Category: slıder

  • Eric Scurfield’in Annesinin Başlattığı İmza Kampanyası Devam Ediyor

    Eric Scurfield’in Annesinin Başlattığı İmza Kampanyası Devam Ediyor

    Rojava’nın Qamîşlo kentine bağlı Til Berak’ta 2 Mart’ta yaşamını yitiren Britanya vatandaşı YPG’li savaşçı Konstandinos Erik Scurfield’in (Kemal) annesi Vasilis Scurfield Başbakan David Cameron, ABD Başkanı Barack Obama ve Avrupa Komisyonu’nun başkanı Jean-Claude Juncker’in dikkatine yönelik başlattığı imza kampanyası devam ediyor.

    Eric Scurfield’in Annesinin Başlattığı İmza Kampanyası Devam Ediyor 1
    Rojava’da YPG saflarında savaşırken yaşamını yitiren Eric Scurfield’in (Şehid Kemal) fotoğrafının olduğu duvar halısı annesi Vasiliki Scurfield’e takdim edildi.

    Bir süredir devam eden imza kampanyası kapsamında Nottingham’da bir etkinlik düzenlendi. Pazar günü Nottingham Kürt Toplum merkezinde yapılan etkinliğe Scurfield ailesi başta olmak üzere bir çok Kürt ve dostları katıldı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda imza kampanyasının amacı anlatıldıktan sonra kampanyayı güçlendirme çağrıları yapıldı. Etkinlikte Eric Scurfield’in resminin nakşedildiği duvar halısı annesine KNK temsilcileri tarafından takdim edildi.

    DAİŞ’in durdurulmasında hükümetlerin kararlı hareket etmesi için konunun parlamentoda tartışılabilmesini sağlamak amacıyla yüz bin imzaya ihtiyaç olduğunu ifade eden anne Scurfield, imza kampanyasının mümkün olduğunca her kesime ulaştırılmasını talep etti. ”Stop ISIS. Act decisively” (DAİŞ’i durdurun. İstikrarlı Davranın) başlığıyla hazırlanan kampanyaya www.change.org üzerinden imza verilerek destek olunabilir. Kampanya kapsamında PKK’nin terör listesinden de çıkartılması talep ediliyor.

    Eric Scurfield’in Annesinin Başlattığı İmza Kampanyası Devam Ediyor 1

    Anne Vasilis Scurfield’in kaleme aldığı imza kampanyası tam metni şu şekilde:

    ”Hepsinin birer ismi var. DAİŞ’in katlettiği her bir kişinin bir adı var ve her geçen gün zulüm ve terörden uzak yaşam haklarını korumaya çalışırken daha fazla insanlar ölüyor.

    Tüm iyi insanlar DAİŞ tarafından işlenen bu zulümler nedeniyle öfke ve dehşet içinde; yine de -hatta diğer aşırılık yanlısı örgütlerle ilişki içinde -DAİŞ engelsiz bir şekilde bu korkunç işlerine devam etmekte. Bu süre içerisinde, en iyi yaptığı şey sadece DAİŞ’i geçici olarak durdurmak olan bazı gönülsüz koalisyon hava saldırıları oldu. Buna rağmen, Kuzey Suriye özellikle Rojavalı Kürtler esasen destek almadan, tüm dinlerden ve etnik kökenden insanları ve sığınmacıları korumak için savaşıyorlar.

    Batılı hükümetler, Kürt halkını büyük ölçüde görmezlikten gelmekteler fakat bu Kürtler öne çıkıp direnmemiş olsaydı neler olacağını bir düşünün. DAİŞ şu anda Kuzey Suriye’nin büyük bölümüne hakim olmuş olurdu ve dünya çapında aşırılıkçı ideolojisini yayma amacı ile hızla ilerlerdi. Bunu düşünmesi bile katlanılmaz.

    Taleplerimiz:

    1. Türkiye’nin tüm Suriye sınırı boyunca bir BM varlığının / gözlemcilerinin aşağıdakilerden emin olması:
    1. bu yolu kullanarak DAİŞ için malzeme ve gönüllülerin çatışma ortamına girmemesi ve eğer girişimde bulunulursa biran önce durdurulmaları
    1. tıbbi malzeme dahil, yardım ve DAİŞ geri çekildikten sonra kasaba ve köylerin yeniden inşaası için gerekli kaynakların istikrarlı bir şekilde Rojava’da sivilere ulaştırılması için insani bir koridorun açılması

    Gerekçe: A. DAİŞ bir yerlerden kendi malzeme ve yeni üyelerini ediniyor. Onların Türkiye’nin Suriye sınırından geliyor olduğuna işaret eden birçok bildirim var. Eğer öyleyse bu durumda kanıtların toplanması ve bunun biran önce durdurulması gerekiyor.

    1. Ayrıca malzeme ve yardımların Kürt halkına ulaşması engelleniyor. Korunan ve bağımsız bir koridor, ihtiyaç duydukları yardımı edinmelerini sağlamak için hayati önem taşımaktadır.
    1. Batılı hükümetler tarafından DAİŞ’i nihai bir şekilde yenilgiye uğratılmasında, neye ihtiyaçları olduğunu ortaya çıkarmak için Rojava’da YPG ile doğrudan bir diyaloğun başlatılması ve bunların tedarik edilmesi.

    Gerekçe: Ön cephedeki Rojavalı Kürtlere yardım etmenin en iyi yolu neye ihtiyaç duyduklarını onlara sormaktır. Bu oldukça açık. Neden hiç kimse onları dinlemiyor? Neden hiç kimse onlara sormuyor? YPG listelenen bir örgüt değil, o nedenle bunu yapmak için hiçbir engel yok.

    1. Şilhan Özçelik ve DAİŞ’e karşı savaşmak istediği için tutuklu bulunan diğer kişilerin biran önce serbest bırakılması.

    Gerekçe: DAİŞ’e karşı savaşmaya giden insanları öcü gibi göstermemeliyiz.

    1. PKK’nin listeden çıkarılması.

    Gerekçe: PKK uzlaşmacı olmaya çalışıyor. Türkiye ile olumlu bir ilişki yaratmak için çalışmaya hazır. DAİŞ’e karşı mücadelede yararlı bir müttefik olabilir. Eğer Küba’yı listeden çıkarabiliyorsak, İran’la ve IRA ile çalışabiliyorsak, PKK’yi de listeden çıkarabiliriz.

    1. DAİŞ tarafından kaçırılan ve köle olarak satılan her kadının aileleri ve toplumlarına uygun bir destekle geri getirilmesinden emin olmak için kaynakların adanması taahhütü

    Gerekçe: kölelik ve tecavüz hiçbir koşulda kabul edilemez. Bu kadınların adalete ihtiyacı var.

    1. DAİŞ’i finanse eden ya da destek verme ihtimali olan Batılı ”müttefikler” içinde bir soruşturmanın başlatılması ve eğer bunu yaptıkları ortaya çıkarsa acil cezalandırıcı önlemlerin alınması

    Gerekçe: DAİŞ bir yerlerden finanse ediliyor, malzeme ve üye sağlanıyor ve tüm bunlar bir şekilde ulaşıyor. Bunlar bir yerlere petrol, antik eser ve kadın/çocuk satıyorlar. İlgili hükümetlerin bilgisi dahilinde ya da değil, bu olanlara bir son verilmesi gerekiyor.

    Lütfen sesinizi yükseltin ve bu kampanyayı imzalayın.’’

    İmza linki: https://www.change.org/p/number-10-downing-street-barack-obama-jean-claude-juncker-stop-isis-act-decisively?recruiter=52321725&utm_source=share_petition&utm_medium=email&utm_campaign=share_email_responsive

     

  • AVRUPA’DA SEÇİMLER VE SOL

    AVRUPA’DA SEÇİMLER VE SOL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    “Avrupa’da Seçimler ve Sol” konulu panel, Londra’da 26. Day-Mer Kültür ve Sanat Festivali kapsamında yoğun katılım ile gerçekleşti.

    AVRUPA’DA SEÇİMLER VE SOL 7

    Londra’da 26. Day-Mer Kültür ve Sanat festivali kapsamında gerçekleşen “Avrupa’da Seçimler ve Sol” konulu panele; HDP milletvekili Levent Tüzel, Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett, İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor, Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn, Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton ve Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist konuşmacı olarak katıldılar.

    Panelde; Avrupa’nın sorunlu ülkelerinde güçlenen sol akımlar, bu bağlamda siyasetin değişen görünümü ve solda yükselen halk hareketinin İngiltere’de nasıl tetiklenmesi gerektiği konularına değinildi. Ayrıca Türkiye’de HDP, Yunanistan’da Syriza ve İspanya’da Podemos gibi sol partilerin seçimlerde elde ettiği başarılar da değerlendirildi.

    AVRUPA’DA SEÇİMLER VE SOL 10
    Oktay Şahbaz ve Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton

    Panel moderatörü Oktay Şahbaz, İngiltere’de seçimlerden sonra Muhafazakar Hükümetin uyguladığı kemer sıkma politikalarının, işçi ve göçmenlerin yaşam standartlarında düşüşe sebep olacağına değinerek, bunu önlemek için sol ve muhalif grupların bu politikalar karşısında kendi görev ve sorumluluklarını yeniden gözden geçirmesi gerektiğini belirtti.

    Panelistler, İngiltere’de kapitalist sömürüye karşı nasıl sefer olunması gerektiği konusunda görüşlerini şöyle aktardı:

    “İşçi Hareketini Güçlendirmek Gerekir”

    HDP Milletvekili Levent Tüzel
    HDP Milletvekili Levent Tüzel

    Konuşmasına HDP’yi başarıya taşıyan unsurları değerlendirerek başlayan HDP Milletvekili Levent Tüzel, “HDP sol demokratik bir kitle hareketi olarak, işsizlik ve yoksulluk karşısında; emek programı, savaşçı politikalar karşısında ise barışçıl bir programla barajı aşma başarısını elde etti” dedi. Tüzel, konu ile ilgili değerlendirmesine şöyle devam etti: “HDP’nin arkasında bir kitle hareketi var, ancak tek başına yeterli midir bunu sorgulamamız gerekiyor. HDP’nin başarısında; gelir adaletsizliği, sınıflar arası eşitsizlik, ekonomik krizin yarattığı tahribat ve AKP iktidarının zayıflaması önemli bir etkendi. AKP’nin İŞID’i desteklemesi, Kürt sorununda savaşçı söylemelere geri dönmesi, Kürtler’den aldığı oy kayıplarını da beraberinde getirdi.

    “İngiltere’de anti-demokratik seçim sistemi ile iktidara gelen Muhafazakar hükümet politikaları karşısında yapılması gereken; halkların taleplerini ön planda tutmak, bu anlamda birlik kurmak ve en önemlisi işçi hareketini güçlendirmektir. Kapitalist sisteme karşı işçi ve emekçi hareketinin yaygınlaşması ve tabiki o dalganın İngiltere ve Avrupa’da izdüşümlerinin karşılık bulması gerekmektedir.”

    “Başlangıç Noktamız Güçlü Bir Kitle Hareketi Olmalı”

    Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn
    Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn

    Halkların Meclisi Ulusal Sekreteri Sam Fairbairn, “Muhafazakar Parti, oyların yalnızca %24’ünü aldı bu da İngiltere demokrasisinde bir sorun olduğunu gösteriyor” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “Seçim sonuçları çoğunluğun görüşlerini yansıtmıyor. İşçi partisinin kaybetmesinin sebebi ise kemer sıkma politikaları ile baş edememesi ve çoğunluğun görüşünü yansıtmamasıydı. Durum ile ilgili tahlil her ne olursa olsun kilit nokta şu olmalıdır: Hükümet politikalarına karşı bütün insanları bir araya getirecek güçlü bir kitle hareketi başlatmamız gerekiyor. Başlangıç noktamız bu olmalıdır. Bu anlamda Hakların Meclisi birçok farklı grupları veya organizasyonları bir araya getirmek konusunda başarılı olmuştur. Gerekirse her bölgede Hakların Meclisini kurulmalıyız ve kesintilere karşı protestoların sayısını arttırmalıyız ki hükümet frenlenebilsin.”

    “Yeni Politikalar Üretmeliyiz”

    Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett
    Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett

    Yeşiller Partisi Lideri Natalie Bennett, İngiltere’nin dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu vurgulayarak, “Herkesin yaşamını makul ölçülerde sürdürebilmesini sağlayabiliriz” dedi. Bennet sözlerine şunları ekledi: “İleriye dönük adımlar atabilmemiz için öncelikli olarak ele almamız gereken seçim sistemimizdir. Diğer önemli husus da insanlara sadece herşeyin ne kadar kötü olduğunu aşılamaktansa onlara umudun olduğunu göstermemiz gerekir. Avrupa’da solda başarı elde etmiş partiler bize pozitif bir mesaj veriyor. Toplumsal hareketlerin içine yerleşmiş politikalara ihyicamız var. Bu toplumsal hareketler birbirlerini desteklemeli. Ekonomik, sosyal ve çevresel değişikliğe ihtiyacımız var. Hükümetin polikalarına meydan okumalı ve yeni politikalar üretmeliyiz.”

    “Zenginliği Milyonerler Değil, Milyonlar Sahiplenmeli”

    Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist
    Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist

    Sendikalar & Sosyalist Koalisyon Başkanı Dave Nellist konuya dair görüşlerini şöyle aktardı: “Bu ülke 40 yıl önce en demokratik ülkelerden birisiydi. Bugün ise bunu söyleyemeyiz. İhtiyacımız olan işçi sınıfının kesinti karşıtı kitlesel hareketi. Bugünki partilerin politikalaları zenginlerin vergi ve imtiyazlarına yönelik faydalar sağlarken, fakirin geçim sıkıntısını artırmaya yöneliktir. Asgari ücreti £10 yapabilecek, sosyal konutlar inşa edebilecek, ücretsiz eğitim verebilecek zenginlikte bir ülkeyiz. Bunu yapabilmek için ülkenin zenginliği halklarca sahiplenilmeli, miyonlar için akıllıca planlanmalı milyonerler için değil. Yapmamız gereken ulusal bir hareket başlatmak ancak, hafta sonu değil, hafta içi yapılacak grevler ve protestolar etkili olacaktır.”

    “Sosyalist bir alternatife ihtiyacımız var”

    Sosyalist İşçi Partisi temsilcisi Jenny Sutton ise İngiltere’de solun nasıl güçlenmesi gerektiğine dair görüşlerini şöyle açıkladı: “İngiltere’nin yetkisi bile olmayan azınlık hükümeti sınıf savaşları başlatmak üzere. Londra’da 250 bin kişinin katıldığı kesintilere karşı yapılan yürüyüş, insanların direnişe olan susuzluğunun en önemli örneğidir. İnsanlar milyonler için çalışan muhafazakar hükümete karşı öfkeliydi. Peki ne yapmalıyız? Protestolar yapmalıyız evet ama, ihtiyacımız olan bağımsız sosyalist hareket. Protestolara ve grevlere ihtiyacımız var ama, tek başına sistemi değiştirmeye yetmeyecek. Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı problemlerin kökeni kapitalizimdir. Sosyalist bir alternatife ihtiyacımız var. Bu sistem doğru işlemiyor, birleşip yeni bir alternatif yaratalım.”

    “Solun Güçlenmesi İşçi Partisi ile Mümkün Olacaktır”

    AVRUPA’DA SEÇİMLER VE SOL 11
    İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor

    İşçi Partisi milletvekili Kate Osamor konu ile ilgili görüşlerini şu sözleriyle ifade etti: “Avrupa’daki seçim sonuçları gösteriyorki Yunanistan ve İspanya’da olduğu gibi sol partiler halkın desteğini alabilir ve seçimleri kazanabilir. Seçimleri kazanabilmek için sol partilerin geniş çapta güç birliğine ihtiyacı vardır. Sendikaların da bu güç birliğine dahil olması gerekir. Özellikle düşük ücretler konusunda çalışmalar yürütebilmek için, birçok çalışanı sendika üyesi yapmaya çalışmalıdır. Benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ama solun İngiltere’de güçlenmesi İşçi Partisi ile mümkün olacaktır. İşçi Partisinin sendikalar ile bağlantısı var ancak bu bağı daha da güçlendirerek istediğimiz başarıyı elde edebiliriz.”

  • ‘Sivasın Işığı Sönmeyecek’

    ‘Sivasın Işığı Sönmeyecek’

    ‘Sivasın Işığı Sönmeyecek’ 1

    Çorum ve Sivas Katliam yıldönümleri vesilesiyle bir açıklama yayınlayan Britanya Alevi Federasyonu, devlete Sivas ve Çorum katliamlarıyla yüzleşme çağrısı yaptı.

    Britanya Alevi Federasyonu (BAF), Çorum katliamının 35. Yılı ve Sivas katliamının 22. Yılına ilişkin bir açıklama yayınlayarak, ölenleri andı ve Aleviler için atılması gereken önemli adımları belirtti. Yirminci Yüz Yıl’da Alevilere karşı yapılan katliamlar arasında olan Çorum ve Sivas katliamlarının açığa çıkmaması her yıl anılmalarının önemini ortaya seriyor. BAF açıklamasında, Sivas katliamının yaşandığı Madımak otelinin utanç müzesi yapılması ve Alevi katliamlarıyla devletin yüzleşmesi gerektiği belirtildi.

    ‘Canlara Kıyanlara Lanet Olsun’ başlığıyla yayınlanan bildiride şunlar belirtildi;

    ‘‘35. Yılında Çorum ve 22. Yılında Sivas Katliamlarında, Hakka Yürüyen Canlarımızı anıyor ve anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.

    Tarihimizdeki birçok katliam ve zulümler gibi Çorum ve Sivas katliamları da biz Alevilerin ve tüm vicdanlı insanların unutmayacağı ve unutturmayacağı acılarımızdır.

    Bugün Devlet itirafçıları ile tetikçilerinin açıkça ortaya koyduğu bir gerçek var. ‘Çorum ve Sivas’ta Devlet, gerici ve ırkçıları kullanarak katliam yapmıştır’. Şimdi Suriye’de Işid ve benzeri gurupları kullanan devlet, dün de Maraş, Çorum ve Sivas’ta aynı gerici güruhları maşa olarak kullanarak Alevileri ve Devrimci demokratları katletmiştir.

    Birçok hükümetlerin değişmesine rağmen katliamlarla yüzleşmek bir yana dursun yeni katliamlar örgütleyen gerici ve ırkçı devlet anlayışı, ülkemizi orta çağ karanlığına çekmeye ve hayatı halklara dar etmeye devam ediyor.

    35 yıl geçmesine rağmen, Çorum katliamının yaraları halen sarılmış değil. Bugün Çorum da bulunan Cemevimiz tüm diğer Cemevleri gibi yasa dışı olarak değerlendiriliyor. Anayasal olarak kabul edilmiyor. Çorum Hitit Üniversitesinde sözde Hacı Bektaş i Veli Araştırma bölümü açılarak ilahiyatçılar yetiştiriliyor ve bu sahte sözde Alevi araştırmacıları, Aleviliği asimile etmek için çalışmalar yapıyorlar. Adeta Çorum katliamının devamı olacak şekilde Aleviliğin içini boşaltarak değerlerimizi katlediyorlar.

    Madımak halen sözde kültür merkezi olarak Sivas yerel yöneticileri ve devlet tarafından işletiliyor. Binayı utanç müzesi yaparak, geçmişleri ile yüzleşmekten yerine, geçmişi ile gurur duyan bir ucube anlayışla karşı karşıyayız.

    Dünyanın dört bir yanında katliamlarla yüzleşme örnekleri olmasına rağmen, insan yakmayı marifet bilen ve bu kara lekeyi çocuklarına miras bırakmayı arzulayan Sivas ve Çorum halkına sesleniyoruz;

    Devlet suçlu biliyoruz! Peki sokaklarda insan yakan binlerce güruh kimdi? Masum değilsiniz! Bu nedenle yüzleşmek zorundasınız.’’

  • Londra’dan Star Gazetesine Tepki

    Londra’dan Star Gazetesine Tepki

    Londra’dan Star Gazetesine Tepki 1

    Britanya HDP Kadın Koordinasyonu, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ı cinsiyetçi bir manşetle hedef gösteren Star gazetesini protesto etti.

    Salı günü Gik-Der binasında bir araya gelen kadınlar ‘Eş Genel başkanımız Figen Yüksekdağ yalnız değildir’ başlıklı bir basın bildirisi yayınladı. Kadın kordinasyonu tarafından okunan bildiride şunlar belirtildi:

    ‘‘Kobane de gerçekleşen katliam AKP medyasının bir kez daha ne kadar rezilleştiğini gösterdi. Günlerdir Rojava halklarının eşit özgür yaşam rüyasını can bedeli bir direnişle örmeye çalışan YPG-YPJ’ ye karşı ‘DAİŞ’den daha tehlikeli, terörist’ yaftalamaları ile basına servis edilen haberler çarşaf çarşaf yayınlanıyor.

    Yaklaşık 250 kadın ve çocuğun katledildiği ve yüzlerce yaralının olduğu Kobane katliamında gerçek katliamcıların, vahşetin temsilcilerinin kim olduğunu söylemeye gerek yok. Yalanın perdesini yine zulmün sahipleri bozuyor. DAİŞ gerçekleştirdiği katliamla tarihin en koyu karanlığında yerini aldı.

    Havuz medyasının manipülasyonla yanılsamalara neden olacak rezil haline bir yenisi daha, Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’a yönelik çirkin hakaret eklendi. Kobane katliamına tepki gösteren HDP Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’a yapılan hakaret onların ikiyüzlü kadın düşmanı yüzlerini bir kez daha açığa çıkarttı.

    KADINLARIN ÖRGÜTLÜ SİYASAL İRADESİNE SALDIRI

    Star gazetesinde çıkan manşet AKP medyasının siyasetin merkezinde kadın özgürlük mücadelesinin temsilini de sağlayan bir kimliğe yöneliktir. Bu saldırı kişisel olarak sadece Sayın Figen Yüksekdağ’a yönelik değil özgürlük ve eşitlik isteyen tüm kadınlara yönelik gerçekleştirilmiştir. Figen Yüksekdağ’ın HDP’nin Eş Genel Başkanı kimliğine, kadınların örgütlü siyasal iradesine yönelik gerçekleşen bu saldırıyı öfkeyle kınıyoruz.

    Kullanılan dili yakından tanıyor ve biliyoruz. Hedef gösterme, linç kampanyaları bu gibi yandaş haberler üzerinden ilerledi bugüne dek. Birileri haber yaptı birileri görev çıkarıp saldırdı. Buradan bir kez daha tekrarlıyoruz; Sayın Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ’ın saçının teline zarar gelirse bunun sorumlusu başta AKP olmak üzere onun borazanı ırkçı, cinsiyetçi Star gazetesidir.

    Star gazetesi derhal Sayın Figen Yüksekdağ’dan özür dilemelidir. Kadın özgürlük mücadelesinden yana olan herkesi Eş Genel Başkanımız Figen Yüksekdağ ile dayanışmaya çağırıyoruz.’’

    Açıklama ‘Örgütlü Siyasal İrademizi Susturamazsınız! Asıl Siz Susun!’ sözüyle sonlandırıldı.

  • Britanya Parlamentosunda Rojava Konulu Yuvarlak Masa Toplantısı

    Britanya Parlamentosunda Rojava Konulu Yuvarlak Masa Toplantısı

    “Rojava’nın Kürt Özerk Yönetimi ve Suriye’de Barışı İnşa Etme Çabaları” konulu münazara İngiliz Parlamentosu’nun avam kamarasında görüşüldü.

     rojava-parlamento-toplanti2

    Kürdistan’da Barış Kampanyası’nın organize etmiş olduğu, “Rojava’nın Kürt Özerk Yönetimi ve Suriye’de Barışı İnşa Etme Çabaları” konulu münazara, Lord Hylton, İnsan Hakları Avukatı Margaret Owen, PYD Britanya temsilcisi Alan Şemo, gazeteci John Hunt ve bazı kurum ve kuruluş temsilcilerinin katkılarıyla görüşüldü. Bugün(salı) yapılan yuvarlak masa toplantısına çok sayıda gazeteci ve siyasetçi dinleyici olarak ta katıldı.

    Münazaranın öncülüğünü yapan Lord Hylton, yakın zamanda Rojava’daki özerk Cezire kantonunu ziyareti ile ilgili izlenimlerini aktardı. Lord Hylton, Cezire kantonu idari yetkililerinin, yerel meclis üyelerinin, mülteciler ve yardım görevlilerinin Suriye ve Irak’ta barışı inşa etme çabaları konusunda, fikir sunabileceklerini ve kritik öneme sahip bir rol oynayabileceklerini belirtti.

    rojava-parlamento-lord-hylton
    Dr Alan Shemo, Lord Hylton,

    ‘‘TÜRKİYE’NİN DAIŞ İLE GİZLİ ANLAŞMASINI SÜRDÜRMESİ ZOR OLACAK”

    Lord Hylton, Tel Abyad’ın özgürlüğünü kazanmasının büyük bir zafer olduğunu vurgulayarak şu açıklamayı yaptı: “Bildiğiniz gibi DAIŞ Kobani’ye karşı saldırıda bulundu. Maalesef Türkiye hükümeti ile DAIŞ arasında ciddi bir gizli anlaşmanın kanıtları söz konusu. Bu durumu sürdürmek zor olacak; özellikle kantonların kendi bölgelerindeki birçok alanda kontrolü tekrar ele geçirmesini göz önünde bulundurursak… Ayrıca seçimlerden sonra Türkiye’de nasıl bir hükümetin kurulacağı ise halen belirsiz…

    “Cezire Kantonunun verimli bir şekilde işleyişini sürdürmesi ve kendi seçimlerini yapması beni çok etkiledi. Kadınlara eşitlik taahhüdünü pratikte görebiliyorsunuz. İngiltere’ye geri döndüğümde kendi hükümetime bölgeyi ziyaret etmelerini önerdim. Cezire’de harikulade bir anayasa ve sosyal şartlar mevcut. Kantonda Kürtler, Süryaniler, Araplar ve diğer gruplar arasında eşitlik söz konusu. Eğer bu Rojava’nın tamamında uygulanırsa, hem Suriye’de hem de Ortadoğu’da birçok bölgede model olabilir.”

    https://youtu.be/himIHxYKDTY

    “ROJAVA SIRADIŞI BİR PROJEDİR”

    Geçen hafta Rojava’dan dönen Kürdistan’da Barış Kampanyası’nın hamisi, İnsan Hakları avukatı ve Uluslararası Sivil Toplum Örgütü direktörü Margaret Owen, Rojava’nın temsil ettiği her şeye hayran olduğunu belirtti. Owen, bölgede yapmış olduğu tespitlerini şöyle aktardı: “Rojava’da yapılan her şey örnek bir modeli temsil ediyor; yalnızca Suriye için değil tüm Ortadoğu için. Bu nedenle onları desteklememiz çok önemli. Suriye Kürtleri, sınırların değişmesi anlamına gelmiyor veya onu temsil etmiyor. Bu husus Suriye’deki herkesi, inanç özgürlüğünü, çoğulculuğu temsil ediyor. Rojava’dan birşeyler öğrenelim.

    “İngiltere Savunma Bakanlığı’nın, DAIŞ’i yenmek için askeri ve politik anlamda ne yapması gerektiğine dair hazırlamış olduğu rapor, yalnızca peşmergelerden bahsediyor. DAIŞ ile savaşan YPG/YPJ, Ezidileri kurtaran da PKK, peşmerge değil. Türkiye DAIŞ’i destekleme konusunda çok önemli bir rol oynadı. Çok ciddi anlamda insani yardıma ihtiyaç olduğu gibi, YPG/YPJ’nin modern donanıma ihtiyacı da var. Onları silahlandırmalıyız. Rojava sıradışı bir projedir. Bu projeyi İngiltere hükümeti desteklemeli ve önderlik etmelidir. İngiltere hükümeti Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni destekliyor fakat Rojava için hiçbirşey yapmıyor.”

    https://youtu.be/2PNU6mSWM04

    “ERDOĞAN’IN SON AÇIKLAMASI DAIŞ İLE İŞBİRLİĞİ YAPTIĞININ KANITIDIR”

    PYD Britanya temsilcisi Alan Şemo Rojava’da yaşanan son olaylarla ilgili görüşlerini aktardı: “Türkiye ile DAIŞ’in işbirliğini kolaylaştıran Tel Abyad’ın özgürleşmesi çok önemli bir gelişmedir. Avrupa’dan gelen cihadçılar, silahlar ve DAIŞ çete üyelerinin Türkiye’ye geçişini sağlayan bu bölgenin kurtarılması DAIŞ için çok büyük bir yenilgi oldu. Bu yenilgiyi kabul edemeyen Türkiye Hükümeti ve DAIŞ işbirliği yaparak Kobani’de katliam yaptı. Yayınlanmış videolar katliam yapmak için nasıl hazırlık yaptıklarını açıkça gösteriyor. Kadın, çocuk, sivil herkesi öldürdüler. Türkiye böylece nerede durduğunu açıkça belli etmiş oldu. Türkiye bölgede yıkıcı bir rol oynadı. Recep Tayyip Erdoğan: “Bedeli her ne olursa olsun Suriye’nin kuzeyinde Kürt devletinin oluşumuna izin vermeyeceğiz” açıklamasını yaptı. Bu başlı başına DAIŞ’e yardım ettiğinin kanıtıdır. Türkiye Rojava’yı askeri müdahale ile tehdit ediyor. Uluslararası toplumları Türkiye’nin bu tehdidine karşı destek olmaya çağırıyoruz.”

    https://youtu.be/EWc8aYNSxSU

    “KOBANİ HERŞEYE RAĞMEN AYAKTA KALACAK”

    Rojava’daki gözlemlerini aktaran gazeteci, yazar ve editör John Hunt, Türkiye’nin uygulamış olduğu ambargoya dikkat çekti. Hunt: “Savaşın dehşetine rağmen Kobani ayakta kalacak. Fakat Kobani Türkiye’nin uygulamış olduğu ambargo ile karşı karşıya. Özellikle Kürt Belediyelerin sağlamış olduğu kısıtlı ölçüde tedarik dışında, Türkiye yabancı ziyaretçilerin, gazetecilerin veya doktorların Kobani’ye girmesine izin vermiyor” dedi.

  • Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa…

    Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa…

    Daiş çetelerinin Kobane kantonuna yönelik 172 Kürdün yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan vahşi saldırılarının yankısı sürerken, aynı çizgideki İslamcı teröristlerin Kuveyt, Tunus ve Fransa’daki saldırılarında yüzlerce insan yaşamını yitirdi.

    Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa... 2

    KUVEYT: 25 ÖLÜ, 202 YARALI

    Kuveyt’in başkentindeki bir Şii camisine düzenlenen intihar saldırısında ölü sayısının 25’e yükseldiği bildirildi.

    İçişleri Bakanlığı yaptığu açıklamada saldırıda 202 kişinin de yaralandığını kaydetti.

    Saldırıyı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) bağlantılı bir örgüt üstlendi.

     

    Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı 1

    TUNUS: 37 Ölü, 36 Yaralı

    Tunus’un sahil kasabası Sousse’de bir otelin plajına saldırı düzenlendi. Sağlık Bakanlığı en az 37 kişinin öldüğünü, 36 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Ölenlerden en az 5 tanesinin Britanya vatandaşı olduğu belirtildi.

    Dünya İslamcı Teröristlerin Saldırıları İle Sarsıldı: Kobane, Kuveyt, Tunus ve Fransa... 1

    FRANSA: FABRİKAYI HAVAYA UÇURACAKLARDI

    Fransa’da, saldırıya uğrayan Amerikan gaz şirketinde bulunan kesik başın zanlının patronuna ait olduğu belirtiliyor.

    Olayın ardından terör soruşturması başlatılılırken, arabasıyla Lyon yakınlarındaki fabrikaya dalan Yasin Sali adlı 35 yaşındaki zanlı gözaltına alındı. Zanlının karısının da evinde gözaltına alındığı bildiriliyor.

    Bu kişinin kesik başı fabrikanın giriş kapısına asılı halde bulundu.

    Başsız cesedin üzerinde Arapça yazılar olduğu, ayrıca olay yerinde radikal İslamcı bir örgütün bayrağının olduğu belirtiliyor.

    Air Products adlı şirket, bir çok sektör için gaz ve kimyasal üretiyor.

    ‘Fabrikayı havaya uçuracaklardı’

    Şirketin 50 kadar ülkede 20.000’den fazla çalışanı var.

  • Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı

    Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı

    Tunus’un sahil kasabası Sousse’de bir otelin plajına saldırı düzenlendi. Sağlık Bakanlığı en az 37 kişinin öldüğünü, 36 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Ölenlerden en az 5 tanesinin Britanya vatandaşı olduğu belirtildi.

    Tunus´taki Terörist Saldırıda Ölen 37 Kişiden 5’i Britanyalı 1

    Yetkililer otele kumsaldan giren iki silahlı saldırgandan birinin öldürüldüğünü, diğerinin ise arandığını bildirdi.

    İçişleri Bakanlığı sözcüsü Muhammed Ali Aroui, saldırganların otele kalaşnikoflarla girerek ateş açtıklarını anlattı.

    Ölenlerin arasında Tunusluların yanı sıra İngiltere, İrlanda, Almanya ve Belçika vatandaşları bulunduğu belirtildi.

    İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond saldırıda en az 5 İngilizin öldüğünü teyit etti ve ölü sayısında artış olabileceğini kaydetti.

    Ramazan ayında yerli halkın otele gitmiş olması ihtimali düşük olarak görüldüğü için ölenlerin yabancı turistler olduğu sanılıyor.

    Tunus Cumhurbaşkanı Beji Caid Essebsi yaralıları hastanede ziyaret etti ve gerekli tüm önlemlerin alınacağı sözünü verdi.

    Olay yerinde vurulan saldırganlardan birinin öğrenci olduğu, yetkililerin bu kişi hakkında önceden bilgi sahibi olmadığı belirtildi.

    Yerel medya diğer saldırganın yakalanarak gözaltına alındığını bildirdi ancak bu bilgi henüz teyit edilmedi.

    Tunus’ta Mart ayında bir müzeye düzenlenen saldırıda çoğu turist 22 kişi ölmüştü.

    Ülkede bu saldırıdan sonra güvenlik önlemleri artırılmıştı.

    Deniz kenarındaki Sousse kasabası, Tunus’un turistik tatil yerlerinden biri olarak biliniyor.