Category: slıder

  • Kurumlar Kime Vermeyin Dedi, Ama Kime Verin Demedi

    Kurumlar Kime Vermeyin Dedi, Ama Kime Verin Demedi

    Kurumlar Kime Vermeyin Dedi, Ama Kime Verin Demedi 1

    Britanya Demokratik Güç Birliği, 7 Mayısta yapılacak Britanya seçimlerine ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Cemevinde yapılan açıklamada yaklaşan seçimlerde Kürdistanlı ve Türkiyeli seçmenin parti ismi vermeden oylarını tasarruf ve kemer sıkma politikalarına karşı oluşumlara vermeleri istendi.

    Britanya’da yapılacak parlamento seçimlerine 14 gün kala Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumlar ortak bir basın açıklaması yaparak Muhafazakar Parti ve UKİP gibi partilere karşı emekten yana olan partilerin desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ancak bu partilerin hangileri olduğu konusunda bir açıklama yapılmazken özellikle mevcut koalisyon hükümetinin politikaları eleştirildi. Demokratik Güçbirliği Platformu bileşenlerinin farklı partileri desteklediği biliniyor. Platform bileşenlerinin genel olarak İşçi Parti, Green Party ve TUSC adaylarını destekledikleri biliniyor.

    Pazartesi günü Cemevi binasında kurum temsilcilerinin katıldığı basın açıklamasında şunlar belirtildi: ‘‘Britanya’da seçimler yaklaşırken 3 ana partinin söylediği ortak nokta kamuda kesintilere devam edeceklerini, tasarruf politikalarını uygulamayı sürdüreceklerini beyan etmeleridir. Özellikle göçmen ve Avrupa Birliği karşıtı politikalarla oy toplamaya çalışan ve sözde öne çıkan UKIP ise, diğer ana partiler gibi vergi kaçaklığı yapan büyük şirketler için hiç bir yaptırım önermiyor. İşte böylesi önemli bir süreçte gerçekleşen Britanya’daki genel seçimlerde bu partiler emekçilere tasarruf ve kesinti politikalarından başka bir seçenek sunmuyor.’’

    Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmen emekçilere de seslenen Britanya DGB açıklaması şöyle devam etti; Böylesi önemli bir süreçte, Türk-Kürt kökenli emekçilerin ülke gündemine dahil olması, söyleyecek sözümüzün olması, oylarını kullanması, seçme ve seçilme hakkını kullanması, bu politikalara karşı mücadele eden kesimleri desteklenmesi önemlidir. Bu nedenle Demokratik Güç Birliği olarak bizler Britanya’da yapılacak olan 7 Mayıs’taki genel seçimlerde Türkiye kökenli göçmen emekçilerin tasarruf politikalarını kabul etmeyen, kesintilere karşı mücadele eden, herkes için parasız sağlık ve eğitim hakkını talep eden, savaş ve işgal politikaların reddeden, göçmenleri günah keçisi gösteren değil yerli ve göçmen emekçilerin birliğini savunan oluşumlara ve koalisyonlara oy vermesi çağrısında bulunuyoruz.’’

    Kurumlar Kime Vermeyin Dedi, Ama Kime Verin Demedi 1

    Britanya Demokratik Güçbirliği açıklamanın devamında şunları belirtti; ‘‘İngiltere’de 7 Mayıs’da yapılacak olan genel seçimler yaklaşırken, Türkiye’de yapılacak genel seçimlerde 7 Haziran’da gerçekleşecek. Britanya’da özellikle 2008’de ekonomik krizin ardından iktidara gelen koalisyon hükümeti tarafından uygulanan kemer sıkma (tasarruf) politikaları, eğitimden sağlığa konuttan sosyal yardımlara kadar bir çok alanda kesintileri ve saldırıları da beraberinde getirdi. Kentsel dönüşüm adı altında sosyal evlerin büyük şirketlere peşkeş çekilmesi, sağlık alanın özelleştirilmesi hedeflenerek bütçe yetersizliğinden dolayı hastahane servislerinin yetersiz kalması sonucu şirketlere devredilmesinin normalmiş gibi sunulması, belediye bütçelerindeki kesintiler sonucu bir çok servisin kapanması ve kamu çalışanlarının kademeli olarak işten atılması, yüksek öğretimin paralı hale gelmesi özellikle son 5 yılda koalisyon hükümeti tarafından öne çıkan saldırı politikalarından bazıları diyebiliriz.

    Sağlık, konut ve eğitim alanındaki bu saldırıların yanı sıra çalışma hayatındaki koşullar da kötüleşti. Kamu alanında çalışan emekçiler ücretlerine 3 yıllık zam alamazken, bir çok itfaiye bölümü kapatıldı. Öğretmenlerin çalışma koşulları ağırlaştırılırken, belediye, metro ve itfaiye olmak üzere bir çok alanda kademeli olarak işten atmalar yaşandı. Sıfır saat kontrat yanı sıfır sözleşmeyle iş garantisi ve iş haklarına sahip olunmayan, sermayenin ihtiyaçlarını karşılayacak kontratların önü açıldı. Gençlik evleri kapatılarak gençlerin güvenceli bir ortamda yeteneklerini geliştirebileceği, gençleri destekleyen, sosyalleşmesini sağlayan gençlik evleri kapatıldı.

    Kurumlar Kime Vermeyin Dedi, Ama Kime Verin Demedi 1

    Koalisyon hükümetinin büyük ortağı Muhafazakar partisi son 5 yıllık süreçte kemer sıkma politikalarının sadece %30 kadarını uyguladıklarını belirterek, daha refah bir ülke için gerek kamu alanında, gerekse de sosyal alanda bir çok kesintinin devam etmesi gerektiğini söylüyorlar. Koalisyon hükümeti ‘işsizliği azalttık!’ diyor ama 1 milyona yakın ‘çalışan yoksul’ olarak adlandırılan yeni bir kavramıda belleğimize koydular. Yaklaşık 1 milyon insanı aç evleri ve gıda yardım merkezlerine muhtaç ettiler. Zengin ile yoksul arasındaki uçurum giderek artarken, şirketler karına kar katıyor. Gerçek buyken başta koalisyon hükümeti ortakları olmak üzere hangi parti olursa olsun ‘bu yolda hepimiz biriz’ yada ‘herkes taşını altına elini koyacak’ söylemleri gerçeği yansıtmamaktadır. Elini taşının altına sokan, kesintilerin yükünü sırtlayan, elindeki ekmeği küçülen, yoksullaşan hangi ulustan olursa olsun işçiler ve emekçilerdir.’’

    Açıklamanın sonunda Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmenlerin oylarını, tasarruf ve kemer sıkma politikalarına karşı oluşumlara vermeleri çağrısı yapıldı.

    Kurumlar Kime Vermeyin Dedi, Ama Kime Verin Demedi 1

  • Gençlere İş İmkanları İçin Destek Artıyor

    Gençlere İş İmkanları İçin Destek Artıyor

    Gençlere İş İmkanları İçin Destek Artıyor 1

    Kariyer gününde iş verenler gençleri her alanda destekleyeceklerini belirttiler.

    Britanya Alevi Gençlik Federasyonu tarafından düzenlenen kariyer fuarında çeşitli alanlarda çalışan profesyoneller gençlerle buluşarak deneyimlerini anlattılar. Pazar günü, Dalston Cemevinde gerçekleşen ve tüm gün süren kariyer gününde, sonuç olarak da Kürt ve Türk iş verenlerin, iş imkanı arayan gençlere deneyim fırsatı sağlayacakları kararlaştırıldı. İş deneyimi programı yanı sıra, rehberlik programının da oluşturulacağına karar verildi.

    Yaklaşık 50 gencin katıldığı kariyer gününden gençlerin memnun kaldığı görüldü. Organizatörlerden Esin Güneş, ‘‘Bugün ilk etkinliğimiz olmasına rağmen 50 öğrenciyi topladık. Onlara hedeflerini kurmalarında destek olmak ve onlara farklı perspektifler kazandırmak önemli bir hedefti ve bunu başardığımıza inanıyorum. Aynı şekilde iş insanlarının da bağlantı kurmaları için güzel bir fırsat oldu diye düşünüyorum. Herkesin enerjisi çok güzeldi.’’

    Diğer baş organizatör Erbil Erbil, gençler ve işverenleri bir araya getirmek için güzel bir başlangıç olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: ‘‘Aslında herkesin gördüğü, hiç kimsenin bir şey yapmadığı, bir şeyi başardık bugün. Gençlerimizi ve başarılı iş adamlarımı ve iş kadınlarımızı biz buluşturduk bugün. Bugün gençler tecrübe kazandı, perspektif kazandı, fikir kazandı, bilgi kazandı. Biz bugün burada fikir deryası yarattık ve gençler de bundan faydalandılar. Belki hiç pilotluğu düşünmeyen bir genç pilotluk standına gitti pilotla konuştu. Belki müziği düşünmüyordu ama bugün müzik hayatını öğrenmiş oldu. Bugün biz burada çok şey başardık ama bu sadece başlangıçtı. Gençler ve iş insanların arasındaki bu ilişkiyi biz daha da büyüteceğiz, daha da büyük platformlara taşıyacağız. Ve her daim gençlere kariyerlerinde yön vermeye çalışacağız.’’

    Açılış konuşmasını yapan Cemevi başkanı Tugay Hurman gençlerin toplum içerisindeki önemini ve toplumsal çalışmalarını anlattı.

    Programda daha sonra farklı dallarda çalışan profesyoneller deneyimlerini ve mesleklerini nasıl geliştirdiklerini anlattılar. Ryanair de pilotluk yapan Onur Taşçı çocukluk hayalinin uçmak olduğunu ve mühendislik okuduktan sonra havacılık okuduğunu anlattı ve gençlerden büyük ilgi gördü.

    Hackney belediye encümeni Jonathan McShane siyasete girerek halkın sorunlarına çözüm bulmayı hedeflediğini ve toplumlar için bunun önemini anlattı.

    Avukat Serpil Ersan öncelikle siyasi nedenlerden dolatı İngiltere’ye neden gelmek zorunda kaldığını anlattıktan sonra kadınlar için iş hayatında başarılı olmalarının önemini anlattı. ‘Erkeklerin dünyasında yaşıyoruz’ diyen Ersan, kadınların kendi güçlerine inanmaları ve öncelikle kendi ayaklarının üzerinde durmalarının önemini vurguladı. Ersan son olarak bir insanın başarısının topluma neler geri verdikleriyle ölçüldüğünü ve genç kadınların başarılarını görmek istediğini ifade etti.

    Tasarım ve inşa firması kuran mühendis Hasan Dikme deneyimlerini ve kendisini çeşitli alanlarda nasıl geliştirdiğini anlattı.

    İş adamı Hüseyin Osoy avukat olmadığı halde nasıl avukat firması kurduğunu gençlere anlattı ve katılımcılara önemli olan hususun hedeflerinin olması olduğunu ifade etti. Osoy, gençlere ailenin en önemli unsur olduğu ve paranın çalıştıkça geldiğini ifade etti.

    İngiltere’de en genç Alevi belediye encümeni olduğunu belirten Enfield belediye encümeni ve muhasebeci Güney Doğan, gelecekteki nesillere bırakılan mirasın önemini vurguladı ve karar verme mekanizmalarında yer almalarını tavsiye etti.

    Programın ikinci bölümünde, gençler Citizen UK tarafından düzenlenen iş başvurularına ilişkin çalışma atölyesine katıldılar. Atölyelerle eş zamanda profesyonellerle ileride nasıl çalışmalar yürütebileceğine ilişkin tartışma yürütüldü.

    Katılan iş verenler ve profesyoneller gençlere iş imkanları sağlayacaklarını belirttiler ve ileride yapılacak benzer çalışmalara tekrar destek vereceklerini beyan ettiler.

    Son olarak farklı mesleklerde çalışanların açtıkları stantlarda gençler bilgi alıp bağlantı ağları oluşturma fırsatı buldular.

    Kariyer gününe katılan 16 yaşındaki ortaokul öğrencisi, Destiny Karakuş ileride ne yapmak istediği hakkında daha iyi fikri olsun diye geldiğini belirtti. Karakuş, ‘‘Bana göre ne tür işler var ona baktım. Muhasebecilik ilgimi çekti. Daha önce muhasebeciliği hiç düşünmemiştim- sadece parayla ilgili olduğunu düşünüyordum ama burada bana müvekkil ile iletişimin önemini anlattılar. UK Citizens’ın çalışmalarını öğrendim. Kariyer günü tekrar yapılırsa kesinlikle gelirim ve tavsiye ederim,’’ dedi.

    Kolejde güzel sanatlar okuyan 18 yaşındaki Burcu Gürgür, Alevi gençliği içerisinde çalışma yürüttüğünü ve böyle etkinliklerin gençler için çok önemli olduğunu anlattı. Gürgür gençlerin gelecekte neler yapabileceklerini düşünmeleri gerektiğini ve bu tür etkinliklerin ona vesile olabileceğini ifade etti. Gürgür, kendisi içinde güzel bir fırsat olduğunu anlattı: ‘‘Kendim bir çok insanlar konuşma fırsatı buldum. Gazeteciliğe ilgim var ve burada gazetecilik okumuş, şimdi gazetecilik yapan birisiyle tanıştım. Bana neler yapabileceğim konusunda bilgi verdi, ne tür gazetecilik var onları anlattı ve deneyim edinmem için yanında çalışabileceğimi söyledi.’’

    Kariyer gününe katkılarını sunan muhasebeci Haydar Ulus, ‘‘Gençlerimizin düzenlediği bu etkinlik çok önemliydi. Bugün ki çalışmanın en büyük kaynak noktası harmanlaşma ve komünal çalışmayı gerçekleştirmekti. Para talebiyle işverenlerimizi buraya getirmedik. Direk olarak emeklerine başvurarak gençlerimizle bir araya getirmek için çağırdık’’, dedi. Ulus şöyle devam etti: ‘‘Şunları özellikle belirtmek istiyorum, gençlerimizin Cemevine sahip çıkıp, gençleri buraya getirip, iş adamları ve iş kadınlarıyla bir araya getirip, onlarla birlikte ortak noktaları oluşturmaktır. İş verenlerimiz de bizleri mahcup etmediler, buraya geldiler ve iş deneyimi programlarına ve mentoring programlarına katkı sunacağız. Gençlerimize sahip çıktılar. İkinci olarak da Cemevi sadece ibadet ettiğimiz yer ve cenazelerimizin kalktığı yerler değil, aynı zamanda buraya gelen gençlerimiz her türlü alanda destek alabileceklerinin mesajını iletmek istedik. Gençler bugün burada büyük başarı sergilerdiler bu etkinlikle.’’

    Erbil son olarak katkı sunan herkese teşekkür etti ve iş verenlere seslendi: ‘‘Gençlere rehber olmaya hazır olduklarını söyleyen iş insanlarımız ve profesyoneller var. Ama hazır olmaları yetmiyor, kendilerini ön plana çıkarmaları gerekiyor, böyle platformları kaçırmamaları gerekiyor. Bu tür konularda yardımcı olmak isteyen kişilere çağrı yapıyoruz ve desteklerini bekliyoruz.’’

    Erbil, iş deneyimi arayan gençlerin BAGF ile irtibata geçmelerini böylece aradıkları iş alanına göre yardımcı olabileceklerini belirtti; ayrıyeten rehberlik programı oluşacak. Britanya Alevi Gençlik Federasyonu Facebook sayfasından irtibata geçebilirsiniz.

  • Kırkısraklılar Dayanışma Merkezinde Ermeni Soykırımı Paneli

    Kırkısraklılar Dayanışma Merkezinde Ermeni Soykırımı Paneli

    Kırkısraklılar Dayanışma Merkezinde Ermeni Soykırımı Paneli 1

    Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi yüzüncü yılında Ermeni Soykırımı ile ilgili bir panel düzenliyor. Bundan Yüz yıl önce bir buçuk milyon Ermeni soykırım ve tehcire uğratılmıştır. Aslında 1895 yılında 2. Abdülhamit döneminde başalatılan soykırım 1915 yılında İttihatçılar tarafında tamamlanmış oluyordu. 1915′ li yıllar Irmakların kırmızı aktığı, mağaraların yanık koktuğu yıllardır. Dünyanın kör ve sağır izlediği kırımdan kaçanların aç-susuz, yara- bere içinde ve dağları aştığı yıllardır. Ermenilerin taşınır ve taşınmaz mallarının yağmalandığı, zenginliklerine el konulduğu yıllardır. Günümüzde ise Ermenilere karşı kin ve nefret söylemi öne çıkarılarak düşmanlık yapılmakta ve Ermeni halkı baskı görmektedir. Devletin ve toplumun soykırımla yüzleşmesi adaletin sağlanması için son derece önemlidir. Tarihe ve insanlığa karşı sorumlu olduğumuz bilinciyle düzenlemiş olduğumuz panele yüreği insandan ve emekten yana atan herkesi bekliyoruz.

    Konuşmacılar: Dr Tözün İsa ve Araştırmacı -Yazar Ahmet Güven

    Tarih: 26 Nisan 2015, saat 13:00

    Yer: Kırkısraklılar Dayanışma Merkezi

    4-6 Derby Road, Enfield, London EN3 4AN

  • ‘Armağan’ın Ölümünde Hastanenin İhmali Var’

    ‘Armağan’ın Ölümünde Hastanenin İhmali Var’

     

    ‘Armağan’ın Ölümünde Hastanenin İhmali Var’ 2
    Armağan Denli

    Pazar günü hayatını kaybeden 3 yaşındaki Armağan Denli’nin ölümünde North Middlesex Hastenesinin ihmali iddiası Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumları harekete geçirdi. Britanya Demokratik Güçbirliği Platformu Cumartesi günü hastane önünde eylem yapacak.

    İki ay önce genç yaşta hayatını kaybeden Murat Alaboğaz’ın ölümü ile gündeme gelen North Middlesex Hastanesi şimdi de 3 yaşındaki Armağan Denli’nin ölümünde ihmali olması ile gündemde. Armağan Denli’nin ailesi çocuklarının ölümünde hastanenin ihmali olduğunu belirtirken, hastane hakkında gerekli yasal işlemleri başlatacaklarını ifade etti. Ailenin gazetemize verdiği bilgiye göre aynı hastanede çalışan Gayle Hunn adlı doktor tarafından Armağan’ın ölümünde hastanenin ihmali olduğu kendilerine itiraf edilmiş. Hastene yetkilileri tarafından gazetemize yapılan açıklamada tüm çocuk ölümlerinde olduğu gibi Armağan’ın ölümü ile ilgili de gerekli soruşturmanın başladığını ve soruşturma sonucunun aile ile paylaşılacağı belirtildi.

    ARMAĞAN GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME NASIL GİTTİ

    Cumartesi günü öğlen saatlerinde Yücel ve Fatoş çiftinin çocuğu küçük Armağan’ın ateşi yükselince annesi tarafından North Middlesex hastenesine götürülür. Ateşi 39 dereceyi geçen Armağan akşam saat 19:30’a kadar hastanede kalır. Ateşi bir türlü düşmeyen Armağan’ın başta kollarında olmak üzere vücudunun değişik bölgelerinde Menenjit belirtisi sayılabilecek lekeler gözükmeye başlar. Bu tür durumlarda kan ve tükürük testleri de yapılması gerekirken Armağan’a sadece idrar testleri yapılır. Akşama doğru ateşi iki derece düşen Armağan’ın su çiçeği hastalığına yakalandığı şüphesi ile taburcu edilir.

    Aile gazetemize şunları söyledi; ‘Gerekli testleri yapmadan çocuğumuzun su çiçeği olabileceği söylendi bize. Ve eve gidebileceğimizi belirttiler. Biz de hastaneden ayrılıp eve geldik.’

    Gece saatlerinde küçük Armağan’ın ateşi tekrar yükselip vücudundaki lekeler artınca aile ambulans çağırır. Ailenin belirttiğine göre, ilk gelen doktor çocuğu görür görmez çok ciddi olduğuna karar verdi. Acil penisilin iğnesi yaparak ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ama ne yazık ki tüm müdahalelere artık çok geç olması nedeniyle Armağan 19 Nisan Pazar sabahı saat dört civarında hayatını kaybetti.

    ‘GEREKLİ TESTLER YAPILSAYDI SONUÇ BÖYLE OLMAZDI’

    Ambulans ile tekrar aynı hastaneye kaldırılan Armağan’a müdahale eden uzman doktorlar gündüz hastaya bakan doktorları suçladı. Ailenin verdiği bilgiye göre gece çocuklarına müdahale eden bölüm şefi Gayle Hunn adlı doktorun kendilerine ‘gündüz ki doktorlar gerekli testleri yapsaydı sonuç böyle olmazdı’ dediği ifade edildi.

    ‘Armağan’ın Ölümünde Hastanenin İhmali Var’ 1

    CUMARTESİ GÜNÜ HASTANE ÖNÜNDE EYLEM YAPILACAK

    Armağan Denli’nin ölümünde North Middlesex hastanesinin ihmali olduğu iddiasıyla hareketen geçen kurumlar Britanya Demokratik Güçbirliği Platformu öncülüğünde Cumartesi günü saat 12:00’de Hastanenin önünde ‘ihmal sonucu ölümlere son’ diye eylem yapacak.

    18 Şubat tarihinde aynı hastanede hayatını kaybeden Murat Alaboğaz’ın ölümünde de hastanin ihmali olduğu ifade edilmişti.

    SORUŞTURMA BAŞLATILDI

    ‘Armağan’ın Ölümünde Hastanenin İhmali Var’ 3

    North Middlesex Üniversite Hastanesinden Paul Reeves konuyla ilgili gazetemize yaptığı açıklamada şunları belirtti: ‘‘Armağan’ın ailesine en derin başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Cumartesi günü ve Pazar sabahı acil servis bölümünde Armağan’ı tedavi etmeye çalışan doktor ve hemşirelerimiz Armağan’ın ölümünden çok derin üzüntü duydular. Hastanemizde hayatını kaybeden tüm çocuk ölümleri ile ilgili soruşturma açıldığı gibi, Armağan’ın ölümü ile ilgili de gerekli soruşturma başlatılmış ancak halen sonuçlanmamıştır. Soruşturma sonuçlandığında aileye bu konuda gerekli bilgilendirme yapılacaktır.’’

  • Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor 2

    Uzun emekler ve özverili çalışmalar sonucunda tamamlanan ‘Diren’ filmi, 9 Mayıs’ta gösterime giriyor.

    Yaşamlarına Londra’da devam eden toplumumuzun yetiştirdiği sevgi dolu ik genç Birkan Tercanlı ve Baran Bolat, ‘Diren’ isimli filmlerini Mayıs ayında gösterime sunmaya hazırlanıyor. Gençler, filmin tüm aşamalarında özveri ile çalışarak filmin çekim ve montajını tamamlayarak izleyiciye sunmaya hazırladı.

    Birkan ve Baran arkadaşlar, sıfır bütçeyle çektikleri filmlerinde, Londra’da doğup büyüyen bir gencin hikayesini anlatıyor. Film en başta, zayıf bir aile ilişkisi ve zorlu yaşam koşulları içinde bir çıkış yolu arayan gencin tutunduğu tek dal, fedakar annesi ve kızarkadaşıdır. Zorluklar ve sıkıntıların yakasını bırakmadığı gencin yaşamı içinde çıkmaza sürüklenişini beyaz perdeye yansıtan gençler, her üretken genç arkadaşlarımız gibi sponsor sıkıntıları ile de yüzleşti.

    Başrollerini Can Kabadayı ve Susku Ekim Kaya’nın yaptığı filmin yönetmenliğini Birkan Tercan ve yardımcı yazarlık, yardımcı yönetmenlik ve filmin ses kayıtlarını ise Baran Bolat gerçekleştirdi. ‘Diren’ filminde, Ayşe Nurdoğan, Erol Demir, Nazım Demir, Cem Yeşil, Dilan Seçgin, Ozan Opan, Mehmet Emin Şahin, Cem Ok ve Ufuk Bay’da oyunculukları ile filmin yapım aşamasında büyük emek ortaya koydular.

    Filmin yapımcıları ve yönetmenleri Birkan ve Baran arkadaşlar ile hazırladıkları film hakkında gerçekleştirdiğimiz reportajda öne çıkan en önemli nokta filmin yapım ve gösterime sunulması aşamasında sponsor konusu öne çıktı.

    Londra’da Çekilen ‘Diren’ Filmi İzleyiciyle Buluşuyor 1

    Film hakkında gazetemize açıklamada bulunan yönetmen Birkan Tercanlı, “yaşadığımız ülkede toplumsal sorunlarımızı dile getirecek bir film hazırlamak istedim. Bu filmin aileleri etkilemesini değilde daha çok bir mesaj vermek ve çocuklarına daha duyarlı davranmaları gerektiğini göstermektirç biz gençlere biraz daha destek sunulması gerektiğini savunuyorum. Filmin yapım aşamasında ve günlük yaşantımız da da karşılaştığımız en büyük sorun, aile desteği ve ailenin biz gençlere olan inancı ve motivasyonu. Ailelerimiz gençlere dahada destek olmalı ve motive etmeli.

    Yaptığımız sponsorluk görüşmelerinde firma sahiplerinden beklediğimiz desteği görmedik. Özellikle her fırsatta gençlere destek olduklarını dile getiren firma sahipleri bizim yaptığımız bu önemli işe destek vermemeleri bizleri derinden üzdü oysa bu iş insanları her ortamda gençlere yardımcı olduklarını idda ediyorlar.” İfadelerini kullandı.

    Baran Bolat ise verdiği demeçte, “ umarım bu yaptığımız film ile gurbette yaşayan sosyal ilişkilerden ve kendi etik değerlerinden uzak yaşayan ve içinde bulunduğu durumdan kurtulmanın yolu olarak hayatına son veren genç arkadaşlarımıza ve ailelerimize güzel bir mesaj verebilmek adına bu filmin yapımı için canla başla çalıştık.”

    ‘Diren’ filmi ile ilgili daha fazla bilgi edinebilmek için facebook.com/bibafilm ve Instagram.com/direnfilm ayrıca 9 Mayısta Odeon Lee Valley sinemasında saat 20.00’da yapılacak tek gecelik gösterimin, biletlerini rezervasyon usulu 07718080838 numaralı telefondan yaptırabilirler.

  • Yoksullaşan Çocuklu Aileler

    Yoksullaşan Çocuklu Aileler

    İngiltere’de hayat koşulları gittikçe zorlaşıyor. Dünyanın en büyük ekonomiklerinden biri olan İngiltere’de yaklaşık 1 milyon insan, bunun 400 bini çocuk, yiyecek bankaları olarak bilinen yardım kuruluşlarından geçimini sağlıyorlar. Bunun yanında İngiltere’de çalışan yoksullar adlı bir kavram yaklaşık 5 milyon insanı etkiliyor. Çalışan yoksullar kavramı daha çok asgari ücret ile çalışıp geçimini sağlayamayan kişiler için kullanıyor. Bu insanlardan bir kısmının da yiyecek bankalarından geçindikleri dikkat çeken bir başka gerçek. Bu haftaki yazımızda İngiltere’de bu anlamda yaşanan zorlukların bazılarına değineceğiz.

    İngiltere’nin saygın kuruluşlarından biri olan Joseph Rowntree Foundation’nin yaptığı araştırmaya göre İngiltere’de parasal sıkıntı riskini en çok yaşayan kesimin çocuklu aileler olduğunu açıkladı. Rapora göre yetersiz gelirli veli ve çocukların sayısının 2013 yılından bu yana 3 kat arttığına dikkat çekildi. Araştırmayı yapan Joseph Rowntree Foundation yetkilileri bunun sebebini genç ve çalışma çağındaki yetişkinlerin gelirlerindeki durgunluk ve sosyal yardımların kesilmesine bağladı. Araştırmanın sonuçlarını bir bireyin asgari anlamdaki ihtiyaçları üzerinden hesaplayan Joseph Rowntree Foundation’un bulguları hükümet yetkileri tarafından eleştirildi. Hükümet bu bulguları bir taraftan eleştirirken diğer yandan bir çok yardım kuruluşu ve hatta İngiltere Kiliseler Birliği durumun rapordakinden daha kötü olabileceğine dikkat çekti.

    Asgari ücretin 21 yaşı üstündekiler için £6.50 olduğu İngiltere’de ücretlerin enflasyonun altında kalması bir çok kişiyi zor durumda bırakıyor. Bunun yanında Londra’da yaşayan bir çok kesim burada her şeyin daha pahalı olmasından dolayı asgari ücretin Londra’da Londra Yaşam Ücreti olarak değiştirilip en az £10 olması gerektiği konusunda kampanya yürütüyor. Buna bağlı olarak insanların gelirlerinin yükselmesi bir yana, yaklaşık 8.1 milyon veli ve çocuğun gelirlerinin kendilerine gereken temel gelirin altında olduğu gerçeği herkesi şaşırtsa gerek.

    Bu koşullarda büyüyen çocukların suç işlemeye ya da diğer suçlara karşı daha yatkın oldukları bilinen bir gerçek. Var olan koalisyon hükümeti ve öyle görünüyor ki bundan sonraki hükümetlerde bir yandan sosyal yardımlardan ciddi kesintiler yapıp koşulları zorlaştırarak bir yandan da ücret yükselişlerini engelleyerek bir çok aileyi kırılma noktasına getirecekler. Hiç şüphesiz bu zor koşullar her zaman olduğu gibi en çok çocukları etkileyecektir. Göçmen olarak geldiğimiz bu ülkede artık kalıcı olduğumuzun farkına varıp kendi sorunlarımıza karşı daha duyarlı olmanın zamanı geldi de geçiyor gibi. Duyarlı olup yerli göçmen bu sorunları yaşayan herkes ile ortak hareket etmek hem kendimiz hem de çocuklarımızın geleceği için atacağımız en iyi adamlardan

  • Üniversiteye gitmek artık hayal mi?

    Üniversiteye gitmek artık hayal mi?

    Oktay Şahbaz
    Oktay Şahbaz

    19 Kasım 2014’de Londra’nın merkezinde binlerce üniversiteli veya yakında üniversiteye gidecek kolejli genç £6000-£9000 arası artırılan üniversite harçlarını protesto etmek için eylem yaptılar. En son 2010 yılında yapılan öğrenci eylemlerinden sonra bu eylemin bu denli kitlesel ve coşkulu olması gençliğin nerdeyse ‘yeter artık’ dediği bir surecide dikkat çekiyor. Hükümet üniversite öğrencilere yapılan harç dayatmasına çözüm olarak öğrencilere borçlanmaktan başka bir çare sunmazken üniversite eğitimini bitiren bir gencin yaklaşık £45 bin sterlin borçla bitirip, hayata eksi bir yerden başlamasını normal karşılıyor. Yani paran varsa ver oku paran yoksa da borç al ölene kadar borç batağında boğul mantığı ile bir çok gencin geleceği ile oynuyor.

    Çok ilginçtir aslında bu uygula 1997 de iktidara gelen İşçi Partisinin (Labour Party) bir buluşu. 1997’de iktidara gelir gelmez bursları kaldırıp harçları hayata geçiren işçi Partisi hem dün hem de bugün bir çok gencin geleceğini karartmaktan sorumlu. Başta £1000-£1500 liralık harçla başlayan, daha sonra yine işçi Partisi hükümeti tarafından £3500’e çıkartılan uygulama bugün Koalisyonu hükümeti tarafından 2010’de yapılan uygulamayla en az £6000 en fazla £9000 kadar çıkartıldı. Bu uygulamanın ilerleyen günlerde yükseleceğine kesin gözüyle bakılırken özellikle Russel Group üniversitesi olarak bilinen Cambridge, LSE, King’s College gibi prestijli üniversitelerin bu rakamı daha da yükseltmek için Yüksel Eğitim Bakanlığından onay beklediği biliniyor.

    Tabiki bu gelişmeler en başta dar gelirli, yoksul ve göçmen çocukları etkiliyor. Bir çok genç belki de bu gelişmeler karşısında borçlanmaktan korkup, gelişmeleri bir kader görüp, üniversite gitme hayalini rafa kaldırıyor. En son 2010 da yapılan ve yaklaşık 50 bin öğrencinin katıldığı öğrenci eylemlerinden sonra geçen hafta yapılan ve yine binlerce gencin katıldığı yürüyüşte gençlerin verdiği ‘Hayatımızı borç içinde geçirmek istemiyoruz’ mesajı önemli ve herkesin sahip çıkması gereken bir mesaj. Buna da sahip çıkmanın en doğru yöntemi yerli ve göçmen bir çok gencin örgütlü bir şekilde hareket etmesi olacaktır. Geleceklerine sahip çıkmak için bir çok üniversiteli yada kolejli genç bugün ya Ulusal Öğrenci Birlik (NUS)’lerinde ya Harçlara ve Kesintilere Karşı Ulusal Kampanya (NCAFC) grubunda yer almalı. Yada bugün Day-mer Gençlik gibi, Türk ve Kürt toplumu içinde başarılı işler yapan ve yerli göçmen gençler arasında ortak sorunlara karşı ortak mücadeleyi savunan gençlik gruplarında yerimizi almamız hem kendimiz hem de gelecek nesiller için atacağımız en doğru adam olur.