurallarını ihlal ettiklerini söyledi.

    Costa ve Kowalski, şirket patronu Jeff Bezos’u “iklim felaketine doğrudan katkıda bulunan” bir iş modeli yürütmekle suçlayan ve çoğunlukla teknoloji ve tasarım çalışanlarının oluşturduğu bir grup olan Amazon Çalışanları İklim Adaleti’nin üyesi.

    İşçi birliği internette yayımladıkları açıklamalarında şirketin 2030’a kadar karbon salımını sıfıra indirmesini, fosil yakıt şirketleriyle çalışmayı durdurmasını ve iklim değişikliğini inkar eden politikacıları fonlamayı sonlandırmasını istedi.

    Birlik, üyelerinin “iş modellerinin iklim krizine katkıda bulunmamasını sağlamanın kendi sorumlulukları olduğuna inandığını” belirtti.

    Ancak grup, insan kaynakları ve hukuk biriminin şirket kurallarını ihlal ettikleri uyarısında bulunmak için tasarımcı Costa ve yazılım mühendisi Kowalski’yle iletişime geçmesinin ardından patronları “yıldırma taktikleri” uygulamakla suçladı.

    Grup internette yayımladığı açıklamasında, her iki çalışanın görüşmeye çağrıldığını ve ardından konuşmaya devam etmeleri halinde sözleşmelerinin feshedilme olasılığına ilişkin kendilerine e-mail gönderildiğini kaydetti.

    Costa, “Elçiye zeval olmaz. Konuşanları susturmanın zamanı değil” dedi.

    Costa, “Amazon’un bizi sansürleme girişimini umursamayarak, özellikle iklim insanlık için böylesine benzeri görülmemiş bir tehdit oluştururken yüksek sesle konuşmak bizim ahlaki sorumluluğumuz” diye ekledi.

    Kamuoyuna açıklamada bulunan çalışanlara yönelik politikalarının yeni olmadığını ve diğer şirketlerin politikalarıyla örtüştüğünü belirten Amazon, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

    Kısa süre önce çalışanların konuşma yapmak, medyaya röportaj vermek ve şirket logosunun kullanımı gibi şirket dışı faaliyetlerde yer almalarını kolaylaştırmak için politikamızı ve ilgili onay sürecini güncelledik. Herhangi bir şirket politikasında olduğu gibi, bir prensibe uyulmadığını öğrendiğimizde çalışanlar insan kaynakları ekibimizden ihtar alabilir.

    Bezos daha önce yaptığı açıklamada şirketin 2030’a kadar tamamen yenilebilir enerjiyle çalışması ve 2040’a kadar da net sıfır karbon emisyonuna sahip olmasını planladıklarını söylemişti.

     

    *İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

    https://www.independent.co.uk/news/world/americas

    Independent Türkçe için çeviren: Cenk Korkmazer

  • Yeni £20’luk banknot Şubat’ta piyasaya sürülecek

    Yeni £20’luk banknot Şubat’ta piyasaya sürülecek

    İngiltere 5 ve 10 sterlinlik banknotların ardından şimdi de yeni 20 sterlinlik banknotu piyasaya sürülmeye hazırlanıyor.

     

    İngiltere Merkez Bankası tarafından yapılan tanıtımı yapılan yeni polimer yani plastik kaplamalı £20 pound 20 Şubat’ta piyasalara sürülecek. Yeni  £20 poundlar da sahteciliğe karşı en gelişmiş güvenlik özellikleri içeriyor. Keza 20 pound İngiltere piyasasında en fazla kullanılan para birimi. Bu yüzden en fazla sahte olarak bugüne kadar piyasaya sürülen banknot olarak ta biliniyor. Geçtiğimiz 2019 yılında kullanılan sahte banknotların yüzde 88’ini halen kullanılan mevcut 20 sterlinlik banknot oluşturdu.  İngiltere Merkez Bankası’da yaptığı açıklama da ‘şimdiye kadar ki en güvenli banknot’ diyerek nitelediği yeni £20 banknotta sahteciliğe karşı iki çerçeve ve iki renkli folyo var. Yine görme engelli kişilerin de banknotu tanımalarına yardımcı olacak bir içerikte banknot ta mevcut.

     

    JMW TURNER YER ALDI

    Yeni 20 poundluk banknotun arka yüzünde ise ünlü İngiliz ressam ve sanatçı Joseph Mallord William Turner yer alıyor. Merkez Bankası Başkanı Mark Carney, yeni banknotlar da yer alan Turner’ın iki yüz yıldır İngiltere’de sanat üzerindeki etkisinin sürdüğünü ve İngiliz çağdaş sanatının da baş mimarı olduğunu ifade etti. Carney,  yeni banknot ile ‘paranın herkesin cebinde bir sanat eseri olabileceğini’ gösterdiğini söyledi.  İngiltere Merkez bankası mevcut ünlü İngiliz siyasetçi Winston Churchill’in 5 sterlinlik banknotta ve yazar Jane Austen  ise 10 sterlinlik banknotta yer alçaklarını açıkladı. Bununla birlikte Ekonomist Adam Smith’i içeren eski 20 sterlinlik banknot kullanılmaya devam edilecek.  

  • Britanya da yoksulluk

    Britanya da yoksulluk

    Göçmen toplulukların büyük umutlar ile geldikleri ve burada kendilerine yaşam olanakları kurduğu Britanya da, yoksulluk sadece yaşam koşulları giderek ağırlaşan yeni göçmenlerin değil ama bu ülkede yaşayan milyonlarca insanın da en temel sorunu haline gelmiş durumda. 2011 yılından bu yana uygulanan kemer sıkma politikalarının derinleştirdiği yoksulluk, geçtiğimiz günler de gerçekleşen erken genel seçimler de muhafazakarların parlamentoda çoğunluğu elde etmesi ile beraber derinleşerek devam edeceğinin de habercisi niteliğinde. Resmi istatistiklere göre sadece Nisan 2019 ile Eylül 2019 arasında 820 bin kişi temel yiyeceklerini alabilecekleri paraları olmadığı için gıda bankalarından (Food Bank) geçinmek zorunda kaldı, Britanya genelinde bugün 2,000’den fazla gıda bankası söz konusu ve bu gıda yardımlarına sadece işsiz olan ve devlet yardımlarından faydalananlar değil aynı zamanda çok düşük ücretlere çalıştırılan işçiler de başvurmak zorunda kalıyor. 2010 yılından bu yana sokaklarda yatan insanların sayısında %165 oranında bir artış yaşanmış durumda. Bugün hiç bir yerde kalacak yeri olmadığından kaynaklı sokaklarda yaşamak zorunda kalan 6 binden fazla insan söz konusu. “Bazen yeterli enerjiniz olmaz…. Sadece başınızı masanın üzerine koyarsınız ve sonunda sınıfta uyuya kalırsınız ve başınız derde girer, öğretmen size kızar” Yoksulluktan dolayı beslenemeyen bir çocuğun bu söyledikleri yoksulluğun Britanya da ki durumu bakımından çarpıcı bir örnek. Britanya da 5 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda. Sadece öğlen yemek yiyebilsinler diye okulların tatil olmasını istemeyen yüzbinlerce aile söz konusu. Son yıllarda Sanayileşmiş G7 ülkeleri içerisinde en hızlı büyüme oranlarını kaydeden Birleşik Krallık’ta yaklaşık yoksulluk seviyesinin bu kadar yüksek olması kapitalist düzende ki adaletsizliğin en çıplak örneğidir. Bir taraftan tum bu yoksulluk cenderesi içerisinde kârına kâr katan bir avuç zengin öte taraftan en temel insani ihtiyacını dahi karşılayamayan milyonlarca insan, kuşkusuz bu adaletsizliğin nihai olarak son bulacağı düzen eşitlik ve adalet eksenli bir politik ekonomi sistematigi izleyen Sosyalizm ile mümkündür. Ancak sosyalizm de kendiliğinden oluşan bir sistem olmanın ötesinde bilinçli kitlelerin eseri olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır. Tam da bu sebepten kaynaklı tek kurtuluşun örgütlü ve birlikte hareket etmekten geçtiği bilinci ile, Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmenler olarak okullar da, sendikalar da, demokratik kitle örgütlerinde ve örgütlenme olanaklarının olduğu bütün alanlarda örgütlenerek bu adaletsizliğin ve yoksulluğun ortadan kalkması mücadelesinin bir parçası olmak zorundayız. İngiltere’de tahmini olarak 14,3 milyon insan yoksulluk içinde bunların 8.3 milyonu çalışma yaşındaki yetişkin, 4.6 milyonu çocuk ve 1.3 milyon emeklilik yaşını doldurmuş olanlardan oluşuyor. Toplam nüfusun yaklaşık% 22’si yoksulluk koşullarında yaşıyor bu oran çocuklar da %34’ü buluyor. Yoksulluk içinde olanların %49’u “kalıcı yoksulluk” içindedir.

     

  • İran’a net mesaj: Savaş ilanı

    İran’a net mesaj: Savaş ilanı

     Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle İran’ın ağır bir darbe aldığını belirten Prof. Dr. İlhan Uzgel, ABD’nin Tahran’a “Irak’tan çekil” mesajı verdiğini söyledi. Ortadoğu uzmanı İslam Özkan ise, suikastın “savaş ilanı” olduğunu kaydetti.

    İran’ın dış operasyonlardan sorumlu generali, doğrudan İran’ın dini lideri Ayetullah Hamaney’e bağlı Kudüs Güçleri Komutanı Kasım Süleymani ve Irak’taki milis örgütlenmeleri Haşd-i Şabi’nin iki numaralı ismi Ebu Mehdi el Mühendis’in Bağdat Havalimanı’nda ABD’nin hava bombardımanıyla öldürülmesi dünyanın gündeminde. Bir süredir dolaylı yollardan adı konmamış bir savaş içinde olan ABD ile İran arasında tansiyonu oldukça yükselten suikastın ardından dünya da diken üstünde. Tahran yönetimi üst düzey açıklamalarla ABD’den ağır bir intikam alacaklarını duyururken, ABD ise Irak’taki tüm vatandaşlarını tahliye etmeye başladı. Başkent Bağdat’ta alarm durumuna geçildi.
    Birçok ülke peş peşe Ortadoğu hakkında endişe içerikli açıklamalar yapmaya başladı. Ortadoğu Uzmanı İslam Özkan ve Prof. Dr. İlhan Uzgel, bu suikastın olası sonuçlarını ajansımıza değerlendirdi.
    ‘SAVAŞ İLANIDIR’
    General Süleymani’nin İran için sadece üst düzey bir askeri yetkili olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizen İslam Özkan, Süleymani’nin İran’ın bölgesel hatta küresel savunma stratejisini belirleyen kişi olduğunu söyledi. Özkan, “Süleymani İran halkı tarafından efsanevi ve kahraman olarak nitelendirilen biriydi. İran’da Hamaney ve Süleymani’ye yönelik saldırı bütün İran’a yapılmış bir saldırı olarak telaki eder. Dolayısıyla bu saldırı bu anlamda bir savaş ilanıdır” dedi.
    ARKA PLANA SAHİP
    Yaşanan olayın bir arka plana sahip olduğunu vurgulayan Özkan, sahada daha önce yaşananlara dikkat çekerek, “ABD önce Bağdat yakınlarında bulunan Haşdi Şabi üssünü vurdu. Bu saldırıda Irak Hizbullah’ına bağlı birçok kişi öldü. Bunun üzerine ABD elçiliği geçen günlerde Irak Hizbullah’ına sempati duyanlar tarafından işgal edildi. Bu gelişmeler üzerine ABD Kuveyt’e asker göndereceğini açıkladı. Bütün bu gelişmeler sıcak bir çatışmanın başlangıcını gösteriyordu” diye ifade etti.
    ABD GERİLİMİ TIRMANDIRDI
    “Kimse bu kadar üst düzey bir şey beklemiyordu” diyen Özkan, şöyle devam etti: “Bu daha düşük düzeyde seyredilecek bir gerilim olarak kalabilirdi ama ABD bu gerilimi tırmandırmayı tercih etti. Bunun doğrudan Trump’ın politikalarıyla ilişkisi var.”
    MİSİLLEMELERİN BOYUTU BELİRLEYİCİ
    İran için sembol olan Süleymani’ye yapılan bu saldırının misillemelerle karşılık bulacağını aktaran Özkan, “ABD ve İran arasında yaşanan çekişme bölgesel bir savaş potansiyelini her zaman taşıdı. Yaşan bu son durumun bölgesel bir savaşa dönüşmesi ihtimalini düşük görüyorum. İran’dan misillemeler olacaktır ama kapsamlı bir savaşa dönüşme ihtimalini düşük görüyorum. Ama bu ihtimal bütünüyle göz ardı edilemez. Tabi bu süreç sadece bölgesel bir çatışma olarak kalmayacak. Bunun uluslararası etkileri de olacak. Bunun küresel açıdan etkisi ise İran’ın harekete geçirmeye çalıştığı nükleer silah tehditleri. Tarafların birbirine yapacakları misillemelerin çap ve boyutuna göre de durumlar çok farklı gelişebilir” diye konuştu.
    NET BİR MESAJ VERDİ
    Süleymani suikastının İran’ın Irak ve Suriye’deki etkinliğini azaltmaya yönelik net bir mesaj olduğunu kaydeden Prof. Dr. İlhan Uzgel ise “ABD yaptığı bu saldırı ile İran’a ‘Haşdi Şabi’yi Irak’tan çek’ diyor. Dolayısıyla bu konudaki mesajını İran’a çok net bir şekilde vermiş oldu. İran için çok önemli bir olay. İran bölgedeki vekalet savaşını Süleymani üzerinden yürütüyordu. Bu saldırı ile büyük bir darbe almış oldu. Süleymani gibi efsanevi bir kişiyi öldürerek hem sembolik bir eylem hem de sahada sonuçlarının olacağı bir olaydır. O yüzden İran’ın bölgedeki etkinliğini azaltacaktır” dedi.
    SAHADA GERİLİM TIRMANACAK
    Sahada gerilimin tırmanacağını ifade eden Uzgel, “İran’ın misilleme yapacağını düşünüyorum. İran sahada ABD askeri varlığına bir saldırı ile misilleme yapabilir. Bu da çatışmayı Ortadoğu’da artırır” diye ekledi.

    Kasım Süleymani Kimdir?

    1980’lerde tüm bölgeyi etkisi altına alan İran-Irak Savaşı’ndan bu yana İran’ın bölgedeki güvenlik politikalarının belirlenmesinde önemli bir rol oynayan Kasım Süleymani, son 10 yılda Lübnan, Irak, Suriye, Gazze ve Yemen’de İran’ın attığı adımları yönlendirdi.

    ABD’nin 3 Ocak 2020’de Bağdat’ta düzenlediği saldırıda öldürülen İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, ilkokul mezunu bir inşaat işçisiydi.

    1956’da İran’ın güneydoğusundaki, Afganistan sınırına yakın Rabord köyünde doğan Süleymani, 19 yaşındayken, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öğrencilerinden birinin verdiği sohbetlere katılmaya başladı. Hemen ardından Hamaney’le doğrudan bağlantı kurdu.

    Sadece birkaç yıl sonra İran İslam Devrimi gerçekleşip Hamaney liderlik koltuğuna oturduğunda, Devrim Muhafızları’nın göze çarpan isimlerinden biri olmuştu.

    İran-Irak Savaşı’nda cephede savaştıktan sonra uzun süre Afganistan sınırındaki birliklerin komutanı olarak görev yaptı.

  • DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak

    DAY-MER: 2020 ‘birlikte mücadele’ yılı olacak

    DAY-MER tarafından yeni yıl dolayısıyla yayınlanan mesajda, 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıkarak büyük bir direniş sergilediği vurgulanarak, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olması dilendi.

     

    Kürt ve Türk Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayınladı. 2020 ile birlikte yeni bir yıla ve yeni bir on yıla adım atıldığı ifade edilen açıklamada, “Her yeni yıl aynı zaman da geleceğe dair umutların büyüdüğü bir yıldır. Çünkü insanca bir yaşam ve gelecek umudu dün olduğu gibi bugün de devam ediyor. Geride bıraktığımız 2019’da olanlar yaşadığımız sistemin insanlığın sorunlarını çözmediği gibi büyütmeye devam ettiğini bir kez daha gösterdi. Ekonomideki kriz belirtileri ona bağlı kişisel işten atma planları, işsizlik, yoksulluk, ırkçılık ve ayrımcılık, savaş ve silahlanma, küresel ısınma gibi sorunlar önümüzdeki on yılın en önemli sorunları olmaya devam ediyor” dedi.

     

    EN BÜYÜK GÜÇ SOKAKTIR

    Sorunlar karşısında gerçek anlamda çözümü olmayan Muhafazakar Parti’nin Brexit nedeniyle gerçekleşen üçüncü seçimde de galip çıktığına dikkat çeken DAY-MER açıklamasında şunlara yer verildi: “Irkçılığın ve milliyetçiliğin güç kazanması sosyal sorunların suistimal edilmesinden kaynaklanıyor. 2019’da dünyanın dört bir yanında zamlara, yoksulluğa, haksızlıklara ve baskılara karşı milyonlarca insan sokağa çıktı. Komşu ülke Fransa yeni yıla grevlerle giriyor. Yine küresel ısınmaya ve doğanın tahribatına karşı yüzbinlerce insanın sokağa döküldüğü büyük hareket geride bıraktığımız yıl içinde yaşandı. Yaşadığımız İngiltere’de de başını gençlerin çektiği çevre eylemleri geleceğe dair umutlarımızı büyüttü. Çevreyi istedikleri gibi kirletmeye devam edebileceklerini sanan ülkeler ve tekeller milyonların sokağa çıkmasıyla dünyanın sahipsiz olmadığını açık olarak gördüler. Sokağın gücü en büyük zorbalardan daha güçlüdür.”

     

    HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELEYE DEVAM

    DAY-MER açıklamanın devamında, İngiltere’de yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin çürüyen, yozlaşan, itibar kaybeden insanlığa umut vermeyen sistemin yerine daha iyinin kurulmasının sancılarının yaşandığı şu dönem de gelişmelere seyirci kalmaması gerektiğini vurguladı. “Birlikte yaşadığımız farklı uluslardan emekçilerle, kadınlarla, gençlerle gücümüzü birleştirdiğimiz de geleceğe daha umutlu bakmamızın nedenleri de çoğalacaktır” denilen açıklamada, 2019’un son günlerinde 30’uncu yıl dönümün kutlayan DAY-MER din, dil, ırk mezhep ayrımı gözetmeden bütün uluslardan emekçilerin birlikte yaşamasına ve ortak mücadelesinin güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğinin altı çizildi. DAY-MER, 2020’nin her türden haksızlığa karşı birlikte mücadelenin büyüdüğü bir yıl olmasını diledi.